CANLI
SKOR
İskender Günen

İskender Günen

Salah’ın soyunma odasındaki varlığı yeter

🔴 Salah imza attı ve dünyada büyük yankı uyandırdı. Trabzonspor'un bu hamlesi için yorumunuz nedir?
Türk futbolu tarihi boyunca birçok sansasyonel transfere tanıklık etti ancak Salah'ın Trabzonspor forması giymesi sadece Karadeniz'de değil, dünya futbolunda deprem etkisi yaratacak türden bir hamleydi. Premier Lig ve Mısır futbolunun ikonik ismi Salah'ın Trabzon'a ayak basması, kulübün vizyonunu ve küresel vitrindeki imajını bambaşka bir seviyeye taşıdı.
🔴 Salah'ın Trabzonspor'un oyunundaki rolü ne olur? Neler bekliyorsunuz?
Salah sadece sağ kanatta çizgiye basan klasik bir kanat oyuncusu değil; modern futbolun ölümcül hücum silahlarından biri. Trabzonspor'daki ana rolü, takımın hücum aklı ve birincil skor yükünü sırtlayan lider olmak üzerine kurulacaktır. İçeri kat ederek attığı sol ayak vuruşları, rakip savunmanın dengesini bozmaya yeter. Savunma arkası koşuları, ikincil bir silah olarak öne çıkar. Çift kişilik markajlarda forvetlere geniş alanlar sağlar. Takımın mental düşüncesi için ise Şampiyonlar Ligi ve Premier Lig kupaları kazanmış bir karakterin soyunma odasındaki varlığı büyük bir öz güven aşılayacaktır.
🔴 Dev transferin ardından başka bölgelere de hangi hamleler yapılmalı?
Kabul etmek gerekir ki; dünyanın en iyi kanat oyuncularından birini kadronuza katmış olsanız da futbol bir takım oyunudur. Salah'tan tam verim alınması için yönetimin acilen takımda eksik bölgeleri desteklemesi lazım. Sıkıntılı yerin başında orta alan geliyor. Oulai'nin ayrılması ve Folcarelli'nin sakatlığı sorunları büyütüyor. Savunma güvenliğini sağlayacak bir orta alan oyuncusu olmazsa olmaz. Bir de Salah'ı doğru zamanlamayla buluşturacak bir yaratıcı isim. Savunmada ise hücum hattı bu kadar güçlüyken bazen takımın boyu uzayabilir. Arkadaki boşlukları süpürecek çabuk stoper şart.

DENGELİ BİR OMURGA ŞART!
🔴 Trabzonspor'un hazırlık maçlarındaki performansını nasıl buldunuz?
Şu ana kadar hazırlık maçlarındaki olumsuz performans endişelendirmemeli ama yönetime de ciddi uyarılarda bulunmalı. Hazırlık dönemleri fiziksel yüklemelerin yapıldığı, taktiksel denemelerin denendiği süreçlerdir. Ancak maçlar, gösterdi ki savunmadan hücuma geçerken sorunlar yaşıyor. Bu yüzden orta sahanın direnci düşük kalıyor ve savunma yıpranıyor. Hücuma çıkışlarda orta saha bağlantısı ve baskı karşısında topu kullanma problemi var. Sonuç; Salah büyük heyecan yaratabilir. Ancak aksaklıklar giderilmezse, dünyanın en büyük yıldızları bile sistem eksikliği yüzünden yalnız kalır. Salah'ın etrafını örecek dengeli bir omurga şart.

Tarihin en epik yarı finalleri

2026 Dünya Kupası'nda kelimenin tam anlamıyla Devler Ligi sahnesine girildi. Önceki gece uzatmalara giden maçlarda sinir harbi şeklinde geçen çeyrek final maçlarının ardından yarı final eşleşmeleri belli oldu. Bir tarafta erken final niteliğinde Fransa- İspanya, diğer taraftan ise tarihi rekabetlerin en büyüğü olan Arjantin- İngiltere… Turnuva tarihinde ilk kez FIFA sıralamasının ilk 4 sırasındaki takım, aynı anda yarı finale adını yazdırarak futbolseverle kusursuz bir menü sundu. Çeyrek finalde İngiltere'nin Haaland'lı Norveç'i, son şampiyon Arjantin'in ise İsviçre'yi ancak 120 dakikalık büyük mücadele sonunda eleyebilmesi turnuvanın ne denli yüksek bir fiziksel ve taktiksel kalitede geçtiğinin en önemli göstergesi olarak yorumlanabilir.

TURU GEÇEN MUTLAK FAVORİ
Herkesin gözü hiç kuşkusuz Fransaİspanya erken finalinde. Mbappe'li Fransa'nın pragmatik ve makine düzenindeki oyunu, İspanya'nın büyüleyici pas kalitesine karşı turnuvanın en büyük sınavını verecek. Bu turu geçen takım, finalin mutlak favorisi olacaktır. Diğer tarafta ise nostaljik bir hesaplaşma var. Son turnuvasında tacını korumak isteyen Messi ile milli takım şansızlığını kırmak isteyen Kane karşı karşıya gelecek. 120 dakikalık yorgunlukların ardından bu iki dev eşleşmeden kimin finale yükseleceğini kestirmek güç. Ancak kesin olan tek şey, futbol tarihinin en epik yarı finallerinden birine tanıklık edeceğiz…

LİONEL MESSİ SON BAŞYAPITINI İŞLİYOR!
2026 Dünya Kupası'nda Lionel Messi sadece futbol oynamıyor adeta görkemli kariyerinin son başyapıtını tuvale işliyor. Son şampiyon unvanıyla geldiği bu turnuvada ilerleyen yaşına rağmen Arjantin'in saha içi aklı, lideri ve en büyük güvencesi olmaya devam etmekte. Attığı gollerle, yaptığı asistlerle bir futbol sosu ortaya koyuyor.

'SU MOLASI' OYUN RİTMİNİ DÜŞÜRÜYOR
Bir başka dikkat çekilecek önemli konu ise; görünen o ki endüstriyel futbol, klasik futbolun ruhunu öldürmekte. 'Su molası' adı altında yapılan molaların takımların oyun ritmini düşürdüğü inancındayım. Almanya ve Portekiz'in erken vedası ve beklentilerin uzağındaki Türkiye'nin hayal kırıklığı yaratması, Fas, Norveç ve Yeşil Burun'un renk kattığı turnuvada bundan sonra hata payı yok…

ABD maçı geleceği belirler

🔴 Dünya Kupası'na vedaya çıkıyoruz… ABD maçında hedefimiz ne olmalı?
Dünya Kupası hayali sona ermiş olsa da ABD ile oynanacak son karşılaşma önemli bir sınav niteliği taşıyor. Çünkü bu maç takımın karakterini, geleceğe bakışını, yeniden ayağa kalkma isteğini gösterme fırsatı. Büyük turnuvalarda elenmek her zaman kabul edilemez. Hele ki kısa süre önce EURO 2024'te çeyrek final oynayan bir takımın Dünya Kupası'nda beklentilerin altında kalması daha çok sorgulanır. Ancak futbolun gerçeği şudur; başarısızlık dönemlerinde verilen tepkiler, geleceği belirler… Bu karşılaşmada hedef sadece gol atmak ya da bir puan almak olmamalı. Bunlar moral açısından değer taşır. Ancak daha önemlisi, sahada yeniden mücadele eden, öz güvenini kazanmaya çalışan ve takım olma duygusunu gösteren bir A Milli Takım izletilmesi gerekmektedir. Sonuç ne olursa olsun, önemli olan bu sürecin doğru değerlendirilmesidir. Futbolda her büyük dönüşüm önce küçük bir umut ışığıyla başlar.

🔴 Bu takım 2024'te çeyrek final oynadı. Ancak iki maçta tek gol atamadı. İki yıl gibi kısa sürede nasıl bu kadar geriledik?
Futbolda başarı kadar süreklilik de önemlidir. 2024 yılında gösterdiği mücadele, inanç ve takım ruhuyla milyonları gururlandıran milli takım kısa sürede bambaşka bir görüntüye büründü. 2026 Dünya Kupası süresinde ortaya çıkan etkisizlik ve gol yollarındaki üretimsizlik, sadece bir turnuva başarısızlığı değil. Daha derin sorunların işareti olarak görülmeli. Bu düşüşün tek bir nedeni yok. Oyuncu performanslarındaki dalgalanmalar, oyun anlayışındaki belirsizlikler, takım içindeki istikrar sorunu ve uzun vadeli planlama eksiklikleri bu tablonun oluşmasında etkili oldu. 2024'te A Milli Takım'ın en büyük gücü, mücadele azmi ve birlikte hareket edebilmesiydi. Ancak futbolda rakipler sizi zaman içinde analiz eder, başarıyı sürdürebilmek için yeni çözümler üretmek, oyunu geliştirmek ve değişime ayak uydurmak gerekmektedir. Dünya Kupası'ndaki hayal kırıklığı bir son değil, önemli bir uyarıdır. Geçmiş başarılarla övünmek yerine geleceğin takımını bugünden kurmak büyük önem teşkil ediyor.

BU BİZE BİR UYARI
🔴 24 yıl bekledik, 2 maç sonunda Haiti ile birlikte ilk elenen takım olduk. Milli Takım'ın kapasitesi bu muydu, biz mi gözümüzde büyüttük? Yanlışlar nelerdi?
Öncelikle gerçekçi olmak gerekmekte. Türkiye son yıllarda Avrupa'nın önemli liglerinde forma giyen, piyasa değeri yüksek ve bireysel becerileri tartışılmayacak bir jenerasyon yakaladı. Ancak futbol sadece bireysel kaliteyle oynanmıyor. Dünya Kupası gibi organizasyonlarda takım kimliği, oyun planı ve mental güç, en az yetenek kadar belirleyici oluyor. Türkiye'nin en büyük sorunu ne yapmak istediğini sahada net bir şekilde ortaya koyamamasıydı. Hücumda üretkenlik eksik kaldı, savunmada yapılan basit hatalar ağır sonuçlar doğurdu. Oyuncuların üzerindeki baskı da performansı olumsuz etkiledi. Peki biz bu takımı gözümüzde fazla mı büyüttük? Bir ölçüde evet. Eleme maçlarında ve hazırlık karşılaşmalarında alınan sonuçlar beklentileri yükseltti. Ancak Dünya Kupası'nın seviyesi farklı. Burada küçük hatalar bile affedilmiyor. Yine de bu başarısızlığı sadece oyunculara ya da teknik heyete yüklemek doğru olmaz. Türk futbolunun yıllardır devam eden altyapı, planlama ve organizasyon sorunları bu turnuvada da ortaya çıktı. İki maç sonunda gelen veda büyük bir hayal kırıklığı yarattı ancak asıl mesele elenmek değil, bu başarısızlıktan doğru dersleri çıkarabilmek. Aksi halde 24 yıllık hasret sona erse bile hayal kırıklıkları sürecektir.

TAKIM RUHU KAZANIR
🔴 Turnuva size göre nasıl gidiyor. En beğendiğiniz takımlar hangisi? Sizce sürprizler var mı?
İspanya oyun anlayışı ile Fransa ise yıldız isimleriyle öne çıktı. Arjantin, Messi'nin ilerlemiş yaşına rağmen performansıyla dikkat çekiyor. İngiltere, Hollanda ve Almanya güçlü kadrosuyla şampiyonluk adayları arasında gösterilebilir. Sürprizler ise Yeşil Burun Adaları, Fas, İran, Güney Kore. Favoriler bir hayli fazla. Ama sadece yıldızlar değil, takım ruhunu sahaya yansıtan diğerlerine göre çok daha öne çıkacaktır.

REKABET YOKSA GELİŞİM OLMAZ
🔴 Montella geldiğinden beri aynı kadroya sarıldı. Bu kadronun artık değişmesi gerekiyor mu? Kimlere haksızlık edildi?
Milli Takım teknik direktörlerinin en büyük görevi sadece mevcut kadroyu yönetmek değil, geleceğin takımını da hazırlamaktır. Aynı isimlere sürekli güvenmek bazen istikrar getirir ancak performansı düşen oyuncuların forması garanti hale gelirse rekabet ortamı zarar görür. Montella döneminde bazı oyuncular kendilerini kanıtlama fırsatını yeterince bulamadı. Özellikle kulüplerinde düzenli oynayan genç ve yükselişte olan futbolcuların milli takımda daha fazla değerlendirilmesi gerekiyor. Kadroya alınan bazı isimlerin forma şansı bulamaması da ayrı bir sorun. Özellikle hücum hattında ve orta sahada alternatiflerin artırılması gerekmekte. Rekabetin olmadığı yerde gelişim de zorlaşır.

Net bir bitirici alınmalı!

🔴 Trabzonspor'un hangi mevkilerde transfere ihtiyacı var? Onana takımda kalmalı mı?
Trabzonspor, 2026-27 sezonuna önemli bir yeniden yapılanma süreciyle girmek zorunda. Kadroda yaşanacak ayrılıklar ve bazı bölgelerdeki belirsizlikler yönetimi kritik kararlarla karşı karşıya bırakmış durumda. Geçen sezon kısıtlı kadrosuna rağmen ligde başarılı bir süreç geçiren ve Türkiye Kupası'nı alma başarısı gösteren Trabzonspor'un, takımın omurgasını koruyup doğru takviyeler yapması, gelecek sezon için en önemli unsur olarak öne çıkmakta.
Savunmada tecrübeli Savic'in liderlik katkısı vermesine rağmen sakatlık riski nedeniyle yerine daha genç ve hızlı bir stoper ihtiyacı belirginleşiyor. Bu bölgeye yapılacak yanlış bir planlama, savunma dengesini sezon boyunca zorlayabilir. Orta alanda Oulai için olası satış iddiaları takımın oyun kontrolü açısından büyük risk taşımakta. Eğer bu bölgede kayıp yaşanırsa yerine doğrudan ilk 11 seviyesinde bir oyuncu alınması şart. Hücum hattında ise kanatlarda Nwakaeme ve Visca gibi isimlerin ayrılığından sonra mutlak adam eksilten ve dribbling özelliği olan kenar oyuncularına büyük gereksinimi var. Önde Augusto'nun ayrılması, gol üretimi konusunda soru işaretleri yaratmakta. Eğer ayrılık gerçekleşirse yerinin net bir bitirici ile doldurulması gerekmekte. Kaleci pozisyonunda ise Onana konusunu teknik heyetin önünde ayrı bir dosya olarak duruyor. Buna nasıl bir çözüm bulunur şu an belli değil. Çünkü istenilen ücret Trabzonspor'un bütçesini çok fazla zorlayacaktır. Kalması halinde istikrar sağlanabileceği düşünülse de zaman zaman yaşanılan bireysel hatalar soru işaretlerini de beraberinde getirmekte.

Tekke ve oyuncularını kutluyorum

Trabzonspor'un Süper Lig'de başarılı bir sezon geçirdiği gerçeği var ama böyle bir sezonu kupayla taçlandırmak büyük önem taşımaktaydı. Dün Antalya'da beklenilen ve arzu edilen kupaya uzanma başarısı gösterdiler. Her iki takımın da ortaya koydukları mücadeleye saygı duymak gerekmekte. İlk yarı oyununun kontrolünü Trabzonspor elinde tuttu. Dikkat çeken en önemli isim Zubkov oldu. Sağ kanatta Pina ile kurduğu etkili bağlantılarla Konya savunmasını zorladı. Trabzonspor hücumlarının büyük bölümü, Zubkov'un yönlendirdiği organizasyonlarla şekillenirken yine sağdan gelişen atakta hazırlanan pozisyonu Onuachu gole çevirdi. Orta alanda Bouchouari'nin enerjisi ve top kullanımı da önemli katkı sağladı. Hem savunmada hem de oyun kurulumunda sorumluluk alan oyuncu olarak öne çıktı.
İkinci yarı ise ilk devredeki görüntüden farklı bir Trabzonspor vardı. Konyaspor'un topa daha fazla sahip olduğu, top üçüncü bölgeye geldiğinde pozisyonlar ürettiğini gördük. Savunmanın bir anlık yerleşme hatasının ardından Konya'nın beraberlik golü geldi. Maçın kırılma anı ise Enis Bardhi ile kaçan penaltı oldu. Ardından Trabzonspor'un kazandığı penaltı ve Onuachu ile öne geçen taraf Trabzonspor. Kendileri açısından her türlü zorluklara rağmen ligde göstermiş oldukları başarılı bir sezon sonrasında bunu kupayla taçlandıran Trabzonspor'u başta teknik adam Fatih Tekke ve oyuncularını kutlamak gerekiyor.

Değişiklikler yaradı

Trabzonspor, zor da olsa finale çıkma başarısı gösterdi. Gençlerbirliği ligdeki konumundan dolayı rotasyonlu bir kadroyla sahadaydı. Çok rahat geçmesi beklenen müsabakada zorlukların önde olduğu süreler öne çıktı. Bir maç düşünün… Onuachu gibi bir oyuncunuz varsa, topla buluşturmanız gerekmekte. Ama bu bir türlü gerçekleştirilemedi. Kendi sahasında kalabalık oyun anlayışı olan takıma karşı kenar ataklarının önemi çok büyüktür. Topa sahip olmak önemli ancak ilk yarı iki kenardan da atak girişimleri hiç yok! Özellikle sol kanatta Lövik'in temposu ve pozisyon bilgisi yetersiz görüntü ortaya çıkardı. Orta sahada Oulai ve Bouchouari oyuna ağırlık koyamazken bordo-mavililer, hücum organizasyonlarında ritim problemi yaşadı. İlk 45 dakika şut bile çekemeden bitti. İkinci yarı oyun; final pasları yetersizliği, anlamsız pas hataları, hücumda organizasyonların olmayışı şeklinde sürdü. İlk kez 54. dakikada Muçi ile gelen gol pozisyonu var. Sonrasında ani gelişen Gençlerbirliği atağı, savunmanın yaptığı hata ve rakibin 17 yaşındaki oyuncuyla bulduğu gol… Golden sonra yapılan oyuncu değişikliklerinin ardından ise Gençlerbirliği, kendi sahasında kaldı ve Trabzonspor baskıyı artırdı. Kornerden gelen topta Gençlerbirliği oyuncusunun kendi kalesine attığı golle beraberlik yakalandı. Maçın son dakikalarında Muçi, bu sezonki kritik gollerinden birini kaydederek takımını finale taşıdı. Oynanan oyundan çok, önemli olan final biletini almaktı.

Paul Onuachu yalnız kaldı

Trabzonspor'un maça çıkardığı ilk 11, merkez ağırlıklı bir planın işaretiydi. Orta alanda Bouchouari, Folcarelli ve Ozan ile burada yoğunluğu hedeflerken Onuachu tek santrfor olarak önde bırakıldı. Kanat oyuncusu eksikliği bana göre önemli bir sorun olarak göze çarptı. Göztepe maça daha istekli ve organize başlayan taraftı. Topa sahip oldu, Trabzonspor'u geri itti. Ve oyunun kontrolünü ele aldı. Baskı golle sonuçlanırken Trabzonspor'un çıkış sorunları ve pas hataları oyunun ritmini tamamen rakibe verdi. Trabzonspor'un en büyük sorunu kenar oyuncu eksikliğinden dolayı oyunu açamamasıydı. Hücumlar merkezde sıkıştı. Onuachu yalnız kaldı. Ve üretkenlik istenilen düzeyde bir türlü gerçekleşmedi. İlk yarıda Mustafa'nın da kırmızı kart görmesiyle Trabzonspor 10 kişi kaldı. Muçi'nin yerine Oulai değişikliği daha çok mücadele ve tempo hedefi gösterse de oyunun dengesini bir türlü değiştirmedi. Göztepe, topa sahip olan ve oyunu yöneten taraf oldu. Trabzonspor ise tamamen eksik kalmasına rağmen direnmeye çalıştı. Görünen o ki kendi sahasında Galatasaray galibiyetinden sonra bir türlü fiziksel ve mental anlamda yeterlilik gösteremedi. Özellikle fiziksel anlamda da düşüşler ortaya çıktığında arzu edilen ve beklenilen sonuçlar alınamaması hayal kırıklığı yaşattı. Ama 10 kişi kalmalarına rağmen maçın son dakikalarında Umut ile gelen golle 1 puan alma başarısı gösterdiler.