CANLI
SKOR
İskender Günen

İskender Günen

Hayal kırıklığı

Ligin ilk maçları zordur. Trabzonspor için Başakşehir gibi kadro kalitesi ve derinliği olan takıma karşı deplasmanda lige başlamak da ayrı bir dezavantaj. Çünkü Trabzonspor, içinde bulunduğu mali durum yüzünden gerekli transferleri yapamadı ve ilk 11'de geçen yıldan farklı olarak, sadece sol bek Ibanez ile stoperde Toure'yi sahaya sürebildi. Başakşehir ise Avrupa maçından sonra rotasyon yaptı. Kendileri için çok önemli olan Emre ve Mahmut ikilisinin yerinde, ilk kez yan yana oynayan Gökhan İnler ve Soner tercihi vardı.
Oyunun başlamasıyla Başakşehir önde baskı yaptı ve Trabzonspor'u hataya zorlayarak rakip alanda daha fazla göründü. Trabzonspor'un en yumuşak karnı olan sol kenarından Caiçara ve Visca ikilisi ile atak girişimleri vardı. Herkes tarafından bilinen gerçek, geçen yıldan beri Başakşehir'in sağ kenarındaki ikili oyunun bu takım için hücumda üretkenliğiydi...
Maça Ibanez gibi yetersiz bir isimle başlamak, bana göre yanlış bir tercih. Ibanez ile başlandığında önünde Abdülkadir ya da Yusuf'u tercih etmek de yanlış. Çünkü her iki oyuncunun da savunma tarafları zayıf. Ibanez'in önünde Olcay'la başlamak gerekirdi.
Yenilen gol ise yine geçen yılki duran top zaafıyla aynı. Da Costa iki kez kornerden gelen topa rahatlıkla kafa vurdu, üçüncüsünde ise golü attı. Rakip alanda topla buluştuğunda beklentilerin büyük olduğu Sosa, Yusuf ve Abdülkadir tam bir hayal kırıklığı yarattı. Orta alanda Okay'ın ayrılmasıyla birlikte Onazi dışında mücadele eden oyuncu olmadığı için rakip rahatlıkla üçüncü bölgeye geldi ve gol pozisyonları üretti. Lige kötü bir başlangıç yaptılar ama oynanan oyun, sonuçtan daha büyük hayal kırıklığı...

Kucka çıkınca...

Hedeflerı farklı iki takım vardı dün gece sahada... Osmanlıspor ateş çemberinin içinden çıkma derdinde, Trabzonspor ise Avrupa bileti peşinde. Burak ve Onazi sakatlık, Okay ise sarı kart cezası yüzünden forma giymiyordu Trabzonspor'da. Özellikle Okay ve Onazi gibi mücadele gücü yüksek iki oyuncunun yokluğunda nasıl bir orta alan kurgusu oluşturulacağı merak ediliyordu.
Rıza Çalımbay'ın çıkardığı 11'de savunmanın önünde Kucka ve Olcay yer aldı.
Rodallega ise Burak'ın yokluğunda ileride görev yaptı. İlk yarı Trabzonspor en rahat maçlarından birisini oynadı.
Osmanlıspor, Serdar Gürler ve Umar Aminu'yu savunmanın arkasında topla buluşturarak gol pozisyonları üretmeyi düşünen bir anlayış içerisindeydi. Orta alanda ise hiçbir dirençleri ve rakibe baskıları olmadığı için Kucka ile Olcay, Trabzonspor ataklarını başlatan ikili olarak öne çıktı. Kucka geldiği günden bugüne kadar en etkili maçlarından birini oynadı.
Özellikle Yusuf'a attırdığı golde yaptığı asistle öne çıktı.
İlk yarı rakip alanda ayağa pası daha fazla yapan ve oyunu istediği gibi yönlendiren bir Trabzonspor vardı. Osmanlıspor'un ikinci yarı Musa'nın attığı gole Trabzonspor, Rodallega ile hemen yanıt verdi.
Bordo-mavili takım, ikinci yarı 3-1'den sonra Yusuf ve Pereria ile girilen net gol pozisyonlarından yararlanamadı. İkinci yarı, ilk yarıya göre orta alanda sorunlar baş gösterdiği için (Kucka'nın sakatlanarak oyundan çıkması, Olcay'ın yorulması) Osmanlıspor, Trabzonspor savunmasındaki bireysel ve yerleşme hatalarından kaynaklı iki gol buldu ve bir puanı alma becerisi gösterdi. Ancak skor 3-2 iken Trabzonspor'un Uğur Demirok ile golü bulduğu pozisyona hakemin verdiği faul kararının yanlış olduğu kanaatindeyim.

B planı yok!

Trabzonspor adına dünkü maç büyük bir hayal kırıklığı... Çünkü gerek takım savunmasında gerekse hücumda büyük yetersizlikler içerisinde bir takım görüntüsündeydiler. İlk yarıda Muslera en rahat maçlarından birini oynadı desek abartı yapmış olmayız.
Maçın başlarında yenilen golden sonra 20 dakikalık bölümde Galatasaray'a çok fazla pozisyon verdiler. Çıkarken kaptırılan toplar ve öne giden her topun kolayca rakibe teslim edilmesi bu baskıyı yaratan en büyük etken. Orta alanda sorumluluk alması gereken deneyimli oyuncular var. Sosa ve Kucka gibi...
Ama ikisi de tam bir hayal kırıklığı. Özellikle Sosa önde topla buluştuğunda, öylesine basit top kayıpları yaptı ki anlaşılır gibi değil.
Futbolda ikili oyun çok önemlidir. Trabzon, ligimizin bu alanda en yetersiz takımlarından birisi. İki kenarda Pereira-Abdülkadir ve Novak-Yusuf arasında hiçbir uyum yok. Bütün gol planları, Burak'a atılan uzun toplar. Bu gerçekleşmediğinde ikinci bir hücum planı yok. Bu da top üçüncü bölgeye geldiği zaman pozisyon üretmede sorunları öne çıkartıyor.
İkinci yarı ilk 10 dakikalık bölümde ilk yarıya göre rakip alanda daha fazla pas yapmaya çalışan takım Trabzonspor.
Rakibi eksik yakaladıkları anlarda Yusuf ile girilen net gol pozisyonu var.
Ardından Rıza Çalımbay'ın bana göre yanlış bir oyuncu tercihi geldi. N'Doye oyuna girdi savunmanın göbeğinden Hubocan çıktı ve yerine Okay stopere geçti. Bu tercih sonrası Okay'ın savunmanın göbeğinde yaptığı büyük hatayı affetmeyen Gomis, Galatasaray'ı rahatlattı. Kucka'nın orta sahadan attığı gol ise yılın en güzel golüne aday olur.
Gerek oyuncu performansları gerekse oyun anlayışı olarak Galatasaray, Trabzonspor'a göre çok önde olan takımdı.
Bu sezon büyük maçlarda iyi performans gösteren Trabzonspor'un dünkü kötü görüntüsü kendilerine hiç yakışmadı.

Yusuf çözdü

Kayserispor'un puan kaybından sonra beşincilik için Trabzonspor'un mutlaka üç puan alması gerekiyordu. Yani bu maç oynanan oyundan çok alınacak üç puan maçıydı. Bunu da başardılar. Yalnız alınan üç puanı bir kenara bıraktığımızda oyun içinde istenilen düzeyde bir takım olmadığı gerçeği var. Geçen hafta Akhisar maçının ilk 11'iyle maça başlandı. İlk yarı önemli sorunlar ortaya çıktı. Çünkü her maçın kendi içinde bir stratejisi vardır. Yusuf Yazıcı sol kenarda, Olcay sağda. Belki bu tercih Akhisar maçı için geçerliydi ama bu maç için yanlış oldu. Bir de Okay gibi orta alanda öne çıktığında etkili olan bir isme, savunma kurgusunun ortasında görev vermek doğru bir tercih değil.
Okay orta alanda Kucka'nın yerine, Yusuf ise önde Abdülkadir'li bir 11'le sahaya çıkılsa, ilk yarı çok daha farklı bir oyun ve sonuç ortaya çıkabilirdi.
İkinci yarı Yusuf sağ kenarda oyuna başladı ve Olcay'ın yerine N'Doye girdikten sonra art arda Trabzonspor'u rahatlatan iki gol geldi. Trabzon'un iki farklı öne geçmesinden sonra Malatyaspor'un daha fazla hücumu düşündüğü ve riskleri aldığı süreler var. Onur'un gereksiz pası ile (Akhisar maçında da benzer bir hata yapmıştı) Malatyaspor gole yaklaştı. Ardından gelişen Malatyaspor atağında yine Onur golü önleyen oyuncu oldu. Yusuf bu maçın ikinci yarısında attığı iki golle oyunu çözen isim oldu. İkinci yarı ortaya koyduğu oyun ve attığı goller özgüvenini tekrar kazanması adına önemli. Farklı bir sonuç ve iki haftada alınan altı puan bundan sonraki haftalar için umut verici. Yalnız yukarıda belirttiğim gibi oyunda önemli eksikliklerin göz ardı edilmemesi gerektiği de bir gerçek. Önemli olan üç puandı.

Kazanma azmi

Zorlu Akhisar deplasmanında alınan 3 puan önemli... Çünkü gerek kulüp gerekse takımın içinde bulunduğu durum hiç de iç açıcı değildi. Her şeyden önemlisi ise Avrupa kupaları hedefinden uzaklaşmamak gerekiyordu. Trabzonspor için oyunda doğruların fazla olduğu bir maç gerçekleşti.
Bordo-mavililer, ilk yarıda rakip alanda daha fazla topla buluşan taraftı.
Sosa hücum organizasyonlarında başrol oyuncusuydu. Arjantinli yıldız, arkadaşlarına etkili paslar verdi. Eğer Burak Yılmaz atılan paslarda koordinasyonunu daha iyi yapabilse Trabzonspor daha erken gollerle buluşabilirdi.
Okay Yokuşlu savunmada görev almasına rağmen maçın bana göre en iyi oyuncusu olarak öne çıktı. Akhisar'ın hücumdaki en etkili ismi Seleznyov'la girdiği tüm ikili mücadeleleri kazanmanın yanı sıra ilk yarının son dakikasında kornerden gelen topta takımını öne geçiren isim oldu.
İkinci yarıda ise Akhisar'ın ilk yarıya göre Trabzonspor ceza alanında daha fazla gözüktüğü anlar vardı. Bunun en önemli nedeni ise orta alanda Onazi'nin tek başına kalmasıydı...
Özellikle Kucka dünkü maçın en silik isimlerindendi. Ne savunmaya yardımcı oldu ne de ofansif anlamda katkı yaptı. Sorumluluk alması gereken pozisyonlarda ise ortalarda hiç yoktu. Rıza Çalımbay, N'Doye'u oyuna aldığı zaman çıkacak oyuncu Yusuf değil Kucka olmalıydı. Yusuf, Kucka'nın oynadığı yerde takımına daha fazla katkı yapabilecek yetenekte ve yeterlilikte bir futbolcu. Akhisar'ın, tüm riskleri alarak hücumda çok adam bulundurduğu son 10 dakikada ise akıllı davranan Trabzonspor kontrataklarla çabuk çıktı ve Burak'la ikinci golü buldu. Bu golden sonra yine Burak'ın pası ve N'Doye ile gelen üçüncü gol... Bu maçta alınan 3 puandan sonra artık kalan 9 hafta Trabzonspor'un ligdeki konumu açısından önemli... Çünkü ligin ikinci yarısında hesapta olmayan puan kayıpları yaşandı. Artık bundan sonra bütün oyunculara büyük sorumluluk düşüyor.
Trabzonspor, kazanma azmini, coşkusunu ve takım olma birlikteliğini sahaya yansıttığında her türlü eksikliklerine ve yetersizliklerine rağmen daha farklı bir takım ortaya çıktığı gerçeğini kimse göz ardı etmemeli.
Fakat bir başka gerçek var ki bir çiçekle bahar gelmiyor...

Bütünlük yok

Trabzonspor'un en önemli sorunlarının başında hücum organizasyonunda yetersizlikler öne çıkıyor. Bunun en önemli nedeni ise orta alanda oynayan oyuncuların yapısından kaynaklı. Okay ve Kucka savunmanın önündeki iki isim. Fakat hep savunmanın içine girerek oynamaya çalıştılar. Bu yüzden savunma ile en öndeki N'Doye arasında büyük bir boşluk oluştu. Sosa'nın rakip alanda topla buluştuğu pozisyonlar var ama hücumu organize etmesi gerekirken akıl almaz pas hataları yaptığını gördük.
Solda Olcay, sağda Abdülkadir oynadı. En uçta ise N'Doye kalabalık Beşiktaş savunması arasında yalnız bir isimdi. Özellikle maçın ilk yarısında Beşiktaş'ın Trabzonspor yarı alanında kaptırdığı toplar var. Gerek Okay gerekse Kucka çabuk ve öne oynamaları gerekirken geriye ve yana pas tercihleri pozisyonların başlamadan bitmesinin en önemli nedeni olarak öne çıktı. İlk yarıda Trabzonspor'un duran toplar dışında top üçüncü bölgeye geldiği zaman tribünleri heyecanlandıracak atak girişimi bile yoktu. Bu arada Beşiktaş'ın Talisca ile girdiği net gol pozisyonunda kaleci Onur soyunma odasına takımının yenik gitmemesini önleyen isim oldu.
İkinci yarı başında Medel'in N'Doye ile girdiği ikili mücadele var ki bana göre maçın kırılma noktası olarak yorumlanabilir. Medel'in yaptığı faule hakemin kırmızı kart göstermesi gerekirdi. Rıza Çalımbay hücumda daha etkin olmak adına Olcay'ı çıkarıp Yusuf'u ve Kucka'nın yerine Rodallega'yı soktu. Sonrasında ise Negredo'nun geliştirdiği atakta Beşiktaş, Babel ile öne geçen taraf oldu. Birkaç dakika sonra da yine Negredo'nun harika pası sonucu Babel'in attığı ikinci gol maçın sonucunu tayin etti. Her ne kadar iki takım arasında gerek oyuncu gerekse oyun anlayışı olarak farklılıklar olsa da Trabzonspor'un dünkü maçtaki görüntüsü takım bütünselliğinin olmayışından kaynaklı. Takım olmak demek birlikte hareket etmek demektir. Trabzonspor ise ne yazık ki kopuk kopuk bir oyun anlayışı içerisinde. Skoru ancak bireysel becerilere bağlı alabilecek bir takım görüntüsünde. Yıllardır yapılan yanlışları her yıl tekrar edip farklı sonuçlar beklenmemeli.

Sosa ve Yusuf...

Alınan başarısız sonuçların getirdiği özgüven eksikliği ve moral kondisyonundaki düşüş nedeniyle her hafta değişik bir Trabzonspor 11'i görüyoruz. Alanyaspor maçında da Trabzonspor'un oyuna başlangıcı son derece olumsuzdu.
Burak'ın gereksiz geri pasıyla Alanyaspor Emre Akbaba ile 1-0 öne geçen taraf oldu.
Golden sonra Alanyaspor yarı alanında daha fazla gözükmelerine rağmen duran toplar dışında bir türlü gol pozisyonu üretemedi Trabzonspor. Alanyaspor yarı alanında Sosa ve Abdülkadir'in bireysel becerilerinden başka hücumda organizasyon eksikliği öne çıktı. İkinci yarı ise yapılan oyuncu değişikliklerinden sonra farklı bir Trabzonspor'un sahada olduğunu gördük. Kucka'nın yerine oyuna giren Yusuf, Trabzonspor'un hücum organizasyonlarında sadece Burak'a atılan uzun toplar dışında alternatifli pozisyonları da getirdi.
Trabzonspor'un attığı ilk gol Sosa ve Yusuf birlikteliğinden oluştu. 1-1'den sonra ise orta alanların tamamen boş bırakılması sonucunda her iki kalede de önemli pozisyonlar yaşandı. Emre Akbaba'nın pozisyonundan sonra dönen topta N'Doye'un pasıyla buluşan Abdülkadir, Trabzonspor'u öne geçiren isim oldu. 2-1'den sonra ise N'Doye, Sosa ve Burak'ın geriye dönmekte geciktikleri anlarda Alanyaspor'un girdiği 2 net gol pozisyonunda kaleci Onur başarılıydı.
Bu maçtan çıkarılacak ders; artık Trabzonspor'un hücumda sadece Burak'a bağlı oyun anlayışından en kısa sürede vazgeçmesi gerektiği olmalı. Çünkü Burak ofsayt pozisyonlarında iken bile atılan anlamsız paslar vardı. Orta alanda Kucka, Okay ve Onazi aynı özellikte oyuncular oldukları için Trabzonspor önde çoğalmayı bir türlü gerçekleştiremiyor. Yusuf, Okay önlerinde Sosa bir tercih olarak düşünülebilir. Böyle bir tercih örneğin; bu maçın ikinci yarısında olduğu gibi gol pozisyonu üretmede daha zengin görüntüleri ortaya çıkartacaktır.
Unutulmaması en önemli konu ise takım bütünselliği yakalanırsa istikrarlı sonuçlar ortaya çıkar.

Kalite farkı

Bir gerçeği kabul etmek gerek. Medipol Başakşehir gerek oyuncu kalitesi gerekse oyun anlayışı olarak Trabzonspor'dan daha önde olan taraf. Bu da maçın geneline baktığımızda somut olarak gözlendi. Bu sezon Trabzonspor kendi sahasındaki hiçbir maçta rakibi karşısında dünkü gibi çaresiz bir durumda olmadı. Fakat buna rağmen Burak'la girilen üç net gol pozisyonundan da yararlanılamadı. Konyaspor ve Fenerbahçe maçlarında Başakşehir'in zaafları ortaya çıktı. Başakşehir savunmadan oyuna pasla çıkmayı düşünen bir takım. Bunun için rakip alanda yapılacak baskı ile Başakşehir'i pasla çıkartmayarak uzun top kullanmaya zorlamak gerekiyordu. Ama Trabzonspor'da böylesi bir düşüncenin oluştuğunu ne yazık ki sahada göremedik.
Epureanu ve Attamah çok rahat üzerlerinde hiçbir baskı olmadığı için (ilk baskıyı yapması gereken Burak) rahatlıkla top kullanarak orta sahadaki arkadaşlarını topla buluşturdu. Özellikle Trabzonspor'un sol kenarından Caiçara-Visca birlikteliğiyle ve bunlara zaman zaman yaklaşan Mossoro ile geliştirilen ataklardan birinde Adebayor'la öne geçen taraf Başakşehir oldu. Yalnız Adebayor'un attığı golde, Trabzonspor savunma oyuncularının adam paylaşımı ve yerleşme hataları vardı.
Trabzonspor adına gerçekten kopuk kopuk bir oyun vardı ortada. Orta sahada bir türlü organize olamadılar. Onazi, maçın ikinci yarısında inanılmaz pas hataları yaptı. Transfer yanlışı yüzünden Kamil Ahmet'e kendisinin alışık olmadığı sol kenarda görev verildi. İkinci yarı yapılan oyuncu değişikliklerinden sonra ise sadece bireysel becerilere bağlı kalındı, hücumda organizasyonsuzluk öne çıktı. 5 haftalık beraberlikten sonra Başakşehir karşısında gelen yenilgi, bundan sonraki haftalarda Trabzonspor adına sorunları da beraberinde getirecektir.

Geceyle gündüz

İki farklı görüntünün olduğu bir maç izledik...
Yani ilk yarısıyla ikinci yarısı arasında geceyle gündüz gibi fark var. İlk yarıda Ümit Özat, Gençlerbirliği'ni 5'li savunma, bunlara yakın 4'lü orta alan ve önde Skuletic'i tek adam olarak sahaya sürdü. Kendi alanında Trabzonspor'u karşılarken, boşluk vermemeye çalıştı. Böyle bir oyun anlayışındaki bir takıma karşı Trabzonspor üretken olmaktan uzak bir görüntü çizdi. Sosa ve Abdülkadir topla buluştuğunda, Trabzonspor'un oyununu şekillendiren iki isim. Fakat top Gençlerbirliği yarı alanına geldiği zaman Trabzonspor'un bu iki oyuncudan başka üçüncü oyuncusu yok.
Herkes Rodallega'dan gol bekliyor.
Örneğin Kamil Ahmet'in kenardan getirdiği topta Rodallega'dan başka ceza alanı içerisinde ikinci bir isim yok! Orta alanda bir Kucka var ki Rıza Çalımbay bu oyuncuya 84 dakika nasıl tahammül etti anlamak mümkün değil.
Sorumluluk alması gereken pozisyonlarda ne yazık ki ortada hiç yok.
İkinci yarı Ümit Özat savunmadan Pogba'yı dışarı alıp Aydın Karabulut'u oyuna sokarak dörtlü savunmaya döndü ve hücumu ilk yarıya göre daha fazla düşünen yapıya büründü. Yaptığı değişiklikten sonra ise ikinci yarının 15 dakikalık bölümünde Gençlerbirliği'nin Sessegnon ile olgunlaşan ataklarında 2-3 net gol pozisyonu ürettiğini gördük. Trabzonspor'un savunmadaki zamanlama ve yerleşme hataları bu pozisyonlarda öne çıktı. Yeni transfer Novak'ın ise şu anki ortaya koyduğu oyun hiç de istenilen düzeyde değil.
Sahada takıma katkısı olmayan Bero'nun yerine Castillo oyuna girdikten sonra ise bu oyuncunun bireysel becerileriyle getirdiği toplarda Gençlerbirliği kalesinde Trabzonspor gol pozisyonları üreten taraf oldu. N'Doye'a yapılan harekete penaltı çalınması bana göre ağır bir karardı. 4 haftalık beraberlik serisinden sonra 5. haftada yine bir puana razı gelen Trabzonspor var. Rıza Çalımbay, Trabzonspor'un gol yükünü taşıyan Burak'ın olmadığı maçlarda hücumda daha üretken ve gol pozisyonları yakalayan bir takım anlayışını sahaya yansıtmak zorundadır.

Hakkı 3 puandı

Mücadele gücü yüksek, tempolu ve coşkulu bir başlangıç yapan taraf Trabzonspor. Rakibe kendi alanında yapılan baskı ve baskı sonucu kazanılan toplarla atak girişimlerinin sıkça yapıldığı bir ilk yarı. Atak girişimlerinin odak noktası ise genellikle sağ kenar ağırlıklıydı. Abdülkadir ve sağ kenara yaklaşan Sosa ile bu iki oyuncunun birlikteliği vardı. Ceza sahası içine kadar gelen toplarda yaşanılan en büyük eksiklik ise Rodallega dışında ceza alanı içinde başka bir oyuncunun bulunmayışı. Sağ kenarın işlerliği kadar sol kenar ise etkisiz ve verimsizdi. Olcay ve Novak ilk yarı boş alanda topla buluştuklarında bile gerekli yeterlilikleri ne yazık ki yoktu. Orta alanda Okay mücadelesi ile rakipten en fazla top kapmanın yanında ileriye çıktığı anlarda da katkı yapan bir isim. Sosa ise geldiği günden bugüne kadar en etkili oyununu oynadı. İlk yarıda kaleci Beto, Trabzonspor'un 4 yüzde yüz gol pozisyonunu engelleyen isim olarak ön plana çıkan oyuncu oldu. Beto ikinci yarıda da tam 5 pozisyonda gole izin vermedi ve Göztepe'yi ayakta tuttu.
İkinci yarı Demba Ba'nın oyuna girmesiyle ilk yarıya göre Trabzonspor yarı alanına daha fazla gelen Göztepe vardı. Olcay'ın yerine Yusuf'un oyuna girdiği anda ise Rıza Çalımbay, Kucka'yı dışarı alıp N'Doye'u da sahaya sürüp Hugo Rodallega'ya yakın oynatsa daha farklı bir görüntü ortaya çıkabilirdi diye düşünüyorum. Hakem Hüseyin Göçek'in iyi bir yönetim gösterdiği söylenemez. Özellikle maçın ikinci yarısında Rodallega'ya ceza alanı içinde yapılan harekete nasıl penaltı çalınmaz anlaşılır gibi değil. Coşkulu, mücadele gücü yüksek bir Trabzonspor gerçeğinden söz etmek olası. Bu oyunun hakkı üç puan olmalıydı. Ama Trabzonspor adına üzücü olan en önemli konu ise Yusuf'a oyuna girdikten sonra yaptığı en basit top kaybında bile gelen taraftar tepkisiydi. Altyapıdan çıkan böyle bir yeteneğe bu tepkiyi anlamak inanın mümkün değil. Bu da bir kez daha gösterdi ki Trabzon'un kurdu kendisi...