CANLI
SKOR
İskender Günen

İskender Günen

Meler faul verirken bile zorlandı!

Trabzonspor, Onazi ve Sosa gibi iki asından yoksun. Yani orta alanda takımın temel direği olan iki isim... Ardından Trabzonspor'a gelen transfer yasağı... Bunlar bir takım için olumsuz bir tablo. Kenarda oturan oyunculara baktığımızda Ibanez dışında diğerleri altyapıdan gelen, deneyimi eksik, genç oyuncular. Rakip Başakşehir ise Süper Lig'in lideri ve saha içi organizasyonu üst düzeyde bir takım. İşin gerçeği; iki takım arasında gerek oyuncu gerekse de oyun anlayışı olarak büyük farklar var.
Trabzonspor, oyuna istekli, arzulu başlayan taraf. Önde baskıyla rakibin geriden oyun kurmasını önleyen bir yapı ve rakipten kapılan toplar vardı. 20 dakika sonra ise Trabzonspor'da sorunlar baş gösterdi. Üçüncü bölgede daha farklı hücum organizasyonları gerekirken uzaktan şut denemeleri yanlış tercihti. Eğer orta alanda Sosa olsa Yusuf gerçek yerine geçse; ya da Sosa'nın yokluğunda Kamil Ahmet'in yanında Batuhan oynasa ve Yusuf da gerçek yerinde değerlendirilse acaba hücumda daha etkin görüntüler ortaya çıkar mıydı?
20. dakikadan sonra ise rakip alanda daha fazla gözüken Başakşehir iki net gol pozisyonundan sonra iki gol buldu. İkinci yarı ise erken yenilen gol farkı açtı ama Ekuban'ın golü daha olumlu oyuna teşvik etti. Özellikle Nwakaeme, Trabzonspor'un ataklarının odak noktasıydı. Yusuf'la hiç değilse maçı beraberliğe getirme şansı doğdu ama 4. golle umutlar tükendi.
Alınan sonuç beklentileri düşündüğümüzde bir hayal kırıklığı ama şu gerçeğin görülmesi gerek: Bütün olumsuz koşullara karşın sahada terinin son damlasına kadar mücadeleden vazgeçmeyen Trabzonsporlu oyuncuları kutlarım.
Hakem için ayrı bir paragraf açmak gerek. Bütün takdir haklarını Başakşehir lehine kullandı ve Trabzonspor sanki kendi sahasında değil deplasmanda oynayan taraftı. Sarı kartların verilmesi gereken pozisyonlar var ama nedense bırakın sarı kartı faulleri verirken bile zorlandı. Hakemler hakkında konuşmayı sevmem ama bu oyuncuların emeğine yazık değil mi?

İşte bu ruh başarıyı getirir

Galatasaray ile Fenerbahçe'den sonra Beşiktaş maçında üç puanı almaya dakikalar kala yenilen gol ve 2-0 öne geçtikten sonra beraberliğe razı olmak... Ama bir başka gerçek var ki; Trabzonspor'un ortaya koyduğu mücadele gücü ve uzun yıllar sonra dönen takım ruhu, hiç de küçümsenmemeli. Şu an ilk 11'de oynayan altyapıdan gelen 4 oyuncusu varken, Sosa'nın sakatlanmasıyla sahaya giren Batuhan da altyapının ürünüydü. Zorunluluktan oluşan bu takım, bir gerçeği ortaya çıkardı: Kendi gücünü potansiyel kılmak. Takım olma bilinci, bu takımı başarıya iten en büyük güç. Gelinen nokta tarihsel kimliğine kavuşma...
Yani oyuncuya dayalı sistemden ayrı, paylaşma duygusu yüksek bir yapı. Sonuç ne olursa olsun birlikte oynama, sorumluluk alma ve sonuna kadar mücadele... Örneğin Uğurcan dün takımın en iyisiydi. Vida'nın kafa vuruşunda kurtardığı yapacaklarının herhalde en önemli göstergesi olsa gerek. Maçın ilk 20 dakikasında mükemmel bir Trabzonspor vardı. Nwakaeme'nin direkten dönen topunun ardından Rodallega ile golü bularak soyunma odasına moralli gittiler.
Beşiktaş kenarları daha iyi kullanabilmek adına Caner ve Gökhan'ı oyuna aldıktan sonra devrenin başında Nwakaeme'nin mükemmel vuruşu ile 2-0 öne geçen Trabzonspor oldu. Bundan sonra ise yapılan en önemli yanlış, savunmayı kaleye yakın kurmak ve de ayağa pas yapılması gereken yerde gelişi güzel topu uzaklaştırmak oldu. Yusuf gibi becerikli ayakların ortaya çıkması gerekirken aşırı telaş ve panik nedeniyle uzatmada yenilen golle Trabzonspor 2 puanı bırakmak zorunda kaldı.

Çilingir Abdülkadir

İki haftada alınan 6 puan, rakip ligin en zorlu ekiplerinden birisi olan Konyaspor... Bu maçta özellikle ikinci yarıda ortaya konan oyun ve alınan sonuç Trabzonspor'un doğru yolda olduğunun en büyük göstergesi olsa gerek. Konyaspor, alan savunmasını iyi yapan takımların başında geliyor. Trabzonspor ilk yarıda Abdülkadir, Pereira ve Yusuf'un sağ kenarda kurdukları pas trafiğiyle atak girişimlerinde bulunmasına rağmen bir türlü gereken üretkenlik sağlanamadı. Konyaspor'un ise Jahovic'le net gol pozisyonları var. İlk yarı Trabzonspor'un üretken olamamasının en önemli sebeplerinden birisi sol kenarda Nwakaeme ile Novak'ın ofansif anlamda katkı yapmamaları kaynaklı... İkinci yarı ise daha farklı, coşkulu bir şekilde rakibin üzerine giden bir Trabzonspor vardı. Maçın kilidini çözen isim Abdülkadir oldu. Abdülkadir bana göre sezon başından beri gerçek potansiyelini ilk kez bu maçta ortaya koydu. Yaptığı driplinglerle sıkışan ve pozisyon bulmakta zorlanan Trabzonspor'da öne çıkan oyuncu oldu. Yaptırdığı penaltı ve ikinci golde Ekuban'a yaptığı asistle maçın tartışmasız en iyi oyuncusuydu.
Alınan 3 puandan sonra artık daha farklı hedefler düşünülmeli çünkü şu an gelinen noktada Trabzonspor'un geçtiğimiz yıllara göre takım olma yolunda büyük mesafe kaydettiğini düşünüyorum. Diğer takımları göz önüne getirdiğimizde gerek oyuncu kalitesi, gerek oyun anlayışı, gerekse sonradan oyuna giren isimlerin katkısıyla üst sıralarda kendisine yer bulabilecek takımların başında geliyor Trabzonspor. İlk yarının son iki maçı sezonun kalanı için de önemli rol oynayacaktır...

Nihayet virajı döndü!

Bu maçın başlığı neden nihayet? Çünkü geçen yıldan beri büyük maçlarda başarılı sonuçlara imza atan Trabzonspor, ardından oynadığı maçlarda puan kaybı yaşadı. Örneğin bu yıl Galatasaray'ı yendikten sonra Alanyaspor deplasmanında 3 puan alsa daha farklı bir konumda olabilirdi. Onun için bu maçı, bir kırılma maçı olarak görmek gerekiyor. Kayserispor gibi haftalardır kötü sonuçlar alan bir takıma karşı alınan 3 puanın önemi büyük. Maçı iki bölümde değerlendirmek lazım. 70. dakikaya kadarki bölüm ve sonrası... 70. dakikaya kadar ikinci bölgeye sıkışan ve kale önü tehlikelerinin az olduğu bir oyun... Her iki takım da gol pozisyonu üretme konusunda yetersizler. Trabzonspor'un Yusuf ve Sosa ile direkten dönen iki topu var. Maça 6 ofansif oyuncu ile başlamasına rağmen Trabzonspor, bir türlü hücumda gerekli organizasyonları yapamadı. Onazi, orta alanda çok önemli bir isim. Bunu bütün çıplaklığı ile gördük. Çünkü Onazi olduğunda Yusuf; rakip alanda etkili olan ve topla buluşan isim olarak öne çıkıyor. 70. dakikadan sonra ise Ekuban'ın ikinci forvet olarak oyuna girmesi ve Abdülkadir'in sağ kenara çekilmesiyle ilk yarı üretkenliği olmayan kenarlar, daha etkili olmaya başladı. Sağ kanatta Pereira, Yusuf ve Abdülkadir ile geliştirilen ataklar golün habercisi oldu. Rakibi büyük bir baskı altına alarak hataya zorladılar. İlk gol duran toptan geldi. Trabzonspor, önce Ekuban ardından da maçın son saniyelerinde Amiri ile gelen ikinci golle hak ettiği 3 puanı alan taraf oldu.

Muhteşem Trabzonspor

Maçın özeti; kaçan penaltı, 2 gol ve sayısız gol pozisyonu. Her yönü ile mükemmel bir Trabzonspor vardı. Mücadele gücü yüksek, takım savunması üst düzeyde ve yetenekli oyuncuların sorumluluk aldığı bir Trabzonspor. Orta sahada Sosa tam bir maestro gibiydi. Oyunu yönlendiren ve sahada basmadık yer bırakmayan Sosa, attığı mükemmel golle takımına en fazla katkı yapan oyuncuların başında geldi. Sosa'nın en büyük yardımcısı Onazi idi. Çünkü Sosa'nın önde kaldığı pozisyonlarda mücadele gücü ile rakipten en fazla top kapan, atak girişimlerini başlatan isimdi Onazi.
Trabzonspor atak girişimlerinin çoğunu sağ kenardan gerçekleştirdi. Pereira, Abdülkadir ve Yusuf, aralarındaki pas bağlantıları ile rakibin dengesini bozdu. İkinci yarıda Trabzonspor'un ilk golünde sağ bek Pereira'nın mükemmel ortasında sol bek Novak'ın kafasını izledik. Bu maçta bir başka gerçek var ki; Abdülkadir ve Yusuf gibi Trabzonspor'un yarınlarında önemli pay sahibi olacak oyuncuların özgüvenleri olduğu zaman takıma yaptıkları katkı. Yusuf, rakip alanda aldığı her topu olumlu kullandı, Fenerbahçe kalesini attığı şutlarla zorlayan isimdi. Ve her şeyden önemlisi Ayew, Trabzonspor ceza alanı içinde topla buluştuğunda golü önleyen isimdi Yusuf. Bu iki isim ve büyük bir maçta ilk kez Trabzonspor forması giyen Hüseyin ile kaleci Uğurcan gibi genç oyunculara gelişimlerinde yardımcı olunmalı. Çünkü bu gençler, Trabzonspor'un yarınları. Hak edilerek kazanılan üç puanın yanında daha farklı bir skor da ortaya çıkabilirdi. En büyük eksiklik ise gol pozisyonlarının değerlendirilememesi ve yenilen golden sonra rakibe son 5 dakikalık bölümde baskı fırsatı verilmesiydi.

Hayal kırıklığı

Yeni Malatyaspor sezon başından beri oynadığı maçlarda topu rakibe bırakarak oynamaya çalışan bir takım. Takım savunması da üst düzeyde ve çabuk.
Çıkışlarda önde yetenekli oyuncuları ile sonuca gittikleri birçok maç var. İlk yarının 35. dakikasına kadar Trabzonspor rakip alanda topa daha fazla sahip oldu.
Pereira, Olcay ve bu ikiliye yaklaşan rakibin sol kenarından geliştirilen ataklarda Rodallega ile girilen net gol pozisyonu var. Artık günümüz futbolunda kenarlara indiğinizde topu gelişi güzel ortalamak yerine arkadaşınız ile buluşturmak zorundasınız. Pereira, ardından Sosa çizgiye indikleri birçok pozisyonda final pasını gerekli şekilde yapmadılar. 36. dakika ise maçın kırılma anı olarak öne çıktı. Onazi'nin yaptığı hata sonucunda Guilherme, Yeni Malatyaspor'u öne geçirdi. Ardından iki dakika sonra geliştirilen atakta Aleksic'in mükemmel vuruşu geldi. Ama Toure'nin yenilen ikinci golde büyük hatası var. İkinci yarı ise kelimenin tam anlamı ile büyük bir hayal kırıklığı. Serbest vuruşta Aleksic'in attığı golde baraj ve kaleci hatası vardı. Yine ilk yarıdaki gibi iki dakika sonra kornerden gelen topta savunmanın sezon başından beri yan toplardaki yetersizliği Boutaib'e gol şansını getirdi.
4-0'dan sonra Trabzonspor, mental direncini kaybetti. Bu maçın anlatılması gereken oyuncusu ise Malatyasporlu Guilherme oldu. Sezon başından beri yükselen formu her maçta yaptığı katkı ve bu maçta attığı 2 gol ve 2 asisti ile sahanın en iyisi olarak öne çıktı.

Hayal kırıklığı

Ligin ilk maçları zordur. Trabzonspor için Başakşehir gibi kadro kalitesi ve derinliği olan takıma karşı deplasmanda lige başlamak da ayrı bir dezavantaj. Çünkü Trabzonspor, içinde bulunduğu mali durum yüzünden gerekli transferleri yapamadı ve ilk 11'de geçen yıldan farklı olarak, sadece sol bek Ibanez ile stoperde Toure'yi sahaya sürebildi. Başakşehir ise Avrupa maçından sonra rotasyon yaptı. Kendileri için çok önemli olan Emre ve Mahmut ikilisinin yerinde, ilk kez yan yana oynayan Gökhan İnler ve Soner tercihi vardı.
Oyunun başlamasıyla Başakşehir önde baskı yaptı ve Trabzonspor'u hataya zorlayarak rakip alanda daha fazla göründü. Trabzonspor'un en yumuşak karnı olan sol kenarından Caiçara ve Visca ikilisi ile atak girişimleri vardı. Herkes tarafından bilinen gerçek, geçen yıldan beri Başakşehir'in sağ kenarındaki ikili oyunun bu takım için hücumda üretkenliğiydi...
Maça Ibanez gibi yetersiz bir isimle başlamak, bana göre yanlış bir tercih. Ibanez ile başlandığında önünde Abdülkadir ya da Yusuf'u tercih etmek de yanlış. Çünkü her iki oyuncunun da savunma tarafları zayıf. Ibanez'in önünde Olcay'la başlamak gerekirdi.
Yenilen gol ise yine geçen yılki duran top zaafıyla aynı. Da Costa iki kez kornerden gelen topa rahatlıkla kafa vurdu, üçüncüsünde ise golü attı. Rakip alanda topla buluştuğunda beklentilerin büyük olduğu Sosa, Yusuf ve Abdülkadir tam bir hayal kırıklığı yarattı. Orta alanda Okay'ın ayrılmasıyla birlikte Onazi dışında mücadele eden oyuncu olmadığı için rakip rahatlıkla üçüncü bölgeye geldi ve gol pozisyonları üretti. Lige kötü bir başlangıç yaptılar ama oynanan oyun, sonuçtan daha büyük hayal kırıklığı...

Kucka çıkınca...

Hedeflerı farklı iki takım vardı dün gece sahada... Osmanlıspor ateş çemberinin içinden çıkma derdinde, Trabzonspor ise Avrupa bileti peşinde. Burak ve Onazi sakatlık, Okay ise sarı kart cezası yüzünden forma giymiyordu Trabzonspor'da. Özellikle Okay ve Onazi gibi mücadele gücü yüksek iki oyuncunun yokluğunda nasıl bir orta alan kurgusu oluşturulacağı merak ediliyordu.
Rıza Çalımbay'ın çıkardığı 11'de savunmanın önünde Kucka ve Olcay yer aldı.
Rodallega ise Burak'ın yokluğunda ileride görev yaptı. İlk yarı Trabzonspor en rahat maçlarından birisini oynadı.
Osmanlıspor, Serdar Gürler ve Umar Aminu'yu savunmanın arkasında topla buluşturarak gol pozisyonları üretmeyi düşünen bir anlayış içerisindeydi. Orta alanda ise hiçbir dirençleri ve rakibe baskıları olmadığı için Kucka ile Olcay, Trabzonspor ataklarını başlatan ikili olarak öne çıktı. Kucka geldiği günden bugüne kadar en etkili maçlarından birini oynadı.
Özellikle Yusuf'a attırdığı golde yaptığı asistle öne çıktı.
İlk yarı rakip alanda ayağa pası daha fazla yapan ve oyunu istediği gibi yönlendiren bir Trabzonspor vardı. Osmanlıspor'un ikinci yarı Musa'nın attığı gole Trabzonspor, Rodallega ile hemen yanıt verdi.
Bordo-mavili takım, ikinci yarı 3-1'den sonra Yusuf ve Pereria ile girilen net gol pozisyonlarından yararlanamadı. İkinci yarı, ilk yarıya göre orta alanda sorunlar baş gösterdiği için (Kucka'nın sakatlanarak oyundan çıkması, Olcay'ın yorulması) Osmanlıspor, Trabzonspor savunmasındaki bireysel ve yerleşme hatalarından kaynaklı iki gol buldu ve bir puanı alma becerisi gösterdi. Ancak skor 3-2 iken Trabzonspor'un Uğur Demirok ile golü bulduğu pozisyona hakemin verdiği faul kararının yanlış olduğu kanaatindeyim.

B planı yok!

Trabzonspor adına dünkü maç büyük bir hayal kırıklığı... Çünkü gerek takım savunmasında gerekse hücumda büyük yetersizlikler içerisinde bir takım görüntüsündeydiler. İlk yarıda Muslera en rahat maçlarından birini oynadı desek abartı yapmış olmayız.
Maçın başlarında yenilen golden sonra 20 dakikalık bölümde Galatasaray'a çok fazla pozisyon verdiler. Çıkarken kaptırılan toplar ve öne giden her topun kolayca rakibe teslim edilmesi bu baskıyı yaratan en büyük etken. Orta alanda sorumluluk alması gereken deneyimli oyuncular var. Sosa ve Kucka gibi...
Ama ikisi de tam bir hayal kırıklığı. Özellikle Sosa önde topla buluştuğunda, öylesine basit top kayıpları yaptı ki anlaşılır gibi değil.
Futbolda ikili oyun çok önemlidir. Trabzon, ligimizin bu alanda en yetersiz takımlarından birisi. İki kenarda Pereira-Abdülkadir ve Novak-Yusuf arasında hiçbir uyum yok. Bütün gol planları, Burak'a atılan uzun toplar. Bu gerçekleşmediğinde ikinci bir hücum planı yok. Bu da top üçüncü bölgeye geldiği zaman pozisyon üretmede sorunları öne çıkartıyor.
İkinci yarı ilk 10 dakikalık bölümde ilk yarıya göre rakip alanda daha fazla pas yapmaya çalışan takım Trabzonspor.
Rakibi eksik yakaladıkları anlarda Yusuf ile girilen net gol pozisyonu var.
Ardından Rıza Çalımbay'ın bana göre yanlış bir oyuncu tercihi geldi. N'Doye oyuna girdi savunmanın göbeğinden Hubocan çıktı ve yerine Okay stopere geçti. Bu tercih sonrası Okay'ın savunmanın göbeğinde yaptığı büyük hatayı affetmeyen Gomis, Galatasaray'ı rahatlattı. Kucka'nın orta sahadan attığı gol ise yılın en güzel golüne aday olur.
Gerek oyuncu performansları gerekse oyun anlayışı olarak Galatasaray, Trabzonspor'a göre çok önde olan takımdı.
Bu sezon büyük maçlarda iyi performans gösteren Trabzonspor'un dünkü kötü görüntüsü kendilerine hiç yakışmadı.

Yusuf çözdü

Kayserispor'un puan kaybından sonra beşincilik için Trabzonspor'un mutlaka üç puan alması gerekiyordu. Yani bu maç oynanan oyundan çok alınacak üç puan maçıydı. Bunu da başardılar. Yalnız alınan üç puanı bir kenara bıraktığımızda oyun içinde istenilen düzeyde bir takım olmadığı gerçeği var. Geçen hafta Akhisar maçının ilk 11'iyle maça başlandı. İlk yarı önemli sorunlar ortaya çıktı. Çünkü her maçın kendi içinde bir stratejisi vardır. Yusuf Yazıcı sol kenarda, Olcay sağda. Belki bu tercih Akhisar maçı için geçerliydi ama bu maç için yanlış oldu. Bir de Okay gibi orta alanda öne çıktığında etkili olan bir isme, savunma kurgusunun ortasında görev vermek doğru bir tercih değil.
Okay orta alanda Kucka'nın yerine, Yusuf ise önde Abdülkadir'li bir 11'le sahaya çıkılsa, ilk yarı çok daha farklı bir oyun ve sonuç ortaya çıkabilirdi.
İkinci yarı Yusuf sağ kenarda oyuna başladı ve Olcay'ın yerine N'Doye girdikten sonra art arda Trabzonspor'u rahatlatan iki gol geldi. Trabzon'un iki farklı öne geçmesinden sonra Malatyaspor'un daha fazla hücumu düşündüğü ve riskleri aldığı süreler var. Onur'un gereksiz pası ile (Akhisar maçında da benzer bir hata yapmıştı) Malatyaspor gole yaklaştı. Ardından gelişen Malatyaspor atağında yine Onur golü önleyen oyuncu oldu. Yusuf bu maçın ikinci yarısında attığı iki golle oyunu çözen isim oldu. İkinci yarı ortaya koyduğu oyun ve attığı goller özgüvenini tekrar kazanması adına önemli. Farklı bir sonuç ve iki haftada alınan altı puan bundan sonraki haftalar için umut verici. Yalnız yukarıda belirttiğim gibi oyunda önemli eksikliklerin göz ardı edilmemesi gerektiği de bir gerçek. Önemli olan üç puandı.