CANLI
SKOR
İskender Günen

İskender Günen

Çalımbay’ın göremedikleri

Yanlışlarla dolu bir maç. Çünkü mutlak 3 puan alıp şampiyonluk yarışında var olması gereken taraf Trabzonspor'du. Maçın kırılma anı 18. dakikada. Maça iyi bir başlangıç yapmanıza rağmen 10. dakikadan sonra rakibin orta alanda üstünlüğü tam ele aldığı anda Ali Turan'ın gereksiz bir hareketi sonucunda Konyaspor 10 kişi kaldı. Eksik kalan takıma karşı bir hamle yapmak zorunluluğu vardır diye düşünüyorum. Savunmanın önünde Onazi ve Okay ikilisinden birini dışarı çıkarıp (öncelikle Okay) öne Rodallega'yı alarak Burak-Rodallega ikilisini birlikte kullanarak, arkalarına da N'Doye ve Yusuf'u oynatırsan, daha farklı ve ofansif anlamda daha fazla katkı yapan bir takım oluşur. Ama görünen o ki düşüncemiz hayata geçmedi.
Sahaya çıkan 11'de Abdülkadir dışında kenarlarda adam eksilten oyuncunuz yok. Abdülkadir ki beklentiler çok fazla ama gelişme olarak hala beklentilerden daha uzak. Rakip 10 kişi kaldıktan sonra Burak Yılmaz ile girilen iki net gol pozisyonu var. Fakat 10 kişilik Konyaspor'un da birisi ilk yarıda olmak üzere iki net gol pozisyonu var! Bunu görmek gerekir.
İkinci yarıda değişiklik yapılması gerekirken, bunun düşünülmemesi ayrı bir sorun. Ayrıca 10 kişi kalan rakibe karşı Yusuf'un dışarı alınıp Sosa'nın oyuna sürülmesi bana göre yanlış bir tercih. Yukarıda belirttiğim gibi, orta alanın önünde oynayan Onazi- Okay'dan birinin dışarı alınması daha doğru bir tercih olurdu. Oyuncu değişikliklerinden sonra bile Konyaspor 10 kişi olmasına rağmen golü bulan taraftı. Düşünülmesi gereken durum da bu. Az adamla geldiklerinde bile son vuruşu yapan oyuncuya baskı yapılmaması takım olarak yetersizliğin en büyük göstergesi.
Penaltının ardından gelen beraberlik ve sonrasında ise Burak'ın ofsayt kokan pozisyonda attığı gol ile 3 puana yaklaşıldı. Ancak maçın son anlarında baraj ve kaleci hatası kaynaklı yenen gol ise daha yüksek hedefler için sağlıklı bir yapının olmadığı gerçeğini ortaya çıkardı.

Fırsat kaçtı

?Fenerbahçe'nin ve Beşiktaş'ın puan kayıplarından sonra Trabzonspor'un yukarıdaki rakiplerine daha fazla yaklaşabilme ve şampiyonluk yarışının içerisinde ciddi şekilde yer alma maçıydı. Yani Karabük maçı bir maçtan daha fazla önem taşıyordu. Karabükspor, son 8 haftada puana hasret ve içinde bulunduğu durum göz önüne alındığında kağıt üzerinde Trabzonspor favoriydi. Ama bir başka gerçek var ki her maçın kendi içerisinde zorluğu va.r Bu da dün bütün çıplaklığıyla öne çıktı.
Böylesi maçlarda golü erken bulabilmek gerekli. İlk yarı orta alan mücadelesi şeklinde geçen bir oyun vardı. Fakat Trabzonspor'un rakip alanda topla daha fazla buluştuğu süreler var. Burak, Yusuf, Abdülkadir ve Olcay kendi aralarında bir türlü organize olamadı. Final pasları ve pas, şut, oyuncu tercih yanlışlığı yüzünden kendilerini rahatlatacak golü bulamadılar.
Karabükspor ise orta alanda Poko'nun sürüklediği ataklarda iki kenardan çabuk ve hızlı atak girişimlerinde bulunduğunda etkili oldu. İkinci yarı ise Trabzonspor adına anlaşılmaz bir oyun vardı. Orta alanda bir türlü organize olamama, kendisinden çok şey beklenen ve hücumu organize eden Yusuf'un verimsizliği, Olcay'ın sahadaki varlığıyla yokluğunun belli olmaması, ilk yarıya göre Karabükspor'un Trabzonspor sahasında daha fazla görünmesine yol açtı. Girdikleri iki gol pozisyonundan sonra ise bir kornerde Yatabare ile öne geçen taraf oldular.
Golde Onur'un hatası vardı.
1-0'dan sonra Rıza Çalımbay, oyunda tüm riskleri aldı. Yaptığı oyuncu değişikliklerinden sonra rakip 1-0'ı korumak adına kendi sahasında daha fazla gömüldü ve Trabzonspor'un etkili atakları vardı. Abdülkadir ilk yarıya göre çok daha etkindi, Burak'ın attığı golde pası veren, ardından getirdiği iki topta takımını gole yaklaştıran isim oldu.
Oyunun uzatma dakikalarında ise Sosa'nın serbest vuruştan kullandığı topun golle neticelenmemesi Trabzonspor adına çok büyük şanssızlıktı.
Bordo-mavili takım, çok önemli 3 puanı alamayarak büyük fırsat kaçırdı.

Hakeme rağmen

Rıza Çalımbay'ın takımı devralmasından sonra şu an gelinen noktada 7 maçta 19 puan alma başarısını gösteren bir Trabzonspor var. Alınan başarılı sonuçlardan sonra oyuncuların özgüvenlerinin artması ve de kazanma alışkanlığı bundan sonraki haftalar için de çok önemli gelişmeler... Dünkü maçta geçen haftadan farklı isim orta sahada Onazi'nin yerine Kucka idi... İlk yarı Trabzonspor tempoyu bir türlü arttıramadı.
Bursaspor savunmasının kaptırdığı topta Burak Yılmaz ile girilen gol pozisyonundan başka üretken bir yapı ortada yoktu. Bursaspor oyun disiplini üst düzeyde bir takım. Üçlü savunma Trabzonspor ataklarında beşliye döndü, orta alanda da 4 oyuncu savunmaya yakın oynadığı için Trabzonspor boşluk bulmakta çok zorlandı. Pozisyon üretememelerinin en önemli nedenlerinden birisi sol kenarın, yani Mas ve N'Doye'un oynadığı bölgenin çok etkisiz kalmasıydı.
Trabzonspor bütün atak girişimlerini Abdülkadir, Pereria ve bunlara yanaşan Yusuf Yazıcı ile gerçekleştirdiğinden Bursaspor rahatlıkla bunlara önlem aldı. Orta alanda Onazi'nin yerine tercih edilen Kucka'nın da (Ofansif anlamda katkı vermesi için ilk 11'deydi) bekleneni vermekten uzak kalması bunda etken oldu.
İkinci yarı ise Yusuf Yazıcı'nın bireysel becerisi ile attığı mükemmel golden sonra ilk devreye göre daha farklı bir görüntü ortaya çıktı. Hakem Halis Özkahya Trabzonspor'un aldığı üç puana şükretmeli...
Çünkü ikinci yarıda Burak Yılmaz'ın ceza alanı içinde rakip tarafından düşürülmesine seyirci kaldı. Ardından Pereira'nın ortasında topun Bursasporlu defans oyuncusunun elinden yön değiştirmesine rağmen penaltıyı görmezden geldi.
Bu maçta Trabzonspor adına eleştirmemiz gereken en önemli konu ise golden sonraki 15 dakikalık bölümde geriye çok fazla yaslanmaları ve oyunda üstünlüğü rakibe bırakmalarıydı. Çünkü bu bölümde Bursaspor'un gole yaklaştığı anlar var.

Sinyalleri verdi

Trabzonspor adına doğruların fazla olduğu bir maçtı. İlk 25 dakikalık bölümde Kasımpaşa, Trezeguet ve Murillo gibi çabuk ve öne oynamaya çalışan oyuncularıyla Trabzonspor savunmasına rahatsızlık verdi. Ama Hubocan-Mustafa Akbaş'ın savunmada doğru pozisyon almaları ve aralarındaki uyumun üst düzeyde olmasından pozisyon bulamadılar.
25.dakikadan sonra Trabzonspor'u rakip alanda daha fazla gördük. Her ne kadar top Kasımpaşa sahasına geldiği zaman hücumda organizasyon sorunu olsa da kaptırılan toplardan sonra geriye dönüşlerde sorun yaşamamaları kendileri için artı puandı. Orta alanda Onaz i rakipten en fazla top kazanan isimdi. Mücadele gücü ile savunmaya yardımcı oldu. En büyük eksiği ise gereksiz uzun top kullanma yanlışlığıydı.
Önde hücumu organize eden isim Yusuf Yazıcı ama baskı altında kaldığı zaman sorunlar baş gösteriyor. Dünkü maçın ilk yarısı gibi... Kendisine orta alanda bir yardımcının olması şart. Kucka, potansiyelinin ne yazık ki altında... Orta alan mücadelesi şeklinde geçen ilk yarının son dakikalarda sahneye her zamanki gibi Burak çıktı. Ve takımını öne geçiren isim oldu. İkinci yarı Kasımpaşa'nın riskleri aldığı bölümler var. Fakat oyunun geneline baktığımızda golü bulabilecek takım Trabzonspor'du. İlk yarı oyunda fazla gözükmeyen Abdülkadir'in getirdiği toplar var. Birinde Burak diğerinde N'Doye, yararlanamadı. Mustafa Akbaş'ın sakatlanmasından sonra oyunda dengelerin değiştiğini gördük.
15 dakikalık bölümde Kasımpaşa Trabzonspor ceza alanına kadar rahatlıkla gelip, gol pozisyonu üretti. Öyle ki beraberliğe yaklaştığı anda Onur'un kurtardığı top ve ardından Rodallega ile kendilerini rahatlatan golü buldular... Bero ile de skoru ilan ettiler. Gelinen nokta ve 4 haftada alınan 12 puan küçümsenemez. Her geçen gün oyunda gelişim yaşandığı gerçeği var. Daha önce kalesinde kolay gol gören Trabzonspor, bu maçta da görüldü ki takım savunmasının üst düzeye yaklaşmasıyla rakiplerine pozisyon vermiyor. Kalan maçtan istenilen sonuçlar çıktığı takdirde ikinci yarıda hedef takımların içine girme olasılığı var.

Abdülkadir farkı

Bazı oyuncular takımı adına kısa süreler için bile oyunda olsa farkı yaratır. Aynen dün 75. dakikada oyuna giren Abdülkadir gibi. Oyuna girdikten sonra ilk topla buluştuğunda o zamana kadar önde hiçbir üretkenliği olmayan ve de top kayıpları fazla olan Trabzonspor'un ilk 'yarım atağı' gerçekleşti. İkincisinde ise ilk kez Trabzonspor'un organize atağı ve sonrasında Okay ile gelen galibiyet golü. Maçın genelini göz önüne getirdiğimizde Sivasspor'un Trabzonspor'dan daha üstün olduğu gerçeği var. Burak'ın ofsayttan kurtulması, Sivasspor savunmasının çizgi halinde yakalanmasının ardından Castillo'nun mükemmel pası ve Burak'ın golcü vuruşu ile öne geçmesine rağmen Trabzonspor'da panik ve telaş başladı. Özellikle orta alanda Okay, Onazi ve Yusuf bir türlü organize olamadılar. Birbirlerinden uzak bir görüntü içerisinde oldukları için Sivasspor orta alanda üstünlüğü yakaladı. Özellikle kendilerinin sol kenarından Ziya ve Emre ile önemli atak girişimlerinde bulundular.
En büyük sorun ise Trabzonspor'un geriden oyuna çıkarken kaptırdığı toplar oldu. Durica ve Uğur'un bireysel hataları öne çıktı. Eğer Sivasspor final paslarını daha doğru yapsa, ilk yarı çok farklı bir skor ortaya çıkabilirdi. İkinci yarıya Onazi'nini yerine Kucka girdi. N'Doye orta alanda Yusuf'un yerinde, Yusuf sağ önde... Yapılan oyuncu değişiklikleri ve mevkiler ilk yarıya göre farklı bir görüntü ne yazık ki çıkarmadı. Öne giden her top çabucak kaybedildiği gibi geriden atılan uzun toplar da Sivasspor oyuncuları tarafından kolaylıkla alınıp tekrar hücum girişimi olarak geriye döndü. Alınan 3 puan, Trabzonspor'un deplasmanlardaki aldığı sonuçlar göz önünü getirildiği zaman gerçekten büyük önem taşıyor. Çünkü sezon başından beri ilk kez üst üstte oynadıkları ikinci maçı da 3 puanla kapattılar. Fakat üzerinde durulması gereken ise saha içi organizasyonları ne yazık ki istenilen düzeyde değil.

İtirazım var!

Teknik adam tercihlerine saygımız sonsuz...
Ama; sahaya çıkan 11'e itirazımız var... Orta alandaki ikiliden biri Bero olmamalı.
Önde ise Burak Yılmaz hiçbir zaman kenarda etkili olamaz. İlginç bir ilk yarı izledik.
Trabzonspor adına, duran toptan yenilen iki gol de amatörce. Birinci gol; Burak'ın bıraktığı toptan geldi. İkinci gol ise savunmanın adam paylaşımı yetersizliğinden kaynaklandı. Castillo'dan başka vasatı aşan oyuncu yoktu. Castillo'nun bireysel becerisi üst düzeyde. Her zaman Trabzonspor kadrosunda olması gereken bir isim olduğunu dile getirdik. Dün de ilk yarı atılan ilk golde büyük pay sahibiydi. Yapılan atak girişimleri sağ kenardan geldi. Sol kenar ise etkisiz ve verimsiz. Çünkü Mas ve Burak aralarında uyum olmayan iki isim.
İlk yarı N'Doye'un mükemmel pası sonunda Burak'la kazanılan golle soyunma odasına gidip, ikinci yarıya daha farklı çıkma şansını yakaladılar.
İkinci yarı Bero'nun yerine Sosa ile başlanıldı.
Sosa dün kendi beklentilerinin çok altında bir oyun ortaya koydu.
Attığı pasların çoğu rakibe gitti, kritik yerlerde top kayıpları yaptı ve yaptığı top kayıplarından sonra Osmanlı'nın, Trabzonspor'u eksik yakaladığı süreler oluştu. Yenilen üçüncü gol, yapılan top kaybı sonrası oluştu.
Daha fazla coşkulu, arzulu olması beklenen Trabzonspor'da böyle bir görüntü oluşmadı. Önde yapılan pas-şut tercih yanlışları gerçekten fazlaydı.
Yusuf Yazıcı'nın attığı golde, Osmanlıspor'un savunma oyuncularının hatası büyük ve ardından Burak'la kazanılan penaltıdan sonra gelen dördüncü gol. Alınan üç puan şu anki ortamda Trabzonspor adına büyük kazançtır...
Yalnız takım bilinci ne yazık ki istenilen düzeyde değil. Sorumluluk alması gereken oyuncuların (özellikle Yusuf Yazıcı, Sosa gibi) performansları çok düşük.
Osmanlıspor gibi mücadele gücünden yoksun bir takım karşısında sahanızda kalenizde 3 gol görüyorsanız, sorunlarınız bir hayli fazladır.

İstikrarı yok!

Trabzonspor iki puan kaybetmedi, bir puan kazandı! Çünkü oyunda üstünlüğü olan ve gol pozisyonu üreten taraf Kayserispor'du. Geçen haftadan farklı olarak Olcay'ın yerine Castillo ile oyuna başlayan bir 11 vardı. İlk yarı bitiminde Kayseri'nin 6 kornerine karşı Trabzon'un 1 korneri bile yoktu! İlk yarı organize tek atak 35. dakikada gerçekleştirildi. Kayserispor, 30 dakikalık bölümde Mendes ve Deniz ile iki kenardan da atak geliştirdi. Fakat rakip savunmanın arkasına sarktıklarında final paslarını olumlu kullanamadıkları için gol üretemediler. Trabzonspor ise savunmadan uzun toplarla oyuna çıkma yanlışı içerisindeydi. Dame N'Doye'a atılan her top, Kayserispor tarafından kolaylıkla önlenerek, karşı atak olarak geri döndü. Ayrıca atılan uzun toplarda N'Doye'a orta alandan desteğin olmadığı bir gerçek. Yusuf bu takımın ofansif anlamda aklı... Fakat Onazi ve Okay'ın bu oyuncuyu daha fazla topla buluşturmaları gerekmekte... Yusuf'un, etkisiz kaldığı dünkü gibi her maçta pozisyon üretiminde de sıkıntılar oluyor. Önde Castillo, uzun zamandır oynamadığı için bilinen özelliklerinden farklı. Bero ise mücadele gücü yüksek olmasına rağmen orta alana yardımcı olmanın yanında top Trabzonspor'dayken üretkenlikten son derece uzaktı.
Onazi'nin sakatlığının ardından oyuna Sosa girdi. Ancak orta alanda beklenilenin aksine Kayserispor, daha etkin oldu. Önde yapılan top kayıplarından sonra geriye dönüşlerde yaşanılan yetmezlikler yüzünden, Kayserispor orta alanı çabuk çıktığı anlarda önemli gol pozisyonları üreten taraf oldu. Alınan 1 puan önemli ama daha yüksek hedefler için istikrarlı bir takıma gereksinim olduğu düşüncesindeyim. İstikrarlı takım üst üste galibiyetler almakla özdeştir. Yoksa her zaman olduğu gibi bir çiçekle bahar gelmez.

Trabzon için lig yeni başladı...

Dün gerçekten büyük takıma yakışan bir oyun seyrettik. Uzun zaman sonra Trabzonspor tüm hatlarıyla kusursuz bir görüntü içerisindeydi. Trabzonspor adına doğruların çok fazla olduğu bir 90 dakika izledik. Önde baskı yaparak maça başladıktan sonra topun olduğu her yerde çoğaldılar. Saha içi yardımlaşmaları üst düzeyde idi. İlk yarı Trabzonspor serbest vuruştan üç kez gole yaklaşan taraftı. Orta alanda Onazi ve Okay gerçekten çok iyi bir mücadele sergiledi. Özellikle Onazi'nin rakipten kaptığı kritik toplar vardı. Sadece ilk yarıda top rakip alana geçtiğinde Yusuf Yazıcı'dan başka oyun aklını kullanan bir isim bulunmaması ya da bir başka deyişle dripling özelliği olan oyuncunun olmayışı, rakibi eksik yakaladıkları anlarda gol pozisyonu üretememelerinin en önemli nedeniydi.
İlk yarının son dakikalarında Olcay Şahan ve Feghouli'nin oyundan atılması doğru karardı.
İkinci yarı N'Doye ile gelen golden sonra coşkusu ve kazanma azmi çok yüksek bir Trabzonspor vardı sahada. Çabuk ve hızlı öne yaptıkları atak girişimlerinin birinde Yusuf Yazıcı gerçekten mükemmel bir gole imza attı. Bu oyuncuyu seyretmek büyük keyif.
Haftalardır yaşanan hayal kırıklığı, bütün koşulların aleyhinize olduğu bir maçta alınan bu sonuç takım olmanın ne kadar önemli olduğu gerçeğini gösterdi. Burak Yılmaz ve Rodallega gibi iki hücum oyuncunuz yok. Son haftalarda alınan sonuçlardan sonra oyuncuların özgüveni düşmüş. Ve kimse sizden büyük bir performans, iyi bir sonuç beklemiyor. İşte böyle bir durumda bir hafta boyunca oyuncularını bu maça motive eden ve Galatasaray'a karşı doğru hamlelerle hazırlayan teknik direktör Rıza Çalımbay'ı kutlamak gereği düşüncesindeyim. Alınan 3 puan çok büyük önem taşıyor. Bir bakıma lig Trabzonspor için yeniden başladı desek yeridir.

Hakem adil yönetmedi!

Sekiz haftada alınan 9 puan sonrasında geçen hafta teknik adam değişimi yapılarak Rıza Çalımbay'a görev verildi. Yeni bir teknik direktörle çıkılan Malatyaspor maçı yine beklentilerin altında kalan bir maç oldu. Rıza Çalımbay, orta sahayı daha dirençli kılmak adına Okay ve Onazi'ye savunmanın önünde şans verdi. Onazi, Okay'a göre daha önde, Yusuf ise hiç de verimli olmadığı sağ kenar önünde maça başladı. Böylesi bir düzenin içindeki saha içi organizasyonunda zaman ilerledikçe sorunlar baş gösterdi.
Öncelikle tempoyu artıramadıkları için Malatyaspor ceza sahası içinde atak girişimi istenilen düzeyde gerçekleşmedi. İlk yarıda Trabzonspor adına organize atak girişimi sağ kanattan Pereira-Yusuf birlikteliği ile gerçekleşti, net gol pozisyonu ise taç atışı kaynaklı Burak'la yakalandı.
Maçın 31. dakikasında ise Sosa ikinci sarı karttan kırmızı kartla oyun dışı kaldı. Halbuk i Arjantinli yıldız, sezon başı çok büyük fedakarlık yapılarak alınan bir isim. Atıldığı ana kadar etkisiz, verimsiz ve takımın en sorumsuz oyuncusuydu.
Orta alanda liderlik yapması gereken bir isim olmasına rağmen ne yazık ki ortaya koyduğu oyun tam bir hayal kırıklığı idi. Trabzonspor 10 kişi kaldıktan sonra Malatyaspor, iki kanattan da daha çabuk atak girişimleri gerçekleştirdi.
İlk yarının son dakikalarında Adem Büyük'ün kişisel becerisiyle getirdiği topta Okay'ın kendi kalesine attığı golle Malatyaspor öne geçti. İkinci yarı ise maçı çevirebilmek adına Trabzonspor, daha fazla rakip alanda oynamaya çalışan taraftı ama top üçüncü bölgeye geldiğinde yerleşik savunmaya karşı yeterlilikleri yoktu. Bu yüzden Rıza Çalımbay'ın Abdülkadir ve Volkan Şen gibi adam eksiltme özellikleri olan iki oyuncuyu sahaya alması doğru bir tercihti. Hatta ilk yarıda 11'de özellikle Abdülkadir'le başlamak daha doğru olurdu diye düşünüyorum.
Hakem Meler'in iyi bir yönetim gösterdiği söylenemez. Verdiği kararlarla adil olması gerekirken, ev sahibini daha fazla tercih ettiği bir gerçekti. Hakemlerin Trabzonspor'a karşı bir tavırları olduğu gerçek.. Hem de uzun süredir..

Bu takımın temeli yok

Korku filmi gibi bir maç... Kimsenin hayaline getirmediği bir skor... Ama sürpriz sayılmamalı. Çünkü geçen yıldan beri yazdığımız yazılarda hep belirtmeye çalıştık; "Bu takımın temeli yok." Yani savunmada yetersizliği çok fazla. Ama transferde bir türlü gerekli önlem alınamadı. Buna karşın Ersun Yanal'ın da savunma oyuncuları tercihlerinde hataları çok çok fazla. Aynen dün yine olduğu gibi...
Hubocan savunmanın ortasında yer alan bir isim ama sol bekte! İlk yarı yenilen 3 gol, savunmada yapılan bireysel hatalardan kaynaklı... İki takım arasında en büyük farksa "Takım olmaktan" geçiyor. Yani Akhisar, Trabzonspor'a karşı bu konuda çok daha önde.
Akhisar, savunmasının önüne orta alanı yakın kurdu, her iki kenarı kapatmaya çalıştı ve atak girişimlerindeyse çabuk ve öne oynayarak Ömer Bayram, Larsson, Serginho gibi çabuk oyuncularıyla Trabzonspor'un savunma zaaflarını çok iyi kullandı. Trabzonspor ise böyle bir yerleşik savunma anlayışında olan takıma karşı ve ne yazık ki yanlış bir oyun planı ile sahada yer aldı. Böyle bir takıma karşı çabuk oynama, yön değiştirme, her iki kenarı sıkça kullanma ve her şeyden önemlisi adam eksilten oyuncunuz olması gerekliydi. Sosa ve Yusuf geriye gelerek top almaya çalıştıkları için önde üretkenlikten uzak iki isim. İki kenardan da atak girişimleri yok denecek kadar az. Durum 2-0'ken oyunun gidişatı belli olmasına rağmen, Ersun Yanal, Castillo ve Rodallega gibi iki oyuncuyu oyuna alması gerekirken, bu hamleyi çok geç yaptı. Abdülkadir, attığı golde adam eksiltmenin ne kadar önemli olduğu gerçeğini gösterdi. Dünkü maç bir gerçeği göz önüne çıkardı... Futbolda sezon öncesi yapılanma çok önemli. Yani doğru yapılanmayı gerçekleştiremediğiniz taktirde istikrarlı bir yapı kurma şansınız da ne yazık ki yok. Ligin 8. haftası bittiğinde aldığınız puan 9 ve birinci ile aranızdaki fark 13... Tablo, acı gerçeği ne yazık ki suratınıza vuruyor.