Nöbet zamanı!
Fenerbahçe derdine yanıyor. Yok yere kaybettiği puanların sezon sonunda kaç puan ettiğini hesaplamayan bir takım, oluşturduğu şartların kendisine nasıl pahalı bedel ödettirdiğini şimdi daha iyi anlıyor. Saracoğlu'ndaki hiçbir maçta Fenerbahçe'nin galibiyetten tasarruf etmeyeceğini bütün futbolcuların çoktan öğrenmiş olması gerekirdi. O yüzden küçük ayrıntıları dikkate almayanlar büyük yanılgılar yaşamaya mahkumdur. Durarak saklananların bu saatten sonra koşarak yetişmesi için gerçek bir mucizeye ihtiyacı var.Talisca'nın Başakşehir karşısında attığı gollerin elbette anlamı var ama Galatasaray maçında kaçırdığı penaltıyı ödeştirmesi pek kolay olmayacak. Çünkü o maçta penaltıyı değil şampiyonluğu kaçırdığını bilenleri susturmak da kolay değil. Tribünlere hareket çekmeyi kendinde hak buluyorsa, tribünlerden gelen tepkiyi de olağan karşılayacak. Taraftarın yürek kuyusuna düşen birinin o kuyudan çıkması için bin kere özür dilemesi gerekiyor, "sus işareti" yapması değil.
Daha lig bitmeden Fenerbahçe'yi "ganimet alanı" belirleyenler var. Medyadaki açgözlü ağalar ve troller başkan seçiminde sözde yol gösteriyor, özde yolunu bulma derdindeler. Onların Fenerbahçe sevdası mı depreşti sanıyorsunuz? Paranın özne olduğu yerde bütün cambazlar yerde ama onlar için her sezon yeni perdeler açılıyor. Hayatları boyunca kabadayı ağalar için tek kelime etmeyen ama büyük gazeteci pozlarını terk etmeyenler için şifreyi kıran, gerçek yapının da kapısını kırmış olur. Fenerbahçe yıllardır ne kaybediyorsa bu sinsi ticaretten ve Fenerbahçeli geçinen iç yapıdan kaybediyor. O yüzden gerçek taraftar için "şimdi nöbet zamanı!"
Samsun'daki Galatasaray takımında herkes birbirinin ruhsuzluk kopyasıydı. Sahadan daha 'rezil' bir sonuçla çıkmaları işten bile değildi. Bu maç şüphe dolu soruları da beraberinde getirirken, bunun sebebi futbolcular ve Okan Buruk'tur. Bütün takım umarsız ve güçsüzdü. Sanki hepsinin cebinde gecenin sonu için eğlence bileti vardı da geç kalmamak için maçın bitmesini bekliyorlardı. Osimhen bile geldiği günden bu yana en berbat maçını çıkardı. Bu futbolla Antalya maçına bile şüpheyle bakanlar varsa, vah ligimizin liderine!
Sallai denen bir adam var, bu sezon hakemlerin en çok koruduğu "kerpeten!" Acıma duygusu sıfır. Rakibine kendi kalesi önün sarı kartlık faul yaptı, bırakın kartı faul bile verilmedi. Birkaç dakika sonra rakibin en ufak teması olmayan pozisyonda kendini yere atıp kıvrandı. İnsanda biraz utanma olur ama Sallai'de yok. Eminim ki savunması hazırdır; "beni böyle faullere sizler alıştırdınız hakem beyler!" Kaleci Günay'a gelince, bu adamı kulübede rakiplere kabadayılık yaparken pek beğenenler şimdi yarattıkları eserin bedelini böyle ödesinler. İlkay Gündoğan'dan sezon başından beri verim alamayan Okan Buruk'un bu adamda ne aradığını birileri sorsa da öğrensek! Çünkü tarihi yenilginin kapısı İlkay'ın oyuna girmesiyle sonuna kadar açıldı. Mazinin etiketine sığınmakla aldığı paranın karşılığını vermek arasında sıkışan birinden çok iyi yolcu olur! Drogba da yaşlıydı ama verdiği mücadele hala destan olarak anılıyor.
Ligin altında yangın var. Düşecek son takımlar bu hafta sonu da şekillenebilir, son maçlara da kalabilir. Kümede kalanlara da yiğitçe mücadelenin içinde küme düşen takımlara da saygımız büyük. Çünkü düşmek bir felaket değil, "düştüysek kalkarız" duygusunun yansıması olacaktır. Hatalarından ders alan takımları da Süper Lig yeniden bekliyor olacaktır.
