CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

İş bilmezler bu hale getirdiler

Fenerbahçe erimeye devam ediyor. "Federasyondu, hakemdi, rakipti" derken puanlar gidiyor. Yönetim o kadar çok bahane buldu ki aklınca kendisini dışarı çıkarttı. Yani dedi ki "Ben her şeyi iyi yaptım ama benim haricimdeki her şey yanlış. Ben doğruyum." Dün gece yine gördü, yine cevabı aldı. Al sana doğru... Mağlup olmaktan son anda kurtuldu Fenerbahçe. Yazık oluyor bu kulübe. Yazık oluyor bu taraftara. Fenerbahçe taraftarı bunu hak etmiyor. Yönetimdeki iş bilmezler, fanatikler, amigolar saçma sapan işler yaparak bu kulübü geriye götürüyorlar.
Aziz Yıldırım hatalıydı. Aziz Yıldırım yanlış işler yapmıştı. İyi güzel de siz Aziz Yıldırım'ın yıllarca yaptığı yanlışları, 2 seneye sığdırdınız.
Bunları söyleyenlere de bunları sizin suratınıza vuranlara da 'Fenerbahçe düşmanı' diyerek kurtuluyorsunuz. Bunları size söyleyenleri seyirciye hedef gösteriyorsunuz.
Bunlar ucuz işler. Bumerang gibi attığınız aletle vurulursunuz. Geldiğiniz günden bugüne kadar bu kadar teknik direktör değiştirip, bu kadar saçma sapan transfer yaparsanız olacağınız bu. Kale arkaları kalabalık ama kombineler inanılmaz boş. Çünkü kulübün kongre üyeleri, para verenler, akıl hocaları, akil insanlar, bu işin böyle yürümeyeceğini anlamışlar ki maça gelmemişler.
Dün geceki hakeme ne diyeceksiniz?
Hiçbir şey... Zorbay Küçük mümkün olduğu kadar doğru idare etti. Eyyamcı değildi.
Aslında bu tip, hatta bundan daha tavırlı hakemler olduğu müddetçe göreceksiniz VAR ve AVAR da doğru işi yaparsa iş nerelere varacak.
Tek kelimeyle şunu söylemek lazım: Yazık oluyor Fenerbahçe kulübüne. Hem de yıllardır...

Nerede duracağını bile bilmiyor!

Ankaragücü düşme hattında, Beşiktaş yukarıya çıkmaya uğraşıyor. Beşiktaş ilk 20 dakika iyi futbol oynadı, penaltıdan golü de buldu. Hatta Beşiktaş bu tempoda oynarsa yarım saatte işi bitirecek havadaydı. Ama dakikalar ilerledikçe A.Gücü sazı eline aldı. Çok iyi pozisyonlar yakaladılar. Ama İstanbul'da büyük takıma karşı bunları yakalayıp atamazsan, mağlup olursun. Beşiktaş'ın kazandığı penaltı, net penaltı. Ama daha sonra Sedat'ın girdiği bir pozisyon var. Hakem, aldatmaya yönelik hareketten dolayı sarı kart veriyor. Aldatmaya yönelik hareket ne demek; hiç temas yokken kendini balıklama atarsın, o zaman sarı kartı yersin. Ama bir darbe varsa, defans ya da kaleciye ayağın takılarak düşersen "Ben buna inanmıyorum kardeşim" dersin, kart göstermezsin.
Çağır VAR'a, hakem baksın ve kararını versin. Çünkü hakem, aldatmadan dolayı sarı kart gösteriyor.
Ljajic mükemmel bir gol attı, seyirciye de tepkisini gösterdi 'konuşun konuşun' diyerek. Top oynamıyorsunuz, hakkınızda dedikodular çıkıyor, (ki ateş olmayan yerden duman çıkmaz); sonra çıkacaksın sahaya, çok güzel bir gol atacaksın ve kendi seyircine dönerek tepki göstereceksin!
Sonra da "Ben paramı alırım, vermezseniz UEFA'ya şikâyet ederim" diyeceksin.
37 yaşındaki Atiba'nın sahada basmadık yeri yok, canı çıkıyor koşmaktan; sen bu yaşta neler yapıyorsun?
Futbol oynanırken, bir hakem nerede duracağını bilmeli. Bir pozisyonda Burak belki de gol yapacaktı, onunla çarpıştı.
Çok pozisyonda da futbolcular top alacaklar, önlerine girerek oyuna ve futbolcuya müdahale ediyor. Beşiktaş'ın lehine ceza alanı yakınında bir serbest vuruş verdi.
Ölçün barajı, en az 13 metrede! On dakika sonra A.Gücü lehine bir pozisyon var, bu sefer baraj 8-8.5 metrede. Yani şu bir gerçek. VAR da gelse, AVAR da gelse, bu tip hakem zihniyeti değişmediği sürece Türk futbolunda biz daha çok ekmek yeriz.

Neden uzattı

İlk devre iki takım da futbol oynamadı. Birer pozisyon var. Fenerbahçe gol yaptı, Antalya yapamadı. 2. yarı Antalya futbol oynamaya başladı, Fenerbahçe'de 'tık' yok. İkinci 45 dakikada Antalya'nın bariz üstünlüğü vardı. Fenerbahçe hücum eder gibi görünüyor ama yalandan... Karşıdan ortalar, doldur boşat, yalandan şutlar. Antalya bu arada maçı 3-1, 4-1 yapacakken gereksiz top kayıpları ve hırslı oynama çabasıyla pozisyon kaybettiler. 1-0 öndesin, kontrollü top kullan, top yap rakibi sinirlendir.
Uzatma oynanıyor; defanstan gereksiz yere topa vuruyorlar. O toplar tenis topu gibi duvara çarpıp geri geliyor. Nitekim böyle bir pozisyonda golü yiyor ve sinirleniyorlar. Niye sinirlendiklerini anlamak mümkün değil. Daha sakin olup daha şuurlu top kullansaydınız golü yemezdiniz. Antalyalı oyuncular herhalde 90+6. dakikada gol geldiği için sinirlendiler. Tahmin ediyorum; hakem saha içindeki gecikmelerden dolayı oyunu uzattı. İsmi büyük takımla oynarken dikkatli olacaksınız. Hakem büyük takımların sahasında da bu uzatmaları verirse o zaman tamam.
Fenerbahçe yine galip gelemedi. Futbol da oynamadı. Enteresandır; beraberliğe sevinir halleri vardı oyuncuların ama kayıp 2 puan daha var. F.Bahçe mağlup olsaydı Ersun Yanal kalır mıydı; bence yine kalırdı. Yönetim de Yanal da Trabzon ile oynayacakları kupa maçını bekliyorlar. Fenerbahçe turu atlarsa durumlar düzelecek mi? Bence zor!
Şu bir gerçek; ikinci yarı Antalya takım gibi oynadı. Maalesef Fenerbahçe takım olamadı. Bir takım düşünün hem de mağlup... 80'den sonra iki tane oyuncu değiştiriyor! Her geçen gün de sahada vitaminsiz bir Fenerbahçe görüyoruz. Seyrediyoruz. Sarı-lacivertliler eriyor. Mutlaka bir sebebi vardır. Bunu da çözecek olan yer başkan ve yönetimdir.

Olacağı buydu

Maçın yorumunu yapacağım; yok 4-4-2, yok 4-4-3, yok alan savunması, yok adam adama, hiçbirini size yazmayacağım. Size tek bir cümle yazacağım. Maçın analizi bu!
90 dakikada Muslera'yı yatarken kaç kere gördünüz? Bir kere, o da Ekici'nin şutunda… Ondan sonra Muslera'yı yerde gördünüz mü? Hayır… Bu şu demek; Fenerbahçe'nin zavallı futbolu, Galatasaray'ın mücadelesi. Maçın etkili adamı Onyekuru, biraz daha güçlü olsa maç 6-1, 7-1 biterdi. Peki Fenerbahçe buraya nereden geldi? Ali Koç-Ersun Yanal ikilisiyle geldi. Her maçtan sonra TFF Başkanı'nı arayıp, hakemleri kötüleyip, seyirciye yağ çekip, rakiplerini aşağılayıp, kendi futbolcusu ile ilgili hiçbir şey yapmayan teknik direktörünün arkasına saklanırsan olacağı buydu.
Ali Koç, çok büyük bir primle geldi. Ama yokuş aşağı gitmeye başladı bütün hızıyla.
Bir kulüp yönetimi nerede hata yaptığını, neden yaptığını aynaya bakıp sorgulamazsa sonucu böyle olur. Bugün Fenerbahçe seyircisi, "Kardeşim biz Aziz Yıldırım'dan hakikaten çok çektik. Ama bugün Ali Koç'u gördükten sonra Aziz Yıldırım'ı arıyoruz" diyor.
Bakınız şu ana kadar maçın taktiği, tekniği ile ilgili konuşmadım. Çünkü bu maçın tekniği taktiği olmaz. Bu tip maçlarda futbolcu sahaya yüreğini koyar. Ama siz hep hakemden, federasyondan şikâyet ederseniz ve hiçbir şey oynamayan futbolcularınızı, bir şey yapmayan teknik direktörünüzü korursanız düşeceğiniz şekil bu.
G.Saray aman aman mı oynadı? Hayır. 11 kişi beraber oynadılar. Birbirlerine yardım ettiler. Hata yapmadılar mı? Yaptılar. Ama her hata yapan arkadaşının hatasını kapattı. Hakem ufak tefek hatalarına rağmen bu kadar art niyetli futbolcuların olduğu bir sahada bence mükemmele yakın bir maç yönetti. Neden biliyor musunuz? O eyyamcı, kaşar hakemlere alıştığımız için futbolcular da bunlara alıştıkları için bu tarz hakemler onlara ters gelirler. Dün akşamki hakem idaresi bence inşallah bir devrin bitmesi, yeni bir devrin başlaması olur.

Her şeyiyle harika bir maçtı

Bizim ligimizin adı Süper Lig… Amma velakin bugüne kadar Süper Lig'de seyrettiğim maçlar bırakın 'Süper'i, tırıktan maçlardı. İlk defa her şeyiyle bu yıl seyrettiğim ilk ve tek maçtı. Teknik adamların ve futbolcuların artıları ve eksileri, hakemin artısı vardı, eksisi yoktu. 2 numaralı yardımcının iki tane eksisi oldu, o kadar. Böyle bir maçta da bu kadar hata olur derim.
Öncelikle Fırat iyi maç yönetti.
Herhalde tehlikeyi sezinlemiş olsa gerek. Bu Türkiye'deki hakemleri zorlayacaksınız. Her an bunlara "Sana maç vermem, seni alakasız maçlara gönderirim" diyeceksiniz.
Gelelim maça… Sergen takımını her şeyiyle iyi hazırlamış. 2-1 öne geçene kadar hatasız oynadı. Peki Trabzonspor bu Beşiktaş'ın hatasız futboluna yardım etti mi? Köküne kadar. Çünkü Hüseyin Çimşir, takımı 2-1 geriye düşene kadar tiyatro seyreder gibi seyretti.
90 dakika Trabzonspor 9 kişi oynadı.
Guilherme ve Sturridge yoktu! Bunu biz seyrederken gördük, Hüseyin Çişmir göremedi.
2-1 öne geçtikten sonra Beşiktaş kontrolsüz oynamaya başladı. Hücum mu edelim, defansa mı önem verelim! 2-1 öne geçtikten sonra büyük takım bu maçı berabere bitirmez. Bunda Sergen'in de hatası vardı, futbolcuların da… Tabii ki Sergen'in bir şanssızlığı mı, kaybı mı diyelim; elinde olmayan bir noksanı var.
Kim bu Sosa… Takımı eksik oynamasına rağmen dirençli tutmaya gayret etti.
Çünkü Trabzonspor'da Uğurcan ve Sörloth çok iyi oynuyorlardı. Kaleciye çok top geldi, çıkarttı, çok iyi göründü.
Sörloth'a çok top gelmemesine rağmen iki topta maçın neticesini belirledi.
Sergen Yalçın için çok fazla bir şey söylemeyeceğim.
Aldığı takıma, bir önceki teknik direktörün oynattığı oyundan çok daha fazlasını oynatıyor, üstelik aynı kadroyla yapıyor bunu.
Araba aynı, motor ve şase aynı, lastikler aynı… Aynı arabayı başka bir şoför kullanıyor, Sergen Yalçın… Eğer Sergen hoca böyle futbol oynatırsa, Beşiktaş onu her zaman bağrına basar… Ben Beşiktaş'tan keyif aldım. Bakmayın beraberliğe, futbolda bunlar olabilir.

Trabzon lider, 3 büyük ite kaka gidiyor

Yukarıdaki takımlara bakıyorsunuz; Alanya yenildi ama kötü oynamıyorlar, Başakşehir "İyi oynamadı" denildiği zaman bile vasatın üzerinde bir oyunları var. Keza Trabzonspor da öyle. Sivasspor karşısında istediğini aldı ve yıllar sonra liderlik koltuğuna oturmayı bildi. Tabi ki başrolde yine Norveçli golcüsü Sörloth vardı. Şimdi Trabzonspor'un burada ne yapacağı büyük önem taşıyor… Ama 3 büyük takım ite kaka gidiyor. Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray… Bu kadar taraftar, bu kadar basın gücüne rağmen ancak bu kadar oynuyorlar.
Galatasaray, 6. maçını kazandı. Herkes diyecek ki Galatasaray 6'da 6 yaptı.
Yaptı da iyi futbol oynuyor mu? Hayır… Diyeceksiniz ki; "Tabelaya bak!" Tabelaya bakıyorum da tabela 1-0… 45. dakikada Seri'nin sol kolunu açık olarak tuttuğundan, koluna gelen top net penaltı.
Diyorsunuz ki "Hakem düdüğü çaldı, ilk yarıyı bitirdi." Tamam çalsın… Sen VAR olarak çağır, seyretsin, penaltıyı attırsın.
Ben bu örneği Avrupa'da iki maçta gördüm.
Futbolcular soyunma odasına giderken geri döndüler. Şu net; Ceza alanı içinde rakipten gelen toplarda kolunuz, elleriniz arkada olacak. Bizde ise eller havaya! Ya düğün dernek ya gece kulübü! "Eller arkaya" hikâye… Galatasaray şahsi becerilerle oynuyor.
Topla fazla oynamışlar, yok bilmem ne yapmışlar hikâye. Malatyaspor çok tehlikeli akınlar yaptı. "Galatasaray tecrübeli takım, şampiyonluklara alışmış" diyorsunuz, diyorsunuz da, Malatya karşısında inanılmaz tedirgin futbol oynadılar. Galatasaray'ın 1,5 yıldır çok iyi oynadığı maç sayısı bir elin beş parmağından fazla değil. Futbolda kazanmak herşey ise tamam. Keyif veriyor mu Galatasaray? Hayır!
Hakem genelde kötü maç yönetmedi. Ama o pozisyonda kesinlikle VAR'ın hakemi çağırması gerekirdi. Diyelim ki hakem göremedi. VAR ne iş yapar? Meçhul… Yani VAR dün gece isim olarak vardı, ama fiilen yoktu.

Aynaya bakın!

Bir tarafta 2 yılda kurulan bir takım, teknik direktörü 1.5 senedir başında. Diğer tarafta 2 saatte kurulan tamamen toplama bir takım. 15 günlük teknik direktör. Peki iki takım arasındaki fark ne? Birinin ruhu var, diğerinin yok.
Ankaragüçlülük ruhu farklıdır. O takımın formasını giydin mi o müthiş seyirci ile beraber havayı yakalarsın. Eğer takım düşerse bu Ankaragücü seyircisine gerçekten çok yazık olacak.
Reşit Akçay'ı oldum olası beğenirim. Tek maç için konuşmuyorum. Yetkili olsam Trabzon'daki bütün altyapıyı ona bağlarım. Kendisi de bunu defalarca söyledi ama demek ki daha iyi bilenler var orada.
Fenerbahçe haftalardır sadece mücadele ediyordu ama antrenörü çıkıyor, "Muazzam seyircimizle şampiyon olacağız. Önümüzü kesiyorlar" diyor. Başkan ve yöneticiler çıkıyor, "Bizi TFF perişan ediyor" diyor. Teknik adam ve yöneticilerin söyledikleri takımı etkiledi. Nasıl mı?
Doğru dürüst top oynamayan futbolcular, "Nasıl olsa bizim yöneticiler suçluyu buldular. Taraftarı da hazırlıyorlar" diye düşündüler. Bakanlar suçlu, TFF Başkanı suçlu, hakemler suçlu, Erman Toroğlu suçlu. Suçluoğlu suçlu ürettiler ama kazın ayağı öyle değil. İki saatte kurulan toplama ama ruhu olan takım, bakın sizi ne hallere soktu.
O zaman suçu karşıda aramayın. Bakın dönün kendinizde arayın.
Hakem için bir şey demeyeceğim. Bu hakeme ve bundan önce Fenerbahçe maçını yöneten hakemleri çözemiyorum. Serdar Aziz nasıl çift sarı kartlardan atılmıyor anlamış değilim. Rakibe vuruyor, basıyor, itiyor tık yok! Ya Serdar gitti kendine büyü yaptırdı, o pozisyona girince hakemler onu görmüyor. Ya da bu hakemler formadan korkuyor.
Malatya ve F.Bahçe galibiyeti. Ankaragücü iki haftada büyük iş başardı. Ama başlangıç olmalı. Aynen devam etmeliler. Tebrikler Ankaragücü.

Beşiktaş yalandan oynadı...

Başakşehir, kendi istediği gibi oynadı, Beşiktaş'ı da istediği gibi oynattı.
Daha da doğrusu, kendi istediği şekilde oynatmaya zorladı. Beyin olarak maça iyi hazırlanmışlar. Çok da zorlanmadan maçı kazandılar.
Beşiktaş ikinci devre topla fazla oynuyor göründü ama Beşiktaş'ın topla oynadığı dakikalarda bile oyunun anahtarı Başakşehir'in elindeydi.
Beşiktaş için bu sene maalesef böyle geçecek görünüyor. Medipol Başakşehir de şampiyonlukta sonuna kadar potanın içinde olacak, o da görünüyor.
Siyah-beyazlıların artık önümüzdeki seneyi düşünmeleri gerekir. Acı reçeteler yazacaklar, buna göre oynayacaklar ve taraftarlarını da buna göre alıştıracaklar.
Başka şansları yok.
Başakşehir, hele ikinci devre topu son noktalarda isabetli yerlerden oyuna soksa, farkı açacaktı. Zaten 2 farkı yakalasaydı, bayağı farklı bitecek bir maç görünümündeydi..
Beşiktaş'ın bir şansı vardı beraberlik, o da olmadı..
Burak Yılmaz, Beşiktaş'a ilk geldiği dönem hariç maalesef iyi futbol oynamıyor. Sanırım güçsüz.
Sergen Yalçın, golcü bir oyuncusunu 81'inci dakikada eğer sakatlanmadıysa oyundan alacak kadar aptal bir adam değil. Demek ki bir sebebi var, yakında ortaya çıkar.
Beşiktaş oynuyor görünüyor ama yalan oynuyor.
Hakem çok düzgün bir maç yönetti. Zaten futbolcular da onu zorlayacak bir şeyler yapmadılar. Hakemlerden çok konuşuluyor son dönemde ama sahanın içinde kendini olur olmaz yerlerde yere atan futbol sahtekarları oyunculardan maalesef bahsedilmiyor. Bunları bu maç için söylemiyoruz, genel olarak söylüyoruz. Başakşehir'de Demba Ba'ya ayrı bir parantez açmak lazım. Adam golcü; oyun kuruyor, defansa yardım ediyor, vuruşları dersen tam derslik. Daha ne yapabilir ki, helal olsun!

Hakemi eleştirdiğim nokta...

İki takım için de korku filmi gibi bir maç.
Son derece kontrolsüz hareketler var. İki takım da orta sahada pozisyon hazırlamada kaliteli işler yapmıyorlar, topu bir o kapıyor, kullanayım derken veriyor karşı tarafta; bu sefer de karşı taraf kaptırıyor..
Hani devamlı diyorlar ki, ben oynayamıyorum, al sen oyna!
Hakem, genelde kötü maç yönetmedi.
Hakemi bir tek eleştireceğim nokta var.
Oyun başladı, Ndiaye'ye bir kart gösterdi ki, gösterilmezdi. Bundan evvel Ozan'ın pozisyonu var, kart için daha net..
Hadi diyelim ki az sarı, nasılsa!
Bir şey dikkatimi çok çekti. Serdar Aziz ile hakem arasında bence bir büyü vardı.
Üç tane net sarı kartı Serdar'a göstermedi.
Ya büyü vardı ya da sarı karta karşı Serdar Aziz'in Passolig'i vardı.
Devamlı girip-çıkıyordu rakiplerine.
Fenerbahçe'de 90 dakika ayakta kalan tek adam var, Kruse.. Ama o da arkadaşlarına ayak uyduramadı. Muriqi top almak için çok geriye geliyor. Çünkü Fenerbahçe orta sahasından iyi top çıkmıyor.
Kruse inanılmaz çalıştı ve çok iyi işler yaptı ama tek kaldı.
Trabzon'da da önce Sörloth sonra da Uğurcan'ı sayarım.. Bu arada Uğurcan için bir kaleci değil de ahtapot demek lazım. Biraz da Ndiaye vardı.
Yani 2.5! Ama iki takımda da herkes koştu.
Yusuf Sarı ile başlamak büyük hata. Bu çocuk iyi bir oyuncu olabilir ama bu maça koyarsan onu ezersin. Trabzonspor 45 dakika eksik oynadı. İkinci yarıda, takıma yeni gelmesine rağmen Guilherme'yi koyunca maç dengelendi.
Guilherme'nin ayağına top gelince hep iyi kullanıyor.
Trabzonspor'un dün gece atanı da tutanı da iyi oynadı. Sörloth, direkten giden topu uzak köşeye vursa, üçüncü golü yapmıştı. Aslında bu maçı Trabzonspor'un kazanması yukarıda çok fazla bir şeye tesir etmedi. Çünkü herkes birbirine çok yakın. Bu tip işler şampiyonluğa oynayan diğer takımlara yarıyor.

Meler’in eyyamını görmedim!

İlk yarı bitti, puan cetveline bakıyoruz; üç büyük takımdan hiçbirisi ilk üçte değil... O kadar ağlamalarına, sızlanmalarına, bağırıp çağırmalarına rağmen... Rize düşük bütçeli bir takım. Fenerbahçe ile aynı sıklette değil. Ama iki takım arasındaki futbola bakıyorsunuz bu farkı göremiyorsunuz. Maça bakıyorsunuz; iki tarafta da iyi futbol yok. Fenerbahçe'nin ilk attığı gol büyük kaleci hatası... Rize'nin attığı gol korner topu... Jailson'un golü için söylenecek tek şey harika... Yani maçın bence en şık olayı... Diyeceksiniz ki iyi vuruş, gider gol olur. Demek ki vuracaksın. Gol maça damga vurdu. Neticeye de...
Bunun haricinde ne var; iki taraf da iki penaltı istedi. İkisi de penaltı değil. Hakem ikisinde de doğru tercihler yaptı. Halil Umut Meler maçı da düzgün yönetti. Eyyamını görmedim. Rize daha az hücum yaptı. Ama Fenerbahçe defansı çok açık veriyor.
Rizeli oyuncular, son vuruşları iyi yapsalar bu maç Fenerbahçe galibiyeti ile bitmezdi. Rize'nin hücumcuları maalesef zayıflar ve benciller...
Ligin geride kalan ilk yarısında akılda kalanlar Sivas'ın iyi futbolu... Müthiş bir puan toplaması... Başakşehir'in gittikçe yükselen grafiği... Trabzonspor'un inişli çıkışlı göze hoş gelen ama iç sahada netice alamayan futbolu… Alanya'nın iyi futbol oynaması... Malatya'nın kapasitesine göre iyi yerde olması… İşte ilk yarı…
Üç büyükler nasıl mı? Galatasaray'ın performansı çok kötü… Beşiktaş'ın inişli çıkışlı, istikrarsız… Fenerbahçe'nin mücadele etmemesi, iyi futbol oynamaması...
Bazı maçlarda hakemlerin çok kötü performansları... Mesela geçen hafta Cüneyt Çakır rezaleti... Sivas'ta Fırat Aydınus rezaleti... Bunlardan sonra Halil Umut Meler doğru maç yöneterek ilk yarıyı bitirdi. İnşallah ikinci yarı güzel maçlar seyrederiz. Ama maalesef hep inşallahta kalıyoruz.