CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

Koştu, kazandı

Avrupa kupaları dahil, Türkiye Kupası dahil, Süper Lig dahil bu yıl Galatasaray'ı ilk defa ilk 45 dakikada doğru futbol oynarken seyrettim.
Bütün futbolcular birbirine yardım ettiler. Sahada kaçak dövüşen yoktu. Herkes diğerinin açığını kapattı. Ağır zemine rağmen fizik olarak ayakta kaldılar. Skor 3-0 oldu.
İkinci yarı yarım saat Galatasaray rölantiye aldı. Bu fizik noksanlığından mı, yoksa psikolojik olarak mı bunu ikinci yarıda göreceğiz.
Bir takım mağlup olabilir. Ama mücadele etmezse bu takım, takım değildir. Galatasaray koca bir ilk yarı boyunca bu mücadeleyi vermedi.
Böyle olduğu halde bile bu puanı topladılar.
Bu da Türk futbolunun hangi kalitede olduğunu gösteriyor.
Galatasaray takımının futbolcuları kalite olarak iyi. Ama ne zaman iyi?
Koşarlarsa. Düşünün, Galatasaray takımında teknik olarak zayıf adamlardan biri Ömer Bayram. Ama dün gece bence Galatasaray'ın en faydalı adamı.
Dün gece Galatasaray'da kötü oynuyor dediğim veya iyi mücadele etmiyor dediğim futbolcu yok.
Diyeceksiniz ki; 'Yahu rakip zayıf Antalyaspor'. İyi güzel de bu Galatasaray'ın bu sene çok zayıf takım karşısında ne rezalet futbol oynadığını gördük, yaşadık. Antalyaspor'dan daha kötü futbol oynayan takımlara karşı ne fiyasko futbol oynadılar, izledik.
Şimdi devre arası. Futbolcu alım satımı ile takım bir şeyler yapabilir. Ama sorun futbolcu alım satımı değildir. Takım olmaktır. Galatasaray bunu yapabilirse ikinci yarı lige renk katar. Antalyaspor'un gücü belli. Ellerinden geleni yaptılar.
İkinci yarı bir 25 dakika, yarım saat iyi mücadele ettiler. Bir sefer gol atacak fırsat geldi, faydalanamadılar. Hakem bence iyi maç yönetti. Biraz daha pişerse bence iyi olacak. O eski kaşar abilerini gördükten sonra bu tip hakemler nur nimetlik geliyor.

Bunlardan tost bile yapılmaz!

Geçen hafta Cüneyt Çakır, bu hafta Fırat Aydınus... Al birini, vur diğerine. Bunlar eski kaşar. İnanın, bu kaşarlardan tost bile yapılmaz.
Yersiniz, bir saat sonra mideniz ekşir!
Öyle bir kaşar maç yönetti ki, Gençlerbirliğili futbolculara önce zarf attı, bunlardan biri de sazan gibi bunu yedi.
Üzerine oynadı ve attırdı.
Vida, Nadir'e inanılmaz bir faul yaptı.
Hareket, dünyanın her yerinde faul. İtiraz etti, sarı kartı yedi. Ey sazan; adam sizin üzerinize oynayacak bugün, akıllı olun. Sarı karttan sonra döndün ne halt yediysen, ki muhakkak kötü konuştun ve sonra da atıldın... Ne oldu, hakem haklı!
İkinci kırmızı kart daha enteresan. İki futbolcu mücadeleye giriyorlar. Yerdeki topa Gençlerbirliğili futbolcu kayarak geliyor, önce topa dokunuyor, fakat topun üst tarafına değdiği için ayağı fırtlıyor ve rakibin kaval kemiğine geliyor. Direkt rakibe olsa kesin kırmızı.
Ama toptan geliyor. Hadi diyelim kontrolsüz hareket, diyelim ki sarı...
Kırmızı kart nereden çıkıyor? Bu pozisyon için bizim seyrettiğimiz 5-6 açıdan görüntü var. Ama bizim VAR'dan gördüğümüz 1 görüntü var. Bütün görüntülerden topa vurduğu görünmüyor.
1 veya 2'sinden görünüyor. Yani, bu karar da hatalı! Ne oldu peki, Beşiktaş yendi. Pekala, Beşiktaş yönetimi, Fenerbahçe maçından sonra mahkemeye gidecekti. Şimdi o mahkemeye verdikleri dilekçeyi geri alacaklar mı? Düşünün, rakip 9 kişi kalmış, Beşiktaş'ın en etkili adamı 36 yaşındaki Atiba.
Bu hakemler, bu futbol herkese hayırlı olsun. Ligimiz süper (!) gidiyor. Birinci yarı işkencesi bu hafta sonu bitiyor. Ama Allah var, ligimizde birkaç tane iyi oynayan takım da var.
Bakalım onların sonu ne olacak? Bir kumpas olacak mı? Ama şu çok net. Bu kaşar hakemlerden kurtulmak lazım. Hiç olmazsa gençler hata yapıyor. Bunlar hata-mata yapmıyor.
Resmen maçın üzerine oynuyorlar. Siz ne düşünürseniz düşünün.

Beşiktaş’ın sahada beyni yoktu

90 dakikanın geneline bakıldığında F.Bahçe maçı hak etti. İkili mücadeleleri kazandılar, 60-70 dakika iyi pres yaptılar ve bu presi yaparken çok adamla yaptılar. Böyle olunca da Beşiktaş kafayı kaldıramadı. Peki kaldıramadı da bunda teknik direktör farkı var mıydı? Vardı... Birisi orta sahayı koşan, pres yapan adamlardan kurdu. Diğeri pres yapmayan, topla iyi oynayamayan adamlardan kurdu.
Abdullah Avcı, Ljajic'i ve N'Koudou'yu oyuna alana kadar zaten maçı kaybetmişti. Maça N'Koudou ve Ljajic ile başlaması gerekirdi.
Dün akşam Beşiktaşlı bazı futbolcular çalıştılar ama takımın beyni yoktu. Kümesteki tavuklar gibi sağa sola koşuşturdular.
Kontrolsüz oynadılar.
Buna mukabil Fenerbahçe planlı oynadı. Orta sahayı koşan adamlardan kurdu, daha fazla topa bastılar. Ozan hem futbol oynadı hem oynattı. Gustavo keza aynı. Diğerleri de iyi mücadele edince Fenerbahçe, Beşiktaş'a üstünlük sağladı.
Dün gece Ersun Yanal doğru işler yaptı. Hem takımı çok koştu hem de taktik olarak doğru işler yaptı. Abdullah Avcı, geçen Malatya maçında sınıfta kalmıştı, dün de sınıfta kaldı. Avcı'nın tecrübe kazanması için biraz daha fazla 'avcılık' yapması lazım. Bu avcılık yetmiyor.
Dün gece Avcı, hem avını elinden kaçırdı hem de Ersun Yanal'ı ipten aldı.

Bir takıma VAR diğer takıma YOK

Fenerbahçe maçı hak ederek kazandı amma ve lakin 49'uncu dakikada öyle bir pozisyon var ki skor 2-1 Fenerbahçe lehineyken Serdar Aziz, Vida'yı ceza sahasında grekoromen güreş karışımı yere indirdi.
Net bir penaltı! Hadi Cüneyt Çakır pozisyonu görmedi diyelim, eyyy Mete Kalkavan sen yukarıda ne iş yaparsın? Fenerbahçe'nin kazandığı penaltıda çok doğru bir hareket yaparak Cüneyt Çakır'ı çağırdın. Doğru bir karar çıktı. VAR böyle pozisyonlarda var! Ama sizin mantığınız "Bir takıma VAR, diğer takıma YOK" olursa o zaman sizin hakkınızdaki adalet kelimesine şüphe düşer.
Ey Mete Kalkavan, Cüneyt Çakır'dan korkuyorsan VAR'da işin ne? Demirden korkuyorsan trene binmeyeceksin... Ama şunu demiş olabilirsin;
"Cüneyt hocam, Cüneyt abim gözünün önünde görmedi. Şimdi ben çağırırsam kendimi yakarım.
Yarın maç 2-2 biterse Fenerbahçe beni kara listeye alır..." Böyle mi düşündün ey Mete Kalkavan?
Sahada iyi hakem değilsin, iyi çocuksun ama VAR'da da yoksun. Bak verdiğiniz ve vermediğiniz bir kararla maçın üzerine gölge düşürüyorsunuz.
Hiç gerek yokken... Maç sabaha kadar oynansa sarı-lacivertliler kazanır.

Aynı pozisyonda büyüklerden atabilir misiniz?

Beşiktaş kazandı. 10 kişi kalmış Kasımpaşa'ya karşı böyle bir oyun oynayarak… Şimdi herkes diyecek ki Beşiktaş üst üste maç kazanıyor. İyi güzel de nasıl kazanıyor bu maçları? Bir bakın bakalım geçmişe veya düne… Bu kadar hakem hatası kıyağı herhalde tesadüf olsa gerek.
Bakınız! Futbolcu bariz gol şansından kırmızı kart görür. Dünkü pozisyonda Atiba topa burnuyla vuruyor ayağından açıyor, Karim Hafez ayağını kaldırmasa dahi -ki kaldırıyor- o topu alma şansı yok.
Yani sarı kart. Ama kırmızıyı o kadar rahat veriyorlar ki… Peki soruyorum bu hakem arkadaşlara; aynı pozisyonlarda büyük takımlardan futbolcu atabiliyor musunuz? Sizin alnınızı karışlarım!
Atarsanız zaten yanarsınız. Ama dün akşamdan sonra bir daha maç alırsın.
Nasıl olsa badem olan küçüklerden biri.
Maç Beşiktaş'ın aleyhine geliştikçe Abdullah Avcı oyuna forvet soktu. Ama ne kadar forvet sokarsan sok, Beşiktaş'ın arka tarafından yani defansından kimse hücuma destek veremedi. 90 dakika boyunca bir Kasımpaşalı forveti üç Beşiktaşlı bekledi.
Ama normal… Düşünün, en ufak bir düdükte 4 veya 5 Beşiktaşlı futbolcu hakemin tepesine, beynine biniyorlar. Neler diyorlar bilmiyorum ama hakemin yediği fırça bayağı fazla. Çünkü televizyonda bayağı net gözüküyor. Her düdükten sonra bu fırçayı yiyen hakem bu sefer ona göre düdük çalmaya başlıyor.
Türkiye'de bu işler böyle. Ondan sonra da takımlarımız Avrupa'da çıkınca arabın yalellisi gibi oluyorlar. Küçüklere tavsiyem şu; Ne yaparsanız yapın sizler figüransınız. Diğerleri assolist.
Bazı şeylere mahkumsunuz. Beşiktaş futbol mu oynadı? Kesinlikle hayır… Sadece maç kazandı. Zaten öyle diyorlar.
Galatasaray önceki gün top oynadı mı? Rezalet… 3 puan kazandı. Beşiktaş dün top oynadı mı? Hayır onlar da 3 puan kazandı.
Sonra lig büyüklerimizin ligi oluyor.
Herkese hayırlı işler.

Kör topal gider!

İki taraf için de bıçak sırtı bir maç. Karşılaşmanın Galatasaray'ın stadında oynanması bıçağın keskin tarafını Cimbom'a doğru döndürüyordu. Öyle bir 90 dakika oynandı ki gol atan kazanacak gibiydi. Nitekim öyle de oldu. 'Bu takım daha etkili', 'şu takım daha iyi oynadı' diyemeyeceğimiz bir maç.
Başakşehir'den daha iyi futbol bekleniyordu ama G.Saray'ın sahaya çıkan futbolcuları bu sezon yürüye yürüye oynadıkları için maçın galibiyeti Başakşehir'e dönmüştü başlama düdüğünden önce.
Ama G.Saray'ın sakatlardan sonra sahaya çıkan yedeklerden kurulu takımı çok iyi mücadele ederek Başakşehir'in önce kimyasını bozdular. Başakşehir bu tarz bir tepki beklemiyordu herhalde. G.Saray tepkiyi gösterdi ama neticeyi alacak kimse yoktu sahada.
Başakşehir rakip ceza alanına daha az geldi gibi gözüktü ama özellikle son yarım saatte çok etkili nokta hücumlar yaptılar. Nitekim göbekte yaptığı bir pas hatasını çok iyi değerlendirerek maça noktayı koydular. Galatasaray bu sene böyle kör topal gideceğe benziyor. Devre arası transferlerinden bahsediyorlar ama ara dönemde iyi futbolcu çıkması Milli Piyango'dan büyük ikramiye çıkmasına benzer.
Galatasaray'ın yedeklerinde 2-3 tane isimli oyuncu var gözüküyor ama Başakşehir'in yedek kulübesine baktığımızda, onların yedekleri Galatasaray ile maç yapsa rahat kazanır.
Hakem Yaşar Kemal Uğurlu için söylenecek hiçbir şey yok. İki takım futbolcularını büyük küçük diye ayırmadı. Kartları da doğru kullandı. Yalnız ona bir tavsiyede bulunmak istiyorum, bir yerde hata yapıyor, yapmasın.
Doğru bir düdük çalıyor ve bu düdük futbolcuya yanlış gelmiş olabilir. Orada bir kontak noktası olabilir. Ama o kontak noktasında ya havaya, ya yere, ya da sağa sola bakıyor. Düdükten sonra kontak noktasını gözetim altına almalısın. Öyle bir ters iş olur ki doğru idare ettiğin bir maç üstüne yıkılır. Yerde para arama. Başka yere de fazlaca bakma.

İşte benim Milli Takımım

Hedef önemli... Fazla maç kazanınca veya çok gol atınca olay bitmiyor.
Bize beraberlik kâfiydi.
Sahaya çıkışımız, oyun düzenimiz "Önce gol yemeyelim, sonra atalım" şeklindeydi. Uzun zaman böyle gitti. Zaten dikkat edin maçın 80. dakikasına kadar bir net pozisyonumuz var Burak'la, bir de onların Merih'in çizgiden çıkardığı topu... Ondan sonra maç Rus ruletine döndü. Ama şunu söyleyeyim takım olarak iyi defans yaptık.
Burak dahil defans hatası yapan futbolcu yoktu. Burak net bir gol kaçırdı ama defansa gelip en az üç kere müthiş işler yaptı.
Cengiz Ünder çok güçlü değil, sakatlıktan çıktı. Bir-iki pozisyonda bencillik yapmasa, arkadaşlarına top atsa çok daha iyi olurdu. Bakınız! Bir kaç sene evveline kadar gazeteci dövülen, kampta sabahlara kadar oyun oynanan milli takımı hatırlayın.
Ben şahsen şunu söylüyordum;
"Bir Türk vatandaşı olarak bu takım benim milli takımım değil" diyordum.
Ama bu takım, benim Milli Takımım! Maçı iki arkadaşımla birlikte seyrederken hop oturup, hop kalktım. Çünkü sahadaki çocuklar benim heyecanıma tercüman oluyorlardı. Candan oynuyorlardı, damardan oynuyorlardı.
Şenol Hoca son 10 dakika biraz dağıldı. Son oyuncu değişikliğini daha erken yapması gerekirdi. Uzatmada yapınca hakem bu sefer o uzatmayı da oynatacak.
En gergin olduğumuz yerler.
Onu yapmayacaksın. Çok net söyleyeyim ne Hiddink'le, ne de sağı solu belli olmayan Lucescu ile biz bunları başaramazdık.
Futbol Federasyonu doğru iş yaparak Şenol Güneş'i getirdi, o da iyi bir aşçılık yaparak bu takıma öncülük etti. Hani genç futbolcu çıkmıyordu Türkler'den?
Bakınız bu takım daha yoğurulursa önümüzdeki 6-7 seneyi kurtarır. Şunu devamlı yapmamız lazım... Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası... Teşekkürler Milli Takım'a... Mücadelenize sağlık.

Bana bak Ali!

Tarih 21 Mayıs 2019, Fenerbahçe Başkanı konuşuyor: "Evet, hakem hataları konuşuluyor. Dikkat ederseniz sezon sonuna doğru artarak konuşulmaya başlandı. Bize göre 'kurgulanmış bir düzen var burada' ne yazık ki böyle söylüyorum. Teknolojinin bu kadar gelişmiş olduğu bir yerde VAR sistemi çok iyi tam yerine oturtulursa işler daha pozitif yöne gider..." Tarih 31 Ekim 2019: "Biri siyasi diğeri sportif nedenlerden Türkiye'nin iki büyük medya grubu benim üzerime geliyor." Tarih 5 Kasım 2019: "Bir hakem eskisi bu maçta yaşananları sanki ligimiz dizayn ediliyor, işler organize ediliyor tarzında konuşuyor. Bir adım daha ileri gidiyorum. Fenerbahçe'ye bağdaştırıldı. Bir adım daha ileri gidiyorum benim şahsıma kadar getirildi. Aslında bunun esas hedefi, amacı hakemler ve MHK'yı etkilemek." Bak Ali, aslında sana Ali de dememeliyim. 'Bak sen' demeliyim. Çünkü sen bana 'hakem eskisi' olarak hitap ediyorsun. Ama ben Fenerbahçe camiasına saygımdan dolayı 'bak Ali' diyeceğim. Başkanlıktan ayrıldıktan sonra başkan eskisi diye hitap ederim. Önce bir karar ver. Bak Ali, seni hangi iki medya grubu biri siyasi olarak diğeri sportif olarak üzerine geliyor? Muhalefeti destekleyen medya kuruluşlarından senin üstüne gelinmeyeceğine göre, senin mantığına göre iktidarı destekleyen kurumdan baskı gelir.

KEŞKE ONA DA SÖYLESEYDİN

Sizi bir hafta evvel Sayın Cumhurbaşkanı ziyaret etti. Keşke bu cümlelerden birini kendisine söyleseydin. İkili oynama. İşin siyasi yönü beni ilgilendirmez, sportif yönü ilgilendirir. Bak Ali, sen bizim yaptığımız programları izlememişsin bu belli. Senin yanında eğer görevliler varsa ve bunları izlemişler ve söylemişlerse onlara dikkat et. Sana iyilik değil kötülük yapıyorlar.

AZİZ YILDIRIM BİLE BÖYLE YAPMADI

Bak Ali, çok acemisin. Sen Fenerbahçe başkanlığına bu sistemi değiştirme iddialarıyla geldin. Bu senin söylediklerin 1950-60'larda vardı. Senin çok tenkit ettiğin Aziz Yıldırım bile bu tarz yapmadı, daha akıllıca yaptı. Çünkü onda liderlik vasfı vardı sen de yok. Bu konuşmaları yapmadan önce ya programı seyret ya da bu işi bilenlere seyrettir. Yoksa böyle taca çıkarsın. Ben ne söylediğimi çok iyi biliyorum bunun Beşiktaş'ı, Galatasaray'ı, Fenerbahçe'si, Ankaragücü'sü yok. Ben top oynarken sen belki hayatta yoktun, olabilir. Ama önce karşı tarafa saygı duyacaksın. Benim param var deyip bu işlere böyle girersen yanarsın, sakatlanırsın. Bizim programda söylenenler hakem hatalarının artık olmaması, VAR'ın çok doğru kullanılması, adaletin tam sağlanması. Bunun Beşiktaş, Fener'i Ankaragücü'sü Antalya'sı yok Ali. Bunu siyasi ayağı da yok Ali. Bu seni ilgilendirir, bunun hesabını sen verirsin. Fenerbahçe yıllarca şampiyon oldu. Ne başkanlar gördü. Sarı-lacivertliler çatır çatır oynayarak şampiyon oldu. Futbol oynarsan bunu kimse engelleyemez. "Penaltım, tacım, faulüm verilmedi" diyen bu işte hiç başarılı olamadı.

VAR'A GİDİLSİN DEMEK YANLIŞ MI?

Bak Ali, biz spor programı yapıyoruz, bizde görüntüler yok. Her neyse yok! Trabzon kaptanının ayağı neredeyse rakip tarafından kırılacak. Hakem VAR'a gitmiyor çünkü pozisyon kesin kırmızı. Ve o kaptan bundan dolayı Avrupa maçında oynamayacak. Trabzon'un Sörtloth'a yapılan müdahalede gene penaltısı verilmiyor. VAR yok. Ertesi gün Fenerbahçe maçında Muriç'e yapılan net bir penaltı var o da verilmiyor. Fenerbahçe kalecisi net atılması lazım yine olmuyor. Bunlar için televizyonda net yorum yapıyorum. Bunların VAR'a gitmesi lazım diye bas bas bağırıyorum. Bilmiyorum Ali, sence kötü mü yapıyorum?

SEN KISA PANTOLONLA...

Şimdilik sana bu kadar yazıyorum ama sana bir şeyler daha hatırlatacağım Ali. Sen zenginmişsin beni ilgilendirmez, sonuçta aynı kefene gireceğiz, para götüremeyeceğiz. Yıllardır futbolun içindeyim futbolculuk-hakemlik yaptım. Kulüp içindeki büyüklerine danış. Çünkü sen o zaman kısa pantolonla geziyordun. "Fenerbahçe'nin deplasmanlardaki tehlikeli ve zor maçlarına Erman Toroğlu'nu ister miydiniz?" diye bir sor. Hatta daha ileri git hakemler torbadan kurayla çekildiği dönemde torbaya üç tane Erman Toroğlu ismi atılıp benim çıktığımı da sor istersen. İnsan 7'sinde neyse 70'inde de odur. "Ben bu programda bunları dinledim ve hocamızı aradım. Aman Ersun dikkat et bize karşı bir oyun var futbolcuları uyar" demişsin. Bu senin ağzından. Bak Ali, eğer ben hakemleri ve MHK'yı etkileyebiliyorsam yuh olsun onlara. Amaaaa bu kadar gücüm varsa Ali, benle iyi geçineceksin şampiyon olman için. Senin mantığına göre... Mağlup olunca sakın başka yönlere gitme, teknik direktörüne bak, takımına bak Ali, sonra muhallebi yerken dişin kırılır...

Olanları kabul etmiyorum!

Biri yense lider olacak diğeri son sırada... Müthiş bir mücadele oldu. İki takımın da yakaladığı fırsatlar var. Ama Fenerbahçe'nin yakaladığı fırsatlar daha fazla... Sarı-lacivertlilerin üç topu da direkten gitti. Futbol böyle bir oyun. Her an her şey değişebiliyor. Bir gün önceki Antalya-Beşiktaş maçına bakıyorsunuz ilk yarı rezalet bir Antalya, ikinci yarı süper bir Antalya... Düşünün teknik direktör aynı, yönetim aynı, başkan aynı, rakip aynı hakem aynı... 180 derecelik değişimin bir ucunda Beşiktaş, bir ucunda Antalya... Ama dün geceki maç aynı değil. İki takım da mücadele ediyor. Korakor...
Son sıradaki Kayseri üzerinde şu farklılık var; yönetim değişmiş, başkan değişmiş, teknik direktör değişmiş; üstüne de paralar ödenmiş. Bir de rakip Fenerbahçe olunca ve seyirci desteği de gelince lig sonuncusu Kayseri canavar kesilmiş. İyi futbol mu oynadılar; hayır ama müthiş mücadele ettiler. Fenerbahçe klasik... 15-20 dakika sahanın her yerinde tam pres yapıyorlar. Rakibin kafasını kaldırmıyorlar. Güreşte; üstteki, alttakinin ensesine basar da nefessiz bırakır ya F.Bahçe onun gibi yapıyor. Gol bulursa rahatlıyor, bulamazsa süre ilerledikçe oyundan düşmeler başlıyor. Muriqi'in 20, 30 ve 60'taki vuruşlarına bakın.
Kayseri'de dün gece iki tane sporculuk örneği vereceğim futbolcu vardı. Adebayor ve Umut Bulut... Yaşlarına rağmen müthiş mücadele ettiler. İkisi de profesyonellikten örnekler verdiler.

EMRE'DE ISRARCI OLMAMALI
Ersun'un Emre olayında bu kadar ısrarcı olmaması gerekir. Emre'nin belli bir gücü var. Bence tek devre... Bunu iki devreye yaymaya kalkınca oyun üzerindeki etkisi de azalıyor. Emre bütün gücüyle oynamalı, sonra elini kaldırıp 'çıkacağım' demeli. Yani sistem nerede trak orada bırak olmalı. Fazla ısrar takımı eksik bırakıyor. Çok pozisyon vardı maçta. Yalnız hakemde şunu gördüm, ilk yarı 3 tane nizami ve tehlikeli şarj oldu. Bunların ikisini verdi. Ceza alanının dışındaydı.
Birini vermedi; ceza alanı içindeydi. İşte bundan dolayı hakemlerde ikilemler doğuyor. Değişik hakem olsa kabul edeceğim. Aynı hakemin bu tarz olayını kabul etmiyorum. 3'ünü de vermese 'hakemin bir yerde sitili' derim. Ama öbür türlü aklım karışıyor.

İstifadan kurtardı

Fatih Terim için 'Şanslı teknik direktör' deriz, 'Öyle veya böyle maçı kazanır' deriz. Allah ona son 6 günde iki tane büyük şans verdi. Birisi Zidane'ın teknik direktörlüğündeki Real Madrid, diğeri Abdullah Avcı teknik direktörlüğündeki Beşiktaş maçı. Hadi birinden faydalanamadın, diğerinden faydalan!
Peki, Karadenizlilerin söylediği gibi "Sonunda ne oldi?" Çok net şu oldu; Fatih Terim hem Zidane'ı hem de Avcı'yı istifadan kurtardı. Ve kendisini bundan sonraki maçlarda onların yerine koydu.
G.Saray, daha doğrusu Fatih Terim; 'Ocak ayında birilerini gönderip birilerini alacağım' diyor. Hangi parayla kimi göndereceksin? G.Saray'ın geçen sezonun 2. yarısı dahil ve bu sezon oynadığı kaç maçı var! Büyüteçle bakarsanız, belki 2 tane cılız görüntüye rastlayabilirsiniz. Bunun hesabını verecek şahıslar da Terim ile başkan Cengiz'dir. Gelelim Beşiktaş'a... Kulübü maddi açıdan çok kötü bırakıp kaçan bir başkan, yeni gelen bir yönetim, idam sehpasında Abdullah Avcı ve karşılarında G.Saray...
Ne oynadığı belli olmayan G.Saray karşısında, ne oynamak istediğini bilen bir Beşiktaş vardı. Doğru defans yaptılar, doğru hücum yaptılar; çok çalıştılar, çok koştular. Ve analarının ak sütü gibi helal bir üç puan kazandılar. Bu maç, Beşiktaş'taki teknik direktör krizine bayağı bir pansuman oldu. Yani Avcı ile devam edilirse, ileride bir şeyler olabileceği görünmeye başladı. Beşiktaş'ın teknik olarak en iyi oyuncusu Ljajic. Ama hangi Ljajic? Duyduğuma göre İstanbul gecelerinde ve sokaklarında sabahlara kadar kaybolan bir Ljajic değil; yere sağlam basan bir Ljajic! Avcı'nın Umut'u neden tercih ettiği bu maçta net şekilde görüldü. Luyindama ve Marcao ile çok mücadele etti, ikisini de oyuna sokmadı ve bu ikilinin hatasından bir de gol attı. Hem kendini kurtardı hem Beşiktaş'ı hem de Abdullah Avcı'yı...