CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

İnşallah kafama poşet geçirmem!

Maçı yazmadan önce şunları soruyorum, Fenerbahçe'nin forveti kim? Frey... Trabzonspor'un santrforu kim? Sörloth... Beşiktaş'ın santrforu kim? Larin... Peki G.Saray'ın forvetleri kim? Falcao- Diagne... Bakınız, Galatasaray 2-0 önde başlıyor lige...
Galatasaray takımı iyi oynuyor ama rakibi Gaziantep sahada konu mankeni gibi. Sezona iyi hazırlanmış sarı-kırmızılılar, lige de iyi başladılar.
Fatih Terim'in yedek kulübesine bakıyorum çok rekabet edecek oyuncu da var. İyi oynadılar ve kazandılar... Ama benim yazacağım şeyler farklı...
Pandemi oluyor, lige ara veriliyor, sonra lige dönüş oluyor, maçlar oynanıyor, tartışmalı hakem kararları ile Başakşehir şampiyon oluyor, ligden düşme kalkıyor falan filan...
Yeni sezon başlıyor, ilk maçta başrol hakem... Önceki gün Fenerbahçe maçını izledim. Bakınız! Arda Kardeşler, Fenerbahçe lehine verdiği ikinci penaltıyı Fenerbahçe aleyhine de çalabilir mi? Çalarsa helal olsun, çalamazsa yazıklar olsun. VAR'a dahi gitmedi, gitse ne olacağı belliydi. Beyler, bu tiyatroyu daha çok göreceğiz bu sezon. Nedenini hepimiz biliyoruz.
Gelelim MHK'ye... Zekeriya Alp'in MHK'sı son maça kadar gitmeyecekti, bir şeyler duyuluyordu. Bir telefon geliyor, Zekeriya'yı çağırıyorlar, toplantıdan çıkıyor istifa ediyor.
Kelle istiyorlar, MHK değişiyor.
Ama diğer komite daha Alp ve yönetimi gitmeden hazırlanmış, isimler kağıda yazılmış.
Etrafta hep konuşulan; Serdar Tatlı'yı, Rıdvan Dilmen getirdi!
Bütün camia bunu konuşuyor ama kimse bunu dile getirmiyor.
Bakınız, o komite gitse bu gelse, bu gitse başkası gelse hiçbir şey değişmez. Kuşa bak diyorsun, aşağıda malı götürüyorsun. MHK'lar gidiyor geliyor, hakemler aynı kalıyor. Ne değişiyor? Hiçbir şey!
Geçen sene maskeyi taktığımda maskeli balo dedim, inşallah bu sene kafama poşet geçirmem!

Bunlar çok yaşanacak!

Hastalık olayından sonra sizin saha, bizim saha falan hikâye. Neden? Zaten seyirci yok. Yani itici güç... Maalesef küçük takımlarda çok rastlanan bir olay dün gece yine görüldü. F.Bahçe'den daha iyi oynuyorsun. Öne geçene kadar da bayağı etkilisin. Ama 1-0'dan sonra anlaşılmaz bir şekilde defansa çekiliyorsun. Ne derler, korkunun ecele faydası yok. 2-0 yapsan işi bitireceksin. Ama işte o zihniyet hiç değişmiyor; büyük takım, küçük takım...
Erol Bulut, şu anda bıçak sırtında. Ya olacak ya olmayacak. Görüntüye geldiği zaman da tedirginliği yüzünden okunuyor. Şu bir gerçek; F.Bahçe geçen seneden biraz daha farklı. Nasıl? Bence sezon sonuna kadar şampiyonluğu kovalayacaktır. Ama şunun da altını çizmek lazım; koca bir sezon seyircisiz oynanacak. F.Bahçe, bu futbolunu kendi sahasında oynamaya kalkarsa çok zor anlar yaşar. Çünkü ligdeki çok takım Rizespor anlayışında oynamaz.
Hakem F.Bahçe lehine vermesi gereken birinci penaltıyı görmedi, VAR'la verdi. İkinci penaltı pozisyonunu kendi verdi. Birinci pozisyon net penaltı. İkinci penaltı için şunu söylerim; aynı penaltıyı F.Bahçe aleyhine çalarsan helal olsun. Çalamazsan yazıklar olsun.
Birinci penaltıda hakem, "Kol kapalı, penaltı değil" işareti yaptı. Yani "Öyle gördüm" dedi. Ama umumi istek üzerine VAR'a gitti. Kolun kapalı olmadığını gördü ve penaltıyı verdi. Buraya kadar her şey tamam...
İkinci penaltı pozisyonunda Rizeli oyuncu kolunu açarak rakibini markaj mı yapmak istedi, yoksa koluyla rakibine vurdu mu? Fenerbahçeli oyuncu darbe aldı mı, kendini yere mi attı? Sen birinciyi yanlış gördün, penaltı vermedin VAR'a gittin doğruyu yaptın. İkincide de gidip seyretseydin bakalım ne olacaktı? Bu sene maalesef bunları çok yaşayacağız. Nedenlerini zaten biliyoruz!

Hem TFF danışmanı hem resmi çalışan!

Yabancı futbolcu adeti düşürülsün... Neymiş; yerli çıkmıyormuş, geçiniz... Yabancılara verilen paralar yüksekmiş. Teklif ediyorsunuz indirimi bazıları kabul ediyor, bazıları etmiyor. Edenlere de etmeyenlere de o kadar para verdiler ki... (Bu paraların hepsinin topçulara verilmediğini tahmin ediyorum. Arada yöneticilermenajerler tarafından paylaşıldığını bizim camiada herkes konuşuyor.) Buraya kadar tamam, peki bundan sonrası… Şenol Güneş, Milli Takım'a teknik direktör olarak geldi ve gelmesi de doğaldı. Bileğinin hakkıyla geldi. Peki Şenol Güneş'in aldığı parayı bilen var mı? Dolar mı, TL mi yoksa Sterlin mi alıyor? Arkadaşlar ben vatandaşım. Düzenli olarak vergimi ödüyorum. Askerliğimi de yaptım. Yani vatandaş olarak görevlerimi yerine getiriyorum. O zaman benim vergilerimle yürüyen işlerde bazı şeyleri neden bilmiyorum? TFF'de danışmanlar çalışıyormuş. Altlarında arabalar... Bazıları resmi yerlerde de çalışıyor. Bu nasıl bir iş? Bunların da çoğu danışman.. Fikirlerine danışıyorlar. Bu isimlerin bazılarını tanıyorum da kusura bakmayın nereye gideceğimi bilmesem yol bile danışmam.

Vade 10 yıla yayıldı
Şimdi size başka bir haber daha vereyim. Çok önemli... Hani kulüpler, Ziraat Bankası'yla Bankalar Birliği anlaşması yaptılar ya... Hatırlarsınız bunun vadesi 5 yıldı. Kulüpler bastırıp istediğini aldı. Bu vade tam 10 yıla yayıldı, yakında da resmen açıklarlar.

Herkes değişti hakemler aynı!
KOMİTELER gidiyor, komiteler geliyor. Hakemler aynı. Saha yönetimi de aynı. Değişen bir şey yok. Kanserli hasta damardan hafif hafif şırıngayla yaşamaya devam ediyor. Nasıl düzelir derseniz düzelmez. Yeni komite geldi. Başkan Serdar Tatlı'yı uzaktan tanırım. Düzgün çocuktur. Geçmişte ufak tefek detaylarda hataları olmuştur. Ama şunu söyleyeyim. Serdar Tatlı'nın buraya gelmesinde bazı isimlerin adları futbol kamuoyunda konuşuluyor. Bana soruyorlar 'doğru mu?' diye. Hiç araştırmadım. Ama Tatlı'yı şu cümlenin altını çizerek ikaz edebilirim: "Eğer birilerinin omuz vermesiyle ve yardım etmesiyle oraya gelirsen; yarın onların isteklerini yerine getireceksin. Eğer getirmezsen zaten gideceksin." Yani gelirken çok kuvvetli gelmedi. Bekleyeceğiz ve göreceğiz.

Maçların hepsi açık kanaldan yayınlansın
MEVZU Koronavirüs, gittikçe artıyor. Tabii ki ölümler de. Maçlar %30 seyircili oynanır dendi. Şimdi ise devre arasına kadar iptal. İşin bu tarafı bana mantıklı geliyor. Peki şimdi öteki tarafı söyleyeyim. Örnek olarak Galatasaray-Fenerbahçe maçı ligin 3. haftasında olacak. Türkiye nüfusunun 3'te 2'si bu maçı seyredecek. Nerede seyredecekler? Yayıncı kuruluşun dekoderi varsa ve yayını almışlarsa evde seyredecekler. Bu çok az bir nüfus. Diğerleri de restoran, kafe ve barlara gidecek. Herkes üst üste olacak. Alkol ve sigara da cabası. Gol oldu mu insan yumağı oluşacak. Bunu nasıl engellersiniz? Kesinlikle engelleyemezsiniz. Polis, kolluk gücü ve zabıta bile engelleyemez. Ordudan yardım isteseniz, maçın havasına kapılıp gol atıldığında yanındakilere sarılan olacaktır. Yani düşünüyor musunuz virüsün yayılma şansını. Eee.. Derdimi anlattım. Şunu dersiniz: 'Erman hocam çaresini söylesene.' Hemen söyleyeyim, dekoderi olmayan, açık kanalda yayın yapan bir veya birkaç televizyon ile anlaşıp herkesin evlerde seyretmesini sağlayabilirsiniz. Şimdi bana, 'Ya yayıncı kuruluş para alıyor. Kulüpler de ondan para kazanıyor' diyeceksiniz. Basit bir şey diyeyim, açık kanallara maçları koyun reklam gelirleri Koronavirüs nedeniyle tarihin en yüksek gelirlerinden olur. Bir de çok insanı ölümden kurtarırız. Kimse veya birileri üç kuruş para kazanacak diye milyonları öldürmeyelim. Yayıncı kuruluş ne yapıyor? Kulüpleri tehdit ediyor. Bazı paraları ödemedi ve hâlâ indirim istiyor. Ayıptır ve günahtır. Bu yazdıklarımın aksini iddia eden varsa bana yazı yazabilir veya arayıp tartışabilir.

Papazların yolu artık kesiliyor!

Kulüpler futbolculardan indirim istiyor, yapmayanlara ve FIFA'ya şikâyet edenlere kızıyorlar diğerlerine de 'Aslansın', 'Evladımızsın' diyorlar. Yav kardeşim indirim yapan futbolcular indirim yapmıyorlar ki zaten onların değerleri o bile değil. Ama birileri zamanında o paraları vermiş onlar da almışlar. Ne zaman bu işler bir disipline girmeye başladı; saçlar döküldü, keller de gözükmeye başladı.
Gelelim hakemlere... Yani futbolda adalet dağıtanlara... Soruyorum; dağıtılıyor mu? Kesinlikle hayır. Bir ona hata yapılıyor, bir buna... Bunlar tesadüf mü? Hayır... Bakınız beyler... Yedek subay askerlik yapıyorum, Tuzla piyade okulundayım. Başımızdaki yüzbaşı dağda yılan yakaladı. Biz ürperdik ne de olsa şehir çocuğuyuz. Komando olan yüzbaşı yılanı başının altından tuttu, boynundan bıçağı bastı kafasını kopardı, sonra bıçağın ucuyla yılanın derisiyle eti arasını ayırdı, iki parmak tutacak şekilde. Yani iki parmağıyla yılanın içini tuttu, derisi dışarıda kaldı, o derisini eliyle çekti, yılanın derisini yüzdü. Yılanın derisi ters döndü. Buraya kadar anlattım. Okuyanlar da anlamıştır. Diyeceksiniz ki bunu neden anlattın?
Ey kamuoyu çok net söylüyorum; bu hakem aleminde aynen yılanın derisini yüzer gibi ters çevirip çıkaracaksınız, o zaman bu alem düzelir. Yoksa bu alemi kopararak, antibiyotik kullanarak falan düzeltemezsiniz. Bu alem Korona'dan daha tehlikeli bir alemdir, sizin yüzünüze güler arkadan oyarlar. Ben binaları onararak kurtarmak değil binayı yıkıp yeniden yapma fikrinde olan biriyim. Bu hakem alemini de ancak o zaman toparlarsınız...
Şimdi gelelim sadede. Yıllardır bu alemin içindeyim. Futbolcu, hakem, TV, gazete dahil. İlk defa doğru dürüst, cesaretle temele yönelik bir yönetmelik çıkarıldı. Bu yönetmeliği çıkaran MHK Başkanı Zekeriya Alp'i de tebrik ediyorum TFF Başkanı Nihat Özdemir'i de... Biliyorum çok kişi yazacak, kimileri bilerek yazacak yani tabir-i caizse işin çakalları, çakal derken yanlış anlamayın çakal akıllı bir hayvandır. İşine geldiği şekilde hareket eder. O manada yazıyorum. Bazıları bilmeden dolduruşa gelerek yazacaklar...
Hakemliğin alt tarafı bayram yapıyor çünkü önleri açılacak, üst taraf yani papazlar da kahroluyor. Çünkü onların artık önü kesildi. Hem de her aşamada. İnşallah bu yönetmelik doğru uygulanır. Neymiş efendim bundan sonra klasmanlar, bölgesel ve süper olsunmuş. Yok ya ananız güzel mi? Niye havuza karşılar: Bir hakemi süper derken yok edersiniz, istediğinizi getirirsiniz ama tüm hakemleri havuza atarsanız o papazların sağı solu kalktığında o havuzdaki yavru istavritleri veya yavru çinekopları alırsınız. Sağı solu oynayan baba lüferlerin veya azman istavritlerin başına koyarsınız. O azman istavritlerle büyük lüferlerin fiyaskoları meydana çıkar. Yıllardır genç hakemler ezildiler, hep önleri kesildi... 5 gün sonra İstanbul'da mesela 5 hakemle mülakat yapılacak, bunların 3'ünün de babaları hakem. Kimisinin babası gözlemcilik yapmış gitmiş, kimisininki hâlâ gözlemci. Bu yönetmelik bu sene yürürlüğe girse daha farklı olurdu. Ama seneye olacak. Umarım iptal edilmez. Fakat merak ettiğim bir şey var. Bu Türkiye'deki hakem babalarında nasıl bir tohum varmış ki ekiyorlar ekiyorlar hakem fışkırıyor...

Trabzonspor’un ne oynadığı belli değil

UZUN yıllar görmediğimiz, heyecan dolu bir gece yaşadık. Konya'da Rus ruleti vardı. Bu ruleti Konyaspor kazandı. Hem de sapına kadar hak ederek. Başakşehirliler maç sonunda yenildikleri için üzülüyorlardı, ama onların imdadına da Trabzonspor yetişti. Ne oynadığı belli olmayan bir Trabzonspor, Denizli'de adeta intihar ediyordu. Ve sonunda kendi ipini çekti. Başakşehir'e şampiyonluk hayırlı olsun. Bu Trabzonspor'u seyredince şampiyonluk öyle veya böyle Başakşehir'in oldu. Diyeceksiniz ki; Daha maçlar oynanacak! Artık bundan sonra fazla değişiklik olacağını zannetmiyorum. Hakemler az hata yaparak maçları yönettiler.
Yalnız bir şey dikkatimi çekiyor, hakemlere deniyor ki, 'futbolcunun vücuduna, eline, koluna gelen top el sayılmaz veya penaltı verilmez'. O ayağından, bacağından seken topla futbolcu oynarsa ne olur? Bence yine penaltı olur. Ve bunun da örneğini dün gece gördük. Ama hakem vermedi. Beşiktaş iyi mücadele etti, galip geldi. Ama oraya şöyle bir dipnot geçmek lazım. Siyah-beyazlılarda bir çocuk var, geçen yıl Almanya'dan geldi. İsmi Güven… Ama ona güvenirsen yandın. Düşünebiliyor musunuz; maç 1-0, arkadaşı bomboş… Topu ona verse, arkadaşı boş kaleye topla girecek, maçı bitirecek. Görmesine rağmen topu boş durumdaki arkadaşına vermeyen bir futbolcuya ben şüpheyle bakarım. Bakın! Bu düşüncedeki bir oyuncu yarın başa büyük iş açar. Zaten yaptığı başka şımarıklıklar da var geldiğinden beri. Tabii o da Beşiktaş'ın sorunu. Maçlarda kalite yoktu. Heyecan vardı o kadar. Olsun o da bize yetti. Keçi boynuzu gibi... Hiç olmazsa goller seyrettik. Başakşehir'i bu kadar dökülürken üç senedir ilk defa görüyorum. Konyaspor'u da bu sezon bu kadar iyi futbol oynarken ilk defa görüyorum. Dün gecenin adamı şüphesiz yaptığı artı/eksi işlerle Konyasporlu Miya oldu. Maçın başında saçma bir penaltı yaptırdı, ama sonrasında attığı iki golle adeta takımını sırtladı ve gecenin yıldızı oldu.

Başakşehir’e kurban ettiler!

Üst üste 2 maç seyrettik. 4 takım içinde en kötüsü Galatasaray. Ankaragücü çatır çatır mücadele ediyor. Son ana kadar da edecekler. Zaten Kurban Bayramı da yaklaşıyor. Ankaragücü'nü Başakşehir'e haftalar önce kurban ettiler. Birine "Sen düş öl" dediler, diğerine de "Sen şampiyon ol" dediler. Yani köşe başı bir maçtı. Dün gece bir köşe başı maçı da Fenerbahçe yaşadı. Sivasspor, bu yoldaki en tehlikeli rakibini İstanbul'da saf dışı bıraktı. Sivas fizik olarak iyi bir takım. Oyun şekilleri de belli. İyi defans yapıp çabuk öne çıkıyorlar. Birbirlerini tanıyan oyuncuları var. Enerjilerini boşa harcamıyorlar.

MURİQİ'E DARBE VAR
Bir gol yediler, yüzde 100 kaleci hatası. Maç 90 dakika keyifli oynandı. Bu şartlarda iyi bir mücadele oldu. Sivasspor'un kazandığı penaltı bence doğru. Ozan'ın ayağı Sivassporlu futbolcunun ayağı havadayken geliyor. Yalnız Muriqi'in pozisyonu var, o enteresan. Hakem takdir hakkını 'devam'dan yana kullandı. Ama Sivaslı oyuncunun Muriqi'e kalçayla bir hareketi var, top oyunda. Sivaslı oyuncu vuruyor, top oyunda kalıyor.
Hakemin hatalı kararları vardı. Tolgay rakibin ayağına bastı, sakatlandı. Faul Tolgay'ın aleyhine olması lazım lehine verdi. Hava topuna çıkmayıp, kambura yatana dikkat etmesi gerekir. Avrupa'da üst düzey maçlarda bunlar önemli. Futbolcular cin gibidir, hemen çözerler. Ali Palabıyık iyi maç yönetirse daha üstlere çıkma ihtimali var.

Çakır değil VAR’daki Palabıyık yönetti

DA Costa ile Feghouli ikili mücadeleye giriyorlar. Da Costa topa hamle yapıyor, dokunuyor öyle sert hareket değil. Ama Feghouli kurşun yemiş gibi kendini yere atıyor. Atarken bir anda kendine geliyor, o kurşun yemiş adam kurşun yemişliğin hırsıyla yerden rakibinin göğsüne taban vuruyor. Pozisyon hakemin gözünün önünde. Türkiye'nin 1 numaralı hakeminin... Cüneyt Çakır sarı kart veriyor sonra VAR çağırıyor, kart kırmızı oluyor. Yani Cüneyt şunu diyor: Ben vermedim, VAR verdi kırmızıyı. Aslında pozisyon kırmızılık. VAR'dan evvel kendisinin vermesi lazım. Yani Feghouli takımı resmen satıyor. Sonra dünyanın parasını alacak, profesyonelim diye boy gösterecek...
Pozisyonlar yine devam ediyor. Bu kez Sörloth pozisyona giriyor, topa vuruyor. Top 2 metreden auta doğru gidiyor. Arkadan Donk, Sörloth'un bileğine hareket yapıyor. Eğer Donk bu hareketi topa vurmadan yaparsa poziyon net penaltı ama Sörloth topa vuruyor, top en az 3-4 metreden auta gidiyor hakem de aut veriyor. Sonra Donk'a da kart gösterebilirsin... Noluyor? VAR yine çağırıyor. Bu sefer penaltı veriyor. Yani Cüneyt idare etmiyor, VAR'daki Ali Palabıyık idare ediyor maçı. Yani şunu diyecek sonunda: Ben vermedim o verdi. Vay uyanık vay. Bizim hakemlerimiz cin olmadan şeytan oluyorlar. G.Saray 10 kişi kalmasına rağmen mücadelesine devam ediyor ama gücü yetmiyor. G.Saray daha sezon bitmeden bu kadar kırmızı ve sarı kart görüyorsa bu şu demektir
1- Teknik direktörün takımın üzerinde otorite boşluğu vardır.
2- Bu takım iyi çalışmıyordur. Fizik gücü 90 dakikaya yetmeyince futbolcuların sigortası atıp patır patır dışarı çıkıyorlardır. Ve bir takımda bu kadar sakat olursa yine aynı sebepler vardır.
Yani herkes aynaya bakınca kendisiyle hesaplaşacak. G.Saray takımı büyük çöküşün içinde. Önümüzdeki sene Kupa 2'ye de gidemeyebilir. O zaman ne olacak merak ediyorum. Trabzonpor için ya tamam ya devamdı... Devam dediler.

Antalya ve Göztepe yalandan oynadı!

Çok beğendiğim bir atasözü var: "El elin eşeğini ıslık çalarak ararmış." Dün akşam şunu gördük ne Göztepe ne de Antalya direnç yapacak takımlar değiller. Neden? Hedeflerine ulaşmışlar. Zaten tuhaf bir lig oynanıyor, fizik olarak da çok hazır değiller. Niye cennetlik canlarını cehenneme soksunlar. Ellerinden geldiği kadar yalandan oynadılar ikisi de. Başakşehir'in ihtiyacı vardı, söke söke aldı. İşte görüyoruz, maçlar üst üste gelince virüsten sonra futbolcuların adalaleri kemanın telleri gibi atıyor. İki maçta da hakem açısından rahatsız edici bir durum olmadı. Bu iyi bir şey. Fenerbahçe'de iki gol atan Ferdi, bir senedir bas bas bağrıyor, "Benim bu takımda oynamam lazım" diye. Çocuk haklı. Çünkü kendi yerinde oynayanlara bakıyor, onlardan iyi. Ancak genç olduğu için Ersun Yanal, "Daha zamanı var. Pişmesi lazım" dedi. Biz pişire pişire tencerenin dibini tutturuyoruz zaten. Fenerbahçe iyi mi oynadı? Hayır. Dün geceyi yine kaleci Altay kurtardı. Bu kaleci genç, oynaya oynaya daha iyi olacak. Ama ona da üst düzey bir kaleci antrenörü lazım. Antalya'nın maçı alacak gücü yoktu. Başakşehir istediği tarzda oynadı, sonucu aldı. Başakşehir'in yedek kulübesi de etkili. Visca yoktu ama Robinho yedekti. Girdiği zaman Türkiye'nin futbol kalitesinde farklı olduğu ortaya çıkıyor.
Vedat Muriqi, eskiye göre durgun. Ama Vedat'ın yapacağı işler belli. Ceza alanı içinde daha fazla topla buluşması lazım, hava topu ya da yandan iyi ortalar lazım. Hiçbirisi gelmiyor ve rakip defans arasında eziliyor. Bu sefer top almak için orta sahaya çıkıyor, gücünü orada kaybediyor, ceza alanı içine kuvvetsiz gidiyor. Hasan Ali'yi ne yapacaklar belli değil. Şu anda oynuyor. Sorun yapacak bir karaktere benzemiyor. Bu saatten sonra da ayrılmak isteyeceğini sanmıyorum. Kulübede oturur, istediğin zaman da sahaya sokarsın, iyi şeyler yapar. Serdar Aziz... Belli bir standartı yok. Bu kadar kontrolsüz bir stoper el bombası gibidir. Ne zaman patlayacağı belli olmaz. Kısacası Serdar Aziz büyük takımda oynayacak stoper değil.

Adam gibi maç yönetti

Galatasaray Trabzonspor'u yenerse, 55 olacak ama yine de 3 puan fark var... Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi için işi çok zor. Başakşehir'i yenmesi lazımdı, yenseydi yukarıyı çok zorlayacaktı. Galatasaraylı oyunculara soruyorum, siz daha önce neredeydiniz?
Çok enteresan bir maç oldu. Galatasaray, bu tarz bir karşılaşmada 60'ıncı 70'inci dakikada 'düşer' diye bekliyordum. Düşmediği gibi Başakşehir'e de çok zor anlar yaşattı. Demek ki büyük takım böyle oluyor. Beşiktaş da bu ağırlığını koyuyor mesela, Fenerbahçe'de bu yok. Başakşehir'de de dün büyük bir takım olayı yoktu. Lider ama büyük takım ağırlığı yoktu. Üzerlerinde bir baskı da yok.
Piyasada ne Galatasaray ne Fenerbahçe ne Beşiktaş var bir tek Trabzonspor... Onu da zaten badem yapıyorlar. Karşısında büyük takım bir tek Trabzonspor var. Trabzonspor'u da ne hale soktular.
Galatasaray'da Donk'a bayılıyorum. Adam çıkıyor oynuyor. Bu Donk'u Fatih Hoca oynatmadı, yedek bıraktı, yine de çıkıp oynuyor.
Bugün hakeme söylüyor muyuz bir şey. Hayır. Zor maç aslında. Adam düzgün koştu, düzgün hareket etti, düzgün davrandı. Adam, adam gibi maç yönetti. Bir şey diyor muyuz. Sonradan bir sallandı yine iyi gidiyor. Bu maçı da iyiydi.
Galatasaray çok dirençli bir takım değildi. Başakşehir böyle bir maçta 9 kart görüyorsa bundan önceki maçları sakat demek ki.
Şimdiye kadar gördüklerin doğru değildi, dünkü doğru. Ama şimdi bu hakem için iyi değil. Birileri bu hakeme maç verdirmeyebilir.