CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

Masa başında işler dönüyor!

Sonuç Ankaragücü'nü kurtarır mı, biraz zor görünüyor. Peki, Trabzonspor'u ne yapar? Bence Trabzonspor'u batırdı, bu sonuç bordo-mavililerin kimyasını iyice bozdu. 90 dakika içinde bordo-mavililer çok gergindi. Hiçbir şey oynamadılar. Bazı oyuncular yorgun görünüyorlardı. A.Gücü'nün santrforu Rodrigues, hakemden haklı olarak çift sarıdan kırmızı kart gördü. Eğer atılmasa, Ankaragücü açısından da çok farklı olurdu bu maçın sonucu. Aslında Trabzonspor'un mağlup olması ile berabere kalması arasında büyük fark yok. Beraberlik Trabzonspor'a hiç yaramıyordu. Bu netice rakiplerin de iştahını kabarttı. Bordo-mavililer oyunu kenarlara açamadılar. Nwakaeme ve Ekuban'ın olmaması onlara çok şeyler kaybettirdi. 1-0 galipsin, ileride topu tutamıyorsun. Karşındaki takım lig sonuncusu. Lig sonuncusu ama geçen hafta Başakşehir'e hakem kararıyla yenildiler. Attıkları buz gibi gol sayılmadı. Maç 2-0 oluyordu. Yani Ankaragücü kötü takım değil ama ligin ilk yarısındaki puan kayıpları onları bu noktaya getirdi.
Peki hakemlerin payı var mı? Hakemlerin payı olmayan maç mı var Türkiye Ligi'nde? Neticelerdeki büyük pay onların. Bazıları iyi niyetli hata yapıyorlar, bazılarının kafasında şeytan var hata yapıyor, bazıları futbolu bilmiyor hata yapıyor. Bu birilerine yarıyor, birileri ise duman oluyor! Dün ilk yarı ceza alanı içinde arkadan itilme ile Ankaragücü lehine net bir penaltıyı vermeyen hakem, aynı pozisyonun çok daha hafiflerinde en az 5-6 pozisyonda faul çaldı. Verdiği penaltı kararı doğruydu.
Ama Trabzonspor'un bir pozisyonunda hakem ve VAR'dakiler "ele" bakmaya uğraştılar. Bulamayınca Sörloth'un ofsaytını buldular. O pozisyonda, ofsayta o kadar bakmak neydi, anlayamadım? Ne alakası var? Pozisyonun içinde herhangi bir şeye etkisi yok ki Sörloth'un! Nasıl veriyorsun ofsaytı? Masa başında işler dönüyor! Ankaragücü 11'e 11 oynasa belki de galibiyetle ayrılırdı bu maçtan. Özellikle bu maçta Trabzonspor'un hakeme fazla söyleyeceği bir şey yok zannederim. Kendi oyuncularına ve teknik adamlarına bakmaları lazım.

Birine farklı, diğerine farklı!

Konyalı oyuncu Hadziahmetovic, aptalca desem olmaz çünkü futbolcu akıllı adamdır ne diyeceğimi bilemiyorum. Takımı sattı desem, o da olmaz öyle takım satılmaz. Yani nereye soksam çuvala sığmıyor yaptığı halt.
Zaten Konya çok güçlü bir takım değil. Bir de Beşiktaş gibi bir takıma karşı on kişi oynarsa olacağı bu.
Siyah-beyazlılar ne yaptılar, aldıkları her topu kendi aralarında gezdirdiler.
Rakip de bir kişi eksik. Bir de gezdirdikleri o toplarla çok çabuk yön değiştirdiler. Soldan sağa ve sağdan sola çabuk toplar gidince Konya defansının balansı bozuldu ve fark geldi.
Aslında ikinci yarı oyunu Konya da bıraktı, Beşiktaş da bıraktı.
Altmışıncı dakikada maçı seyrederken aklıma şu geldi; O dakikada hakemlere, futbolculara, teknik adamlara deseler ki; bu maç 3-0 doksan dakika oynanmış gibi bitsin, inanın bir kişi hayır demezdi.
Çünkü 3-0'dan sonra seyredenlere de oynayanlara da müsabaka angarya haline geldi.
Hakem Hadziahmetovic'in rakibe yaptığı kasıtlı hareketi önce sarıyla cezalandırdı.
Sonra VAR'dan ikaz geldi. Gitti gördü ki doğru karar kırmızıyı gösterdi.
Aslında o pozisyonda net kırmızıyı hemen vermesi gerekirdi.
Peki sonra ne oldu? Bu sefer Vida rakibine bir hareket yaptı. Buna sarı kart gösterdi. Peki VAR ne yaptı?
Demek ki o da kırmızı demedi, hakemi ikaz etmedi. İşte birine farklı birine farklı yaparsanız olacağı bu.
Bir cümle de Burak Yılmaz'a yazalım:
Dün gece iyi işler yaptı. Attı, attırdı. Ama kendisini attığı iki pozisyon da adına yakışmadı. Bu kadar iyi işler yaptıktan sonra pozisyon dilenciliği yapma. Antipatik geliyorsun.

Tenis mücadelesi gibi oldu!

90+5'TE kendi hatalarınla maçı veriyorsan, ağlamayacaksın. Topu kendi kalende görmek istemiyorsan, o topu kendi kalenden tutabildiğin kadar uzak yerde tutacaksın. Çünkü rakip o topu getirene kadar mutlaka hata yapacaktır.
Mesela Abdülkadir Ömür, Trabzonspor takımında topu ayağında en iyi tutan adam. Ayağına topu verirsen ya rakibini geçiyor, ya da faul yaptırıyor. Abdülkadir'in topla oynadığı her pozisyonda bordo-mavililer tehlikeli ataklar yapıyor ya da rakibin yaptığı faulü sonrasında nefes alıyor.
Peki ne oldu dün gece? Sen topa vurdun, top tenis topu gibi kalene sürekli geri geldi durdu..
Hakem mi? Çok düzgün maç idare etti çocuk. Vücut dilini çok iyi kullanıyor.
"Ben bunu gördüm, bu kararı verdim" diyor. Haliyle de futbolcular onun vücut dilinden etkileniyorlar.
Hakem dün Trabzonsporlu futbolcuyu net kırmızı kart sonrasında attı.
Aslında Trabzonsporlu Hosseini'nin yaptığı hareket taammüden adam öldürmek. O suçtan direkt olarak hapse girersin. Ama ardından ne oldu? Bu kez de Alanyasporlu oyuncu N'Sakala onlara yardım etti. Yani demek ki o da adeta zeka özürlüymüş.
Maç bir anda 10'a 10'a geldi.
Dün akşam Tanrı da yardım etti ama Trabzonspor bundan faydalanamadı.
Şampiyonluk yarışında yürüyen bir takım, 90+5'te gol yemez.
Senin defansında 1.90-1.95'lik adamlar olur, her kafa topuna çıkıp alırsın; defansının önünde bir duvar olur, rakip bu duvara gelip çarpar geri döner; böyle bir özelliğin yok!
O zaman bu kadar mahkum oynamaya da hakkın yok. Dün akşam Trabzonspor, denizaltının aldığı yara gibi büyük bir torpille yara aldı. Denizaltıda delik açıldı.
Zaten görünen o ki, ligin ne olacağı 1-2 haftaya kadar netlik kazanacak. Trabzonspor dün gece fazla da oynamadan eline gelen nimeti resmen tepti

Ankara’daki gol daha netti!

Fenerbahçe çok kötü durumda. Sarılacivertli taraftarlar üzülmesinler, utanmasınlar. Burada utanacak olanlar Fenerbahçe yönetimindekiler. Başta Ali Koç. Koca Fenerbahçe'ye yazık oluyor. Saçma sapan kararlarla, yaptıkları saçma sapan işlerle takımı bu hale düşürüyorlar. Kulüple uğraşacaklarına düşman yaratıp hakiki Fenerbahçelileri ihraç ederek takımın da moralini bozuyorlar. Fenerbahçe'nin teknik ve taktiğini yazma şansımız yok. Varolan bir şeyin tekniğini taktiğini yazarsınız. Ne yazacağız ki neresinden tutsanız hikâye.
Gelelim Galatasaray maçına.
Sarı-kırmızılılar resmen sakatatçı dükkânı gibi. Sakatlanan sakatlanana. Ama sahanın içinde çok kaliteli ayakları var. Dün gece üç kaliteli oyuncu müthiş işler yaparak üç gol attılar ve Galatasaray'ı öne geçirdiler. Belhanda yenilen golde önce rakibini kovaladı, sonra bıraktı ve Galatasaray kafa golünü yedi. Sonra müthiş hareketlerle nefis bir gol attı. On kişi kalmasına rağmen iyi top yaptılar. İkinci golü dokuz kişi oynarken yediler. Aslında bu arada oyuncu değişikliğini çok çabuk yapmaları gerekirdi. Falcao çıktıktan sonra ağırdan aldılar ve 9 kişiyken golü yediler. Son dakikalar Galatasaray için korku filmi gibi geçti. Gaziantep takımı, Galatasaray'ın futbol oynaması için geniş alanlar bıraktı. Sarı-kırmızılılar da bundan faydalandılar. Kaleci Okan'ın işi çok zor. Çünkü Muslera'nın arkasında bekleyen kalecinin oynaması için ancak Muslera'nın ayağının kırılması gerekirdi. Zaten öyle de oldu, Okan da oynuyor. İki üç maç çok fazla bir şey beklememek lazım. Birinci golde bir şey yapamayabilirdi. Ama ikinci gole daha iyi bir zamanlamayla mani olabilirdi.

PENALTI KARARI DOĞRU
Dün Gaziantep'in attığı ikinci gol
çok enteresan. Neden? Evvelsi gün Ankaragücü-Başakşehir maçında bu pozisyondan daha net bir pozisyonda gol oldu. Hakem Hüseyin Göçek. VAR'la konuştular ve VAR'a gitmeden golü iptal ettiler. Dünkü pozisyon Ankaragücü'nün attığı golden daha bir karmaşıktı. Yani Ankaragücü'nün attığı gol pozisyonu bu gole göre daha netti. Ne oldu? Ankaragücü'nün attığı sayılmadı, maç 2-0 olacaktı. Gaziantep'in attığı gol sayıldı. Hangisi doğru? Bence sayılan gol doğru. VAR çıktıktan sonra bazı teknik adamlar, futbolcularını herhalde özel çalıştırıyorlar. Hep beraber itiraz edin ki hakem VAR'a gitsin. Hem VAR'daki hem de sahadaki baskı altında kalsın. Bazen itiraz eden kazanıyor, bazen de itiraz etmeyen yanıyor. Bazı pozisyonlarda hakemler VAR'a gitmeden kararlarını vermeleri gerekir. Mesela Fırat Aydınus'un Hasan Ali'nin önce penaltı verip sonra iptal ettiği pozisyonunu kendisinin görmesi lazımdı. Ki pozisyon penaltı değil. İkinci maçta da köşe gönderindeki net faulü hakemin daha VAR'a gitmeden vermesi gerekirdi ki netice VAR'a gelmesin. Milletin de kafası karışmasın. Maç bitiyor, işte tecrübeli kaleciyle tecrübesiz kaleci farkı. Muslera bu topu bu kadar fazla vakit geçirmeden, hakemin ve rakibin psikolojisini de tartarak çok güzel şekilde oyuna sokardı. Bütün bunlar yaşanmazdı Galatasaray açısından. Çünkü endirekt vuruştan sonra hakemin verdiği penaltı kararı doğru...



1- A.Gücü'nün Faty ile bulduğu gol ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Ancak Lukasik'in topa dokunmadığı görüldü. Bu golü hakem Hüseyin Göçek geçersiz saydı, maçı Başakşehir kazandı!
2- Dün İstanbul'da ise benzer pozisyonda farklı karar çıktı. G.Antep'ten Kenan, Özer Okan Kocuk'un üzerine doğru hamle yaparak kalecinin görüş açısını engelledi. Pozisyon golle sonuçlandı. Hakem Alper Ulusoy golü verdi.

Bazı skorlara, bazı oyunlara aldanmayacaksın!

Gene iki maçı seyrediyorum, biri Denizlispor- Beşiktaş, diğeri Yeni Malatyaspor-Göztepe... Geçen hafta Sergen Yalçın önce gençleri sahaya sürdü, sonra papazları. Bu maçta tersini yaptı, önce papazları sonra gençleri sürdü. Ne yaparsa yapsın seneye hazırlanıyor çünkü bu kadroyu o kurmadı. Her şeye bakacak, sonunda karar verecek kim kalacak, kim gidecek?
Burada çok önemli bir şey var; bazı skorlara aldanmayacaksın, bazı oyunlara aldanmayacaksın, bazı rakiplere aldanmayacaksın. Çünkü artık eski transfer hovardalığı bitti.
Sergen Yalçın hem Beşiktaşlı taraftarlara, hem kamuoyuna takımını gösteriyor. Şu andaki imkânlar bunlar... Seneye karar verecek. Doğru yapıyor... Çünkü bu senenin sorumluluğu Sergen de yok ama Sergen seneye ipi boynuna takacak.
Şampiyonluğa oynayacak takımlarda kaç adet genci oynatabilirsin? Papazlarla, gençleri nasıl harman yaparsın, hepsi soru işareti. Mesela dün Rıdvan'ın kaleciye atmak istediği bir top var. Önce eline vuruyor, sonra kaleciye gidiyor. Rıdvan'ın vücut dili topu kaleciye vermek. Rıdvan bir genç olarak bunu yapabilir ama kaleci bunu yapamaz. Kimsenin aklında soru işareti bırakmadan o topu geldiği yöne vuracaksın. Kimsenin aklını karıştırmayacaksın.
Bunlar bu maçlarda ufak tefek şeyler gelebilir. Ama seneye Beşiktaş'ın oynayacağı köşe başı maçlarda bunlar ne olur?
Denizlispor çok rahat değil puan olarak. Beraberlik bile işine gelirdi ama Beşiktaş'a karşı güçleri yetmedi. Çok kolay goller yediler. Bu maçtan kendi sahanda en az 1 puan almalısın, yoksa yangının içine düşersin.

Göçek diyet ödedi

Geçen yıl G.Saray-Konya maçında büyük hata yapan Hüseyin Göçek'in hakemlik hayatı bitmişti. Göksel Gümüşdağ ona sahip çıktı. Göçek de diyetini ödedi. MHK Başkanı Zekeriya Alp'i en başından beri uyardım, "Oğuz Sarvan ile bu iş yürümez, seni yakarlar" diye. Ama dinlemedi. Ankaragücü-Başakşehir maçna Göçek'in atanması en baştan yanlıştı. Bu maç birçok takımın ligdeki kaderini çok yakından ilgilendiriyor. Sen tutuyorsun, geçen sezon Galatasaray-Konyaspor maçında yan hakeminin tüm uyarılarına rağmen penaltıyı veren ve Serdar Aziz'i kırmızı kartla oyundan atan Hüseyin Göçek'i bu maça atıyorsun. Bu Göçek'in hakemliğini Yusuf Namoğlu ve ekibi bitirmişti. Ama Başakşehir Başkanı Göksel Gümüşdağ ve Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, "Hakemler de hata yapar" diyerek sahip çıktılar, Göçek'i ve Özkahya'yı ipten aldılar. Hüseyin Göçek de bu maçta diyetini ödedi. Bazı şeyler tesadüf değildir.

NET GOLÜ YEDİLER!
FIFA kokartı senin göğsünde, VAR hakemi Mustafa Öğretmenoğlu kim? Şoför sensin, direksiyon senin elinde. Son kararı sen vermelisin. Öyle topu VAR'a atıp bu işten sıyrılamazsın. Gel kardeşim pozisyonu bir izle öyle karar ver. Ankaragücü'nün alacağı 3 puan belki de ligde kalmaları için büyük bir hamle olacak. Hüseyin Göçek, verdiği ve vermediği kararlarla ligin kaderini etkiledi.
Gelelim pozisyonlara... Faty'nin ağlara giden golü net gol, tartışmaya gerek yok. Başakşehir'in eline temas var mı yok mu konusuna gelirsek; el konusunu yayıncı kuruluş bir türlü getiremedi. Sağdan gösterdi soldan gösterdi de VAR neyle karar verdi. Ben göremedim. Hangi görüntüye göre karar verdiniz. Sizde gizli görüntüler mi var? Bu hakemlere bir Hasan Doğan daha mı lazım? Bir temizlik istiyor sanki... Kirlilik var.

Trabzonspor hakkı ile söke söke aldı

Bu kadar aradan sonra öncelikle iyi bir mücadele oldu. Skora baktığınızda Trabzonspor, çok rahat kazandı diyebilirsiniz ama bu iş çok rahat olmadı. Trabzonspor, oyunun içinde defansına rahat geldiği zaman rakibine boş alan bırakmıyor. Ama hücuma çıktığında yani rakip kontra yaptığında çok alan bırakıyorlar. Topa dalıyorlar, arkaları boş kalıyor. Nitekim öyle bir gol yediler. F.Bahçe her şeyiyle mücadele etti. Aslında oyun 1-1 ve F.Bahçe'nin en iyi oyuncusu Deniz Türüç. Bir de gol atmış moralli... Kenara bir bakıyorsunuz, Deniz'e kement atıyorlar. Çünkü Volkan'a, Emre'den gelen talimat net gözüküyor. Altını çizerek söylüyorum, 'Deniz Türüç çıkana kadar sahadaki Trabzonsporlu topçulara ve teknik direktörü Hüseyin Çimşir'e sorsan; 'Oyundan kim çıksa iyi olur?' diye, hepsi 'Deniz' derlerdi. Herhalde anlatabildim. Nitekim o çıktıktan sonra F.Bahçe'nin gücü iyice bitti. Biraz Gustavo biraz da Mehmet Ekici mücadele etti. Dün gece Trabzonspor'un sahada oyunu idare edecek topçusu yoktu. Yani Sosa veya onun gibi... Bunun sıkıntısını çektiler. Sarı-lacivertliler, bu maçta bütün barutlarını kullandı ama Trabzon'a gücü yetmedi. Zaten kadrolara baktığınızda Trabzonspor daha güçlü.
Nwakaeme tam lazım olduğunda sakatlandı. Sörloth ileride fazla tek kaldı. Ama tek kaldığı zamanda bile iyi işler yaptı. Yedikleri ikinci gol, inanılır gibi değil. Ekuban, 60 metre top sürdü Jailson refakat etti. Yani herhalde dedi ki, 'Ekuban'a koşarken bir şey olursa kaldırırım.' O da al da at diye Sörloth'a attırdı. F.Bahçe kazansaydı, belki de önümüzdeki sezon için yanlış kararlar alırlardı. Şimdi oturup çok acil ve acı reçeteli kararlar alması lazım. Tur, Trabzon'un hakkıydı ve söke söke aldılar. Onun için de bu maçta ve bu yazıda 'hakem şöyle yapsaydı, böyle yapsaydı' tartışması olmayacak şekilde Trabzonspor kazandı. Emre, seneye teknik ekibe katılacak yani futbol ona bağlanacak. Peki Emre bu maçta bile kırmızı kart görüp kenardan atılıyorsa F.Bahçe şimdiden yanmış, onun için F.Bahçe'nin dikkatli ve acil kararlar alması lazım.

Muslera kendisini feda etti!

Sonunda Muslera sakatlandı... Peki neden 'sonunda' kelimesini kullandım? Bu Muslera inanılmaz işler yaparak G.Saray'ı birçok maçta ipten aldı ve maçı kazandırdı. Ama dün akşam olduğu gibi arkadaşları yine yürüyorlardı. Sakatlanana kadar 2-3 kez rakiple karşı karşıya kalıp topu çıkardı, sonunda öyle bir pozisyonda sakatlandı ki G.Saray'ı ipten alamadığı gibi kendini feda etti.
Dün gece Muslera'dan başka hiçbir G.Saraylı oyuncu canı gönülden futbol oynamadılar. Hani lejyonerler vardır ya paralı askerler, aynı onun gibilerdi.
G.Saray için sezon bitti. Bu saatten sonra gelecek sezona bakacaklar. G.Saray artık diğer takımlar gibi altyapıya dönecek.
Yani canı gönülden oynayacak futbolculara dönecek.
Dün akşamdan sonra Trabzon'la Başakşehir yarışta baş başa kaldılar. Bu kadar büyük aradan sonra ve bu virüs belasından sonra sakatlıkların olacağı belliydi. Ama yazıktır piyongo Muslera'ya vurdu.
Muslera'nın arkadaşları gereğini yapsalardı bu kadar pozisonda rakiple Muslera'yı baş başa bırakmazlardı, hepsi kaçak güreştiler. G.Saray için de sezon bitmiş oldu. G.Saray aleyhine penaltıda Rizeli oyuncu yandan bir darbe alıyor. O darbeyi aldığı için mi pozisyonu kaybediyor yoksa oyuncu ayağını yere basamıyor mu yoruma açık bir pozisyon. Buna benzer bir-iki pozisyonda hakem oyunu devam ettirdi. Ama G.Saray kesinlikle bu maçta hakem kararlarının arkasına sığınmasın, yanlış adrese giderler. Galatasaray bu maçtan sonra gelecek sezonun hazırlığını yapmalı.
Fatih hoca, futbolcular hakkında gereğini yaparken kendisini de iyice bir sorgulamalı aynaya bakarak. 'Ben nerelerde ne yaptım' diye...

Fikret Orman kına yaksın!

Ayıp çok ayıp. İnsanların aklıyla ve gözüyle dalga geçmeyin. Beşiktaş'ın attığı golde yan kamera gösteriyor iki defa, Beşiktaşlı oyuncu net ofsayt.
Hakem oyunu durduruyor, görüntüye bakıyorlar bir de ne görelim; o pozisyonu o açıdan göstermiyorlar, kale arkası açısından gösteriyorlar, ofsayt olmadığını anlatıyorlar bize.
Yahu arkadaşlar yapmayın, insanları aptal yerine koymayın. Bunu nasıl yapıyorsunuz ve kimler yapıyor? Bunların hesabını sormazsanız, Türk futbolunda zaten bir güvensizlik var, iyice batağa gireriz. Yahu elektronikle oynamayın bari. Yani sözün özü; ayıp oğlu ayıp, yazıklar olsun.
Beşiktaş takımı ikinci yarıda baskılı gözüktü. Antalyaspor mümkün olduğu kadar geri çekildi. Top yaparak akına çıkamadı. Aslında orta sahada biraz daha iyi top yapsalar 3-4 yapmaları işten bile değil. Şu anlaşılıyor ki Beşiktaş bu seneyi unutmuş, seneye bakıyor. Çünkü sahaya çıkan kadro, sonra oyuna girenler, yönetimle Teknik Direktör Sergen Yalçın konuşmuşlar, önümüzdeki yıl 'kimler kalacak, kimler gidecek' ona bakıyorlar, işleri zor. Yüksek paralar alan oyuncuları belli ki gönderecekler. Yani yıllar önce Samet Aybaba'yla yaşanan 'feda'yı yapacaklar seneye ama bunu açık açık söyleyemiyorlar, söylemiyorlar. Çünkü kombine satacaklar, seyirciyi köpürtecekler ama hangi takımla, hangi kadroyla. Önümüzdeki yıl da işi çok zor. Bunun için de yazının sonunu şöyle bitireceğim; Fikret Orman kına yaksın...

En hazır takım Trabzonspor

BU kadar aradan sonra dün akşam 4 takım seyrettim. Biraz zor oluyor iki maçı seyretmek ama mecburdum. 4 takımın ilk 45 dakikalarına baktığımda fizik olarak ve takım olarak en hazır Trabzonspor gözüktü. Göztepe, bu 45 dakikada tahmin ettiğim mücadele ve futbolu ortaya koymadı. Guilherme'nin kendisini amatörce attırmasından sonra ilerleyen dakikalarda Göztepe maça ağırlığını koydu.
Maç 2-1'e geliyor. Trabzonspor her an bir gol yiyebilir. Biz televizyon başında seyrediyoruz, Trabzonspor Teknik Direktörü sahanın içinden seyrediyor. Eğer bu maç Trabzon'un aleyhine bitseydi, Hüseyin Çimşir bayağı hırpalanırdı. Guilherme bu tip işleri hep yapıyor. Özellikle Malatyaspor'da, büyüklerle oynanan maçlarda tuhaf işler yapardı. İlk sarı kartı net gördü. Artık dikkatli olacaksın. Oynadığın takım Trabzonspor. Günah değil mi arkadaşlarına!.. Sakın hakeme bahane bulma... Atılırdın, atıldın.
Sörloth resmen iki kişilik oynadı. Yaptırdığı penaltıyı düşünün… Neredeyse 70 metre top sürdü ve penaltı yaptırdı.
Trabzonspor'da Abdülkadir Ömür'ün bu kadar ciddi sakatlıktan sonra böyle bir performans göstermesi takdir edilecek bir olay... Trabzonspor için büyük kazanç. Attığı golü, fizik gücünü son nefesine kadar harcayarak attı. Ardından sakatlandı. İşte takımların yerli oyuncuları, bu işleri yapmalılar. Özellikle bordo-mavili takımdan bu tip futbolcu çok çıkıyor. Hani derler ya kanının son damlasına kadar...
Biri Guilherme biri Ozan… İkisi de kırmızı kart gördü ve takımları için çok önemli bir maçta oynayamayacaklar. Ozan kilo almış. Kaptan üstelik… Belli ki iyi hazırlanmamış. Hakem onu atmakta son derece haklıydı.. Ama o itiraz ediyor.
Fenerbahçe maçında verilen penaltı kararı doğru. Trabzon maçında verilen penaltı kararı da doğru...

HELAL OLSUN...
Kayserispor, Fenerbahçe'yi eksik yakalamasına rağmen silkeleyemedi. Pozisyonlar yakalamadı mı; yakaladı. Fenerbahçe'yi kaleci Altay ipten aldı. Fenerbahçe iyi oynadı mı; hayır
Gustavo, Fenerbahçe'de hakikaten farklı bir futbolcu… Aldığı paranın karşılığını veren bir profesyonel… Helal olsun aldığı paraya...
Muriqi girince Kayseri defansı haliyle panikledi. Emre'nin kendisine dikkat etmesi lazım. Bir yerde teknik adam... Yaptığı işler doğru değil. Bu kadar aradan ve bu kadar psikolojik baskıdan sonra dün akşamki dört takımı da tebrik etmek lazım. Şu bir gerçek; salı akşamı hakem de ortadan çalarsa Saraçoğlu Stadı'nda çok güzel bir maç izleyeceğiz.