Hem TFF danışmanı hem resmi çalışan!
05 Eylül 2020, Cumartesi

ERMAN TOROĞLU

Hem TFF danışmanı hem resmi çalışan!

Yabancı futbolcu adeti düşürülsün... Neymiş; yerli çıkmıyormuş, geçiniz... Yabancılara verilen paralar yüksekmiş. Teklif ediyorsunuz indirimi bazıları kabul ediyor, bazıları etmiyor. Edenlere de etmeyenlere de o kadar para verdiler ki... (Bu paraların hepsinin topçulara verilmediğini tahmin ediyorum. Arada yöneticilermenajerler tarafından paylaşıldığını bizim camiada herkes konuşuyor.) Buraya kadar tamam, peki bundan sonrası… Şenol Güneş, Milli Takım'a teknik direktör olarak geldi ve gelmesi de doğaldı. Bileğinin hakkıyla geldi. Peki Şenol Güneş'in aldığı parayı bilen var mı? Dolar mı, TL mi yoksa Sterlin mi alıyor? Arkadaşlar ben vatandaşım. Düzenli olarak vergimi ödüyorum. Askerliğimi de yaptım. Yani vatandaş olarak görevlerimi yerine getiriyorum. O zaman benim vergilerimle yürüyen işlerde bazı şeyleri neden bilmiyorum? TFF'de danışmanlar çalışıyormuş. Altlarında arabalar... Bazıları resmi yerlerde de çalışıyor. Bu nasıl bir iş? Bunların da çoğu danışman.. Fikirlerine danışıyorlar. Bu isimlerin bazılarını tanıyorum da kusura bakmayın nereye gideceğimi bilmesem yol bile danışmam.

Vade 10 yıla yayıldı
Şimdi size başka bir haber daha vereyim. Çok önemli... Hani kulüpler, Ziraat Bankası'yla Bankalar Birliği anlaşması yaptılar ya... Hatırlarsınız bunun vadesi 5 yıldı. Kulüpler bastırıp istediğini aldı. Bu vade tam 10 yıla yayıldı, yakında da resmen açıklarlar.

Herkes değişti hakemler aynı!
KOMİTELER gidiyor, komiteler geliyor. Hakemler aynı. Saha yönetimi de aynı. Değişen bir şey yok. Kanserli hasta damardan hafif hafif şırıngayla yaşamaya devam ediyor. Nasıl düzelir derseniz düzelmez. Yeni komite geldi. Başkan Serdar Tatlı'yı uzaktan tanırım. Düzgün çocuktur. Geçmişte ufak tefek detaylarda hataları olmuştur. Ama şunu söyleyeyim. Serdar Tatlı'nın buraya gelmesinde bazı isimlerin adları futbol kamuoyunda konuşuluyor. Bana soruyorlar 'doğru mu?' diye. Hiç araştırmadım. Ama Tatlı'yı şu cümlenin altını çizerek ikaz edebilirim: "Eğer birilerinin omuz vermesiyle ve yardım etmesiyle oraya gelirsen; yarın onların isteklerini yerine getireceksin. Eğer getirmezsen zaten gideceksin." Yani gelirken çok kuvvetli gelmedi. Bekleyeceğiz ve göreceğiz.

Maçların hepsi açık kanaldan yayınlansın
MEVZU Koronavirüs, gittikçe artıyor. Tabii ki ölümler de. Maçlar %30 seyircili oynanır dendi. Şimdi ise devre arasına kadar iptal. İşin bu tarafı bana mantıklı geliyor. Peki şimdi öteki tarafı söyleyeyim. Örnek olarak Galatasaray-Fenerbahçe maçı ligin 3. haftasında olacak. Türkiye nüfusunun 3'te 2'si bu maçı seyredecek. Nerede seyredecekler? Yayıncı kuruluşun dekoderi varsa ve yayını almışlarsa evde seyredecekler. Bu çok az bir nüfus. Diğerleri de restoran, kafe ve barlara gidecek. Herkes üst üste olacak. Alkol ve sigara da cabası. Gol oldu mu insan yumağı oluşacak. Bunu nasıl engellersiniz? Kesinlikle engelleyemezsiniz. Polis, kolluk gücü ve zabıta bile engelleyemez. Ordudan yardım isteseniz, maçın havasına kapılıp gol atıldığında yanındakilere sarılan olacaktır. Yani düşünüyor musunuz virüsün yayılma şansını. Eee.. Derdimi anlattım. Şunu dersiniz: 'Erman hocam çaresini söylesene.' Hemen söyleyeyim, dekoderi olmayan, açık kanalda yayın yapan bir veya birkaç televizyon ile anlaşıp herkesin evlerde seyretmesini sağlayabilirsiniz. Şimdi bana, 'Ya yayıncı kuruluş para alıyor. Kulüpler de ondan para kazanıyor' diyeceksiniz. Basit bir şey diyeyim, açık kanallara maçları koyun reklam gelirleri Koronavirüs nedeniyle tarihin en yüksek gelirlerinden olur. Bir de çok insanı ölümden kurtarırız. Kimse veya birileri üç kuruş para kazanacak diye milyonları öldürmeyelim. Yayıncı kuruluş ne yapıyor? Kulüpleri tehdit ediyor. Bazı paraları ödemedi ve hâlâ indirim istiyor. Ayıptır ve günahtır. Bu yazdıklarımın aksini iddia eden varsa bana yazı yazabilir veya arayıp tartışabilir.
BİZE ULAŞIN