CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

Zemini kötü olan oynamasın

Bir tarafta tuhaf bir hastalık süreci geçiriyoruz. Bilmediğimiz durumlarla karşılaştık. Her şey tamam ama Türkiye'de bu kadar stat yapıldı, zeminleri neden böyle anlamıyorum. Önümüzdeki yıl TFF'nin, sahası bozuk olan takımların maçlarını başka şehre alması gerekir. Bunu da bu seneden deklare etsin ki kimse bahane üretmesin. Zeminini yapmayan takım liglerde oynamasın. Futbolcular için büyük tehlike... Bu maç ligin son maçı olsa galibiyette Beşiktaş şampiyon olacak, beraberlikte de Erzurum ligde kalacak olsa kaleciler için neler yazılmazdı? Maç sattıkları mı yoksa ahlak düzeyleri mi kalırdı? Geçmişte bazı şeyler oldu, onları biliyoruz. Bu alem bunları yaşadı. Ama şu anda pek o ahlaksızlık gözükmüyor.
Önce Ghezzal, sonra Gökhan hem kalecilerini kurtardı hem Beşiktaş'ı. Öyle bir maç oynandı ki iki yumurtadan biri kırılacaktı. Kırılan yumurta Erzurum oldu. Bundan sonra işleri çok zor. Erzurum'da sahada oynayanlar ile kulübede oturanları anlayamadım. Böyle maçları tecrübeli ve kariyerli futbolcular kazanır. Çünkü onlar oynarsa daha sahaya çıkarken rakibi rahatsız eder. Önce onları kullanacaksın, olmadı diğerlerini. Erzurum kalecisinin topu yerden geldi, plonjon yapmaya kalktı sektirdi. O da hata ama Ersin'in yaptığı daha büyük hata... Karşıdan gelen top öyle tutulmaz. Eller topa topun üzerinden müdahale eder. Yani sekerse önüne düşer ama böyle tutarsan içeri alırsın. Hakem için zor maç olmadı. Cenk'in pozisyonunda top göğsünden sekiyor mu yoksa koluna mı geliyor? Çözmek çok zor. Ama geçmişte şunu gördüm: Naklen yayındakiler ile VAR'a gelenler maalesef farklı. Bu açıdan ahkam kesmek zor. Bunu bilerek mi yapıyorlar yoksa tesadüf mü yoksa acemilik mi? Bazı şeyleri düşünmek istemiyorum. Çünkü yayını çekenle geçmişte çalıştım. Amatör bir arkadaş değildir.

Geçen hafta bay şimdi bay bay!

G.Saray geçen haftayı boş geçirdi. O nedenle bu maça daha iyi hazırlanması, diri olması lazımdı. Ama süreyi boş geçirmiş. 90 dakikaya baktığımızda Karagümrük fizik olarak G.Saray'a göre daha iyiydi. Oyunu istediği şekilde yönlendirdi. Fakat bir şeyi yanlış yaptılar. İster buna şımarıklık deyin, ister ukalalık; 'Rakibi rahat yenerim' deyince, o havayı da görünce, kendi ceza alanın etrafında top yaparak çıkmaya kalktılar! G.Saray 'Şampiyon olacağım' diyor, geçiniz! Sahaya çıkan 11 futbolcu ölümüne mücadele ederse olursun. Sahaya çıkan 11 oyuncudan 10'u piknik yaparsa, bir tek yaşlı dediğimiz Babel mücadele ederse, vah bu G.Saray'ın haline..
Hakem tartışması çok olan bir maç. Tamam, bazı pozisyonlarda haklıydı. Bazı pozisyonları görmesi gerekirken VAR'a gitti ve haliyle futbolcular da sinirlendiler. Mesela Donk'un atılma kararı doğru. Mesela Lens'in rakibinin bileğine basması kırmızı kart olur mu? İki oyuncu aynı ayna topa giriyorlar. Birisi vuruyor, diğerin vuramayınca ayak bileğine gidiyor. Hakem, yorumunu öyle yaptı. Yani kasıtlı olarak bir şey değildi ama ağır çekim oynatırsanız kırmızı kart çıkar. Mesela maçın en önemli kararlarından biri; son dakikalarda G.Saray lehine bir penaltı ve kırmızı kart! Sonra VAR'a gidildi, ikisi de iptal.. Şunu söylemeliyiz, yayıncı kuruluşun gösterdiği görüntüler rezalet. Sağdan gösteriyor kötü, soldan gösteriyor kötü. Ama şunu çok iyi biliyorum, bize gösterilen görüntüler ile hakemlerin VAR'daki görüntüleri aynı değil. Buna geçmişte çok şahit oldum. İşin sonuna gelelim ve noktayı koyayım; G.Saray geçen hafta 'bay'dı. Bu hafta 'bay bay' oldu! Hayırlı işler.

Ruhsuzluk!

G.Birliği ligin sonuncusu. Yani kaybedecek hiçbir şeyi yok. F.Bahçe'nin de bu maçı kaybederse belki de lig şampiyonluğu gidecek. Bu kadar basit. Biri düşmemeye, biri şampiyonluğa oynayan takım. İki ekibin futbolcularına bakıyorum; sonuncunun futbolcuları bir takım gibi oynuyor. Hepsi birbirine yardım ediyor. Dalga geçen yok. Aslanlar gibi mücadele ediyorlar. Şampiyonluğa oynayan takımın futbolcularına bakıyorum; lejyoner askerler gibi. Yani savaşa girersiniz de paralı asker tutarsınız ya bunun gibi mücadele ediyorlar. Damardan oynayan bir-iki tane futbolcu var. Şampiyonluğa oynayan takımın en önemli tarafı da şu: neredeyse 30. maçı oynuyorsunuz ve 30. maçta hâlâ takım olamamışsınız. Sakın dün gece hakem hikâyesi anlatmayın. Maçtan sona Volkan Demirel'i gördüm. Hakeme bir şeyler söylüyor. Volkan sen hakeme konuşacağına, sahadaki ruhsuz futbolcularına konuş. Şunu söyleyeyim; hakemin ufak-tefek hatalı kararları oldu. Ama şunu da söyleyeyim; hakem oyuna başlayanlar dahil giren 5 oyuncuyla birlikte hepsinden daha fazla koşarak mücadele etti sahada. Gençlerbirliği'nden kaytaran futbolcu yoktu. Peki bana 'Fenerbahçe'nin en iyi adam kimdi?' derseniz bir tek isim söyleyebilirim; kaleci Altay. Zaten bundan sonra gerisini siz düşünün. 22 futbolcu transfer ediyorsun sezona başlarken ve bu futbolu oynuyorsun. Ben önce kulüp başkanı Ali Koç'tan hesap sorarım. Sonra Emre Belözoğlu, sonra Erol Bulut. Ben bakıyorum; işler kötü gidince Erol Bulut'u ortaya atıyorlar. İyi gidince Emre sahneye çıkıyor veya Ali Koç. Yalnız şunu söyleyeyim; öyle bir takım yapmışsınız ki o büyük Fenerbahçe taraftarına yazık ediyorsunuz. Onların televizyon başında çıldırdıklarına inanıyorum. Yazıklar olsun! Demek ki neymiş; para güzel bir şey ama parayla saadet olmuyor.

Kediler alemi!

Belhanda olayından sonra G.Saraylı oyuncularda şu görünüyor: Belki iyi oynamayabiliriz ama iyi mücadele etmemesi lazım. G.Saray'da Terim bazı oyunculara fazla prim verdi. Mesela Belhanda, Arda, Babel... Bunların üçünün aynı takımda olması imkansız ancak birinin oynaması lazım. Çünkü bu üçü diğer arkadaşlarına yük bindiriyor. Sakatlıktan gelen Falcao bile çok çalıştı ama aynı mücadeleyi Belhanda iki yıldır vermedi. Belhanda iyi oyuncu evet ama sen takımına mücadele olarak bir şeyler veremezsen bu bir şey sağlamaz. G.Saray'da kadro kötü değil ama formayı adaletli dağıttığınız zaman futbolcular da rahat eder. Onyekuru geldi iki gol attı, sonrasındaki görüntü ben Onyekuru'yum. Onye'yi kaldırın sahada 'kuru' vardı... Dün yedekten girince başka türlü mücadele etti. Galatasaray'da kaytaran oyuncu yoktu oynayanlar ve sonradan girenler dahil herkes mücadele etti. G.Saray'ın attığı gole benzer pozisyon Kayseri'ye geldi golü kaçırdı, aynı pozisyon Onyekuru'ya geldi golü attı. Neden? Kayserili oyuncu kaleye fazla yaklaşınca açısı daraldı. Onyekuru bunu yapmadı. Kaleciye fazla yaklaşmadan gerekeni yaptı.
Kayseri'nin işi zor. Çünkü gol atacak adamları yok. Mücadele ediyorlar ama bir yere kadar. Ligde kalacaksan sinekten yağ çıkaracaksın.
Hakem için fazla lafa gerek yok. Maça çıkarken zaten yüzündeki ifade sanki ruhunu vermiş gibi. 'G.Saray yenillirse ne yaparım?' diye düşünüyor. Kayseri umurunda değil. Yalandan düdükler çalıyor. Ama inandırıcı değil. Türkiye'de hakemlik alemini topyekün değiştirmezseniz hiçbir şey yapamazsınız. Yine yazıyorum yine söyleyeceğim; üç büyükler sezonun ortalarında hep bağırırlar, iyi oynamadıklarında hakemleri suçlarlar. Sezon sonunda biri şampiyon olur. Hele bu mart ayında olursa, çünkü mart ayı keskin virajların olduğu aydır. Mart ayı olunca da aklıma da kedilerin alemi gelmiyor değil!

Bu Marcao yakar

Galatasaray maça sanki iddiası olmayan bir takım gibi başladı. Laubali hareketler, rakibe verilen toplar ve skor 2-1. Koca 45 dakikada maçı alacak hiçbir şey yapmayan bir G.Saray vardı.
Sivasspor da çatır çatır futbol oynuyor. Diyorsunuz ki ikinci yarı da böyle giderse Sivasspor bu maçı kaybetmez.
İkinci yarı başladığında Fatih Terim oyuncu değiştirmiyor. Ta ki sakatlık olana kadar. Bu şu demektir: 'İlk yarıda oynayanların hepsi işlerini çok iyi yaptılar. Onun için de bu oyuncuların hiçbirini değiştirmedim.'
G.Saray'da ilk yarıda yürüyenler var. Fatih Terim hiç seslenmiyor. Ne zaman ki bakıyor pabuç pahalı, sahaya yeni oyuncu sürmeye başlıyor. Ama bence geç kalıyor.
Galatasaray öyle aman aman pozisyonlarla gol aramadı 80 dakika boyunca. Falcao şahsi becerisiyle bir gol attı, sonra da bir penaltı. Sarı-kırmızılar bakıyor ki maç gidiyor, mücadele etmeye başladılar. Ama yetmedi.
Sivas biraz kontrollü çıksa maçı çok rahat alırdı. Son 5 dakikada Galatasaray üst üste 3-4 pozisyon yakaladı. Ama o kadar kalabalığın arasından vuruş yapıp gol bulamadılar. Sen maçı şampiyonluğa oynayan bir takım gibi görüp de sıfırdan itibaren çatır çatır oynarsan, bırak oynamayı çok iyi mücadele edersen kazanabilirsin. Ama 70-75 dakikayı top oynamadan geçip, ben bu maçı çeviririm dersen hayati 2 puan kaybedersin. Şu sıralar kaybedilen her puan şampiyonluğa "Adios amigo" demektir.

ÇOK NET KIRMIZI KARTTI
Hakem Ali Şansalan, Türkiye'deki maçların yani alışılmışlığın dışında bazı ufak-tefek ikili mücadelelerde zırt-pırt çalmadı. Devam ettirdi. Penaltı penaltıydı. Ama Marcao'nun kendisini itmesine neden müsaade etti anlayamadım. Marcao bu işleri sık sık yapıyor. Bir gün hakemin birine çatar, kendini de yakar takımını da. Ziya'nın Onyekuru'ya tekmesi ise net kırmızı kart. Ziya ayağını çekebilir miydi? Evet. Çekmiyor, tabanı Onyekuru'ya geçiriyor, tartışmasız kırmızı. Bu beraberlikte futbolcular kadar Fatih Terim'in de hataları vardı.

Mesut, ‘Ben nereye düştüm’ diyor!

Bir tarafta 22 transfer yapan Erol Bulut, bir tarafta rezalet puan durumlu Trabzonspor. Kasketi kafaya geçiren Abdullah Avcı. Birinin puanı 51, diğerinin 48…
İstanbul'a gelip 9. dakikada öne geçip yatan var mı diye baktık. Geçen sene Antalyaspor 6. dakikada öne geçip Fenerbahçe'ye karşı kazanmış. Geçen sezonki rezaletin üzerine 22 futbolcu gelmiş ama sonuç değişmemiş.
Şimdi teknik adam, kulüp menajeri dönüp aynaya bakacak.
Beşiktaş'ın oyununa bakıyorsun, gol yiyor ama basıyor, pres yapıyor, bunaltıyor, rakibini hataya zorluyor. Fenerbahçe'de bu yok! Transfer yapmakla iş olmuyor, yerine göre adam alırsan oluyor. Göztepe istediği gibi top oynuyor. F.Bahçe futbol oynamıyor! Mesut ve Sosa hiçbir iş yapmıyor! Hakem bugün Fenerbahçe'yi iteledi ama Fenerbahçe bunu bile kullanamadı. Fenerbahçe kötü değil, çok kötü ve iyi gözükmüyor. Emre'yle, Erol Bulut'la olacak iş değil.

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

Bir de maç zeminine değinmek lazım. Rezalet bir saha vardı dün akşam. Aziz Yıldırım zamanında her gün sahaya gidip bakardı, kendisi ilgilenirdi. Bu sahanın hali ne! Karpuz tarlası gibi, hıyar mıyar yetişir bu sahada…
Sosa ile Mesut ikisi 1 adam bile etmiyor… Ozan ne yapacak arada? Göztepe koymuş 4 kişiyi orta sahaya. Hiçbir şey yapamıyorsan sen de orta sahayı 4'le!
Fenerbahçe hiçbir şey yapmadı. Caner çok bitik. Göztepe stoperleri (Alpaslan ve Atınç) bütün hava toplarını aldı, hepsine çıkıp çıkıp vurdular. Milli takımın hocası olsam kadroya bile alırdım.
Ben Mesut'a acıyorum… Bakıyorum Mesut'a, "Ben nereye düştüm" diyordur. Mesut böyle giderse 4-5 maç sonra 'pardon' falan diyebilir… Yanında kimler oynuyordu, şimdi kimler oynuyor!

Bu atamalar kafaları karıştırdı

Öyle bir maç ki 5 takımı birden ilgilendiriyor… Alanya kaybetse yukarı grubu yakalaması zorlaşacak, kazanırsa yukarı gruptan kopmayacak, Galatasaray'a darbe vuracak. Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor ise ellerini ovuşturacaktı. Böyle bir maçın hakemi Zorbay Küçük! Tamam, Zorbay Küçük artık büyük maçları yönetebiliyor. Peki VAR'daki isim kim? Emre Malok… Dörtteki isim kim? Kadir Sağlam. Zorbay sakatlansa o idare edecek yani. Evet, bazı hakemler cezalandırıldı, maç verilmiyor tamam da yardımcıları Zorbay'a yakın adamlar verin.
İki pozisyon var maçta… Biri Onyekuru'nun penaltı beklediği pozisyon, biri de Luyindama'nın kafasına gelen tabanla yaralandığı pozisyon…
Şimdi bu pozisyonlarda kamera çekiyor, hakem ile VAR konuşuyorlar. Yani yorum yapıyorlar. Yorumu yapıp, kararı veren adam sahadaki adam değil. VAR'daki Emre Malok. Daha hayatında Süper Lig'de maç yönetmemiş bir hakem! Sen çağır hakemi o karar versin. İşte bunlardan dolayı kafalar karışıyor. Yalnız seyredenlerin değil, Alanya ve Galatasaray'ın rakiplerinin de karışıyor.
Sarı-kırmızılılar, Alanya'nın istediği şekilde oynamadı. Yani hücuma gidip, arka taraflarını boşaltmadılar. Geçen hafta kupa maçında Galatasaray, Alanyaspor'un istediği gibi oynadı. Nitekim kupada tur atladılar.
Galatasaray defans yaptı, topu Alanya'ya bıraktı tamam… Ama Alanya, çok nadir taç çizgisinden aut çizgisine inebildi. Defansın en zayıf olduğu yer aut çizgisinden yapılan ortalar. Çünkü defans oyuncusu arkasını ve yanını göremez. Psikolojik olarak ortalanacak topa doğru hareket eder ve arka tarafı boşaltır. Topun olduğu yöne istemeden yürürsün. Arka tarafını görmediğin için de oradan gol yersin. Dikkat edin maçın sonlarına doğru bu tip 2-3 orta geldi ve Alanyaspor, Galatasaray ceza alanında çok tehlikeli oldu. Maça baktığınızda beraberlik iki takım için de doğru sonuçtu. Galatasaray büyük takım olma avantajını kullandı.
Maçın G.Saray'ın ilk yarıda attığı golle bitmesi Alanyaspor'un şanssızlığı, sarı-kırmızılıların şansıydı diyebiliriz ama Galatasaray'ın şansına da Alanyalı hücumcular yardım ettiler.
Kalede Muslera hatasız oynadı ama önünde oynayanlar, özellikle de Marcao çok başarılıydı.

Sahanın en iyisi hakemdi

Almanya, Fransa, Avusturya gibi örnekler verelim. Bunların hava şartları bizimle aynı. Hatta bu ülkelerdeki iklim şartları Ankara, Kayseri, Sivas gibi diyebiliriz. İstanbul bu kadar sert iklimi olan bir yer değil. Peki kar yağıyor, tamam... Bu kar Almanya'da da yağıyor, Fransa'da da yağıyor. Niye oradaki zeminler hiç böyle olmuyor? Neden biliyor musunuz? Bu ülkelerdeki asfaltlara bakın, bir de bizim ülkelerdeki asfaltlara bakın. Onların hiçbirinde yama göremezsiniz, bizim asfaltlarımız yamalı bohça gibi. Aynı statlarımızdaki görüntü.
Futbolcu transferlerine inanılmaz miktarlar veriliyor. Saha zeminleri fiyasko. Büyük takımlar "Şampiyon olacağım" diyor, kaliteli oyuncu almaya kalkıyor. Ama iki kalite eksik futbolcular, bu tarz oyunculara bu sahalarda futbol oynattırmazlar, bozarlar.
Dünkü maçtaki kalite sıfır. Bazı şeylere de inanamıyorum. İki takımdan da 25-30 metre top sürmek isteyen futbolcular var. Belki sahanın kenarlarında o da çok az sayıda olabilir. Onun haricinde bu sahada topu tutup, havadan uzun toplarla oynayacaksın.
Dün akşam futbol var mıydı? Yoktu. "Peki sahanın en iyi adamı kim?" derseniz. Kesinlikle "Hakem" derim. Büyük takım, küçük takım demedi. Gördüğünü çaldı aferin. Ezilmediğini sahada hissettirdi. Bu çok önemli. Aynen devam et. Kasımpaşa'nın da gol atacak hali yok. Muslera'nın inanılmaz hatası... Tabi şunu da ilave etmek lazım. Arada sırada Muslera'nın da hata yapmaya hakkı var. Tabi bunun oranının çok düşük olması lazım, Muslera kalitesinde bir kalecide. G.Saray öyle bir 3 puan aldı ki 'altın değerinde' bile demem. Pırlanta değerinde! Çamur zeminde, çamur gibi bir maç izledik. G.Saray şanslıydı.

Sanki düdük başına para veriyorlar!

Karagümrük'ü bu sezon fazla seyretmedim. Fenerbahçe'nin ise tüm maçlarını izledim. Fenerbahçe bildiğimiz gibi. Sahada oynayan 22 futbolcudan maçın adamı kim derseniz karşınıza yine aynı isim çıkacak; kaleci Altay... Böyle olunca da sarılacivertliler hakkında fazla konuşmaya gerek yok. Her şeyi anlatıyor. Organize atakları yok. Organize bir defans yok. Şahsi beceriler var. Mesut'un 11'de maça başlamasını, saha içindeki futbolcuların onu dinlemeye başladığını gördük. Ama onun da gücü bir yere kadar. Bundan sonra ne olur? Sakat olan Pelkas ile Gustavo bu takıma girdiği zaman orta saha fitillenecek. Gustavo orta sahada defans yönünü toparlayınca Mesut daha rahat oynayacak. O zaman bunların yanına iki kişi koyacaksın, bu da teknik adamın işi. Bu konuda muhakkak Mesut'un da bir kararı ve fikri olacaktır. Karagümrük proje takımı. Alacaklar, satacaklar, ilk hedefleri Süper Lig'de kalmak. Ucuza aldıkları futbolcuları futbolu bilmeyen, biraz parası olan takımların yöneticilerine iyi paraya satmak isteyecekler. Sahada oynayan takımın fazla bir hırsı yok. Belli bir süratle oynuyorlar, ne hızlanıyorlar ne çok yavaş gidiyorlar. Böyle olduğu halde bile Fenerbahçe'yi zor durumlara düşürdüler. Mesela Emre Çolak kale sahası üzerinde topu yakalıyor, gelişine vurmaya kalkıyor. Topu durdursa boş kaleye vuracak. Diyeceksiniz ki zaten o vuruşu yapsaydı Galatasaray'da da oynardı...
Hakem Özkahya idare etti. Çok kolay 1-2 pozisyonda avantaja bırakamadı, devam da ettiremedi ve korktuğu için düdük çaldı. Bu tip hakemlere sanki çaldığı düdük başına para veriyorlar. Hani insan işi bilmese böyle yorum yapar. Böyle hakem de Türkiye'de çok. Hakemimiz, futbolcumuz, federasyonumuz, basınımız hepimiz aynıyız. Yok birbirimizden farkımız.

Hakem hatasızdı

Heyecanı yüksek, kalitesi düşük, seyri iyi bir maçtı. Güzel hareketler oldu, çok acemi hareketler de oldu. Sergen Yalçın bir orta saha çıkardı, ilk yarıyı kaybetti. Orta sahaya bakalım; Atiba, Josef, Necip. Hangisi oyunu pişirecek, forvet de gol yapacak. Bu üç isim ortada mücadele ediyorlar ama top yapamıyorlar. O zaman ne oluyor? Gol atacak adamlar Aboubakar'la Larin, orta sahaya gelip top alıp, hücuma kalkmaya çalışıyor. Yani sen hücumcularını orta sahada yoruyorsun. Bir de Hatayspor maça öyle bir başlıyor ki inanılmaz top yapıyorlar, bire birde adam geçiyorlar, verkaç yapıyorlar, golleri de kaçırıyorlar. Beşiktaş'ın yediği ilk golde kalecinin büyük hatası var. Larin'in attığı golde de Hatayspor kalecisinin büyük hatası var. Tamam hatalarla gol olur kabul ediyorum ama bu kadar göstere göstere hatalar, ligin 'Süper' adına yakışmıyor. Aslında ligimiz süper değil ama adını süper koymuşlar. Hani bir laf var ya, 'yersen'.
İkinci yarı siyah-beyazlılar biraz kımıldadılar. Hatayspor defansı iyi kurdu. İlk yarıda Hataylı oyunculardan bazıları gereksiz yere itirazdan sarı kart gördüler. İkinci yarı bu sefer 'kart görmeyelim' diye bazı pozisyonlara gidemediler. Onun için de Hatayspor'un etkisi azaldı.
Beşiktaş gol pozisyonu yakalıyor ama defansında da büyük açıklar veriyor. Geçen hafta 6-0 kazandıkları Rizespor maçında bile 60 ve 70. dakikalar arası 3-3 olabilirdi. Özellikle şampiyonluğa gidecek takımın, takım defansı iyi olmalı. Allah var; Aboubakar da Larin de hücum defansı iyi yapan oyuncular. Onlar hücum defansı iyi yapıyorlar ama Beşiktaş'taki defanslar defansı iyi yapamıyorlar. Yani birileri vazifeden ayrı artı yaparken, diğerleri vazifelerini yapmıyorlar.
Hakem maça tesir edecek büyük hata yapmadı. Topla çarpışması ona yakışmadı. Ama bence şu anda Türkiye'nin en iyisi.