CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

Aptal aptal konuşunca...

Dört takımı seyrettik bir saat arayla. Kayserispor- Trabzonspor maçı 90 dakika hareketli oldu. Beşiktaş-Sivasspor ise ikinci yarı hareketliydi. Trabzonspor geçen haftaya göre daha hareketliydi. Çok gol kaçırdılar. Son dakikalar kâbus gibi geçti. 3 puanı almayı başardılar. Trabzonspor, deplasmanda rakibin arka tarafına çabuk giderse iyi pozisyon buluyor. Çünkü kadro buna müsait. Kapalı defansta zorlanıyorlar. Bu maç Beşiktaş için önemliydi. Hem içeride oynuyor hem de önümüzdeki hafta milli ara olduğu için rahatlayacaktı. Sivasspor diri bir takım, koşan bir takım ve birkaç pozisyon kaçırdılar. Yalnız şu var: Uilenberg diye bir hakem eğitmeni var. İyi de para alıyor. Fakat hakemler eğitilmiyor. Uilenberg, Sergen olayında aptal aptal konuşunca, iş başka boyutlara geldi. Sergen'i atmakta haklı mı? Yüzde yüz haklı. Top çıkmadan sahaya girip topa vuruyor. Beşiktaş teknik alanı zaten bir panayır gibi, devamlı girip çıkanlar var. Bir de ağız okuma ile kameraya yakalandı Sergen. Kaç maç ceza alır bilmem. Hakem Sergen'i çok doğru attı ama dik durmadı. Neden derseniz ikinci yarı iki pozisyon oldu, Josef rakibinin tendonuna top yokken inanılmaz bastı. Kesin kırmızıydı. Sergen'i attığı için onu atamadı. Ama işte 5 dakika sonra Yatabare'ye kart gösterdi.

JOSEF ATILMALIYDI
Ekranı
ikiye bölün. Bu sarıysa Josef'inki kırmızıoğlu kırmızı. Ya da o Josef'inki sarıysa buna kart yok. Aynı hakem, iki farklı karar… Kafalar karışıyor. Bir yerde erkekleşiyor, bir müddet sonra yumoş yumoş yumuşacık oluyorlar. Beşiktaş'ın bu kadrosuyla bu maçta kazanması başarı. Güven müthiş iki gol attı. Aslında onda bazı meziyetler var. Ama çabuk havalandı. Başka işlere de girdi. Onun için yedek oturuyor. Beşiktaş'ta oynayacak oyuncular yedekten kendini gösterecek, formayı öyle alacak.

Oralarda bir şeyler oluyor!

İki maçı arka arkaya izleyince, iki tarafın da rakiplerini görünce hangisi daha iyi anlıyorsun... Fenerbahçe daha derli toplu, bütün futbolcular birbirine yardım ediyor. Oyundan düşen yok. Biri ufak bir hata yapıyorsa diğerleri kapatıyor. Galatasaray'da öyle değil. Kopuk kopuk oynuyorlar. Sahanın içinde idare edenler var. Birlikte hareket etmiyorlar.
Dün Fenerbahçe daha farklı kazanabilirdi. G.Saray'ın rakibi, F.Bahçe'ninkine göre kolay. Ama G.Saraylı taraftarlar son dakikalarda maç bitsin diye ıslık çalıyor. G.Saray'ın görüntüsü iyi değil. Toparlanırlar mı? O Fatih Terim'in işi.
Göztepe kalecisi bir gol yedi. Biz çocukluğumuzda mahallede oynarken bu tarz gol yiyen kalecilere; kaleci folluk oldu, yani yumurtladı manasını kullanırdık. Bir kaleci iki ayağı açık olarak yerden gelen topu tutamaz. Ayağının birini bükse, elinden kaçırsa bile top dizine çarpmış olacaktı.
İki maçta da enteresan pozisyonlar oldu. Herkes kitaplara bakıyor. Ama kitapları artık öyle yazıyorlar ki kimse işin içinden çıkmasın diye. Öyle cümleler kullanıyorlar ki hakemi kurtarmak için 'öyle de verse olur, böyle de verse olur'a getiriyorlar.
Üç hafta evvel penaltıda 'oyuncu ihlallerinde penaltı tekrar edilir' diye edilmedi. Yurt dışında da Fenerbahçe maçında edilmedi. Yusuf Namoğlu, MHK'nin başında iken şu anda IFAB başkanı olan İngiliz, Türkiye'de hakemlere ders vermeye geldi ve Yusuf bu soruyu ona sordu. Cevap ne mi oldu, adam Yusuf'un suratına baktıktan sonra hiçbir şey demeden konuşmaya devam etti.
Sistem bizde de kötü yürüyor, Avrupa'da daha az kötü yürüyor. Yalnız benim dikkatimi bir şey çekti, 3-4 hakemi sezon başı küme düşürdü bu komite. Sonra itirazlar edildi ve bu hakemler VAR'a gönderildi. Sonra bu hakemler itiraz etti, koşanlara tekrar maç vermeye başladılar.
Arkadaşlar, bir hakem kötüyse, düşürüyorsunuz. Sonra ne oluyor da tekrar alıyorsunuz. Aslında maç vermediğiniz veya düşürdüğünüz hakemlere VAR görevi vermek ne kadar doğru anlamak mümkün değil. Oralarda bir şeyler oluyor. Yakında ne olduğu çıkar meydana.

Palabıyık pozisyonları süzemedi

Trabzonspor bir gol yedi, evlere şenlik. Abdülkadir Ömür takıma yeni giriyor, 40 metre top sürmeye kalkıyor, arkadaşları cennetlik canlarını cehenneme sokup pozisyon alıyorlar, o kafasını eğip top sürüyor, kaptırıyor. Bu sefer o top arkası dönük halde kaleciye pas olarak atılınca golü yiyorlar. Büyük takımlarda oynayanlar bunları yapmamalı.
G.Saray devreye 2-0 girse kendisine büyük avantaj sağlayacaktı ama golü yiyince gerildiler. G.Saray tam saha prese başladı, 40 dakika müthiş oynadılar. Hem oyuna çabuk çıkıp Trabzonspor'un arkasını çok açık yakaladılar hem de çabuk geri döndüler. Terim, Morutan'ı niye aldı bilemiyorum. Morutan takımın süratini ayarlıyordu, topları iyi kullanıyordu. Bu maç oyuncular oynadı ama teknik direktörlerin müdahalelerinin de tesir ettiği bir maçtı. Nitekim Avcı, İsmail ile Ömür'ü 39'da sahadan aldı. Ondan sonra Trabzon daha derli toplu oynadı. İkinci yarı Trabzon golü atınca iş Rus ruletine döndü. Gol atan işi bitirecekti ama atamadılar, çok yoruldular. Trabzon haliyle daha yaşlı bir takım. İki takım oyuncuları da iyi niyetle mücadele ettiler. Hakemle fazla dalaşmadılar. Maçın sonunda iki takım hocasına sorsak ikisi de 'Bu maçın skoru böyle olmalıydı' diyecektir. Tabii Terim bunu buruk olarak söyleyecektir. 2-0 öne geçip berabere bitmesi üzer. Kendi hatası var mı, ona bakacak. .
Hakem için birkaç pozisyon var; topu G.Saraylı oyuncu elle onuyor mu ilk yarı? Cüneyt Çakır, Palabıyık'ı çağırmadı. Palabıyık atlayabilir bunu. Berat'a gösterdiği karttan önce de Hamsik rakibinden iyi bir dirsek yiyor, Berat bunu konuşunca da sarı yiyor. Palabıyık genelde ufak tefek sertliklere prim verdi, doğru da yaptı. Bazı pozisyonları süzemedi. Diyeceksiniz ki bu kadar kusur kadı kızında da olur!

ALTAY'A DERS OLSUN
Bir saat arayla iki maç seyredince takımlar arasındaki farkları daha iyi görüyorsunuz. Futbol hatalar oyunudur ama hatayla futbol şımarıklığını karıştırmamak gerekir. Şimdi Fenerbahçe maçında Altay'ın yaptığına ister ukalalık deyin, ister şımarıklık, bir kaleci bunu yapmamalı. İnşallah kendisine ders olur. Sivasspor iyi defans yaptı ama hücum yapamadı. Belki de Fenerbahçe iyi pres yaptı.

Bir arpa boyu ilerleme yok!

Dün akşam iki takım da iyi mücadele etti. Top G.Saray'da daha fazla kaldı. Hatay, ilk yarıda G.Saray'ın arka tarafına iyi sarktı. G.Saray bu devrede topu fazla oynadı göründü ama etkili olamadılar. Feghouli iyi toplar alırsa, G.Saray'ın makinesi güzel çalışıyor. Gençler de ona yardım edince ortaya güzel işler çıkıyor. Ama Feghouli'nin biraz daha iyi bir şekle gelmesi lazım. İkinci yarı sarı-kırmızılılar son topları iyi yerlerden sokamadılar. Böyle olunca da gol gecikti, gerildiler. Aslında 70'den sonra Hatay biraz daha top yaparak G.Saray'ın arka tarafına gidebilse çok farklı olurdu. Onlar da defanstan dandun vurarak çıkmaya başladılar, çünkü yoruldular. Bu maç böyle biter denildiğinde, bu son dakikalarda büyük olan takımlar sahneye çıkıyorlar. G.Saray iyi top yapıyor zaman zaman ama defans, haddinden fazla geriye kaçıyor. Böyle olunca da rakibe orta alanda büyük bir yer kalıyor. Ve rakip burada rahat pas yapabiliyor, aynı zamanda çabuk kontratağa çıkabiliyor. Yeni oyuncular herhalde adapte olacaklar ama en az 4-5 maç lazım.
Diagne bazen iyi işler yapıyor, bazen de son derece kötü. Hücuma kalkmışsın, arkadaşın en az 25 metre depar atıyor, cennetlik canını cehenneme sokuyor. At ona pası, insin aut çizgisine, sana vereceği topta golü gene sen atarsın. Eveliyor, geveliyor, rakip kapanınca da saçma sapan işler yapıyor. Takımlarda bir bahane var. Neymiş, sezon başı... Şimdi ikici bahane de hazır. "Milli maç arasına kadar bir gidelim, ondan sonra siz bizi görün." Sonra gene bir bahane olacak. "Şu devre arasını bir görelim, siz bizi ikinci devre görürsünüz." 3-4 senedir böyle diye diye Türkiye'de futbol dibe vurdu. Kıbrıs Rum Kesimi bile bizi geçti. Kendi kendimizi aldatıyoruz, avunuyoruz.
Hakeme bir şey demeyeceğim. Maçta saçma sapan sarı kartlar gösterdi. Hatayspor'un mükemmel bir kontratağını başlamadan kesti. Belki de gol olurdu. Hüseyin Göçek, eski Hüseyin Göçek... Bir arpa boyu bile ilerleme yok...

TFF’yi uyutmaya kalkıyorsun!

10 gün önce bir yazı kaleme aldık, 'Rezil futbol' diye... Dün Hürriyet Gazetesi'nde TFF'nin, Şenol Güneş'e hesap sorduğu ve cevaplarının olduğu bir yazı okudum. Şenol Güneş diyor ki verdiği raporda, "Son üç maç kötü oynadık, çözemedik'. İnanamıyorum! Bunu benim çözecek halim yok. Şenol Güneş çözecek ve çözemez tabii ki. Çünkü kadroda rekabeti sağlayamadı, rakibi iyi analiz edemedi, ona göre kadro çıkaramadı. Yahu Şenol Güneş, oynadığımız 3 takımın hocası da diyor ki, 'Milli takımınızı izledik, ona göre hazırlandık ve başarılı olduk.' Sen de diyorsun ki 'Çözemedik ve anlayamadık'. Şenol Güneş, Türk insanını aptal yerine koyuyorsun. Adamlar bizi çözmüşler, sen çözememişsin. 10 gün evvel yazdığım özette şunu dedim: "Şenol Güneş'ten hesap soracak kimse yok mu?" Kim soracak? Futbol Federasyonu... Nitekim TFF, Güneş'ten rapor istemiş. Güneş de La Fontaine'den masallar anlatmış. Mış, miş, muş... Sonunda TFF yönetim kurulu toplanmış. Nihat Özdemir, Güneş'in başarısızlık nedenlerini yönetim kuruluna okumuş. Güneş de cevap vermiş.

SOYDAN VE ALTINTOP...
Yönetim kurulunda çok insan var. Mutlak hepsi futboldan çok iyi anlıyorlardır ama yönetim kurulunda iki tane insan var futbol oynamış... Biri Selim Soydan, diğeri Hamit Altıntop. Soydan, ortadan konuşuyor; "Bu takımı Şenol Güneş getirdi. İnşallah daha iyi olacağız" diyor. Şenol Güneş'in dediği gibi, 'Futbolcular çok yeni. Bu tip turnuvalar oynamadılar' yorumları yapıyor. Aslında Şenol Güneş'in toplantıda söylediği cümleler enteresan; 'Genç bir milli takımız. Böyle turnuvalara ve maçlara alışkın değiliz' diyor. 'Bu futbolcular daha pişecek' gibi laflar söylemiş.
Yahu Güneş, senin elindeki milli takım oyuncuları genç falan değil. Çoğunluğu Şampiyonlar Ligi'nde oynayan isimler. Misal mi vereyim... Bir tanesi Milan'ı götürüyor, Hakan Çalhanoğlu… Bir tanesi Fransa şampiyonu olan takımda oynuyor. Milano'da Milan'a 3 tane gol atıyor. San Siro'da bunu yapıyor. Bunu yapan zaten dünyada iki tane futbolcu var. Bir tanesi Yusuf. Ama sen onu kullanmayı bilmiyorsun. Burak zaten senin çocuğun. Zeki de oynuyor. İngiltere gibi üst düzey ligler ve takımlarda oynayan isimlerin var. O kadar kıymetli adamların var ama sen topu çıkarmak için müdahale yapan ve kendi kalesine atan oyuncuyu 1 maç sonra satıyorsun. Peki bu futbolcu nerede oynuyor? Juventus'ta.
Vay anasını ne kadar gençlermiş! Şenol Güneş, 'Rakip takımı daha çözemedik, bilemedim, yandım' diyorsun. TFF'yi uyutmaya kalkıyorsun ama kamuoyunu uyutma şansın yok.

3 KELİME ANLATIYOR...
Selim Soydan efendi insan. Seni de kırmaz ama iyi biliyorum. Soydan kafasındaki gerçekleri orada söylemiyor. Orada kafasındakileri söyleyen bir kişi var; Hamit Altıntop. Ne diyor Hamit? Öyle üç tane kelime söylüyor ki Şenol'u yerle bir ediyor ve doğruyu söylüyor: 'Çaresiz kaldık, mahkum oynadık, koptuk.' Hamit Altıntop, sonuna kadar Türk çocuğu ama Almanya'da yetişen bir oyuncu. Oranın eğitimini almış, sağı solu oynamıyor. Ve net bir şekilde, tokat gibi Milli Takım'ın neden bu neticeyi aldığını suratımıza vuruyor.
Ama şimdi Hamit Altıntop çok dikkat etsin. Sevgili Hamit, seninle muhabbetimiz olmadı. Senin sahadaki davranışını çok beğenen sporseverlerden biriyim. Sana şunu söyleyebilirim Hamitciğim; Sezen Aksu'nun bir parçası var, sana ona hatırlatayım: Hey seni yerler, yerler. Seni ham yapar bu zilliler. Yaylanmadan yürü. Yoksa günah bizden gider…"

İtalyanlar bizden 2 kişi fazla oynadı!

Bizim üst düzey takımlar, Türkiye'de her maça itiraz ediyorlar. Oyun kuralı ihlali var diyorlar, maçın tekrar edilmesi lazım diyorlar. Ben TFF'nin yerinde olsam, bu maç için itiraz ederdim UEFA'ya!
Neden mi? Çünkü maç boyunca İtalyanlar bizden 2 kişi fazla oynadı. Seyrediyorum, biz sanki 11 kişiyiz, onlar ise 13 kişi.. Defansta her yerde onlar var, hücum da öyle!
Futbol iki yönlü bir oyun. Hem defansı yapacaksın hem de hücum edeceksin. Biz dün hep defans yapmayı düşündük. Eğer sen takım olarak hücum edemezsen, bu sefer rakip senin üzerine gelir. Netice ne mi olur? Hem hücum ettikleri için hem de top onlarda olduğu için oynadıkları futboldan da keyif alırlar. Öyle de oldu.. Bizim futbolcularımız dün adeta eziyet çektiler. Topu alabilmek için koştular durdular.
Bir de spikerlerin saçma sapan anlatımları ve yorumlarını duyunca, insan iyice kahroluyor. Hani maçı radyodan anlatsalar ve biz görmesek diyeceğiz ki, "Vay anasını ya, neler oluyor maçta!" Yahu biz aptal mıyız! Göstere göstere sahada neler yaşandığını izliyoruz, olacak iş değil! Aslında 2-0'dan sonra İtalya gaz kesti. Onlar istedikleri gibi oynadılar, biz ise seyrettik. Herhalde 50 sene önceydi.. İtalya'da, İtalya Milli Takımı ile 0-0 berabere ka-
🔴 dık. Onların kalecisi de Dino Zoff'tu. Maç sonrasında şöyle bir açıklama yapıldı: Karşılaşma sonrasında Dino Zoff, zatürreden hastaneye kaldırıldı! Demek ki bu kadar sene geçmiş, çok fazla farkımız olmamış. Bakınız; 2-0 da yenilebiliriz, 3-0 da.. Ama böylesine zavallı bir futbol oynamamamız gerekirdi. İtalya takımı gerçekten de turnuvaya ne kadar iyi hazırlandığını herkese gösterdi. Biz ise toplama bir takım görüntüsü sergiledik. Bakmayın maçın 3-0 olduğuna, daha da farklı bitebilirdi.
Bu maçı bir Türk hakemi idare etseydi, Türkiye Ligi'nde olduğu gibi sanırım 30 kez faul düdüğü çalar, en az 7-8 de sarı kart gösterirdi. Ama öyle olmadı, çünkü adamların futbol anlayışı işte bu.
Uzun lafın kısası şu; İtalya bizden çok iyiydi ve net bir galibiyet aldı. Onlar ağır sıklet, biz ise tüy sıklet!

Adamlık da şampiyonluk kadar önemli

Tarih 14 Nisan... G.Saray başkanı bir açıklama yapıyor, futbolcular için söylediği şunlar: "Galatasaray'ın ayağa kalkması gerekiyor. Özellikle futbolcuların haysiyet ve şereflerini hatırlamaları gerekiyor. Ölümüne mücadele etmeleri gerekiyor. Ben orada çıldırıyorum, futbolcular nerede o zaman? Futbolcularımız bunu neden yapmıyor? Adamın ipinde değil..." Teknik adam için de söyledikleri var. Bu tarihte bitime 9 hafta var... G.Saray liderden 8 puan, F.Bahçe'den 4 puan geride. G.Saray Başkanı, yukarıdaki cümleleri söyledikten sonra bir anda hedef oluyor. 'Bir başkan böyle konuşur muymuş, bir başkan bunları kamuoyu önüne atar mıymış, bir başkan bunları kapalı kapılar ardında söylemeliymiş.' Yav beyler siz kimi aldatıyorsunuz? Herkesi mi aptal zannettiniz? Bir başkan hele ki G.Saray başkanı gibi bürokrasiden gelen bir başkan sizin düşündüğünüzü düşünmeyecek kadar aptal mı? Adım gibi tahmin ediyorum bu başkan bu yaptığı ikazları gerekli zamanlarda hem teknik ekibe hem oyunculara yapmıştır. Neticeyi alamayınca da bakmıştır ki artık başka çıkış noktası yok, gemileri yakmıştır. Peki arkadaşlar şimdi soruyorum; Belhanda'yı yollayan yönetim, Babel'le sorunları olan yönetim, zaman zaman da Terim'le sorunları olan yönetim... Bu hafta Galatasaray şampiyonluk maçı oynayacak ve lider Beşiktaş'la puan puana... 1 puan da Fener'i geçmiş durumda.

BAŞKANI PAPAZLAR HASTA ETTİ
Ne değişti de takım bu hale geldi? Gene hatırlayın başkan, bu demecinden bir iki hafta önce Alanya yenilgisi sonrası "Keşke gençlerle oynayıp da yenilseydik" dedi. Çünkü artık G.Saray'da papazlar iyice menajerleriyle beraber küstahlaşmaya başlamışlardı. G.Saray başkanını önce G.Saray'ın içindeki büyük papazlar hasta ettiler, sonra da Fatih Terim ve takım. Başkan baktı ki herkes seyirciye oynuyor. Alın size esas sakat olan işler diye kamu oyuna her şeyi sundu. Ne tesadüf değil mi o günden sonra G.Saray 7 maç oynamış 6'sını kazanmış 1'inde berabere kalmış... Yani yenilgi yok ve bunlarda da gençlerin payı büyük; papazların değil. G.Saray şampiyon olur veya olmaz ama takımın bu kadrosuyla, Fener'in bu kadrosuyla, Sergen'in elindeki vitaminsiz kadroyla hâlâ daha kafa kafaya gidiyorlarsa bu Sergen'in başarısı Terim ve Emre'nin başarısızlığıdır.

YILIN TEKNİK ADAMI SERGEN'DİR
Niye Erol'u (Bulut) katmıyorum çünkü bütün ipler zaten Emre'deydi, transferler dahil. Sonra da ipten Erol'u da attı tek başına tutmaya başladı. Şampiyon olsa da olmasa da bence yılın teknik adamı Sergen'dir. Bu kadroyla ligin son maçında final oynuyor, 3 gün sonra da İzmir'de bu sefer Türkiye Kupası finali oynayacak. Sergen çok direkt adam, söyleyeceğini çok net söylüyor. Fazla da seyirciyle oynamıyor ve bu sene de şampiyonluğu artılarıyla eksileriyle Sergen sonuna kadar hak ediyor. Belki de olamayacak. Elindeki kadroya göre başarılı diyorum. Bazı uyanıklar hem kulüpte hem dışarıda Başkan Mustafa Cengiz'i linç etmeye kalktılar. Belhanda'yı gönderen yönetime nispet futbolcuları toplayıp hatıra fotoğrafı çektirdiler, mesaj verdiler. Tahmin ediyorum asıl G.Saray seyircisi bunları görüyordur. Gördüklerini de yakın çevremde yaşıyorum. Çok fazla sağınız solunuz oynarsa bu kadar yaptıklarınızı da bir kalemde silersiniz. Şampiyonluk önemli bir şey, tarih şampiyonları yazıyor. Ama adamlık da en az şampiyonluk kadar önemli. Bu bütün futbolcular, teknik adamlar ve yöneticiler için de geçerli.

***

Arslanboğa ligde kalacak

Suat Arslanboğa'nın büyük ihtimalle saçında boncuk var. Ligin kaderini değiştirecek maçlarda düdük çaldı sonra ordan alındı TFF 1. Lig'in düğüm maçında düdük çaldı. Geçtiğimiz günlerde de ona görev verdiler. Bu şu demek; seneye de Arslanboğa ile mukavele yapılacak. Yani Arslanboğa ligde kalacak. Eee seneye de Arslanboğa gibi hakemler de gerektiğinde lazım olacaktır. Göreceğiz...

***

Allah gönlünüze göre versin

Geçtiğimiz cumartesi Fener maçı kazansa bu hafta Kayseri ile şampiyonluk maçına çıkacaktı. Ve büyük ihtimalle de alırdı ama şimdi şansı yok. Ya Beşiktaş olacak ya G.Saray. Şimdi gelelim sadede... Beşiktaş'ın rakibi Göztepe, G.Saray'ınki Malatya... Son lig maçında Göztepe'in ilk 11'inde 4 yabancı var, Malatya'da ise 6... Ben bu tip maçlarda yabancı futbolculara biraz yandan bakarım. Çünkü çok örneklerini yaşadım ve gördüm. Eğer Şampiyonlar Ligi'ne direkt kalacaksanız 20 milyon Euro'dur. İnsanın ve paranın olduğu yerde her zaman dikkatli ve kontrollü olacaksınız. Çok enteresan iki 90 dakika izleyeceğiz. Ben hakemken sahaya çıkacak iki takımın kontrollerini yardımcı hakemler yaptıktan sahaya yürümeden evvel en son şunu söylerdim: 'Allah gönlünüze göre versin.' Bu şu demektir; futbolcu olarak benim aleyhime bir şey düşünüyorsan Allah sana gerekeni yapsın. İyiyse yine gerekeni yapsın. Benim hayat felsefem de budur. Allah herkesin gönlüne göre versin.

Yardımcı hakem Duran öyle şeyler yaptı ki…

Daha çok Galatasaray-Beşiktaş maçını izledim. Ankaragücü-F.Bahçe maçına da fırsat buldukça baktım. Son yılların en heyecanlı ama kalitesiz yarışını izliyoruz. İyi top oynayan, uzun maratonda daha iyi mücadele eden, daha iyi futbol oynayan Beşiktaş, 21 takımlı ligde kadro sıkıntısını iyice hissetmeye başladı. G.Saray yedek kulübesinden 5 oyuncu soktu; isimlerini sayalım Kerem, Mohamed, Arda, Emre, Halil... Bir de Beşiktaş'ın kulübesine bakıyorsunuz, inanılmaz vitaminsiz. İpler hâlâ Beşiktaş'ın elinde ama öyle şeyler oluyor ki hiçbir şey diyemiyorsunuz. Mesela en basitinden Atiba tek başına gidiyor, ceza alanı içine doğru tehlikeli pozisyona giriyor ve topu aut çizgisine en az 30 santim kala çeviriyor. Ama Bahattin Duran aut veriyor, devamında o top dönüyor ve gol oluyor. Diyeceksiniz ki bir autla maç değişir mi? Değişir kardeşim değişir. Aynı Bahattin Duran, önünden G.Saraylı oyuncunun müdahalesiyle kornere çıkan topa aut veriyor. Düşünebiliyor musunuz bir yardımcı hakemin maça olan tesirini. Ama şu gerçek; G.Saray, Beşiktaş'a göre daha iyi oynadı, sahada siyah-beyazlılara göre daha faydalı işler yaptı, galibiyeti hak etti. Hem psikolojik baskı hem yorgunluk hem de kadro darlığı Beşiktaş'ın karşısında duruyor. Önümüzdeki 2 maça psikolojik olarak hangi takımlar daha iyi hazırlanırsa haliyle bu işi bitirecek. Ama arabanın direksiyonu hâlâ Beşiktaş'ta. İkili averaja göre G.Saray, Beşiktaş'ı yakaladı. Beşiktaş'ın kazandığı penaltıda Donk, Atiba'nın ayağına net bastı. Galatasaray'ın attığı penaltıda da Atiba, Falcao'yu önce tutup hemen bırakıyor. Falcao da kendini bırakıyor, hakem de penaltıyı veriyor. Bu şu demek; ceza alanında rakibi tut, dirseklerinle oyna, kollarınla oyna... Her maçta bunlar olmuyor mu; oluyor, veriyorlar mı; kimisi veriyor, kimisi vermiyor. Fener maçında da Ankaragücü golü buluyor, üst üste 3 tane pozisyon kaçırıyor. Büyük takımdan puan alacaksan en az 2 gol atman gerek, yoksa sahadan zor çıkarsın. Dün çıkamadığın gibi.. 3-4 hafta evvel çok daha rahat pozisyonda Ankaragücü 4 puan sıkıştırsaydı bu zorluğu çekmezdi. Çünkü düşme hattında isen sonuna doğru herkes üstüne oynar.

Oynanan futbol tam bir fiyasko

Galatasaray diyor ki: Beşiktaş puan kaybederse bir ihtimal şampiyon olurum… Ben de diyorum ki, eğer bu futbolla Galatasaray şampiyon olup Beşiktaş olamayacaksa vah Türk futbolunun haline... 90 dakika maç izledim, işkence gibi. İlk devre
Galatasaray'ın attığı golden başka pozisyon yok. O da hazırlanmış bir pozisyon değil, golü atan oyuncunun şahsi becerisi. İkinci yarı biraz daha kımıldadılar. Galatasaray'ın kadrosunda Gençlerbirliği'ne göre haliyle daha iyi oyuncular var. Ama oynadığı oyun fiyasko. Sakın skora aldanmayın çünkü Gençlerbirliği, Galatasaray kalesinde 90 dakika tehlike yaratamadı. Yani Muslera'yı hiç görmedik. Yaptığı tek kurtarış yok. Ben bu yazıyı yazdıktan sonra iki takımın teknik adamları da kim bilir maçtan sonra neler söyleyecektir. Veya hafta boyunca basın kim bilir neler yazacaktır? 'Galatasaray kendine geldi, net galibiyet' diye... Gençlerbirliği için söylenecek tek şey var, çok kötü yönetildiler rahmetli İlhan abiden sonra. Bir yahudinin oğlu satılık bir emlak almaya gidiyor, babası soruyor oğluna 'Oğlum burayı almaya gidiyorsun da bu emlak alacağın insana babasından mı kalmış yoksa kendi mi almış' diye. 'Çünkü eğer kendi almışsa işin zor, kolay kolay satmaz ama babadan kalmışsa merak etme alırsın. Büyük para verme' diyor. İşte Gençlerbirliği'nin hali de şu an bu. Benzetme tam uyuyor.
Dün gece hakemlik maç olmadı çünkü kritik maç olmadı. Olsa ne olurdu bilinmez. İşte böyle bir ligimiz var. Bu işkenceyi çekmeye devam ediyoruz. Allah'tan Beşiktaş diye bir takım var da onun maçlarından keyif alıyoruz.