CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Çizme’ye karşı korakor oyun!

EURO 2020'nin açılışı öncesinde İtalyanlar bizim gibi son provalarını ideal 11'leriyle yaptılar Çekler karşısında. Ülke medyası oynanan futbolu göklere çıkartırken Mancini ve öğrencileri 27 maçtır kaybetmeyen bir takım olmanın öz güveniyle çıkacaklar karşımıza. Çekler karşısında topa %63 sahip olan ve 626 pas yapan İtalyanlar, 4-0 olduğunda bile rakip sahada prese devam ediyordu. Mancini yönetiminde 32 maçta 79 gol atan ve 14 gol yiyen İtalya son 8 maçta kalesini gole kapadı. Karşımıza çıkacak 11'de Çek maçına göre değişiklik beklenmiyor. Orta sahada Verratti'nin yetişse bile 2. maçlarında İsviçre karşısında forma giymesi bekleniyor. Kalede Donnarumma, defansta Florenzi-Bonucci-Chiellini-Spinazzola dörtlüsüyle sahaya çıkan Gök Mavililer'de orta saha Jorginho, Barella ve Locatelli'den oluşuyor. Forvette solda Insigne sağda ise Berardi forma giydi. Chiesa da sağ kanat için hazır kıta bekliyor. En uçtaki isim Immobile… İtalya karşısında oynayacağımız oyun belli. Geçiş oyunuyla hızlı hücumlarla gol ararken, orta sahası top seven İtalyanlarla korakor mücadele edeceğiz. Sonrası Uğurcan ve önündeki Avrupa etiketli dört defans oyuncumuza kalacak

VAR ODALARI İSVİÇRE'DE

Turnuva tarihinde bir ilk gerçekleşecek ve Avrupa dışından bir hakem düdük çalacak. Arjantinli Rapallini, EURO 2020'de görev yaparken İspanyol Jesus Gil Manzano da Copa America'nın hakem listesinde yer alıyor. UEFA'da hakemlerin patronu R.Rosetti, kafa karıştıran ele çarpma pozisyonları için bir kez daha açıklama yaptı. Buna göre, bir oyuncu isteği dışında da top eline çarpar ve devamında gol atarsa, bu gol iptal edilecek. Her türlü ele çarpıp filelere giden toplar da gol sayılmayacak. Bir oyuncunun kontrolü dışında top eline çarpıp takım arkadaşına gol vuruşu olursa bu gol geçerli kabul edilecek. 51 maçın VAR hakemleri Nyon'daki UEFA merkezindeki odalarda görev yapacak. 11 stadyumla da 200 mbit/s hızında internet bağlantısı hazır ve ofsayt kameralarında 4K teknolojisi kullanılacak. Bu sayede santimlerle ölçülen pozisyonlarda VAR hakemlerine maksimum görüntü olanağı sağlanacak.

Mancini’nin İtalya’sı daha genç daha hızlı daha golcü

Kasım 2017'de İsveç ile play-off rövanş maçında golsüz berabere kalıp 60 yıl sonra ilk kez Dünya Kupası'na gidemeyen ve 2018 Rusya'yı evinde izlemek zorunda kalan İtalyanlar, büyük rüyalarından da uyanmıştı. Milli takımları 12 yılda bir Dünya Kupası finali oynar, bir kazanır bir kaybederdi 1970'ten beri. 70'te Brezilya ağır gelmiş, 82'de kazanmışlar, 94'te Baggio topu göklere dikmiş, 2006 Berlin'de gülmüşlerdi. 2018'de final hayali, evde kalmak kâbusuyla yüzleştiğinde göreve Roberto Mancini (Mayıs 2018) geldi.

BÜYÜK DEĞİŞİM YAŞANDI
11 Haziran'da başkentleri Roma'da bizimle açılış maçını oynayacak İtalya Milli Takımı, geride kalan 3 yılda büyük bir değişim geçirdi. Roberto Mancini'nin EURO 2020 için açıkladığı 26 futbolcuya geleceğiz ama bu kadroyu oluşturabilmek için geçtikleri yolu hatırlamamız lazım. Mancini döneminde İtalya Milli Takımı'na 78 futbolcu çağrıldı. Gök Mavililer'de son 3 yılda 8 kaleci, 26 defans, 19 orta saha ve 23 forvet oyuncusu milli maçlarda görev yaptı ve bu dönemde 33 futbolcu ilk kez milli formayı giydi. EURO 2016'ya çeyrek finalde veda eden takımdan EURO 2020 kadrosunda olan futbolcu sayısı sadece yedi. Yedek kaleci Sirigu, Bonucci, Chiellini, İnsigne, Bernardeschi, Florenzi ve golcü Immobile..

28 MAÇTIR YENİLMİYOR
Roberto Mancini, İtalya Milli Takımı'nın başında 33 maça çıktı ve 22 galibiyet, 7 beraberlik, 2 mağlubiyetle ülke tarihinin en başarılı teknik adamı unvanını 3 yılda ele geçirdi. EURO 2020 eleme grubundaki 10 maçını da kazanan İtalya, Eylül 2018'den beri oynadığı 28 maçı da kaybetmedi ve 2022 Dünya Kupası elemelerine de 3 galibiyetle başladı.

BUFFON'UN VELİAHTI DONNARUMMA
"Yeni" İtalya'yı İtalya'da da EURO 2020'nin favorileri arasında gören yok ama İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya'dan sonra Mancini'nin takımı 2016'ya göre yaş ortalaması iki yaş (26.2) düşmüş kadrosuyla ve grup maçlarına ev sahipliği yapma avantajıyla turnuvanın potansiyel çeyrek final adaylarından biri. Geniş kadroyu 35 futbolcudan oluşturan, sonra 28'e düşüren Mancini'nin EURO 2020 listesine kalecilerle başlayalım. Milan'dan ayrılacağı haberleriyle manşetlerden düşmeyen Donnarumma, Buffon sonrası efsane kaleci gibi genç yaşta üç direk arasını teslim aldı. İtalyanlarda yedek file bekçileri tecrübeli Sirigu ve Napolili Meret.

BEKLER HÜCUMU SEVİYOR
Takımını çoğunlukla 4-3-3 dizilişiyle sahaya süren, bazı maçlarda ise üçlü defans deneyen Roberto Mancini'nin iki bekinden birini hücuma yolladığı ve dörtlü defansın üçlüye dönüp takımın 3-2-4-1 dizildiği hücum modeli en önemli silahı. İtalyanların defans göbeğinde Bonucci, Chiellini gibi eski kurtların yanında Acerbi, Bastoni, Toloi gibi Serie A'da son sezonlara damga vuran isimler var. Sağ bekte Florenzi'den vazgeçmeyen Mancini, solda ise Spinazzola ve Emerson'a şans veriyor.

JORGİNHO GARANTİ, BARELLA FAVORİ
Orta sahada Mancini'nin aday kadroyu açıklarken sakatlıklarının düzelmesini beklediği iki isim de turnuvaya yetişti. PSG forması giyen Verratti ve Inter'li Sensi'yle birlikte İtalyanların orta saha rotasyonu çok geniş. Chelsea ile Şampiyonlar Ligi Kupası'nı kazanan ve kampa geç katılan Jorginho'nun ideal 11'deki yeri garanti gibi. Genç Barella da Mancini'nin favori oyuncularından. Cristante, Locatelli ve Pellegrini de 11'de başlamasalar bile 5 oyuncu değişikliğinin verdiği imkânla mutlaka forma giyecek isimler…

FORVETTE ZOR TERCİH
İtalyanların forvet hattında sürpriz, Kean'in kadrodan çıkartılması... Mancini, A takım formasını hiç giymemiş Raspadori'yi kadroya alırken, forvet hattı yıldızlar topluluğu. Sağda formaya yakın isim Juventuslu Chiesa, solda Napolili Insigne. En uçtaki isim için Mancini'nin zor bir tercih yapması gerekiyor. Immobile, favori santrfor Belotti ve ikilinin ardında şans bekleyen Berardi…

ŞOV PROGRAMINA KATILDILAR
Önceki akşam RAI kanalında "Milli Takım" şov programında moral bulan İtalya, yarın Bologna'da Çekya ile son hazırlık maçını yapacak. Coverciano'daki milli takım tesislerinde bir hafta kamp yapacak İtalya, 10 Haziran'da Roma'ya geçecek ve 11 Haziran akşamı saat 22:00'de "Bizim Çocuklar"ın karşısına çıkacak.

Josef-Atiba’ya nefes aldırmadılar

İlk yarı bittiğinde filelerde 3 gol vardı. Geçen hafta Hatay'a 7 gol atan Beşiktaş'ın istatistikleri sezonun en verimsiz 45 dakikasını işaret ediyordu. Muslera'nın koruduğu 3 direğe top isabet etmemiş, penaltıya sebep veren pozisyon da duran toptan gelmişti. Fatih Terim derbiye ustalarla ve Onyekuru ile başlayınca oyun planı netti. Geçiş oynayacaklardı ve mühim olan Beşiktaş'ın bitiremediği hücumlarda orta sahada kazandığı ikinci topları bertaraf etmekti. Babel'in golüyle öne geçtikten sonra korakor mücadelede hem ezeli rakiplerini hırpaladılar hem de pozisyon vermediler. Gedson- Taylan ve onlara eşlik eden Babel ile Emre Akbaba, Josef-Atiba ikilisine sezonun en nefes aldırmayan anlarını yaşattılar. Atiba'nın yaptığı penaltı bir kez daha tabelayı değiştirirken, ikinci yarıda Sergen Yalçın elindeki tüm opsiyonları kullanmaya çalıştı. Dorukhan'ı sol açık yapacak kadar kadro derinliğini yitirmişseniz eliniz kolunuz bağlanır. G.Saray, beklentilerin ötesinde müthiş konsantrasyon ile oynadı derbiyi. İkinci yarıda da Beşiktaş'ın hücumlarını çok fazla zorlanmadan eritirken yorgun düşen Sergen Yalçın'ın takımının karşısında 2 farkı buldular. Şimdi elbette geriye dönüp yaptıkları puan kayıplarına yanacak çok kimse vardır ama Terim'in tecrübesi hep önüne bakmayı gerektiriyor.
Beşiktaş'ın mağlubiyetin travmasını atlatabilmesi için sadece 3 günü var. Galatasaray ise sahada ve dışında çalkantılarla geçen bir sezonun mayıs ayında taraftarına sezonun ikinci derbi galibiyetini tattırdı. Kalan iki haftada ne olur derseniz her şey olur.

Yol ayrımı

Galatasaray iki ay önce bu stadyuma geldiğinde 8 maçlık galibiyet serisini arkasına almış, liderlik koltuğunda oturuyordu. Ankaragücü maçına çıkarken hafta içinde Belhanda ile yollarını ayırmışlar ve o hafta son sıradaki Başkent ekibi karşısında seriyi 9 maça çıkarmak için net favori idiler. Yokuş aşağı frenlerin patladığı 90 dakika oydu. Sonrasında kendi sahasında 4 maç arka arkaya kazanamayan Galatasaray aslında 4-3'lük Rize yenilgisiyle yarışa kafa olarak veda etmiş ama Beşiktaş'ın üç maçtaki 7 puanlık kaybı ile matematiksel olarak yarışın içinde kalmıştı. Üstüne bir de 29 Mayıs'ta yapılıp yapılmayacağı belli olmayan bir seçimin kulislerini de eklerseniz her şey bu takıma "çok fazla" geldi. Altından kalkamadılar. Şampiyonluk hesabı hâlâ devam ediyor olabilir ama sanıyorum dün sarı-kırmızılı taraftarlar da 90 dakikayı "seneye bu takımda kimler kalır" filtresi ile izlemişlerdir.
Galatasaray bir yol ayrımında. Ya bonservis maliyeti olmayan, kontratı biten ama performansları tartışmalı Ömer, Emre Akbaba gibi isimlerle yeni sözleşme yapacak ya da oyuncu kiralamaya devam edecek. G.Birliği için önde oldukları Kayseri deplasmanı ve evlerinde 2-0 öne geçtikleri Sivasspor maçında kaybettikleri 5 puan dün sahadaki çaresiz takımın yakın geçmişteki hasarıydı. G.Saray yine ilk 45 dakikada pozisyon bulmakta zorlandı ama oyunu bu kadar tek taraflı oynarsanız kaderinize razı olursunuz. Önce Halil, sonra Emre Akbaba'nın golleri ile maç bitti. Derbilerin favorisi olmaz derler. Klişedir. Hafta sonu derbinin favorisi Beşiktaş... G.Saray'ın buna bir itirazı var mı cumartesi akşamı göreceğiz.

İtalya-Türkiye maçına 17 bin seyirci alınacak

Avrupa Şampiyonası (EURO 2020) için futbolseverlere müjdeli haber: Tribünler taraftarlara açılıyor... 11 Haziran'da İtalya- Türkiye arasında Roma'da oynanacak olan açılış karşılaşmasında Olimpiyat Stadı'na 17 bin seyirci alınacak. 69.831 kapasiteli Roma Olimpiyat Stadı'nda taraftarların, aralarında 3 koltuk boş bırakacak şekilde oturarak maç izleyebilecekleri ifade edildi. İtalyanlar, Türkiye karşılaşmasında stadyuma gelecek taraftarlar için 3 farklı sağlık kategorisi belirledi: Aşı olanlar, Kovid-19 rahatsızlığını geçirip atlatanlar ve maç tarihinden kısa süre önce testi negatif çıkanlar. Roma Olimpiyat Stadı'na 48 termal kameranın yerleştirileceği ve bu sayede ateşi yüksek isimlerin belirlenebileceği ifade edildi.



BAKÜ'DE YÜZDE 50 KAPASİTE
A Milli Takımımız'ın Bakü'de oynayacağı
İsviçre ve Galler maçlarında ise stadyum kapasitesi yüzde 50 olacak. Münih için kararını 19 Nisan'a kadar vermek zorunda olan Almanya'nın dışında Dublin şehriyle ev sahipliği yapacak İrlanda'nın geri adım attığı ve burada oynanacak maçların Manchester'a verileceği konuşuluyor. İspanya'da ise maçlara ev sahipliği yapacak Bilbao yerine Sevilla şehrinin devreye sokulması gündemde. Avrupa Şampiyonası'nda İngiltere, İskoçya, Hollanda, Danimarka ve Romanya; İtalya gibi %25 kapasite ile seyirci almayı planlarken Rusya'nın bu oranı yüzde 50 olarak belirlediği, Macaristan'ın ise %100 ile maçlara ev sahipliği yapabileceğini UEFA'ya bildirdiği öğrenildi.

Bu kafa ile zor

Üzerlerindeki formayı ve armayı unutun... Çünkü sayacağım isimlerin G.Saray forması giydiklerine dair bir sorumlulukları ya da adanmışlıkları yok... Süper Lig'de bir takımın sağ beki Şener, sol beki Ömer, orta sahasında Etebo ve Emre Akbaba, bir kanadında da Oğulcan var ise o takımın maç kazanabilmesi zordur. İyi futbol beklemek ise Polyannacılık.. Dün G.Saray'da Taylan ve Onyekuru yoktu. Ligin ilk yarısındaki maçı çözen adam Alessane Ndao karşısında ise Ömer başlamıştı. Terim'in takımının bu orta saha ile rakibi kendi yarı sahasına hapsetmesi pratikte mümkün değildi. Üstelik Biglia yokken... Sol kanatta Borini'nin yerine forma giyen Lens ilk yarıda üç pozisyonu harcarken G.Saray, VAR'dan iptal olan gol dışında yine çerçeveyi bulamadı. Alanya'dan gelen İtalyan Farioli'nin kendi altı pasının içinde pasla çıkan fazla obsesif (takıntılı) oyunu öne geçen Karagümrük'ü Babel'in golüyle cezalandırdı. Hatay'da Galatasaray'ın fiziği de kimyası da bozuk demiştim. Hafta ortasını dinlenerek geçiren takımın istikrarlı olduğu tek şey kötü futbol. Puan tablosundaki matematik devam ettiği sürece pozitif cümleler kuruyorlar ancak son 6 maçta 1 galibiyet, iki beraberlik alıp 13 puan kaybeden takımın neresine bakarsanız bakın, herşey negatif... G.Saray'ın bu oyun, bu kafa, bu istikrarsız ve sürprizlerle dolu 11'leri ile sezonun kalan haftalarında alacağı galibiyetler sürpriz olur. Rize maçından sonra şampiyonluktan bahsetmemeleri gerektiğini not düşmüştüm. O günün gerçeğine itiraz etmedikleri için bugün bu haldeler.

Virgülü bol noktası eksik

Ligin ilk yarısında Erzurumspor maçıyla başlamıştı Abdullah Avcı'nın Trabzonspor kariyeri. O maçı 1-0 kazanırken Trabzonspor, golsüz berabere kaldığı Denizli deplasmanı dışında ilk kez kalesinde gol görmemiş ve Avcı'nın takım defansını yeniden kurduğu günler başlamıştı. İşin hücum tarafında ise takım 10 hücum girişimi üstüne çıkmakta zorlanıyor, Rus ruletine dönen bazı maçlarda çıktığında da sahadan mağlup ayrılıyordu (Galatasaray ve Fenerbahçe). Dün ilk 70 dakikada rakip kaleye isabetli şut atamayan Trabzonspor, Flavio ile bunu denedikten sonra da çerçeveyi bulamadı ki Avcı'nın takımı adına en net pozisyon Djaniny'nin üstten auta giden topuydu...
Erzurumspor için kağıt üzerinde bir puan iyi sonuçta. Şaşırtıcı biçimde iç saha avantajını kullanamayan ve ligde evinde en az kazanan takım olan Erzurumspor'da oyunu ince oynayan ve kalitesini yükselten iki isim Novikovas ve Obertan kulübede başladı. Mücadele gücü yüksek ama yaratıcılıktan uzak kadro, rakipte Hugo ve Berat yokken özellikle göbekten yeteri kadar oyun kurgulamadığından kanatlardan hercai ortalara başvurdu ki o ortaların sayısı 31, isabetli olanı ise sadece üçtü... Fenerbahçe maçı Trabzonspor'un zirve yarışında büyük harfle konuşmasını sağlayacak 90 dakikaydı. O maçta kaybedilen 3 puanın ardından deplasmandaki Kasımpaşa galibiyetine rağmen Avcı'nın takımı, kısa cümleler kurmaya başladı. Sözünü bir kez daha kesen geçen hafta Alanyaspor'du... Dün de cümle kurmakta zorlanırken oyunun virgülü bol, noktası eksikti.. Soru işaretlerini ortadan kaldırmak elbette ki Abdullah Hoca'nın işi...

Gölge etmesinler!

5 puan kaybettiği son iki maçta devre arasına yenik giden Galatasaray'ın Kayseri yolunda cebinde kocaman bir futbol gerçeği vardı. Beşiktaş 5 puan öndeydi ve Fatih Terim'in takımı bu sezon geriye düştüğü hiçbir maçı kazanamamıştı. Falcao-Mostafa çift santrforlu oyunun sürprizi, kanat oyuncusu kullanılmamasıydı. Geçen hafta maç kadrosuna bile olmayan Emre Akbaba'nın ilk 11'de olması, Arda, Feghouli ve Onyekuru'nun kulübede başlaması, sanırım Kayseri teknik kadrosunu da şaşırtmıştır. Oyun merkezde sıkıştığında ancak bekleriyle kanatlardan gelebilen Galatasaray, pozisyon bulmakta zorlanırken, ev sahibi adına maçın kader anı konuk ekibin bireysel hatası sonucu Henrique'nin atamadığı pozisyon oldu. Santrforlarını beslemekte zorlanan G.Saray'ın ilk yarıdaki en kaliteli ortasına Falcao'nun usta vuruşu, Terim'in takımını soyunma odasına moralli götürdü. G.Saray'ın birçok maçta temel problemi set oyununu layığı ile oynayamaması. Top kayıpları ile geriye çok koşan takım, hücuma döndüğünde pas mesafesi uzandığından oyunun momentumunu eline alamıyor. Ancak dün Fatih Terim doğru zamanda doğru değişikliklerle tabelanın 1-1'e gelmesini engellerken, farkın da büyümesini sağladı. Hafta içindeki Belhanda krizi, seçim kulislerinin yoğunlaşması Galatasaray'daki havanın yeteri kadar parçalı bulutlu olmasına neden olmuştu. Dün alınan galibiyet, Beşiktaş-Fenerbahçe derbisi öncesinde Florya'da güneş açmasını sağladı. Kimse gölge etmezse Çaykur Rize maçına da bol güneşli ve moralli çıkarlar…

Hakkını veriyor!

Beşiktaş oyunun kontrolünü eline geçirdiğinde dakika 7 idi ve iki kalede birer top direkten dönmüştü. Ev sahibi bir sonraki pozisyonu için 13 dakika daha beklemek zorundaydı ve Sergen Yalçın'ın takımı kapıyı balyozla kırmak yerine ince matkap ucu oyununa döndü. İki stoperini de rakip yarı sahaya çıkartan Beşiktaş sabırla pas yapıyor, top rakibin ayağına geçtiğinde ise pres yaparak, ikinci topları alarak geçiş oyununu engelliyordu.
İlk yarıdaki 457 pasla gelen rekorun eksik tarafı, Beşiktaş'ın pas temposunu hızlandırmayıp, rakibi hataya zorlayacak ters kanat oyunlarına başvurmamasıydı. Atiba klişe olanı yaptı, sıfıra inip ortaladı. Futbolda topukla asist, topukla son vuruş görebilirsiniz ama ikisini bir arada görmek için çok beklersiniz. Aboubakar ve Larin işte bunu yaptılar...
Galatasaray maçının da ilk yarısının son dakikasında geriye düşen Başakşehir, Deniz'in golüyle beraberliği bulduğunda da Aykut Kocaman oyunundan vazgeçmedi. Beşiktaş'ı karşılamak bir tercih değil mecburiyetti çünkü Sergen Yalçın'ın takımında hareketsiz oyuncu yoktu. Herkes pas üçgenine koşuyordu her zamanki gibi, Adem bir eksik elbette.
Kocaman 4 değişikliğe hazırlanırken Welinton'un kafa golü geldi. Hesabı şaştı derken Mehmet Topal'dan seken top yine bir futbol azizliğiyle Demba Ba'nın önünde kaldığında son vuruş için ustalığa gerek yoktu. Şampiyonluğu isteyen takımın sahadaki havası stadyumdan da ekrandan da taşar. Dün De Souza ile gelen galibiyet de bu havanın tezahürüdür. İki tarafın da ofsayta düşmediği, Başakşehir'in 709 isabetli pas yapan rakibine karşı 27 uzaklaştırma yaptığı ama bu sezon birçok maçta olduğu gibi sahadan yenik ayrıldığı bir 90 dakika izledik. Beşiktaş ise evindeki derbiye kayıpsız ve de zirvede oturmanın hakkını vererek gidiyor.

Sana hep uzaktan baktım İstanbul

Önceki akşam İngiliz hakem Taylor son düdüğü çaldığında futbol tarihinin son 15 yılına damga vuran iki süper starın çeyrek finalden itibaren milyarlarca futbolsever gibi ekran başında olacağı kesinleşmişti. Son 15 yılda 9 Şampiyonlar Ligi, 11 Altın Top ödülü kazanan Lionel Messi ve Cristiano Ronaldo da takvim yapraklarına yenik düştüler. 16 yıldır çeyrek final ve ötesini gören ikilinin son 8'i evde izledikleri son sezon 2004-2005'ti... Çeyrek finale PSV-Lyon, Juventus-Liverpool, Bayern Münih-Chelsea, Inter-Milan kalmış, Manchester United forması giyen Ronaldo ve Barcelona'da çaylak dönemini geçiren Messi, Liverpool- Milan arasında İstanbul'daki finale uzaktan bakmışlardı. 16 yıl sonra final yine İstanbul'da ve kariyerinde hiçbir Türk takımına rakip olmayan Messi bir İstanbul finalini daha pas geçti.

MBAPPE&HAALAND REKABETİ SÖNÜK KALIR MI?

36 yaşındaki Ronaldo ve 34 yaşındaki Messi'den bayrağı teslim alan isimler ise Mbappe ile Haaland... 22 yaşındaki Fransız, 42 Şampiyonlar Ligi maçında 25 gol atarak bu barajı aşan en genç oyuncu olurken, 20 yaşındaki Haaland'ın 14 Devler Ligi maçında 14 golü var ve Norveçli, kariyerinde 100 gol barajını geçti. Haaland-Mbappe rekabeti Messi- Ronaldo rekabetinin yerini tutabilecek mi, bunu bize zaman gösterecek ama bu yarışın içinde bir Güney Amerikalı olmadığı sürece global pazarda ışıklarının büyük ustaların yanında hep biraz daha sönük kalacağı ortada.

MESSİ&RONALDO GİTSE DE RAHATLASAK DİYENLER...
Messi ve Ronaldo ne yapacak peki? Barça'da yönetiminin istifasına sebep olan ve favori adamı eski başkan Laporta'nın seçimi kazanmasıyla Katalan kulübünde iki yıl daha kalması gündemde olan Messi'nin yıllık kazancı brüt 130 milyon Euro. Ronaldo'nun Juventus'a yıllık maliyeti ise brüt 86 milyon Euro. Avrupa'nın iki devi de aslında pandemi döneminde bu ağır kontratlardan kurtaracak kulüpleri bekliyor. Onların sayısı da ikiyle sınırlı: Paris Saint Germain ve Manchester City…

OLİMPİYAT'TA FİNALDEN FAZLASI OYNANIR MI?
İstanbul'da 29 Mayıs'ta oynanacak Şampiyonlar Ligi finali öncesinde Atatürk Olimpiyat Stadı çeyrek final ve/veya yarı finallere de ev sahipliği yapabilir mi? İngiliz kulüplerinin pandemi yüzünden maçlarını tarafsız sahada oynaması nedeniyle çeyrek finale kalan Liverpool, son 8'e yükselmeleri büyük ihtimal olan Manchester City ve Chelsea'den biri çeyrek final maçlarını İstanbul'da oynayabilir. Bu konuda görüşmeler TFF ve UEFA arasında sürüyor. Peki biz Şampiyonlar Ligi'nde kimi tutmalıyız? 2005'teki efsane finali kazanan Liverpool bir kez daha İstanbul'da kupa kazanmanın hayalini kuruyor ama bizim şampiyonumuzun gelecek sezon Şampiyonlar Ligi'ne direkt katılabilmesi için kupayı kazanan takımın kendi ülkesinde puan tablosunda Şampiyonlar Ligi bileti alması lazım. Bu tehlike de Liverpool için mevcut. Ligin bitimine 10 hafta kala 4. sıradaki Chelsea'nin 7 puan gerisindeler ve evinde oynadığı son 6 maçı da kaybeden Liverpool'un ilk 4 dışında kalmasına kimse şaşırmayacak.

HAYALLER AVRUPA SÜPER LİGİ, GERÇEKLER PORTO
Avrupa Kulüpler Birliği'nin de başkanı olan Juventus'un patronu Agnelli'nin, Avrupa Süper Ligi hayaline her seferinde UEFA sert yanıt verirken, gerçek ve acı yanıt oyunun kendisinden geldi. Agnelli'nin 6 İngiliz, 3 İspanyol, 3 İtalyan, 2 Alman ve 1 Fransız kulübüyle basketboldaki EuroLeague benzeri A lisansına sahip 15 takımlı lig projesinde sportif başarıya göre her sezon 5 takım eklenecekti. A lisansına sahip 15 takım arasında ne Ajax vardı, ne Lyon ne de Porto… 3 sezon önce Ajax, Juventus'u perişan edip kupa dışına yolladı, geçen sezon çantada keklik gördükleri Lyon, Agnelli'nin takımını eve erken gönderdi ve bu sezon da Porto, 'Şampiyonlar Ligi kazandırsın' diye alınan Ronaldo'lu Juve'yi kupa dışına itti. Sadece bu üç takımın Juve'ye attığı tokatlar bile Agnelli'nin hayalinin süper kalmaya devam edeceğini gösteriyor…