CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Satranç gibi

İsmail Köybaşı tek olumlu hareketini yapıp Gervinho'ya ara pasını attığında usta forvet son vuruşu yapsa ya da asist yerini bulsa Trabzonspor öne geçecek, İsmail de belki üzerindeki baskıyı atacaktı. Dönen topu ayağından kaptırdı ve Alanya kontratağında Hüseyin ikinci sarıdan oyundan atılınca son çeyrekte Cornelius'u dışarı alan Avcı bir silahından oldu.
Trabzonspor için Alanya'nın G.Saray sınavı yeterli analizi veriyordu. İlk 10 dakikada rakibini boğan Trabzonspor, pozisyonları bitiremediğinden Emre Akbaba'nın kaçırdığı pozisyon sonrasında oyunun "top bir bu kalede bir o kalede" olmasını engelleyemedi. Alanya 11 kişi ile topun arkasında kalıyor ve Trabzonspor net pozisyon bulmakta zorlanıyordu. Uğurcan kapalı köşeden golü yediğinde Trabzonspor ilk yarıyı serbest vuruştan gol opsiyonu ile çözdü. Avcı'nın beklerinin hücuma katkısı az ve Nwakaeme rakibi karşısına alıp çalımla eksiltmeden basit oynamayı sevmeyen bir oyuncu. Djaniny öteki kanatta yüklenirken kanat oyuncularını beklerinin kademesine getiren ve Bakasetas'a vurdurtmayan Bülent Korkmaz'ın takımı son haftaların en iyi kalecisi Serkan ile üç direk arasını kapatıp, hücumu da eksik etmedi. Nefis bir 90 dakika izledik. Uğurcan ve Serkan'ın nefis kurtarışları tabelayı 1-1'de tutmuş olabilir ama iki takımın da 19 hücum gerçekleştirdiği ve 13 topun isabetli olduğu bir oyunda satranç gibi taktik mücadele "Pat" ile bitti. Satranç diliyle iki tarafın da oynayacağı hamle yoktu artık... Avcı'nın iki maçta kaybedilen 4 puan kadar maçları 11'e 11 bitiremeyen takımına da söyleyeceği çok şey vardır elbette.. Bülent Korkmaz ise 9 hücumla devirdiği G.Saray'dan sonra çok daha usta bir forvet hattına sahip Trabzon'dan beraberliği 19 hücumla aldı...

G.Saray ve Barça

İlk yarı bittiğinde G.Saray hücumunda Kerem (11), Feghouli (10), Morutan (9) top kaybıyla oynuyordu ve soyunma odasına giderken kalelerinde gördükleri gol de Luyindama'nın top kaybı ve Muslera'nın pek anlamlı olmayan çıkışı sonrasında gelmişti. 4 maçlık galibiyet hasreti kadroyu fabrika ayarlarına döndürürken, Kayseri'deki farklı mağlubiyetin ardından taraftar önünde gevşeyen vidaları sıkılmış bir Terim takımı vardı sahada. Lazio maçı sonrasında unuttukları önde baskıyı yaparken Göztepe ilk 10 dakikada rakip yarı sahayı göremedi. İştahlı oyun kilit ya da asist pasların isabetsizliğiyle birleşince yine pozisyon yaratamayan bir G.Saray karşısında Göztepe geçişleri ziyadesiyle iyi yaptı. İlk 45'te Berkan ile oyun kurarken oyuncunun yetersizliğine Cicaldau'nun hayalet oyunu da eklenince tek net pozisyon İrfan Can'ın hatasından geldi. Halil, "santrforlar bencil olur ama o kadar da değil" pozisyonunda Feghouli'ye pas atmayıp kendisi dışarı vurdu. 8+3'te Marcao yokken G.Saray'ın, Alpaslan'ı ilk 11'de oynatması lazım. Halil'in bozuk olduğu bir günde iki yabancı golcüden biri oyuna girdiğinde bunu yapmazsanız iki oyuncu değiştirmek zorundasınız. Dün de öyle oldu. İrfan Can geleceği parlak bir kaleci ama dün Halil'in topu ellerinden kayıp giderken G.Saray'ı adeta komadan çıkardı… Ardından Morutan'ın solo performansı ve Nestor El Maestro'nun yerinde değişiklikleriyle son saniyeye kadar oyundan kopmayan ve beraberliği arayan Göztepe… G.Saray ve Barcelona'nın hikâyesi benzer. Ağır maliyetli oyuncularla yollarını ayıran, gençlerle yola çıkarken ayakları dolanan ve galibiyete hasret kalan takımlar(dı). Dün Barça o seriyi kırdığında G.Saray sahaya çıktı. Sezonun devamında bu hikâye değişmeyecek gibi. Geçen sezona başlayan ideal 11'inden 9 farklı oyuncuyla yola çıkan G.Saray'ın emeklerken dizi çok kanayacak bu ligde.

Zayıf halkalar!

İkinci yarı için Galatasaray sahaya döndüğünde tabelayı 0-2'ye getiren Emre Kılınç sakatlık yüzünden soyunma odasında kalmıştı ama milyonların sorusu ve merakı "Morutan neden çıktı?" idi. 90 dakikanın kaderini de önce iki takımın zayıf halkaları ardından Terim'in tercihleri belirledi. Geçen sezon G.Saray bu sahada kazanırken 4-6- 0'da merkezde Oğulcan bir tercih değil mecburiyetti. Terim geçiş oyununda iki yabancı santrforunu yanında oturtup Halil ile başlarken hem o maçtan hem de Roma'nın oyun planından ilham almıştır. Avcı'nın da iki bekini çıkarmadığı ve rakip sahaya oyunu yıkmaktan imtina ettiği dakikalarda G.Saray'ın genç kadrosunun ön alanda yaptığı baskı hatayı ve golü getirdi. Ev sahibinde aksaması sürpriz olmayan İsmail ve Gervinho'nun yokluğunda hazır olmadan sahaya sürülen Abdülkadir Ömür'ü devre bitmeden kenara alan Avcı tabelada farkı bire indirince soyunma odasına umutlu gitti.
G.Saray'ın ön tarafındaki genç oyuncular temaslı oyunda fiziklerinin zayıflığının kurbanı olurken, hiç maç oynanamış Aytaç ile hantallaşan Galatasaray orta sahası 2-2'ye bol bol davet çıkardı. Zayıf halka Yedlin'in dağılan kanadını Nwakaeme bol bol işledi ama asıl öldürücü darbeleri vuran büyük usta Hamsik oldu.
G.Saray yorulan Halil'i önce kanada alıp çakılı santrforlarından birini Trabzon göbeğinin üstüne oynatsa, 70'den sonra çok daha net pozisyonlar bulabilirdi ama Taylan-Aytaç-Berkan orta sahasıyla 2-2'yi tutmaları bile başarıydı. Trabzon da G.Saray da kolay gol yiyor. G.Saray iki haftadır 2-0'dan 4 puanı çöpe atarken Milli Takım'ın Letonya ve Karadağ maçlarını hatırlattı. Trabzon net 8+3 kurbanı. Sol bek problemi can sıkmaya devam edecek.

Fedakarlığın babasını yapmış!

Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi için UEFA'ya liste vereceği son gün yaptığı transfer büyük ses getirmişti. 2020'de İtalyan ekibi Juventus'ta 6.5 milyon Euro kazanan, Barcelona'ya maliyeti brüt 14 milyon Euro olan 31 yaşındaki orta saha oyuncusu Miralem Pjanic'in, ekonomik sıkıntısı herkes tarafından bilinen Beşiktaş'a gelmesi bu yüzden de büyük şaşkınlıkla karşılanmıştı. Siyah-beyazlılar oyuncuya net 2 milyon 750 bin Euro ödeyeceğini açıklarken, Pjanic'in yaptığı fedakârlık da ortaya çıktı.

EN DEĞERLİSİ OĞLU VE FUTBOL
Barcelona, vergilerle maliyeti 14 milyon Euro'yu bulan Pjanic'i, teknik direktör Ronald Koeman da istemeyince kiralamaya sıcak baktı. Ancak oyuncuya önemli bir şart koştu: "Beşiktaş'a gitmek istiyorsan maaşında yüzde 50 indirim yapmak zorundasın." Barça'dan ayrılığı sonrası oyuncunun Marca'ya verdiği röportajda kurduğu şu cümleler bu teklifi neden kabul ettiğini aslında gözler önüne seriyordu: "Barcelona'da sıfır dakika süre almaktansa oynayacağım bir yere gitmek istedim. Benim için bu hayatta önce çocuğum, sonra futbol geliyor.

İNDİRİMLE HERKES KAZANDI
PJANIC'IN 8.5 milyon Euro'luk maaşında yaptığı yüzde 50'lik indirim sonrası Beşiktaş 2 milyon 750 bin Euro gibi bir rakama dünyaca ünlü oyuncuyu renklerine katarken, Barcelona da vergilerle 14 milyon Euro gibi bir rakamdan kurtulup sadece 1 milyon Euro ödeme şansını yakaladı. Bosnalı oyuncu, yaptığı büyük fedakârlıkla hayatında en önemli şey dediği futbolu saha kenarında izlemeyip, sahada oynama şansı buldu. Beşiktaş dünyaca ünlü bir yıldızı alıp, yarışacağı kulvarlarda güçlendi. Türk futbolseverler, Pjanic'i canlı olarak izleme şansı yakalamış oldu.

PERŞEMBE ÜMRANİYE CUMARTESİ MAÇ
Pjanic, Bosna Hersek Milli Takımı ile oynayacağı maçların ardından çarşamba günü İstanbul'a gelecek. Takımla ilk idmanına perşembe günü çıkacak ve cumartesi günkü Malatyaspor karşılaşmasının kadrosunda görev bekleyecek.

Kaderin bir oyunu mu bu!

2013 ara transferinde İnter'de 6 milyon Euro kazanan Sneijder'e, başkan ya yeni kontrat verecekti ya da satacaktı. O gün bu fırsatı değerlendiren ve Hollanda Milli Takımı'nın 10 numarasını 8 milyon Euro'ya alan Galatasaray büyük iş başarmıştı. 8 yıl sonra Beşiktaş, Barça'ya yıllık maliyeti 14 milyon Euro bürüt olan Pjanic'i Koeman da 'Gitsin' dedikten sonra 24 saatlik operasyonla kadrosuna katarak büyük iş başardı.

YILDIZI FRANSA'DA PARLADI
Miralem Pjanic
, savaşın savurduğu bir ailenin çocuğu. Lüksemburg doğumlu. Fransa'da Metz altyapısında yetişti. A Takım'da oynadığı sezonda Metz küme düşme hattındayken Hatem Ben Arfa ile birlikte ligin en iyi iki genç oyuncusundan bir tanesiydi. Fransa'nın futbolu en iyi bilen Başkanı O. Lyon'daydı. Jean Michel Aulas, Avrupa'nın devleri de onun peşindeyken Benzema'yı sattığı sezon Pjanic'e imza attırdı. 7 yıl arka arkaya şampiyon olmuş Lyon'un efsane 10 numarası ve dünyanın gelmiş geçmiş en büyük frikik ustası Juninho'nun veliahdıydı artık

YERİNİ SALİH DOLDURACAKTI
Lyon
almasını bildiği gibi, satmasını da iyi bilir. Miralem Pjanic, Roma'nın kapısından girdiğinde Totti ve De Rossi'li kadroda kendine yer buldu. İki yıl sonra kapıdan bir Türk genci girdi. Salih Uçan 20 yaşındaydı ve o günlerde Roma Kulübü'nde konuşulan, fiyatı yükselen Miralem Pjanic'in satılması halinde Salih'in onun pozisyonuna hazırlanacağıydı. O sezon orta sahaya Nainggolan'ı da alan ve kadrosunda bugün Trabzonspor forması giyen Gervinho da bulunan Roma'da tanıdık bir isim daha vardı: Adem Ljajic.

SERİE A'NIN 1 NUMARASI OLDU
Juventus
arka arkaya şampiyonlukları kazanırken Pirlo yolun sonuna gelmişti. Agnelli Ailesi, ligin fark yaratan oyuncularını kaçırmazdı. Pjanic'e 32 milyon Euro ödediler. 4 sezonda 4 şampiyonluk kazanan Pjanic, Juventus orta sahasının en yetenekli adamıydı, Serie A'nın da 1 numaralı frikikçisi. Geçen sezon "Messi ile kim oynamak istemez ki!" diyerek Barça'nın yolunu tutan ve aralarında İspanyolca da olan beş dili konuştuğu için İspanyollar'ı şaşkına uğratan Pjanic, Katalan kulübünün çalkantılı yılında geçmiş sezonlarını aradı.

7 YIL SONRA YENİDEN BİR ARADA
Barça'da De Jong, Pedri ve Koeman'ın son gözdesi Yusuf Demir'in varlığı Pjanic'i kapının eşiğine getirdi. Lakabı, Küçük Prens. Çok iyi bir aile babası olduğunun görüntülerini Netflix'teki Juventus belgeselinde izleyebilirsiniz. Pjanic, yedi yıl sonra bir zamanlar veliahdı kabul edilen Salih ile şimdi Ümraniye'de birlikte ter dökecek… Ve Salih'e büyük ihtimalle kulübe yolu gözükecek. O günlerde Roma'da onlara eşlik eden Ljajic ise valizini çoktan toplayıp gitmiş olacak.

Gençler ve ustaların harmanı

Santrfor ve 10 numaranız daha topa değmeden, 2. dakikada stoperiniz sarı kart görüyor ve ardından 3. dakikada 1-0 geriye düşüyorsanız sizin için hiç de kolay olmayan maçın zora sokarsınız. Galatasaray, Avrupa-Lig trafiğinde Danimarka'da yaptığı derin rotasyonla Hatay maçına asları dinlenmiş bir 11 ile çıkmayı hedeflemişti ama ilk 5 dakikanın faturası ağırdı. Fatih Terim'in bu sezonki transfer politikası bir geçiş döneminin tezahürü, ve futbolda her kadro değişimi sancılıdır. Gençlerin dinamizmi ve ustaların tecrübesini harmanlaması gereken bir takımın arafta kaldığını söylemek lazım çünkü Galatasaray'da taşın altına elini koyanlar ve fark yaratması beklenenler gençler ya da genç ağırlıklı yeniler…
Hatayspor forvet hattındaki iki kayıp yüzünden geçen sezonun gerisine düşmüş. Lobzhanldze'nin varlığına rağmen orta saha geçişlerinde uzun oynamaları onlara top kayıpları getirdi. O kayıpların birinde de Galatasaray derine attığı topla beraberlik golünü buldu. Nelsson tertemiz stoper. Galatasaray'daki ilk maçında genç yaşına rağmen pozisyonları iyi süzen futbol aklı ve hamle gücüyle formayı aldığında bırakmayacağına gösterdi. Onun yanına Boey'i de ekleyelim… Hücumda sorun Kerem ve Feghouli'nin top ayaklarına geldiklerinde oynamaları ve orta sahada Cicaldau'nun frekansının takımının üzerinde olmasıydı. Cicaldau oyunu iyi okuyor ama basit oynarken ona eşlik edecek adamlar onun pas üçgenini kuruyorlar mı, işte bu soru işareti.. Sezon başı sancılıdır. Fenerbahçe de önceki gün son nefester kazandı. Milli ara öncesi 3X3 puan zirvede herkesin hedefi. Van Aanholt kornerleri kötü kullandı yerine giren Ömer'in asisti Luyindama'nın kafası galibiyeti getirdi. Galatasaray'ın önündeki yol uzun ve yokuş… Arkasına bakan önündeki çukuru göremez. Telekom'un yetişmeyen zemini, Marcao, Oğulcan vs. her şeyi arkalarında bırakmaları gerekiyor çünkü bu takımın araftan çıkması için gençlerin galibiyetlerin getireceği özgüvene ihtiyacı var.

İsviçre çakısı

Her sezon Eylül ayı başındaki milli maçlar arası öncesindeki üç hafta şampiyonluk adayları için ilk büyük engel. Transfer devam ederken hazırlık kamplarının ağır idmanlarından kendini bulamayan futbolcular ve diziliş ile ideal 11'lerini arayan teknik adamlar. F.Bahçe geçen hafta Adana'da kazanırken de bu sancıyı çekmiş, Altay'ın marifetli elleri galibiyete Mesut'un golü kadar etki etmişti. Pereira'nın eksiği çok kadrosunda Mesut'u da dinlendirme kararı genç Muhammed'e yer açmıştı ama bu kez de formda Zajc kulübede kalmıştı. İlk yarıda önde yapılan pres Antalyaspor'u çıkarken zorlarken zaman zaman Yanal'ın takımı kritik hatalarla rakibe ekstra hücumlar da verdi ama Samatta yine ortalıkta olmayınca iş biraz da ceza sahası dışından şutlara kaldı. İkinci yarının ilk çeyreğinde Antalya kalesi düşebilirdi. Devre arasına biri isabetli 6 hücumla giden Fenerbahçe iştahlı dönmüştü sahaya. Genç Muhammed forvet arkasında sağında solunda partner bulamadı ve pas istasyonlarını kolay kıran Antalya, 60'ı da kalesinden gol görmeden geçti. Böyle anlarda birinin maçı ateşlemesi gerekir. İlk yarıda 60 metre deparla rakibi prese boğan, ikinci yarıda gollük kafa şutu olan Szalai, İsviçre Çakısı gibiydi. Serdar girdikten sonra ortanın soluna geçti ve takımını itti. Valencia ile hareketlenen Fenerbahçe karşısında Boffin ile direnen Antalya aynı dakikada 3 net vuruşu fırsatından faydalanamayınca bildik klişe girdi devreye: Atamayana atarlar. Zajc attı. Son dakikada Antalya'nın penaltı beklediği pozisyon ve dönüşünde Mesut'un asistiyle Valencia'nın golü. Santrfor transferi bekleyen, biri santrfor, dördü orta saha 5 sakatı olan Pereira ikide iki yaptı. Golleri kenardan getirdiği adamlarla bulsa da Altay'a da çok şey borçlu…

Bütün yollar Roma’ya çıkarken

Molde'ye turu getirecek 0-0, 1-1 ve 2-2'nin yeni kuralla tarihe karışmasıyla Trabzonspor için bu maç geçen sezon pandemi nedeniyle tek ayaklı oynanan elemelerden farksızdı. Abdullah Avcı'nın takımının transferde erken davranması ve ideal on birini bu tur öncesi belirlemiş olması en büyük avantajıydı. Geçen yıl gol yollarındaki takımın Molde karşısında 3 gol bulduğu ama savunma olarak da geçmişini aratıp 3 gol yediği ilk maçın ardından yapılması gereken takım savunmasıydı. Yaptılar da… Trabzonspor bitiremediği ataklardan daha hızlı geriye dönerken Molde'nin de geçişlerine set çektiler. İlk çeyrekte Trabzonspor'un direkten dönen topundan sonra Molde'yi kendi yarı sahasında 40 metreden çaresizce şuta zorlamak ve rakibinin çoğalmasını önlemek oyunun rengini belli etti
Kapanan rakipler karşısında pas trafiğinde hızı yükseltmek zorunda Trabzon. Top ayağına geldiğinde hızlanan Gervinho ve bildiğimiz yeteneklerini esirgeyen Nwakaeme ile tabelayı bulmakta zorlanan Trabzon ilk yarıyı biri isabetli 9 hücumla bitirdi.
İkinci yarıdaki oyunun Abdullah Avcı'nın geçen sezon ligde deplasmanlarda oynattığı oyunun bir benzeri olduğunu söylemek lazım. Elbette bunu 4 farklı oyuncuyla oynarken zamana da ihtiyacı var. Bakasetas'ın işi tabela, usta işi korneri golü getirirken bütün yolların Roma'ya çıktığı 90 dakikanın kalan bölümünde Trabzonspor geçiş oyununu biraz daha iyi oynasa son çeyrek formaliteye dönerdi. Değişikliklerin 3 blokta yapıldığı, uzun süren sakatlığın olmadığı maça +7 ekleyen hakem kadar, o dakikalarda 3 değişiklik hakkı varken oyunu soğutmayan Avcı da sonda gelen beraberlik golünde hatalıydı. Tur Trabzonspor'un hakkıydı, penaltılarla geldi. Jose Mourinho yönetimindeki Roma'yı geçmek zor elbette ama Roma'yı devirmek için önce Roma ile karşılaşmak için gerekli skoru, turu almak mühimdi…

Mahkûm olduk

Karşındaki milli takım 27 maçtır kaybetmemiş, 8 maçtır kalesinde gol görmemiş ve turnuvanın açılış maçında başkentinde ev sahibi ise hele bir de Mancini ile topa yüzde 60'tan fazla sahip olan bir takımsa oynayacağın oyun bellidir. İyi savunma yapacaksın, geçiş oyunuyla hızlı hücumlarla fırsat kovalayacaksın. İlk yarı bittiğinde işin savunma tarafını doğru yaptık ama hücumda yoktuk. Biz 5 yıl sonra Burak'ın sağ kanattan ortasına heyecanlanacak ülke değiliz.
İlk yarıda kilitlenen İtalyanlar da Uğurcan'ın plonjonuna takıldı. Mancini oturmuş düzeni ile sahadayken bizim oyunbozan olmamız gerekiyordu. Kenan, Hakan ve Yusuf kaliteli oyuncular ama orta sahada kanlı bir mücadeleden fazlasına ihtiyacınız var. Şenol Güneş, Burak'ın arkasında bu "şık" adamlara yer verdi ama İtalyanlar ikinci yarıda orta sahayı ele geçirmişken usta ayaklarıyla 3 golle acı faturayı kestiler. Kalabalık bir orta sahaya ihtiyacımız vardı, rakibin topa hakimiyetini bozmadan oyunu dengeleyemezsiniz. Mahkûm bir oyun, hikâyenin sonunda celladını beklemeye benzer.
Açılış maçlarını oynamak zordur. Bu Milli Takım turnuvanın en genç kadrosu. Bugün olmazsa gelecekte önemli işlere imza atabilirler. Ama rakibin tezine, antitez üretmekte problemlerimiz var. İtalya'yı böylesine mahkûm bir oyunda karşılayan Milli Takım'da hücum oyuncularının performansını değerlendirmek anlamsız; sonuçta futbol topla oynanıyor. Bakü'deki 2 maçta farklı bir oyun karakteri ile sahada olmalıyız. 24 takımın katıldığı turnuvada gerçek turnuva son 16'da başlıyor. İtalya'ya yenilmek üzücü ama bizim için asıl hayal kırıklığı 24'te son 16'ya kalmamak olur. Bunu başarmak için Bakü'de bizi iki kez sevindiren bir takıma ihtiyacımız var. Yapmışlıkları var. Yaparlar inşallah...

Türkiye

TÜRKİYE
Uğurcan:
Uğurcan için iyi kalecilikten büyük kaleciliğe geçiş sahnesi EURO 2020 ve İtalya maçı . Çizme medyasının gözü onun üzerinde olacak. Çünkü İnter ve Milan'ın transfer listesinde.
Zeki: Şampiyon Lille'in sağ beki, Fransa Ligi'nde son iki sezonda mevkisinin en iyi adamı . Karşısında İtalyanlar'ın büyük kozu Insigne olacak. Hücuma katkı vermeyi sever ama rakibin ele avuca sığmayan adamını kilitlemesi daha önemli.
Çağlar: Premier Lig'in en iyi 11'ine seçilmek, karşısındaki İtalyan forvetler için yeterli bir gözdağı. İki stoper arasına 3 forvetine top atan İtalyanlar karşısında Merih ile kusursuz bir düet yapmak zorunda.
Merih: Serie A'da karşı karşıya oynadığı, maçlarını sürekli izlediği İtalyan orta saha ve forveti karşısında onun gücü ve tekmeye kafa uzatan ruhuna çok ihtiyacımız var. Defanstan çıkışlarda baskı yiyecek adam o olacak.
Umut: Defansif özellikleri yüksek olduğu için Umut'u tercih eden Güneş'in ondan istediği belli: Sağdan gelen Berrardi, Florenzi ve Barella karşısında ayakta kalmak.
Okay: Güneş, ikili orta saha kurarsa Ozan ile fazla mesai yapmak zorundalar. Geçiş oyununda onun isabetli ilk paslarına ihtiyacımız var.
Ozan: Son iki sezonun memlekette en iyi yerli orta sahası. İtalyanlar'ın üçlü orta sahası karşısında oyunu defansif olacak ama geçiş oyununu iy i oynayan Ozan'ın heybesinde her zaman ceza sahası dışından şutlar vardır. Vurduğu gol olsun.
Yusuf: Bu sezon Lille'de 4-4-2'de ikinci santrfor oynadı. Güneş'in elinde İtalyanlar'ı iyi tanıyan Cengiz de var. Yusuf için tarif basit:
İtalyanlar'ın kalecisi Donnarumma'ya San Siro'da 3 gol atan Türk… Hakan: Orkestra şefimiz. Milan'da sezon finalini iyi yapmadı ama kontratı biten Hakan için Juventus kapıda ve bu akşamki 90 dakikadan daha büyük vitrin yok.
Kenan: Güneş'in jokeri. Savunmaya yardım eder, hücumda sürpriz skorer olarak ortaya çıkar, bazen de maç içinde kaybolur gider. Kulübüyle kontratı biten Kenan için de EURO 2020 fırsat. Topa çok sahip olan İtalyanlar'ın oyununu bozması gerekiyor.
Burak: Fransızlar'ın sözlüğüne 'Kral'ı yazdıran bir fenomen. İtalyan savunması ondan korkmayabilir ama büyük saygı duyuyorlar. Kontrataklarda artık son vuruş tecrübesi en üst noktada. En hızlı değil, en genç değil ama kurt santrfor.

İTALYA

Donnarumma:
Buffon gibi son 20 yılda efsane bir ismin ardından kaleyi devralacak isim de büyük kaleci olmalı. Donnarumma da büyük kaleci sınavına EURO 2020'de girecek. Hava toplarında iyi, birebirlerde avlanmayacak kaleci değil.
Florenzi: Eski bir sağ açık ama son yıllarda Roma ve PSG'de artık bir sağ bek. Bu yüzden hücuma katkı vermeyi sever, savunması zayıf ama her İtalyan gibi defans altyapısı sağlam.
Burak-Yusuf-Zeki'ye bu sezon PSG ile 4 puan veren oyunculardan biri.
Bonucci: Geçmişteki Cannavaro-Nesta ikilisi gibi Bonucci de Chiellini ile birlikte defans göbeğinin tartışılmaz ismi. İtalyanlar zor gol yiyorsa bu ikilinin payı büyük.
Chiellini: Partneri Bonucci ile Juventus'ta uzun yıllardır beraber forma giydiklerinden milli takımda rot balans ayarına gerek kalmıyor. Kolay sakatlanır ve planları bozabilir.
Spinazzola: Takım, Romalı sol bek hücuma çıktığında 3-2-4-1'e dönüyor ki bu kaydırmalı defans Mancini'nin önemli bir taktik kozu.
Barella: Zaniola'nın yokluğunda İtalyan futbolunun EURO 2020'de en çok konuşulacak genç oyuncusu. Şampiyon İnter'in orta sahasında bu sezon edindiği tecrübeyle Mancini'nin en büyük kozlarından.
Jorginho: Chelsea ile Şampiyonlar Ligi Kupası'nı kazanan Brezilyalı, Napoli yıllarından beri Avrupa futbolunda en fazla isabetli pas yapan, basit oynayan ve takımı kendi yarı alanında orkestra gibi yöneten büyük bir yetenek.
Locatelli: Verratti'nin sakatlığı yüzünden Mancini, Çek maçında forma verdiği Locatelli'yi bize karşı da sahaya sürecek. Bu sezon Serie A'nın en iyi orta sahalarından biri olmayı başardı.
Berardi: Sol ayaklı ve sağ kanatta ters çalımları ve ceza sahasına sızmalarıyla tehlikeli bir forvet. Zaman zaman oyun içinde kaybolsa da Serie A'nın marka forvetlerinden biri olarak elbette tehlikenin ta kendisi.
Insigne: Bir Del Piero olmadığı kesin, zaten bu takımda Maldini, Totti, Gattuso da yok. Napolili Insigne sol kanatta kısa boyuyla adam geçen, müthiş oyun zekasıyla rakip defansı çaresiz bırakan büyük bir yetenek ve bu İtalya'nın en büyük kozu.
Immobile: İki sezon öncenin gol kralı. Ceza sahasında düzgün vuruşları, doğru zamanlamayla uzun stoperlerin arasından kafa vuruşları var.