CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Rakibe nefes aldırmadılar

Avrupa'da elemelerde kazanılan dört maç, şampiyonluk yarışında ilk haftada berabere kalan üç rakip, İtalya'nın en büyük değil ama en hızlı çıkışını yapan teknik adamı, kalede Nübel, kanatta Trossard, türevinde Vlahovic… Bu şartlarda tribüne gelip şampiyonluk hasreti uzun yıllar çeken taraftar, takımı ilk dakikadan itibaren iter. Böyle başladı maç. Salih, Orkun Olaitan orta sahası; Eyüpspor'a rakip sahaya geçme imkanı tanımazken Beşiktaş, kısa sürede kazandığı ikinci toplarla oyunu Eyüp kalesine yıktı. Cerny çizgideyken verimsiz. Kabul edelim DünyaKupası sonrası Trossard'ın forma girmesi için 10-15güne ihtiyacı var. Önde fizikli top tutan bir santfor olmayınca orta çıkan verimsizliğe çare Cerny'nin içeriye kaçıp rakip defansın arkasına sarkmasıyla bulundu. İkinci yarıda Avrupa'daki maçın da etkisiyle ev sahibinin temposunun biraz gerilemiş olması normal. İtaliano'nun talep ettiği oyun çok fazla enerji gerektiriyor. Geçen sezon Beşiktaş, öne geçtiği maçlarda oyunu sahasında kabul ederdi. Bu maçta momentumu hiç bırakmadılar. 10 numaraya ince işler yapacakyaratıcı bir adam alacakları kesin. Vlahovic'in 11'egelişi ile birlikte başka bir Beşiktaş izleyeceğiz. Ama dünkü Beşiktaş'ın üç ezeli rakibi takılmışken üç puanla ilk haftayı kapatması çok mühim. Not: Yaz aylarındaki konserlere rağmen Beşiktaş zeminini harika tutmuş. Cuma günkü kötü zemine sahip G.Saray, ezeli rakibinden ders alsın.

Salah, Onuachu’nun arkasında oynamalı

Sadece Salah kulübede olduğu için demiyorum ama Fatih Tekke'nin yeni transferleriyle fazlasıyla yap-boz oynamaya ve ideali bulmaya ihtiyacının olduğu bir sezon açılışı izledik. Geçen sezon bu sahada 1-0 kazanırken de topa sahip olan taraftı Trabzonspor. Tekke'nin önemli artısı, ligi doğru süzgeçten geçirip Metehan Mimaroğlu, Melih Kabasakal gibi değerli oyuncuları kadrosuna katmış olması. Bir de üzerine gurbetçi Aral'ı ekleyin. Defans göbeğindeBatagov, orta sahada Folcarelli, forvet hattındaMuçi bu takım için geçen sezon önemli parçalardı. Oyun hakimiyetini elinde tutup Onuachu'ya temiz pozisyon hazırlayamamak bir eksiyken genç bir kadroya sahip ev sahibinden kayda değer geçiş hücumu yememek de bir o kadar artıydı. Devreyi güzel bir golle önde kapattıktan sonra 45-60 arası, Tekke'nin takımının düşük temposu gereksiz bir penaltıyla da olsa cezalandırıldı. Tekke hemen Salahkartını oynadı. Doğrusunu söyleyeyim, ilerleyen haftalarda Trabzon'da Salah sağ kanat değil büyük tecrübesi ve bitiriciliğiyle Onuachu'nun arkasında oynamalı. Böylesine bir yıldız, iyi orta yaptığıyla sınırlandırılamaz. Karşılıklı net pozisyonlarda kazanan Kasımpaşa da olabilirdi, son saniyelerde Trabzon da. Bu sonuç elbette Tekke'nin yüzünün asılmasına sebep olmuştur. Ama kabul edelim, bir 11'in yarısını değiştirdiğinizde hiçbir şey kaldığı yerden devam etmez

Kulaklarınızı kapatmayın...

4 yıl önce aldığın son teknoloji telefon bugün ağırlaşmış, pili yarım gün yetmez hale gelmiş. Çalışıyor mu, çalışıyor. Arama geldi mi aradığında konuşuyorsun. Değiştirme zamanı gelmiş. Galatasaray için de böyleydi. Yönetimi 3 aydır şampiyonlukkutlayıp piknik yaptığından dünOkan Buruk'un sahaya çıkardığı ilk11'inde tek bir yeni transfer yoktu. Ve üstelik yedek kulübesinde forvet oyuncusu bulunmuyordu. Buruk, 4 yıl önce ligin başında Giresun'a sahasında mağlup olmuştu. G.Saray altyapısından yetişmiş Uğur Uçar iyi takım yapmış. Pivot santrforları Ramirez, Diomande ve 11 kurtarış yapan kaleci Felipe başta olmak üzere. Orta sahan kadar varsın bu oyunda, santrforun Osimhen olsa bile. Ne Sara ne Torreira iyi başlamadılar sezona. Tek çabalayan Yunus'tu. Beklerden hücum desteği almadan oynanılan oyunda Sane ile Barış da gününde değilse işiniz zordur. Maçınhücum istatistiklerine bakanlar 38hücum yapan, rakip kalecinin 11kurtarış yaptığı maçta Galatasaray'ıntopun yuvarlaklığına iki puan yaktığınıdüşünebilir. Ama öyle değil. Biri jeneriklik, biri Davinson'un hatasıyla yenilen iki gol, hazırlık maçlarındaki defansif performansın bir devam filmi. Osimhen bütün transfer söylentilerinin gölgesinde yine 2 golle tabelayı tuttu. Galatasaray'ın bu sabah itibarıyla tek gerçeği şudur: 4 yıldır şampiyon olmuş takımın başkanı ve yönetimi tribünler tarafından istifaya davet edildi. Bugüne kadar her eleştiriye algı yorumu yapan G.Saray yönetimi dün tribünün bu tezahüratlarına da kulaklarını kapatıyorsa, taraftarlar adına bu sezonunadı çile sezonu olur.

Büyük değil çok büyük iş

Cengiz Ünder'i de Roma'ya transfer eden Avrupa'nın en ünlü sportif direktörü Monchi, Salah'ın Liverpool'a satışında İtalyan kulübüne 40 milyon Euro kazandırdığında Çizme medyasının yazdıklarını hatırlıyorum… İspanyolu göklere çıkardılar, "Mısırlı forvet bu kadar para etmez" demeye getirdiler. Salah'ın, Premier Lig kariyeri malumunuz… Bırakın 40 milyonu, 140 milyonluk bile topçu haline geldi. Liverpool'un son şampiyonluğu öncesinde Real Madrid'e gidebilirdi. Kapılar açıktı, kabul etmedi. Son 10 yılda Avrupa futboluna en büyük damgayı vuran yıldızlardan birine Trabzonspor forması giydirmek büyük değil, çok büyük iş… Elbette çok insanın dilinde "Salah eski günlerinde değil" yorumu var. Doğrusu Suudi Arabistan'dan gelecek astronomik bir teklife 'hayır' demeyeceğini düşünüyordum. Beşiktaş görüştü, hak vermek lazım onların evdeki hesabı çarşıya uymadı… Sonuçta bu bir transfer çalımı değil. Trabzonspor elbette tarihinin yıllık ücret olarak en maliyetli oyuncusunu kadrosuna katıyor. Elbette çok forma satar, Salah'ı reklam yüzü yaparlar ama işin gerçeği, ona ödenecek paranın çıkabilmesi için sportif başarıya, şampiyonluğa, Şampiyonlar Ligi'ne gitmeye ihtiyaç var. Trabzonspor yönetimini tebrik ediyorum. Fatih Tekke gibi bir hocanın da Salah gibi bir süper starla çalışma fırsatını yakalayacak olmasından dolayı onun adına çok mutluyum.

Mühendis İtaliano

İtaliano'yu yeni bir lokomotif inşa eden mühendis gibi düşünün. Eksiği çok bu lokomotifin, sezon başladığında raya konması gerekiyordu. Bu bir mecburiyet. Az gider durur mu, raydançıkar mı bunlar hep temmuz veağustos aylarının futbolda sancısı. İlk maçta 28 hücum, 7 isabetli şutla 75 dakika 10 kişi oynayan rakip karşısında alınan 1-0'lık galibiyet maçın hakkı değildi. Turu İstanbul'da cebe koyamayınca yeni kurulan bir takım yeni hocasıyla elbette tedirgin gider rövanşa. Öyle de başladılar... Midtjylland ilk yarıda özellikle maçın başlangıcında golü bulsa kutu gibi statta bize başka bir film izletebilirdi. Sol kanatta genç İlhantecrübesiz, sağ kanatta Cerny saçbaşyolduracak kadar kötü oluncailk yarıdaki futbola kimsenin itirazıolmadı elbette. Kartal, ikinci yarıya iyi başladı. Ev sahibi bu maçta da 10 kişi kaldığında dakika 53'tü. 12 dakikada da dört değişiklikle tabelayı değiştirmeye çalıştılar ama İtaliano bir değişiklikle anında Rashica ile golü buldu. Ardından Orkun'un penaltısı... Ülkesinden uzakta ilk kez çalışan ve yaptıklarıyla ligin şampiyonluk yarışı veren ekiplerinde çalışmayı sonuna kadar hak eden İtaliano'yu, Beşiktaş'ın başına getirmek ilk düğmenin doğru iliklenmesidir. Mühendis İtaliano lokomotifinin eksiklerinin farkında. Elbette fazla zamanı yok. Çek temsilcisi, Beşiktaş'ı bekliyor. Ama bu, sezon başlangıcı. Uzun yıllardır yarıştan uzak kalan Beşiktaş taraftarına bu yaz sıcağında buz gibi bir bardaksu etkisi yapmıştır.

Hak ettiler!

19 yıl önce küvette yıkadığın çocuk, senin 10 yıl önce Şili'ye penaltılarla Copa America'yı kaybettiğin ve ülken Arjantin'de 'hiçbir şey kazanamadın' diye eleştirildiğin, senin de "Milli takımı bırakıyorum" dediğin MetLife Stadı'nda sana rakip oldu.
Finale kadar 1 gol yemişsin ve dün turnuvanın en çok gol atan takımı Arjantin, senin kalene 1 tek isabetli şut bile atamamış. İspanya turnuvanın büyük favorisi Fransa'yı çok net bir galibiyetle mağlup ettikten sonra dün finalde karşındaki Arjantin'i Paraguaylaştırdı. Maç uzatmalara gittiyse sebebi elbette Martinez'in kurtarışlarıdır. Orta sahada Rodri'nin nefis orkestra şefliğinde ön alan presiyle zaten çıkmakta zorlanan Arjantin'e oyunun hiçbir bölümünde momentumu vermeden 2010'dan sonra ikinci kez kupayı sonuna kadar hak ederek kazandılar. Maçın posterinde elbette Messi ve Yamal vardı. Messi top yüzü görmedi diyebiliriz. Yamal ise fazla heyecanlı, çok top kaybı yapan ve bilindik kalitesinden uzak oynadı. Ancak İspanya'nın geniş kadrosunda düne kadar kader adamı Merino'ydu. Dün finalde ise kulübeden gelenlerden Nico'nun asisti ve Ferran Torres'in golüyle Messi ve arkadaşlarını Buenos Aires'e elleri boş yolladılar. İspanyolların alt yaş milli takımlarından hocalık yapıp gelen ve kadrodaki her oyuncuda milli forma altında büyük emeği olan De la Fuente, EURO 2024'ün ardından Dünya Kupası'nı da kazanmayı başardı. Bir zamanlar Beşiktaş'tan yolu geçen ve maalesef kendisine "Yeniköy Kasabı" lakabı takılan Del Bosque de İspanya ile 2010 Dünya Kupası'nı, ardından EURO 2012'yi almıştı..

İki ayağınla da topa vuracaksın oğlum!

Her futbol sevdalısı baba, çocuğunda yeteneği gördüğünde bir gün futbolcu olmasının hayalini kurar. Bu işler evin koridorunda, bahçesinde, en yakındaki futbol sahasında babanın oğluna şut attırmasıyla başlar. Mason Greenwood'un hikâyesi de böyle başladı. 4 yaşında, babası ona 2 ayağıyla da şut vurmayı öğrettiğinde Greenwood, 2 yıl sonra bölgede yayın yapan bir gazetenin spor sayfasında büyük yetenek diye yer alacağından habersizdi elbette. United altyapısına 7 yaşında geldi. Döneminin en yetenekli, hızlı, iki ayağıyla da şut atabilen oyuncusu olarak taraftarların diline düştü. Bölgesel yarışmalarda atletizm birinciliklerini de bir kenara yazarsak Mason Greenwood, her çocuğun hayal ettiği, başarılı bir kariyerin eşiğindeydi.

VEKALET ILE MAÇA GİTTİ
Solskjaer, onu Şampiyonlar Ligi'nde PSG deplasmanına götürdüğünde reşit olmadığından ailesinden vekaletname alınmış, formasına 54 numara PSG mağazasında bastırılmıştı. Ertesi sezonun son maçında M.United formasıyla sahaya çıkan en genç oyuncu ünvanını aldı. Pandemi herkes için zordu. Kısıtlamalar, eve kapanmalar, partiler derken milli takım kampında Phil Foden ile odalarına çağırdıkları kadınlar… 16 yaşından beri flört ettiği kız arkadaşı ondan şiddet gördüğünü açıkladığında Greenwood, sadece M.United'da değil İngiltere'de de istenmeyen adam ilan edildi. Bugün bu ikili birlikteler, çocukları da var ama Greenwood için futbol sahalarından uzak kaldığı yılın ardından işler o kadar kolay değildi. Madrid şehri kulübü Getafe ona kucak açtı. 'Herkes ikinci bir şansı hak eder'in futbol sahasında vücut bulmuş örneği Greenwood. Marsilya'ya 'Her şeyi geride bıraktım' diye geldi ve geçen sezon 45 maçta 26 gol, 11 asiste imza attı.

F.BAHÇE'DE NE YAPAR?
Geçen sezonun devre ortasında F.Bahçe, Lookman'ı A.Madrid'e kaptırmıştı. Bu kez Roma'nın da yoğun isteğine rağmen Aziz Yıldırım yönetimi bu transferi bitirdi. 'Greenwood, F.Bahçe'de ne yapar?' sorusunun cevabı, geçen sezon F.Bahçe'nin, G.Saray'ın 3 puan gerisinde bitirdiği ligde 3 mağlubiyet daha az almış olmasına rağmen 11 maçı berabere bitirmesinde saklı. Geride kalan sezonda F.Bahçe'de Talisca'nın 27 gol, 5 asisti ile Kerem Aktürkoğlu'nun 15 gol, 10 asisti, 11 beraberlikteki kayıpları çözmeye yetmedi. Mason Greenwood, Marsilya'daki istatistiklerini F.Bahçe'ye taşırsa vereceği katkı ortada.

Panzer duvara çarpınca...

Parmakla gösterilen altyapıları, tesisleşmede Avrupa'da ilk akla gelen ülke olmaları, finansal olarak çok iyi durumda olan kulüpleri ve Bayern Münih gibi efsane ve kült kulübe sahip olmaları… Dünya Kupası denilince Brezilya'nın ardından her turnuvada adı favoriler arasında gösterilen Almanya için o yıllar çok geride kalmıştı ve 2026'da da Paraguay duvarına çarpıp evlerine döndüler. İspanya, 2008-10 ve 2012'de 3 kupa kazanırken Löw yönetimindeki Almanların yetenekli jenerasyonunun, Barcelona temelli İspanya'nın fırtına gibi estiği yıllarda alabora olduğu bir gerçek. Hiç kazanamadılar derken bir Avrupa ülkesinin, kıtası dışında Dünya Kupası'nı kaldırması da onlara nasip oldu 2014'te. Üstelik ev sahibi Brezilya'ya yarı finalde 7 gol atıp, Arjantin'i de uzatmalarda devirerek…

AYNI KADERİ PAYLAŞANLAR
1958 ve 1962'yi kazanan Brezilya, 1966'da İngiltere de gruptan çıkamamıştı. 1998'i evinde kazanan Fransa, 4 yıl sonra Uzakdoğu'da turnuvaya grup aşamasında veda etmişti. Dünya Kupası'nı iki kez arka arkaya kazanmayı bırakın, kazanan bir sonraki turnuvada yanıyordu. İtalya 2006'da Berlin'de kupa kaldırıp 2010'da gruptan çıkamazken, G.Afrika'da 2010'da kazanan İspanya, ertesi kupaya grupta veda etmiş, o günden bugüne de iki ülke de Dünya Kupaları'nda gün yüzü görmemişti… Almanlar da aynı kaderi paylaştılar. 2018 Rusya'da grup aşamasında veda ederken bunu son kez 1950'de başarmışlardı (!) Katar'da gruptan kötü averajı yüzünden çıkamayan Almanlar, 2026 için çok umutlu muydular? Hayır ama kimse de son 32'de Paraguay seviyesinde bir takıma elenmelerini beklemiyordu.

NAGELSMANN'IN SONU BELLİ...
Julian Nagelsmann, gruptaki 3 maçta oynattığı futbolla zaten diken üzerindeydi ama net bir 9 numara kullanmak yerine Kai Havertz'de ısrar eden, 40 yaşında kaleci Neuer de 10 Dünya Kupası maçında arka arkaya kalesinde gol görme rekorunu kırınca kaçınılmaz sonla yüzleştiler. Montella gibi Nagelsmann da "İstifa etmiyorum" diyor ama herkes Kloop'un onun koltuğuna bugün olmadı yarın oturacağını biliyor.


PORTAKALLARIN KİMLİK BUNALIMI
Almanlar kadar başarılı altyapıları, ufak nüfuslarına rağmen göçmen oyuncuların da varlığı ile bir futbol fabrikası, bir zamanların en güzel santrforlarının memleketi, rakibini belinden su alan çalımlarıyla baş döndüren kanat oyuncuları ve 10 numaraları… Yetmedi Rinus Michels gibi futbol dâhisinin total futbolla taktikler tarihini değiştirdiği, Cruyff'un memleketi. Herkesin turuncu formalarını giydiği tribünlerde hücum futboluyla nam salmış Hollanda. Kim olduğunuzu unutur, kimlik bunalımı yaşarsanız, çıkışta olan bir ülkenin tokadıyla tatlı rüyalarınız kâbusa dönebilir. "Hollanda varken Fas Milli Takımı'nı seçenlerin aklına şaşarım" cümlesi 10 yıl önce Van Basten'e ait. Önceki gün ülkede en büyük dersi de sanırım Van Basten almıştır.

KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK
FAS
takımından adeta korkan ve savunmasını beşli kuran Ronald Koeman, penaltılarla kupaya veda ederken kendi oyun kimliğinin dışına çıkıp, Hollanda'yı Hollanda gibi oynatmazken izleyenlere de "korkunun ecele faydası yok" dedirtti. 1978'de Arjantin'e kaybettikten 32 yıl sonra İspanya'ya Dünya Kupası finalinde kaybeden, 4 yıl sonra Brezilya'da Arjantin'e yarı finalde penaltılarla boyun eğen, 2018 Rusya'ya gidemeyen, 4 yıl önce Katar'da çeyrek finalde bir kez daha penaltılarla Arjantin'e mağlup olan Hollanda'nın, bu kupadaki hikâyesi 4 maç kısa kaldı.

Yeni bir şarkı söyleyeceksek!

TFF'nin Riva tesislerine gidenler ortamın beş yıldızlı oteli andırdığını, misafirlere ikram edilen yemeklerin lezzetini dillerinden düşürmezler. TFF'nin X hesabından da gördüğümüz üzere başkanı kim ziyaret etse sırtında adının yazılı olduğu forma hediye edilir. Bakın bunlar olması gerekenler… EURO 92'de son dakikada plajdan topladığı futbolcularla kupaya giden Danimarka -ki şampiyon oldu- bile daha iyi organize olmuştur. Dünya Kupası'na gideceğimiz, ilk maçımızdan 70 gün önce belli olmuştu. Eleştirilerin odağında TFF başkanı var. Ama liderlik, talep etmeyi gerektirir. Play-of finali sonrasında 1 Nisan'da Riva'da organizasyon toplantısı yapılsa, artılar, eksiler masaya yatırılsa, öneriler bir araya getirilse neredeyse sınırsız bütçeye sahip TFF, Bizim Çocuklar'a çok daha iyi şartlar sağlayabilirdi. Ayrıntılar mühimdir... Arizona'nın kavuran sıcağında kamp yapmaya bir kişi itiraz etmedi mi? Ürdün, maçlardan sonra soyunma odasına ülkesinden getirdiği kutu kutu tatlıları, minik hediyelikleri bırakıp tüm dünya medyasında yer alırken bizimkilerin aklına uçağa bisküvi, lokum, nazar boncuğu koymak bile gelmemiş. Futbolcuların ağız tadını bilen bir aşçı, bozuk morallerini toparlayacak bir terapist, jet-lag yüzünden bozulan uyku düzenlerine müdahale edebilecek bir uyku uzmanı, hiçbiri yok. Ama neymiş ilk ki maçta kaleyle atılmış 64 şut varmış. Sonbaharda uluslar liginde Fransa, İtalya ve Belçika gibi çok önemli rakiplerle oynayacağız. Dünya kupasını geride bırakıp saha içi ve saha dışı her türlü hatayı düzeltecek bir futbol aklıyla bu maçlara hazırlanmalıyız.

YÜKSELEN AFRİKA KITASININ SIRRI!
Katar'daki dünya kupasında 5 kontenjanı olan Afrika kıtası 48 takımlı dünya kupasına 10 ülkeyle geldi. 2022'de Fas yarı final oynayarak kıtanın gururu olurken diğer milli takımlar sessizce evlerine dönmüştü. Oysaki 2018 Rusya'da Senegal, Fas, Tunus, Mısır ve Nijerya gruplarından çıkmıştı. Tunus çok kötü bir turnuva geçirdi, averaj takımı oldu ama 9 Afrika milli takımı kendini son 32'ye attı. Peki bu işin sırır ne? Afrika ülkelerinin milli takımlarında taktik disiplinin düşük olduğu, fizik ve ikili mücadelelerdeki gücün yetenekle birleştiğinde başarı geldiği tezine şimdi bir anti tez var. 10 Afrika ülkesinden turnuvaya giden 250 futbolcudan 115 tanesi Avrupa katısı doğumlu. Ve futbol eğitimlerini başta Fransa ispanya ve Hollanda olmak üzere Avrupa kulüplerinin akademilerinde aldılar. Geçmişte yetenek avcıları başta da Arsene Wenger olmak üzere kıtanın yetenekli gençlerini 16-18 yaş aralığında takip eder, inanırlarsa Avrupa'ya getirirlerdi. Şimdi tersine bir göç yaşanıyor. Başta Fransa milli takımı olmak üzere birçok Avrupa milli takımında Afrika kökenli futbolcular zaten 25 yıldır forma giyiyorlar. Ama bu tersine göç belki ikametgahları değişmese bile sadece milli takım tercihleriyle Afrika kıtasının milli takımlarının kalitesini yukarıya çekiyor.