CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

ABD sol şeritte başladı

'Dünya Kupası oynamak başkadır' gerçeğinin sahaya yansımasını ABDParaguay maçında gördük. Güney Amerika temsilcisi Paraguay, sağlam savunmasıyla 'zor gol yiyen takım' ünvanını 45 dakikada yakasından çıkartıp attı. Kalelerinde ilk yarıda gördükleri 3 golle sürklase olduklarını söyleyebiliriz. 3 ev sahibinden biri olan ABD'nin, Avrupa futbolunun itibarlı teknik adamlarından Arjantinli Mauricio Pochettino yönetiminde bu turnuvaya çok iyi hazırlandığı söyleniyordu. Pochettino'nun rakip savunmaya yaptığı çok dengeli pres ve Paraguay'ın çıkarken kaptırdığı toplarla yapılan ikinci hücumlarla ABD rakibini çok kolay nakavt etti. İlk golü Paraguay kendi kalesine atmış olabilir ama topa yüzde 72 sahip olan ABD'nin özellikle kendi sol kanadından Robinson ve önündeki Pulisic ile rakibi darmadağın ettiğini söylemek lazım.

İKİNCİ YARIDA HIZLARINI KESTİLER
Avrupa futbolunda teknik adamların bek olarak kullandığı Dest'i sağ kanada yerleştiren, Juventus'ta İsviçre çakısı gibi 3-4 mevkide oynayabilen McKennie'yi, Monaco'nun forveti Balogun'un arkasına yerleştiren Arjantinli hocanın, ilk 11'inde MLS'te oynayan sadece 2 futbolcu vardı. Kariyerinin sonunda Premier Lig'den ülkesine dönen 38 yaşındaki stoper Ream ve kaleci Matthew, Paraguay savunmasını açabilmek için Pulisic ve Dest'i kanatlarda çizgiye bastıran hareketli santrfor Balogun'u derine çekip boş alanlar yakalayan Pochettino'nun takımı, ikinci yarıda biraz da turnuva stratejisi gereği hız kesti.

İYİ Kİ SON MAÇTA RAKİBİMİZ OLMUŞ
Aldığı darbe sonrasında kendini riske etmek istemeyen Pulisic, ikinci yarıya çıkmazken Amerika ikinci yarıda da yüzde 58 ile topa daha fazla sahip olan takımdı. İki devre arasındaki fark ise Paraguay'ın maçın ikinci yarısında bir gol bulduğu 7 hücum girişimiydi. Fikstüre baktığımızda Bizim Çocuklar'ın ve ABD'nin ilk iki maçını kazanıp üçüncü maçta grup liderliği için kapışacağını söylemek, turnuvanın ezber tahminlerindendi. Doğrusu ortaya koydukları performansı görünce, grupta ilk değil de son maçı ABD ile oynamamız daha hayırlı oldu.

'DAHA YAPACAK ÇOK ŞEY VAR'
ABD'de 45 dakika süre alan ve iyi bir oyun ortaya koyan Pulisic, girdiği 10 ikili mücadelenin 7'sini kazandı. Milan'da forma giyen tecrübeli futbolcu, "Dünya Kupası'nda oynamak için farklı bir motivasyona ihtiyacım yok. Çok iyi hissediyorum. Takıma yardımcı olduğum için mutluyum. Henüz pek bir şey başarmadık. Daha yapacak çok şeyimiz var" dedi.

İSTATİSTİKTE BÜYÜK FARK
ABD, istatistiklerde Paraguay'ı ikiye katladı. Topla oynamada yüzde 65'e 35 üstün olan Pochettino'nun ekibi, toplam şutta 16'ya 9, isabetli şutta ise 6'ya 1'lik fark attı. 509 başarılı pas yaparak rakibini (232) sahadan silen ABD, 3 korner kullanırken 3'ü isabetli 19 orta denemesinde bulundu. Paraguay ise 1 korner attı, 5 ortanın hiçbirinde adresi tutturamadı.

Gözümüze kestirdik!

Bizim Çocuklar'ın olmadığı, Arjantin'i, İtalya'yı tuttuğum çok Dünya Kupası hatıram var cebimde. Bu kez biz oradayız, İtalyanlar yok ama bizim başımızda bir İtalyan var. Dün İtalyan Corriere dello Sport gazetesi, açılış maçında sahne alan Andrea Bocelli'yi büyük bir fotoğrafla kullanıp güzel bir manşet atmıştı: En azından şarkı söylememize izin verdiler...
Biz oralarda olmamanın hüznünü çok yaşamış bir milletiz. O yüzden orada olduğumuz bir 2002 hatırasıyla devam edelim. Grubumuzdaki ilk maçta Brezilya'ya 2-1 kaybettikten sonra ikinci maçta Kosta Rika karşısında ilk yarıda Emre Belözoğlu'nun golüyle öne geçmiş, rakip bitime 4 dakika kala beraberlik golünü atmıştı. İki maçta 6 puan yapan Brezilya, grubun son maçında Kosta Rika karşısında oyuna asılmayabilirdi. Üstelik de -1 averajla girdiğimiz Çin maçını bizim de farklı kazanmamız lazımdı. O gün biz 3-0 kazandık. Brezilya 70 Dünya Kupası'nı kazanırken oynadığı futbolla Didi'nin F.Bahçe'ye gelmesiyle, Türkiye'de her zaman çok sevilen bir milli takım oldu. O gün Kosta Rika'yı 5-2 mağlup ettiler. Maçın kahramanı Emre ile Okan'ın takım arkadaşı İnter'li Ronaldo'ydu. Herkesin aklında Brezilya'nın bizi devirdiği yarı final kalmıştır ama Sambacılar o gün Kosta Rika ile berabere kalsa bizim cebimizde '2002'de yarı final oynadık' hatıraları olmayacaktı.

ARTIK BİR PLANIMIZ VAR
Jenerasyon karşılaşmaları yapmayı sevmem. Futbol çeyrek asırda çok değişti. Teknik adamların oyuna bakışı, koşu mesafeleri, yapılan amansız ön alan baskıları, nefes kesen tempolar. 2002 kadrosu, elbette çok iyiydi. G.Saray ve Milli Takım düzeyinde de yapabileceğinin en iyisini yaptı. Şimdi önümüze bakmamız lazım. Montella yönetimindeki bu kadro, çok iyi. Yıllarca 'Bir sistemimiz, planımız yok' serzenişlerini dinledik. Ama bu kez var. Evet, gerçek bir 9 numara ile oynamıyor olabiliriz ama bu da futbolun kurallar kitabında yazan değişmez bir madde değil. Son Avrupa Şampiyonası, Dünya Kupası biletini getiren play-off maçları ve son 2 hazırlık karşılaşması şunu gösterdi; 80 milyon yüreğiyle, aklıyla duasıyla takımın yanında olacak. Onlar oynadıkları futbolla bize 'Umutlarımız büyük' dedirtiyor.

AVUSTRALYA TECRÜBELİ AMA…
İlk sınavımız yarın sabah Avustralya ile. Son 6 Dünya Kupası'na katılmış olabilirler ve hatta 22. sırada olduğumuz FIFA sıralamasında bir üstümüzde de yer alabilirler ama bir futbol gerçeği var. Tribünden değil, saha içinden. Karşılarında Arda Güler, Kenan Yıldız, Hakan Çalhanoğlu, Uğurcan Çakır olacak. Dünyanın her köşesinden futbolcu için büyük sahne Şampiyonlar Ligi'dir. Bu isimler, bu sahnenin başaktörleri. Yani kısacası biraz çekinirsin, biraz tedirgin olursun. Tony Popovic yönetiminde 5'li savunma ile karşımıza çıkacaklar. Geçiş arayacaklar. Özellikle serbest vuruş ve kornerlerde fizik avantajlarını kullanıp gol bulabilen bir takım ama Montella'nın da gözüne kestirebileceği sınıfta yer alıyorlar. 2006 ve 2022'de çeyrek final oynadılar. İlk maçta yenilmemek bile onları grubun oyunbozanı yapar. Vancouver'da hava sıcaklığının 22-23 derece olması, Amerika'daki yüksek sıcaklıkta oynanacak olan maçların yanında bizim için önemli bir avantaj. Elbette A Milli Takım sadece bu saydığım büyük star isimlerden ibaret değil. Bu oyun Barış Alper Yılmaz'ın gücüne, İsmail Yüksek'in mücadelesine, Merih Demiral'ın liderliğine, Ferdi Kadıoğlu'nun yeri geldiğinde çilingirliğine muhtaç. Maç maç bakmak lazım. Bu yüzden ne Paraguay ne de Amerika'nın detayları bugünün konusu değil.

ARDA VE ARKADAŞLARI…
70 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapan Meksika'da Brezilya'nın efsane kadrosu final yolunda harika futbol oynarken Brezilya sokaklarında posterlerde şu yazıyordu: Bugün çalışmıyoruz, Pele'yi izlemeye gidiyoruz." O zaman biz de şöyle diyelim: Bugün bizde tatil. Çalışmıyoruz, Arda Güler'i ve arkadaşlarını izleyeceğiz. Vurdukları gol olsun!

Size Oscar yakışır

Büyük filmler önce yönetmenleri ile hatırlanır. Futbolda da son yıllarda yönetmen sineması gibi teknik adamların imzası olduğu takımları konuşuyoruz. Guardiola'nın City'si, Flick'in Barcelona'sı, Luis Enrique'nin PSG'si, Deschamps'ın Fransa'sı, Okan Buruk'un G.Saray'ı, Montella'nın Türkiye'si… Çeyrek asır önce Dünya üçüncüsü olan Milli Takım'ın hocası Şenol Güneş'i bilgeliği ve dinginliği ile Nuri Bilge Ceylan'a benzetirim.. 2008 masalını yazan Fatih Terim ise bambaşka bir karakter, Yavuz Turgul diyelim mi? Vincenzo Montella, Türkiye'yi Uluslar Ligi'nde A grubuna taşırken, Dünya Kupası biletini alırken, oynattığı futbol bir film olsa Cannes'ta, Venedik'te, San Sebastian'da ödül alırdı. Malum turnuva Amerika'da! Orada Temmuz ayını görebilmek için de Oscarlık performans lazım. Elbette her şey yönetmenle başlıyor ve yönetmenle bitiyor.

Ama iyi bir senaryo ve onu sahneye dökmek de var. Bugüne kadar oynattığı futbolu sadece yürek ve coşku kelimeleri ile açıklayamayız. Elinde iyi bir senaryo var. Şimdi gelelim aktörlere… Gişede büyük iş yapan filmlerin büyük aktörleri vardır. Onlar da bizde var! Star mertebesine erişmiş Arda Güler, Kenan Yıldız, Kerem Aktürkoğlu, Ferdi Kadıoğlu, Barış Alper Yılmaz, Uğurcan Çakır, Orkun Kökçü ve Hakan Çalhanoğlu… Elbette iyi film sadece baş aktörlerle çekilmiyor. Karakter oyuncularına da ihtiyaç var. Merih Demiral, Abdülkerim, İsmail, Yunus ve Zeki Çelik gibi… Yönetmen iyi, oyuncu kadrosu iyi, film platosu hazır, senaryo belli. Beyaz perdeden tek farkı; her sahnenin sadece bir kez çekilebilmesi. Hataya, tekrara yer yok! Yolun sonunda hangi sonla biterse bitsin bize sağlam bir film izleteceklerine yürekten inanıyorum.
Not: Milli Takım kamplarının kimyasını bozan, para ve transfer konuşmaktır. Dünya Kupası'na gidiş primimiz Fransa'nın 2018 Dünya Kupası'nda kazandığı primden 100 bin Euro fazla. Bu kampta prim, para, transfer görüşmesi duymamak dileği ile…

Galatasaray kulisleri alev alev

G.Saray'da Dursun Özbek tek aday olduğundan sonucu merakla beklenen bir seçim yoktu ama yönetim kurulundaki görev dağılımı ve Sportif A.Ş.'deki yeni yönetimde kimlerin olacağı camianın kulislerinde bayram tatilinde bile yoğun olarak tartışıldı. Kulislerin bir numaralı gündem maddesi futbol şubesinde görev yapan, ardından el çektirilen ve yeni yönetime alınmayan İbrahim Hatipoğlu'nun başkanın kararını beklemeden A.Ş.'den istifa etmesi. İllegal bahis şirketi ile yapılan reklam anlaşmasını masaya getiren Niyazi Yelkencioğlu, eski yönetimde başkan yardımcısıydı. Özbek, onu yeni yönetimine almadı ancak Yelkencioğlu'nun A.Ş'den istifa etmeyeceği konuşuluyor. Genel sekreter Eray Yazgan'ın başkandan yeni yönetimde başkan yardımcılığını istediği, yerine Can Natan'ı önerdiği, Özbek'in ise Yelkencioğlu'ndan boşalan başkan yardımcılığı koltuğunu Abdullah Kavukcu'ya vereceği kulislerde konuşuluyor.

Peki merakla beklenen flaş gelişme ne olabilir? Özbek'in futbolu Abdullah Kavukcu'dan alıp kendisinden son dönemde büyük patlama yapan Galatasaray Pazarlama A.Ş.'nin borsaya açılma hazırlıklarının başında yer almasını isteyecek gibi görünüyor. Futbolu ise resmi görevi olmamasına rağmen Galatasaray soyunma odasına girebilen, takım uçağı ile seyahat eden Serdar Güzelaydın'a "Danışmanım" sıfatı altında vereceği konuşuluyor. Yönetim kurulunda yer almak isteyen ancak kendisine yer bulamayan ve son bir yılda yine resmi olmayan bir şekilde başkan Özbek'in başdanışmanı sıfatını kullanan Özkan Tamirak'ıise A.Ş. yönetimine girebileceği kulislerde tansiyonu artırmış durumda. Şampiyonluk kutlamalarının ardından seçim ve araya giren bayram tatili yüzünden taraftarların yeni transferler beklentisi düşük olsa da olası böyle bir futbol yapılanmasına başta üyeler olmak üzere camianın sert bir tepki vereceği, taraftar grubu ultrAslan'ın yaptığı son açıklamadan da belli…

BARCELONA ONU İSTEMİYOR O BARCELONA'YI İSTİYOR!
Sezon ortasında İlkay'ın Bernardo Silva ile yaptığı görüşmede üstü kapalı da olsa Galatasaray'a transferi için bir yoklama çektiğini dile getirmiştim. Bu görüşmede Silva o günlerde Katalan kulübünün, menajerine verdiği olumsuz yanıtla Barcelona'da oynama hayalinin son bulduğunu İlkay'a ifade etmiş, "Sezon sonunda görüşürüz" demişti. Dün bizim spor medyasında yer alan "Barcelona Bernardo Silva için fiyatı artırdı" manşetleri doğru değil. Barcelona'nın böyle bir talebi yok. Orada oynamak isteyen Bernardo Silva'nın ta kendisi. Şampiyonlar Ligi biletini alamayan ve masadan kalkan Juventus, Bernardo Silva'ya yıllık 8 milyon Euro teklif etmiş. Atletico Madrid'in de teklifinin çift haneli olmadığı biliniyor. Ancak bizim spor medyamızda ilginç bir şekilde "Galatasaray üç yıllığına 40 milyonu gözden çıkardı" haberleri var. Barcelona'nın Anthony Gordon transferinin ardından tek hedefi Atletico Madridli Julian Alverez. Dünya Kupası başlamadan önce ya Atletico Madrid Silva'yı bitirecek ya da Galatasaray yukarıdaki koltuk kavgalarından fırsat bulabilirse Portekizli yıldızı geçen sezon Leroy Sane'de olduğu gibi Haziran başında kadrosuna katacak.

İŞTE SAFİ'NİN HEDEFİNDEKİ 2 İSİM
Hakan Safi'nin teknik direktör adayları arasında yer aldığı söylenen Antonio Conte ve Roberto Mancini'nin güncel durumlarını mercek altına alalım: Napoli'den ayrılan Conte, geçen sezon 8 milyon Euro kazanıyordu. 12 sene önce milli takımda çalışırken yıllık ücreti 4.5 milyondu. Bugün kulislerde federasyondaki seçimin ardından İtalya Milli Takımı için 7 milyon Euro isteyeceği konuşuluyor. Mancini, 2018-23 yılları arasında milli takımda yılda 4.5 milyon Euro kazandı. Al Saad'da geride kalan sezonda yıllık 10 milyon Euro alıyordu. Onun milli takım hocalığı için istediği rakam ise sadece 2 milyon Euro. Federasyon eğer Mancini ile anlaşırsa Conte için Avrupa'nın 5 büyük liginde şampiyonluk yarışı veren bir kulüpte koltuk yok gibi. Conte ya Guardiola gibi bir yıl köşesine çekilip dinlenecek ya da çift haneli rakamlara Fenerbahçe'ye ya da Arap Yarım Adası'nda bir kulübe 'evet' diyecek.

YÜZDE 45 DETAYI
Küme düşen Mallorco'dan valizini toplayan Vedat Muriqi'in Fenerbahçe'yi istediği ortada. Seçimi oyların yüzde 75'ini alarak kazanmasını beklediğim Aziz Yıldırım'ın ilk transferi Vedat olabilir. İspanyol kulübünün Vedat için 18 milyon Euro istediği günlerdir konuşuluyor. Rakamı yüksek bulanlar haklı da olabilirler ama bu bonserviste önemli bir detay var. Mallorca, Vedat'ı satacağı rakamın yüzde 45'ini onu aldığı Lazio'ya vermek zorunda. Ekonomik olarak zor durumda bulunan Lazio da kollarını açmış, Vedat'ın satışından gelecek parayı bekliyor. 18 eder ya da etmez ama bu yüzde 45 detayını unutmayın.

CANNAVARO'NUN SÜRPRİZ TAKIMI TÜRKİYE
20 yıl önce Berlin'de Dünya Kupası'nı kaldıran İtalyan Milli Takımı'nın kaptan Fabio Cannavaro, bu Dünya Kupası'nda Özbekistan'ın başında olacak. Vincenzo Montella ve Brezilya Milli Takımı'ndaki Carlo Ancelotti ile birlikte İtalyan Milli Takımı'nın olmadığı Dünya Kupası'nda görev yapma şansı yakalayan üç İtalyan teknik adamdan biri olan Fabio Cannavaro, önceki gün kendisine yöneltilen "Bu Dünya Kupası'nın sürprizi kim olur?" sorusuna şu yanıtı verdi: Türkiye… Cannavaro'ya Dünya Kupası'nda başarılar diliyorum. Verdiği yanıtın da sonuna kadar doğru çıkmasını temenni ediyorum.

4 geriden 7 ileriye

"Uzun bir koşuydu G.Saray'ınki. Hayır bu sezon değil, 30 yıl süren bir koşu! Avrupa'da yarı final oynadığında F.Bahçe'nin 4 şampiyonluk gerisindeydi bu kulüp. 92-93'te zirvede bitirdiğinde 9 şampiyonlukla 3. sıradaydı. F.Bahçe'nin 12, Beşiktaş'ın 10 şampiyonluğu vardı. UEFA'yı aldığı sezon 14-13 ile F.Bahçe'yi sollamış, iki sezon sonra da ezeli rakibinden daha zayıf bir kadroya sahip olmasına rağmen 3. yıldızı göğsüne takmıştı. Yine F.Bahçe kadrosu ağır basarken 2006'yı ve ardından 2008'i kazandıklarında şampiyonluk sayıları 17-17 eşitlenmişti. Bugün G.Saray 23-19 önde. Hayır, yukarıdaki şampiyonluk sayılarında bir yanlış yok sadece bu satırları bu köşede yazdığımda takvim yapraklarında 5 Haziran 2023 Pazartesi yazıyordu. 3 yıl geçmiş aradan ve Okan Buruk'un 4 şampiyonluğuyla bugün G.Saray, 26-19 önde… Arka arkaya 5 şampiyonluk kazanırken R.Madrid, bir Hollandalı altyapıyı yeniden inşa ediyordu Barcelona'da. Arka arkaya 4 şampiyonluğu kazandığında da koltuğa yeni oturmamıştı. Cruyff, İspanya'da tarih yazarken, Derwall benzer bir hikâyeyi İstanbul'da yazmıştı… Cruyff'un 4 şampiyonluğunda Guardiola varsa ve o Barça'yı zirveye taşıyan en iyi futbol oynatan teknik adam olduysa, Fatih Terim'in de Okan Buruk'u vardı 4 şampiyonluğunda. Bu ikilinin ellerinde 26 yıl önce yükselen UEFA'nın yıldönümünde G.Saray müzesine 12 lig şampiyonluğu kupası getiren Buruk sahada, Terim tribündeydi. Maç detaydı.

Hepsi 20’nin 6’nda…

Travmatik bir mağlubiyetin ardından kazanırsan şampiyon olacağın maça taraftarın önünde nasıl başlanması gerekiyorsa öyle başladı Galatasaray. Oyunun rengi ilk 5 dakikada belli oldu, Sara'nın yokluğunda İlkay'ın dikine oynayıp hat kırması gerekiyordu, imtina etti. Barış ve Sane çizgiye çıkmış, her top aldıklarında ikili baskı yiyorlardı. Osimhen'in canhıraş mücadelesi, düştüğü ofsaytlar, topa ilk dokunuşta heyecanına yenik düşmesi ve dışarı giden kafa vuruşları… Antalya ilk yarıda bir kere gelip golü bulduğunda elbette ki insanların aklına 31 yıl öncesi gelmiştir. Evinde Gaziantep, Samsun, Antalya'ya kaybeden Galatasaray ve kaçan şampiyonluk. Bu sezon da RAMS Park'ta Antep beraberliği, Samsun yenilgisi ve Antalya mı? Oyunun kaderini değiştiren adam Lang oldu. İlk golün ortasında ve şampiyonluğu getiren golde Osimhen'e verdiği zor pas… Uğurcan kalesinde top kurtarmadan iki gol yerken Antalyaspor'da biri kafa, biri şık frikik golü atan Soner'in kariyer maçı oynadığını söylemek lazım. Kaptan İcardi'nin iki kişinin arasından çıkıp Kaan'a attırdığı gol de "Aşkın Olayım"ın vedası mı, göreceğiz… Bu şampiyonluk mu zor geldi, Galatasaray mı kendi kendine zorlaştırdı, bunu tartışabiliriz ama tartışılmayacak olan Okan Buruk'un 4 şampiyonlukla lig tarihine damga vurmuş olması… Galatasaray yönetimi, Buruk ve ekibi, futbolcular ve Kemerburgaz'da emeği geçen herkese tebrikler… Galatasaray 26. kez şampiyon mu diyoruz yoksa Galatasaray'ın rakiplerinin hepsi 20'nin 6'nda mı!

Beşiktaş’ın iyi bir santrforu yok

Çeyrek finalde uzatmalara giden maçta Fenerbahçe'den 25 hücum yiyip, kalesini gole kapatıp tek golle yarı finale çıkan Konya'nın, ligde hem Galatasaray hem de Trabzonspor'a şampiyonluk yarışında çelme taktığını ve yendiğini hatırlayalım... Beşiktaş ligde rakibini iki maçta da devirmişti. Alanya'yı yenerken oynanan futbol Antep deplasmanında yarı finali düşünüp asları yedek bırakmak, iştahlı bir takım ama kanat organizasyonları olmayınca ilk yarıda 5 hücumda isabetli şut yokken sadece direkte patlayan bir top. Tabela değişmedikçe Konya canlı kalan bir takım. Oyundan hiç kopmadılar. Beşiktaş'ın kupaya veda ederken rakip kaleye 90 dakikada sadece bir isabetli şut çektiğinin altını çizelim. Orkun Kökçü'nün liderliği, pas kalitesi tartışılmaz ancak onun dağıttığı topları hercai bir şekilde harcayan takım arkadaşları var. Fenerbahçe'nin eksiği olan iyi bir santrfor Beşiktaş'ta da yok. İlhan Palut hem kariyeri açısından hem de Konya için çok önemli bir işe imza attı. Sergen Yalçın'ın penaltı golünün ardından yanındaki Serkan Reçber'le olan üzgün ama aynı zamanda panik dolu bakışları belki de bir yolun sonunu işaret ediyor. Avrupa Ligi bileti önemliydi. Beşiktaş camiasının hayallerini ve hedeflerini Konferans Kupası kesmez. Finalin Konya-Trabzon olmasını bekliyorum. Fatih Tekke'nin, Konya'nın Fenerbahçe ve Beşiktaş kupa maçlarını birden fazla izleyeceği kesin.

Samsun ders verdi

Derbinin ardından "Oyuncularımın şampiyon olmuş gibi kutlamalarından rahatsızım" diyen Okan Buruk'un RAMS Park'ta taraftara açık idmanın kutlamalara döneceği aşikarken kendisiyle çelişip bu proorganizasyona 'Evet' demesi ilginçti. Hiç de öyle rehavet kokan bir futbolla başlamadılar, istekli ve eve şampiyon dönelim görüntüsü vardı. Yunus'un orta yaptığı topun gol olması da oyunun bonusu. Sonra defolar çıktı. Torreira, Trabzon deplasmanının ilk yarısında da böyle kötüydü, adam kaçırdı, pas hatası yaptı ve kötü olduğu günde takımını hep bir ayağı çukurda bırakan Davinson da Uruguaylı orta sahaya eşlik etti. Osimhen de bir gereksiz feykle rakibin ilk golünün başlangıcını yaparken, verdiği geri pasla da Günay'ın atılmasına sebep oldu. İlk yarıda sadece 124 pas yapan ve yüzde 69 seviyesine inen, ikili mücadelelerde 22-17 geride olan Galatasaray, ikinci yarıda Samsunpor'a kendi silahıyla vuruldu: Ön alan presi… Thorsten Fink'in son 3 maçını kazanan takımı, "Mayıslar sizin olabilir ama burası da bizim evimiz" futbolu oynadı. 4 kez arka arkaya şampiyonluğu ilan için gidip kalesinde 4 gol görüp, puan farkının 4'e düştüğü akşamda sezonun 4. mağlubiyetini almak yeteri kadar ekşi… Uğurcan'ın sadece kurtarışlarıyla değil, oyun kurmadaki ayak maharetinin de arandığı bir akşamdı. Alınacak derslerden önce kazanmaları gereken bir Antalyaspor sınavı var. Sonrasına bakarlar.

Yüz milyonlarca insanı keyifle koltuklarından fırlatan tam 9 gol ve inanılmaz bir tempo: Futbolun cevabı

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından biri tarihçilerin karşısına geçip, "Bir İspanyol'un çalıştırdığı Fransız takımı, yardımcılığını bir İngiliz'in yaptığı, Belçikalı teknik adamın yönettiği Alman takımını yenerken Alman takımının gollerini atanlar arasında bir İngiliz ve bir Fransız vardı, maçı da İsviçreli hakem yönetti" deseydi, tarihçiler için makul olan tek gerçek, hakemin İsviçreli olması olurdu… Paris Saint- Germain ve Bayern Münih… Onlar birer yarış atı olsa Veliefendi tarihinden Yavuzhan ve Devir olurlardı..

Geçen sezon son maçta gruptan çıkabilen, finali kazanana kadar da rakiplerinin soluğunu ensesinde hissederken finişi gören "Yavuzhan" Paris Saint-Germain ve kum çim fark etmez çıktığı her yarışı bayrak ayna uzak ara bitirmeyi seven "Devir" Bayern Münih… Kağıt üzerinde PSG ve Bayern Münih, kadroları ve sezon boyunca oynadıkları futbolla finalin en kuvvetli adayıydı. Pandeminin insanoğlunun üzerine çöktüğü 2020 yazında Lizbon'daki 8'li finalin de iki finalistiydiler, o gün kazanan Bayern Münih olmuştu. O finalin rövanşını ertesi sezon Devler Ligi'nde deplasmanda 3-2 ile alan PSG, sonrasında 4 kez arka arkaya rakibine yenik düştü.

RAKAMLAR HER ŞEYİ ANLATIYOR
Bu sezon Bayern Münih grup aşamasında PSG'yi Parc de Princes'te mağlup etmişti. Önceki gün ise aynı yerde kazanan taraf Paris Saint- Germain'di. Yüz milyonlarca insanı ekran başında keyifle koltuklarından fırlatan 9 gol, inanılmaz bir tempo ve Münih'teki rövanşı iple çeken futbolseverler… İki takımın ceza sahası içinden 19 şut çektiği, iki kaleye 13 şutun isabet ettiği, toplamda sadece 18 faulün yapıldığı, rakip ceza sahalarında iki takımın 72 kez topla buluştuğu unutulmaz bir 90 dakika ve tabelada yazan skor: 5-4. "Futbol artık sıkıcı bir oyun" diyenlere, futbolun cevabı belki de bu… İzleyenler için bir şölen ama aynı zamanda bu futbolu oynatan teknik adamlar için de evet, kabus dolu bir 90 dakika ve ötesi.. Biri finale çıkacak ve rövanşın ardından belki PSG'liler, "Bayern'e evimizde 5 attık ama elendik" ya da Bayern Münihliler, "Paris'te 4 gol atmış takımız ama finale PSG çıktı" diyecek… Sahadakiler ne diyecek, bunu da 6 Mayıs Çarşamba gecesi öğreneceğiz…

AKIL DIŞI BİR SENARYO
"SAF futbol sanatı", "Yüzyılın maçı", "Çılgın gece", "Akıl dışı bir senaryo", "Hücum futbolunun klasik eseri"… Avrupa medyası 5-4 biten PSG-Bayern Münih maçının ardından bu coşkulu manşetlerle dün okuyucularıyla buluştu. La Gazzetta dello Sport, "Sıra dışı bir maç bekliyorduk ama bu kadarını değil" derken İngiliz The Sun, "Hayatınızda böyle bir maç izlediniz mi?" diye sordu. Daily Mail, "İki olağanüstü takım karşı karşıya gelirse ne olur? Anarşi" satırlarına yer verdi. Alman Die Welt, "Fazla taktik düşünmeden sadece oyunun güzelliği" yorumunu yaptı.

İmha sanatı!

Galatasaray için olmazsa olmazlar neydi? Şampiyonlar Ligi müziği çalmayacak ama Şampiyonlar Ligi havasıyla oyna. Puan farkı 4 ama puanlar eşitmiş gibi oyna. Öne geçersen maçın kalanını 0-0 gibi oyna… Hepsini yaptılar ilk 10 dakika hariç..
Talisca penaltıyı atsa başka bir maç izleyebilirdik elbette. Galatasaray için kritik oyun, orta sahada iki Fransız milliyi imha edecek enerjiydi. Tedesco, Talisca'yı orta sahanın 3. adamı yapıp ekmeğine yağ sürdü rakibin. İlk 45'te rakibini 135 pasta tutup, yüzde 74 isabete mahkum eden kırıcı oyunun hücum tarafında 24 kez ceza sahasında topla buluşan ve 12 hücum ile Fenerbahçe'yi sallayan bir Galatasaray vardı. Korner, serbest vuruşları kötü kullanıp taçtan gelen topla golü bulduklarında Fenerbahçe'nin isabetli şutu yoktu ve Talisca akan oyunda direğin dibinden giden şutuyla kader adamı oldu derken ikinci yarı Ederson çıktı sahneye.. 45-60 arası sıkıntılı Galatasaray bu kez farklı kafadaydı. Ederson, Rize maçında kalmış, atılmadı attırdı kendini. Penaltı ve 2-0 sonrasında rakibin fişini çekmiş Galatasaray farkı yakalayacak oyun yerine kontrol pası tercih etti. Son gol Ederson'u da aratan bir Mert hatası... Kerem ve Nene'yi sindiren oyun, rakibin orta sahasını imha etmek, Osimhen farkı ve Leroy Sane'nin klası Fenerbahçe'ye yetti. "Yapı" diyenlerin "santrfor" almadığı bir dünyada Don Kişot'lar daha çok yel değirmenlerine savaş açarlar... Okan Buruk, bu sezon "buruk" duran derbi karnesini net bir galibiyetle taçlandırdı, Galatasaray'ı temsil edemeyen sinmiş başkanı ve yönetimine rağmen...