CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Parmağını kısalttılar!

Beşiktaş, Sergen Yalçın ile şampiyonluk sevinci yaşadığında pandemi nedeniyle yıldızları Rachid Ghezzal'ı ekran başında izlemek zorunda kalan siyah-beyazlı taraftarlar, takımın asist makinesine bu sezon yaşadığı sakatlıklar nedeniyle hasret kaldılar. Bilginin olmadığı yerde spekülasyon çok olur. Cezayirli yıldız bir daha eski günlerine dönemeyecek mi? Futbol hayatı tehlikede mi? Ameliyatta sorun mu yaşadı? Sakatlığı kronik mi? Bu sorulara cevap aradım.

GHEZZAL'IN SAKATLIĞI NEYDİ?
30 yaşındaki oyuncunun ayak parmağında yaşadığı sakatlığın hikâyesi geçen sezona dayanıyor. Ayak ikinci parmağı normalden uzun olan Ghezzal'ı sıkıntıya sokan işte tam da bu farklı ayak yapısı. Uzun parmakta eklemlere binen yük ve kapsülün yırtılma tehlikesiyle yeni sezona giren yıldız oyuncu, 14 Ağustos'ta Alanya maçında sakatlandı. Ameliyat çareydi ama başlayan sezonda Ghezzal bıçak altına yatmak istemedi. 16 Ekim'de Trabzonspor maçında sahalara döndü ancak ağrıları yüzünden oyundan çıkmak zorunda kaldı.




AMELİYAT KARARI ALMAKTA GECİKTİ Mİ?
Juventus'taki Pogba örneğini hatırlayalım. Fransız yıldız, Dünya Kupası'nda forma giymek istediğinden geçici çözümlerle tedavi olmaya karar vermiş ve ameliyatı ertelemişti. İki ay kaybeden Pogba, sonunda ameliyat oldu, Dünya Kupası'na gidemedi ve çok değil şubat ayında ancak sahalara dönebildi ancak idmansızlık yüzünden sorun yaşıyor. Ghezzal da ağustos ayında bıçak altına yatabilirdi. Cezayirli yıldız, ABD'de ameliyat olduğunda takvimde 10 Kasım yazıyordu.

OPERASYONDA DOKTOR NE DEDİ?
ABD'de sporcu sağlığı konusunda uzman ve Amerikan futbolunda bu sorunu yaşayan futbolcuların operasyonlarını yapan Prof Dr. Ned Amendola, Ghezzal'ın normalden uzun olan ayak parmağını kısalttı ve kapsülü onardı. Bu operasyon, fonksiyon olarak oyuncuyu zorlayan ve kapsüllerin yırtılmasına sebep olan parmağın bir daha sorun çıkarmaması amacı taşıyordu.

GHEZZAL'IN YAŞADIĞI SAKATLIK KRONİK Mİ?
Ameliyatı ve sonrasında sorun yaşanmadı. Yaşadığı sıkıntı, sezon başında sıkı bir kamp dönemi geçiremeden sakatlanması ve ameliyat öncesi ve sonrasında 5 aya yakın idman yapmamış olması. Oynama isteğinin yanına oynama baskısı da eklenince hazır olmayan adaleleri, sıkıntı çıkardı. Başakşehir maçı öncesinde de yaşadığı sakatlık, kasık adalesinde ağrı ve yırtık yok.

NE ZAMAN TAMAMEN HAZIR HALE GELECEK?
Tecrübeli oyuncunun sezonun kalanında 90 dakikalık kondisyona çıkabilmesi zor. Beşiktaş'ın kalan maçlarında forma giymeye aday ama Ghezzal'ın asıl hedefi, yaz kampında güçlenerek özlenen oyununu taraftara izletebilmek olmalı.

***

ORTA SAHADA KAYBETTİN, ORTA SAHANLA KAZAN

Fenerbahçe, Sevilla'daki maçı ikinci yarıda orta sahayı vererek kaybetti. Jorge Jesus bundan mutlaka ders çıkarmıştır. Artı bir orta sahalı, tek forvet Valencia'lı 11, Sevilla'ya kâbus yaşatabilir

İspanya La Liga'da Şampiyonlar Ligi bileti denildiğinde Real Madrid, Barça ve Atletico Madrid'in ardından akla gelen ilk takım, UEFA Kupası ve Avrupa Ligi'ni son 17 yılda 6 kez kazanan Endülüs temsilcisi, İspanya'nın en ateşli taraftarlarına sahip zorlu bir stadyum olan Ramon Sanchez Pizjuan'da ev sahipliği yapan bir kulüp, son 20 yılın en başarılı sportif direktörü olan Monchi'nin futbol aklı olduğu bir yapı, Güney Amerika'da çok popüler olan farklı formasyonlarla akıl oyunları konusunda rakip teknik adamları şaşırtan bir hoca Jorge Sampaoli, Dünya Kupası kazanmış bekler, Rakitic, Lamela gibi yetenekler ve En Nesyri gibi üst düzey bir golcü. Sevilla bu tarifiyle korkutucu bir takımdı ama Fenerbahçe karşısında izlediğimiz İspanyol ekibinin gerçekleri başkaydı elbette.




DEFANS GÖBEĞİ ORİJİNAL DEĞİL
La Liga'da küme düştüğü 2000 yılından bu yana ilk kez kırmızı bölgenin sıcaklığını ensesinde hisseden, 12 deplasmanda sadece 2 kez kazanabilen, Şampiyonlar Ligi grubundan tek galibiyetle kendini çok sevdiği Avrupa Ligi'ne atan ve bu kupada farklı sözünü ispatlarcasına PSV'yi evinde 3 golle devirip, rövanşta 2-0 kaybedip uçurumun kenarından dönen Sevilla. Sezon içinde teknik adam değiştiren, stoperleri Kounde ve Diego Carlos'u 100 milyon Euro'ya satan ama yeni transferi Marcao'nun arka arkaya yaşadığı sakatlıklar ve 20 yaşındaki Nianzou'nun da Almeria maçında sakatlanmasıyla, Kadıköy'e yine orta sahalardan defans göbeği inşa etmek zorunda kalacak olan Sevilla.

3-6-1 DİZİLİŞİYLE GEÇİŞ OYNAYACAK
Ramon Sanchez Pizjuan'daki ilk maçta ön alan baskısını uzun zaman sonra çok iyi yapan ve bir İspanyol takımına karşı deplasmanda yakalayabileceğinden daha fazla pozisyon bulup bitiricilikte sınıfta kalan Fenerbahçe, iki golle cezalandırıldı. Peki özellikle ilk yarıda kötü futbol oynayan, plansız duran Sevilla, tur biletini cebine koydu mu? Kritik Almeria maçını kazanmış olmanın moraliyle İstanbul'a gelecekler, ligde cezalı olan Fernando ve Montiel de kadroda olacak ancak stoperde Marcao, Rekik'ten sonra Nianzou'nun da kadroda olması zor. Bu bölgede tek gerçek stoper Loic Bade. Sampaoli'nin 2-0'ın avantajıyla topu Fenerbahçe'ye bırakacağı ve üçlü defanstan vazgeçmediği 3-6-1 dizilişi bekliyorum. Geçiş oyununda dikkat edilmesi gereken isim, elbette öncelikle ara paslarını atacak olan Rakitic ve defans arkasına sarkacak olan En Nesyri.

VERİMSİZ İRFAN CAN YERİNE ARDA GÜLER
Deplasman golü avantajı artık yok. Fenerbahçe'nin, kalesinde bir gol de görse 3 gole ihtiyacı var. Jorge Jesus, Lincoln'ün yokluğunda büyük ihtimalle Ferdi'yi sol beke çekebilir. Verimsiz İrfan Can yerine Arda ya da Emre Mor ve ilk maçın kaderine etki eden King yerine de Batshuayi'ye şans tanımak daha iyi bir fikir gibi duruyor. Fenerbahçe, Sevilla'daki maçı ikinci yarıda orta sahayı vererek kaybetti. Jesus bundan mutlaka ders çıkarmıştır. Kadıköy'de 50 bin taraftar önünde belki de artı bir orta sahalı, tek forvet Valencia'lı 11, Sevilla'ya bu sezon çokça yaşadıkları kâbusların bir benzerini yaşatabilir.

İmajla değil emekle!

Avcı sonrası yardımcısı Orhan Ak'tan 11'de radikal bir değişiklik yapmasını beklemiyorduk elbette. Vasat sağ bek Larssen'in sol bek başladığı ve santrforsuz bol orta sahalı rakibi karşısında orta sahayı Doğucan ve Siopis'e emanet etmek de iyi fikir değildi. Maçın 77. dakikasına kadar olan bölümün bir fotoğrafı var: Ayağına çarpıp gol olan pozisyonun ardından geçen sezon şampiyon olan takımı liderin 22 puan gerisinde ve hocası gitmişken imaj kaygılı gol sevincinden vazgeçmeyen Yusuf Yazıcı -tek sorumlu olmasa da- bordo-mavili ekibin 77 dakikalık oyununun baş aktörü…
Adana Demirspor, Belhanda'nın anlamsız kırmızı kartıyla 10 kişi kaldığında Montella, 12 dakika daha bekledi ve ardından Yusuf Sarı ve bir diğer kanadı Akintola'yı oyundan alıp üçlü defansa döndü. Ev sahibinde Abdülkadir çabalıyor ama kimse ona ayak uydurmuyordu. Badou Ndiaye cezayı kesip devre 1-1 berabere bittiğinde rakibin 10 kişi kalmış olmasını avantaja çeviremeyen bir Trabzon vardı. Yusuf sahada yürüyor, Bardhi çelimsizlikten "beni kenara alın" diye bağırıyordu adeta… Gomez'i sağ kanatta oynatmak nasıl bir futbol aklının eseridir! Maçın ikinci fotoğrafı bir futbol emekçisine ait. Ağır sakatlığın ardından Visca önce kornerden asist yaptı, sonra da frikikten attığı nefis golle maçı kopardı. Adana Demirspor gibi bir rakibi 4 golle mağlup ettikten sonra bunları söyleyebilmek için maçı izlemek yeterliydi. Tarih ise skor tabelasını yazacak ve maçın hikâyesini unutacak. Bir soruyla bitireyim: Edin Visca'nın bir imaj danışmanı neden yok ki (!)

Kaliteli final!

Galatasaray, kim ayı ortasında Kayseri deplasmanında sezonun en kötü futbolunu oynayıp kaybettiğinde gerisinde bıraktığı takvimde 30 günde sadece bir maça çıkmıştı. Ne kadar idman yaparsan yap, maç temposu ve havası başkadır. Dün de özellikle ilk yarıda eksik ve dizilişten bağımsız pas tutmuş bir Okan Buruk takımı izledik. Mertens'in yokluğunda Mata bir opsiyon ama İspanyol erken pes edince Okan Buruk, Rashica'yı oyuna alıp üç kanat oyuncusunun Icardi'nin arkasına dizildiği bir oyunu tercih etti. Kanatların işlemediği, Adekugbe'nin hücuma desteğinin olmadığı ve pas kayıplarının bol olduğu ilk 45'te Oliveira da rakip kaleye her zamankinden uzak kalınca sarı-kırmızılı takımın şubat öncesinde oyununu taraftar arar oldu elbette. Selçuk İnan'ın iyi kapanan, alan parselleyen kadrosu rakibin bitiremediği hücumlarda etkili olamazken, sağ içte sıkışıp kalan Yunus'un yerine oyuna giren Zaniolo tabelayı değiştirmeye aday adamdı. Öyle de oldu. Galatasaray tempoyu yükseltti, oyunu bir 20 metre daha öne taşıdı ve İtalyan yıldızın klas son vuruşuyla tabelayı değiştirdi. Buruk'un öndeki dörtlüsü geriye dönmekten imtina edince erken gelen değişikliklerle kolay geçilen orta sahalarını yamamaya çalıştılar ama Barış Alper Yılmaz'ın oyun zekasından yoksun bencilliği önce iki net pozisyonu yedi bir de son saniye frikiği doğurdu. Mertens'in oyun aklını arayan G.Saray, yara almadan pası üzerinden attı. Okan Buruk, 11'de Kazımcan ve Zaniolo ile başlasa belki de bu kadar stres yapmazdı kenarda...

Avcı hiç çözemedi

Domino taşlarının ilki yıkılmaya görsün, peşi sıra bitmeyecek gibi duran bir yıkım izlersiniz. Trabzonspor'un Avrupa'ya vedası, liderle olan puan farkı, seçim dönemine girilmesi, Visca'nın dönüşünün uzaması, deprem felaketi yüzünden lige verilen ara, Bakasetas'ın dün yokluğu... Her biri bir diğerini deviren domino taşlarıydı Trabzon'da...
Hamsik -artık- yok, Bakasetas da sakat olunca oyun liderliğine soyunan Abdülkadir'in arkasındaki Doğucan ve Siopis'ten de hücum katkısı beklemeyeceğinize göre oyun Trezeguet'nin ayağına bakıyordu. Onun da erken sakatlığı Gomez'i kanat gibi kullanan Avcı'yı zora soktu. İlk yarıda 20 orta yapan ancak 2 isabet bulabilen Trabzonspor, 15 hücumda bir kez olsun yıkamadı Ümraniye kalesini.
Trabzonspor için "Atamayana atarlar" klişesi devreye girer korkusu vardı sahada. Öyle de oldu. Ümraniye, ceza sahası dışından şutta Uğurcan sektirince golü buldu. Avcı, Bardhi hamlesiyle ortayı iyice yumuşattı ama bordo-mavililer ilk yarıdaki oyunundan uzaktı. Kornerden Umut Nayir'in iki farkı getiren golü ve sonrası sahada bir panik havası... Avcı, değişikliklerle takımı yine geriye götürdü.
Trabzonspor, ligin son sırasındaki Ümraniye'den 2 yol yiyip taraftarı önünde 36 maçtır süren namağlup serisine de son verdi. Problem bir olsa, "Avcı çözer, çözmeli" dersiniz. Problemler iki elin parmakları kadarsa "Avcı bugüne kadar hep biriktirdi, çözemedi" derim...

Aslan yaralı bırakılmaz

Rashica'nın form grafiği onu banko yapmıyorsa -ki öyle- Okan Buruk'un geçen hafta iyi oynamış ve gol atmış Dubois yerine Emre tercihi santra noktasına gelirken yanlıştı. Geraldo, Galatasaray'ın sol kanadını ilk 15 dakikada perişan ettiğinde belki oyuncu değiştirilmez, ama en azından Emre'ye 'Hücuma çıkma ve Geraldo'ya yakın oyna' dersiniz..
Liderin, ligin son sırasındaki takıma ilk yarıda 5 net gol pozisyonu vermesi ve kalesinde iki gol görmesinde tek suçlu Emre değil elbette. Orta alanda kayıp oyunuyla Oliveira, etkisiz Rashica ve geriye kademeye gelmeyen Kerem de hatalıydı. Bitiremedikleri her hücum Ümraniye atağına dönüştü ve cepheden, kopya pozisyonlarda kalede Muslera sağlam durunca konuk ekip soyunma odasına önde ama bir uyarıyla gitti: "Aslan'ı vuruyorsan öldüreceksin, yaralı bırakırsan peşini bırakmaz."
Ara hafta maçında Ümraniye'nin oyundan düşeceği belliydi. 10 kişi kalmak ise harakiri... Okan Buruk doğru değişikliklerle paniği önledi. Bitik görünen Oliveira yerine Mata ve ceza sahasında iki stoperin kafasını karıştıracak ve İcardi'yi markajdan kurtaracak Gomis. Arjantinli "deli" beraberlik golünde Panenka penaltısını tercih ederken, galibiyeti getiren gol Beşiktaş derbisindeki golün dejavusuydu. Maçın adamları Galatasaray'da koca orta sahayı süpüren Torreira ve son zamanların en etkili kanat performansını ortaya koyan Geraldo. 11 seri galibiyet elbette mükemmel ama bu maç, Okan Buruk'un kalan haftalarda set hücumlarında bitirilmeyen atakların başlarına açabileceği sıkıntının röntgenini verdi. Teşhis varsa tedavi de vardır.

Aydınlığa çıktılar

Yönetiminin teknik direktörü için güven açıklaması yapacak kadar zordasın. Santra noktasına yürürken son şampiyonsun ama liderin 13 puan gerisindesin ve Alanya'da yenilen 5 golün ardından karşında sert bir rakip var: Başakşehir.. Tutunacağın dal nedir? Taraftarın tribünü doldurmuş ve onların önünde maç kaybetmemişsin, Abdullah Avcı da Hugo'nun yokluğunda doğru defans göbeğini kurmuş, verimsiz Larsen yerine Peres'i takıma monte etmiş ve Djaniny sağ kanatta başlamış…
İştahlı oyun, önde baskı ve tribün desteğiyle travmayı atlamış bir görüntüdeydi Trabzonspor ilk yarıda. İlk golü bulmak da mühimdi. Dün kalecilerin hata günüydü. Alperen ve Mert'ten sonra Volkan da bireysel hata zincirine eklendi.
İlk yarı 7 hücum geliştiren Avcı'nın takımının, ikinci yarıda skoru korumak için çekileceği belliydi. Başakşehir çok pasın büyük bir kısmını ziyan eden bir takım, oyunu dikine oynamadığınız hızlı oyuncunuz olmadığı sürece tek opsiyonlu bir taktiğiniz olur. Avcı oyunu sahasında kabul etti, Belözoğlu'nun takımı yüzde 67 topa sahip oldu ama ikinci 45'te 12 hücumda sadece 2 topu çerçeveye isabet ettirebildiler.
Trabzonspor adına 'tamam ya da devam' maçıydı. İkinci yarıdaki oyunla hayal kurdurtmak mümkün değil ama önlerindeki fikstürden 4 maçlık bir galibiyet serisi çıkartabilirler. Belözoğlu gergin ve bu da oyunu okumasına engel oluyor, dün 83. dakikaya kadar değişiklik yapmadıysa ya kulübeye güvenmiyor ya da unutuyor.

Ayaklarını uzattı rakipleri izliyor!

Eylül 1996'ydı. 23 yaşındaki Okan Buruk 46'da oyuna girdiğinde derbide Fenerbahçe deplasmanda 3-0 öndeydi. 4-0'lık yenilginin ardından ertesi hafta onu ve Terim'in öğrencilerini İnönü Stadı'nda Sarıyer deplasmanında 40 bin Galatasaraylı bekliyordu. O maç Galatasaray tarihini değiştirdi... Hayatta zorun cefası da kolayın sefası da var. 27 yıl sonra hikâyenin başı güzeldi, dün Nef Stadı'nda gelen 43 bin Galatasaray taraftarı, 49 yaşındaki Okan Buruk yönetimindeki takımlarına derbi zaferi sonrasında şükranlarını sunarak başladılar maça. Oyuncular da bu coşkuya aynı karşılığı verince ilk yarıda rakip ceza sahasında 41 kez buluşan bir takım izledik. Volkan Demirel'in geriden pasla çıkmaya çalışan takıma ön alanda pres ve topu kaptığında pas oyunu, ilk golü 9. dakikada getirdi. Galatasaray orta sahasında Torreira pire gibi, kanatlardan iki bek sürekli bindiriyordu. Evinde bu sezon hiç iki farklı kazanmayan takım, devrenin uzatma dakikaları başladığında tek farklı öndeydi ve aksayan tek adam vardı Mata...
Mertens yokken Mata'yı, İcardi sahadayken yanında Gomis'i kullanabildiğiniz bir kadronuz varsa her şey mümkün bu oyunda. "Aksayan" Mata iki dakikada iki golle devre bitmeden rakibinin fişini çekti. İcardi'nin üç golde de yüzlerce olasılığı saliselerle belirlediği futbolculuğu da cabası...
4 değişiklikle gevşeyen oyun. Gomis'in golü... Galatasaray, puan farkını 7'ye çıkartıp takipçilerini, liderlik koltuğunda ayaklarını uzatıp izleyecek hale geldiyse peşindekilerin telaşı büyük olur.

Geriye ne kaldı!

Gareth Bale'in Southampton'tan Tottenham'a geldiği sezonda güçlü fiziği ve süratiyle sol bekteki performansını sadece 1 maçını izleyenler bile hatırlar... Bale, 10 sene önce Premier Lig'de fırtına gibi esen ve hocası Redknapp'ın ona verdiği yeni pozisyonda hücumda, kanatta, forvet arkasında Londra kulübünün her şeyi olmayı başarmıştı. Neredeyse attığı kornere kafa vuracak kadar saha içinde etkili ve ölü yaprak vuruşu stili frikikleriyle Ada'yı sallayan bir yıldızdı. Bu seviyeye ulaştığınızda Real Madrid kapınızı çalar… İspanyol kulübü ona 100 milyon Euro para ödedi. Ronaldo'nun solda, Benzema'nın merkezde, Bale'in ise sağ kanatta görev yaptığı 'BBC'nin karşısında Barcelona'da Messi-Neymar-Suaraz 'MNS' vardı. 2014'te Şampiyonlar Ligi finalinde Atletico Madrid'i devirirken, sahanın yıldızlarındandı. Sadece bir pozisyonunu anlat derseniz; bugün Trabzonspor forması giyen Bartra'yı yarı sahadan taç çizgisi dışına taşarak attığı deparla geçişi ve bitirişiyle anlatabilirim. O günler Bale için güzel günlerdi. Kariyerinin başında da diz sakatlığı yaşamıştı. Bale son yıllarda 'Kristal Adam' denilince ilk akla gelen isim oldu. Artık günlerini Real Madrid idmanında değil revirde ve Madrid'de golf sahasında geçiriyordu. İspanyol devinde 5 Şampiyonlar Ligi, 3 de La Liga şampiyonluğu yaşadı. 33 yaşında futbolu bıraktı... Bu devirde elbette çok erken kabul ediliyor. Ama aslına bakarsanız, Bale futbolu 30'unda bıraktı… Bizimle aynı grupta oldukları EURO 2020'nin ardından Galler 64 yıl sonra Katar'da Dünya Kupası'na Bale liderliğinde gitti. Milli takım için de misyonunu tamamladıktan sonra geriye ne kaldı ki…


KULÜP KARİYERİ
495 MAÇ
180 GOL
107 ASIST

GALLER MİLLİ TAKIMI'YLA
111 MAÇ
40 GOL

Unutulmaz!

Dakika 79'du... Arjantin ilk yarıyı 2-0 önde kapatmış, Fransa rakip kaleye bir tek şut bile atamamış, tribünler "Oley" çekiyor ve son düdüğü iple çekiyorlardı. O dakika maçın sonu olsa herkes bu finali, Messi'nin Dünya Kupası kazandığı final olarak hatırlayacak, geriye de pek fazla hatıra kalmayacaktı. Futbol güzel ve akıllara ziyan bir oyun. Ne maç öncesinde Di Maria oynamaz, üçlü defans çıkarız diye kendi ülkesi dahil dünya medyasına "haber" veren Arjantin'i, ne Didier Dechamps'ın stoperden sağ bek ve Dembele sevdasını, yaptığı erken oyuncu değişikliklerini ya da turnuvadaki en iyi adamı Mbappe'yi anlatmanın bir manası yok. Çünkü Angel Di Maria'nın getirdiği, Arjantin'de herkesin 79 dakika topu yediği maç Mbappe'nin bir dakika içinde attığı iki golle tarihin en iyi Dünya Kupası finali olmayı hayal ettiği maç uzatmalarda evet tarihin en iyisi olmayı başardı.

KUSURSUZ ORGANİZASYON
Ne kadar tutkulu seversen biten aşkın acısı da o kadar büyük olur. Arjantin tutkulu adamların ülkesi. Dün Hollanda maçında olduğu gibi Fransa karşısında da önce 2-2'ye, ardından 3-3'e yakalandılar ama bu kupa en çok Messi'ye yakışıyordu, öyle de oldu. Önceki gün bu sayfaların manşeti "Messi dün, Mbappe yarının oyunu" idi. İkisi de baş aktörlüğün hakkını sonuna kadar verdiler ama kabul edelim birinin yaş haddinden dolayı acelesi vardı dans için: Messi, "Son Tango"sunda büyük dans etti, Paris'te değil Doha'da… Tarihin en çok gol atılan, en unutulmaz finaline sahip olan ve Arjantin'in 36 yıl sonra hasretini dindirdiği mükemmel bir Dünya Kupası izledik. Katar tüm ön yargılı eleştirilere rağmen kusursuz bir organizasyona imza attı.

Messi dün Mbappe yarın

Yarın dev finalde 52 futbolcu, iki teknik adam ve yardımcıları olacak ama milyarlarca insanın nefesini tutup beklediği elbette ki Messi ve Mbappe'nin düellosu... Onlar PSG'den takım arkadaşı ama gerçekten arkadaşlar mı? Değiller ve olmak zorunda da değiller. Messi 1.5 yıl önce Paris'e adım attığında "Messi yürüyecekse ben daha çok koşmaya hazırım" diyen Mbappe ve Fransız yıldızın Real Madrid'e gitmek yerine PSG ile kontratını uzatması sonrasında "Onun takımda kalmasına çok sevindim" diyen Messi... Penaltıları kim atacak polemiği dışında PSG'de sahada problem yaşamadılar ama yeni kontratıyla dünyanın en çok kazanan futbolcusu olan Mbappe'nin kendisinden 11 yaş büyük Messi'ye büyük saygı duyduğu ancak tesisler dışında görüşmedikleri de bir gerçek.

DIŞARIDA BİR ARAYA GELMEZLER
PSG'de Messi'ye kucak açan vatandaşları Di Maria ve Paredes artık Juventus forması giyiyor. Arjantinli yıldıza en yakın isimler bu sezon Verratti ile Neymar. Mbappe'nin grubu ise Sergio Ramos, Hakimi ve Navas'tan oluşuyor. Messi'nin sosyal hayatının olmaması ve aralarındaki 11 yaş fark da ikilinin kulübün organizasyonları dışında bir yerde bir araya gelmelerine engel… Messi futbolda dün, Mbappe ise bu oyunun yarını… Dün ve yarın, karşı karşıya gelecek Doha'da. Zamanı ne geriye ne de ileriye sarabiliriz bu hayatta. O yüzden anı yaşayalım… Final yarın 18.00'de başlayacak, belki 90, belki 120 dakika, belki de penaltılar...

RÖVANŞI ALACAK MI?
2018 Dünya Kupası'nda son 16 maçında ilk kez karşı karşıya gelen Mbappe ve Messi'nin düellosunda kazanan 4-3 ile Fransız yıldız olmuş ve Mbappe fileleri iki kez havalandırmıştı. 2021'de Şampiyonlar Ligi'nde ise Camp Nou'da Barcelona, Messi'nin penaltısıyla öne geçmiş ancak PSG, Mbappe'nin 3 gol attığı maçta Katalan ekibini 4-1 mağlup etmişti. 1-1 berabere sonuçlanan rövanşta da goller Mbappe ve Messi'nin penaltı vuruşundan gelmişti.



10'LARIN SAVAŞI
LİONEL MESSİ

35 yaşındaki Arjantinli süper star, milli takım formasını toplamda 171 kez giydi, 96 gol attı, 55 asist yaptı. Bir Olimpiyat, 1 Copa America ve 1 U20 Dünya Şampiyonluğu var. Barcelona ve PSG'de toplam 831 maçta 695 gol attı, 297 asist yaptı. Kulüp kariyerinde 37 kupa kazandı. Messi'ye PSG bonservis ödemediğinden Arjantinli, kariyeri boyunca bir 'fiyat'a sahip olamadı. PSG'den 3 yıllık kontratından 110 milyon Euro kazanıyor ve sponsorluk gelirleri 56 milyon Euro. 7 kez Altın Top ödünü kazanan Messi, 6 kez de Avrupa Gol Kralı oldu. 5 Dünya Kupası'nda 25 kez forma giyerken, 11 gol attı. 17 maç kazandı, 3 maçı berabere biterken 5 müsabakada sahadan mağlup ayrıldı. 4'ü Katar'da 10 kez maçın en iyisi (MVP) seçildi.

KYLİAN MBAPPE
23 yaşındaki Fransız yıldız, milli takım formasını 53 kez giydi, 24 gol attı ve 20 asist yaptı. Bir Dünya Kupası, 1 Avrupa Uluslar Ligi ve bir de Avrupa U19 şampiyonluğu var. Monaco ve PSG'de toplam 297 maça çıktı; 217 gol attı, 109 asist yaptı. Kulüp kariyerinde 13 kupa kazandı. PSG, bonservisi için Monaco'ya 180 milyon Euro ödedi. PSG'den aldığı 3 yıllık yeni kontratta kazanç hanesinde 282 milyon Euro yazıyor, sponsorluk geliri ise 33 milyon Euro. Mbappe'nin bireysel ödülü yok. 2 Dünya Kupası'nda 13 maçta forma giyerken 9 gol attı. 11 galibiyet, bir beraberlik ve bir yenilgi yaşadı. 3'ü Katar'da toplam 4 kez maçın en iyisi seçildi.

EN ÇOK A.MADRİD VE BAYERN MÜNİH!
Finalde en fazla temsil edilen kulüpler 4'er oyuncuyla Atletico Madrid ve Bayern Münih... Juventus, Sevilla ve Real Madrid'den ise 3'er isim final heyecanını yaşayacak. Dünya Kupası'na en çok oyuncu gönderen kulüp olan Barcelona'dan finale kalan futbolcu sayısı 2 (Dembele ve Kounde).

KAZANDIRAN FORMA İLE OYNAYACAKLAR
1978 ve 1986 Dünya Kupaları'nı klasik çubuklu mavi-beyaz formasıyla kazanan Arjantin, alternatif formasıyla 1990 ve 2014'ü finalde kaybetmişti. Arjantin yarın sahaya klasik mavi-beyaz formasıyla çıkacak.

FRANSA'DA BÜYÜK SALGIN
Final öncesi Fransa hastalığa yakalandı. Fas ile oynanan yarı final maçında Rabiot, Upemecano ve Coman'dan faydalanamayan Horozlar'da bu isimlere Varane ve Konate'nin de eklendiği bildirildi. Deschamps hastalığı yayılmasını durdurmak amacıyla sosyal mesafe önlemlerini uygulamaya koydu.

KARABORSADA BİLET 300 BİN TL
Dünya Kupası'nın final biletleri karaborsada dün 6-7 bin Euro'dan satılırken bu rakamın maç günü 15 bin Euro'yu (yaklaşık 300 bin TL) bulması bekleniyor. Arjantin'den son dakika finale gelmek için uçak bileti alanların ödediği rakam ise 6200 Euro.

TECRÜBE KONUŞACAK
Dünya Kupası'nı 2018'de kazanan Fransız Milli Takımı'ndan 10 futbolcu (Lloris, Mandanda, Areola, Varane, Lucas, Pavard, Giroud, Dembele, Griezmann ve Mbappe) Rusya'dan sonra Katar'da kadroda yer alırken, 4 yıl önce Fransa'nın kupa dışına ittiği Arjantin'den 7 futbolcu (Armani, Tagliafico, Otamendi, Acuna, Dybala, Messi, Di Maria) finalde boy gösterecek.

ARJANTİN EV SAHİBİ...
Yarın finalde tribünlerde en az 30 bin Arjantinlinin olacağı kesin. Yarı finalde 50 bin Fas taraftarına karşı mücadele eden Fransızlar Doha'da da azınlıkta kalacak. Dev maça beklenen Fransız taraftar sayısı 6 bin civarında.

SADECE ARMANİ!
Fransa'da 6 futbolcu (Mbappe, Guendouzi, Veretout, Mandanda, Disasi ve Fofana) kendi liginde forma giyerken, Arjantin'in 26 kişilik kadrosunda ülkesinde ter döken tek isim 36 yaşındaki yedek kaleci Franco Armani.