CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Güneş’in tecrübesi

Sezonun ilk yarısındaki Antalyaspor maçı, Beşiktaş'ın yarıştaki iddiasını sadece skoruyla değil takvimiyle de etkilemişti. Galatasaray derbisindeki kaybın ardından Dünya Kupası arası öncesi Şenol Güneş'in takımı, Antalya maçı ertelenince üstüne bir de uzun ara dönüşü Gaziantep ile 1-1 berabere kaldığında seri galibiyetlerle yürüyen Galatasaray, farkı büyütmüştü.
Deprem felaketi nedeniyle bir kez daha ertelendi Antalya maçı ve sonunda Kartal'ın 3 haftada 2 puan alabildiği serinin bir parçası oldu Şubat ayının sonunda. O maçta devre arası transferler forma giymemişti ama çok değil iki ay sonra farkı belirleyen de bir zamanlar eski, bugünün yenisi Aboubakar oldu.
Salih'in yokluğunda Maxim yeterli katkı vermeyince Beşiktaş ilk yarıda topla yüzde 70 ile oynarken, ilk yarım saatte rakip ceza sahasında bir kez topla buluşmuş, Ömer Toprak'ın golüyle geri düşmüş, Gedson tek başına çabalarken Cenk sahada vardı ama yoktu…
Şenol Güneş devre arasında aldı eline neşteri. Sakatlar yüzünden daralan kadrosundan Onur sağ açığa alınırken, Redmond forvet arkasına geçti ve Beşiktaş oyunu aldı. Nuri Şahin'in Güneş'in tecrübesi karşısında ikinci yarıda oyunu okuyamadığını, yorgun ayaklarını almakta geciktiğini not düşmek lazım. Kornerden asisti yapan Masuaku'nun kendi altı pasında girdiği kademe, maçın kader anı. Sonrasında oyuna hükmeden Beşiktaş'ın, Cenk ile karambolden bulduğu gol ve Aboubakar'ın maçı bitiren klas vuruşu. Kadıköy'de 10 kişi kaldığında Şenol Güneş, Cenk'i oyunda tutmuş ve onun golleriyle galibiyete koşmuştu. Dün belki fazla opsiyonu da yoktu ama ilk 70 dakikada oyunuyla Cenk'i sahada tutan tek hoca Şenol Güneş olabilir. Karşılıklı güven ve gelen 3 puan.

Zengin Kuzeye tokat!

Napoli'nin 33 yıl sonra gelen şampiyonluğunun değerini biraz olsun anlayabilmek için belki de 5 sezon öncesine dönmek lazım. Kadrosunda Mertens, İnsigne, Jorginho, Hamsik, Koulibaly gibi yıldızları olan Napoli, 91 puan toplamış ama Juventus şampiyonluğu 95 puanla kucaklamıştı.



O gün takımın teknik direktörü olan bugün Lazio'da görev yapan Sarri, "Ben bu takımı 60 puanlardan aldım. 90'ın üzerine çıkardım ama yine yetmedi" diyerek İngiltere yolculuğuna çıkmıştı. İtalyan hoca doğru söylüyordu. Juventus seri şampiyonluklarla Serie A'yı kavururken Milano ve Roma şehri kulüpleri kafalarını kaldıramıyor, isyan Napoli'den geliyordu. Juventus o dönemde Napoli'ye geçilmemek için rakibinin santrforu Higuain'e 94 milyon Euro ödemişti. Şimdi biraz filmi ileriye, sezon başına saralım…




YILDIZLAR BİR BİR DAĞILDI
Napoli'nin başında, hiç şampiyonluk yaşamamış ama her zaman oynattığı pozitif futbolla büyük saygı görmüş Luciano Spalletti… Kulüp tarihinin en golcü ismi Mertens Galatasaray'ın, İtalya Milli Takımı'nın ele avuca sığmaz forveti İnsigne MLS'in, Fabian Ruiz PSG'nin ve belki de hepsinden önemlisi Serie A'nın en iyi stoperi kabul edilen Koulibaly Chelsea'nin yolunu tutmuş. Son şampiyon Milan, iki yıldır şampiyonluğa hasret Juventus ve ezeli rakibinden unvanı almaya çalışan İnter varken bu kadar güç kaybetmiş Napoli'yi kimse ilk 2'de bile görmüyordu İtalya'da.





GELEN GİDENİ ARATMADI
HAYAT devam ediyor elbette. Gidenlerin yerine gelenlerin hayal kırıklığı yaratması halinde Napoli burada olamazdı. Kim Min-jae, Koulibaly'nin boşluğunu doldurup fazlasını bile yaptı. Geçen sezon sakatlıklar yüzünden hayal kırıklığı yaratan Osimhen, ligin en iyi santrforu olmayı başarırken, 10 milyon Euro'ya alınan Kvaratskhelia, piyasa değeri kendisinden 225 futbolcunun daha değerli olduğu Serie A'yı kasıp kavurdu. Napoli bütün tahminleri çöpe attı. Bu yarışta kimse onlardan uzak ara fark yapmasını beklemiyordu. Özellikle Osimhen- Kvaratskhelia ikilisi içeride, dışarıda rakipleri paramparça etti. Öyle ki Şampiyonlar Ligi'nde bile sezonun en iyi futbolunu oynayan takımlar İstanbul'da karşılaşsın isteyenler, finalin adını Manchester City- Napoli'ye yakıştırıyordu.




AKILALMAZ BİR TUTKU
İtalya'daki futbol rekabetinde kuzeyin zengin iki şehri Milano ve Torino'nun karşısına, 'yoksul ve köylü' kabul edilen Napoli'nin başkaldırışı, futbol tarihinde mükemmel olmayan adamların en mükemmeli olan Maradona'nın hayata vedası ve stadyuma isminin verildiği sezonda gelen bu şampiyonluk, elbette şehri sabaha kadar uyutmadı. Birkaç gün daha uyumayacakları kesin. Ünlü İtalyan yönetmen, Napoli taraftarı Sorrentino'nun filmlerine konu olan, İtalya'nın kült dizilerinde sürekli olarak vurgulanan Napoli tutkusu, bu şampiyonlukla çok daha anlamlı bir yere oturdu. İtalya'nın en ünlü film prodüktörü olan Aurelio De Laurentiis'in sahibi olduğu Napoli'nin kazandığı başarı, bir aşk hikâyesi gibi… Trabzonspor 38 yıl beklemişti, Napoli 33... Kim kimi bu hayatta 33 ya da 38 sene geleceğini bilmeden bekler ki! Akıllara ziyan futbol tutkusunun tarifi de bu işte.

Şenol Güneş’ten futbol dersi

Okan Buruk daha ilk 5 dakikada tuzağa düştüğünü anlamalıydı. Şenol Güneş hatların arasını kısa tutmuş, ön alan baskısını minimum yapıp bekleyen taraf olmayı tercih etmişti, Başakşehir ve Fenerbahçe deplasmanlarında 10 golü bu oyunla atmamıştı Galatasaray. Orta saha dengesini Beşiktaş kalesinde golü gördükten sonra lehine çevirdi. Amir, Salih ve Gedson üçlüsü rakip orta sahaya üstünlük kurduğunda Galatasaray iki kanadında Adekugbe haricinde ayakta durmaya çalışıyor, Torreira iki kişilik çarpışıyordu.
Aralarında 35 cm olan Torreira ile Colley'yi duran toplarda eşleştirmek nedir, bunu Okan Buruk bilir. Beşiktaş beraberlik golü sonrası çimleri ezen ve derbiyi esaslı oynayan aktör konumuna geçti. Tek hücum tek golle gittiği soyunma odasından Okan Buruk yine Mertens, Sergio ikilisiyle dönünce işin rengi belli oldu. Aboubakar'ın iki kafası, Cenk'in plasesi derken bir Muslera klasiği ve uyuyan Sergio'nun kaptırdığı top ile gelen ikinci gol.
Şenol Güneş, Kadıköy'den sonra dün gece de hocalık dersi verdi rakibine. Okan Buruk da 2-1 sonrası Dubois'ten medet umduğundan (!) jokeri Barış Alper Yılmaz'ı aldı oyuna. Gedson tek baş-ı na Galatasaray orta sahasını sürklase ederken Kartal sonuna kadar hak ettiği 3 puanı 3 golle aldı. Okan Buruk sınıfta kaldı ve son düdükle peşinden koştuğu Şenol Güneş'i tebrik etti. Futbol gemiyi limana yanaştıran kaptanların hikâyesidir, Buruk dikkat etsin, sezon sonunda gemiyi açık denizde batırırsa fırtına hikâyelerini dinleyecek bir kişi bile bulamaz.

Kartal yorulmadı

Trabzon'dan golsüz beraberlikle döndüğünde liderle arasındaki puan farkı 10 olan Beşiktaş için kalan haftalar ikincilik kadar 'arma ve forma için oyna' havası veriyordu. Beşiktaş'ın tesislerden kalkan takım otobüsünün Ümraniye Stadı'na varması 15 dakika, 5 km'lik bir yol. Karşınızdaki takımın bir tribün kültürü ve baskısı yoksa üstüne bir de kötü gidişe son vermek için teknik adam değişikliğine gitmiş olması 'laf olsun' ise bunun adına deplasman denilmez
Ara haftayı maç yapmadan geçen Beşiktaş, kazanacağına inandığı ve bildiği bir maçı tempoyu yükseltmeden kazandı. Onur'un sağlık problemi nedeniyle kadroda olmadığı, Rosier'in 11'e döndüğü, cezalı Amir ve sakat Cenk'in dönüşüyle ideal 11'ini gördük Şenol Güneş'in. İlk yarıda ev sahibi ekip tek tehlike yaratıp soyunma odasına giderken Beşiktaş, Cenk'in asisti Redmond'un vuruşuyla golü bulmuş ama hücum hattındaki ekstra top kayıpları ve düşük tempoyla sıkıcı bir ilk yarının ortağı olmuştu.
Ümraniye'nin bu bütçe ve kadroyla Süper Lig'de işi ilk haftadan zordu. İlginçtir ilk hafta Kadıköy'de 3-3 berabere kalmışlar, en iyi futbollarını da ilk yarısında 2 gol attıkları Galatasaray deplasmanında oynamışlardı. Aboubakar'ın sazı eline aldığı solo golüyle de ev sahibinin fişi çekildi. Haftaya derbi var ve evinde ne böyle bir Beşiktaş göreceğiz; ne de karşısında Ümraniye gibi bir takım olacak. Aynı şehrin iki takımının maçı derbi ise dün de derbiydi. Sizi Beşiktaş- Galatasaray derbisine alalım, adının hakkını verecek bir 90 dakika bekliyor hepimizi.

Jesus topuyla tüfeğiyle!

Ligin ilk yarısında Başakşehir, Kadıköy'de kaleye tek isabetli şut atmış ve tek golle kaybetmiş, tek isabetli şutla ise Beşiktaş'ı deplasmanda devirip Galatasaray'dan evinde kalesinde 7 gol görmüştü. Emre Belözoğlu'nun takımı ikinci yarıda Beşiktaş mağlubiyetinin ardından Fenerbahçe'ye de önde olduğu maçı kaybederken, Jorge Jesus ise havlu atacağı yarışta umutlarını gelecek haftalara taşıdı.
Fenerbahçe'de geçen maçın iyisi Alioski neden yedekti ve Oosterwolde'den beklenti neydi bilinmez ama Serdar Aziz'den hiçbir artısı olmayan Samet'in kafası dönük attığı geri pasıyla ev sahibi öne geçtiğinde aslında rakip kaleye gitmeye mecali olmayan bir takım fotoğrafı veriyorlardı. Jesus, ilk yarıda isabetli şut atamayan 11'inden 3 ismi soyunma odasında bıraktı. Öndeki dörtlü Valencia, İrfan Can, Arda ve Rossi'nin hareketli ama ezberi olmayan oyunundan "bir" diziliş çıkartabilmek mümkün değildi. Cezalı Emre Belözoğlu tribünde sahaya uzak kalmış olmalı ki, oyunu okuyamadı. Takımında 25 dakikada 4 oyuncu sarı kart görmüş, Touba 3 dakika arayla iki kartla oyundan atılmıştı. Mahmut'u stopere çektikten sonra çöken orta saha yerine oyuna kırmızıdan 10 dakika sonra forvet Januzaj girdi. Berkay sahaya adımını attığında dakika 85'ti. Topuyla tüfeğiyle elinde olan ne varsa sahaya sürmüş Jesus, sezon boyunca hiç katkı vermemiş Pedro'nun iki karambol golüyle 3 puanı alıp evine döndü. İlk yarıda 4 hücum yapabilen rakibinden ikinci yarıda 16 hücum yiyen Başakşehir'in ise ligde kepenk indirdiği ortada.

Otobüsün camı yerinde değildi!

Galatasaray'ın 14 maçlık serisinin son bulduğu Konyaspor maçına ev sahibi 9 maçtır kazanamayan bir takım hüviyetiyle çıkmıştı. O gün kadroda derin rotasyon yapan ve oyuna da yanlış müdahale eden Okan Buruk, elbette ki bundan ders çıkartabilecek tecrübede bir teknik adam. Ligin son virajında ara hafta olmasına rağmen ideal 11'ini bozmadı. Giresun, Adana, Trabzon ve Kayseri ilk yarıda puan kaybı yaşanan maçlardı. Alanya da o serinin sonuncusu. Açık hesabı kapatmak için sahaya çıkan Galatasaray, beklenildiği gibi karşısında otobüs çekmiş bir Ersun Yanal buldu. Yalnız bir sorun vardı, Alanya 50+ ile ligin en çok gol yiyen takımlarından biriydi yani otobüsün camları yerinde değildi. Açık camdan ilk golü Abdülkerim kafayla buldu. Yarı sahayı geçmemiş Alanya'ya penaltıyı Boey hediye etti, gereksizdi. Penaltı sonrası oyun ritmini yükseltmeleri gerekiyordu ama kalabalık savunma karşısında garanti pasa oynadılar. Mertens ve Rashica iki final pasında hatayla oynuyorlar, orta sahayı tek başına idare eden Torreira, rakibe geçit vermiyordu. Mertensİcardi A.Ş. ile 2-1 soyunma odasına gidip dönüşte İcardi'nin ikinci 45'teki yokluğunda Mertens'in erken golüyle de Alanya'nın fişini çektiler. Alanya'nın geçmişteki omurgasını hatırlarsanız bu takımın ne hale geldiğini ve Ersun Yanal'ın da "Bu takımın başında bir teknik adam olmalı" denilerek geldiğini anlarsınız. Adekugbe'nin, Alphonso Davies modunu açtığı, "G.Saray, Alanya'da takılır" hayallerinin "Galatasaray şampiyonluğa yürüyor" gerçeğiyle yüzleştiği ya da tokatlandığı bir 90 dakika izledik. Takipçileri elbette Galatasaray'ın rakiplerinden medet umuyorlar ama Murathan Mungan da bir şiirinde diyor ki: "Sen de yazgını hep başkalarının ıstakasının insafına bırakıyorsun."

Açık hesapları kapatıyor...

Sezonun ilk yarısında önce milli ara, ardından Adana'da beraberlik ve bay hafta sonrasında 1 ayda bir maça çıkmış Galatasaray, Kayseri'de sezonun en kötü futbolunu oynamış ve 2-1 kaybetmişti. O güne kadar kalesinde 6 gol gören Okan Buruk'un takımı, üzerinden yarım sezonun geçtiği dönemde sadece 13 gol yiyerek ve Konya kazası dışında fire vermeden dün akşama geldi.
Çağdaş Atan, ligde 3 maç kazanıp ikisi arasında kupanın Avrupa'ya en kısa yol olduğunu unutup, ligde 4-5-6- 7'nci olmanın kendine prestij getireceğine inanıyordu galiba… Galatasaray'ı gözüne kestirmişti ki ön alan baskısında defansını da çıkartıp ilk 10 dakika kendi de iyi çıkıp "sert rakip" portresi çizdi. Galatasaray'ın, Başakşehir ve Fenerbahçe deplasmanlarında farklı kazanırken geçiş oyununda nasıl bitirici olduğunu unutmuş olabilir, İcardi ve Rashica'nın baskın golleriyle 2-0 geriye düştüğünde ise acı gerçekle yüzleşti. Galatasaray, ligin ilk yarısındaki açık adisyonları kapatarak yürüyor. Deplasmanda berabere kaldığı Trabzonspor ve Adana Demirspor'u devirip hesap kapatan Okan Buruk'un, Kayseri ile olan açık hesabı da yeteri kadar motivasyon kaynağıydı. İlk yarıda 15 hücum girişimiyle Kayseri'yi sürklase ettiler. Net iki penaltı ve uçan tekmenin getirdiği kırmızı kartla 10 kişi kalan Çağdaş Atan için maç da orada bitti. Kenardan geldiği müsabakalarda 3. golünü "a la jenerik" atan Zaniolo ve hat-trick yapan İcardi bugünün İtalyan gazetelerinde manşetlerini rezerve ettiler. Galatasaray'ın önünde şimdi tek açık hesap kaldı: Alanyaspor deplasmanı. Okan Buruk 5-0'dan sonra neden Gomis&İcardi yaptı derseniz.. O da 6 atan takımın hocası olarak onun keyfi…

O da güzel hikâye kardeş!

Ligde 7 golü topa yüzde 35 sahip olup geçiş hücumlarıyla atmışsın Başakşehir'e… Evinde telafisi olmayan maçta rollerin değişeceğini biliyorsun. Rakibin hızlı adamlarıyla bitiremediği hücumları kendi atağına çevirecek. Konya'da Nelsson yokken kaybetmişsin, hafta sonunda maçın yok, yoğun maç trafiğinden gelmiyorsun ama defansının liderini yedek bırakıyorsun. Oyun aleyhine döndüğünde kenardan panik değişiklikler yapıyor ve "Yedekler oynamadı mı üzülüyorum" diye maç öncesi yine yufka yüreğini ortaya koyuyorsun.
Sen Galatasaray'ın başında rakiplerini üzmek için varsın. Bütün bunları yapmayınca, VAR odası da "şov" yapınca üzülüyorsun. Galatasaray'da Zaniolo sağ kanatta başlayınca Boey, Rashica'nın alıştırdığı savunma yardımını alamadı, Mertens de hazır olmadığında İcardi ve Zaniolo da geri gelmeyince Buruk'un takımı ligde maçın kaybeden aktörünün hatalarına düştü. Kaan Ayhan'ın golü var ama savunmada oyunu okuması eksik ve 3 golde de kademesini kaybetti. Kerem'in çalıştığı, İcardi'nin biraz olsun toparladığı ama Okan Buruk'un geç ve Barış Alper Yılmaz gibi anlamsız değişiklikler yaptığı maçta Başakşehir kendini kupa yarı finalinde buldu. Okan Buruk'un hataları buraya kadar... İki pozisyonda net penaltı varken hakemi çağırmayan, Başakşehir'in ikinci golü başlangıcında tartışmalı faulü izletmeyen VAR odası, bu maçı kaldıramayacağı belli olan Kadir Sağlam ile birlikte battı. Tabelaya direkt etki edebilecek 3 büyük hatanın olduğu 90 dakikada Emre Belözoğlu'nun oyundan basit bir taç tartışması yüzünden atılması… "Bak o da güzel hikâye kardeş ama erken anlatılırsa tadı kaçar" demişti Ramiz Dayı… İşte bu da anlatılmışı…

Şenol Güneş’in fiyakalı imzası

Teknik direktörlerin sahaya etkisi nedir? Dün Kadıköy'de bu sorunun cevabını ziyadesiyle gördüğümüz bir derbi izledik. Hocalar kazanacaklarına inandıkları 11'leri sahaya sürerler ama teze karşı antitez, gününde olmayan futbolcular, hakem kararlarıyla tabela aleyhlerine döndüğünde değişiklik ya da farklı dizilişle tabelayı değiştirdiklerinde büyük hocalardır. Şenol Güneş dün ustalık eseri serisine bir maç ekledi Kadıköy'de.
İlk yarıda Gedson Fernandes ve Amir'in bozuk oyunuyla alması gereken orta saha kontrolünün handikabını yaşayan Beşiktaş karşısında Jorge Jesus'un tercihleri oyunu "Ya Arda ya da Arda"ya döndürmüştü. Sahada ayakta durmakta zorlanan Pedro ile tribünlere oynamaktan ve konuşmaktan başka bir şey yapmayan Mert Hakan Yandaş... Fenerbahçe'nin her maç iki iyisi Ferdi ve Valencia idi düne kadar.
Ferdi Kadıoğlu solda en silik maçını oynadı, Valencia da penaltıyı atsa 2 farklı mağlubiyet karşısında 10 kişi kalmış Beşiktaş için derbiyi o dakika bitirmişti. Oysa ki 1-0 gerideki Şenol Güneş hiç beklemeden devrede doğru değişiklikler yapmış ve Maxim ile Redmond'ı sahaya sürmüştü.
Üçlü defansın yerleşim problemi: Redmond'ın ilk ortasında bir stoper kanatta yakalandı, Cenk'in ikinci golünde diyagonal pasta tek ayak üstünde yakalandılar. Redmond nefis bir gol ve 3 asistle rakibi paramparça ederken Jesus tribünde çaresizdi. Bu sezon neden derbi kazanamadığının tezahürü bir derbi izletti Portekizli teknik adam. Dörtlü defansa dön, değişikliklerde gecik ve rakibe bol pozisyon ver.

VAR odasına kahve lazım!

Galatasaray'ın puan kaybı ezeli rakiplerini derbi sabahına farklı motivasyonla uyandıracaktı. Bir taraftan maç ritmini yitirmiş bir kadro, diğer taraftan "hafif" rakip kabul ettikleri Konya'da yedikleri ağır tokattan sonra derbilerden sonra en sert rakip Adana Demirspor… Maçta kantara çıkacak eşleşmeler belliydi. Orta sahada N'Diaye'nin dinamizmi ve Stambouli'nin temiz paslarıyla G.Saray'a üstünlük kurdu Adana Demirspor. Montella'nın iki kanadını G.Saray bekleri imha ederken ev sahibinin hücum silahlarını İtalyan teknik adam güzel kilitledi. Milli maçlar yorgunu Kerem, ikinci kulvara kaçtığında karşısında sürekli iç oynayan sağ bek Svensson'u buldu ve o kademede kayboldu. Boey savunmada iyi ama hücumda asist paslarında yine özensizdi. Rashica'nın çok top tutması ve elbette deprem arası sonrası hiç iyi çalışmadığı belli olan İcardi. Mertens bir saat elinden geleni yaptı. Onyekuru'nun direkten dönen topu ve Nelsson'un çizgiden çıkardığı toplar G.Saray adına maçına kader anı çünkü görüntüleri, yerseler altından kalkamayacakları fotoğrafı veriyordu. Okan Buruk bu kez kulübeden istediğini aldı. Midtsjö'nün "Toni Kroos" golüyle öne geçtiler ve kenardan gelen Zaniolo-Yunus ikilisinin atağından çıkardıkları penaltıyla 3 puanı kopartıp aldılar. Son iki maçta G.Saraylı oyuncuların bileklerine basanlar için uyuyan VAR odasına MHK yönetimi kahve yollamalı.