CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Şansalan kırmızıyı veremedi!

Galatasaray, 120 dakika mücadele ettiği, çok zorlandığı Juventus maçından sonra Anadolu'nun en iyi takımlarından biriyle oynadı. Tüm maç boyunca teslim olmadılar. Ama çok kötü goller yediler. İlk yarı topla rahat çıktılar. Belki net pozisyon yakalamasalar da topa RAMS Park'ta en fazla sahip olan Anadolu takımlarından biri oldular. Bu arada ilk yarıda belki de yılın golü olacak bir pozisyon, direğe takıldı. 50 metreden vurulan şutta kaleci Uğurcan öndeydi, son anda parmak ucuyla ve direğin yardımıyla golü engelledi. Devre berabere bitecek diye düşündük ama uzatmalarda Sacha Boey'in golü geldi. İkinci yarının hemen başında Alanyaspor, göstere göstere bir gol atıp beraberliği yakaladı. Singo'nun yerleşim hatası ve bomboş kafayı vuran bir Alanyasporlu... Bu golden sonra yorgunluk emareleri olur mu diye düşündük ama sahneye art arda Osimhen çıktı. Kısmi başarısız röveşatasını fırsat bilen Torreira, bir fare gibi girip galibiyet golünü attı ve maçın sonlarına doğru da Alanyaspor kalecisinin Osimhen'e ikramını pek tabii ki Osimhen geri çevirmedi ve işi bitirdi.
Dün maça bakıyoruz, Osimhen hem teknik hem de manevi anlamda takıma inanılmaz katkı yapan bir oyuncu. Sözüm ona yabancı ama doğuştan G.Saraylı gibi mücadele ediyor.
Hakem Ali Şansalan her zamanki gibi... Ne çok iyi ne çok kötü. Kart ve faul hataları yaptı , bazı avantajları kesti. Ama en önemli hatası, Singo'nun, rakibin diz kapağının yanına bastığı tabanda kırmızı kart veremedi.

Tedesco hoca değil

Haftalardır basın, taraftar, hatta tüm Türkiye tarafından pohpohlanmış Tedesco'nun ne kadar rezil bir antrenör olduğu, hatta antrenör falan olmadığı, belki makine mühendisi ya da istatistikçi antrenör olduğu dün gece yine ortaya çıktı. Haftalar önce berabere kalınan Göztepe maçından sonra onu ağır eleştirmiştik. Fakat dün resmen futbolun gerçeklerine ihanet etti. Şöyle bir maçta Kerem'i nasıl oynatmazsın? Hadi başlamadın, sonradan niye sokmazsın? Nottingham Forest maçında o üçlü diri savunmayı oynatmayıp Sidiki ile başlıyorsun, dün o Sidiki'yi 75'te oyuna alıyorsun. Koskoca F.Bahçe'nin ligin en zayıf takımlarından biri karşısında neredeyse pozisyonu yok. Uzatma anlarında Asensio'nun vuruş tekniği sayesinde öne geçip skoru koruyamıyorsun. Şu anda tüm taraftarlar, büyük hayal kırıklığı yaşıyorlar. Üstelik hasar çok büyük. Sadece puan kaybı değil Çağlar sakatlandı çıktı, adale sakatlığı. Osterwolde sakatlandı çıktı, muhtemelen o da adale sakatlığı. Tüm bu adale sakatlıkları acaba yanlış antrenman ya da aşırı yüklenme mi yapılıyor sorusunu akıllara getiriyor. Sonuçta bir 90 dakikada tüm F.Bahçe taraftarını korkunç üzen ve Konyaspor mağlubiyetini de G.Saray taraftarına unutturan bir maç oldu.
Hakem Yasin Kol sonuca etki etmedi ama hayatımda görmediğim bir şey oldu... Bir ara sahada iki top vardı. Biriyle F.Bahçe, biriyle Kasımpaşa oynuyordu ve maç devam ediyordu.

Verilmeyen golde ofsayt vardı

G.Saray, salı gecesi Avrupa fatihiydi. Perşembe gecesi F.Bahçe karalar bağladı ama belki de bugün lig tam anlamıyla kafa kafaya geldi. Önce şunu söyleyelim, G.Saray en kötü maçlarından birini oynadı. İlk devre kötülerdi, ikinci yarı çok daha kötülerdi. Bu maça 6-7 rotasyonla başlamanın manası ne? Mamafi devre arasında Barış, Lang ve Torreria oyuna girmelerine rağmen tablo ilk yarıdan da beter oldu. G.Saray'ın yakaladığı pozisyon yok. Belki ilk yarıda İcradi'nin çaprazdan vurduğu top ve ikinci yarıda G.Saray'ın verilmeyen golü. İşte bu ofsayt golden sonra her şey Konya lehine değişiverdi. Daha çok çıkmaya başladılar, G.Saray inanılmaz top kayıpları yaptı, takımın boyu uzadı. İşte bu arada da bir duran topta Konya, Adil ile öne geçti. Çevirir mi çevirmez mi diye düşünürken G.Saray, ikinci golü de yiyiverdi. Konyaspor göstere göstere geldi, soldan sağa sağdan sola oynadılar ve Kramer işi bitiriverdi. Kabul edilebilir, Avrupa maçlarından sonra kötü maçlar olabiliyor ama bu maç sadece kötü bir maç değil, sadece kaybedilen 3 puan değil, aynı zamanda yaralı, kederli F.Bahçe'ye hayat öpücüğüdür. Hakem Atilla Karaoğlan, VAR yardımıyla G.Saray'ın golünü iptal etti, kesinlikle doğru. Çünkü ofsayttaki Boey, hem topa hamle yapacak Konyalı oyuncuyu engelliyor hem de faul yapıyor. Diğer bir deyimle golde hem ofsayt hem de faul var. Fakat bu gol iptalinden sonra ciddi faul yanlışları içine girdi. Eren'in ceza alanı dışında topa dokunuşunu faul olarak değerlendirmesi inanılmaz yanlıştı.

Hakemi hiç beğenmedim!

Galatasaray, tarihinin yine en önemli gecelerinden birini yaşadı. Tamam, Juventus eski Juventus değil, sıradan bir İtalyan takımı olmuş ama buna rağmen G.Saray özellikle ikinci yarıdaki olağanüstü performansıyla yüzde 90 oranında turu geçti. Aslında G.Saray, ilk yarıda da önemli pozisyonlar buldu. Sara'nın golüyle öne geçti ama ardından art arda yapılan hatalarla Juventus, devreyi 2-1 önde kapadı. Yunus çıkarken kaptırdı, Sanchez yerini kaybetti, kaleci Uğurcan tutabileceği topu rakibin önüne bloke etti ve G.Saray, fırsatlar yakalasa da devreyi yenik bitirdi. Ne olduysa ikinci yarı oldu. G.Saray devleşti.

Önce Lang'la beraberliği yakaladılar, ardından da Sara'nın müthiş duran topuna Sanchez çok iyi vurdu ve G.Saray öne geçti. Bu dakikadan sonra Juventus 10 kişi kaldı. Aslında daha ilk yarının 33. dakikasında ikinci sarı karttan mutlak kırmızı kart görmesi gereken Juventuslu oyunda kaldı ama ikinci yarıdaki bu kırmızı kart, Juventus'un işini bitirdi. Ardından da zaten şov başladı. Lang ve Boey'in golleri, turu büyük oranda getiren gollerdi. G.Saray'ın genetiği çok tuhaf. Kötü goller de yeseler Juventus gibi bir takıma 5 gol atabiliyorlar ve bu 5 golün 4'ü ikinci yarıda oluyor. Hollandalı hakem Danny Makkelie'yi beğenmedim. İlk yarıda Cambiaso'nun sarı kartı vardı, 33. dakikada Barış Alper'e mutlak ikinci sarı kart yaptı ama Hollandalı hakem bilerek, isteyerek atmadı, atamadı.

Kariyerinin en iyi maçıydı!

Fenerbahçe çok ama çok önemli bir virajı 3 puanla geçti. Galibiyeti hak ettiler mi? Evet… Mükemmel mi oynadılar? Hayır ama Trabzonspor deplasmanında da ancak böyle oynanır. F.Bahçe maça öyle bir başladı ki ilk 5 dakikada Trabzonspor'u darmadağın etti ama futbol bu, bir kontrataktan Muçi, F.Bahçeli Ederson, Skriniar ve Oosterwolde'nin ortak hatalarından yararlanıp aşırtma bir vuruşla Trabzonspor'u öne geçirdi. Bu golden sonra yine tüm kontrol F.Bahçe'deydi ve Talisca ile beraberliği buldu. Trabzon ancak 30. dakikada oyunu dengeledi ama yine futbolun cilvesi, dengelediği dakikada F.Bahçe Kerem ile öne geçti. Asensio çok büyük bir futbolcu. Kerem'in koşu yoluna bıraktığı topu herkes bırakamaz. Bu gol Trabzon'u dağıtır diyorduk, ama dağıtmadı. Devre biterken Onuachu'nun müthiş kafa golüyle beraberlik geldi. Aslında bu kafa golünden önce Onuachu, F.Bahçe kalesini iki defa yoklamıştı ama üçüncüsünde gol oldu.
İkinci yarıya F.Bahçe, golle başladı. Atılan gol, hazırlanış açısından bu sezonun en iyi gollerinden biri. Golün birinci mimarı Talisca. Öyle zor bir anda Kerem'in önüne top atıyor ki inanılır gibi değil. Sonra Kerem, yine müthiş bir fanteziye imza atıyor. Kaleye vuracağına geri çıkartıyor, Asensio da uzak direğin dibinden golü yapıveriyor. Sonuçta F.Bahçe, hak ettiği bir maçı kazandı. Bu Trabzonspor'a karşı Trabzon'da her babayiğit 3 puan alamaz.
Gelelim hakem Halil Umut Meler'e… Bana göre kariyerinin en iyi maçlarından birini yönetti. İlk golün hemen öncesi İsmail'in omzuna çarpan topta devam kararı doğru. Onuachu'nun attığı golde ise orta sahadan Kerem'e faul yapıldığı itirazları vardı, burada da devam kararı doğru.

Penaltı olmadığını Şansalan da biliyor

Fenerbahçe oldukça iyi oynadığı ilk yarıdaki performansıyla maçı kazandı. İlk devre özellikle alışılmışın dışında çabuk ve öne doğru oynamayı başardı. Diğer bir husus, Kerem attığı iki golle de belki psikolojik durumunu toparlar diye düşünüyoruz. Asensio, F.Bahçe'nin tartışmasız en yaratıcı futbolcusu… Kerem'e attığı pas mükemmel. İlk yarı bitiyor, ikinci devre başladığında birçok gösterge Gençlerbirliği lehine değişiverdi. Tabii ki temponun düşmesi ve belki de skoru koruma iç güdüsüyle bu durum gelişti. Başkent ekibi golü de buldu, başka goller de bulabilirdi ama Fenerbahçe yoluna devam ediyor. Haftaya oynanacak Trabzonspor gibi hayati maça zaiyat vermeden çıkacak.
Dün gece Türk hakemliğinin kara gecesiydi. F.Bahçe lehine verilen penaltı komik… İddia ediyorum gerek VAR hakemi gerekse Ali Şansalan ağır bir psikolojik baskıyla bu penaltıyı vermek zorunda kaldılar. Oyuncular arası mesafe yakın. Top ayaklardan gidip geliyor ve G.Birliği oyuncusunun doğal konumdaki koluna çarpıyor, böyle penaltı olmaz. İşin kötüsü, Ali Şansalan da olmadığını biliyor. Oosterwolde'ye verilmeyen bir sarı kart verilse dün gece oyundan atılırdı. 'Düdüğümü bekle' dedi, Asensio vurdu, sarı kartı vermedi. Yazık hem de çok yazık. Dün geceki hakemler bir gün önceki Rize-Galatasaray maçının toplumsal pansumanını yaptılar.

En büyük hatası Skriniar’ı atmamaktı!

Fenerbahçe kötü oynadığı çok önemli bir maçı geçmeyi başardı. Gerçekten ölümcül bir virajdı ama kazandılar. İlk 45 dakikaya bakıyoruz, aslında oyunun 75 dakikasına baktığımızda F.Bahçe diye bir takım yok. Ne iki pas yapabiliyorlar ne ileride topu tutabiliyorlar ne şut atabiliyorlar. Futbol adına hiçbir şey yok. Ta ki 44. dakikaya kadar. Önce En-Nesyri ve Alvarez, çok önemli pozisyonu kaçırıyorlar, hemen 1 dakika sonra devre biterken Asensio'nun o korkunç golü geliyor. O dakikaya kadar F.Bahçe, Musaba ile bir şeyler yapmaya çalışıyordu. Diğer hiçbir oyuncu vasatı bile bulmamışken Asensio belki de yılın golünü attı.
İkinci yarı yine 75 dakika aynı senaryo oynandı. Hele Ederson'un kurtardığı bir top var ki 'Bir maçı da kurtar Ederson' diyen bizlere çok iyi bir kapak oldu. Kocaelispor sağdan getirdi, bomboş vurdular, ama Ederson köşeden çıkardı. O şut gol olsa, belki de biz şu anda farklı şeyler konuşuyor olacaktık. Ardından sahneye Semedo çıktı, Kocaelispor'un kaptırdığı topu Semedo 30 metre götürüp Nene'ye çıkarttı. Onun golüyle de zaten maç bitmiş oldu. Fenerbahçe, çok zorlandığı mücadelede klas ayaklarıyla 3 puanı almayı başardı.

ÇOK KÖTÜ BİR HAKEM
Ne yazık ki sahada çok kötü bir
hakem vardı. Ne yaptığı belli değil. Çaldığı, çalmadığı fauller, yanlış kornerler, taçlar… Ama en önemli hatası, Skriniar golden sonra bilerek, isteyerek tribünlere cinsel organını tutarak gösterdi ama cezasız kaldı.

Böyle hakem seyretmedim

G.Saray, son yılların en rahat maçlarından birini oynadı. Tempo yönünden, coşku yönünden, kaybedilen topu çok çabuk kazanma yönünden çok olumlu sinyaller verdi. Üstelik Noa Lang ve Asprilla gibi yeni transferleri de izleme imkânımız oldu. İlk yarıya bakıyoruz, ligin son maçı olsa belki de bugün Türkiye'de yer yerinden oynuyordu, Kayseri bilerek, isteyerek goller yedi diye… Tabii ki öyle değil. Yunus, iyi bir orta yaptı, top auta giderken Kayserili Opoku ters bir vuruşla kendi kalesine attı. Ardından 50 yıldır görmediğim bir pozisyon gördüm. Yine Kayserili defans oyuncusu kendisine atılan pası, bacağının arasından geçirip topukla kaleciye vermek istedi, top kısa düştü, Osimhen yetişti ve penaltıyı kazandı. G.Saray, ilk yarıda zaten maçı bitirmişti. İkinci yarıda da maç mutlak G.Saray'ın kontrolündeydi. Ve sahanın en iyilerinden olan Sara, 3. golü atıp G.Saray'ın şovuna devam etti. Sonuçta G.Saray'a baktığımızda kadro kalitesi, temposu, hızlı oynayabilme yeteneği yönünden Türkiye'nin en iyi takımı. Mesela en büyük rakibi F.Bahçe, asla tempo ve çabuk oyunda G.Saray gibi olamıyor. Sonuçta G.Saray'ın kağıt üzerinde kazanacağı maçtı ve hiç problem yaşamadan kazandılar. Uzun yıllardır Türkiye'de böyle yetenekli hakem seyretmedim: Adnan Deniz Kayatepe. Belki Lemina'ya verdiği sarı kartı tartışabiliriz ama altyapısı, objektifliği fevkalade iyi. Hakemlik kumaşı mükemmel.