CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Mükemmel yönetti

Beşiktaş dün gece büyük hayal kırıklığı yarattı... Belki de sezonun en kötü futbolunu oynadılar... Şampiyonlar Ligi grubunda rüzgar gibi esmiş Beşiktaş dün şeklen deplasman Başakşehir karşısında inanın bana tek bir gol pozisyonu bile bulamadı. Hatta bırakın gol pozisyonunu bu pozisyona yakın bir pozisyon bile üretemedi... Sebebi çok açık; bütün oyuncular, çok kötü oynadılar. Talisca, Babel, Tolgay fark yaratan oyunculardır ama dün gece bırakın sıradan olmayı çok kötüydüler. Özellikle ilk yarı Başakşehir ne istiyorsa yaptı. Adebayor'un önderliğinde pozisyonlar buldu, bunlardan birinde de Visca'nın asistiyle Elia'nın mükemmel vuruşu geldi. Aslında Başakşehir biraz becerikli olsa ilk yarıda ikiyi hatta üçü bulabilirdi.
Beşiktaş özellikle Başakşehir'in takım savunması altında ezildi gitti. Üstelik Başakşehir'in Epureanu, Emre gibi iki omurga oyuncusu da yoktu. Buna rağmen kanatları kademeli markaj yapıp yan toplarda Negredo'yu önlü arkalı marke edip, Beşiktaş'ı kilitleyiverdiler. Çok az maç vardır ki, Beşiktaş pozisyon bulamasın. Çok az maç vardır ki, Beşiktaş yan toplar ya da kanat akınlarıyla pozisyon üretemesin. Ama Beşiktaş dün gece bunların hiç birisini yapamadı ve sahadan silinip gittiler.
Dün geceki maçın sonucu Beşiktaş'a şampiyonluk yarışında büyük yara verdi. Başakşehir ise hem aldığı bu galibiyet hem de ortaya koyduğu futbolla Galatasaray'ın ensesine yerleşiverdi.
Maçın hakemi Halil Umut Meler için maç hiç kolay değildi... Zaman zaman sert geçti. Ama sahada mükemmele yakın bir hakem vardı. Halil Umut Meler zaten bu sezon iyi maçlar yönetiyor. Caiçara'yı oyundan atarken verdiği ikinci sarı kart yüzde yüz doğru. Bilerek isteyerek Adriano'nun ayağına basıyor. Belki Caiçara'nın ilk sarı kartını tartışabiliriz ama çok sayıda gösterdiği sarı kartların hemen hemen tamamında haklıydı.

Bülent adlı hakem!

Önce şunu söyleyeyim, Bülent Yıldırım'ın yaptığı hakemlik falan değil. Dün gece adaletsizliğin, haksızlığın, eyyamın altın harflerle kitabını yazdı. Sanki ona biri emir vermişçesine, 'Maç berabere bitsin, adam falan atma, şiş de yanmasın kebap da' demişçesine bir karşılaşma yönetti.
Çağdaş futbol hakemliğinin çok uzağında, rezalet bir performans gösterdi. Maçın başında birbirinden sert hareketler var. Mehmet Ekici'nin görmesi gereken iki kart var. Aynı şekilde Galatasaraylı Belhanda da öyle... İlk yarıda Serdar Aziz'in bir yan topta Skrtel'i suratından iterek düşürmesi çok açık bir penaltı. Üstelik sarı kart olması lazım. Bülent Yıldırım bu harekete 'devam' diyor.
İkinci yarı yine verdiği ve vermediği sarı kartlar gırla gidiyor. Yine ikinci yarının hemen başında Fernando'ya Giuliano'ya yaptığı hareketten dolayı sarı kart verdi. Ne sarı kartı Bülent? Bu hareket direkt bileğe, topun üzerinden yapılmış, çok sert, vahim bir faul. Bir darbe, karşılığı kırmızı olmalıydı. Yine bu yarıda Serdar Aziz'in, Soldado'yu ceza alanında çekerek düşürmesi var. Kimse bu harekete 'karşılıklı çekme var' demesin.
Kendisine doğru çekip Soldado'yu düşüren Serdar Aziz. Pozisyon ceza alanı içinde.
Ama Bülent adlı hakem yine 'devam' diyor. Valbuena, Maicon'a basıyor, en az sarı olması gerekirken kart mart yok.
Hakemin belki de maçta tek doğru kararı, Fernandao'nun ofsayt diye iptal edilen golü. Top ortalanmak üzere vurulduğunda Fernandao en az bir metre ileride. Gol iptal kararı doğru.
Sonuçta çok kötü bir hakem ve kötü bir Fenerbahçe... Buna rağmen pozisyon buldular ama maçı kazanmayı futbol olarak hak ettiler mi, bence hayır. Ama Galatasaray, Kadıköy'de böylesine bir derbide çok sayıda pozisyon yakaladı. Hele son 15 dakikada yakaladıkları pozisyonlar anlatılır gibi değil. Ya direk ya kaleci Volkan ya da kötü vuruş. Dün gece maçın berabere bitmesini bence sadece hakem istemedi, başka bir ilahi güç de istedi.
Bu sonuçla bence Fenerbahçe şampiyonluk yarışında çok ağır bir yara aldı. Hatta artık çok çok zora girdiğini söyleyebiliriz.
Terim ve talebeleri ise 1 puana sevinmişlerdir.

Kalkavan’ı beğendim

Fenerbahçe çok ama çok önemli bir deplasman galibiyeti alarak tekrar potaya girdi. Yeni Malatyaspor asla kolay bir takım değil. Az gol yiyen, kompakt oynayan bir takım... Üstelik Fenerbahçe iki haftadır yeniliyordu. Aslında maça baktığımızda sarı-lacivertliler çok çok mu iyi oynadı? Hayır... Özellikle ilk yarının ilk 30 dakikasında çok mahkum oynadılar. Bu dakikalarda, kaleci Volkan Demirel'in çıkardığı önemli birkaç pozisyon var. Ama 30. dakikadan sonra oyunu dengelediler ve daha önceden çalışıldığı belli olan bir korner organizasyonunda da golü bulmayı başardılar.
İkinci yarıda Fenerbahçe fazla pas yapamadı, ileride top tutamadı, çok da top kaybetti ama garip olan şu; bu dakikalarda da Fernandao ile iki gol kaçırdı... Hele hele birinde Fernandao karşı karşıyayken topu direğe nişanladı. Son 10 dakikada ise sahneye Giuliano çıktı. Pas alışverişlerinde başrolü oynadı, arkadaşlarını oyuna soktu ve uzatma dakikalarında da attığı golle skoru perçinledi.
Hakem Mete Kalkavan'ı beğendim. Yeni Malatya'nın ofsayt diye iptal edilen golünde haklı. Fenerbahçe'nin attığı ilk gole ofsayt diye itiraz edildi, burada da gol kararı doğru. Yardımcıları bu kritik pozisyonlarda verdikleri doğru kararlardan dolayı kutlamak gerek. İlk yarının son dakikalarında ceza alanı çizgisi üzeri veya hemen dışında Yeni Malatyasporlu futbolcunun topu elle oynayışını göremedi, fark edemedi, tek hatası da buydu.

Golün iptal kararı doğru

Beşiktaş, şampiyonluk yarışında 'Tamam mı devam mı' denebilecek maçlarından birini oynadı... Çok ama çok iyi oynamasa da rakip kötü de olsa Trabzonspor sonuç olarak Trabzonspor'dur. Aldığı 3 puan Beşiktaş'a çok şeyler kazandırdı. Öncelikle şundan bahsedelim ki dün gecenin en önemli kahramanları iki oyuncu oldu: Negredo ve Babel... Maçın kilitlendiği dakikalarda, Negredo-Babel ortaklığı, Beşiktaş'a art arda iki gol getirdi. Keşke Negredo, '30 küsur gol atarım' diyeceğine '30 küsur asist yaparım' deseymiş. İlk yarıda Love, ciddi anlamda Beşiktaş'a gol silahı olarak alındı ama çok kötüydü. Vücut koordinasyonu bitmiş. Çok top kaybetti, sürekli ayakları birbirine dolaştı. Bunlara Beşiktaş'ın ilk yarıda forvet oyuncularının beceriksizlikleri de eklendi. Önce Lens, sonra da Talisca ile iki önemli fırsatı harcadılar. Hele hele Talisca'nın yakaladığı yüzde yüzün üzerinde gol pozisyonuydu.
İkinci yarı Şenol Hoca doğruyu yaptı... Love-Negredo değişikliği, Beşiktaş'a çok şey kazandırdı. Bitime 20 dakika vardı ki Negredo çok akıllı bir şekilde topu çizgide yakaladı, asla egoist davranmadı, Babel'in önüne bıraktı o da golü yaptı. Bu golden hemen sonra da yine bu beraberlik Beşiktaş'a ikinci golü diğer bir deyimle de üç puanı getirdi. Trabzon, tanınmayacak kadar kötü oynuyor. Zaten haftalardır kötü oynuyorlar. Dün baktığımızda Trabzonspor'un net pozisyonu var mı belki ilk yarıda N'Doye ile buldukları pozisyon. Onun dışında sahada Trabzonspor'un sadece adı vardı. Bundan sonra Beşiktaş için söylenecek tek şey bu yarışın içinde mutlak var olduklarıdır. Hem de hak ederek hem de önemli galibiyetler alarak.
Halis Özkahya, bir-iki faul ve elle oynamayı yanlış değerlendirdi ama böylesine ciddi bir maçta sadece bu hataları yaptı. Diğer yönleriyle de çok iyi bir performans gösterdi diyebiliriz. İkinci yarıda Trabzonspor'un iptal edilen golündeki faul kararı doğru. Yüksek topta Rodallega arka yandan gelip kaleci Fabri'yi bozuyor. Gol iptal kararı doğru.

Penaltı değil!

Fenerbahçe, dün gece hiç hesapta olmayan bir mağlubiyetle şampiyonluk yarışında çok ama çok ciddi bir yara aldı. Belki de şampiyonluk gitti. Eğer evinde Akhisar'a yeniliyorsan geçen haftalarda G.Birliği ile berabere kalıyorsan bu işin mazereti olmaz. Fenerbahçe birbirinden komik, birbirinden aptalca 3 gol yedi.
İlk gole bakıyoruz... Duran top, ama Fenerbahçe savunması ne alan markajı yapıyor ne de adam markajı. Tüm pozisyonlar yanlış ve Akhisarlı oyuncu kafayı vurup golü atıveriyor. Hemen ardından Fenerbahçe herhalde silkinir diye düşünürken Akhisar'ın ikinci golü geliverdi. Bu sefer soldan girdiler, sıfıra yakın topu geriye çıkardılar, Seleznyov da golü yaptı. Ama Seleznyov'u kovalayan, ona vurdurmamak zorunda olan biri var. Çünkü Seleznyov ceza alanı dışından içeri doğru giriyor. Ya Topal ya Souza'nın onu kovalaması gerekirken koşuyu yarım kesip Seleznyov'u bomboş bırakıyorlar. Aslında ilk yarıya baktığımızda Hasan Ali'nin çaprazdan karşı karşıya kaldığı pozisyon dışında da Fenerbahçe'nin ciddi bir atağı yok. İkinci yarı Aatif oyundaydı. Aslında Fenerbahçe makul bir dakikada golü buldu. Maçı 2-1'e getirdi ama ondan sonra yine evlere şenlik bir gol yiyiverdiler. Solda Hasan Ali rakibine atladı, rakip düşeceğine Hasan Ali düştü, adam ortayı yaptı. Larsson da Skrtel'in arkasından yine neredeyse bomboş kafayı vurup Fenerbahçe'nin direncini kırıverdi.
Son 20 dakika çok ciddi bir Fenerbahçe baskısı vardı. Gol de geldi, doldur boşalt ortalarla da aslında beraberliği yakalayacak pozisyon da buldular. Ama sonuçta Fenerbahçe dün gece beraberliği bile ummazken, maçı kaybetti. Şimdi Fenerbahçe her şey karardı. Geçen hafta büyük umut vardı, ama dün geceden itibaren yerini çok ciddi bir karamsarlığa bırakacak.
Arda Kardeşler bence çok iyi maç yönetti. İki pozisyonda penaltı beklediler. Soldado ve Fernandao itildi diye. İkisinde de devam kararı doğru. Son dakikalarda bir gol ofsayt diye iptal edildi, ofsayt olduğunu düşünüyorum ama tam emin değilim.

Fırat çok iyi yönetti

Son yılların en tuhaf, en gerilimli maçlarından birini izledik. Yılda milyonlarca Euro kazanan bazı oyuncuların ağır ihanetini gördük. Maçın önüne, gösterilen kırmızı kartlar geçti. Kırk yıldır futbolun içindeyim, üç kırmızı kartın da göstere göstere geldiğini, ihanet statüsüne girdiğini, şampiyonluk yarışında mücadele eden takımlarına önemli zararlar verdiğini hiç bu kadar yakından görmedim. Beşiktaş maça golle başlıyor, Topal'ın hatasında Talisca, Negredo'ya fevkalade bir pas çıkartıyor, o da çok akıllı bir vuruşla golü yapıyordu. Hemen ardından bu gole Fenerbahçe, Soldado'nun tecrübesi ve mükemmel vuruş tekniğiyle cevap verdi. Ne olduysa ilk yarının son dakikasında yaşandı. Sarı kartı olan Alper, Tolgay'ı tuttu, savurdu, yere itti. Hakeme adeta "Beni oyundan at" dedi ve tabii ki atıldı. Fenerbahçe 10 kişi kalmıştı ama hemen akabinde devre biterken Mehmet Ekici'nin müthiş pasıyla Şener golü yaptı. İkinci yarı her şey Beşiktaş için daha kolay olabilir diye düşünüyorduk. Zira rakip 10 kişiydi ama bu sefer ihaneti Quaresma yaptı. De Souza'nın suratına vurdu ve atıldı. Bu ihanet sadece bu maç için değil, şampiyonluk yarışında koşan Beşiktaş'ın önümüzdeki en az 2 maçını daha etkiledi. Trabzon'da olmayacak, sonraki maçta da oynayamayacak. 2 maç ceza alırsa dua etsin!
Fenerbahçe lig maçında yaptığını yapmadı. Gömülmediler, 10'a 10 kalınca da başa baş oynarken bu sefer sahneye başka bir futbol haini çıktı. Sarı kartı olan Volkan Demirel, bir aut pozisyonuna itiraz etmek için ceza alanını terk etti, ardından yardımcı hakeme el kol hareketi yaptı ve tabii ki oyundan atıldı. Bu ihanet belki de Beşiktaş için beraberlik şansı oldu ve Beşiktaş 2-2'yi buldu. Tur ikinci maça kaldı ama iki takım da cezalı oyuncular ve aşırı efor nedeniyle önümüzdeki lig maçları için riske girdiler. Kimse hakem falan demesin. Birkaç faul tartışılır, hatta 100. dakikada Babel'e penaltı olup olmadığı da tartışılabilir ama Fırat Aydınus böylesine inanılmaz zor bir maçı mutlak kontrolde tamamladı. Gösterdiği 3 kırmızıda da yüzde 100 haklı. Sakin kaldı, sert maçta olabildiğince atmosferi düşürmeye çalıştı ve benim kriterlerime göre çok iyi not aldı.

Çakır’ın kendisi harika maç yönetti

Beşiktaş'ın belki de bu sezon en çok kazanması gereken maçtı ve kazandı...
Bayern Münih bozgunuyla Şampiyonlar Ligi mucizeye kalmış Beşiktaş, yenilseydi ligin dışında kalırdı. Hatta beraberlik bile onları zor durumda bırakırdı.
Üstelik ilk 45 dakikada çok sakin, çok kontrollü oynayan bir Fenerbahçe karşısında Beşiktaş umut vaat etmiyordu. Fernandao'nun maçın başında attığı golle de Fenerbahçe 1-0 öne geçmişti. Bu devrede top Beşiktaş'ın hakimiyetinde gibi görünse de pozisyon üretemediler. Ama ikinci yarı Beşiktaş, Fenerbahçe'yi sahadan sildi. Yanlış okumadınız, tam anlamıyla sahadan sildi ve ikinci yarının başında hemen beraberliği yakaladılar.
Maç boyu sağdan soldan gelen ortalara Vagner Love'ın bir şeyler yapması beklenirken geriden gelen Vida kafayla beraberliği getirdi. Bu dakikadan sonra Şenol Güneş'in doğru, akıl dolu değişiklikleriyle Beşiktaş maçı tek kaleye çevirdi ve sahanın yıldızı Quaresma'nın attığı mükemmel gollerle de 3 puanı aldı.
Negredo ağır bir oyuncu ama fundamentali çok iyi. O kadar kuvvetli ki.
Yüksek top geldi, bir santrfor, bir stoperi yani Neustadter'i nasıl ekarte edecekse, kitapta nasıl yazıyorsa öyle ekarte etti. Topu kurtardı, Quaresma'nın önüne bıraktı.
Quaresma da sağ çaprazdan sağ ayağının üstüyle falsoyu vererek yılın gollerinden birini attı. Yine son saniyede Negredo-Quaresma ortaklığı üçüncü golü getirdi. Quaresma bu sefer soldan sıfır açıdan yine müthiş bir gol attı. İlginç olan şu, Quaresma'nın lig maçlarında attığı gol sayısı çok çok azdı. Ama dün gece gerek oyunu gerekse attığı gollerle maçın uzak ara yıldız adamı oldu. Artık Beşiktaş şunu rahatlıkla söyleyebilir, 'Alıştığım şampiyonluk yarışında ben de varım. Ey! Galatasaray, ey! Başakşehir ensenizdeyim ve daha sizlerle oynamadım.' Hakem Cüneyt Çakır için söyleyeceğim tek şey, sadece kendisi harika bir maç yönetti. Ama yardımcısı Tarık Ongun'un Fenerbahçe'nin attığı goldeki ofsaytı görememesi kabul edilebilir gibi değil. Açık, net ve matematiksel bir ofsayt. Zira kaleci Fabri ileride yakalandı. Hızlı bir akın değil ve ofsayt kabak gibi ortadayken, maalesef Tarık bunu saptayamadı. Buna karşılık aynı Tarık, üçüncü golün öncesi de pasifte iki ofsaytta Beşiktaşlı varken geriden gelen Beşiktaşlı'nın pozisyonunu devam ettirerek harika bir iş yaptı.

Sizin canınız sağ olsun

Kolay değil 75 dakika Bayern Münih'e karşı üstelik onun stadında bir kişi eksik oynuyorsunuz. Aslında belki de maçtaki tüm dengeyi bozan Vida'nın gördüğü kırmızı karttı. Çünkü her şey ortada gidiyordu ama birden Beşiktaş çıkarken kaptırdı, Atiba'nın önemli hatası ve Lewandowski, Vida ile karşı karşıya kaldı. Vida kayarak girdi, faulü yaptı, bariz gol şansından da oyundan atıldı. Buna rağmen bu dakikadan sonra Beşiktaş, golü bulabilirdi. Vagner Love, karşı karşıya kaçırdı. O gol olsa Beşiktaş belki maçı yine kaybedebilirdi ama hiç değilse deplasmanda bir gol bularak İstanbul'a dönmüş olurdu.
İlk 45 dakika Bayern önemli pozisyonlar kaçırdı ama golü de çok pis bir pozisyonda buldu. O ana kadar Medel-Pepe çok iyi, Adriano mükemmele yakın oynamıştı ama maçın yıldızı Coman, Adriano'yu geçti, Müller de kötü vurmasına rağmen devreye Bayern önde girdi. İkinci yarı ise neredeyse tek taraflı maç oldu. Robben de oyuna girince Bayern sağdan soldan daha sık geldi. Rövanş için kendisini neredeyse garantiye alan skoru da bulmuş oldu. Beşiktaş için söyleyecek fazla bir şey yok. Zira Bayern bu sahada kimleri devirmişti. 10 kişilik Beşiktaş da elinden geleni yapmaya çalıştı.
Sonuç olarak Beşiktaş'ın şansı mucizelere kaldı. Kolay değil bu skorun altından kalkabilmek. Ama bence Beşiktaş, bu yıl Şampiyonlar Ligi'nde görevini yaptı.
Maçın kırılma anı Atiba'nın hatasıydı. Topu kaptırmasa maç 11'e 11 gitse kesinlikle sonuç dün geceki gibi olmayabilirdi. Bayern, eski Bayern gibi görünmese de çok ama çok önemli hücum silahları var. Lewandowski olsun Coman olsun, Müller olsun Avrupa'nın çok önemli atak oyuncuları.
Rumen hakem Vida'ya gösterdiği kırmızı kartta haklı. Vida'nın faulü bariz bir gol şansını etkiliyordu. Fena hakem de değil ama asla yıldız hakem olabilecek tipte bir kumaşı yok. İkinci yarıda Lewandowski'nin baskısıyla bir faul yarattı evlere şenlik. Eğer o pozisyon faulse ceza sahası içinde penaltı olmalıydı. Ama faul bile yok.

Nerede kalmıştık!

Bu başlık Fatih Terim'e ait... Tudor gönderilip, Terim'le anlaşıldığında hoca sosyal medyadan bu mesajı atmıştı. Ben de şimdi soruyorum; "Terim'in Tudor'dan farkı ne?" Tabii ki bu soruyu insani değil, hocalık anlamında soruyorum... Sivas'tan sonra Kasımpaşa deplasmanı da kaybedildi. İkinci yarı neredeyse 45 dakika tek kale oynayıp galibiyet golünü bulacakken, duran toptan gol niye yendi? Tudor zamanında da yeniyordu. Üstelik bu duran topta Kasımpaşalı oyuncular üç defa topa müdahale etti ve en son bomboş olanı harika bir gol attı... Hem konsantrasyon eksikliği var hem de pozisyon hatası. Tudor zamanında da böyleydi. Üstelik sahanın en iyisi Donk'u ikinci yarıda Serdar Aziz'in yerine stopere çekmenin manası nedir? Hem orta saha direncini kaybettin hem de yaratıcılığı azalttın... Tolga Ciğerci'nin her tarafı futbolcu olsa ne olur! Sadece koşuyor, kesiyor ama topla kavga ediyor. Üstelik o Donk-Rodrigues ortaklığı Galatasaray'a ilk yarıda harika da bir gol getirmişti. Donk kendi sahasından aldığı çizgi üzerinden 30 metre sürdü Rodrigues'e müthiş bir pas attı, o da biraz sürüp içeri çekip harika bir vuruşla Galatasaray'ı öne geçirdi.
Terim'e ikinci sorum şu; 46. dakikada Eren Derdiyok'u oyuna sokmanın ne manası var. Zaten rakip kalabalık ve gömülmüş... Santrforlar markaj altında oynuyor ve böylelikle de orta sahada bir kişi eksiliyorsun. Haaa anlarım son 20-25 dakikaya girilir tabii ki Eren'i de sokarsın başka riskler de alırsın.
Sonuçta Galatasaray önemli bir yara aldı... Bence hoca hataları dün geceye damgasını vurduğu gibi bu yenilgide başrolü Halis Özkahya'nın oynadığını da rahatlıkla söyleyebiliriz. 45+'da verdiği penaltı penaltı filan değil... Komik ve uydurma. Serdar Aziz hamlesini yapıyor, topa dokunuyor sonra da rakibe dokunuyor. Şöyle bir penaltıyı Şampiyonlar Ligi'nde versen en az 3 ay maç alamazsın. Yazık Türk hakemliği günden güne kan kaybediyor. Kimsenin güveni kalmadı ve hemen her maçta da ciddi ve sonucu etkileyen hakem hatalarına şahit oluyoruz.