CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Fenerbahçe’de tablo vahim

SKORA bakarsak 1-0 kötü gibi görünmüyor ama özellikle ikinci yarıda tablo tam anlamıyla acı vericiydi.
Belki rakip Benfica çok fazla pozisyon bulmasa bile oyun genelinde maça hakimiyeti, ikili mücadele, top kontrolü ve çabukluk yönünden Fenerbahçe'yi sürklase etti. İlk yarıda aslında Fenerbahçe defansif olarak istediğini yaptı. Benfica'nın etkili kanat ataklarını, kanat bekleri ve ilerideki oyuncularının yardımıyla iyi kapattı.
Ayrıca da santrforları Ferreyra ile pas bağlantısını kesti. Ama ikinci yarı, sahada atak üstüne atak yapan, topu istediği gibi kullanan bir Benfica vardı. Fenerbahçe sadece seyretti.
Savunmaya çalıştı ve bu arada belli oranda Volkan'ın hatasından da golü yiyiverdi.
Fenerbahçe'de bir tek Skrtel bir şeyler yapmaya çalıştı. Valbuena 40 dakikalık oyuncu. Dirar'ın da fazla etkili olduğunu söyleyemeyiz.
Düşünebiliyor musunuz, koskoca Fenerbahçe'nin santrforu Alper Potuk.
Karşılaşma 0-0 bitse inanın İstanbul'daki maç yine kolay olmayacaktı.
Benfica eski Benfica olmamasına rağmen, bazı oyuncularını da transferde kaybetmiş de olsalar Fenerbahçe'den birkaç gömlek üstün gözüktüler.
Fenerbahçe rakibin iyi bir santrfora sahip olmayışına dua etsin. Biraz çabuk, biraz gezen santrfor olsa dün gece senaryo felaket olabilirdi.
Sonuçta İstanbul'da nasıl bir maç bekliyor, kestiremiyorum.
Fenerbahçe turu geçebilir mi, 1-0'a göre geçebilir ama Allah korusun bu kadar çabuk oynayan bir Benfica'dan golü yediklerinde rövanşta işleri çok zor olur.

Korkunç avantaj

Galatasaray, emin adımlarla şampiyonluğa yürüyor. Dün gece zorlanmışlar gibi görünse de bazı Akhisarsporlu oyuncuların Galatasaray'ı rahatlattığı da bir gerçek. Galatasaray, ilk yarıda iyi kapandı, kaptığı toplarla da çok çabuk çıkmayı düşündü. Bunu da Feghouli ve Rodrigues'le başardı. İlk gol, tipik bir çabuk oyun eseri. Rodrigues'in koşusu, ona atılan pas ve topa hamle ile vuruşu, Galatasaray'a ilk golü getirdi. İkinci golden rahatsızım. Soldan Rodrigues aldı, karşısında Dany vardı. Adeta 'buyur geç' deyip Rodrigues'in gitmesini sağladı. Rodrigues de düzeltti ve golü yaptı. Dany'i yıllardır tanırız. Çok büyük stoper değildir ama çabuktur. Fakat ikinci golde Rodrigues'i bomboş bırakması inanılır gibi değil.
Bu dakikalardan sonra Akhisar gelmeye başladı ve bir penaltı kazandı. Penaltıyı atmak üzere Seleznov topun başına gitti ama arkadaşı Soner, 'Bırak ben atacağım' dedi. O sırada yayıncı kuruluş, Soner'in bu sezon attığı 4 penaltının yerlerini gösterdi.
Hep yerden sağ ve sola atmış. Soner topa geldi, üstten auta vurdu.
Daha önce 4 penaltıyı yerden köşelere vuran bir oyuncu topa niye havadan vurur? Devre böyle bitti.
İkinci yarı iki adam çok didindi. Muğdat ve Seleznov.
Geride Mustafa Yumlu da öyle. İşte bunlardan birinde, Akhisarspor golü buldu ve Galatasaray bu dakikadan sonra manasız panikledi. Top yapamadılar, topla çıkamadılar, dan-dun oynamaya çalıştılar ve üstelik Gomis ile son dakikada yine bir penaltı kaçırdılar.
Geçen hafta penaltıyı kaçıran Bafetimbi Gomis'e yine penaltı attırmanın mantığı nedir? Karşılaşma o an 1-1 olsa, penaltıyı yine Gomis mi atardı?
Bunlar hep soru işareti.
Sonuçta Galatasaray, dev adımlarla ilerliyor ve sadece iki maçı kaldı üstelik bir de beraberlik hakları var. Bu şampiyonluk yarışında korkunç bir avantajdır.
Hakem Ali Palabıyık, Akhisar lehine verdiği penaltıda hatalıydı. Seleznov ona yedirdi. Ama bu penaltı dışında da fazla bir eleştirimiz yok.

Aydınus mükemmeldi

Galatasaray gerçekten özellikle kendi sahasında oynadığı maçlarda tarih yazıyor. Kolay değil, şampiyon adaylarını art arda Seyrantepe'de tek tek deviriyor. İlk yarıya bakıyoruz, Beşiktaş asla oyunu tutamadı. Galatasaray, sürekli baskı yaptı. Fakat ilk gol pozisyonunu bulan Negredo ile Beşiktaş oldu. Muslera açılmıştı, Negredo iyi aşırtsa gol olacaktı ama kötü vurdu. Yine ilk yarıda Gomis'in mutluk bir pozisyonu var. O da karşı karşıya kaldı, ama kötü vurdu.
Galatasaray'ın attığı ilk gol bu tür maçlar için çok önemli. Bütün taktik varyasyonlar birden değişiyor. İlk yarıda da Rodrigues ve Nagatomo iyi geldiler, Japon oyuncu sıfıra inip Fernando'nun önüne bırakıverdi.
İkinci yarı ilk 20 dakika Beşiktaş oyunu kontrol etti. Çabuk kontrataklarla çıktı ve birkaç önemli pozisyonu kullanamadılar. Ama maçın kırılma anı, penaltı ve kırmızı kart. Tosic, Gomis'i kaçırdı, daha doğrusu arkasında kaldı. Sarıldı, düşüremedi... Ama Gomis'in dengesi bozuldu, sonra düştü. Hakem de haklı olarak önce avantaja, avantaj sonuçlanmayınca da penaltıya hükmetti.
Penaltı gol olsa, iş orada bitmişti ama Gomis kaçırdı. İşte bundan sonraki bölüm Galatasaray için çok sıkıntı olacaktı ki kısa bir süre sonra Rodrigues, belki de şampiyonluğu getiren golü atıverdi.
Geriye kaldı 3 maç. Görünen o ki Galatasaray ya da Başakşehir'den biri yüzde 99 oranında şampiyon olacak. Ama G.Saray 3 maçını da kazanırsa pek tabii ki şampiyon onlar. Dün geceki galibiyet bence şampiyonluk yolunda atılmış çok net bir adımdır.
Karşılaşma hakem için masa başında çok zordu. Ama Fırat Aydınus, bana göre mükemmele yakın maç yönetti. Tatlı-sert disiplini, verdiği teknik kararlar ve en önemlisi verdiği penaltı. Hepsinde haklı. Haaa! Penaltıda sarı mı olur, kırmızı mı olur? Bu tartışmaya açık. O da düşündü ve kırmızı verdi. Bence saygı duymak lazım.

F.Bahçe bundan sonra kaybetmez

Dün gece maç mı izledik, küfür kafir mi dinledik pek anlayamadım... Fenerbahçe taraftarının 90 dakika boyunca Beşiktaş'a, Şenol Güneş'e ve rahmetli Süleyman Seba'ya yönelttikleri ağır küfürleri kabul etmek mümkün değil. Bunu söyleyip maça geçelim...
İlk 20 dakika Fenerbahçe, bütün inisiyatifi ele aldı, iki gol attı, hatta üçüncüyü de attı ama hakem yardımcısının yanlış kararıyla nizami golü iptal etti. Ondan sonra da devre sonuna kadar kontrol Antalyaspor'a geçti.
Aatif, enteresan goller atıyor. Dün gece de çok güzel bir gol attı. Soldado da öyle...
İspanyol oyuncunun gol sayısı az ama Türkiye'de vuruş taktiği ve gol kokusunu alma konusundaki en önemli golcü. İlk yarının sonunda Fenerbahçe'nin kronik hastalığı bir kez daha ortaya çıktı, Skrtel'in yaptığı amatör bir oyuncunun bile yapmayacağı bireysel hata ile Antalyaspor'un golü geldi.
Düşünebiliyor musunuz maç 3-0 olup orada bitecekken önce yardımcı hakemin yanlış kararı, sonra da Skrtel'in Antalyaspor'a ikram ettiği gol, rakibin maça tutunmasını sağladı.
İkinci yarı birşey olabilir mi diye düşündük ama Antalyaspor kötü bir takım... Belki de şu anda Karabükspor'la birlikte Süper Lig'in en dirençsiz, en fazla hata yapan takımı. Nitekim ikinci yarıda Fenerbahçe'nin üçüncü golü yine hatalar silsilesiyle geldi. Antalyaspor ayağındaki topu Fenerbahçe'ye verdi, Dirar-Giuliano işbirliği ile sarı-lacivertli takım üçüncü golü attı ve maç orada bitti.
Süper yedek Valbuena da oyuna girip son golü atınca Fenerbahçe, zaten kağıt üzerinde favori olduğu maçı sorunsuz kazandı.
Şampiyonluk yarışında Fenerbahçe rakiplerini takip etmeyi sürdürüyor ama yapabilecekleri pek fazla bir şey yok. Sadece bekleyecekler. Üstekiler puan kaybederse Fenerbahçe yukarı çıkacak. Ve Fenerbahçe'nin bundan sonra da puan kaybedeceğini hiç düşünmüyorum.
Allah Antalyaspor'a kolaylık versin...
Puan olarak birkaç takımın üzerindeler ama kalite olarak asla Osmanlıspor, Atiker Konyaspor ya da Aytemiz Alanya'dan iyi değiller...

Provokasyon!

Rakip 10 kişi kalmış, Fenerbahçe berabere bile kalsa finalde. Ama özellikle korner direğinin oradaki bir takım taraftarlar, bilerek Quaresma'ya cisim atıyorlar...
Bu olay asla birkaç öfkeli taraftarın taşkınlığı değil, organize, bilinçli ve Fenerbahçe'ye zarar vermek amacıyla yapılmış çok ciddi bir operasyondur...

40 yıldır futbolun içindeyim...
Hayatımda hiç görmediğim şeyler oldu. Bir takım düşünün; bilinçli ve aydın bir seyirci topluluğu var. Yani Fenerbahçe... Hatırlayın basketbol maçında sahaya cisim atan taraftarı, yine taraftarlar polise teslim etmişti. Dün gece rakip 10 kişi, üstelik skor avantajı Fenerbahçe'de... Yani berabere bile bitse Fenerbahçe finale uzanacak. Özellikle korner direğinin oradaki bir takım taraftarlar, bilerek ve isteyerek, kasten Quaresma'nın kafasına cisim atıyorlar. Bunu ancak ya provokatörler ya da Aziz Yıldırım- Ali Koç kapışmasındaki paralı köpekler yapar... Zira yapılan her şey eşyanın tabiatına aykırı. Fenerbahçe 10 kişi kalmıştır, seyirci galeyana gelmiştir ya da Fenerbahçe mağlup duruma düşmüştür, "Maç nasılsa bitti" diyen cahillerin sahaya çokça cisim attıklarını yıllardır gördük. Bu spor ahlakına aykırı ama doğal nizama uygun. Ama dün gece önce korner direğinin arkasından sonra da ikinci yarının ortalarına doğru Beşiktaş yedek kulübesinin arkasından atılan cisimle Şenol Güneş'in kafasını yaran provokatörler bilerek, isteyerek Fenerbahçe'nin ekmeğine kan doğramışlardır. Bu olay asla birkaç öfkeli taraftarın taşkınlığı değil, organize, bilinçli ve Fenerbahçe'ye zarar vermek amacıyla yapılmış çok ciddi bir operasyondur...


Yıllar önce Rize'de Fenerbahçe otobüsüne kurşun sıkanlar, spor üzerinden Türkiye'de sosyal kaos çıkarmayı planlamışlardı.
Dün gece ise aynı provokatörler Aziz Yıldırım-Ali Koç rekabetine şekil vermeye kalktılar. Ama olan Fenerbahçe'ye oldu. Fenerbahçe avucuna kadar gelen final şansını, hükmen kaybetti... Üstelik, ağır para ve saha kapatma cezaları da yolda... Değer mi hiç? Koltuk kavgası uğruna beslenen bu köpeklerin yaptığı bu olay, koskoca Fenerbahçe'ye ne kadar zarar verdi?
Ama tabii hakemin de ciddi hataları var. Sahada atılan ufak tefek cisimleri Mete Kalkavan manasız şekilde büyüttü...
Ufacık cisimlerde Quaresma korner atmaktan vazgeçti, Mete de bunları yedi... Mete'nin belki de hakkını yiyorum, alışılagelmiş psikolojik yaklaşımda bulunsa belki de sahaya atılan cisimlerde artış olacaktı yani sonuç değişmeyecekti ama görünen o ki bu maç bundan sonra aylarca konuşulup Türkiye'de çok farklı fay hatlarının kırılmasına neden olacaktır.

Hatalarına rağmen iyiydi!

Dün gece Galatasaray kazandı ama sadece Galatasaraylılar değil mutlaka Fenerbahçeli ve Beşiktaşlılar da çok sevinmiştir. Zira artık son 5 haftada 3 takımın da birbirine yakın belki Fenerbahçe'nin biraz daha az olsa da şampiyonluk şansları var. Galatasaray hak etti mi? Bence hak etti... Zira Başakşehir bu sene çok önemli maçlar oynamasına rağmen kendi evinde Fenerbahçe ve dün gece de Galatasaray'a karşı istediklerinin hiçbirini yapamadı. Galatasaray özellikle ilk yarıda, Başakşehir'e alıştığımız pas imkanını vermedi. Uzun oynamaya zorladı, kaptıkları topla da hızlı adamlarıyla ve özellikle sağ kanattan Mariano ve Feghouli ile pozisyon bulmaya çalıştılar. İlk yarıya baktığımızda futbol yok, pozisyon yok ama gerilim çoktu. Özellikle Emre, Arda, Donk sürekli gerilim yaratan oyuncular oldular. İkinci yarı Galatasaray daha etkiliydi. İstediği gibi oynadı. Belki alıştığımız o önemli pozisyonları yaratmasa da Mariano kilidi açan adam oldu. Mariano sağ bek, sürekli hücumu destekliyor ama dün gece çok büyük bir şey daha yaptı. Kanattan sıfıra ineceğine birden içeri kıvrıldı, topu soluna aldı ve muhteşem vurdu. Son ayların en güzel gollerinden biri. İşte bu gol, bence maçı bitirdi. Bu dakikadan sonra Galatasaray, yenecek bir golün çok büyük etkileri olacağını bildiğinden kontrolü elden bırakmadı ve bitime saniyeler kala da skoru perçinledi. Artık bundan sonra özellikle tepedeki 3 takımın kayba tahammülleri yok. Alınacak bir beraberlik bile şampiyonluğun kaybı anlamına gelebilir. Her maç zor ama G.Saray-Beşiktaş maçı önemli bir maç haline geldi. Hem ikisi açısından hem de Başakşehir ve Beşiktaş açısından. 100 yıllık futbol tarihimizin en çetrefilli şampiyonluk şansının haftadan haftaya değiştiği lig oynanıyor. Hakem ilk yarı kontrolü kaybetti. Donk'a vermesi gereken sarı kart var. 2. yarıda da Adebayor'a göstermeliydi. Ama tüm hatalarına rağmen kötü yönetti diyemem.

Hakemlere iş düşmedi

Beşiktaş güle oynaya kazandı. Maç öncesi maçın bu kadar rahat geçeceğini ön görmüyorduk ama Akhisar, hem hırs hem de futbol olarak tahminlerimizin çok altındaydı. Beşiktaş maça adeta golle başladı. Sahanın yıldızlarından biri olan Babel, Caner'den aldığı topu kontrol etti, döndü ve mükemmel vurdu. Maçın hemen başındaki bu golden sonra neredeyse 90 dakika tüm inisiyatif siyahbeyazlılarındı. Bol pas yaptılar, topu sürekli kontrolde tuttular, özellikle ikinci yarı manasız ve çok ciddi birkaç pozisyon verseler de rahat bir galibiyet aldılar. Yine ilk yarının ortalarında Negredo, ikinci golü attı. Burada da topu Caner kesti ama Akhisar defansı ters vurunca top Negredo'nun önüne geldi, onun da zamanlaması o kadar iyi ki vücut açısını ayarlaması ve topa dokunuş zamanıyla mükemmel pozisyon aldı ve golü yaptı. İlk yarıda Fabri'nin yüksek konsantrasyonundan söz etmeden de geçemeyeceğiz. Cin gibi, çabuk ve sürekli oyunun içinde... İkinci yarının hemen başında da maç aslında bitiverdi... 47. dakikada Babel, yine çok iyi vurdu ve Beşiktaş zor görünen bu deplasmanı rahat tamamladı. Quaresma belli ki kendini ispat etmek istiyor. Cezalı olarak oynamadığı haftaların hırsını alırcasına bir şeyler yapmaya çalıştı ama ayağında çok top tutuyor. Pas verip ayağından topu çıkartması gerektiği zaman hala topla oynuyor. Aslında Quaresma bu değil ama belli ki ispat peşinde...
İkinci yarı Beşiktaş'ın verdiği gol pozisyonları inanılır gibi değil. Belki skorun rahatlığı bu zaafları ortaya çıkarttı. Amatör takımcasına kademe ve pozisyon hatalarıyla, manasız pozisyonlar verdiler.
Sonuçta Beşiktaş, 'Şampiyonluk yarışına ben de hoş geldim' deyiverdi. Aslında belki de Şampiyonlar Ligi'nin zorlu maçları olmasa ligimizde çok ama çok farklı yerlerde olabilirlerdi. Akhisar'a çok şaşırdım. Bu kadar kötü olmamalılar. Düşme tehlikesi yaşamasalar da bu blogun hemen üzerine yerleşiverdiler. Hakemler için kolay bir maçtı. Hüseyin Göçek ve arkadaşları da bu kolay maçı mükemmele yakın yönetmesini bildiler.

VAR gerekli!

Fenerbahçe'nin kazanması gereken bir maçtı... Kazandı da... Ama ikinci yarıdaki oyunuyla. Yoksa ilk yarıya baktığımızda Fenerbahçe sanki, ligin sonu gelmiş, hiçbir iddiası olmayan bir takım görüntüsündeydi.
Her ne kadar rakip Osmanlıspor'un ceza sahası önlerinde sürekli topla oynasalarda anlamlı hiçbir pozisyon üretemediler. Tempo düşük, Osmanlıspor pozisyon oyununda etkili ve dolayısıyla da ilk yarıda Josef de Souza'nın attığı şut dışında tek bir pozisyon yok. İkinci yarıda görüntü birden değişiverdi. Daha hareketli, daha cesur oynayan bir Fenerbahçe vardı. Sebebi çok açık; çünkü Valbuena oyuna girdi. Valbuena futbol hayatının son döneminde olsa bile uzun aylar Aykut Kocaman'ın haksızlığına uğrasa bile sahaya girdiğinde hiçbir trip yapmıyor. 17 yaşındaki bir delikanlı gibi mücadele edip, sahaya her şeyini koyuyor. Dün gece de böyle yaptı.
Zaman zaman topla fazla oynasa, paslaşmalarda yanlışlıklar yapsa bile özellikle baskılı oynanan iç saha maçlarında Valbuena çok etkili...
Bu hareketlilik art arda kornerler getirdi.
Zaten Fenerbahçe'nin en etkili olduğu anlar belki de ölü toplar. Korner de bir ölü top... İşte bunlardan birinde kaleye vurulan kafa sonucu Osmanlı kalecisi Karcemarskas çizgi üzerinde topu kucakladı. Bütün vücudu kalenin içindeydi. Ama önemli olan topun olduğu yer... Bence gol değil.
Ama kul hakkı da yemeyelim. Çünkü bunun gol olup olmadığına karar vermek için hakem olmak gerekmez... Maç yayını esnasında kale çizgisini gösteren kamera olmadığından dolayı emin olarak konuşamıyoruz ama hissiyatım gol değil... Eğer golse de yardımcıyı kutlar ve kendisinden özür dilerim.
Bu gol Osmanlıspor'un direncini kırdı.
Zaten hızlı adamlarıyla ilk yarıda yakaladıkları kontratakları ikinci yarıda pek bulamadılar ve maçı kaybettiler. Hakemi beğenmedim...
Fenerbahçe'nin net bir elle oynama penaltısını vermedi ve tekrar emin olmamakla beraber bir yanlış yardımcı hakem kararıyla Osmanlıspor'un tüm direncini kırdı. İşte Video Hakem Sistemi (VAR) bu anlar ve goller için gerekli.

Her şey güzel ama yetmez

Maçtan önce biri deseydi ki, Fenerbahçe böylesine farklı bir sonuç alacak ve üstelik kalesinde neredeyse tek bir gol pozisyonu bile yaşamayacak, sanırım kimse inanmazdı. Bunun en önemli sebebi, Kayserispor'un bugüne kadar ortaya koyduğu iç ve dış saha performansı. Ama dün gece Kayserispor diye bir takım yok. Sadece maçın başında 5-6 dakika oynadılar, ondan sonra sahada tam bir Fenerbahçe resitali vardı.
Topal'ın harika pası ve Fenerbahçe'nin bence en önemli gol silahı Soldado'nun istopu Fenerbahçe'yi öne geçirdi. Ardından sahaya dün gecenin yıldızı Aatif çıktı. Sadece dün gecenin mükemmel adamı değil, belki de bu sezonun en mükemmel golünü atan ismi oldu. Öyle bir vurdu ki kalede değil hayatında ilk Süper Lig maçını oynamış Vedat, Buffon olsa da o golü yerdi. 2-0'dan sonra Fenerbahçe şovu devam etti.
Devrenin son dakikasında yine Soldado, vuruş tekniği ve defanstan kopuş zamanlamasıyla iyi bir golcü olduğunu gösteriverdi. Devre 3-0 bitmiş, herkes birbirine bakıyordu. Hem Fenerbahçe'nin müthiş oyunu ve süper golleri hem de Kayserispor'un sıfıra yakın performansı şaşırtmıştı.
İkinci yarıda da değişen bir şey olmadı. Fenerbahçe yine istediği her şeyi yaptı. Aldı, verdi, defansta kalabalık oynarken kaptığı toplarla çabuk çıktı ve dün geceyi çok mutlu bir şekilde, beklenenin aksine müthiş bir farkla tamamladılar.
Siz bu satırları okurken inanıyorum ki tüm Fenerbahçeliler, puan tablosuna bakıyorlar. Dün gece Kayseri'de her şey çok güzeldi ama bugün puan tablosu yine kötü. Fenerbahçe bundan sonra her maçını kazanabilir ama şampiyonluk için ya da ikincilik için yeter mi, orasını bilemiyorum.
Maç hakem için kolaydı, Ümit Öztürk de oldukça iyi bir maç yönetti. Fenerbahçe'nin attığı ilk golde ofsayt var mı, yok mu? Varsa da birkaç santimle var, yoksa da birkaç santimle yok. Hepsi bu. Bunun dışında da hakem için söylenecek hiçbir olumsuz taraf göremedik.

Aydınus altın sezonunu yaşıyor

Uzun yıllardır Galatasaray-Trabzonspor maçlarını izleriz... Gerek Trabzon'da gerek İstanbul'da... Ama dün geceki gibi bir tabloya yıllardır hiç tanık olmadık. Dün geceki 90 dakikanın özeti herhalde şu olmalı: Galatasaray, Trabzonspor'u sahadan sildi... Hele hele bir ilk yarı var ki normalde 3-4 olması gereken maç ancak 1-0'da kaldı. Galatasaray, maça Feghouli'nin attığı golle başladı. Abdülkadir kritik bölgede çıkarken, topu Mariano'ya kaptırdı o da Feghouli'ye 'al da at' dedi. Bu dakikadan sonra ilk devrenin sonuna kadar Trabzonspor, kafasını kaldıramadı... 3 topu bir arada yapamadı. Neredeyse kaleye şut çekemedi ve herhalde ilk yarı 1-0 bitti diye dua etmiştir.
İkinci yarıda ilk 10-15 dakika Galatasaray top kayıplarına başlayınca Trabzon kıpırdanmış gibi göründü. İşte bu dakikalarda Yusuf Yazıcı çok ama çok net bir pozisyonu Muslera ile karşı karşıyayken kaçırdı. Daha sonra da Türk futbolunun yükselen yıldızı Okay, ayağındaki topu Gomis'e kaptırınca Gomis'in de ustaca gol vuruşu gelince maç kopuverdi. Dün gece Galatasaray-Trabzonspor tarihinin en kötü Trabzonspor'unu izledik. Ama ne gariptir ki son dakikada Trabzon tarihinin en enteresan belki de en güzel gollerinden birine şahitlik ettik. Kucka 50 metreden Muslera'nın önde olduğunu gördü, harika vurdu 90'dan gol oldu. İnanın bana bu gol, bugünden itibaren tüm dünya televizyonlarında defalarca gösterilecektir.

O POZİSYONU GÖRMEDİ
Ve artık Galatasaray, dün geceki galibiyetle şampiyonluğun en güçlü adayı... Sanırım iki hafta sonra oynanacak Başakşehir maçı çok şeyi belirleyecektir. Fırat Aydınus bana göre altın sezonunu yaşıyor. İlk devre Pereira'nın Selçuk'un ayağına basmasını görmese bile maçın genelinde fevkaladeydi. Oyunu ve oyuncuları tam anlamıyla eline aldı ve çok başarılı bir performans gösterdi.