MUSTAFA ÇULCU - MISRA ARASINDA KALDI
Fenerbahçe maça muhteşem tribün şovları ve atmosfer eşliğinde hızlı ve önde agresif baskı ile başladı. Aston Villa ilk 15 dakika Fenerbahçe'yi tarttı, sonra oyunu Premier Lig temposuna çekti.
Çok hızlı çıkarak çoğaldılar. Savunma arkası koşularla ve duran toplarla Fenerbahçe savunmasına sıkıntılar yaşattılar ve golü buldular. Skriniar ayakta kalan oyuncuydu. Ters kanatta oynayan ve bocalayan Semedo'nun kanadını çok etkili kullandılar.
Kerem destek vermediği gibi ilk yarıda hücumda rakip defans içinde kayboldu gitti, etkisiz kaldı. Oyun; git gele dönünce Fenerbahçe'nin Aston Villa ile arasındaki fizik kalite farkı ortaya çıktı. Kaleci Ederson müthiş oynadı.
Tedesco'nun hamleleri özellikle Talisca oyuna girince Fenerbahçe daha etkili olmaya başladı. Kerem alan buldu, hareketlendi. Fenerbahçe çok istedi ama başaramadı.
UEFA 1. kategori hakemi Portekizli Luis Godinho 40 yaşında. Kendisini Midtjylland-Fenerbahçe (2-2) ve Bulgaristan-Türkiye (1-6) maçlarından hatırlıyoruz. Daha 2 dakikada Buendia, İsmail'in ayağına öyle bir bastı ki sarı kartsız geçilebilecek bir kontrolsüz hareket değildi, pozisyonu kaçırdı.
Temaslı oyuna izin veren, oynatma isteği yüksek bir hakem. Bunu abartınca bazı faulleri kaçırdı. Maçın sertleşmemesi, oyuncuların UEFA korkusu veya saygısından...
Pozisyonlara yakın olacağım derken 43'te kendisine top çarptı. Çarpmadan gelen topta Rogers'ın attığı golde iptal doğru. Aston Villa'nın 65'te attığı gol açık ofsayt, Kerem'in 75'te attığı golde ilk hamlede Duran açık ofsayt iptaller doğru.
Ofsaytlar çok açık ve net ama iptaller VAR'dan geldi. Her iki yardımcı sınıfta kaldı. Maç 28 faul, 9 sarı kartla tamamlandı. Çarşamba gecesi Kovacs'ın yönetimi şiir gibiydi, dün Godinho'nunki ise mısra arası kaldı.
ZEKİ UZUNDURUKAN - İKİNCİ YARIDA VILLA'YI SALLADIK
Maç öncesinde Kadıköy'de Chobani Stadı'nın tribünleri Kırmızı-Beyaz bir gül bahçesi gibiydi adeta.
Tribünleri dolduran taraftarlarımızın ellerindeki bayrağımızın güzelliği ile duygulandık. Coştuk!
Rakip bir Premier Lig devi, Aston Villa idi. Avrupa Ligi'nin favorisiydi.
Rakip elbette çok güçlüydü. Ama Fenerbahçe'nin bu zor rakip karşısında nasıl bir direnç göstereceği önemliydi.