CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

Aykut Kocaman bozuk para gibi harcanacak bir adam değil

Osmanlıspor karşısında sadece son dakikada yenen golün karşılığında oluşan 1-1'lik sonuç değil, ortaya konan oyun, bütün Fenerbahçelileri üzdü, açıkçası kızdırdı. Sezona Finansal Fair Play kriterlerinden dolayı -ki bu kriterler geçen seneden de belli olmasına rağmen- geç transferler yapılarak başlanması büyük sorun yarattı. Sıkıntı ne olursa olsun, Fenerbahçe gibi bir takımın bu kadar kötü oynayıp, bu kadar az puan almaya hakkı yok. Sadece futbolda değil tüm işlerde duygusallıkla, mantığı birbirine karıştırmamak gerek. Ama sanki Fenerbahçe'nin içinde bulunduğu bu durumda duygusallıkla mantık bir arada görünüyor. Şimdi ne olacak ya da olmalı işte benim naçizane tavsiyelerim:

KOCAMAN VE YÖNETİM BİRLİKTE GİDEBİLİR
Maçın bitiş düdüğünden bu yazıyı yazdığım ana kadar düşünüyorum… Tabii ki bizim bir yetkimiz yok ancak fikrimiz var. Ben Aziz Yıldırım ve yönetiminin yerinde olsam ya da Aykut Kocaman olsam nasıl davranırım? Sonuçta bir şey yapılmalı. Bunun içinde Aykut Kocaman'ın ayrılığı da olabilir. Onunla birlikte yönetim de istifa edebilir. Ama hem mantığım hem de duygularımı devreye sokunca görünen şudur:

BIRAKMASI GEREKİRSE BİR DAKİKA DÜŞÜNMEZ
24 oyuncuyu birden gönderemeyeceğinize göre işin kolay tarafı teknik direktörle yolu ayırmak. Ama bunun eksilerine ve artılarına bakıldığında, hem mantık hem de duygusal olarak düşündüğümde yanlış bir hareket olur. Aykut Kocaman iyi bir Fenerbahçelidir ve kim ne derse desin, başarısız bir sezon geçirse de iyi bir teknik adamdır. Şu dakikada kimi getirirsen getir, çok farklı şeyler yapacağına da inanmıyorum. Ama şu da var ki Aykut Kocaman o kadar iyi Fenerbahçelidir ki bırakması gerekiyorsa da bir dakika düşünmeden bırakır. Sanki ilk yarının bitimine kadar yani kalan 6 haftada takımın başında olmasında fayda vardır. 6 maç sonunda puan farkını azaltırsa zaten yeni bir takım olan ve birbirlerini yeni tanıyan teknik direktör ile oyuncu ilişkileri, devre arasında yapılacak operasyonlarla daha iyi olacaktır. Sadece gelecek olanlar değil, buna gidecek olanlar da eklendiğinde yola devam edilmesi gerekir düşüncesindeyim. Aykut Kocaman duygusal yönden baktığımızda bozuk para gibi harcanacak bir adam değil. Bir hata varsa herkesin hatası var. Bugün bıraksa yarın gelecek kişinin de takımı şampiyonluk potasına sokma garantisi yok. Benim de kafamda böyle bir isim yok.

YENİ GELECEK OLAN KİŞİNİN GARANTİSİ YOK
Aykut Kocaman'ın katıldığım bir tespiti, katılmadığım da bir yönü var. Sezon başından beri her hafta söylüyordu Osmanlı maçının ardından yaptığı basın toplantısında da söyledi: "Belki de oyuncularım 3 senede yapacakları bireysel hataları 13 maçta yaptılar." Buna yüzde yüz katılıyorum. Katılmadığım yönü ise maçı koparamaması. Öne geçtikten sonra oyunu devam ettirememesi. Bunu aşacak kişi Aykut Hoca ve oyuncuları. Aykut Kocaman, ciddi eleştirilerimize rağmen çerez yapılacak ve ihaleyi tek başına üstlenecek bir teknik adam değildir, insan hiç değildir. Yönetimle yola beraber çıktılar en azından devre arasını beraber görürler. İşler iyi giderse sorun yok. Zaten gelecek olanın da garantisi yok.

VAN PERSİE DIŞINDA KADRO DIŞI OLMAZ
Başkan Aziz Yıldırım, Ali Yıldırım, diğer yöneticiler ve Aykut Kocaman'ın bir araya gelerek bu işin içinden nasıl çıkacağını acilen görüşmesi ve düşünmesi gerek. Tabii ki taraftarın da gönlünün alınması şart. Bu da 24 kişi olan arkadaşların taşın altına elini koymasıyla olur. Klasik olacak ama gün en azından 6 hafta için (başarı gelirse zaten devam eder) birlik olma günüdür. Benim fikrim; Van Persie dışında kadro dışı olmaz. Duygularım ve mantığım da bu arkadaşın parası verilsin, maaşını da alsın ama Samandıra'da bu büyük formanın kıymetini bilen oyuncular kalsın diyor.

Şenol Güneş her şeyi istiyor!

Çok zordur Avrupa ile birlikte lige adapte olmak. Şenol Güneş her şeyi isteyen bir teknik adam. Çarşamba'dan pazara çok fazla rotasyon yapma şansı da olmadı. Ama oyuncu grubunun kendisine iyi bakmak zorunda olması da Avrupa'yı avantaj haline getirebilir. Bir de Galatasaray'ın galibiyetinin ardından Başakşehir'in de kazanması Beşiktaş için maçı olmazsa olmaz hale getirdi. Zaten Güneş de kontrollü oyundan çok 4 forvetli, Babel-Talisca-Quaresma-Cenk ile ofansif bir anlayışla çıktı maça.
İki maçın teknik adam açısından bir farkı da vardı. Monaco maçında Güneş'in Talisca'yı kesmesinin tek sebebi 1 puanın yetmesi idi. O maçta Oğuzhan-Tolgay-Atiba ile oynadı Güneş. Bu maçta ise Galatasaray ve Başakşehir'in kazanması ile 'Benim puan kaybına hiç tahammülüm yok' dedi ve öyle çıktı maça. Bugün ligdeki takımlara baktığımızda yüzde 70'i ofansif oynamaya çalışıyor. Göztepe kendi sahasında çok gol yese de gerçek bir deplasman. Muazzam bir taraftarı var. Ayrıca zemine de alışıklar. Beşiktaş ilk kez bu zeminde oynadı hatta idman bile yapamadılar. Zeminde problem yaşadılar. Sonuçta ofansif oynayan bir Göztepe'ye karşı zaten hücum anlayışı olan Beşiktaş önemli bir galibiyet aldı ve 'Bu işte varım' dedi. Galatasaray'dan bir deplasman fazlası var Beşiktaş'ın. Beşiktaş 6 deplasmana çıktı Galatasaray 5 tane. Şimdi milli arada bazı futbolcular dinlenme fırsatı bulacak. Bu büyük bir fırsat.
Ama Beşiktaş mental yorgunluğu atmış bu önemli. Geride kalan 11 haftaya baktığımızda, bir kaç maç haricinde takımın oyun içindeki coşkusundan, isteğinden, top rakipteyken davranışından bu belli oluyor.
Sonuçta Beşiktaş ilk 6 dakikada yemediği golle, geri düşmeyerek attığı golle rahatladı ve 3-0'a kadar bir sürü de pozisyon buldu.
Hüseyin Göçek maçı şahane götürüyordu ama sonlarda hata yaptı. Bence Atiba'nın çektiği Traore'nin pozisyonu penaltıydı. Ardından Talisca'nın pozisyonu geldi. Düşmesi için hiçbir sebep yok. Bu da kırmızı karttı. Ayrıca Beşiktaş'ın yediği gol de ofsayt...Bu üç pozisyon birden her şeyi götürdü ve görmediği pozisyona kırmızı kart gösterdi. İzleyin o pozisyona faul bile vermedi. Aslında pozisyon faul ama kırmızı kart değil...

Başkan ve hoca sınıfta kaldı

3 maçta 6 puan kaybetmişsin. Galatasaray, Kayserispor, Osmanlıspor... Derbide dahi kazanmak zorundaydın, 1 puana meşale yakıldı. Tabii iki tane oyuncunun sakatlığı 60'larda yapılacak hamle şansını engelledi. Teknik olarak bu maçı yorumlayabiliriz ama Türkiye Ligi'nin şampiyonluk favorilerinden Beşiktaş'a bakıyorum, bir de Fenerbahçe kadrosuna bakıyorum. Bu kadrodan birini alıp Monaco ya da Göztepe maçına koysunlar. Birini söyleyebiliyor muyuz? Tam tersini düşünelim. Oğuzhan'ı, Talisca'yı koyar mıyız, koyarız. Pepe'yi koyarız, daha birçok oyuncu söyleyebiliriz. Kadro kalitesini bir bahane olarak söylemiyorum Aykut hoca için.
Maçı izleyen Fenerbahçeliler şunu görüyorlar: "Bizim takım bu maçı nasıl bitirecek?" Rakip sonuncu, zor pozisyon bulan bir takım. Ama Fenerbahçe'nin ceza sahasından çıkmıyor. Kayserispor maçının son 25-30 dakikası Fenerbahçe'nin ceza sahasında oynanıyor. Dün gece de aynı...
Şöyle Neto ile Neustadter'e bir bakıyorum. Keşke benim dönemimde oynasalardı... Etraflarında dolaşırdım, şeffaf oyuncular. İkişer kere sarı kartlardan attırırdım. Savunmanın üçü sarı kartı aldı zaten. Top kazanmazlar, oyuna çıkamazlar. Ayağı iyi diyorlar Neto ve Neustadter'e, peki onların attığı pası kim alacak?
"Cehennem donana dek Aykut Kocaman" falan gibi açıklamalar yapıyorlar. Yönetime saygısızlık yapmak istemem ama koskoca Fenerbahçe kulübü bunlarla uğraşır mı? Aykut Kocaman yarın öbür gün dedi ki: "Ben takımımı sıkıntıya düşürmeyeyim, istifa edeyim." Siz de kabul ederseniz ne diyeceksiniz, "Biz demedik, o bıraktı mı?" Olmaz.
Hiçbir şey doğru değil Fenerbahçe'de. Kalan 5 haftada 15 puan alırsak diye hesap yapa yapa olmaz bu işler. Kazanıp ondan sonra hesabını yaparsın. Daha 11 maçta liderden 9 puan geriye düştün. Üstüne Başakşehir, Beşiktaş maç yapacak. Bu takıma seyirci falan gitmez, açık söylüyorum. Normalde maçı izlerken lavaboya dahi hızlı hızlı giderim bir şey kaçırmayayım diye... Fenerbahçe maçlarında rahat rahat gidiyorum.
Fenerbahçe kulübünde A'dan Z'ye herkes başarısız olmuştur. Şapkayı önlerine koyup düşünecekler. Seneye transfer yasağı devam ediyor. Fenerbahçe bir orta sıra takımı değil. Aykut hoca benim arkadaşım ama lütfen alınganlık göstermesin. Hem başkan, hem de hoca sınıfta kaldılar. Yarıştığın takımlar senden daha iyi fut bol takımları...

Çalımbay’ın takımları teslim olmaz

Diyelim ki Süper Lig'i hiç bilmeyen bir Çinli, dünkü maçı izlesin... Kimin 23 puanda kimin 9 puanda olduğunu bilmesin. Maçı izlerken bir yandan anlatın kimin kim olduğunu. İnanmaz... Nasıl bu takım bu kadar fark yedi diye düşünür. Hiç birimiz göremedik ama Aykut Kocaman, "Sert maçlar geliyor ve düşüşleri başlayacak" diyerek bir öngörüde bulundu.
Galatasaray, 9 hafta kredisini çok iyi kullandı. Ama şunu söyleyelim: Tudor büyük maçlarda sınavı geçemedi. Geçen sezonu da katarsak, Beşiktaş'ı yenemedi, iki kez Fenerbahçe'yi yenemedi. Başakşehir'i geçemedi. Yani ilk 4'teki takımlara kazanamadı. Kadro açıklandığında Trabzonsporlular, Sosa'nın oynamamasından rahatsızdı. Rıza Çalımbay'ın bu kararı büyük bir cesarettir. Kaybetselerdi yerle bir ederlerdi. Milan'dan gelen oyuncu yerine Yusuf'u tercih ediyorsun. Trabzon maç boyunca pozisyon vermedi. İyi oynamaya çalışan, iyi kontratak yapan, altyap-ı dan yetiştirdiği oyuncuların da performans gösterdiği bir Trabzonspor izledik.
Galatasaray'a gelince; geçen hafta 3 sistem değiştiren bir teknik direktör vardı. Tudor'a eksi yazabiliriz. Gomis bana ne zaman sorulsa hep büyük oyuncu olmadığını ancak golleriyle konuşulacağını söylüyorum. Gomis'i oyunuyla değerlendirirsen oynatmazsın ama 1-0 gerideyken özel bir problemi yoksa (hastalık, sakatlık, kendi isteği gibi) oyundan çıkmaz. Kaleye gidemiyorsun ki gitmek zorundasın belli o dakikalar gelmiş. Gomis çıkmaz. Eren'i oyuna sokma demiyorum, sok ama ikinci forvet olsun. Linnes sahada yok. Denayer çok hata yapıyor. Maicon açıklar verdi. Selçuk kötü. Ndiaye'yi bir tek kartlarda gördüm. Feghouli de etkili değildi. Galatasaray'ın 11'ini koyunca sprint olarak savunmanın önünde oynayan oyunculara bakacak olursak Fernando çabuk bir oyuncu değil. Hız problemin var. Bunu da hızlılarla çözersin; Yasin, Rodrigues bunlar kenarda. Sahadaki Gomis'i de çıkarıyorsun. Galatasaray'ın kalecisi Muslera'nın yan topları zayıf. Takım olarak bunu da biliyorsak Maicon niye arkası dönük oyuncuya gidip sert faul yapar. Yan toplar rakipler için zaten penatı gibi. Durup dururken yüzünü döndürüyorsun. Trabzon başka bir kültür... Bunu dün yansıttılar. Pereira, Trabzonlu olmuş artık. Sosa reaksiyon göstermiyor. Trabzon'un reaksiyon gösteren oyunculara ihtiyacı var. Rıza Çalımbay'ın takımlarına hiçbir zaman favori olamazsın. Çalımbay'ın takımları teslim olmaz. Sivaslı bizim Rıza, Trabzon'un yapısına uydu...

BANA GÖRE KARTLAR:
Karşılaşmada çıkan kırmızı kartlar doğru... Olcay Şahan, sarı kart görecekken ilerletti. Feghouli itmeyle bırakmadı. Gereksiz hareketlerdi. Bero'nun Fernando'ya yaptığı faul en az sarı kart olmalıydı. Gelişi bile sarı kart. Galatasaraylı Denayer'in eline çarpan pozisyon ise penaltı değil. Diğer eline çarpsa penaltı olurdu.

Q7-Babel’e kar dayanmadı

Hafta içi konuşmalarıyla gündem yeşil sahanın dışında çıkmıştı Beşiktaş'ta. Bir gerçek vardı ki 4 maçtır kazanamayan, rakibiyle puan kaybının artmasını istemeyen bir takım konumundasınız ve bir puan kaybı gardını iyice düşürebilirdi. Gol zor gelse de "Bu sıcağa kar dayanmaz" dedirttiler. Quaresma ve Babel... Arzulu oynamaya başladılar, etkili oldular. Necip pas hatası yapıp topu taca atınca Quaresma alkışlayarak oyunda tutmaya çalıştı onu. Normal portresinden daha farklı... İkisi de çok istekliydi. Ortalar geldi, şut attılar. Takımı maçın içinde tutan, forse eden bu ikiliydi.
Gökhan Gönül, kariyerinin en vasat oyunlarından birini geçirdi. Hazır değil çünkü... Adriano'nun güzel ortasına Negredo resmen kafa şutu attı. Ben buna şut derim, vole gibi gitti. Kritik bir dakikada gelince dönüşü de olmadı. Tam köprüdeydi Beşiktaş, kazandı ve "Ben de varım" dedi. Haftaya yine deplasmana gideceksin çünkü... Kendisi için çok moral verici bir an oldu. Beşiktaş kopuk oynuyor artık ligde. Sanki 6+4 gibi. Ön dörtlü geriyle kopuk... Avrupa kupalarında ise daha farklı, korkunç bir mücadele gösterip kompakt oynuyorlar. Geçen yıl ligde de böyle oynuyorlardı. Önde baskılı, 40-45 metrede oynayan bir takımdı. 4 tane dönüşü olmayan, ayaklarına bekleyen, hünerli oyuncular: Babel, Talisca, Quaresma, Cenk. Sadece dönen topları aldığı son yarım saatlik dönemde tekrar kendilerini buldular ve o performans golü getirdi. Beşiktaş, fizik olarak geçtiğimiz sezondan uzakta görünüyor.
Herkes çok seviyor denilir Şenol Güneş için... Ben şunu diyeyim, her futbolcu tarafından sevilen teknik adam görmedim. Az oynayan oyuncu böyle bakmaz olaya. Şenol Güneş, Aykut Kocaman, Tudor, 24'ün 24'ü de seviyorsa sıkıntı vardır. Oynamayıp mutlu olan oyuncu olmaz. Fakat bir yandan da aynaya bakacak futbolcular. Lens geldi geleli ne yaptı? Karabük'te oynattı, derbide oynattı. Senden iyi durumda oyuncular. Özel uçaklarla buraya gelirken burası köy takımı sandılar, yanıldılar. Sen Şili Milli Takımı'ndan geliyorsun diye forman garanti değil, Fenerbahçe'de iyisin diye Quaresma'yı keseceksin diye bir şey yok. İşler kötü gittiğinde böyle kaprisler ortaya çıkar. Bu duruma yönetim asla ve asla imkan vermemelidir.

Cezayı neye göre vereceksiniz?

🔴 Beşiktaş-Başakşehir maçında hakem Mete Kalkavan'a gördüğü kart sonrası küfür eden Caner Erkin görüntülerle PFDK'ya sevk edildi. Cezası bugün görüşülecek herhalde. Caner'in küfür ettiği bildiğimiz kadarıyla hakem raporunda yok, temsilci raporunda ve gözlemci raporunda da yer almıyor. Ama görüntü ile sevki yapıldı. Peki cezayı neye göre vereceksiniz? Çünkü bugüne kadar bir standardınız yok!
🔴 Mayıs 2015'te Fenerbahçeli Meireles, elini şortunun içine sokup Galatasaraylı Sabri'ye hakaret ettiği için görüntüyle sevk edildi, 4 maç ceza aldı.
🔴 13 Ekim 2013'te Galatasaray-Karabükspor maçında hakem Muhittin Gürses'e orta parmak işareti yapan LuaLua, görüntü ile sevk edilip 12 bin TL para cezası alıyor. Bu hareketi raporuna yazmadığı için hakem bir yıl görev alamadı.
🔴 20 Mayıs 2011'de Beşiktaş maçında Galatasaraylı Felipe Melo'nun beliyle ileri geri yaptığı hareket görüntü ile sevk edildi bir maç ceza aldı.
🔴 Rize'de Başakşehirli futbolcular görüntü ile sevk edildi, Volkan Babacan görüntülerden bir maç, Yalçın Ayhan görüntülerden 5 maç aldı.
🔴 5 Şubat 2017'de oynanan Beşiktaş-Fenerbahçe maçında rakip taraftara dil çıkaran ve 41. maddeden sevk edilen Van Persie, 3 maç ceza aldı, Tahkim Kurulu 1'e indirdi. Talisca'nın orta parmak hareketi görüntüyle sevk oldu, 1 maç ceza geldi.
🔴 Volkan Demirel'in kameraya yansıyan küfürü sevk edilmedi. Şenol Hoca hakeme hakaretten bir maç ceza aldı ama görüntüden sevk edilmedi.
🔴 Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde Volkan Demirel'in, Kasımpaşa-Beşiktaş maçında Oğuzhan'ın, rakibe yaptıkları orta parmak işaretleri için sevk olmadı.
🔴 Beşiktaş-F.Bahçe maçında Van Persie şorta elini sokmasına ve görüntüye rağmen sevk edilmedi.
🔴 Bir de Kayserispor-Osmanlıspor maçında Fırat Aydınus ile Turgay arasındaki küfürler var ki bu görüntüler için de sevke gerek görülmedi.
🔴 Caner Erkin'in küfrü raporlarda yok… TV görüntüsü ile sevkten ceza alacak mı? Ki her görüntülü sevke ceza çıkmamış… Görüntülere göre ceza alacaksa bu ne olacak? Çünkü bugüne kadar görüntülü sevklerde de bir standart yok. Merak ediyorum cezayı uygularken, 1- Kanun mu, 2- Vicdan mı, 3- Konjonktür mü 4- Dışardan baskı mı var?

Maçın kazananı Galatasaray

Bu maçın ardından oluşan tabloda en karlı takım bence Galatasaray oldu...
Ciddi rakipleri olan Başakşehir, Fenerbahçe ve Beşiktaş'la mesafeyi korudu. Ligin ortalarına geldikçe daha tedbirli oyunlar başladı.
Beşiktaş çok zor bir sezon oynuyor.
İki yıl üst üste şampiyon oluyorsunuz.
Pepe dışında transferler katkı vermedi.
Gökhan Gönül daha hazır değil.
İnişli çıkışlı oynayan bir Talisca var. Cenk susunca üretemiyorsunuz ve Babel büyük bir silah. Ona çok ihtiyaç duyuldu.
Ligin ilk 9 haftası bitti, en karlısının Galatasaray olduğu kesin. Şampiyonluk adayı 4 takımdan teknik adamları koy... En üzgünleri Şenol Güneş ve Abdullah Avcı'dır. İkisi de kazanmak istiyordu. Fırsatı kaçırdılar. Hem Tudor, hem Aykut Kocaman için ise iyi bir skor ortaya çıktı. Oyun olarak tatmin olmadık belki 90 dakika ama Kerim Frei attığı golle Beşiktaş'ın rakip kaleye çullanmasına neden oldu.
Beşiktaş golü de buldu, Negredo'ya da "iyi ki almışız" dedirtecek iki pozisyon üretti. Başakşehir her yerde organizasyonu iyi, Emre'nin liderliğinde, iyi teknik adamıyla her maça ortak olan bir takım.
Bu yıl Avrupa kupalarında biraz rotasyon yapıp bu maça önem verdiler. Dün de oyun aktıkça Başakşehir, rakibinin yorgunluğundan faydalanarak çaba sarf etti. Kerim Frei girdi, Napoleoni girdi.
Çok organize bir atakla da golü buldular.
Kerim çok iyi vuruşlar yapmaya başladı.
Emre gerçekten çok farklı bir oyuncu...
Maç seçmek Emre'nin hakkıdır.
İdareli gidiyor ama çıktığı zaman iyi oynuyor. Hafif bir sakatlık olduğu zaman dinlenmeye geçiyor ama performansını gösteriyor.
Teknik direktör ve oyuncuların yüksek bir kredisi var Beşiktaş'ta. 8 puan fark az değil. İçeride oynayacağı Galatasaray maçını artık kazanmak zorunda...

Oyun çok duruyor

Avrupa'da oynanan oyunun son derece pozitif olduğunu görüyoruz. Burada sadece Beşiktaş Türkiye'de oynamıyor dememek lazım. Ne Caner ne Quaresma ne Talisca iki yerde aynı davranıyor. Fakat şunu da söylemek lazım, bizim maçlarda çok düdük çalınıyor. Oyun devam etmeli. UEFA ve FIFA'nın süre durdurma fikrinin de tartışılması lazım.

Başakşehir'in başarısı gelip geçici değil

Başakşehir formasının rengi sarı-kırmızı, siyah-beyaz, bordo-mavi olsa 2 bin yerine 40 bin seyirciye oynarlar, şampiyonluğa da en yakın takım olurlar. İyi oyuncuların tercih ettiği bir noktaya geldiler. Harika bir ekipler. Çok iddialı görülebilir ama gerçek bu. 4 büyüklerin formasını giydir, daha iddialı olurlar. Göksel Gümüşdağ'ın yerini düşünecek olursak hakemler açısından ezilmiyorlar belki ama taraftarı eksik olduğu için lobisi yok. Gelip geçici kulüpler olur. Kocaelispor'un şampiyonluk yarışına girdiği olmuştur. Gençlerbirliği, Sivasspor... İlk 5'te kim olur dersek Başakşehir'i yazabiliyoruz.

Alan razı, satan razı...

Dağ fare doğurdu derler ya, öyle bir maç oldu. Aykut hoca da Tudor hoca da kusura bakmasın. Karşılıklı konuşmuşlar da, "Ben burada mağlup olmayayım, sen de gelme, bunun rövanşı da var, idare edelim" demişler gibi. Kazara gol olmasın diye de ayarlamışlar sanki hakem Cüneyt Çakır'ı!!! Yanlışlıkla gol olur, Hasan Ali penaltı yapar, Denayer kırmızılık faul yapar, bunlara engel olsun. Sonra da karşılıklı otobüslerine binip giderler. Sanki böyle olmuş gibi bir derbi izledik.
Maç başlarken statta müthiş bir atmosfer bekliyorduk. Tribünler doluydu fakat hem ekran başında hem de statta yalnızca hakem kararları heyecanlandırdı insanları... İki hoca da alınabilir bu anlattıklarıma ama 10 kişiden sonra pozisyon yok iki taraf için de. Aykut hoca kendi penceresinden "7 maçım var, büyük maçları oynamışım. Birbirleri arasında oynayacaklar" diye düşünmüş olabilir ama bence Alex'e, "Futbolu falan bıraktın ama uçağa bin, koşmadan etmeden son 15 dakika takıl, bir tane yapıştırırsın" dese Fenerbahçe golü bulacak belki... Alper falan giriyor ama sorun çözemiyor da Fenerbahçe. Kazanmak mı istiyorsun? Mesela çekerim Giuliano'yu orta sahaya, topu onun kullanmasını isterim. Ya da çift forvete dönebilirsin ama dedim ya, alan razı satan razı. Igor Tudor, Aykut Kocaman, Abdullah Avcı, Şenol Güneş ve Cüneyt Çakır'ın istediği oldu. Bence iki takım taraftarları da benim gibi düşünüyor. En mutlu olan da Beşiktaşlılar'dır. İki takımın da kazanmasını istemem ben de olsam.
Hocaya ne olduysa bir ilham gelmiş, "Bu Fenerbahçe gelir beni yener falan, aman" demiş. Üç stoper oynatıp güvensizlik veriyorsun takıma. 3-4- 2-1 oynatmaya çalışıyorsun. O zaman ne yaparsın? Serdar sakatlandı, Ahmet'i sok o zaman. 20 dakikada ne değişti? Fenerbahçe acayip bir değişiklik mi yaptı? 3'lü başladın, 4'lüye döndün, en son Ahmet Çalık'ı sokarken eliyle "5'li" işareti yapıyordu. Galatasaray kontratak tehdidi yakalamışken devreye Belhanda girip atıldı. Gördüğüm en ilginç değişiklik ise Tudor'un Eren'i sokması... Gomis dediğimiz adam her an her şeyi yapabilecek bir golcü değil mi? Niye kenara geliyor? Eren'le mi kontratak yapacaksın? İleride baskı kurmuşsan sok Eren'i, onla oyna ama ortada öyle bir durum yok. Bu resmen, "Aman yanlışlıkla kontratak yapmayalım" değişikliğidir. Sonuçta benim Eren'le bir derdim olamaz ama bu oyun Eren'in oyunu değildi.
Fenerbahçe adına Alper ve Soldado yanlış değişiklik değil ama onlar da verimli olmadı. Galatasaray da doğal olarak beraberliğe razı oldu 10 kişi kalınca. Dün kazanmamak üzerine oynayan iki takım, buna da yardımcı olan bir Cüneyt Çakır vardı. Kendisi de baya yıprandı. Bence bir süre Cüneyt Çakır'ı da başka tarz maçlara versinler, hoca da etkilenmesin Avrupa'daki maçları öncesi. İstatistiklere bakarsan Galatasaray'ın atmadığı maç yok, Fenerbahçe'nin yemediği... Bir ilk oldu. Fenerbahçe açısından baktığımızda oyuncuların "1 puan kötü değil" fikrinde olduğunu görebiliyorum demeçlerinden. Aykut hoca ile son görüştüğümde, "Devre arası olduğunda zirvenin 3-4 puan gerisinde olursak 1 numaralı adayız" demişti. Bence de maksimum 5 puan fark olur.

Futbolumuz adına bir milattır

Galatasaray'ın UEFA şampiyonluğundan sonra Türk futbolu ile ilgili bu yıl bir milattır. Geçen sene ve bu sene Beşiktaş'ın futboluna baktığımızda bu bir devrimdir... Beşiktaş, Bayern Münih, Barcelona değil ama onların bir tık altı, İnter, Milan, Liverpool seviyesinde. Bu sadece Beşiktaşlılar için değil, hepimiz için büyük gurur kaynağıdır. 3'te 3 yapmak, Türkiye'de rekordur ama bunu öyle böyle yapmıyorsun; işleye işleye yapıyorsun, içeride dışarıda gol atarak yapıyorsun. Bakın 3'te 3 yaptı diyoruz ama çok anlamlı olan bir nokta da var: Beşiktaş artık hangi ikinciyle oynayacak diye bakıyoruz işe... Rakibini bekliyor yani artık!
Beşiktaş'ın öndeki üçlüsü, Babel, Cenk ve Quaresma, dün gece adeta maçı aldı. Babel inanılmazdı, bir oyuncu bundan iyisi olamaz. Tolgay beklediğimin çok önündeydi ama Talisca'nın arkadaşlarının biraz gerisinde kaldığını düşünüyorum. Oyunun son bölümü Monaco yarı sahasında oynandı. Şenol hocaya helal olsun. 80 milyonluk Türkiye'de tarihimizde ilk defa 3'te 3 yaptığı için değil, rakibimiz kim olacak diye baktırdığı için... Taraflı tarafsız herkes gurur duymalı.
Bizim ligimiz Beşiktaş için zor. İtmeli, kakmalı, sürekli duran bir oyun... İki senedir şampiyon oluyor ama Beşiktaş için zor. Porto, Monaco ve Leipzig oynayan takımlar... Bunlara karşı rahat galibiyet aldı. Bakın bu maç Karabük maçından daha kolay oldu Beşiktaş için. Niye, çünkü rakibi oynadığı için siyah-beyazlılar da oynadı... Yukarıda da belirttiğim gibi Beşiktaş; Porto, Napoli, Inter, Milan seviyesine geldi. Bu takımlarla kafa kafaya artık. Oynadığı oyunuyla kendisini bu seviyeye yerleştirdi. Beşiktaş artık o kültürü ile bu seviyeye girdi ve zevk veriyor.
Bugün kuralar çekildiğinde biz artık "Eyvah" demiyoruz. Rakipler, Beşiktaş'ı görünce "Eyvah" diyor. Maçı 2-1 önde götürüyorsunuz, Monaco gibi bir deplasmandasınız ve maçın son topunu, son hücumunu Caner ile Beşiktaş yapıyor! Fenerbahçe'nin eski bir oyuncusu olarak tebrik ediyorum.

Derbi F.Bahçe için erken final!

Yıllardır Anadolu takımları İstanbul'a geldiğinde "İlk 15 dakikaya dikkat" derdi. Dün gece 15 dakikada 2-0 oldu skor ve 30'da maç bitti. Fenerbahçe çok da iyi oynadı ama ilk 45 dakikada iki pozisyon da verdi. İkinci yarı tam iyi oynarken golü yiyince de sonuca endeksli bir oyunla derbiyi yaşamaya başladılar. Herkesin beklentisi bu maçta 4-2-3-1 gözüküyordu ama '4-3-3 oynayacağım' dedi Kocaman. Dirar sağ bek geldi, sağ açık oldu ve dün de orta sahaya döndü. Fenerbahçe ikinci yarı kötü oynamıyordu ama Malatyaspor golünden sonra skoru korumak için oynadı. Zaten 3-0'a güvenip de Fernandao'yu oyuna soktu Aykut Kocaman.
Fenerbahçe'nin ilk golünden önce faul vardı bana göre ama orada Ozan'ın yaptığı koşu çok doğruydu. Fenerbahçe'nin kenarda uçurtma tabir ettiğimiz süratli bir oyuncuya ihtiyacı var. Fenerbahçe yapması gerekeni yaptı, kazanması gereken maçı kazandı.
Şimdi Fenerbahçe için erken final olacak bir derbi var. Düşünmesi gereken çok önemli şeyler var Aykut Kocaman'ın... Muhtemel Skrtel ve Neto oynayacak defansta. Orta sahada bir değişikliğe gideceğini düşünmüyorum. Belki santrforda Janssen ile Soldado arasında bir seçim olacaktır. Ama deplasmanda çok detay düşünüp çift ön liberoya döner mi Aykut hoca? Tahmin etmiyorum zira artık Fenerbahçe'ye beraberlik yetmez. Çünkü puan farkı çok açıldı. Ha derbide üzülür mü beraberliğe üzülmez ama kazanmak zorunda. Fenerbahçe'nin 8 haftada 17 golü var. Santrforların sadece 2... Derbide iki teknik adam da oyunu rakip sahada oynamak isteyecektir. Bence hem Kocaman hem de Tudor derbi kadrolarını Konya ve Yeni Malatyaspor karşısında gördüler. Ben iki takımın da derbideki 9-10 oyuncusunu şimdiden sayabilirim. Şimdi iki teknik adam da maç planlarını önlem almak üzerine kurarsa karşımıza farklı 11'ler çıkabilir... Mesela Galatasaray'ın sağ beki belli. Mariano karşısında Valbuena yumuşak kalır mı diye düşünür mutlaka Aykut hoca. Giuliano yerine de daha çok geriye dönen bir oyuncu düşünebilir. Ama Janssen-Soldado değişikliği muhtemel. Tudor'un da Serdar ve Denayer arasında tercihi olacaktır. Bence bunu sır olarak tutup maça kadar saklamak isteyeceklerdir.