CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Roma bir günde inşa edilmedi!

Öncelikle Beşiktaş gibi son şampiyon unvanlı, kadrosu yıldızlarla dolu, köklü bir ekibe karşı mayıs ayının sonuna kadar pes etmeden mücadele veren Başakşehir'i tebrik etmek isterim.
Cumartesi akşamı şanslarının çok az olduğunu bile bile, rotasyonlu kadrolarıyla 10 kişiyken Napoleoni'nin son dakika golüyle yarışa tutunmuşlardı. Saygıyı hak ettiklerine şüphe yok. Başkan Göksel Gümüşdağ ve teknik direktör Abdullah Avcı başta olmak üzere tüm Başakşehir Kulübü'nü kutlamak gerek… Büyük bir mücadele verdiler ve bunun karşılığında Şampiyonlar Ligi elemelerine gidecekler.
Şimdiden başarılar…

ŞENOL GÜNEŞ KALACAK
Beşiktaş'a gelirsek… "Roma bir günde inşa edilmedi" diye güzel bir söz vardır.
Beşiktaş da bugünlere kolay gelmedi. Maddi krizle, 100'lerce haciz davasıyla karşı karşıyaydı bu kulüp. Akıllı işler yaptılar, fidanı ekip, suyunu verdiler ve olgunlaşmasını beklediler. Şimdi de meyvelerini topluyorlar.
Bu şampiyonlukta menemen günlerinin, Samet Aybaba'nın, Slaven Bilic'in de emeği var ama şüphesiz en büyük pay bu takımı bir kaç gömlek yukarı çıkaran Şenol Güneş'indir. Oynattığı futbolla taraflı, tarafsız herkesin beğenisini topladı, kadrosu sezon başında beklediğinden çok daha büyük değişikliklere uğramasına rağmen felsefesinden taviz vermeden fikrini, felsefesini sahaya yansıttı. Konuşması kolay, yapması zor işler bunlar. Başarı ve kazanmak bir alışkanlıktır, şöyle bir geçmişe baktığımızda Beşiktaş'ın son kez üst üste şampiyonluğu gördüğü sene 1992. Aradan geçmiş 25 sene… Çeyrek asır sonra bu başarılıyorsa, Şenol Güneş artık bir Beşiktaş efsanesi olmuştur. Ve takımdan ayrılması gibi bir durum söz konusu olamaz. Şenol Güneş, gelecek sezon da Beşiktaş'ın başında olacaktır..
Olmalıdır.. Başkan Fikret Orman ve arkadaşları elbette mutludur, bu mutlu tabloyu perçinlemek için de Şenol hocayla şöyle anlı şanlı bir imza töreni gerçekleştirmeleri gerekir. Sözleşmenin süresinin de hocaya, bu başarılara yaraşır olması gerekir. Beşiktaş yönetimi bu güveni hocaya göstermeli..
Benim duyduğum da 3 yıllık bir anlaşma olacaktır. Beşiktaş'ın hedefi Avrupa'da kupa kaldırmak olmalıdır.
En önemli hedef budur.. Tekrar Beşiktaş camiasının, taraftarlarının şampiyonluğu kutlu olsun.

BİZ YOKUZ DİYE…
Beşiktaş'ın üst üste şampiyonluğu üzerine hem Fenerbahçe hem Galatasaray cephesinden aynı sesler yükseliyor. "Biz olsak böyle olmazdı." Evet siz olmadığınız için böyle oluyor ama siz bu kafayla kulüp yönetmeyi sürdürdükçe olmamayı da sürdüreceksiniz. Beşiktaş'ın başarısını küçümsemek ya da kendi yokluğuna bağlamak Beşiktaş için hanedanlık kapılarını aralar. Konjonktür böyle devam ettiği sürece, Fenerbahçe ve Galatasaraylılar egolarını bir kenara bırakıp, "Biz nerede yanlış yapıyoruz" demediği sürece Beşiktaş bu ligin favorisidir.

Rus ruleti!..

Beşiktaş maça oldukça stresli ve gergin başladı. Geçen hafta son dakikada gelen hatalı golün vermiş olduğu kaygı, korku, panik açık bir şekilde görülüyordu. Bir de Bursa tribünlerinin bu maça gösterdiği olağanüstü ilgisi ve coşkusu Kartal'ı baskı altına aldı. Son 3 karşılaşmada 16 gol yemiş bir takımın futbolcuları, çıkışı böyle maçlarda arar. Bursa şehri için de Beşiktaş maçları özel anlam taşır. Hem Beşiktaş'ın gerginliği, hem de Bursa'nın yoğun motivasyonu bir araya gelince Beşiktaşlı futbolcular ilk yarının son 10 dakikasına kadar sahada varlık gösteremediler. Sert oynayan Bursaspor, ayrıca 2'li 3'lü sıkıştırmalarla, Kartal'a adeta nefes aldırmadı.
Şampiyonluk yarışında özellikle son haftalara girdiğin zaman büyük futbolcular sahneye çıkar ve bireysel performanslarıyla sazı eline alır. Quaresma, oyundan çıkana kadar Beşiktaş'ı öne taşımak için elinden geleni yaptı. Özellikle ilk yarıda rakiplerine yaptığı sert fauller nedeniyle hakemin aşırı hoş görüsüne maruz kalsa da zorlu geceye damga vuran oyunculardan biri oldu. Herkes ikinci yarıda oyundan alınması gerektiği konusunda hemfikirdi. Ancak Şenol Güneş büyük risk aldı ve açıkçası Rus ruleti oynadı. Devre arasında uyarmış olacak ki futbolcusuna güvenini beyan etti. Her teknik adam böyle yürekli bir karara imza atamazdı. Zaten büyük hocalar, büyük riskler ve cesur kararlar alarak başarıyı yakalarlar.
Tolgay Arslan ve Aboubakar da dün akşamki sinir harbinin soğukkanlı isimleriydi. Tolgay, Atiba oyundan çıktıktan sonra müthiş bir sorumluluk aldı ve Beşiktaş'ın orta sahasını tek başına tuttu. Aboubakar'ın, Cenk'e attığı gol pasını kaç futbolcu atabilirdi? Kamerunlu yıldız, özellikle hücum bölgesinde istikrarsız olsa da birinci sınıf bir pasla maçın kilidini çözdü. Beşiktaş, yıldızlarının performanslarıyla şampiyonluk yolunda çok önemli bir adım attı...

Geçmeyen hastalık

Boşuna demiyorlar, "Hakem düdüğü çalmadan maç bitmez" diye.. Enteresan bir gece oldu... Beşiktaş'ın farklı kazanabileceği, hatta kazanması gereken bir maçtı.. Ama Volkan Demirel, Fenerbahçe'ye hep bir umut oldu. Siyahbeyazlı takım, ikinci golü atabilme becerisini gösterseydi bu dramatik geceyi yaşamazdı. Maçta 1-0 öndesin, rakibin 9 kişi kalmış.. Fenerbahçe pas yapıyor, hem de öyle böyle değil... Beşiktaş izliyor... Sanki maç bitmiş... Gerginlikten sadece maçın bitmesini bekliyorlar, sorumluluk alan, takımı rahatlatan yok. Top neden Fenerbahçe'de? Rakibin oynamasına nasıl izin verirsin!.. Top bile göstermemen, son dakikaları rahat rahat pas yaparak eriten bir Beşiktaş izlemek gerekirken, ceza sahasına gömülmüş, uzun boylu ne kadar oyuncu varsa kale bölgesine dizilmiş bir takım gördük. Arkaya arkaya gelen hatalar ve yenilen gol... Her şey lehineyken son dakikalarda kendi sahanda oyunu kabullenmek bir çılgınlık olsa gerek.. Fabri'yi Beşiktaş taraftarı çok sevdi.. Hep de sahip çıktı.. Ama öyle ağır hatalar yapıyor ki.. Avrupa'dan Beşiktaş elendi.. Ya Marcelo.. Beşiktaş defansının emniyet kilidi dense de son bir aydır çok formsuz... O da büyük bir hataya imza attı.
Beşiktaş takımı, için bu hastalık uzun zamandır var. Ligde Adanaspor'dan 2 gol, Trabzonspor'dan 3 gol, Medipol Başakşehir'den yenen 3 gol.. Yani Beşiktaş defansı pimi çekilmiş bomba gibi.. Her an sürpriz yapabilirdi, yaptı da.. Fenerbahçe takımı şansıyla bir puan aldı. Yine kaybetmedi.. Koca 94 dakikada Emenike'nin 80. dakikada bulduğu bir pozisyon dışında hiçbir şey yok.
Hem derbiyi kaybetmedi hem de Başakşehir'e biraz daha avantaj sağlamış oldu. Artık arada 2 puan var. Ben hala Beşiktaş'ın bu yarışın bir numaralı favorisi olduğunu düşünüyorum. Fakat Beşiktaş'ın sorunları var. Defans ve kaledeki bu hastalıklı durum devam ederse, lig kabus gibi üzerlerine çöker.

Kazanmak da bir sanattır!

İster beğenin, ister beğenmeyin.. Fenerbahçe kazanmasını biliyor, puanları topluyor...
Etti 4 maçta 12 puan... Şimdi diyecekler ki; top mu oynuyor bu takım?
Evet, iyi futbol oynamıyor, keyif de vermiyor.
Dün de aynı görüntü vardı, tıpkı Galatasaray ve ondan önceki maçlarda olduğu gibi ama çok önemli bir 3 puan aldı. Oyunun son 10 dakikası hariç dengeli bir maçtı. Özellikle Fabiano'nun kurtardığı top sonrası takım uyandı...
Emenike'nin oyuna girmesi, Sow'a destek oldu. Hareketlendi Fenerbahçe... Ve son bölümde golü de buldu. Farkında mısınız Advocaat bırakacağını söylediği günden beri Fenerbahçe kazanıyor. Kim ne derse desin bu önemli bir başarıdır... Gidecek ve kalacak oyuncular şekillenmişken, başkan Aziz Yıldırım bir gün önce teknik adamından transferine kadar açıklamalar yaparken, F.Bahçe yine kazandı. Hem de seyircisi de olmadan. Seyirci kazanan takıma ne yazık ki yüz vermiyor. İstanbul'da güneşli bir Pazar gününde Fenerbahçeliler için Aatif'ı seyretmekten daha iyi yapılabilecek en az 15 aktivite yazabilirim. En mütevazı olanı da bir parka çoluk çocuk gidip radyodan maçı takip etmek olur.
Taraftar basketbolda Avrupa'yı titreten kadroyu gördüğünden beri futbol takımının kalitesini sorguluyor ve doğal olarak arasına mesafe koyuyor. Fenerbahçe elbette bir spor kulübü ama kabul edelim futbol milyonlarca insanın da Fenerbahçeli olma sebebi.. Divan'da her yıl olduğu gibi bir yıl sezon sonrası için şampiyonluk sözü veren başkan Aziz Yıldırım'ın işte bu soruyu kendisine sorması lazım: "Benim kurduğum bu futbol takımı kadrosu taraftarı stadyuma çekebilecek bir kadro mu?
Ben Fenerbahçe Başkanı olmasam Kadıköy'e gelip bu takımı izler miyim yoksa evimin bahçesinde mangal yakıp keyfime mi bakarım!."

Beğenin ya da beğenmeyin bu takım kazanıyor. Bunu başarmak da bir sanattır. Tebrikler.

Talisca kalır mı?

Beşiktaş yense de yenilse de berabere de kalsa tüm maçlarından izleyenler keyif alıyor. Zor ve stresli bir gece oldu. Ama yıldızlar farkını ortaya koydu. Adanaspor ligde son sırada yer alsa da futbol adına ne katkı varsa verdi dün gece Vodafone Arena'da. Böyle olunca da ortaya çok güzel bir mücadele ve 5 gol çıktı. Önce Adanaspor'u tebrik edelim. Beşiktaş defansından dönen bütün topları aldılar, koştular. 2-2'den sonra bir ara Beşiktaş nefes alamadı ama yıldız farkı devreye girdi. Zaten Beşiktaş'ın bu sezon birçok maçında o yıldızlar sahneye çıkıyor ve kilidi açıyor. Tıpkı dün gece olduğu gibi. Kısacası Beşiktaş, 120 dakikanın ardından, Başakşehir'in de darbe yediği bir haftada önemli bir galibiyet aldı. Lyon maçının kalıntılarının olması kadar doğal bir şey olamazdı. Artık koptu gidiyor Beşiktaş... Onu da kimse yakalayamaz.
Gelelim Talisca'ya... Her zaferin bir kahramanı vardır, benim için de dün gecenin kahramanlarından birisiydi. Pozitif bir insan, her zaman her fırsatta gülüyor... Beşiktaş'a da çok yakıştı. Mükemmel bir de gol attı. Atıyor, attırıyor ama gittikçe değerini de artırıyor. Açıkçası Beşiktaş'ın onu kadroda tutması adına işi oldukça zor. Başkan Fikret Orman'ın da dediği gibi bonservisini almak zor iş. Hatta imkansız. Seneye kiralık yine ama kalır mı acaba? Benzeri yok, bir takımın kaderini çiziyor, bir Sosa gitti ama 3 Sosa geldi diyebilirim Beşiktaş'a.
Son sözüm de hakem Halil Umut Meler'e... Genç, tecrübesiz ama neden sezonun en iyi hakemlerinden birisi olduğu dün akşam bir kez daha gösterdi. MHK'nın artık onu çok daha önemli maçlara verme zamanı geldi.

Gurur duy hocam!

Harika bir maç oldu. 120 dakika biz spor servisi olarak hop oturup, hop kalktık..
Tribünler de hiç oturmadı, hatta nefes alamadı desek yeri. Eminim ki evindeki insanlar da tarihe geçen bir maça tanıklık ettiler. Sonuca üzülsek de Beşiktaş'a bu sevinci bu heyecanı bize yaşattığı için teşekkür etmeliyiz. Topun bir Beşiktaş kalesinde, bir de Lyon kalesine gittiği o kadar çok an vardı ki.. Golü kim atacak diye nefesler tutuldu.
İlk maçta büyük bir hata yaparak Beşiktaş'ın yenilmesine neden olan kaleci Fabri, olağanüstü kurtarışlar yaptı.. 2000'de Arsenal'i dize getiren, Henry'nin o unutulmaz kafa vuruşunu çıkaran Taffarel'i andırdı bazı anlarda.
Hele ikinci uzatmada Ghezzal'in vurduğu topu çıkarışı… Bir de bu kurtarışlardan bir tanesini penaltılar sırasında yapabilse bu iş bitmişti..
Çok yaklaşmıştık.. Canımız yandı açıkçası.. Penaltı atışları sırasında ilk tur sonrası Tosiç ve Mitroviç'in yerine kimler penaltı atabilirdi diye sorası geliyor insanın.. Elbette maçtan sonra konuşmak kolay ama baskı altında ezildiklerini o kadar hissettik ki… Herhalde kimse atmak isteyince bu iki isim bu şansı kullandı.
Şunu da kabul etmek gerekir ki karşıdaki takımın hücum kalitesi Avrupa devlerini dahi kıskandıracak seviyede. Beşiktaşlılar terinin son damlasına kadar harika bir savaş verdi ama karşıda "hak etmedi" diyemeyeceğimiz, çok iyi top oynayan bir takım var.
Lyon, bence yarı finale kalan diğer üç takımdan da daha iyi. Şenol hoca da maçtan bir gün önce aynen şu sözleri söylüyordu, "Sonuç ne olursa olsun oyuncularımla gurur duyacağım." Gurur duy hocam, biz gerçekten duyuyoruz çünkü. Bu sene olmaz, öbür sene olur. Galatasaray 1999'da Athletic Bilbao'dan bir beraberlik koparamadığı için hem grup liderliğini, hem de Şampiyonlar Ligi çeyrek finalini kaçırmıştı. Çok üzülmüştük. Aynı takım bize bir yıl sonra UEFA Kupası'nı getirdi.
Şimdi üzülüyoruz, belki de seneye kupa gelecek. Belli mi olur?

Beşiktaşlılar terinin son damlasına kadar harika bir savaş verdi ama karşıda "hak etmedi" diyemeyeceğimiz, çok iyi top oynayan bir takım var.

Beşiktaş uyanık ol!

Maça gelene kadar her türlü provokasyonu ve ayak oyunlarını sahneye koymaya başlayan Fransızlar, dünkü karşılaşmada da ortamı germek için çirkin tezgahlarını kurmuşlardı... Karşılaşmayı yüksek riskli ilan etmelerine rağmen sahadaki güvenlik önlemleri aklın ve mantığın öngördüğü ölçülerin çok altındaydı. Üstüne 20 bin Türk taraftarın geleceğini bile bile… Yapılan tahriklerin ardından çıkan kavgalar ve taraftarların korkuyla sahaya inmesi nedeniyle mücadele 45 dakika geç başladı. Şimdi Beşiktaş yönetimini uyarıyorum… Bu Lyon Kulübü yarın UEFA'nın kapısında soluğu alır ve İstanbul'daki maçın seyircisiz oynanması için her şeyi yapar… Çok dikkatli olmalıyız. Futbol Federasyonu da uyanık olmalı..
Maça gelirsek; Metz-Lyon maçını Fikret Orman'la birlikte izlemesine izin verilmeyen teknik direktör Şenol Güneş, dersine çok iyi çalışmıştı ancak kaleci Fabri dahil son 10 dakikada öğrencilerinin yaptığı büyük hataları öngörememişti. Fransızların savunma zaaflarını iyi bilen Güneş, erken bir gol bulmak için karşılaşmaya yoğun baskıyla başladı. Nitekim bu presin karşılığında kazanılan serbest vuruşta Talisca'nın akıl dolu ara pasıyla gördüğü Babel, çaprazdan güzel bir gol atıp Kartal'ı deplasmanda öne geçirdi… Golün ardından tecrübeli çalıştırıcı, savunma güvenliğini artırmak için tecrübesiz Mitrovic'i göbekten öne atıp, Tosic'i defansın ortasına kaydırdı. Adriano ise sol beke geçti… Dizilişi de değiştiren Şenol Güneş, Lyon'un hızlı çıkışlarının önünü kesip orta sahayı daha dinamik ve kalabalık tutmak için 4-6-0'a döhdü. Plan teoride ve sahada tıkır tıkır işliyor, Cornet ve Jalet'i de oyuna sokan Bruno Genesio'nun Lyon'u, o tehditkar ve gol makinesi olan hücum gücüne rağmen pozisyon bulmakta zorluk çekiyordu. Ancak son on dakikada adeta bir çuval incir berbat oldu… 83'te Talisca'nın ayağından seken topu önünde bulan Tolisso, anında bu hatayı cezalandırdı… Bir dakika sonra ise kaleci Fabri'nin al da at diyerek ikram ettiği topu Morel boş ağlara gönderip, bardağın dolu tarafının daha da fazla boşalmasına neden oldu… Beşiktaşlı futbolcular nedense böyle kritik maçlarda hep inanılmaz hatalara imza atıyorlar.... Lyon'dan, yapılan çok bariz savunma hataları ile Marcelo ve maçı kaybederek dönen Beşiktaş için Vodafone Arena'da çok daha dikkatli ve umutlu olması gereken bir 90 dakika daha var…

Madrid derbisi ne ki!

Yeri geldiğinde Süper Lig'deki maçların kalitesini sorguluyoruz, eleştiriyoruz ama böylesi maçların kıymetini pek bilmiyoruz. Dün adeta bir resital izledik. Galibiyle, mağlubuyla dün emek veren 28 futbolcu da, 2 teknik adam da sonuna kadar tebriği hak ediyor. Avrupalı bir futbolsever oturup bu maçı izleseydi 2 saat önceki Real Madrid-Atletico Madrid maçından fazlasıyla keyif alırdı. İğneyi bazen kendimize batırıyoruz ama hakkımızı teslim etmemiz lazım. Bunu sadece bol gol oldu diye söylemiyorum, gollerin kalitesi ve takımların ortaya koydukları azim en klas Premier Lig maçlarından, en estetik La Liga derbilerinden fırlamış gibiydi. Hepsine helal olsun.
Bu maç bizlere bir kez daha gösterdi ki Beşiktaş bir cephanelik gibi... Geçen hafta Gençlerbirliği'nin kilidini açan adam Oğuzhan'dı, Babel gerisini getirdi. Dün Cenk bazuka gibi bir gol atıyor, Aboubakar "Bu adam neler yapıyor" dedirten bir çalım üzeri gol vuruşu yapıyor, Talisca zaten bildiğimiz gibi... Frikik olduğunda "Gol olur" diyebiliyorsak bu adam artık lig tarihinin en iyi frikikçileri arasına yazılır. Hagi gibi, Hoojdonk gibi. Köşeye eliyle koymuş gibi bıraktı topu. Elbette Beşiktaş'ın birçok arızasının olduğunu, Trabzonspor'un etkili oyunu ve baskısıyla da görmüş olduk. Maçın tadını çıkarırken Lyon maçı için kafamızda birkaç soru işareti de oluştu. Yine de artık gönül rahatlığıyla şampiyon diyebiliyorum Beşiktaş'a. Artık sadece bir zaman meselesi.
Trabzonspor'a gelecek olursak, "Galiptir bu yolda mağlup" denilecek bir performans sergilediler. Arena'da maç bitimi kopan alkış da bunun göstergesiydi. Okay Yokuşlu bir Premier Lig oyuncusu gibi gol attı. Castillo Beşiktaş sağ kanadını adeta tarumar etti. Attığı golün yanı sıra taşıdığı toplarla çok hırpaladılar lideri. Rodallega'yla öne de geçtiler ama nefesleri yetmedi. En az 1 puanı hak etmişlerdi ama üzülecek bir şey yok. Bu takımın önü çok açık...
Son olarak, bu kadar güzel bir maça bu kadar güzel bir adamın, profesyonelliğiyle, ahlakıyla herkesin takdirini toplamış Atiba'nın nokta koyması da yakıştı.

Fabri de kalplere yazıldı

Beşiktaş tarihine adını yazdırmış bir sürü kahraman var. Tabi bunların yanı sıra, gelmiş taraftarın gözünde birer kahraman olmuş, yabancı futbolcular da var. 1 yıl oynamış, gitmiş, taraftar buna bakmaz.
Taraftar oyuncunun ruhuna, verdiklerine bakar.
Bunlardan biri şüphesiz 1988'de Gordon Milne döneminde QPR'dan kiralanan Les Ferdinand'dı.
O dönem yarattığı heyecan akıllarda. Geçen ay yapılan 'Futbol Zirvesi'nde onu dinlediğimde, o anılar canlandı. "Kalmak istedim ama bırakmadılar" dedi Ferdi. Aradan 29 sene geçse de unutulmadı. Pancu'yu da unutmaz Beşiktaş taraftarı.. Kadıköy panteri Pancu.. Böyle çok fazla futbolcu yok. Yakın zamanda belki Demba Ba.. Şarkılar bestelendi ona. Mario Gomez ise başarısına rağmen, hala gönül yarasıdır.
Şimdi Fabri var.. Bu kadar kısa sürede taraftarın gönlüne yazıldı, bir kahraman oldu..
Son Gençlerbirliği maçındaki kurtarışı ile unutulmayacak isimlerden biri artık... Gözünü feda edecek noktaya geldi, takımı için devam etmek istedi.
Bu saatten sonra hatalı goller yese de Beşiktaş taraftarının gönlünde sınırsız bir kredisi var. Bunu hak ediyor... Beşiktaş ona gözü gibi baksın!

Başakşehir çok başarılıdır
Başakşehir'in aldığı sonuçlar sonrası başarısızlık yorumları yapmak büyük haksızlık olur.. Başakşehir mevcut kadrosuyla, haftalarca lider kaldığı gibi de şu anki konumunu yani ikinciliği de koruyor.. Kolay mı Beşiktaş gibi bir takımla mücadele etmek.. Beşiktaş gibi zengin kadrosu yok, zengin kulübesi yok... İşler sıkışınca parmak şıklatır gibi skoru değiştirecek yıldızları yok... En önemlisi de takımı ateşleyecek taraftarı yok. Durum böyle iken Başakşehir Kulübü, şu ana kadar önemli bir başarıya imza atmıştır. 5 puan geride kalmış, bu çok da önemli değil. Bu bütçeyle Galatasaray, Fenerbahçe gibi devleri geride bıraktılar, kolay mı? Kalan haftalarda durum ne olur bilmem ama lig sonunda sıralamada yeri ne olursa olsun Başakşehir başarılıdır. Yönetimiyle, teknik kadrosuyla…

Men mi, menemen mi?
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, CNN Türk'te konuşurken, Beşiktaş'ın 'Feda' projesini ima ederek, "Bize uygun değil" dedi. İyi hoş ama bu sefer Galatasaraylılar demez mi, "Feda uygun değil de Avrupa'dan men edilmek çok mu uygundu" diye… Beşiktaş'ın kadro masrafı 45 milyon Euro, Galatasaray'ınki 65 milyon Euro.
Aradaki kalite farkı ortada... Eminim ki şunu gören Galatasaray taraftarına "Men mi, menemen mi" diye sorsalar büyük çoğunluğu menemeni seçer.