CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Ayakta kalan sadece 4 oyuncu vardı

Galatasaray'ın bu sezon ecel terleri dökerek kazandığı tek maç, Karagümrük mücadelesi oldu. Vurdumduymaz, laubali, coşkusu düşük, heyecandan uzak bir Galatasaray izledik. Karagümrük kalecisi Emre Bilgin'in asistiyle Kerem'in attığı gol akıl doluydu. Gol öncesi Kerem Demirbay'ın şutu sonrası kaleciden dönen topu Kerem Aktürkoğlu'nun takip etmesi dikkatinin ve oyunun içinde olduğunun göstergesiydi.
Galatasaray'da elle tutulacak 4 tane oyuncu vardı. 1-Kaleci Günay; muhteşem oynadı. Geriden oyunu akıllı başlattı. Hep hazırdı. 3 net gollük vuruşu çıkardı. 2-Kaptan olarak sahaya çıkan Kerem; müthiş çalıştı. İkili mücadelelerde arkadaşlarına destek verdi ve şahane bir gol attı. Kerem'e önerim; kaleye şut atarken sürekli ayak içini düşünmek doğru değil. Bazen ayaküstüyle de toplara sert vurulabilir. Kerem gol vuruşlarını geliştirmeli ve sadece ayakiçiyle vurmaya bağlı kalmamalı. 3-Lucas Torreira; standardının altına düşmedi. Rakipten fazlasıyla top çaldı. Kerem Demirbay'a da iyi oynaması için konforlu alan yarattı. 4-Sacha Boey; sarı kart sınırında olmasına rağmen Karagümrük'ün soldan bütün ataklarını kesti. Sahaya enerji koydu. Hücuma büyük destek verdi. İcardi oynamıyor gibi görünüyor ama kenarlardan istediği ortaları alamıyor. Bu yüzden orta alana gelip arkadaşlarına pas dağıtmak zorunda kalıyor.
Okan Buruk oyunu iyi okuyamadı. Değişikliklerde geç kaldı. Kendisine önerim, Barış'ı Fenerbahçe maçında sol bek oynatırsa basit düşünmesi ve ayağında topu gevelememesi için uyarması gerekiyor.

Zaha’yı geri gönderin!

Galatasaray, Devler Ligi için kurduğu kadrodan yeterli verimi alamadı. Davinson Sanchez dışında fayda sağlayan oyuncu olmadı. Bu sezon ligde ve Avrupa'da G.Saray'ın yüzünü güldüren, geçen sene transfer edilen oyuncular oldu. Ndombele yedek kulübesine çakıldı. Ziyech, Manchester maçında sahne aldı ama çoğu günlerini sakat olarak geçirdi. Angelino, Leipzig'deki performansının yanından bile geçmedi. Kerem Demirbay büyük umutlarla geldi, sönük kaldı. Zaha'ya tanınan şansları ve ödenen paraları kayıp olarak görüyorum. Manchester'da bir gol attı, takım oyununu hiç oynamadı, arkadaşlarına uyum sağlayamadı, vurdumduymazlık içinde hareket etti. Ayrıca İcardi'ye gol katkısı hiç yapmadı, üstelik saha içinde yanlış paslar sonrası hep arkadaşlarını eleştirdi. Zaha'nın maalesef Florya'da seveni yok. Tete iyi niyetliydi ama saman alevi performanslar sergiledi.



Okan Buruk da geç yaptığı değişiklikler yüzünden büyük tepki çekti. Kopenhag maçı sonrası, "Rakibin kapanacağını biliyorduk. Ziyech ve Zaha sakattı, pozisyonları değerlendiremedik" mazeretlerini kabul etmiyorum. Çünkü bir hocanın işi çözüm üretmektir. Ayrıca Okan hocanın, Zaha uğruna Kerem'i sol kanattan alıp 10 numaraya oturtması, G.Saray'a zarar verdi, İcardi'nin performansını da olumsuz etkiledi. Çünkü bu ikili, geçen sezon oluşturdukları birliktelikle şampiyonlukta büyük pay sahibi olmuştu. Geçen sezon Kerem-İcardi ikilisi toplamda 22 gol atıp 7 asist yaptı.
Yönetim, Ndombele ve Angelino ile yollarını ayırıyor. Ben Erden Timur'un yerinde olsam Zaha'yı da Crystal Palace'a geri göndermenin yollarını ararım. Çünkü bu Zaha sorumluluk almıyor, sürekli mazeret üretiyor. Zaha yüzünden hem Kerem'in hem de İcardi'nin uyumu ve huzuru bozuldu. Ocakta mutlaka bir sol bek, orta saha ve hızlı bir kanat oyuncusu alınmalı. Avrupa Ligi'nde finale gidebilmek için G.Saray'ın geçen seneki gibi aile ortamını yakalaması şart.

UEFA Avrupa Ligi motivasyonu

Gurbetçilerimizin Bayern Münih kulübüne yönelik başlattığı yoğun tepkilerden ve Okan Buruk'un basın toplantısındaki sözleri sonrası Alman kulübü, Manchester'da adam gibi oynamak zorunda kaldı, Tuchel adam gibi kadro çıkardı ve Bayern, Manchester'ı yenerek hem ayıbını örttü hem de G.Saray'ı UEFA Avrupa Ligi'ne taşıdı. Buruk kağıt üzerinde dengeli bir kadro seçti. İlk yarı baskılı bir oyun sergileyen G.Saraylı oyuncular final noktalarında etkili paslar kullanmadığı gibi kanatlardan tehlike yaratacak ortaları yapamadı. Boey ile Tete hızlı hücumlarda nedense orta yerine pas yapmayı tercih etti. Sanchez savunmayı toparlarken Kaan, Lucas ile rakibi karşılamada ve ikili mücadele kazanmakta başarılıydı. G.Saray kaybetmesine rağmen müthiş baskılı oynadı ama gol yollarında beceriksiz kaldı ve son 15 dakikada etten duvar ören Kopenhag savunmasını geçemedi. Devler Ligi için kurulan kadrodan G.Saray maalesef "Keçiboynuzu" tadında katkı aldı. Her zaman söylerim; oyuncu tüccar zihniyetli olmayacak, kulübe aidiyet duygusuyla bağlı olacak. Zaha kadar takımdan kopuk, vurdum duymaz, kaçak güreşen ve canı istediğinde saman alevine benzeyen futbol oynayan bir futbolcu görmedim. Okan Hoca, Zaha'ya bu kadar tolerans tanıyacağına şansı Bakambu'ya verseydi. Bakambu sadece golü kovalamadı, rakibe de baskı yaptı. Okan Hoca ayrıca Kerem'in yerini Zaha uğruna bozmamalıydı. Avrupa'ya devam etmek oyuncular ve camia için motivasyon olacaktır. G.Saray, Kopenhag'da Devler Ligi'ne veda etti ama Perken'de kazandığı UEFA'ya devam etme hakkını elde etti. Bu arada maçın hakemi İtalyan Orsato adil bir maç yönetti.

İsyankâr İcardi!

Galatasaray'ın iki farklı yönünü izledik. Kaleci Mert atılıncaya kadar oyun hakimiyeti, pozisyon zenginliği Galatasaray'ın elindeydi. Bu süreçte İcardi'nin yoktan var ettiği gol, bireysel kalitesinin ve pozisyon takibinin güzelliğiydi. Beşiktaş 10 kişi kaldıktan sonra Galatasaraylı futbolcular, buna ister rakibi küçümsemek, ister, "Nasılsa kazanırız" duygusuna kapılmak deyin, gereksiz yere vites düşürdü. Final paslarında ciddi hatalar yaptılar, hücuma çıkarken inanılmaz top kayıpları yaşadılar. Tete'nin iyi oyunu Torreira'nın mücadele gücü, Boey'in savaşçılığı, Sanchez ile Abdülkerim'in mükemmel uyumuna Zaha; Kerem, Kaan Ayhan ve özellikle geldiği günden beri hiçbir maçta etkili oynayamayan Angelino eşlik edemedi. Okan hoca, oyuna müdahalede geç kaldı. Zaha'yı daha erken kenara almalıydı. Galatasaray; temposuz, etkisiz oynarken ve maç bitti gibi davranırken Chamberlain cezayı kesti. Golün başlangıcında Angelino'nun rakibini engellememesi çok büyük hataydı. Amir'in hediyesi ile kazanılan penaltıyı İcardi gol yaparken Galatasaray'ın aklını başına getirdi ve bu gol arkadaşlarını Bayern Münih öncesi yaşayacakları travmadan çıkardı. Beşiktaş'ı da kutlamak gerekir 10 kişilik süreçte Galatasaray'dan daha iyi pas yaptılar, daha organize atağa çıktılar. Tek zaafları savunmalarının ağır olmasıydı. Okan hoca, Zaha'yı ve Tete'yi daha uzun süreli oynayabilecek fiziksel performansa taşımalı. İcardi, çok çalıştı, takımını sırtladı, mükemmel bir golün yanı sıra penaltı golüne imza attı ve tribünleri ayağa kaldırdı. Galatasaray'ın beraberlik skoruna isyan eden oyuncusuydu. Galatasaray, Mertens girdikten sonra Beşiktaş savunmasının önünde daha çok top tutup, daha etkili paslar yaptı.

Okan hoca duygusal davranmamalı!

Galatasaray, Ankaragücü'ne kaybetseydi futbolun adaleti büyük haksızlık yapmış olacaktı. Çünkü maç Galatasaray hücum oyuncularıyla kaleci Bahadır arasında geçti. Ankaragücü kalecisi büyü mü yaptı bilmem ama hayatının maçını oynadı. Her türlü şutu kurtardı. İcardi'nin 4 vuruşunu çıkardı, Tete'ye, Zaha'ya, Kerem'e gol izni vermedi. Kalede Bahadır olmasaydı herhalde Galatasaray tarihi bir gol rekoru kırardı. Galatasaray iyi oynadı, akıllı hücum etti. Sadece 2 oyuncu başta Tete etkisiz kaldı, çok çalışmasına çok koşmasına iyi mücadele etmesine rağmen Kerem Aktürkoğlu ciddi top kayıpları yaptı. Sacha Boey yine sahanın yıldızıydı. Sağ kanatta savunmayla hücum hattı arasında körük gibi çalıştı ve mükemmel oynadı, rakibin kendi kalesine attığı golde önemli rol oynadı. Okan hocanın Mertens, Oliveira, Barış Alper ve Abdülkerim hamleleri zamanlama olarak çok doğruydu. Sadece Tete'ye fazla zaman tanıdı. Kaan Ayhan savunmada çok iyi oynadı. Yüksek yeteneği ile adrese teslim paslar attı. Sanchez savunmaya bir liderlik getirdi. Sakin ve akıllı oynadı, topu oyuna sokarken asla telaş yapmadı ve kritik pozisyonları engelledi. En önemlisi çok doğru pozisyonlar aldı. Zaha içeri yaptığı ataklarla rakip defansın dengesini bozdu. Attığı gol ise çok kaliteliydi. Okan hocanın şimdi önünde Manchester United maçı var, kadro seçiminde asla duygusal davranmamalı tercih edeceği oyuncuları rakibin oyun sistemine göre belirlemeli. Crystal Palace'ın oynadığı oyun modelini gözden geçirmeli.

Rakip oyuncuya büyük saygısızlık!

Kerem ile İcardi'nin "Kerem sen at. Yok İcardi golü gel sen at" şeklindeki fantezileri sonucunda kaçan ikram penaltısı iki kankanın kalitelerine yakışmadı. Okan Buruk'un yüzünden düşen bin parçaydı ve bence öfkesini içine akıttı. Futbolda laubaliliğe yer yok. Ayrıca penaltıda yapılan fantezi, rakip oyunculara da saygısızlık anlamına gelir. Eğer Galatasaray skor olarak çok farklı önde olsa "Fantezi penaltı" su kaldırabilir. İstanbulspor güç olarak Galatasaray'a kafa tutacak halde değildi. Boey, Tete, Mertens üçlüsü sağ kanatta hücum anlamında pas birlikteliği kurdu ama etkili ataklar olmadı. İki net pozisyonu gol yapamayan Mertens'in bir şutunda top üst direkte patladı. Boey'in bindirmelerine Tete zaman zaman pas kalitesiyle destek vermeye çalıştı.
Kanatlardan yapılan ortalar bence İcardi'ye göre yapılmıyor. İcardi gol için yeterli beslenemiyor. Boş kaleye penaltıyı kötü bir vuruşla kaçıran İcardi'nin attığı gol ise vuruş kalitesinin belgesiydi.
Galatasaray kazandı ama oyun olarak ritmini yakalayamadı. Lucas, Oliveira, Mertens üçlüsünün uyumunu Lucas, Demirbay, Tete üçlüsü henüz yakalayamadı. Futbolcular, birlikte oynama konusunda acemilik yaşıyor. Boey müthiş oynuyor, Lucas savaşıyor. Kerem ile İcardi beraber oynamaya özen gösteriyor. Zaha ise çok etkisiz. Angelino şaşırtmaya devam ediyor. İspanyol sol bekin henüz beklenen ortalarını ve sert şutlarını göremedik. Bakambu'nun görüntüsü Seferovic'e benziyor. Ayrıca Bakambu'nun, Barış Alper atak yaparken rakip oyuncuya faul yapması akıl tutulmasıydı.

Öz güven farkı

G.Saray, insana sırtını koltuğa dayayıp rahat bir maç izlettirmiyor. Oyuncular aşırı güvenle oynadıkları için bazen gereksiz top kaptırıyor, bazen de final paslarında "Egoist" davranıyor. Öz güven doğru kullanıldığında skor avantajı getiriyor. Ancak öz güven aşırılığa kaçınca G.Saray gereksiz tehlikeler yaşıyor. Okan Buruk "Öz güven" ile "Kalite"yi dengelerse G.Saray çok pozisyon bulur, egoizm ortadan kalkar ve rakip kolay pozisyon bulmaz. Başakşehir'e karşı "Öz güven-Egoizm- Kalite" üçgeninde gidip gelen bir G.Saray izledim. Örneğin; yüksek kalitedeki Ziyech oyunda fazla görünmedi, rakibi fazla kovalamadı ama "Kontrol-Şut" ile ustalık kokan bir gol attı. İcardi hep yakın markajda oynadı. Penaltıyı riske girmeden gol yaptı. Tete hep ilk 11 başlamalı. Kanatta top tutuyor, içeri pozisyon alıyor, kolay çalım atıyor, kilit pas bırakıyor. Kerem Aktürkoğlu, çalışkanlığı, hırsı, mücadele gücü ve kazanma coşkusuyla G.Saray'ın kalbidir. Yürekten oynuyor. Kazandırdığı penaltı çabukluğunun ve pozisyon takibinin eseriydi. G.Saray uzun aradan sonra savunmada aradığı liderliği Davinson Sanchez ile buldu. Sanchez kendine güveni yüksek bir oyuncu, çok sakin oynuyor, topu akıllı kullanıyor, tehlikeyi hissettiğinde basit düşünüp riske girmiyor, doğru pozisyon alıyor, savunmadan da oyunu mükemmel kuruyor. En önemlisi G.Saray'ın kazandığı duran toplarda Sanchez ne kadar etkili olacağını gösterdi.
Not: Muslera, G.Saray'ın efsanesidir. Yenilen golde yine hata yapan Muslera kafasına göre kalesini terk etmemeli. Okan Buruk kaptanı ile mutlaka görüşüp gereken uyarıları yapmalıdır.

Bu sonuç Buruk’a bir uyarıdır!

Galatasaray 2-0'dan dönüp beraberliği yakalayarak Şampiyonlar Ligi'ne tutundu. Eğer kaybetseydi, ağır bir travma yaşardı. Muslera'nın hatasıyla yenilen ilk gole kadar oyunun hakimi Galatasaray'dı, müthiş pozisyonlar yakaladı. Kerem Aktürkoğlu, geceye damga vuracak pozisyonlarda iki gollük vuruşu dışarı yaptı, bir kez de topu direğe nişanladı. Mertens ve İcardi de Galatasaray'ı öne geçirecek golleri harcadılar. İlk yarı Galatasaray en az 3 gol atardı. Futbolda hataya yer yok. Muslera'nın geçen seneden ders almayıp yaptığı kısa vuruş, Galatasaray'ın gol yemesine neden oldu. Galatasaray'ın sahadaki 11'ine bakıyorum, bir de ısınanlara göz atıyorum. Zaha, Ndombele, Tete, Bakambu, Sanchez maça girecek emri bekliyorlar. Okan Buruk'a Galatasaray yönetimi gerçekten kaliteli transferler yaptı ve rekabeti yönetmesini istedi. Okan hoca duygusallıktan kurtulmalı. Şampiyonlar Ligi'nin havasının ayrı olduğunu unutmamalı. 'Birilerini oynatırım, diğerlerini oynatmam, alınırlar' diye düşünmemeli. Değişim kararlarını erken vermeli, hatta oyuna erken müdahale etmeli. İlk yarı Ziyech çok etkisizdi, Kerem kaçırdığı gollerden sonra psikolojik olarak geriledi. Kerem Demirbay fizik gücü yüksek Kopenhaglı oyunculara karşı ikili mücadelelerde etkisiz kaldı. Tete-Mertens, Ndombele-Nelson, Zaha-Kerem değişikliği erken start alsaydı, Galatasaray skor avantajını eline geçirirdi. Neden mi? Ndombele, Tete, Zaha üçlüsü girdikten sonra oyunun havası değişti ve iki tane gol buldu
Bu maçın skoru bir uyarıdır. Okan hoca ve oyuncular ders çıkarmalıdır.

Kerem, İcardi’den tek vuruşu öğrenmiş

Hücum hattı atletik oyunculardan kurulu Samsunspor, G.Saray'a karşı açık ve cesur oynayınca coşkulu, hızlı heyecan verici, bol pozisyonlu bir maç izledik. Skor 3-0'a geldiğinde bile Samsunspor, oyunu hiç bırakmadı. İlk yarının yıldızı sahada atom karınca gibi hareket eden Kerem Aktürkoğlu oldu. Kerem, İcardi'den öğrenmiş olacak ki tek vuruşlarla iki tane şahane gole imza koydu. Üstelik Abdülkerim'in golünün de asistini yaptı. Eğer Kerem, pas hız kalitesini yükseltirse müthiş bir kanat oyuncusu olur. Ama çalışkanlığı, mücadele gücü, paylaşımcı davranması göz alıcıydı. Samsunspor'un ikinci yarıda art arda bulduğu iki gol, heyecan noktasını tavana çıkardı, G.Saray defansı bu gollerde pozisyon hatası yaptı. Yani Samsun, G.Saray kalesini asla tehdit etmekten vazgeçmedi. Oyuna bir Ziyech girdi… Adam topla dans ediyor. Topa dokunmuyor adeta okşuyor. İcardi, şuta kafa koyup gol atan bir golcü olarak herhalde tarihe geçecek. Ziyech fizik olarak güçlendiğinde bu tekniği, çalım becerisi, oyun görüşü, kalitesi ile Babel'in dediği gibi "Gerçekten İcardi'yi gol kralı yapar." Samsun'da Dimata'yı çok beğendim. Ele avuca sığmayan, sahanın her yerine basan, hızlı ve çabuk oyuncu. Kopenhag öncesi G.Saray kazanarak moral buldu. Ama bir uyarım var! Sacha Boey ve Angelino hücuma çıkmayı seviyorlar ama arkalarında ciddi boşluk bırakıyorlar. Samsunspor hücum hattı bu tehdidi maç boyu yaptı. Kopenhag, bu tür hataları affetmez. Okan hocanın defansı uyarması ve önlem alması gerekir. Ndombele'yi çok beğendim. Nerede durup nasıl müdahale edeceğini çok iyi biliyor, kazandığı topu basit oynuyor. Torreira-Ndombele ikilisi orta alanda geçilmez kale olur.

Ne sistem var ne plan

Stefan Kuntz'a daha ne kadar katlanacağız. Kendisi Alman ekolünün temsilcisi ama geldiği günden beri Türk Milli Takımı doğaçlama oynuyor. Ne bir oyun sistemimiz ne de sahaya doğru dürüst yerleşim planımız var. Hele hele Kuntz'un tam kadro sahaya çıkan Alman Milli Takımı'na 4 gol atan Japonya'ya karşı çıkardığı 11 tam bir rezalet. Sokakta futboldan anlayan birileri, Kuntz'un elindeki oyunculardan 11 yapsa asla böyle bir kadroyu sahaya sürmez. Ermenistan maçının ilk 11'inde olan Orkun ve Çağlar dışında 9 oyuncu, acemiler mangasını andırıyordu. 11 benzemezden kurulan A Milliler, 3 gol yerken rakip sahaya gidemedi, pozisyon bile üretemedi. Japonya hızlı hücum ederek, çabuk oynayarak, bize önde baskı kurarak ve hızlı paslaşarak adeta futbol dersi verdi. Kuntz bu ilk 11 ile, Ermenistan maçında oynamayanları milli yapma anlayışındaydı. Birileri devreye girmiş olacak ki ikinci yarı Merih, Cengiz, Altay, Hakan ve İsmail oyuna dahil olunca Türk Milli Takımı dengelendi, topa daha çok hükmetti, dirençli ve temaslı bir oyun ortaya koydu. Japonya'ya pozisyon da verdik ama biz de gol olabilecek aksiyonlar yakaladık.

KUNTZ'UN ESERİDİR
Kuntz'da direnmemek lazım. Çünkü Alman hocanın Türkiye'ye oyun ve sistem açısından katkısı hiç yok. Bence TFF de değiştirmek istiyor ama yerine hangi Türk hocayı getireceğinin stresini yaşıyor. Ekim ayında çok hayati maçlarımız var. Futbolcularımızın da kendilerini daha iyi anlayabilecek, duygularına hitap edebilecek hocaya ihtiyacı var. Eğer Almanya'ya gidemezsek elimizdeki kaliteli jenerasyonu da kaybedeceğiz. Bu yenilgi ve ilk yarıdaki rezil oyun Kuntz'un eseridir.