CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

G.Saray Muslera’ya borçlu

Terim ve Kocaman'ın sahaya sürdükleri kadro derbiyi kazanmak üzerineydi.
Ancak sahadaki oyun şekline bakınca iki takım da orta alanı kalabalık tutup savunma güvenliğini ön plana çıkardı.
Fernando'nun oynayınca Maicon-Serdar Aziz ikilisi topu oyuna sokma görevini üstlenmedi. Ama Fenerbahçe'nin Topal-Souza-Ekici ile birlikte yaptığı baskılar Belhanda ve Selçuk'un hücumu organize etmelerini engelledi. Galatasaray Rodrigues-Feghouli ile kanat bindirmelerini az yapmasına rağmen gol olabilecek pozisyonları da yarattı.
Özellikle ilk yarıda Feghouli'nin soldan bomboş depar atan Rodrigues'in önüne ayağındaki topu oynamayıp Gomis'e yaptığı pas doğru tercih değildi.
Çünkü Rodrigues topla buluşsa Galatasaray devreyi galip bitirebilirdi.
F.Bahçe, Nagatomo'nun bölgesinden ilk yarı çok etkili ataklar yaptı.
Galatasaraylı oyuncular yeterince Japon oyuncuya destek veremedi.
Fenerbahçe'nin ataklarında Kadıköy'deki bence en iyi maçını oynayan Muslera, gol olabilecek pozisyonları doğru yer tutarak önledi.
Belhanda'nın etkisiz oyunu Galatasaray'ın hücumda üretken olmasını önledi. Ancak ikinci yarı Rodrigues'i soldan geliştirdiği ataklarda şut ve pas tercihleri isabetsizdi.
Galatasaray adına en önemli gol atağı Nagatomo'nun şutunda Volkan'ın kestiği topa Feghouli kötü bir vuruşu yaptı. Faslı oyuncu Gomis'e de pas yapmayı düşünebilirdi.
Gomis etkisiz gibi görünmesine rağmen ortaya koyduğu mücadeleyle Skrtel-Neustadter ikilisini savunmaya hapsetti.
Galatasaraylı oyuncular, Tük Telekom'daki etkili pas yapma özelliklerini gereksiz telaş yaparak sahaya yansıtamadı. Oysa topa basıp oyunu soğutup Fenerbahçe baskısından kurtulmaları gerekirdi.
Bunun en büyük nedini takımın bir lideri olmamasıydı.
Eğer oyunun son 10 dakikasında müthiş baskı yiyen Galatasaray, derbiden puan çıkardıysa bunu Muslera'ya borçludur.
Uruguaylı kaleci bir libero gibi oynadı. Maestro gibi hareket etti, oyuna tam konsantreydi, öne çıktığı her pozisyonda vücudunu büyüterek rakip oyuncuların kolay gol vuruşu yapmasına izin vermedi.

Risk aldı, kazandı

Sergen Yalçın görev yaptığı takımlarda çıktığı ilk maçlarda hep puan kazanmış. Sergen, Konyaspor'un başına geçince Galatasaraylı dostlarım Sergen'le ilgili, "Eyvah" diye endişeliydi. Oysa bu sezon Galatasaray ile Konyaspor birbirleriyle oynadıkları maç sayısı olarak akraba gibiydi ve birbirlerini iyi tanıyorlardı.
Üstelik Galatasaray üç maçta hiç kaybetmemiş ve Konya'ya karşı ciddi oyun ve skor üstünlüğü kurmuştu.
Kağıt üzerinde favori olmak ile sahada kazanmak aynı şey değildi. İlk yarıda korkulan oldu. Galatasaray adeta "Sergen Yalçın" sendromuna tutuldu. İkinci dakikada Donk ıskaladı, Konyasporlu Moke kafayla golü attı.
Gol sonrası yüklenen, rakibini sahasına kilitleyen Galatasaray sağlı sollu ataklar yaptı. Sergen'in büyüsü mü bilemem ama 25 gollü Gomis penaltı vuruşunda kaleci Serkan'ı geçemedi. Feghouli, Konya ceza alanı içinde önüne gelene çalımı bastı ama gollük şutunda Serkan'ı geçemedi. Maicon'un kafa vuruşunda direkten dönen topu, Gomis kontrol edip vurması gerekirken acele edince golü kaçırdı..
Konya'nın kalesini çok adamla kapatması, G.Saray savunmasının bile elini kolunu sallayarak hücuma çıkmasına neden oldu. Maicon- Serdar ikilisinin kontrolsüz çıkışlarından Volkan Şen faydalandı ama iki net pozisyonda gollere Muslera kurtarışlarıyla izin vermedi. Galatasaray oyun olarak öndeydi ama Rodrigues istediği geniş alanları bulamadı. Belhanda da yeterince sorumluluk almayınca Galatasaray hücum bölgelerinde organize olamadı.
Başta Volkan Şen olmak üzere Konyasporlu oyuncular en ufak dokunuşlarda yerden kalkmayarak hep zaman çalmaya çalıştı. Hakem özellikle Volkan'a fazlasıyla tolerans gösterdi. Galatasaraylı oyuncular gol atamadıkça gereksiz yere sinirlendi ve kart gördü. Terim'in Feghouli'nin ataklarını besleyen Mariano'yu oyundan alması yanlıştı.
Terim'in, Donk'u çıkartıp Sinan'ı sokması ise maçı kazanmak adına büyük restti.
Sinan, görevini yapıp Gomis'e mükemmel bir gol ortası sundu. Ardından harika bir gol atıp Galatasaray'ı ipten aldı.
Sinan'ın attığı altın değerindeki ikinci gol sonrası, kulübede ve tribünlerde yaşanan mutluluk, Galatasaray'ın şampiyonluk yürüyüşünü güçlendirecektir.
Vakit geçirmek için sürekli yerlere yatan Konyalı oyunculara karşı alınan bu galibiyet aynı zamanda futbolun adaletiydi.

Oyun disiplini...

Galatasaray'ın farklı galibiyetini göklere çıkaracak halim yok. Karabük zaten düşmeyi kabullenmiş ve kadro planlamasını birinci lige göre kurmuş. Karabük'ün ideal kadrosunu yakalamış Galatasaray'a direnecek gücü yoktu. Futbolda, "İyi takım zorlu zemin tanımaz" diye kural vardır. Galatasaraylı oyuncular şiddetli yağmurda sahanın kaygan oluşunu düşünerek oynadılar. Hücuma çıkarken ya da savunmada pas yaparken topun yerden sekecek hıza ulaşmamasına özen gösterdiler.
Gomis başta olmak üzere Galatasaray takım olarak istekli, coşkulu, arzulu ve sakindi.
Gomis sahada, sinemalarda hasılat rekorları kıran fantastik "Kara Panter" filminin başrol oyuncusu gibiydi. Fransız yıldız, Terim'le birlikte değiştirdiği "Duvar ol, top tut, kanatlara pas yap ve hızla hücuma git" şeklindeki oyun anlayışını Karabük'te başarıyla uygularken attığı 4 golle Galatasaray tarihinde yeni rekorlara imza koydu. Gomis'in iştahı tüm takıma pozitif olarak yansıdı. Nagatomo iki gole etki yaparken isabetli bir transfer olduğunu gösterdi. İmkan varsa Japon yıldız Galatasaray'da devam etmeli..
Çünkü oyun görüşü, top tekniği, orta yapma ve pas verme özellikleri çok güçlü..
Feghouli'nin çalışkanlığı göz doldurdu ve galibiyetin açılış golünde Gomis'e indirdiği topun şiddet ayarı mükemmeldi.
18. dakikada skor 3-0 olmasına rağmen Galatasaraylı oyuncular, "Bu maç bitti. Rakibin direnci tükendi" psikolojisine girmedi ve oyun ciddiyetinden kopmadı.
Mariano sağ tarafa oyun aklı kattı. Rodrigues çabukluğuyla yine etkili ataklar yaparken Mariano'nun Belhanda-Feghouli ikilisiyle oluşturduğu pas ortaklığı hücum zenginliği yarattı.
Bu zenginlikten en çok pay alan isim akıllı paslar üreten Feghouli oldu.
Kupadaki Akhisar maçının en iyisi Serdar Aziz savunmada hiç riske girmedi ve ilk toplara rakipten önce müdahale etti. Kaptığı toplarda da çalım atmayıp Selçuk'a, Donk'a ya da Maicon'a çabuk pas yaptı.
Hakem Mete Kalkavan'ın Donk-Maicon ikilisine itiş kakışlar için gösterdiği sarı kartlar art niyetliydi. Belli ki hakemleri MHK uyarmış; kupada horoz gibi dövüşen Pepe-Soldado ikilisine kart göstermeyen Aydınus'un hatalarını Kalkavan, G.Saray üzerinden doğrulatmaya çalıştı. Ayıp..

Kalite kazandı

Derbide sistem ile kalitenin düellosu ön plana çıktı... Aykut Kocaman, elindeki kadronun becerisi ve kalitesi kısıtlı olmasına rağmen ilk yarı müthiş bir alan savunması yaparak Beşiktaş'ı etkisiz hale getirdi. Oğuzhan'ın yokluğunda Şenol Güneş'in orta alanı Atiba- Tolgay-Medel gibi aynı özellikli oyunculardan kurması, Beşiktaş'ı kitlerken F.Bahçe'nin ekmeğine yağ sürdü. Takım savunmasını ciddiyetle uygulayan ve yeri geldiğinde metrekare hesabı gibi savunma yapan F.Bahçeli oyuncuların daralttığı oyunda Quaresma'nın Kameni tarafından çıkarılan şutu dışında Beşiktaş'ın pozisyonu olmadı. Topu bilerek Beşiktaş'a veren F.Bahçe'nin ilk yarı oyunun direksiyonunda oturmasında Fernandao'nun (gol ofsayt) 8. dakika attığı golün etkisi büyüktü.
Beşiktaşlı oyuncular, Fenerbahçeliler'in çabuk baskı yapmalarından ve temaslı oynamalarından rahatsız oldu. Erken goller derbide oyun rollerinin değişmesini sağladı. Vida'nın 48'de attığı golden sonra Beşiktaş "Şampiyonlar Ligi"ndeki kimliğine büründü.
Kanatlardan etkili bindirmeler yapan ve oyunu rakip alana yıkan Beşiktaş, hücum etkinliğini de eline geçirdi. F.Bahçe'nin savunmasını öne çıkaramaması ve geriye yaslanmak zorunda kalması Beşiktaş'ın ciddi bir üstünlük kurmasına neden oldu. Gökhan, Adriano ve Tosic'in kanat bindirmeleri Quaresma'nın sık kanat değiştirerek yaptığı etkili ortalar ile Atiba'nın bile hücuma destek vermesi Beşiktaş'ı coşturdu. Fenerbahçe'nin ikinci yarıdaki tek ciddi pozisyonu Fabri'nin hatasından oluşan pozisyonda Şener'in orta alandan boş kaleye yolladığı ve gol olacak şutunu Medel'in çizgiden kafayla çıkarmasıydı. Beşiktaş'ta Quaresma gecenin en flaş oyuncusuydu. Portekizli yıldız, Beşiktaş'ı jenerik olacak iki gol atıp zafere taşırken, ilk golde sağ ayağının dışını raket gibi kullandı.
Sistem takımı da olsanız, iyi de savunma yapsanız kalite önünde pes ediyorsunuz.
Beşiktaş kalitesiyle derbiyi çevirip kazandı.

Şahane Rodrigues

Türk Telekom'da Galatasaraylı oyuncuların oynadığı coşkulu, istekli, bol pozisyonlu ve müthiş keyif veren futbol için taraftarlar "Bu sene şampiyon oluruz.." şeklinde yorum yapar. Deplasmandaki oyuna bakınca da şaşkınlık içinde "Bu takım Galatasaray mı?" diye sorarlar.. Galatasaraylı oyuncuların zihinsel yapıları, motivasyonları oyun anlayışları, mücadele kaliteleri ve istekleri "içerideki" ile "dışarıdaki" maçlara göre uyumlu olmalı.. Bunun için de Fatih hocanın kadroyu netleştirmesi gerekir. Bursaspor maçında sahaya çıkan on bir "istikrar" adına doğru isimlerden oluşuyor. İyileşmiş bir Fernando ile oyun aklı mükemmel olan formda bir Mariano Galatasaray'a güç katar..
Latovlevici ile kaleci Carrasso hariç mevcut yabancıların içinde en az ücret alan Rodrigues Galatasaray'ın en verimli oyuncusu olarak göz okşuyor.. Bursa maçında bir gol atıp iki de Gomis'e asist yapan Rodrigues'in 5 golü, 8 asisti var.. Rodrigues'in peteğinden en çok balı Gomis yiyor... Fransız golcü ilk dakikadan itibaren hırsıyla, çalışkanlığıyla, önde yaptığı baskıyla ön plana çıktı. Partneri Rodrigues'in pasında hareketli gelen topa tam bir golcü vuruşla ayağının içiyle "tek vuruş" yaparak golü attı. Galatasaray'da sakatlık ya da ceza yoksa tabelaya yazılan ilk iki isim Gomis-Rodrigues olmalı..
Golcüler egoist olur ama Gomis'in Serdar'ın direkten dönen topuna çevre kontrolü yapmadan acele ederek vurması yanlıştı. Oysa Gomis topu kontrol edip etrafına baksaydı bomboş durumda Rodrigues'i görecekti. Terim "çevre kontrolü" konusunda dün hat-trick yapan Gomis'i uyarmalı. Çünkü geçen haftaki Kasımpaşa maçında da Gomis'in bu zaafı nedeniyle Sinan beraberlik golünü atamamıştı.
Günümüz futbolunda hücum bekleri çok değerli.. Nagatomo-Linnes ikilisi bıkmadan, yorulmadan kanat bindirmeleri yaptı. Fernando'nun yokluğunda Donk basit oyunu, çalışkanlığı ile göz doldurdu. Bir takımda tekniği yüksek oyuncu ne kadar çoksa o takım oyuna hep hakim olur. Belhanda-Feghouli gibi becerileri yüksek oyuncular sayesinde Selçuk da kimliğini buldu.. Savunmada Maicon tam bir denge adamı olduğunu gösterirken geriden rakip savunma arkasına attığı isabetli uzun toplarla Galatasaray'ın hücumu çabuk başlatmasını sağladı. Taraftarın maç boyu dinmeyen coşkulu desteği Galatasaraylı oyuncuları galibiyete şartladı.

Halis Efendi!..

Türk Telekom'da 16 Aralık 2012'de Galatasaray-Fenerbahçe maçında Meireles'i oyundan attığı için ağır eleştiriler alan Halis Özkahya'ya tam 5.5 yıldır MHK Kadıköy'de maç vermiyor. Özkahya en son Kadıköy'de 11 Kasım 2012'de Fenerbahçe'nin, Orduspor maçını yönettiği ve sarı-lacivertlilerin 2-1 kazandığı maçta görev yaptı. Ancak MHK, Özkahya'yı içerde dışarda Galatasaray'ın maçlarına gözü kapalı çok rahat gönderiyor. Halis Efendi de Kadıköy'e gidememenin faturasını sürekli Galatasaray'a kesiyor. Serdar'ın pozisyonunda olmayan penaltıyı yarattı. Nagatomo'ya gösterdiği doğru sarı kartı maalesef Feghouli'yi arkadan indiren Kasımpaşalı'ya gösteremedi. Hakemler ligi dizayn ediyorsa biz maçları izlemeyelim ve yorumlamayalım..
Haftanın son maçını Kasımpaşa ile oynamak Galatasaraylı oyuncularda baskı yaratmadı. Gomis'in yürekleri hoplatan baygınlığı dışında ilk yarı boyunca oyunun hakimi hep Galatasaray oldu. Kasımpaşa klasik taktiğiyle "Kompakt" anlayış içinde hızlı oyuncularıyla golü aradı. Nagatomo ile Linnes kanat bindirmeleriyle ön plana çıktı. Feghouli final noktalarında pasif kaldı. Belhanda olmayınca Feghouli pas oyununda verimli olamıyor. Rodrigues-Gomis-Selçuk-Feghouli'nin alıştığımız etkili pas oyununa Tolga katkı sağlayamadı. Sadece koşarak sahada kalamazsın. Terim'in önde baskı yapan, geçişlerde ayağa isabetli pası başarıyla uygulayan sistemine Tolga ayak uyduramıyor. Galatasaray, üstün olduğu anlarda bile pas oyununda Tolga'nın verimsizliğini hep hissetti.
Donk'un orta alandan dikine zarif çalımlarla çıkıp "Al golü at" dercesine Rodrigues'e verdiği kaliteli pasın payı büyüktü. Rodrigues de müthiş bir vuruş yaptı. Büyük takım ilk yarıdaki 5 dakikalık uzatma döneminde 1-0 önde ise savunma güvenliğini ön planda tutup soyunma odasına skoru koruyarak girmeli. Terim'in ikinci yarıya Serdar'ı çıkarıp Donk'u savunmaya çekmesi Eren'le başlaması ve çift santrfora geçmesi kazanmak istemesiydi ama bu düşünce tutmadı. Donk'u stopere çekmek orta alan gücünü düşürdü. Galatasaray çok adamla hücum ederken Kasımpaşa'ya derin boşluklar bıraktı. Bir puanın bile kıymetli olduğu dönemde kaybetmek G.Saray'a ciddi bir yara verecektir. Galatasaray bu deplasman fobisini aşamazsa yarışta çok zorlanır.

Başarının anahtarı

Galatasaraylı oyuncuların Antalya'ya karşı sergiledikleri coşkulu, arzulu, istekli, tempolu ve mücadele gücü yüksek oyun sadece farklı galibiyeti getirmedi Malatya'da kaybedilen liderliği de geri getirdi..
Başarının anahtarı öncelikle kadro istikrarıdır ve her oyuncu kendi bölgesinde oynamalıdır. Terim buna dikkat ediyor..
Terim, Galatasaray'da oyuncularından hep şunu ister: "Önde rakibe baskı yapın. Disiplinli olun. Topun arkasına çabuk geçin. Ayağa isabetli pas yapın. Savunmada riskli oynamayın.
Hücuma kanatlardan hızlı çıkın.." Antalya önünde bu özellikleri sahaya yansıtan, bol pozisyon üreten ve keyif veren Galatasaray izledik. Tudor'un bozduğu Rodrigues-Gomis ikilisi maça adeta damga vurdu. Gomis'in attığı ikinci golde Rodrigues'in topu taşıdığı mesafe ile araya bıraktığı pasın kalitesi mükemmeldi. Tudor'lu Gomis geçmişte asla sırtı dönük oynamıyordu.
Terim'li Gomis rakip savunma önünde duvar olup etkili toplar indiriyor ve arkadaşlarının hücumda çoğalmalarını sağlıyor. Belhanda artık Galatasaray'ın saha içi oyun lideri olduğunu biliyor.
Faslı yıldız bazen etkisiz gibi görünüyor ama etkili paslar atıyor. Feghouli'nin golünde Belhanda'nın yolladığı pasın kalitesi alkışlanacak güzellikteydi.
Belhanda'nın iyi oynarken, kendisini attırması bir çuval inciri berbat etmek gibiydi.
Terim, Belhanda'yı karşısına alıp bu kartın nedenini sormalı!.
Çünkü bu oyuncuların performansı ve yetenekleri ve becerileri Galatasaray'ı sonuca götürecek kalitede.. Kulübeye mahkum olan Selçuk-Donk ikilisi Terim sayesinde hayata döndükleri gibi iyi oyunlarıyla da göz dolduruyor.
Konya maçında parlayan Linnes sağ bekte Mariano'ya "Rekabette ben de varım" diyor. Brezilyalı sakatlıktan sonra formda dönemedi. Sivas maçında kötü oynayan Tolga- Yasin ikilisinin sonradan oyuna girmesi Terim'in "Size sırtımı dönmedim. Kendinizi hazır tutun" mesajıydı. G.Saray'ın lider olması oyunculara özgüven olacaktır, zirve takipçilerine ise psikolojik baskı yaratacaktır.

Maestro Belhanda

İki yüzlü bir Galatasaray izledim. İlk yarıda organize olamayan, pas alışverişinde hatalar yapan, saman alevi gibi kanatlardan gelen bir Galatasaray vardı. Belki de Sivas'ta alınan yenilgi oyuncuların psikolojisinde olumsuz etki yaratmıştı. Hepsi ürkek ve tedirgindi ama bir adam vardı ki... Belhanda, takımı sırtlamak için Feghouli'den de destek alarak sahanın en iyisi olarak göze çarpıyordu. Hani "Mekan oynatıyor" diye Cem Yılmaz'ın bir esprisi var ya... Galatasaray taraftarının coşkusu ve müthiş desteği tüm oyunculara itici güç oldu ve Galatasaray orkestrasını coşturan bir şeflik yaptı Belhanda. Kalitesiyle ilgili, oyun zekasıyla ilgili tüm becerilerini ve yeteneklerini sahaya yansıtınca herkes Galatasaray'dan bir futbol resitali izledi. Belhanda sadece takımı yönetmedi, gol pası vermedi. Yüksek tempo içerisinde çok koştu, rakiple boğuştu ve inanılmaz toplar çaldı. Belhanda böyle oynadığı sürece Galatasaray, zirve yarışında keyif vermeye devam eder. Fatih Terim oyunu Belhanda'nın üzerine kurmalıdır. Ona saha içi patronluğu vermelidir. Belli ki Faslı yıldız Terim'in kendisini kulübede oturtmasından yeterli dersleri almış.
Son dakika transferi Nagatomo'nun ne kadar doğru bir tercih olduğunu gözlemledik.
Japon oyuncu sol taraftan yaptığı etkili bindirmelerle Konya defansını allak bullak etti. Çabukluğu, hızı ve pozisyon bilgisiyle savunmanın sol taraf ihtiyacını karşıladı. Donk da riske girmeden basit oynadı.
Fernando döndüğünde Galatasaray'ın oyun kalitesi yükselecektir. Rodrigues takımı öne götüren, en çabuk oyuncu. Girdikten sonra Galatasaray'ın hücum zenginliğini artırdı.
Gomis, iki gol atmasının ötesinde sırtı dönük, çok iyi mücadele etti ama kendisinin ikinci golünde Belhanda'nın ara pasına attığı depar ile gol vuruşunu yapmadan kaleciye gösterdiği feyk de mükemmeldi.
Hakem Ümit Öztürk bu maçı bir daha izlesin bakalım. Gomis'e yapılan hareketin karşılığı sarı değil, kırmızı kart olmalıydı.
Linnes'e ve Gomis'e ikinci yarı yapılan hareketler de yüzde 100 penaltıydı. Hakemlerin süzememeleri affedilemez çünkü doğru koşu yaparlarsa yardımcılar da dikkatli olurlarsa bazı pozisyonları çözmek daha kolaylaşır.

Yanlış kadro!

Fernando-Ndiaye ikilisi Galatasaray'ın Melo-Selçuk ikilisinden uzun süre sonra yakaladığı en önemli orta alan ortaklığıydı.
Ndiaye satıldı. Fernando ciddi sakat... Zirveye oynayan takımlar içinde 4-2-3-1 sistemine göre şu anda en zayıf ikililer Galatasaray'da bulunuyor. Fernando dönünceye kadar Terim bu sorunu çözemezse, Galatasaray sıkıntı yaşar. Terim'in elinde savunmanın önünde oynayacak hafıza kartı en güçlü olan tek isim Selçuk İnan'dır. Bu alanda bana "Hangi ikili birlikte oynamaz?" diye sorarsanız cevabım kesinlikle "Donk-Tolga Ciğerci birlikte oynamaz" olur.. Neden mi? Bu iki oyuncu sadece rakibi karşılar ve mücadele eder.
Sakar Tolga sadece çok koşar. Ancak bu ikili etkili uzun top atamaz, kilit pas veremez, oyuna kalite katamaz. Çünkü teknik kapasiteleri, becerileri, oyun zekaları üretmeye yetmez ve bir Selçuk etmez.
Tolga ile Donk'un oynaması Galatasaray'ın alıştığımız etkili pas kalitesine de zarar verdi.
Fatih Terim'in kulübede Selçuk'u oturtması Galatasaray'ın senkronunu bozdu.
Belhanda da olmayınca "Oyunu yönet" anlayışı sadece Feghouli'nin üzerine yıkıldı. Kilit pas atan oyuncunun olmaması özellikle Rodrigues'in etkili bindirmeler yapmasını engelledi. Ayrıca Yasin'in ne oynayacağını kestirmek güç. Rodrigues'in arka direğe yaptığı ortaya Yasin koşacağına Gomis'in alanına depar attı. Oysa Eren Derdiyok Kayseri'de aynı ortayı arka direkte gol yapmıştı.
Yasin yerine Eren-Gomis ikilisiyle başlamak daha doğru olurdu. Galatasaray'ın bu yenilgisinde oyuna sahip olamamasının yanı sıra yanlış çıkan 11'in payı çok büyüktü. Terim'in Selçuk ile Konya'da ikinci yarı etkili oynayan Belhanda'yı düşünmemesi Tolga-Donk tercihi Galatasaray'ın yenilgisinde başrolü oynadı. Skor 2-0 olduktan sonra önce Eren'i sonra Belhanda'yı düşünmek geç bir hamleydi. Ayrıca Yasin dökülürken Feghouli çıkmazdı.
Dilerim bu yenilgi Galatasaray'da ayakları yere bastırır ve teknik heyetin orta alan tercihlerini bir daha gözden geçirmesini sağlar.

Göz okşamadı!

Fatih Terim'in gitmek isteyen bir oyuncu için düşüncesi şöyledir: "Galatasaray'da oynamak istemeyeni asla tutmam. Florya'daki çalışma odasının kapısını çalması yeterlidir..." Ndiaye ayrılmak istiyorsa Terim "Güle güle" der.. Ama yönetimin hedefi sıcak para yaratmak için satmak ise Ndiaye'nin yokluğu sıkıntı yaratır.
Çünkü Senegalli yıldız, Galatasaray'ın orta alanında 'enerji santrali' görevini yapıyor, mücadeleden yılmıyor, çok koşuyor ve dikine hücumlara katkı sağlıyor. Mevcut kadrodan koşu kalitesi olarak Tolga, ön plana çıkar ancak Ndiaye'nin diğer özelliklerini üstlenemez. Üstelik uzun sakatlıklar yaşayan Tolga'nın, sakar bir oyuncu olduğunu hatırlatırım. Efsane başkan Faruk Süren döneminde de ekonomik zorluklar yaşanmış İlie ve Filipescu zorunlu satılmıştı ama kadroda bu iki oyuncunun yerlerini dolduracak yerli oyuncular vardı.
Osmanlıspor gibi kapanan ve kontra kovalayan takımlara karşı hem etkili hücum etmek hem de geniş alan bırakmamak ancak tüm takımın yardımlaşmasıyla gerçekleşir.
Galatasaray hücumda etkili, savunmada az hatalıydı. Osmanlı'nın orta alanı kalabalık tutması, Aminu ile Serdar'ın çabuklukları, Galatasaray'ın oyunu rakip kaleye yıkmasını engelledi. Etkili ataklara imza atan Rodrigues'in sağdan getirdiği ve 'alın golü atın' şeklinde ortaladığı topları Tolga ve Feghouli gol yapsaydı Galatasaray ilk yarıda sıkıntı yaşamazdı. Osmanlı kilidini Feghouli attığı golle açarken Yasin'in ortası ile Eren'in topu kafayla Feghouli'nin önüne yumuşatması mükemmeldi. Çok koşmasına rağmen Selçuk kritik top kayıpları yapınca Terim doğru bir hamleyle ikinci yarı oyuna top tutması ve etkili pas yapması için Belhanda'yı aldı. Ben etkisiz Yasin'i değiştirmeyi tercih eder, Gomis'i alırdım.
Belhanda koşu kalitesi ve yardımlaşma anlamında zayıf kaldı.
Sonradan giren Gomis attığı golle takımı rahatlattı. Galatasaray üç puan aldı ama oyun olarak göz okşamadı ve rakibe ciddi pozisyonlar sundu.