CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Bu Galatasaray keyif verdi

FATİH Terim'in sahaya sürdüğü 5'li savunma çok akıllıcaydı. Rakibi karşılarken G.Saray savunması çoğalıyor, hücuma çıkarken Mariano, Nagatomo ikilisini hücum beki olarak kullanıyordu. Terim'in Donk tercihi iki savruk stoper Luyindama-Marcao ikilisini biraz olsun toparladı. Donk, kritik pozisyonları önlerken topu da oyuna akıllı soktu. Ancak Nagatomo ve Mariano bir tek isabetli orta yapamadı.

PSG tam bir ezber takımı. Mükemmel anlaşıyorlar, gözü kapalı pas alışverişinde bulunuyorlar. Özellikle G.Saray savunmasının arkasına attıkları uzun pasların şiddetini mükemmel ayarlıyorlardı. İcardi'nin golüne kadar G.Saray takım oyununu, birlikte mücadele etmeyi başarıyla uyguladı. Nzonzi sakinliğiyle arkadaşlarına mükemmel servisler yaptı, Seri tekniğini ve çabukluğunu konuşturarak G.Saray'ı hücuma çıkarmaya çalıştı. Falcao ayağındaki topları hep arkadaşlarına oynarken, ikili mücadelelerden hiç kaçmadı.

Fatih Terim, Babel'e fazla güveniyor ve arkasında duruyor. Ancak Babel, bu desteği son haftalarda hiç hak etmiyor. Egoist davranıyor, yanındaki arkadaşına pas vermeyi düşünmüyor, 'hep ben atayım' diyor. Özellikle Falcao'nun verdiği mükemmel gollük pasını boştaki arkadaşı Belhanda'ya aktarmaması G.Saray'ın beraberlik golünü engelledi. Taraftar da Falcao'nun paylaşımcılığını, Babel'in egoistliğini görünce hep bir ağızdan Hollandalı yıldıza tepki gösterdi. O Babel Brugge'deki maçta da golü kendi atmak uğruna yine bu kez Falcao'ya pas vermemişti. Terim'in 5'li savunmasını görünce artık Donk'tan vazgeçmemesi gerekiyor. Feghouli, Belhanda, Babel gerekirse kulübede beklemeli. Ancak G.Saray'ın Marcao ile başı çok ağrıyacak. Brezilyalı, pozisyon almasını bilmiyor, riskli oynuyor. PSG zaten favoriydi ama G.Saray güçlü bir oyunla karşılık verdi, sadece gol yollarında son vuruşları yapamadı. Galatasaray belki kaybetti ama sezon başından beri en kişilikli, en keyif veren oyununu sergiledi. Taraftarın da alkışları "böyle oynayın baş tacı edelim" şeklindeydi.

Yanlış ilk 11’in faturasını ödedik

Cengiz Ünder ile Mahmut'un sakatlığı sonucu yaşanan zorunlu kadro değişikliği Millilerin Fransa önünde mükemmel işleyen oyun ritmini bozdu. Şenol Hoca'nın Ozan- Hakan tercihi duygusaldı. Ozan Tufan kısıtlı tekniğiyle Mahmut'un rolünü üstlenemedi ve çok top kaybı yaptı. Ozan'ın oyunda kalması akıl tutulmasıydı. Oyunu kurmaya gelen olmayınca Merih-Kaan ikilisi geriden topu oyuna sokmakta zorlandı. Şenol Hoca, Hakan Çalhanoğlu'nu sola monte edip, Kenan Karaman'ı sağa çekince kanatlar çalışmadı. Sert ve isabetli şut atma becerisi yüksek Çalhanoğlu, Milan'daki gibi forvet arkasında görev yapsaydı verimli olurdu.
Fransa maçının çalışkanı ve top çalanı Burak'la iyi ikili olan Kenan da sağ kanatta kayboldu. İzlanda topu kullanmayı bize bırakıp alan savunması yaparak oyun kurmamızı engelledi ve kontratakları kovaladı. Dağınıklık yaşayan Millilerimiz duran topları en önemli silah olarak kullanan İzlanda'dan iki kolay kafa golü yedi. Fransa maçında savunmayı hücumdan başlatmıştık. Bu anlayış 2-0 geriye düştükten sonra aklımıza geldi. İzlanda'ya baskı kurduk ve İrfan'ın kornerinde Dorukhan'ın mükemmel kafa vuruşu ile attığı gol umudumuzu yeşertti. Çalhanoğlu ile İrfan'ın oyundayken Kenan'ın çıkıp Yusuf'un girmesi biraz fanteziydi. Oysa Yusuf-Abdülkadir ikilisi "Cengiz-Mahmut" modelinin aynısıydı ve ilk on birde başlamalıydı. Milli Takım'ın sorunu hızlı hücum edememekti. Yusuf orta alanı topladı. Oyuna geç giren Abdülkadir Ömür çabukluğu ve dikine top taşımasıyla Milli Takım'a hücumda hareketlilik kazandırdı. Bu İzlanda'ya yenilmemeliydik. Yanlış on birle başlamanın faturasını kaybederek ödedik.

Canlar yanıyor!

Fenerbahçe derbisinde Galatasaray'ın haklarını çiğneyen hakem zihniyeti dün de Kayserispor'un canını yaktı. Galatasaray bu tür haksızlıklara ihtiyacı olmayacak bir oyunla maça başladı. Ndiaye'nin laubaliliği sonucu kaptırdığı topta golü yiyen Galatasaray bir dakika içinde Diagne'nin kaliteli gol vuruşuyla eşitliği sağladı. Kayseri'nin hedefi önce Galatasaray'ı durdurmak sonra kontrataklarla avlamaktı. Galatasaray hücum zenginliği yaşarken Kayserispor; Kravets, Chery ve Umut ile ayağına gelen şansları değerlendiremedi.
Emre Akbaba'nın topa vurduktan sonra Sapunaru'ya yaptığı hareket bence çok sertti. Hakem Arda Kardeşler pozisyonu net süzememiş olacak ki sarı kart gösterdi. Kafamdaki soru VAR devreye girerek hakemi uyarmalı mıydı?
Kayseri 10 kişi kaldıktan sonra Galatasaray oyunun kontrolünü eline aldı. Diagne'nin penaltı golü öncesi sarı kartlı Lopes'in Marcao'nun şutunu elle kesmeye çalışması tam bir aymazlıktı. Hem kendini hem de takımını yaktı. Galatasaray skor avantajını eline geçirdikten sonra Kayserispor farkın büyümemesi için kapanarak ve rakibe geniş alan vermeyerek oynamaya gayret etti. Haftalardır forma şansı bulamayan Nagatomo'nun gol atması kendisine ciddi bir moral oldu. Ancak Japon oyuncunun maç eksiği o kadar belli oluyordu ki Kayserispor, sayısal olarak eksilmeden önce tüm ataklarını onun kanadından gerçekleştirdi.
Feghouli'nin Terim'e gidip, "Oynamak istiyorum" demesi alkışlanacak bir hareket. Çünkü Cezayirli yıldız Galatasaray'ın hücum bölgesindeki en yaratıcı, en çalışkan ve en etkili oyuncusuydu. G.Saray bu galibiyetle yarışta kaldı ancak şampiyonluk şansı sarıkırmızılı takımın elinde değil. Terim ve öğrencileri Başakşehir kaybetmediği sürece beşte beş yapsalar da yetmiyor.

Çok istediler ama olmadı

Kadıköy'de gelenek yine bozulmadı. G.Saray, Hasan Ali'nin kırmızı kart görmesinden sonra baskılı oynamas-ı na rağmen gol yollarında beceriksiz kaldı. Onyekuru'nun arka direkte attığı mükemmel gol sonrası oyunu tutmayı düşünmemek, kontrolsüz hücum etmek ve riskli paslar kullanmak Galatasaray'ın yanlışlarıydı.
Derbinin hakemi belli olmadan önce, "Eğer MHK Ali Palabıyık'ı verirse adaletsizliğe davetiye çıkarır" demiştim, yanılmadım. Ali Palabıyık, bariz gol şansından dolayı Diagne'yi düşüren Hasan Ali'yi bile VAR uyarısı ile oyundan atabildi. Fatih Terim, Ali Palabıyık'ın oyunu dengelemek adına bir oyuncu atacağını hesaplamış ki Belhanda'yı Emre Akbaba ile değiştirdi. Ali Palabıyık, Onyekuru'nun ayağına basan Skrtel'e, Dirar'ın Feghouli'ye yaptığı faule bilerek kayıtsız kaldı. Çünkü amacı, Fenerbahçe cephesinden tepki çekmemekti. Galatasaray, oyunu Hasan Ali atılmadan önce de doğru oynuyor, topu rakibe verip akıllı alan savunması yapıyordu. Eljif'in attığı gole kadar Donk-Semih ikilisi, basit, riske girmeden, dengeli ve dikkatli oynamaya özen gösterdi.
Feghouli ile Belhanda'nın en büyük yanlışları; topu kaybettikten sonra rakipleri kovalamamalarıdır.
G.Saray, kadro kalitesi olarak F.Bahçe'den üstün oynamasına rağmen maalesef hücumda gösterdiği telaş nedeniyle final vuruşlarını doğru yapamadı.
Fatih Terim'in aklı ve bilgisi oyunu yönetmeye bir yere kadar yetiyor. Saha içerisinde oyuncular, bazen aklı devre dışı bırakacak hareketler yapıyor.
Oyuncu kontrolsüz duruma girdiği anda Fatih Terim'in, müdahale hakkı ortadan kalkıyor. Galatasaray, Kadıköy'de hem 20 senelik özlediği galibiyeti elinden kaçırdı hem de şampiyonluk fırsatını tepti. Çünkü derbide alınacak 3 puan tüm maçları kazandığında G.Saray'ı şampiyon yapıyordu. Galatasaray'da oyuncular belki çok istediler ama yapamadılar.

Linnes mesajı verdi

Malatyaspor'a karşı kupa maçında etkili ve üstün bir oyun sergilemeyen Galatasaray'ın ligdeki randevuda en belirgin özelliği öncelikle Linnes, sonra da Donk oldu.. Kupa'da Emre Taşdemir ile etkili ortalar yapamayan Galatasaray'ı, Linnes adeta hücum zengini yaptı. Norveçlinin oyun disiplinine ve mütevazı kimliğine hayran olmak gerekir.
Kazanılan penaltıda Linnes'in araya yaptığı koşu mükemmeldi. Ayrıca kupada ıslıklanarak oyundan çıkan Onyekuru da Linnes ile yakaladığı uyum sayesinde verimli oldu. Linnes, Galatasaray'ın gülen ve güldüren yüzü oldu. Emre Akbaba'ya yaptığı mükemmel asist öncesi attığı depar muhteşemdi. G.Saray yönetimi, Linnes'in sözleşmesini uzatmazsa büyük hata yapar. Savunmaya sakinlik getiren Donk ise buluştuğu topları riske girmeden ayağa teslim pas olarak kullandı.
Kompakt futbol anlayışı içinde Galatasaray'ı dar alanda durdurmaya çalışan Malatyalı futbolcular, akıllı bir taktikle rakip oyuncuları psikolojik olarak sinirlendirmeye çalıştılar. Başta Feghouli olmak üzere, göbekte Fernando, savunmada Marcao, Emre Akbaba ve Mariano kazanma duygusu içinde yardımlaşmayı ön plana çıkardıkları gibi coşkulu ve istekli oynadılar. Feghouli- Mariano ikilisi sol kanadı kısa paslarla akıllı kullandığı gibi içeri yaptıkları deparlarla Malatya savunmasının düzenini bozdu ve fazla baskı yemesini sağladı.
İlk penaltıyı sakin bir vuruşla gole çeviren Diagne, ikinci penaltıda da ağları sarstı ve alınan 3 puana büyük katkı sağladı.
İkinci yarının hemen başında ikinci golü bulmak Galatasaray'ın stresini aldı ve rakip Malatya'nın katı takım savunmasını bırakıp öne çıkmasına neden oldu.
Oyunun ve topun kontrolü Emre Akbaba'nın golünden sonra tamamen Galatasaray'a geçti. Fatih Terim, disiplinsiz oynayan ve sorumsuz davranan Luyindama'da artık ısrarcı olmamalıdır.
Donk, bir joker olduğunu savunmada da akıllı oynayarak kanıtladı.

Luyindama planları bozdu

Galatasaray ve Yeni Malatya, finali öyle istiyorlar ki maça ideal kadroları ile çıktılar. Erken golü hedefleyen Galatasaray ilk 20 dakika içinde Malatya kalesinde ciddi bir baskı kurdu. Özellikle Emre Taşdemir, Ndiaye ve Onyekuru üçlüsünün pas ortaklığı soldan etkili bindirmeler yarattı. Ancak finalde Emre'nin orta kalitesi düşük kaldı. Malatyaspor, Türkiye'nin en iyi kompakt futbol oynayan takımı. Alan savunmasıyla Galatasaray'a geniş alan bırakmadılar. Pasın ve topun patronluğuna hiç soyunmadılar.
Malatyalı oyuncular, sürekli Galatasaray'ın savunmada yapacağı hataları bekleyip hızlı kontratakları kovaladı.
Sakat Diagne ile gıda zehirlenmesi yaşayan Belhanda'nın oynama istekleri beni çok şaşırttı. Çünkü yabancı futbolcular asla özveride bulunmaz. Sakatlıkları iyileştikten sonra futbola dönerler.
Belhanda, coşkulu ve istekliydi. Diagne yine Trezeguetvari ortaları bulamadı.
Malatya'nın savunmasındaki Mina, Diagne'ye yapışık oynamaya özen gösterdi.
Oyunun hakimi Galatasaray, pozisyon üretmekte çok zorlandı. Onyekuru, çok rahat kafa vuracağı pozisyonda vuruşu yapamaması bence VAR'da çok net incelenmedi. Çünkü Chebake'nin sol eli ile teması var. Koşan oyuncuya hafif bir itme yapsan düşer. Demek ki Umut Meler ve VAR'daki Arda Kardeşler pozisyona inanmamışlar. Luyindama da riskli oynama huyundan vazgeçmeli.
Aynı Luyindama, Galatasaray'a zarar vererek göz göre göre bir faul yaptı ve kırmızı kart görüp oyundan atıldı ve tur şansını zora soktu. Oysa Galatasaray, ikinci yarıya mükemmel başlamış Mariano ile rakip kalede etkili olmaya başlamıştı.
Luyindama'nın kırmızı kart görmesi Galatasaray'ın oyun planlarını alt üst etti. Erol Bulut, Kamara'yı oyuna alarak G.Saray defansını ciddi zorladı. Bifuoma ise iki net pozisyonu harcadı. Rövanş maçı yine kıran kırana olacaktır. Golsüz gecenin en iyisi Mariano oldu.

Nihayet güneş doğdu

Lucescu'nun 557 günlük hayal dünyasında Milli Takım; 17 maç oynadı.
4 galibiyet, 6 beraberlik ve 7 yenilgi alıp küme düştü. Milli Takım'ın ilacı hep yerli teknik adamlar olmuştur.
Şenol Güneş tercihinin ne kadar doğru olduğunu Arnavutluk önünde gördük.
Lucescu kulübede "Robot" gibiydi.
Şenol Hoca maçı oyuncularıyla birlikte yaşadı ve hep maçın içinde oldu.
Şenol hocanın birinci doğrusu uluslararası başarıları ve tecrübeleri yüksek 30 yaş üstü isimleri gençlerle birlikte sahaya sürmesiydi. Şenol hocanın, "Adam kovalaman ve aşırı pres yapman gerekmez. Benim senin futbol aklına ihtiyacım var" dediği kaptan Emre, Milli Takım'ı sakinlik içinde bir lider gibi yönetti. Hatta Merih Demiral'ın kart görmesini Emre engelledi.
Okay-Mahmut ikilisi orta alanda rakibi karşılayıp pas dağıtımını üstlendi.
İki idmanla biraya gelen Milliler birbirleriyle oynama alışkanlığı olmamasına rağmen mücadele ve yardımlaşma anlamında ciddiyet içindeydi. Şenol Güneş'in kulüp hocalığında parlattığı Cenk-Burak ikilisini çift santrfor oynatması cesaret göstergesiydi.
Bu cesur ve akıllı tercih sonucu Cenk-Burak ikilisi takımın ilk golüne imza attı. Gol öncesi Mahmut'un rakipten topu çalması, ardından Everton'da forma şansı bulamayan Cenk'in egoistlikten uzak davranışı sonucu verdiği pası Burak, mükemmel bir vuruşla gol yaptı.
İtalya'da futbolunu geliştiren Hakan Çalhanoğlu topla buluştuğunda hep etkili oldu. Attığı gol öncesi rakiplere attığı vücut çalımının ardından gol olan bombeli vuruşu mükemmeldi. Savunmanın göbeğinde görev yapan Merih-Kaan ikilisi uyumlu değildi. Bu ikili sık zamanlama hatası yaparken topu ayağından çıkarma konusunda hep riskli hareket etti.
Sonuç; Milli Takım'ın üzerine nihayet güneş doğdu. Halkın takımını yaratmaya yeniden hoş geldin Şenol Hoca...

Bu kalede yıllarca kalır

Doukara'nın şutunu, Bahadır'ın şut gibi kafa vuruşunu Muslera'nın kurtarması maçı ve pozisyonları ne kadar dikkatli izlediğinin bir göstergesidir. Galatasaray taraftarları Muslera'ya sahip çıkıp, bilerek yıpratma politikası yapanlara prim vermemeli. Eğer 41 yaşındaki Buffon, 38 yaşındaki Casillas, 37 yaşındaki Petr Cech hâlâ vazgeçilmez ise Galatasaray'ın kalesinde Muslera "Fit" haliyle daha uzun süre oynar.
Feghouli'nin attığı şans golüne kadar oyun ve pozisyon hakimiyeti Galatasaray'ın elindeydi. Golde Diagne'nin pozisyonu takip edip, ayağındaki topu etkili pasa döndürmesinin payı vardı. Ancak; gol sonrası Belhanda başta olmak üzere Galatasaray el frenini çekip takım oyunundan uzaklaşıp anlamsız biçimde bireysel bir yapıya büründü. Özellikle Ndiaye'nin orta alanda yalnız kalması ve yeterince yardım alamaması, Antalyaspor'un göbekten Galatasaray kalesine kolay hücum etmesini sağladı. Fatih Terim'in genelde Ndiaye- Fernando, Ndiaye-Selçuk, Ndiaye- Donk ikilisini oynattığını düşünürsek tek Ndiaye ile oynamak bence "Ateşle oynamak" gibiydi. Muslera kurtarışlarıyla bu ateşi hep söndürdü. Terim'in mutlaka Luyindama'nın kulağını çekmesi gerekir. Bir stoper bu kadar riskli oynar mı? Doukara'nın gollük şut atmasına Luyindama'nın laubali tavrı neden oldu.
Antalya'nın göbekten etkisini önlemek için Fatih Terim ikinci 45 dakikaya doğru bir hamleyle Emre Akbaba yerine Donk'la başladı ve hem Ndiaye'yi rahatlattı hem de orta alanı güçlendirdi.

Diagne’yi besleyin

Sahada Diagne ve Mitroglu yok gibi davranıyorlar. Takım, forvetle oynamaya neden alışamadı?
Belhanda, Feghouli ikilisinin kısa pasa dayalı oyun tarzları Diagne-Mitroglou ikilisini devreye sokmaz. Diagne tek oynadığında kenar ortaların sık yapılması lazım. Eğer Galatasaray takımı, Akhisar maçında 36 orta yapıyorsa ve Diagne oynadığında bu ortalar yapılmıyorsa mutlaka bazı oyuncular sorgulanmalıdır. Galatasaray, Diagne'ye dünya parasını gol atsın diye verdi. Eğer bazı oyuncular, Diagne'nin bonservis bedelinin yüksek olduğuna tavır koyuyor ve bu ortaları yapmıyorlarsa hesabını da verirler. Gomis'i gol krallığına taşıyan en önemli oyuncu Rodrigues'ti. Onyekuru, Feghouli hatta Belhanda, Diagne'nin kafasına oturacak ortaları mutlaka yapmalıdırlar.

Gol atamadığı için eleştirilen Belhanda son 4 maçta 4 kez ağları sarstı. Ondaki bu değişimin sebebi nedir?
Belhanda son haftalarda forvete yakın oynuyor. Ceza alanı önünde toplarla buluşuyor ve şut atma fırsatını yakalıyor. Daha önce sık sık geriye gelip top alıyor, rakip kaleye gelinceye kadar yoruluyordu. Belhanda'nın forvete yakın oynaması golcülüğünü de ön plana çıkardı. Zaten 10 numaralı oyuncular sadece gol pası vermezler, takımın ihtiyacı olan gollere de imza atarlar. Ayrıca Belhanda'nın daha rahat olabilmesi için formda bir Fernando'nun geri dönmesi gerekir. Çünkü Fernando topu arkadan sokabilen bir oyuncu olduğundan Younes Belhanda da geriye gelip enerji kaybı yaşamaz.

SORUN ZİHİNSEL

Şampiyonluk yolunda Bursaspor, Fenerbahçe, Konyaspor, Çaykur Rize ve Sivasspor deplasmanları var. Galatasaray deplasman kabusunu aşabilir mi?
Galatasaraylı oyuncular deplasmanlarda sergiledikleri performansla taraftarlarına "Biz bu maçları kazanırız" rahatlığını ve güvenini vermiyorlar. Çünkü Galatasaray'ın deplasmanda bir kazanma istikrarı yok. Geçen sezon bu zaafiyet sahne aldığında oyuncuların çoğu için "Şampiyonluk görmemişler, stres yaşıyorlar" deniyordu. Bugünkü kadroda şampiyon olmuş oyuncu sayısı çok fazla. Buna rağmen istikrarlı bir sonuç alınamıyorsa sorun oyuncuların zihinsel yapısındadır. Son şampiyonlukta yerli ve yabancı oyuncuların sahaya yansıttıkları aidiyet duygusu kalan 10 maçta sahne alırsa Galatasaray şampiyonluk şansını sürdürür. En kötü ihtimalle Şampiyonlar Ligi'ne katılma hakkını elde eder.

DONK BiRCOK iSE YARIYOR

Orta sahada en formda isim olarak Ryan Donk görülüyor. Peki neden oynamıyor? Fatih Terim'in tercihi mi, kontratı uzamaması için önlem mi?
Fatih Terim bir oyuncunun kontrat uzatıp uzatılmaması olayını asla takip etmez. Donk ile ilgili sözleşme yenilenmesini isteyen ve maaşına zam yapılmasını talebinde bulunan kişi Fatih Terim'dir. Donk, Galatasaray'ın oyun yapısında olması gereken bir futbolcudur. Çünkü Hollandalı tavır koyan bir oyuncu değil. Kulübede oturuyor, ses çıkarmıyor. Forma şansı tanınıyor, sahada en iyisini yapmaya çalışıyor. Donk'un birçok bölgede oynama özelliği var. Yani orta saha, stoper hatta ekstra santrfor olarak görev yapabilir. Bence Terim oyun anlayışından dolayı Donk'u Erzurum'da oynatmadı. Yoksa 3 gün önce Hatayspor maçında Donk sahadaydı. Bildiğim Terim bir futbolcuya asla kin tutmaz. Her oyuncudan yararlanmaya özen gösterir. Ayrıca Donk'a da sırtını dönmez.

KORNERLER HEBA OLUYOR

Duran toplar günümüz futbolunda çok önemli. Ancak Belhanda da Emre Akbaba da çok kötü kullanıyor. Bu sorun nasıl çözülür?
Galatasaray takımında Selçuk İnan dışında duran topları kullanacak etkili bir isim yok. Son Erzurumspor maçında Emre Akbaba'nın kullandığı 2 korner rezaletti. Ayrıca Belhanda da orta yapma konusunda hayal kırıklığı yaratıyor. Selçuk sahada yoksa Fernando ve Feghouli oynuyorlarsa duran topları bu ikili kullanmalıdır. Luyindama, Diagne gibi iki kuleye sahip olan bir takımın hava toplarından gol bulma şansı yükselir. Ama duran toplar kötü kullanıldığı için bu iki oyuncu hava topları için etkili silaha dönüşemiyor. Ayrıca Fatih Terim bu sorunu gidermek için belirli isimleri görevlendirmeli ve Florya'da sık sık orta çalışmaları yaptırtmalı. Beşiktaş'ın ve Başakşehir'in duran top organizasyonları için özel çalışma şekli var. Galatasaray'da duran toplarla ilgili özel çalışma yapılmaması da şaşırtıyor.

BAŞAKŞEHİR'İN RAKiBi KENDiSi

Başakşehir ile 8 puan fark kapanır mı?
Ligin bitmesine 10 hafta kala Başakşehir adına 8 puanlık fark büyük avantaj teşkil ediyor. Galatasaray'ın geçen sezonki gibi 10 maçlık bir galibiyet serisi yakalaması şart. Alınacak 30 puan bile Galatasaray'ın şampiyonluğuna yetmeyebilir. Bu saatten sonra ipler tamamen Başakşehir'in elinde. Galatasaray evinde Başakşehir'i yendiğini düşünüp puan farkını 5 olarak görebilir. Abdullah Avcı ve öğrencileri Fenerbahçe ve Beşiktaş'a takılır mı? Galatasaray'ın hedefe ulaşabilmesi için Başakşehir'in ciddi puan kayıpları yaşaması gerekir. Yani şampiyonluk yarışında Başakşehir'in rakibi Galatasaray görünse de aslında rakip kendisidir.

YÜZDE 55 İLE İBRA OLMAK 'KAVGAYI BIRAK' DEMEKTİR

Mali kongre yaklaşıyor. Kulislerde 55'e 45 ibra gibi gözüküyor. Böyle biterse ibra başarı mıdır yoksa yönetime ciddi bir uyarı mı?
Mustafa Cengiz ve yönetimi yüzde 55 ile ibra olursa camianın mesajı nettir. Bu mesaj"Kendini toparla, çalışıyorsun ama idari anlamda eksiklerin var. Şahıslarla kavgaları bırak. Tartıştığın kişileri disipline gönderme. Bir başkan olarak sorunları çöz. Seninle başkanlık makamıyla tepkili olan kişilerle de karşılıklı otur sohbet et, uzlaş" şeklinde algılanmalıdır.

Terim’i yanılttılar

Bazı oyunculara "Sizi kupada oynatmıyorum. Erzurum maçına saklıyorum" diyorsanız, maçı kazanma adına karşılığını almalısınız. Hatay karşısında forma şansı bulamayan hatta İstanbul'da bırakılan oyuncular, zihinsel olarak Erzurum maçına yeterince hazırlanmamış. G.Saray'da 8 dinlenmiş oyuncu arasında Ndiaye dışında ilk yarıda coşkulu, istekli, mücadele gücü yüksek oyuncu yoktu. G.Saray, dağınık oynadığı için Belhanda bir türlü direksiyona geçemedi. Feghouli gayretliydi ama Mitroglou, Lokman-Egemen ikilisinin arasında kayboldu. Galatasaray'ın hücum anlayışı plansızdı. Semih, bindirme yapabilecek bir oyuncu değil. Soğuk havalara alışık Linnes, ilk onbirde başlamalıydı. Sadece Emre hücuma çıkmaya çalıştı. Galatasaray'ın plansız hücumlarında Erzurumspor kalesine gelinceye kadar sorun yoktu ama golü atmak adına final paslarında kim nereye koşacak, araya koşuları kim yapacak, kim şut atacak belli değildi. Erzurum arkaya yaslandı ve golü uzun kontra toplarla planladı. Rashad'ın attığı golde Marcao'nun büyük hatası var ama Muslera'nın çok çaprazdan gelen şutu ayakla kurtarmayı düşünmeyip yere yatması tercih hatasıydı. Soyunma odasında Terim, öyle kükremiş olacak ki, başta Belhanda olmak üzere tüm takım daha ciddiyet içerisinde mücadele etti. Belhanda'nın golü G.Saray'a moral oldu. Emre Akbaba ve Diagne ikilisinin girmesi Erzurum kalesinde bir hareketlilik kazandırdı ama hücum zenginliği getirmedi. Donk'un 11'de olmaması çok şaşırtıcıydı çünkü Donk sadece orta alanda mücadele eden bir oyuncu değil hem defansa gelir katkı verir hem de hücuma katılır. Dinlenmiş oyuncuların performansı Terim'i çok yanılttı. İlk 11'de Linnes, Donk, Emre Akbaba ve Diagne birlikte oynamalıydı. Çünkü soğuk hava mücadele gücü yüksek oyuncuları sever. Bu beraberlikle Galatasaray ciddi bir yara aldı ve şampiyonluk şansını Başakşehir'in yapacağı hatalara bıraktı.