CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Kalite farkı...

Coşkulu, arzulu oynamak güzel ama hücum ederken çabukluk ile telaşı birbirine karıştırmamak gerekir. Trabzon'un ilk 15 dakika Başakşehir'e yaptığı baskı mükemmeldi. Yusuf Yazıcı'nın, Abdülkadir'in, Ekuban'ın paslaşması göz okşadı. Novak ile Pereira hücuma destek veriyorlardı. Ancak hücuma çıkarken Trabzon'un orta alanda kaptırdığı toplar Başakşehir'e gol olarak döndü.
TÜFAD'ın Antalya seminerine gelen Abdullah Avcı, yaptığı barkovizyon gösterisinde M.City, PSG, Barcelona ve Hamburg takımlarının oyun anlayışlarını benimsediklerini aktarmıştı. Başakşehir 4-2-3-1 oynayan takımlar gibi Trabzon'a karşı dizildi. Üstelik golcü olarak Robinho'yu önde tek bıraktı. Oyun sürekli kaleci Mert'ten başladı. Emre'nin liderliğinde tüm takım ayağa pas oynamaya özen gösterdi. Bu anlayış, liderin Karadeniz'de galip gelmesini sağladı. Robinho önde pas istasyonu oldu. Visca-Mossoro-Arda üçlüsü çok iyi top saklayıp çok iyi paslaştı. İrfan Can'ın attığı golde yaptığı doğru koşu kadar Arda'nın göğsüyle düzeltip verdiği pas kalitesinin belgesiydi.
Trabzonspor'un en büyük hatası ilk 15 dakikadaki baskıda bulamadıkları golden sonra güvenli oyuna dönmemeleriydi. Çünkü Robinho'nun kaçırdığı gol aslında savunma güvenliğinin daha fazla desteğe ihtiyacı olduğunun habercisiydi. Trabzonspor, Sosa'nın oyun liderliği ile Onazi'nin enerjisini çok aradı.
Halil Umut Meler'i beğenirim. Ancak Trabzon'da kartlarını doğru kullanmadı. Emre'nin bakışlarına göre faul çaldı. Pereira'nın ayağına basıp, omuz atan Clichy'ye kart bile çıkarmadı. Ayrıca Clichy'nin Ekuban'a yaptığı hareket penaltıydı.

12 milyon euro’luk Tavşan

Ozan Kabak bir devrede 12 milyon euro'luk bir değerle Stuttgart'a satıldı.
Bu kimin başarısı?
Fatih Terim şapkadan 12 milyon euro'luk tavşan çıkardı.
Galatasaray'da 4 ay oynayıp bu kadar yüksek bir fiyata Stuttgart'a transfer olmak öncelikle Fatih Terim'in eseridir.
Çünkü Galatasaray'ın bir marka değeri olduğu kadar Fatih Terim'in de futbol dünyasında bir marka olduğu gerçektir.
Ozan Kabak'ın başarısında büyük pay Terim'in.

EKSTRA PARA
Avrupalı Ozan Kabak transferini yaparken "Terim oynatıyorsa bir bildiği vardır" diye gözlem yapmıştır. Ayrıca hem Ozan'ı hem de menajeri Fazıl Özdemir'i Galatasaray'a kazandırdıkları için kutluyorum.
Çünkü Ozan Kabak ve menajeri, '7.5 milyon Euro'ya serbest kalır' maddesini devreye sokar Galatasaray ekstra bir para kazanamazdı.
Ozan Kabak'ın Avrupa'ya gitmesi 2000 doğumlu gençlerin hedefini yükseltecektir.

Galatasaray'da Ozan Kabak'ın yerine eski oyuncusu Semih Kaya'nın adı geçiyor.
Semih yuvaya dönerse faydalı olur mu?
Semih Kaya, Galatasaray'a ancak altyapıdan yetişmiş oyuncu kimliğiyle dönebilir.
Ayrıca Semih, Fatih Terim'in yönettiği dönemlerde çok başarılı oldu. Ujfalusi ile uyumu iyiydi. Terim'siz dönemlerde ise yokuş aşağı indi.
Camiayı tanıyan, Terim'in tıpkı Ozan Kabak gibi güvenip forma verdiği Semih, Florya'ya geri dönerse oynamak için eskisi gibi ciddi bir performans gösterebilir.
Semih'in toparlanmasının en önemli itici gücü hocası Fatih Terim olur.

2002 TÜRK MİLLİ TAKIMI GİBİ

Muslera, Mariano, Maicon, Marcao...
Güney Amerika'dan bir savunma hattı oluşturuluyor.
Bu yapı işe yarar mı?
Milli Takım kadrosunu kurarken her zaman bir kulüp takımının lokomotif olmasını önerdim.
2002'de Milli Takım dünya üçüncüsü olurken Taffarel'in yerine Rüştü, Popescu'nun yerine Alpay, Hagi'nin yerine Yıldıray görev yaptı.
O takımda Galatasaray'a UEFA Kupası'nı kazandıran oyuncular vardı.
Ligimizde 14 yabancı oynatma hakkı var. Bölgesel uyumlara önem vermek gerekir. Galatasaray'ın Güney Amerika'dan oluşacak defans hattı uzun süredir yaşanan uyum sorununa çözüm olacaktır.
Maicon'a yarar Çünkü birbirleriyle aynı dili konuşan imkanı olan oyuncuların saha içinde de anlaşmaları kolay olur.
Fatih Terim'in Chaves'ten Marcao'yu alması Galatasaray'ın sol stoper ihtiyacını karşılayacağı gibi Maicon'un da daha etkili oynamasını sağlayacaktır.
Fatih Terim'in defanstaki hamlesini akıllı buluyorum.


BELHANDA GiTSE YERi DOLMAZDI

Belhanda şu an için kaldı.
Bu Galatasaray'ın ikinci devredeki şampiyonluk şansını nasıl etkiler?
Galatasaray şampiyonluğa oynarken omurgasını sarsacak oyuncu satışlarına izin vermemeli.

İKİ SORU VAR
Ozan Kabak'ın yeri dolar. Rodrigues'in eksikliği hissedilmez.
Ama Belhanda, Galatasaray'ın 8 ve 10 numaralı oyun yapısında önemli bir görev yapıyorsa gönderilmesi ancak sezon sonu gerçekleşmelidir.
İki sorum var...
Belhanda gönüllü mü kalacak yoksa sözleşmesinin verdiği zorunluluktan dolayı mı oynamaya devam edecek?

'GİTME' DEDİ
Duyduğum kadarıyla Fatih Terim, Younes Belhanda'ya "Gitme, kal. Sana ihtiyacım var" demiş.
Younes Belhanda ücretine zam almış olarak mı kalıyor yoksa gerçekten Terim'in hatrı için mi transferini erteliyor?
Belhanda bu sorulara oynayacağı futbolla cevap verecek.

ALBAYRAK DAHA AZ KONUŞMALI

Galatasaray'da ciddi bir ileşitim sorunu var. Son olarak transfer sorusuna Abdurrahim Albayrak "Valla biz de merak ediyoruz" diye cevap verdi. Bu konu nasıl çözülür?
Abdurrahim Albayrak, Mustafa Cengiz yönetiminde görev alıncaya kadar Galatasaray taraftarlarının sevgilisiydi. Her taraftar "Abdurrahim Albayrak göreve" diye destek veriyordu. Maalesef ki Albayrak yapılamayan transferlerle ilgili hatalı söylemlerde bulundu.
Kaybedilen maçlardan sonra sosyal medyada çok ağır eleştirilen açıklamalar yaptı.
Abdurrahim Albayrak'a önerim kendisini biraz nadasa çeksin.
Her soruya cevap vermesin.
Şu dönemde ne kadar az konuşursa o kadar az hata yapar.

YÖNETİMİN EKSİKLİĞİ

Forvet transferi henüz gerçekleşmedi. Sinan Gümüş ilk devre yeterli performans verememişti. Fatih Terim ne yapmalı?
Porto ile deplasmanda oynanan Şampiyonlar Ligi maçında Galatasaray'ın yine golcüsü yoktu.
Hatta Sinan Gümüş müthiş pozisyonlar yakalamış ama vuruş beceriksizliği nedeniyle golleri atamamıştı.
Fatih Terim forvetsiz dönemde 9 numaraya kimi koyarsa koysun titri 'emanetçi golcü' olur. Eylül 2018'den bu yana bir türlü golcü transferlerini bitirmemek yönetimin eksikliğidir.
Beklenen golcünün Göztepe deplasmanında sahada olacağını düşünüyorum.
Çünkü listeler hazır. Önemli oyuncularla görüşmeler yapıldı.
İmzaların 31 Ocak'a kadar atılacağını duydum.
Garry Rodrigues ve Ozan Kabak'ın satışından gelecek paralar, bitirilmesi düşünülen transferlere ciddi bir kaynak yaratacak. Ciddi bir kaynak girişi var.

G.Saray bindiği dalı kesiyor!

Galatasaray'da her hafta birileri çıkıp "Ben sorumsuz oyuncu olmak istiyorum" rolüne soyunuyor.
Rize maçında başta Onyekuru olmak üzere Rodrigues laubalilik adına her şeyi yaptılar. Onyekuru'nun halı sahada oynar gibi topuk paslarını yapması, attığı gole rağmen Rodrigues'in kendisinden daha uygun arkadaşlarına gol pasları vermemesi tribünleri çıldırttı. Selçuk-Feghouli ikilisinin uyumlu ve etkili pasa yönelik oyunları Galatasaray'ın ataklarında ciddi etkili oldu. Galatasaray için Nagatomo gerçekten çok değerli. Japon yıldız sadece savunma yapmıyor, hücuma katkı bulunurken çabukluğu ile defansın kademesine akıllı giriyor. Eren'e attırdığı gol öncesi mükemmel ortasının yanı sıra yaptığı koşu çok doğruydu.
Mariano'nun futbol aklına sözüm yok ama fiziksel perforsansı hücum ve savunmayı birlikte yapmasına yetmiyor.
Rize ilk yarıda Mariano'nun bölgesinden etkili geldi, Terim ikinci yarıya doğru bir hamle ile Linnes'i alarak başladı. Galatasaray'ın en büyük sıkıntısı savunma göbeğinin oturmaması. Her maça Muslera önünde değişik oyuncularla çıkıyor. Bu da savunmada ciddi uyumsuzluk yaratıyor.
Ama büyük takım 2-0 öne geçtiği bir maçı artık kazanmalı. Maalesef Galatasaray bu savunma zaaflarını yaşıyor.
Golü yedikleri anda ciddi bir paniğe kapılıp dikkat kaybına uğruyorlar.
Ben Terim'in yerinde olsaydım Ömer'i değil Maicon'u alırdım. Çünkü Ozan- Ahmet ikilisi hava toplarında ezildiler.
Geçen sezon Galatasaray şampiyon olurken ikinci yarı evindeki maçları kazanmıştı. Bu Galatasaray'ın evinde üst üste 4. beraberliği oluyor.
Eğer skoru koruyamayıp, berabere kalırsanız şampiyonluk yolunda kendi bindiğiniz dalı kesersiniz.

Kendi göbeğini kendi kesecek

Türk Telekom'da Lokomotiv'e 3 gol atarken yaratıcı kimliği güçlü olan Emre Akbaba'nın katkısı çok fazlaydı. Emre sadece oynayan değil, oynatan, pozisyon üreten, atan ve attıran bir oyuncu. Emre'nin yokluğunu Galatasaray, Belhanda-Feghouli ikilisiyle maalesef dolduramadı. Oyunun ilk yarısında savunma güvenliğini mükemmel uygulayan Galatasaraylı oyuncular, Onyekuru- Linnes-Rodrigues-Nagatomo dörtlüsüyle Lokomotiv Moskova kalesine etkili ataklar yaptı. Ancak final paslarında nokta tercihler olmayınca gol gelmedi.
Galatasaray, eğer golü yemeseydi riski alacak takım Lokomotiv olacaktı. Donk'a çarpıp gol olan top sonrası Galatasaraylı oyuncular ciddi bir öz güven kaybı yaşadı ve ilk toplara yaptıkları baskı refleksini kaybetti. Moskova'da Galatasaray iyi bir golcüye sahip olmamanın eksikliğini fazlasıyla yaşadı. Rodrigues-Gomis ikilisi hücumda birbirlerini tamamlıyordu. Özellikle Gomis, pas istasyonu olup Rodrigues'in rakibi şaşırtan çalımlar ile şut atmasını sağlıyordu. Eren bu işi yapamadığı için Onyekuru-Rodrigues ikilisi, bireysel olarak hareket etmeye çalıştı. Ayrıca duran topları Rodrigues'in kullanması hataydı.
Şu gerçek; Galatasaray kadrosunun Devler Ligi kalitesinde olmadığı Moskova'da belgelendi. Çünkü çoğu oyuncu Şampiyonlar Ligi tecrübesine sahip değil. Bu zafiyet Galatasaraylı oyuncularda kırılgan bir yapı oluşturduğu gibi zihinsel çözülme yaratıyor. Galatasaray; Drogba ve Sneijder ile Devler Ligi'nde çeyrek finale çıkarken hem gruptaki rakipleri güçlüydü. Eledikleri Schalke çok kaliteliydi. Ama Galatasaray takımındaki çok oyuncunun Devler Ligi tecrübesi vardı ve nasıl oynanması gerektiğini biliyorlardı.
Galatasaray, Avrupa Ligi'ne katılmak istiyorsa kendi göbeğini kendi kesmek zorunda. Porto'yu yenmek için Porto'daki gibi oynamak gerekiyor.

‘Galatasaray’ı bitirin’ penaltısı!

Galatasaray eğer kazansaydı "Kuş taşa çarptı tarzı bir galibiyet oldu" diyecektim. Çünkü gol büyük bir şanstı. Ama Hüseyin Göçek'in VAR'a bile gitmeden verdiği penaltı TFF'nin Galatasaray'a yaptığı operasyonun belgesidir. VAR'da görev yapan hakemler bu penaltıya verdikleri destekten sonra nasıl insan içine çıkacaklar? Bu penaltı "Galatasaray'ı bitirin" talimatıdır. Penaltı pozisyonu tertemizdi. Serdar tamamen topa dokundu. Zaten Galatasaray'ın attığı gole bırakın hakem Göçek'i, VAR'ın itiraz edecek durumu bile olmadı. Çünkü Konya golü kendi kalesine attı. Penaltı sonrası Aykut Kocaman'ın Konyaspor'unun Galatasaray'ı kitlemesini, orta alanı kalabalık tutup geniş alan bırakmamasını ve hızlı hücumlarla istediği pozisyonları bulmasını, Jahovic'in iki tane net golü kaçırmasını, Ömer Ali'nin şutunun direkte patlamasını yazmanın anlamı kalmadı.
Fatih Terim'in 3'lü savunmada ısrar etmesinin yanlış olduğunu vurgulamak, Ozan Kabak hariç topu kullanma özürlü ve çok pas hataları yapan ayrıca "Tank" gibi ağır bir koşu kalitesine sahip Maicon- Serdar ikilisiyle üçlü oynanmayacağını anlatmak anlamsız oldu.
Bir dönem Adana'da iptal ettiği golden sonra Göksel Gümüşdağ tarafından aforoz edilen ve uzun süre maç alamayan Hüseyin Göçek, TFF'nin Galatasaray ile yaşadığı husumeti fırsat bulup uydurduğu penaltıyla sonucu belirledi.
Yayıncı kuruluşta pozisyon yorumlayan eski hakem Bünyamin Gezer'in attığı tweete bakalım: "Rizespor'un Başakşehir maçında net penaltısını vermeyen Halil Umut Meler, hemen maç aldı. Fenerbahçe-Başakşehir maçında VAR'ın çalışmaması sonucu yardımcı hakem Serkan Çimen, golü kaçırdığı 5 haftadır maç alamıyor. Bu durum hakemlere en güzel mesajdır.."
Hakemlere yönelik açıklamanın alt yazısı şöyledir: Başakşehir'in lehine hata yaparsan maç alırsın. Ama aleyhine hata yaparsan kafan kopar.

Bu golleri atamazsan tutunamazsın

Muslera'nın büyük hatasıyla erken gol bulan Schalke topu tıpkı İstanbul'daki gibi Galatasaray'a bırakıp hızlı hücumlarla ciddi pozisyonlar buldu. Fatih Terim "Benim takımım önde basarak oynamalı" diyor. Eldeki malzeme maalesef bu oyun tarzına uygun değil. Fransa Milli Takım'ı eğer "Kompakt oyun" anlayışıyla Dünya Şampiyonu oluyorsa ve ünlü teknik adam Pep Guardiola, "İyi hücum etmek için iyi savunma yapmalısınız" diyorsa Galatasaray'ın güvenli oyunu tercih etmesi ayıp ve yanlış olmaz. Onyekuru'nun Göztepe'ye attığı gol için, "Akıllı bir vuruş" demiştim. Ama o günden beri Onyekuru ortada yok. Onyekuru kaleci Nübel'le karşı karşıya kaldığında topa ayağını soksaydı İskoç hakem pozisyonun yerine göre "Faul-Penaltı-Kırmızı kart" üçgeninde bir karar verecekti. Eğer bir futbolcu topa ayağını sokmuyorsa o benim için korkak futbolcudur. Eren'in yokluğunda Fatih Terim'in 4-6-0 modelinde Sinan'ı kullanması belki zorunluluktu. Ancak Rodrigues- Sinan-Onyekuru üçlüsünün haftalardır "Bal yapmayan" verimsiz görüntüleri Almanya'da da sahne aldı. Özellikle Rodrigues'in ezber vuruşlarla kaçırdığı goller kabak tadı vermeye başladı. Galatasaray skoru eşitleyecek 4 pozisyon yakaladı. Onyekuru kaleye bakmadan yaptığı vuruşla golü kaçırdı, karşı karşıya kaldı, topa ayağını sokmadı. Rodrigues aşırma vuruşla atması geren golü gelişigüzel "Ezber vuruş" yüzünden kaçırdı.
Sinan da göğsüyle indirdiği topa ağır kaldığı için tekte vuramadı ve pozisyonu harcadı.
Bu golleri atamazsan Devler Ligi seviyesinde tutunamazsın..
Sonuç; Galatasaray 56 milyon Euro değerinde, Schalke takımı ise 150 milyon Euro.. Bu büyük fark iki takım arasındaki oyuncu kalitesini gösteriyor.

En iyi kim kaçıracak!

Galatasaray taraftarının top ayağına geldiğinde ıslıkladığı isimdi Maicon.. Çünkü Brezilyalı stoper, oyunu geriden başlatırken ya pas hatası yapıyor ya da uzun oynadığında topu rakibe yolluyordu. Oyunun başındaki frikik atışında direğe takılan Maicon iğne deliğinden geçirerek attığı golle Galatasaray'a maçı kazandırdı. Eğer Fatih Hoca, Porto'da Maicon'u oynatmayı düşünüyorsa "Sakın uzun oynama ve gelişigüzel pas verme" gibi uyarıda bulunmalı. Serdar Aziz de topu oyuna sokma konusunda ısrarcı olmamalı. Porto'da Maicon-Serdar birlikte görev alırlarsa oyunun geriden görevini Fernando ya da Donk üstlenmeli..
Galatasaray skor olarak kısır kaldıysa nedeni öncelikle başta Rodrigues olmak üzere pozisyona giren oyuncuların "Golü en iyi kim kaçıracak?" yarışına girmeleridir. Akhisar'da kaçırdığı penaltının yarattığı travma ile Rodrigues "Golü ben atayım, kendimi affettireyim" egoistliği içine girince Galatasaray, Erzurum önünde erken fişi çekme fırsatını kaçırdı
Feghouli vasat oynamasına ve pasın şiddetini ayarlayamamasına rağmen sürekli rakibi kovaladı ve geriye yardıma geldi. Galatasaray'da kabına sığamayan bir Ömer Bayram izledik. Defalarca kanatlardan bindiren, rakip ataklarında kademeye giren Ömer orta yapma konusunda dengeli olmamasına rağmen mükemmel korner atışları kullandı. Maicon'un golünde de ön direğe cetvel düzgünlüğünde topu kesti. Gecenin çalışkanı, isteklisi ve en başarılısı Ömer Bayram oldu.
Ağır eleştiriler alan Mariano yine oyuna akıl koyarken hem tempoluydu hem de ayağındaki topları etkili kullandı ve gol olabilecek ortalar yaptı. Rodriuges'in son 20 dakikada sağ tarafa geçmesiyle Mariano'nun verimi arttı.

İyi başlamak önemliydi

FUTBOL akıl ve pozisyon oyunudur.
Galatasaray enerjisini ekonomik kullanıp doğru bir strateji ve taktik ile Lokomotiv Moskova'yı yendi. Topa çoğu zaman Rus ekibi hakim oldu, Galatasaray ise dikkatli ve akıllı alan savunması yapıp, Rus ekibinin eksik kaldığı anları kolladı. Galibiyette Galatasaraylı oyuncuların sakin kalması, telaş ve panik yapmamaları etken oldu.
Eğer Galatasaray yüksek tempoda maç oynasaydı oyunun yönünü çabuk değiştiren ve ezbere paslaşan Rus ekibinin ekmeğine yağ sürer ve kaybederdi. Muslera taktik gereği uzun atışlarında topu sürekli Eren'e yolladı. Eren bu topları yan kanatlara indirdi ya da kontrol etti.
Eren çok çalıştığı gibi herkesi rahatlatan mükemmel bir frikik golü attı. Ndiaye sahanın en iyisiydi, kaptığı topları akıllı kullanırken ikili mücadeleleri hep kazandı.
Ancak sarı kartı varken ve maç biterken ikinci sarıyı görüp atılması büyük hataydı. Nagatomo-Rodrigues ikilisi birbirlerini tamamlarken etkili gollük bindirmeler yaptı. Linnes çabukluğu ve takipçiliğiyle top cambazı Fernandes'in kolay çalım atmasını engelleyip topla oyalanmasını sağladı. Galatasaray'ın dengeli ve kontrollü savunma anlayışı nedeniyle Rus ekibi hızlı hücum şansı bulamadı. Donk-Serdar Aziz ikilisi savunmada riske girecek hamleler yapmadı.
Devler Ligi'ne galibiyetle başlamak çok önemliydi. Galatasaray akıllı oyununun karşılığını 3 puanla aldı. Rodrigues'in golünde Emre Akbaba'nın payı büyüktü. Emre şut atabilecek pozisyonda topa vurmayıp Rodrigues'e pas verdi. Emre'nin atılan 3 golde de izi vardı.
Galatasaray'ın baskı yediği kritik anlarda Muslera müthiş kurtarışlar yaptı.

Terim usulü ‘Kabak’ tatlısı

Galatasaray savunmasının tartışıldığı bir ortamda Ozan Kabak'ın ilk on birde başlaması büyük sürprizdi. Ozan tercihini ancak Fatih Terim gibi büyük hocalar yapabilir. Tartışmalı bir penaltıya neden olsa da genç Ozan maç boyu yaptığı dokunuşlarla Galatasaray savunmasında parladı ve hocası Terim'in güvenini boşa çıkarmadı. Terim'in sağ kanatta Linnes'i oynatması bir başka doğru tercih oldu.
Eğer Trezeguet'nin önünde Mariano- Maicon ikilisi oynasaydı Galatasaray tıpkı Trabzon maçındaki gibi pozisyonları verirdi. Ozan Kabak rakibi karşılamadan önce aldığı doğru duruş şekliyle Trezeguet'nin hızlı hücum etmesine izin vermedi.
Alanya maçındaki golcülüğünden sonra ortadan kaybolan Sinan Gümüş sorumluluk alarak etkili oynadı. Rodriuges'e yapılan zam Galatasaray'a gol olarak yansıdı. İki mükemmel gol atan Rodrigues maç boyu enerjik yapısıyla Galatasaray'ı hızlı hücumlara taşıdı. Ndiaye orta alana güç getirdi. Şanslı bir gol atan Eren'in daha çok çalışması gerekiyor.
Nagatomo hızıyla, hücuma dikine çabuk çıkışıyla, ortalarıyla ve savunmada aldığı pozisyonla alkışı hak ediyor.
Muslera'nın G.Saray için ne kadar önemli olduğunu Kasımpaşa maçında yine gördük.
İkinci yarının başında Serdar Aziz'in gol olabilecek ters vuruşunu kurtardı.
G.Saray 2-0 öndeyken Trezeguet'nin anlık şutunu güçlü refleksle önledi.
Mariano'nun tutamadığı Trezeguet'nin vuruşunun gol olmasına izin vermedi.
Terim'in kadro tercihi, "Ben formayı veririm, şansını kullanan kalıcı olur. Benim olduğum yerde kapris olmaz. Kimse Galatasaray'dan büyük değildir." şeklinde bir mesajdır. Umarım Feghouli ile Belhanda bu mesajı iyi okurlar.

Değişim ölü doğdu

LUCESCU'NUN ifadesiyle, "Türk Milli Takımı bir değişim yaşıyor." Rumen hoca da zaman ve sabır istiyor. Ben Türkiye dışında hiçbir ülkenin Milli Takım ile ilgili değişimini yabancı hocayla yaptığına tanık olmadım. Hayatı boyunca kulüp takımlarında görev yapan, 1980'lerde çalıştırdığı Romanya'dan beri milli takım çalıştırmayan Luce, 3 aşamalı bir dönüşüm planı yapıyormuş. TFF'nin aklı varsa Lucescu'ya teşekkür eder. Yerine yerli bir teknik direktör getirir.
Lucescu, 20 takımdan topladığı oyunculardan Rusya önüne kafasına göre bir 11 çıkardı. "Kim kiminle uyumlu oynar" şeklinde bir düşüncesi yok. Asıl olan milli takımın belirli bir oyun şablonu yok, saha içinde bir futbol aklı da yok.
Kağıt üzerinde bütün oyuncuları yakından tanıyoruz ama saha içinde oyuncular birbirine yabancı... Kimse kimseyi tamamlamıyor.
Milli Takım'ın Lucescu'nun yapbozlarına ayıracak zamanı yok. Zaten B Ligi'nde oynuyoruz, eğer grupta sonuncu olursak C Ligi'nde sıradan takımlarla oynarız. Rusya, onca eksiğine rağmen bize karşı uyumlu bir takım oyunu sergiledi. Hücuma çıkarken akıllılardı.
Savunma yaparken de pozisyon bilgileri mükemmeldi çünkü oynayacakları bir oyun sistemi var. Hakan Çalhanoğlu 10 numara gibi oynamıyor. Şut atmıyor, etkili pas vermiyor, rakibe çalım bile atamıyor. Milan'da nasıl oynuyor, anlamıyorum. Lejyoner futbolcular tepki görmeyelim diye mi milli takıma geliyorlar?
İkili mücadelelerde topa ayaklarını sokarken tereddüt ediyorlar.
Milli takımın oyun lideri Oğuzhan olmalı. Beşiktaş'ın kaptanı oyuna girdikten sonra duruşuyla, top tutuşuyla, sakinliğiyle ve dağıttığı paslarla Rusya kalesinde etkili olmamızı sağladı.
Sonuç olarak bu değişim Lucescu'yla ölü doğdu.