CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Öz güven patlaması yaşanıyor

Ateş düştüğü yeri yakarmış. İdlib'deki hain saldırıda yüreklerimiz dağlandı. Vatanımız ve bayrağımız için can veren tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralanan askerlerimize acil şifalar, kederli ailelere de başsağlığı diliyorum. Milletimizin başı sağolsun. Vatan ve bayrak için canı pahasına savaşan askerlerimizin Allah yardımcısı olsun.
Fatih Terim'in oluşturduğu kadro istikrarı ile kanatlardan hızlı hücum etme anlayışı buluşunca Galatasaray keyif veren ve kazanan bir takıma haline geldi.
Gençlerbirliği ataklarında bir ara tüm Galatasaraylı oyuncular kendi sahalarındaydı.
Bu tablo tüm takımın güvenli savunma adına birlikte hareket ettiklerinin göstergesidir. Seri'nin oyun aklı olarak yönettiği Galatasaray'da tüm oyuncular kaliteli pas atmaya ve topu iyi kullanmaya özen gösteriyorlar.
Topu iyi kullanmak Galatasaray'a oyun hakimiyeti de getiriyor.
En önemlisi sezonun ilk bölümünde göremediğimiz hızlı kanat hücumlarını G.Saray Mariano, Sarrachi, Feghouli, Onyekuru dörtlüsüyle mükemmel uyguluyor. Mariano'nun forma girmesi G.Saray'a pozisyonlar getiriyor.
Bu hızlı oyunda önce Mariano, sonra Feghouli'nin paslarında 2 gol atan Falcao diri olduğu sürece çok pozisyon üretir.
Dikkat ettiğim, Galatasaray artık set oyunu oynamıyor, doğrudan hızlı hücuma gitmeyi planlıyor. Onyekuru gibi bir silaha sahip olmak G.Saray'ı rakip sahaya hızlı ve çabuk taşıyor. Terim'in yeni planıyla G.Saray savunma ve hücum anlayışında fabrika ayarlarına geri döndü.
8'de 8 yapmak Ğ.Saraylı oyuncularda bir kazanma öz güveni yarattı. Donk'un yükselen formu sadece savunmaya katkı yapmasını sağlamıyor, hücumda da çalışılmış gollere imza attırıyor. Terim'in Donk'u kolay kart görmemesi konusunda uyarması gerekir. Çünkü Donk'un G.Saray'da alternatifi yok.

Onyekuru’nun zaferi

Kadıköy'de 20 yıl sonra Fenerbahçe yenilgisini görmek başkan Ali Koç'a nasip oldu. Uzun yıllardır Kadıköy'deki derbilere tanık oldum. Fenerbahçe bazı maçları farklı kazandı. Galatasaray, oyunun bazı bölümlerini iyi oynadığı derbileri skor olarak öne geçse de kazanamadı. Ben ilk kez Kadıköy'de Galatasaray'ın Fenerbahçe'ye oyun ve pozisyon olarak ezici bir üstünlük kurduğunu gördüm. Özellikle ilk 45'te Galatasaray penaltıdan golü yemesine rağmen 20. dakikaya kadar farklı skorla öne geçebilecek pozisyonları Onyekuru, Ömer Bayram ve Falcao ile harcadı. Fenerbahçe'de ciddi bir ürkeklik ve güvensizlik hakimdi. Çünkü Galatasaray'ın iyi oyunu Fenerbahçeli futbolcuların zihinsel olarak rahat oynamalarını engellediği gibi fazlasıyla sinirlenmelerine yol açtı.
Terim'in Saracchi-Falcao ikilisini sahaya sürmesi ne kadar sürpriz ise Belhanda'yı Lemina'nın yokluğunda tercih etmesi çok şaşırtıcıydı. Çünkü Belhanda pimi çekilmiş bombaya benziyordu ve derbide Galatasaray adına risk taşıyordu. Bu düşüncemde yanılmadım. Galatasaray tarihi bir sonuca imza atıp 20 yıl sonra Kadıköy'de kazanacak golü bulduğunda Belhanda'nın Deniz Türüç'e tokat atıp kırmızı kart görmesi asla güvenilmeyecek bir oyuncu olduğunu ve takımını her an yolda bırakbileceğini bir daha kanıtladı.
Galatasaray'da Donk, Muslera, Feghouli iyi oynadılar ama takımına penaltıyı kazandıran Onyekuru inanılmaz goller kaçırmasına rağmen sonunda Altay'ı geçti ve gecenin yıldızı oldu.
Galatasaray bu galibiyetle Fenerbahçe'yi kaosun içine iterken şampiyonluk konusunda umutlarını yeşertti. Fatih Terim taktiksel anlamda takımını doğru dizayn etti, rakibe geniş alan vermedi ama başta Henry Onyekuru ile Fenerbahçe kalesinde inanılmaz pozisyonlar yakaladı.

İptal edilen gol verilmeliydi

Yeni Malatyaspor'un önde yaptığı baskı ile agresif oyun anlayışı yüzünden G.Saray coşkulu oyununu sahaya yansıtamadı. İkinci yarı G.Saray'daki pozitif değişimin başında hücum beklerinin katkıları geliyor. Sakat Saracchi, cezalı Mariano'nun dışında Linnes de kulübede olunca görev alan Şener ile Ömer G.Saray'ın hücum uyumuna zarar verdi. Ömer sol bek oynayamaz. Ömer'in savunma konusunda pozisyon bilgisi zayıf ayrıca hücuma sık çıktığı için dönmekte zorlanıyor. El freni gibi oynayan Şener kenardan tek olumlu hareket yapmadığı gibi çok pas hatası yaptı. Alper Ulusoy'un "Ofsayt" diye iptal ettiği gol aslında geçerliydi. Çünkü Mina topla bilerek oynadı. Yani top Mina'ya çarpmadı. Galatasaray geçen yıl Başakşehir ile oynadığı ve 2-1 kazandığı şampiyonluk maçında benzer pozisyonda Onyekuru ile golü atmıştı. Ayrıca Ulusoy'un Gökhan Töre'nin Ömer'i atak anında indirmesine ikinci sarıyı ve dolayısıyla kırmızıyı göstermemesi tam bir eyyam kararıydı. Ayrıca Seri'nin eline topun çarpıp çarpmadığı konusunda VAR'ın devreye girmesi gerekirdi, bana göre penaltıydı. Akbaba'ya yapılan penaltıda ise bariz gol şansından dolayı kırmızı kart çıkması gerekirdi. G.Saray 2. yarıda dağınık oyununa çözüm üretemedi. Beklerin hücuma gereken desteği vermemesi Feghouli-Emre ikilisini olumsuz etkiledi. Onyekuru'nun çabukluğu ve hareketliliği ön plana çıktı ama final noktalarında gücü yetmediği için etkisiz kaldı. Galatasaray, Antalyaspor maçıyla başlattığı iyi futbolunu -belki de kupadaki Alanyaspor maçında yorgun düşmüş olacak ki- Malatya'ya karşı gösteremedi. Zor da olsa alınan 3 puan zirve takibi adına büyük önem taşıdı.

Atan ve tutan takım kazandı

Beşiktaş hak etmediği bir yenilgi aldı. Başakşehir'e karşı çok koşan, rakibe önde basan, oyunu rakip alanda daha fazla oynayan coşkulu, istekli bir Beşiktaş vardı. Başakşehir alışılagelmiş pas üstünlüğünü Beşiktaş'a karşı kuramadı. Çünkü Beşiktaşlı oyuncuların ilk toplara basma istekleri sayesinde orta alanda Mahmut- İrfan ikilisi topa istedikleri gibi hükmedemediler. Başakşehir yediği baskı nedeniyle savunmasını öne bile çıkarmadı. Epureanu mükemmel oynadı ve tecrübesiyle kritik hamlelerde bulundu. Beşiktaş, N'Koudou ile soldan Başakşehir de Visca ile sağdan etkili bindirmeler yaptı. Futbolda atan ve tutanın öne çıktığı bir maça tanık olduk. Mert kurtardı, Demba Ba attı ve Başakşehir kazandı. Beşiktaş'ta Diaby, Elneny, Burak ve Lens'in etkili şutlarında kaleci Mert kalesinde devleşti. Uzun yıllar kulübede beklemesine rağmen Mert'in küsmeyip kendini geliştirmesi haklı bir alkışı da hak ediyor.

BURAK'TAN UZAK KALDI
Başakşehir iki kule santrforu Demba Ba ile Crivelli'yi yakın oynattı ve bu ikili çok koşup Vida- Ruiz ikilisini fazlasıyla yıprattı. Özellikle Demba Ba müthiş mücadele etti ve her yerdeydi. Boateng maça ağırlığını koyamadı. Ganalı yıldız, Burak'a yakın oynamadığı için hücuma destek veremedi. Göbekte Elneny-Atiba ikilisi olmasına rağmen Boateng'in orta alana sık gelip oyunu kurmaya çalışması anlamsızdı. Demba Ba-Crivelli birlikteliğinin yarattığı verimli ortaklığı Beşiktaş Burak-Boateng ikilisiyle oluşturamadı. Beşiktaş'ın yediği golde; Demba Ba'yı kovalamayıp içeri koşu yapan Caner'in yaptığı pozisyon hatasının büyük payı vardı.

Burak ve Ljajic sahne alınca

Burak-Ljajic ikilisi sorumluluk üstlenip coşkulu, istekli ve arzulu oynayınca Beşiktaş zor deplasman kabul edilecek Rize'de kazandı. Sergen Yalçın'ın gelişi Beşiktaşlı futbolcular üzerinde ciddi bir motivasyon yaratmış. Beşiktaş ilk yarıda oyuna ve topa fazlasıyla hükmetti. Taktik olarak rakibi durdurmak üzerine planlar yapan ve golü hızlı bir atağa bırakan Rizespor duvarını, Beşiktaş mükemmel bir pas organizasyonu sonunda Burak'ın golüyle aştı. Atiba-Ljajic ikilisinin çabuk paslaşması sonucunda Burak'ın attığı gol öncesi yaptığı tek vuruş kalite kokuyordu. Bir takım için atan kadar tutan da çok önemlidir. Skoda'nın kafa golünde Karius'un büyük hatası vardı. Alman kaleci zamanlama hatası yaparak önce Vida'nın pozisyonunu bozdu, sonra da Skoda'ya gol vuruşu yapma izni verdi.
İkinci 45'te tadı ağzımızda kalan bir futbol düellosu izledik. Beşiktaş da Rize de "Galip gelmek istiyoruz" ciddiyetinde kıran kırana bir mücadele ortaya koydu. Rizespor'un sağ kanattan yaptığı ataklara Moroziuk imzasını koydu. Eğer Umar Aminu çok rahat pozisyonda golü atsaydı Rize 3 puana uzanabilirdi. Burak'ın çalışkanlığına Ljajic'in aklı eklendi ve yılların tecrübesi Gökhan'ın sağdan yaptığı bindirmeler Beşiktaş'a hücum etkinliği sağladı. Maçın iki yıldızı Ljajic-Burak ikilisinin yaptığı pas resitalinden sonra Gökhan'ın attığı gol, Beşiktaş'a sadece 3 puanı getirmedi, yönetime, taraftara ve Yalçın'a büyük moral verdi.
Atiba-Elneny ikilisi orta sahada yine dirençli ve uyumluydu. N'Koudou'nun çabukluğu Beşiktaş'ın hücumlarına hız ve enerji kattı. Sergen hocanın vücut diline bakınca maçı yaşadığını ve sürekli oyuncularını pozisyon almaları konusunda uyardığını gördüm. Başta Burak- Ljajic-Gökhan-Atiba olmak üzere tüm Beşiktaşlı oyuncuların Sergen'i kucakladığını ve coşkuyla oynadığını gördüm.

Saracchi nokta atışı

Tabela üzerinden maçı okursak Galatasaray, Denizlispor gibi kompakt futbol oynayan bir takımı zorlansa da yendi. Oyun olarak baktığımızda ilk yarıda tempolu, mücadele gücü yüksek, hücuma kanatlardan etkili çıkan, disiplinli ve yardımlaşması üst düzey bir Galatasaray izledim.
İkinci yarı Galatasaraylı oyuncuların fiziksel sıkıntı yaşadığı dakikalarda Denizlispor'un oyuna ağırlık koyduğunu gördük.
Muslera yine iki kritik kurtarış yaparak takımını ayakta tuttu.
Donk savunmada başarılı oyunuyla Galatasaray'ın en iyisiydi. Fatih Terim, Nagatomo'dan sonra Saracchi transferiyle yine nokta atışı yaptı. Uruguaylı sol bek çok kaliteli bir oyuncu, tekniği çok yüksek, savunma ile hücum arasında gidip gelirken temposu düşmüyor, yorulmuyor. En büyük özelliği kaliteli ortalarını bilerek ve görerek yapıyor. Emre Akbaba, Galatasaray'ın en güçlü transferi olacak. Rize'de attığı kaliteli golün farklı versiyonunu Denizli'ye atarak gösterdi. Emre'nin fiziksel performansı yükseldikçe Galatasaray hem çabuk hücum edecek hem de daha fazla pozisyona girecek çünkü Emre gol atan, attıran, oynayan ve oynatan bir oyuncu.
Geçen sezon Galatasaray'ın şampiyonluğunda sol bekte Nagatomo'nun yerine oynayan Linnes'in de payı vardı.
Linnes maç eksiğinden mi yoksa solda oynamanın verdiği rahatlıktan mı bilemem ama bu özelliklerini henüz sağ bekte gösteremiyor. Ayrıca Feghouli'nin savunmaya yardıma gelmemesi de Denizli maçında Linnes'in çok fazla öne çıkmasını engelledi. Falcao istekli, çalışkandı. Mükemmel bir gol attı ama ilk yarıda atması gereken golleri kaçırdı. Falcao'nun ceza sahasının içerisinde daha fazla topla buluşması, yorgunluk yaşamaması adına orta alana çok fazla gelmemesi gerekiyor

‘Biz’ anlayışıyla mücadele ettiler

G.SARAY takımını ilk kez bu kadar birbirine yardım ederek oynarken gördüm. Muslera'dan Falcao'ya kadar tüm oyuncular "biz" anlayışı ile mücadele ettiler. Kazanma coşkusu, isteği, enerjileri ve tempoları üst düzeydeydi. Skorun büyüklüğünü abartmak eksik kadro ile sahada yer alan Antalyaspor adına haksızlık olur. Ancak Galatasaray'ın göze çarpan en önemli özelliği kanatlardan hızlı ve etkili hücum etmesiydi. Galatasaray takım halinde enerjik olup, Antalyaspor'a önde baskı yapınca Mariano da gecenin yıldızlığına adını yazdırdı. Mariano'yu gönderme konusunda Terim bir kez daha düşünmeli. Önünde yardıma gelecek bir oyuncu yer aldığında Brezilyalı sağ bekin performansı da dün geceki gibi artacaktır. Çünkü Mariano öyle akıllı ve etkili bindirmeler yaptı ki savunma çaresiz kaldı. Sahanın her yerine basan Lemina kritik müdahaleleri ile büyük alkış aldı. Falcao'nun kartvizitinde şöyle yazıyor: 'Topu bana getir, sana hediyeni gol olarak vereyim.' Maç eksiğini tamamlamış, güçlenmiş bir Falcao ikinci yarı Galatasaray'ın gol yollarındaki en etkili silahı olur. Geçen sezon şampiyonlukta büyük payı olan Feghouli'nin performansı hızla yükseliyor. Cezayirli yıldız hırsını çalışkanlığı ile birleştirdi; son vuruşlarda dikkatli olamadığı için 3 net golü kaçırdı. Taylan Antalyalı'nın şaşaalı bir stili yok. Ama tam bir görev adamı. Boğuşuyor, top çalıyor, hücuma çıkıyor ve savunmaya da yardıma geliyor. Golünü attı ama 3'üncü golü de ben Taylan Antalyalı'ya yazıyorum.
NOT: G.Saray kendine oynayan, maçı maçına uymayan Belhanda'yı hiç aramadı. Terim, onu oynatmamakta çok haklıydı. Belhanda oynasaydı belki de G.Saray öne bu kadar çabuk ve etkili gidemezdi.

Mücadele yetmiyor

Galatasaray'ın her maça sakatlıklar ve cezalılar yüzünden farklı oyuncularla çıkması saha içi uyumuna olumsuz yansıyor. Teknik becerileri kısıtlı oyuncular mücadele anlamında Galatasaray'a dinamizm kazandırıyor. Kadro yapımında ağırlık kaliteye geçince de maalesef Galatasaray mücadele olarak kısır kalıyor. Terim'in kalite ile mücadeleyi birlikte yapacak oyunculara ihtiyacı var.
Kaleci Mert'ten başlayan topu akıllı pasa çevirme alışkanlığı olan Başakşehir'e karşı önemli oyuncuları olmayan Galatasaray "kontrollü oyun" anlayışı içinde mücadele anlamında başarılıydı. Hücumda Emre, Ömer, Feghouli ve Mariano etkiliydi. Ancak final noktalarında Galatasaraylı oyuncular yeterince çoğalamadığı gibi son vuruşlarda Babel-Adem ikilisi zayıf kaldı.
Başakşehir de kontra yememek için orta alanı kalabalık tutup kontrollü oyunu tercih ederken Visca'yı sağdan hücum silahı olarak kullandı.
Galatasaray'ın oyun aklı Lemina yerini buldu. Feghouli'nin de orta alana yardıma gelip top alması onu rahatlattı. Tempolu oyunda Galatasaraylı oyuncuların mücadelesi, hırsı, coşkusu göze çarptı.
2. yarıda da golü arayan, mücadelesi ile ön plana çıkan taraf Galatasaray'dı. Ancak Başakşehir, Galatasaray'ın zaafını sürekli kolladı. Sahanın en iyisi Lemina'nın kaptırdığı topu Başakşehir, Gulbrandsen ile gole çevirdi ve Galatasaray'ın yenilmezlik serisini de bitirdi. Okan hoca maça damga vurdu. Berkay ve Gulbrandsen değişiklikleri Başakşehir'e üç puanı getirdi. Terim'in top dağıtan ve Lemina'nın rahatlamasını sağlayan Feghouli'yi çıkarıp, duygusuz Emre Mor'u tercih etmesi büyük hataydı. Galatasaray'ın orta sahasını zayıflattı, ayrıca golü yedikten hemen sonra Belhanda- Nagatomo ikilisini sahaya sürmesi Terim adına geciken bir hamleydi. Feghouli değişikliğine kadar Galatasaray kaybedecek bir oyun ortaya koymadı. Böyle kritik maçta Nzonzi-Belhanda-Seri gibi gövdeli oyuncular kulübede oluyorsa bu sorgulanmalı.

Bu takım artık halkın takımı!

Andorra'da tribünlerden 'Bize her yer Türkiye' sloganı yayılıyordu… Milli Takım'ın Şenol Güneş'le yakaladığı son başarılar; sevgi, ilgi ve desteği de beraberinde getirdi. Lucescu'nun Milli Takım'da yarattığı tahribat döneminde Andorra'da bu maçı oynasaydık tek bir Türk vatandaşı izlemeye bile gitmezdi. Ulaşım zorluklarına ve soğuk havaya rağmen, üstelik EURO 2020 biletini önceden alan Milli Takım'ı eğer Türkler izlemeye geliyorlarsa bu oyunculara olan güvenin bir göstergesidir. Şenol Hoca ile gruplara başlamadan önce Türk Milli Takımı'nın 10 maçta 1 yenilgi alacağını, evinde kaybetmeyeceğini, 18 gol atıp 3 gol yiyeceğini söyleselerdi kimse inanmazdı. 40 kişilik oyuncu havuzuna hükmeden Şenol Hoca, ilk sözünü tuttu ve Türk Milli Takımı'nı halkın takımı haline getirdi. Oyuncuların coşkusu, sevgisi, milli formaya olan aşkı, sahaya yürekten mücadele koymaları başarıları da beraberinde getirdi. Grupta son Dünya Şampiyonu Fransa'dan 4 puan alan tek takımız. Üstelik Fransa'yı yenen tek ülkeyiz. Şenol Güneş ikinci hedef olarak Türk futboluna yeni yıldızlar ve yeni yetenekler kazandıracaktır. Bunun en güzel örneğini Andorra'da gördük. Forma şansı bulamayan oyuncular, rakip karşısında sürekli Milli Takım'da oynuyormuşçasına tempolu, mücadeleci ve yürekten bir oyun sergilediler. Andorra'ya pozisyon vermediğimiz gibi rakibe önde ciddi baskı yaptık, sürekli pozisyon aradık, Enes'in biri penaltıdan olmak üzere iki güzel golüne tanık olduk. Milli Takım oyuncuları zihinsel olarak çok rahattılar. Telaş ve panik hiç yapmadılar. Birbirlerine yardıma koştular, coşkularıyla enerjileriyle ve kazanma duygularıyla göz okşadılar.