CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Belhanda olmadı

Derbide keyif veren bir maç izlemedik. Soğuk hava ve kaygan zemin oyuncuların maça yeterince konsantre olmasını engellerken çok pas hatasına da tanık olduk. Beşiktaş dersini iyi ezberlemiş olacak ki Galatasaray'a geniş alan bırakmadı. Onyekuru, Feghouli, Mariano ve Saracchi kanatlardan yeterince hızlı atak yapamadılar. Falcao da sürekli markaj altında oynayınca Galatasaray gol yollarında etkisiz kaldı.
Kaygan zeminlerde en ideal olay kaleye şut atmayı denemektir. Galatasaray da Beşiktaş da pozisyon bulamadıkları gibi şut atmayı bile akıllarına getirmediler. Beşiktaş'ın ilk isabetli şutunu 55. dakikada N'Koudou attı. Galatasaray adına da ilk yarıda isabetli şuta imza atan Feghouli oldu.
Fatih Terim'in tercihi Belhanda sahada hiç varlık gösteremediği gibi ciddi top ve pas kayıpları yaparken takımını 10 kişi oynattı. Belhanda'nın etkisizliği, Feghouli, Onyekuru, Falcao, Seri ve Lemina'yı da pas organizasyonu konusunda olumsuz etkiledi.
Belhanda çıkıp Ömer girince Galatasaray, Beşiktaş kalesine daha etkili gitmeye başladı. Özellikle soldan Onyekuru'nun geliştirdiği ataklar tehlike yarattı. Feghouli kalitesindeki bir oyuncunun maalesef topa vuruş konusunda bir istikrarsızlığı var. İkinci yarıda önüne düşen topu hem de sol ayağı ile gol yapması gerekirken kötü bir vuruşla dışarı attı.
Galatasaray, Belhanda yüzünden çöpe giden ilk 45 dakikada ligin ikinci yarısına damga vuran iyi futbolunu oynayamadı. İkinci 45'te etkiliydi ancak gol vuruşlarında Onyekuru ve Feghouli beceriksiz kaldı. Gündüz maçı berabere bittiği için Galatasaray büyük bir fırsat kaçırdı. Ama kaybetmeyerek yarışın içinde kalırken Beşiktaş'ı dışarıda bıraktı.

Teşekkürler Başakşehir

Başakşehir; oyun planı, fizik güç, koşu kalitesi olarak Kopenhag'a diş geçiremedi. Danimarka ekibi, "Derin kompakt futbol" anlayışı içinde savunma-orta saha-hücum hattını birbirine yakın tutarak Başakşehir'in etkili pas yapmasına izin vermedi. Kanatlardan hızlı hücum etmek Başakşehir'in en büyük silahıydı. Maalesef Caiçara-Clichy-Visca üçlüsü yeterli geniş alan bulamadıkları için etkili kenar bindirmelerini yapamadı. Çok koşan ve top Başakşehir'e geçtiğinde hemen baskı yapan Kopenhaglı oyuncular takım savunması adına birbirlerine sürekli destek verdiler.
Kopenhag'ın orta sahasını yöneten Falk-Zeca ikilisinin oyunun iki yönünü de oynaması, çok koşmaları ve baskı yapmaları İrfan Can Kahveci-Mahmut-Aleksic üçlüsünün etkili pas yapmalarını engelledi. Okan Buruk'un Kopehnag'a karşı da uyguladığı Demba Ba-Crivelli ikili forvet anlayışı verimli olmadı. Aleksic tercihi de tutmadı. Özellikle Crivelli-Demba Ba birbirlerine çok yakın oynadılar ve rakip savunma arkasına atılan toplara yetişecek koşuları yapamadılar. Sakatlanan Crivelli sonrası tek forvet anlayışına dönmek Başakşehir'in oyununu verimli hale getirdi. Crivelli'nin yerine giren yaratıcı özelliği ve çalım becerisi olan Robinho Başakşehir'in hücumda etkili olmasını sağladı.
Robinho'nun "Al golü at" diye arka direğe kestiği topu Demba Ba gol yapamadı ama bu atak Başakşehir'in Visca ile attığı penaltı golünün mesajı oldu. Rövanş Başakşehir için kolay olacaktır. Çünkü Kopenhag tur için öne çıkacaktır ve Başakşehir de hızlı kanat bindirmelerini yapacak fırsatı bulacaktır. Teşekkürler Başakşehir...

Yanlış tercihler...

Sivasspor'un "baskın basanındır" tarzında ilk 10 dakika ortaya koyduğu baskıda şaşıran ve dağılan Galatasaray'da iki net kurtarışa imza atan Muslera'nın Hakan Arslan'ın diziyle attığı gole yapacağı bir hamle yoktu. Galatasaraylı oyuncular gol sonrası çabuk toparlandı ve Seri-Lemina-Feghouli üçlüsünün etkili pas organizasyonunda oyunun temposunu, kontrolünü hemen eline geçirdi. Bu geri dönüş tesadüf değil. Çünkü Galatasaraylı oyuncular, Kadıköy'de Fenerbahçe önünde de geriye düşmelerine rağmen maçı çevirmişler ve etkili bir oyun ortaya koyup farklı kazanmışlardı.
Geri dönüşte Galatasaraylı oyuncular skoru 2-1'e getirirken, jenerik olacak iki gole imza attılar. Falcao ile Feghouli'nin golleri hazırlanış olarak mükemmeldi. İki net pozisyonda Feghouli vuruş konusunda doğru karar vermedi. İlkinde topu aşırtma yerine çalım atmayı ya da kaleci Samassa'nın bacak arasına vurmayı deneyebilirdi. İkincide de pas vermeyip çaprazdan kaleye vurmalıydı.
Lemina'nın dönüşü Galatasaray'ın pas kalitesini yukarı çektiği gibi arkadaşlarının dikine oynamalarını ve hücuma çabuk çıkmalarını sağladı.
Bu tür zor maçlarda ikinci yarının ilk 15 dakikasında büyük takım olarak skoru tutmaya özen göstereceksin. Galatasaray, Seri'nin kontrolsüz hareketi ile yaptığı penaltıdan golü yedi. Sivasspor morallendi. Kalabalık savunma yaparak Galatasaray'ı üzerine çekerek kontrataklarla golü aradı. Özellikle Emre Kılınç'ı hızlı hücum silahı olarak kullandı.
Sivasspor, savunmada dikkatli oynayınca G.Saray pozisyon üretmekte zorlandı. Emre Akbaba oyuna daha erken girmeliydi. Seri'nin de yorulduğunu düşünürsek Belhanda tercihi daha doğru olurdu. Kontratak düzenine geçen Sivas kazanma adına Galatasaray'ı tehdit eden pozisyonlar üretti. Sarıkırmızılılar, dün ilk yarısında net fırsatları harcadığı Sivas'ta büyük bir fırsat kaçırarak 1 puanla yetindi.

Öz güven patlaması yaşanıyor

Ateş düştüğü yeri yakarmış. İdlib'deki hain saldırıda yüreklerimiz dağlandı. Vatanımız ve bayrağımız için can veren tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralanan askerlerimize acil şifalar, kederli ailelere de başsağlığı diliyorum. Milletimizin başı sağolsun. Vatan ve bayrak için canı pahasına savaşan askerlerimizin Allah yardımcısı olsun.
Fatih Terim'in oluşturduğu kadro istikrarı ile kanatlardan hızlı hücum etme anlayışı buluşunca Galatasaray keyif veren ve kazanan bir takıma haline geldi.
Gençlerbirliği ataklarında bir ara tüm Galatasaraylı oyuncular kendi sahalarındaydı.
Bu tablo tüm takımın güvenli savunma adına birlikte hareket ettiklerinin göstergesidir. Seri'nin oyun aklı olarak yönettiği Galatasaray'da tüm oyuncular kaliteli pas atmaya ve topu iyi kullanmaya özen gösteriyorlar.
Topu iyi kullanmak Galatasaray'a oyun hakimiyeti de getiriyor.
En önemlisi sezonun ilk bölümünde göremediğimiz hızlı kanat hücumlarını G.Saray Mariano, Sarrachi, Feghouli, Onyekuru dörtlüsüyle mükemmel uyguluyor. Mariano'nun forma girmesi G.Saray'a pozisyonlar getiriyor.
Bu hızlı oyunda önce Mariano, sonra Feghouli'nin paslarında 2 gol atan Falcao diri olduğu sürece çok pozisyon üretir.
Dikkat ettiğim, Galatasaray artık set oyunu oynamıyor, doğrudan hızlı hücuma gitmeyi planlıyor. Onyekuru gibi bir silaha sahip olmak G.Saray'ı rakip sahaya hızlı ve çabuk taşıyor. Terim'in yeni planıyla G.Saray savunma ve hücum anlayışında fabrika ayarlarına geri döndü.
8'de 8 yapmak Ğ.Saraylı oyuncularda bir kazanma öz güveni yarattı. Donk'un yükselen formu sadece savunmaya katkı yapmasını sağlamıyor, hücumda da çalışılmış gollere imza attırıyor. Terim'in Donk'u kolay kart görmemesi konusunda uyarması gerekir. Çünkü Donk'un G.Saray'da alternatifi yok.

Onyekuru’nun zaferi

Kadıköy'de 20 yıl sonra Fenerbahçe yenilgisini görmek başkan Ali Koç'a nasip oldu. Uzun yıllardır Kadıköy'deki derbilere tanık oldum. Fenerbahçe bazı maçları farklı kazandı. Galatasaray, oyunun bazı bölümlerini iyi oynadığı derbileri skor olarak öne geçse de kazanamadı. Ben ilk kez Kadıköy'de Galatasaray'ın Fenerbahçe'ye oyun ve pozisyon olarak ezici bir üstünlük kurduğunu gördüm. Özellikle ilk 45'te Galatasaray penaltıdan golü yemesine rağmen 20. dakikaya kadar farklı skorla öne geçebilecek pozisyonları Onyekuru, Ömer Bayram ve Falcao ile harcadı. Fenerbahçe'de ciddi bir ürkeklik ve güvensizlik hakimdi. Çünkü Galatasaray'ın iyi oyunu Fenerbahçeli futbolcuların zihinsel olarak rahat oynamalarını engellediği gibi fazlasıyla sinirlenmelerine yol açtı.
Terim'in Saracchi-Falcao ikilisini sahaya sürmesi ne kadar sürpriz ise Belhanda'yı Lemina'nın yokluğunda tercih etmesi çok şaşırtıcıydı. Çünkü Belhanda pimi çekilmiş bombaya benziyordu ve derbide Galatasaray adına risk taşıyordu. Bu düşüncemde yanılmadım. Galatasaray tarihi bir sonuca imza atıp 20 yıl sonra Kadıköy'de kazanacak golü bulduğunda Belhanda'nın Deniz Türüç'e tokat atıp kırmızı kart görmesi asla güvenilmeyecek bir oyuncu olduğunu ve takımını her an yolda bırakbileceğini bir daha kanıtladı.
Galatasaray'da Donk, Muslera, Feghouli iyi oynadılar ama takımına penaltıyı kazandıran Onyekuru inanılmaz goller kaçırmasına rağmen sonunda Altay'ı geçti ve gecenin yıldızı oldu.
Galatasaray bu galibiyetle Fenerbahçe'yi kaosun içine iterken şampiyonluk konusunda umutlarını yeşertti. Fatih Terim taktiksel anlamda takımını doğru dizayn etti, rakibe geniş alan vermedi ama başta Henry Onyekuru ile Fenerbahçe kalesinde inanılmaz pozisyonlar yakaladı.

İptal edilen gol verilmeliydi

Yeni Malatyaspor'un önde yaptığı baskı ile agresif oyun anlayışı yüzünden G.Saray coşkulu oyununu sahaya yansıtamadı. İkinci yarı G.Saray'daki pozitif değişimin başında hücum beklerinin katkıları geliyor. Sakat Saracchi, cezalı Mariano'nun dışında Linnes de kulübede olunca görev alan Şener ile Ömer G.Saray'ın hücum uyumuna zarar verdi. Ömer sol bek oynayamaz. Ömer'in savunma konusunda pozisyon bilgisi zayıf ayrıca hücuma sık çıktığı için dönmekte zorlanıyor. El freni gibi oynayan Şener kenardan tek olumlu hareket yapmadığı gibi çok pas hatası yaptı. Alper Ulusoy'un "Ofsayt" diye iptal ettiği gol aslında geçerliydi. Çünkü Mina topla bilerek oynadı. Yani top Mina'ya çarpmadı. Galatasaray geçen yıl Başakşehir ile oynadığı ve 2-1 kazandığı şampiyonluk maçında benzer pozisyonda Onyekuru ile golü atmıştı. Ayrıca Ulusoy'un Gökhan Töre'nin Ömer'i atak anında indirmesine ikinci sarıyı ve dolayısıyla kırmızıyı göstermemesi tam bir eyyam kararıydı. Ayrıca Seri'nin eline topun çarpıp çarpmadığı konusunda VAR'ın devreye girmesi gerekirdi, bana göre penaltıydı. Akbaba'ya yapılan penaltıda ise bariz gol şansından dolayı kırmızı kart çıkması gerekirdi. G.Saray 2. yarıda dağınık oyununa çözüm üretemedi. Beklerin hücuma gereken desteği vermemesi Feghouli-Emre ikilisini olumsuz etkiledi. Onyekuru'nun çabukluğu ve hareketliliği ön plana çıktı ama final noktalarında gücü yetmediği için etkisiz kaldı. Galatasaray, Antalyaspor maçıyla başlattığı iyi futbolunu -belki de kupadaki Alanyaspor maçında yorgun düşmüş olacak ki- Malatya'ya karşı gösteremedi. Zor da olsa alınan 3 puan zirve takibi adına büyük önem taşıdı.

Atan ve tutan takım kazandı

Beşiktaş hak etmediği bir yenilgi aldı. Başakşehir'e karşı çok koşan, rakibe önde basan, oyunu rakip alanda daha fazla oynayan coşkulu, istekli bir Beşiktaş vardı. Başakşehir alışılagelmiş pas üstünlüğünü Beşiktaş'a karşı kuramadı. Çünkü Beşiktaşlı oyuncuların ilk toplara basma istekleri sayesinde orta alanda Mahmut- İrfan ikilisi topa istedikleri gibi hükmedemediler. Başakşehir yediği baskı nedeniyle savunmasını öne bile çıkarmadı. Epureanu mükemmel oynadı ve tecrübesiyle kritik hamlelerde bulundu. Beşiktaş, N'Koudou ile soldan Başakşehir de Visca ile sağdan etkili bindirmeler yaptı. Futbolda atan ve tutanın öne çıktığı bir maça tanık olduk. Mert kurtardı, Demba Ba attı ve Başakşehir kazandı. Beşiktaş'ta Diaby, Elneny, Burak ve Lens'in etkili şutlarında kaleci Mert kalesinde devleşti. Uzun yıllar kulübede beklemesine rağmen Mert'in küsmeyip kendini geliştirmesi haklı bir alkışı da hak ediyor.

BURAK'TAN UZAK KALDI
Başakşehir iki kule santrforu Demba Ba ile Crivelli'yi yakın oynattı ve bu ikili çok koşup Vida- Ruiz ikilisini fazlasıyla yıprattı. Özellikle Demba Ba müthiş mücadele etti ve her yerdeydi. Boateng maça ağırlığını koyamadı. Ganalı yıldız, Burak'a yakın oynamadığı için hücuma destek veremedi. Göbekte Elneny-Atiba ikilisi olmasına rağmen Boateng'in orta alana sık gelip oyunu kurmaya çalışması anlamsızdı. Demba Ba-Crivelli birlikteliğinin yarattığı verimli ortaklığı Beşiktaş Burak-Boateng ikilisiyle oluşturamadı. Beşiktaş'ın yediği golde; Demba Ba'yı kovalamayıp içeri koşu yapan Caner'in yaptığı pozisyon hatasının büyük payı vardı.

Burak ve Ljajic sahne alınca

Burak-Ljajic ikilisi sorumluluk üstlenip coşkulu, istekli ve arzulu oynayınca Beşiktaş zor deplasman kabul edilecek Rize'de kazandı. Sergen Yalçın'ın gelişi Beşiktaşlı futbolcular üzerinde ciddi bir motivasyon yaratmış. Beşiktaş ilk yarıda oyuna ve topa fazlasıyla hükmetti. Taktik olarak rakibi durdurmak üzerine planlar yapan ve golü hızlı bir atağa bırakan Rizespor duvarını, Beşiktaş mükemmel bir pas organizasyonu sonunda Burak'ın golüyle aştı. Atiba-Ljajic ikilisinin çabuk paslaşması sonucunda Burak'ın attığı gol öncesi yaptığı tek vuruş kalite kokuyordu. Bir takım için atan kadar tutan da çok önemlidir. Skoda'nın kafa golünde Karius'un büyük hatası vardı. Alman kaleci zamanlama hatası yaparak önce Vida'nın pozisyonunu bozdu, sonra da Skoda'ya gol vuruşu yapma izni verdi.
İkinci 45'te tadı ağzımızda kalan bir futbol düellosu izledik. Beşiktaş da Rize de "Galip gelmek istiyoruz" ciddiyetinde kıran kırana bir mücadele ortaya koydu. Rizespor'un sağ kanattan yaptığı ataklara Moroziuk imzasını koydu. Eğer Umar Aminu çok rahat pozisyonda golü atsaydı Rize 3 puana uzanabilirdi. Burak'ın çalışkanlığına Ljajic'in aklı eklendi ve yılların tecrübesi Gökhan'ın sağdan yaptığı bindirmeler Beşiktaş'a hücum etkinliği sağladı. Maçın iki yıldızı Ljajic-Burak ikilisinin yaptığı pas resitalinden sonra Gökhan'ın attığı gol, Beşiktaş'a sadece 3 puanı getirmedi, yönetime, taraftara ve Yalçın'a büyük moral verdi.
Atiba-Elneny ikilisi orta sahada yine dirençli ve uyumluydu. N'Koudou'nun çabukluğu Beşiktaş'ın hücumlarına hız ve enerji kattı. Sergen hocanın vücut diline bakınca maçı yaşadığını ve sürekli oyuncularını pozisyon almaları konusunda uyardığını gördüm. Başta Burak- Ljajic-Gökhan-Atiba olmak üzere tüm Beşiktaşlı oyuncuların Sergen'i kucakladığını ve coşkuyla oynadığını gördüm.

Saracchi nokta atışı

Tabela üzerinden maçı okursak Galatasaray, Denizlispor gibi kompakt futbol oynayan bir takımı zorlansa da yendi. Oyun olarak baktığımızda ilk yarıda tempolu, mücadele gücü yüksek, hücuma kanatlardan etkili çıkan, disiplinli ve yardımlaşması üst düzey bir Galatasaray izledim.
İkinci yarı Galatasaraylı oyuncuların fiziksel sıkıntı yaşadığı dakikalarda Denizlispor'un oyuna ağırlık koyduğunu gördük.
Muslera yine iki kritik kurtarış yaparak takımını ayakta tuttu.
Donk savunmada başarılı oyunuyla Galatasaray'ın en iyisiydi. Fatih Terim, Nagatomo'dan sonra Saracchi transferiyle yine nokta atışı yaptı. Uruguaylı sol bek çok kaliteli bir oyuncu, tekniği çok yüksek, savunma ile hücum arasında gidip gelirken temposu düşmüyor, yorulmuyor. En büyük özelliği kaliteli ortalarını bilerek ve görerek yapıyor. Emre Akbaba, Galatasaray'ın en güçlü transferi olacak. Rize'de attığı kaliteli golün farklı versiyonunu Denizli'ye atarak gösterdi. Emre'nin fiziksel performansı yükseldikçe Galatasaray hem çabuk hücum edecek hem de daha fazla pozisyona girecek çünkü Emre gol atan, attıran, oynayan ve oynatan bir oyuncu.
Geçen sezon Galatasaray'ın şampiyonluğunda sol bekte Nagatomo'nun yerine oynayan Linnes'in de payı vardı.
Linnes maç eksiğinden mi yoksa solda oynamanın verdiği rahatlıktan mı bilemem ama bu özelliklerini henüz sağ bekte gösteremiyor. Ayrıca Feghouli'nin savunmaya yardıma gelmemesi de Denizli maçında Linnes'in çok fazla öne çıkmasını engelledi. Falcao istekli, çalışkandı. Mükemmel bir gol attı ama ilk yarıda atması gereken golleri kaçırdı. Falcao'nun ceza sahasının içerisinde daha fazla topla buluşması, yorgunluk yaşamaması adına orta alana çok fazla gelmemesi gerekiyor