CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

G.Saray Muslera için dava açsın

SORU: TFF, küme düşmeyi kaldırdı ve Süper Lig'i 21 takım olarak ilan etti. Karara olumlu bakan da var eleştiren de. Siz ne düşünüyorsunuz?
TFF'nin küme düşmeyi kaldırması yanlış bir karar. Dünyanın hiçbir ülkesinde yumurta kapıya gelince karar alınmaz. Önceden bir planlama yapmak gerekirdi. Küme düşme kararı pandemiden sonra oynanan 8 haftayı çöpe atmıştır. Bu süreçte birçok oyuncu ya sakatlandı ya ceza aldı ya da kulüplerinden ayrıldı. Hatta Muslera'nın ayağı kırıldı. G.Saray'ın yerinde olsam ayağı kırılan Muslera için TFF'ye tazminat davası açar, oynamadığı sürecin parasını talep ederim. Düşmeme kararı vicdanları yaralamıştır, birçok kulübün bu kararı desteklediğini düşünmüyorum. Ama TFF, 'Ben yaptım oldu' şeklinde hareket etmeye bayılıyor. TFF herkesten hesap sorup ceza veriyor ama kimse onlardan hesap soramıyor.

SORU: Lig, Avrupa, kupa ve milli maçlar varken bu lig 16 Mayıs'ta biter mi?
İngiltere'nin takvimi bile Türkiye'deki lig takvimi uygulamasına yetmiyor. 21 takımlı ligde maçların 16 Mayıs'ta bitme şansı zor. Çünkü kararı alıyorsunuz ama ortada plan yok. Yağmuru, çamuru, kışı düşünen yok. Lig, kupa, Avrupa ve Milli Takım kulvarlarındaki maçlara bakarsak futbolcuları ve teknik adamları uykusuz geceler bekliyor. Duşunu alan oyuncu kurumadan bir sonraki maça çıkacak.

SORU: Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu kararı eleştirip
"Ligin üstü dizayn edildi" dedi. Görüşünüz nedir? Başkan Ağaoğlu, sonuna kadar haklı. Trabzonspor küme düşme hattındaki takımlara puan kaybetti. SABAH Spor Servisi, 8 haftalık periyodu mükemmel takip etti ve olayları sıcağı sıcağına verdi. Ligin Başakşehir adına 6 hakem ile dizayn edilmesi, demek ki tesadüf değilmiş! Ağaoğlu'nun sözlerini destekliyorum. TFF'nin güvenilirliği artık bitmiştir, yeni sezon için yepyeni bir TFF yönetimi oluşmalıdır. Nihat Özdemir başkan kusura bakmasın ama davul kendisinde, tokmak ise TFF içindeki derin yapıdadır. Madem küme düşmeyi kaldıracaktınız, o zaman pandemi sonrası şampiyonluğa oynayan takımlar arasında bir play-off düzenleseydiniz; daha adaletli, daha vicdanlı ve daha sağduyulu olurdu. Maalesef TFF'nin vizyonu bunu düşünecek akla sahip değil.

SORU: Ligin yüksek olan yaş ortalaması takımlara nasıl yansır?
Pandemi sürecinde bütün takımlar sakatlık konusunda döküldüler. 1-2 takımın sakatlık yaşamaması istisnadır. Tüm kulüplerin ekonomik yapısının sıkıntılı olduğunu düşünürsek pahalı transferler döneminin geride kaldığını söyleyebiliriz. Örneğin Başakşehir yaşlı bir takım. Bu maratonu kolay kolay kaldıramaz. Özellikle Anadolu takımları, 3 günde bir maç oynama alışkanlığı olmadığı için sakatlıklar konusunda ciddi travmalar yaşar.

Başakşehir lobisi TFF ve MHK içinde iyi çalıştı!

Göksel Gümüşdağ nihayet muradına erdi ve Başakşehir şampiyonluğu kucakladı. Başakşehir ailesine hayırlı olsun. Okan Buruk adına da çok sevindim. Okan hoca futbolculuğunda Galatasaray ile 7 lig şampiyonluğu yaşadı, UEFA ve Süper Kupa'yı kazandı. Akhisar'la yaşadığı kupa şampiyonluğundan sonra Başakşehir'le lig şampiyonluğuna uzandı. Başakşehir'in en büyük şansı Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş'ın olmadığı yarışta sadece Trabzonspor ile çekişmesiydi. Bu yarışta Başakşehir lobisi TFF ve MHK içinde çok güçlü çalıştı. Trabzonspor'a yapılan hakem hataları nedense Başakşehir'e hiç olmadı. Başakşehir yönetimi istediği hakemlerin maçlarını yönetmesini çok güzel sağladı. Hatta Trabzon maçlarına gönderilen hakemler net penaltıları vermediği gibi Trabzonlu oyunculara kartları kolay çıkardı. Başta Hüseyin Göçek olmak üzere bir çok hakem Trabzon'a karşı taraflı maçlar yönetti. VAR'da ciddi hatalar yapıldı. Örneğin Trabzon'un Denizli'de iki net penaltısı VAR'da nedense görülemedi. Ya da görülmek istenmedi. Ankaragücü'nün evinde attığı bal gibi gol ofsayt uydurmasıyla engellendi. Riva'da toplanan hakemler Başakşehir'in TFF içindeki lobisiyle baskı altına alındı. Merak ediyorum hakemlerle kimler yürüyüş yaptı? Taraftarı ve medyası olmayan Başakşehir'in şampiyonluğunun Türk futboluna katkısı olacağını düşünmüyorum. 4 büyük kulübün halka açık olduğunu ve UEFA tarafından didik didik denetlendiğini düşünürsek halka açılmamış ve oyuncularının ne kadar ücret aldığını bilmediğimiz bir Başakşehir'i UEFA nasıl denetleyecek? Sonuç; bu sezon yaşanan bilinçli hakem hatalarından sonra TFF seçime gitmeli ve başta MHK olmak üzere tüm kurallar değişmelidir.

Emre’nin inadı!

Galatasaraylı oyuncuların yaptığı pas hataları izleyenlerin sinir katsayılarını kesin yükseltiyordur. Büyük takım oyuncusu bu kadar mı dikkatsiz olur? Muslera'nın rolüne soyunan kaleci Okan'la başlayan rakibe pas atma disiplinsizliği Mariano, Marcao, Seri, Belhanda ve Ömer Bayram ile tavan yaptı. Fatih Terim'in eski hali olsaydı krizleri çözer ve anında kulübeden Mariano'yu fena haşlardı. Bu arada kulübe ihtar çeken ve haftaya sözleşmesi biten Mariano'yu ilk onbirde oynatmak büyük hataydı.
Göztepe'nin yakaladığı atakların hepsini Galatasaraylı oyuncular hazırladı. Gönülsüz oynayan Feghouli bir pozisyonda kontrol etmesi gereken topa acele vurunca golü kaçırdı. Ancak Cezayirli oyuncunun şahane gol pasını Emre Akbaba resmen harcadı. Emre topu önüne alabilir ya da şut atmadan önce çevre kontrolü yapabilirdi. Adem'in attığı golde Beto'ya yaptığı faulü VAR'da Zorbay Küçük iyi yakaladı. Ama Mossoro'nun havaya yükselen Adem'i itmesi penaltıydı. Devre arasında Fatih Terim oyunculara kükremiş olacak ki Galatasaray ikinci yarıya daha ciddi ve sorumluluk alarak başladı. Atınç ve Berkant'ın ikramı olan penaltıyı Adem Büyük tekrarında ise Belhanda kaçırdı. G.Saray'ın baskılı oyunu Saracchi'nin attığı mükemmel golle taçlandı. Ancak oyunu tutma yerine skoru yükseltmek için çok adamla hücuma kalkması Göztepeli oyuncuların kontratak yapmalarına neden oldu. Napoleoni'nin kafa golü savunmanın pozisyon hatasıydı. G.Saray'da faul, penaltı olduğu zaman topun başına Adem, Belhanda. Feghouli ve Seri geçiyor. Oysa Alanya'da oynarken bu tür vuruşları hep Emre Akbaba kullanıyordu. Frikik golü öncesi topu koltuk altına alan Emre inatla vuruşu yaptı ve mükemmel bir falso ile G.Saray'a galibiyeti getirdi. Bu gol G.Saray'ı kötü istikrardan da kurtardı.

Falcao 50 bin kişiyi hiçe saydı!

🔴 G.Saray'da seçime gidilmeli mi?
G.Saray Başkanı Mustafa Cengiz, geldiğinden itibaren önemli işlere imza attı. 2 şampiyonluk yaşadı ve kupalar kaldırdı. Başkan Cengiz, yönetimi ile birlikte G.Saray'ın hesaplarını kendi özel hesaplarından dahi iyi koruyup kolladı ve ayağını yorganına göre uzatarak hareket etti. Tek yanlışı bence Falcao'nun transfer edilmesiydi. Çünkü Falcao müzmin sakat olduğu için kendisini karşılayan 50 bin kişiyi hiçe sayarak oynamak için çaba bile sarf etmedi. Diagne kalsa daha faydalı olurdu ama yönetim taraftarın sesine kulak verip Diagne'yi yollayıp Falcao'yu getirdi. Bütçe sıkıntısı yaşadı. Falcao transferinde başkan Cengiz'in de istekli olmadığını biliyorum. Ama bazen yönetimin aşırı isteklerine 'dur' diyemiyorsunuz. Başkan Cengiz ciddi bir sağlık sorunu yaşıyor. 2 önemli ameliyat geçirdi. Kendisine Allah'tan acil şifalar diliyorum. Ancak başkanın sağlık durumu aktif görev yapmasına maalesef izin vermiyor. Yönetim içinde de ciddi ayrılıklar var. Yeni sezon öncesi başkan Cengiz'in bir karar verip G.Saray'ı seçime götürmesi gerekiyor. Başkan adayları olarak ismi geçenlerin güçlerinin G.Saray'ı yöneteceğine inanmıyorum. Camia içinde en yaygın düşünceyi açıklıyorum: Faruk Süren çatı başkan olsun yönetimine güçlü isimleri alsın, Galatasaray'ı mayıstaki seçime kadar götürsün.

🔴 Fatih Terim, "Takımın değişmesi için ilahi bir mesaj var" yorumunu yaptı. Terim'in de formsuz olduğu görüşü var! Bu konuya nasıl bakıyorsunuz?
Bu sezon Terim'i 3'e ayırıyorum:
A- Sezon başındaki kadro mühendisliği yanlıştı ve çok fazla kiralık oyuncuya yatırım yapmak takım içindeki aidiyet duygusunu köreltti. Özellikle Sevilla'nın Roma'ya sattığı Nzonzi'yi bedelsiz olarak yeniden kiralamaması ve G.Saray'dan Fernando'yu transfer ücreti vererek alması iyi araştırılmadı. G.Saray Fernando'yu satmayıp Nzonzi'yi kiralamayabilirdi. Son 2 şampiyonlukta Fernando'nun özellikle büyük maçlardaki futbolu göz önünde bulundurulmadı. Terim'in Şampiyonlar Ligi takımı diye kurduğu ekip maalesef sefilleri oynadı.
B- Terim ligin ilk yarısında özellikle F.Bahçe Başkanı Ali Koç'un kendisine yönelik 'sokak kabadayısı' söylemine kafayı fazla taktı. Oysa Koç'un bu söylemi Terim'i psikolojik bir savaşa çekmek içindi. Terim de bu tuzağa düştü ve G.Saray'a yeterince kafa yoramadı.
C- Terim devre arası ruhsuz oyuncularla yolları ayırıp kendini Florya'ya kapadı. Beşiktaş maçına kadar keyif veren, kazanan, şampiyonluğun en büyük adayı olduğunu gösteren bir G.Saray izlettirdi. Pandemi dönemi G.Saray'a yaramadı. Terim'le başlayan rahatsızlık zincir haline dönüştü. Muslera'nın ayağının kırılması tükenişin habercisiydi. Ben de Muslera sonrasında G.Saray 'bu travmanın altından kalkamaz' demiştim. Ve kalkamadı.

🔴 Yılın teknik direktörü sizce kim?
Okan Buruk, Başakşehir'de futbol devrimi yaptı. Ligin çift forvetli tek takımı oldu, oyuncularla mükemmel diyalog kurdu. Terim sonrasında Galatasaray'ı yönetecek isim olduğunu da gösterdi.

Terim küskün takım isteksiz

Trabzonspor ve Alanyaspor maçlarında yenilen 7 golden sonra Galatasaraylı oyuncuların Ankaragücü maçına çıkarken "3 maçta 9 puan alalım" zihniyetinde olacaklarını bekledim. Ruhunu, ciddiyetini kaybeden oyuncular grubunun sahadaki görüntüsü 'acemi'ler gibiydi. Sağ ayaklarını sadece yürüme ayağı olarak kullanan Saracchi, Ömer ve Emre Akbaba üçlüsünün mücadelelerine, çalım becerilerine ve pas kullanma kalitelerine baktığımızda toplasan kaliteli bir solak bile etmedi. Yazık; Emre Akbaba futbolu unutmuş gibi oynadı. Taylan, mükemmel bir mücadele ortaya koydu. Galatasaray'ın oyun lideri Seri ağırlığını koyamadığı gibi hızlı hücuma çıkışlarda hep ağır hareket etti, hantal bir görüntü sergiledi
G.Saray'ın en kaliteli ayağı gibi görünen Belhanda, sorumluluk almadığı gibi arka direkte net golü atamadı. G.Saray'ın yaptığı top kayıplarına, pas hatalarına rağmen Fatih Terim'in kulübeden müdahale etmemesi bana şaşırtıcı geldi. Oysa Terim vücut diliyle bile oyuncularına çok şey anlatır. Terim'de sanki bir küskünlük, oyuncularda da bir isteksizlik var. Özellikle tanıdığım Terim, Belhanda'ya bağırmaz onu oyundan alırdı. Deve misali, pandemi sonrası G.Saray'a 'Halin nedir?' diye sorsalar, cevap, 'Nerem doğru ki' olur. İsabetli orta yapamayan, kanat oyuncusu olmayan, elinde derinlemesine top atacak orta saha oyuncusu bulunmayan, en kötüsü Adem Büyük gibi bir golcüye sığınmak zorunda kalan G.Saray'ın düştüğü aciz durum bana şaşırtıcı gelmiyor. Terim'in bu kötü gidişe de dur diyememesine akıl sır ermiyor. Ayrıca hocanın 'Rakip ne oynarsa oynasın, ben istediğim oyunu oynarım' anlayışından geri adım atması gerekir. Fatih hoca, elindeki kadronun kalitesi futbol anlayışına yetmiyorsa, o oyuncuların oynayabileceği oyunu seçmeli.
NOT: Yenilen gole bakınca, kaleci Okan'ın oyuna Emin Bayram ile başlaması hataydı. Genç oyuncu da acemice davranıp penaltıya neden oldu.

Yenilenme zamanı

Futbolu sadece yetenekli oyuncularla oynamak başarı için yeterli değildir. Akıllı futbolcuya sahip olmak şarttır. Akıllı futbolcu ne zaman pas vereceğini, ne zaman top süreceğini, ne zaman tek pas oynayacağını ve nasıl pozisyon alacağını bilir. Alanya'daki Galatasaray'ın kadrosuna bakınca hangi oyuncuda hem yetenek hem de oyun aklı var? Bir tek Belhanda'yı gösterebiliriz ama onun da kalitesini göstermesi keyfine bağlı! Nitekim Belhanda'nın Adem'e attırdığı gol kalitesinin ürünüydü.
Büyük takım taçtan gol yemez. Cisse üç kişinin arasına sızıp golü attı. İyi kaleciler sahada 'çenebaz' olur ve sürekli arkadaşlarını uyarır. Kaleci Okan sadece izliyor ve arkadaşlarını pozisyon almaları konusunda uyarmıyor. Cisse'nin attığı ikinci golde oyun lideri Seri'nin yaptığı hatayı amatör futbolcu bile yapmaz. Galatasaray topa hakimdi, sürekli rakibin üzerine gitti ama devreyi yenik kapadı. Rakibin üzerine çok hücum etmek yerine etkili hücum etmek daha değerlidir. Alanya 3 atakta iki gol attı.
Galatasaraylı oyuncular devre arası Terim'den sert ültimatom almış olacaklar ki ikinci yarıya daha çok koşup mücadele ederek başladılar.
Belhanda'nın yönetiminde çok fazla adamla hücuma kalktılar ama Alanyaspor'un klasik kontratakları karşısında sıkıntı da yaşadılar. Belhanda ve Linnes'in vuruşlarını kaleci Marafona başarıyla önlerken Adem'in kafa vuruşunun direkten dönmesi şanssızlıktı.
Galatasaray için bu maçı kazanmak ekonomik açıdan da çok değerliydi ve 40 milyon TL'lik gelir elde edeceklerdi. Çünkü Sivas kaybetmişti ancak G.Saray'ın kadro kalitesi yenilgiyi getirdi. Bu sezon Galatasaray hatalı kadro mühendisliğinin zafiyetini fazlasıyla yaşadı. Sakatların ve cezalıların yerine görev yapan oyuncular ile başarıyı yakalayamadı. Yeni sezon için yeniden bir kadro planlaması yapılmalı.

Tekme Avrupa hedefine atıldı

G.Saray'da yönetimler ve teknik adamlar artık Kuzey Afrika'dan oyuncu almayı bırakmalıdır. Belhanda, Feghouli gibi Kuzey Afrikalı oyuncuların disiplin ve öfke sorunları var. Bu iki oyuncu, kaliteli ayaklara sahip olsalar dahi saha içerisinde kendilerine yapılan sert hareketlerden sonra 'rövanş faul' mantığı ile hakemin kararını beklemeden rakibe cezayı kendileri kesiyorlar. Bu doğru bir profesyonellik değil. Feghouli oyundan atılıncaya kadar golcüsü olmamasına rağmen daha iyi top çeviren, Trabzonspor kalesine etkili paslarla gitmeye çalışan taraf G.Saray'dı. Özellikle Feghouli, ardından da Belhanda iki net gollük pozisyonu değerlendiremedi. Feghouli'nin Da Costa'ya attığı tekme aslında G.Saray'ın üçüncülük ve Avrupa hedefine atılan tekmeydi. Sosa, Sörloth, Ekuban gibi kaliteli ayaklara sahip Trabzon'a karşı bir kişi eksik oynamak kolay değildir. Nitekim eksik kalmanın zaaflarını G.Saray, rakibine verdiği pozisyonlarla yaşadı. Donk'un Sörloth'a yaptığı hareket bence penaltıydı. Sörloth topa vurmuş, top auta çıkmış, sonra Donk'un ayağı geliyormuş... Ben bu söylemlere katılmıyorum. Çünkü Donk'un hamlesi sonucu Sörloth'un ayak bileği bile kırılabilir. G.Saray'da yönetimin çatırdaması, kişilerin birbirleriyle konuşmaması, başkan Cengiz'in hastalığından dolayı kulüple haklı olarak fazla ilgilenememesi G.Saraylı oyunculara da olumsuz yansımış. Parası ödenmediği için Onyekuru'nun elini kolunu sallayıp gitmesi G.Saray yönetimindeki çaresizliği maalesef ortaya koyuyor. Onyekuru'suz G.Saray, Trabzon kalesine hızlı hücum yapamadı. Terim'in ikinci yarıya Sekidika- Linnes ikilisi ile başlaması G.Saray'ın gol isteğine çözüm olmadı. Trabzon, oyunu istediği gibi kontrol etti. Daha çok pozisyon üreten, skoru artırmaya çalışan Trabzonspor'du. Sahadan 3 gollü galibiyetle ayrılarak şampiyonluk umutlarını yeşertti. Tek golünü penaltıdan bulan G.Saray için kalan haftalar zulüm olacak gibi... Terim, 4 maçta çözüm üretemezse Galatasaray ligi ilk 5'in içinde bitiremez.

Veysel’in hediyesi!

Antalya'daki sauna gibi ortamda oyuncular aşırı nemle boğuştu. Sıcak hava oyuncuların performansını etkilerken keyif vermeyen bir mücadele izledik. İlk yarıda temposuz oyun tam 33 kez durdu, 20 faul yapıldı akılda tek pozisyon Podolski'nin attığı ve Mert'in yumrukla uzaklaştırdığı şut oldu. Visca ile Mahmut'un yokluğunda "Ritimsiz" görüntü veren Başakşehir'i İrfan Can Kahveci tek başına yönetmeye çalıştı. İrfan top çaldı, pas verdi, orta yaptı hatta gol atmak için büyük çaba harcadı. Başakşehir'de kanatlar çalışmayınca Antalyaspor savunmasının arkasına atılan uzun toplara Crivelli'nin yaptığı koşular pozisyon üretme adına yeterli olmadı. Başakşehir'in uzun toplarına karşı Antalyaspor kalecisi Boffin hep dikkatliydi ve tehlike yaratacak pozisyonları bir libero gibi önledi. Podolski'nin yönetimindeki Antalyaspor rakibi kalabalık karşılayıp hızlı hücumlarla pozisyon aradı. Jahovic iki pozisyonu kolay harcadı, ilkinde pas vermeyip şut attı, ikincisinde net gol vuruşunu yapamadı. Orta alanda bir dinamo gibi çalışan Fredy'nin sakatlanıp çıkması Antalya'nın fiziksel mücadelesini olumsuz etkiledi.
İkinci yarıya "Bir puan bize yetmez" anlayışıyla başlayan Başakşehir çok adamla Antalya'nın üzerine yüklendi. Visca, Alexic ve Mahmut olmamasına rağmen geniş kadroya sahip olmanın meyvesini Başakşehir gördü. Özellikle Robinho'nun girmesi Başakşehir'in etkili pas yapmasını sağladı ve İrfan da rahatladı. Demba Ba'nın hiçbir baskı görmeden adeta dans ederek önüne aldığı topu gol yapması atması zirve konusunda Başakşehir'in en tehlikeli virajı geçmesini sağladı. Antalya'nın yediği golde Veysel'in Demba Ba'ya yaptığı gölge (!) markajın da etkisi vardı. Bu golün ardından rakibin bıraktığı boş alanları Başakşehir iyi değerlendirdi ve Elia'nın attığı 2. gol Okan Buruk'u havalara uçurdu.
Başakşehir'in kazanması bugün oynanacak Galatasaray maçını Trabzonspor için son umut yapacaktır.

G.Saray şampiyon takım gibi oynadı

"G.Saray sahaya 11 kişi çıkıyorsa eksik değildir" diyen Terim'in öğrencileri Başakşehir'e karşı coşkulu, istekli, mücadele gücü yüksek ve tempolu oyun sergilediler. Hiçbir oyuncunun kafasında teslimiyetçilik yoktu. G.Saray oyuna hükmettiği gibi Başakşehir'e özellikle ilk yarıda etkili atak yapabilecek alanları bırakmadı. Ancak G.Saray'ın geliştirdiği tüm ataklarda golü yapabilecek oyuncu yoktu. Belhanda iki kez kaleye şut atmayı denemeyip, pas verince pozisyonlar öldü. Emre Akbaba, Mert'le karşı karşıya kaldığı pozisyonda topun dibine girmeyi düşünmedi.
Okan Buruk'un 2. yarıya Robinho'yu çıkarıp, Demba Ba ile başlaması ve iki forvete dönmesi G.Saray savunmasında tedirginlik yarattığı gibi pozisyon hatalarına da neden oldu. Aleksic'in attığı golde yerini kaybeden Saracchi'nin büyük rolü vardı. G.Saraylı oyuncular geriye düşmelerine rağmen yenilgiden kurtulma adına maça başladıkları istekli ve coşkulu tempodan vazgeçmediler. Devşirme santrfor Onyekuru'nun karşı karşıya kaçırdığı golün ardından Emre Akbaba'ya golü attıran Saracchi hatasını da affettirdi.
Terim, hep cesur hoca olmuştur. Lemina sakatlanınca 17 yaşındaki Emin Bayram'ı savunmaya monte etti. Terim keşke bu hamleyi ilk 11'de yapsaydı, Lemina'yı da orta sahada kullansaydı. Böylece G.Saray çok daha etkili bir takım olur, pas üstünlüğünü de yukarı taşırdı. Seri, bu sezon 3-1'lik F.Bahçe maçındaki gibi en iyi futbolunu Başakşehir'e karşı oynadı, arkadaşlarını bir maestro gibi yönetti. 1-1'den sonra yine oyunun hakimi G.Saray oldu. Özellikle Emre Akbaba'nın taşıyıp "Al da at" diye önüne bıraktığı topu, Onyekuru maalesef auta attı. G.Saray, Başakşehir'e karşı şampiyon bir takım gibi oynadı. Acaba G.Saray'ın eksikleri, Başakşehir'de olsaydı Okan Buruk'un oyuncuları, böyle cesur ve istekli oyun sergileyebilirler miydi? Yazılı ve görsel medyanın hakem hataları üzerinde yaptığı tespitler Ali Palabıyık'ın vicdanlı maç yönetmesine neden oldu.

Galatasaray’ın onur maçı!

Başakşehir'in futbolu ve ilk yarıda TT Stadı'nda galip gelmesi doğal olarak Okan Buruk ve öğrencilerini favori kılıyor. Kağıt üzerinde favori olmakla sahada favori olmak aynı şey değil. Galatasaray'ın Başakşehir'e kolay teslim olacağını asla düşünmüyorum. Çünkü Fatih Terim ve sahadaki birçok oyuncu son iki yılda şampiyonluk yaşadılar, büyük maçlarda nasıl oynamaları gerektiğini çok iyi biliyorlar. Rize'de ve G.Antep maçında Galatasaray'a resmen hakemler operasyon yaptı.

ADAM GİBİ YÖNETİRSE
Galatasaray son iki yılda geriden gelip şampiyon oldu. Bunu en iyi Göksel Gümüşdağ bilir. Geriden gelip şampiyon olacak performansı G.Saray gösterirdi ama TFF ve MHK'deki gizli eller işi garantiye almak için Galatasaray'ın önünü kestiler. Eğer Ali Palabıyık -kendisine güvenmiyorum- ama eğer vicdanına dayanıp adam gibi maç yönetirse Galatasaray-Başakşehir çatır çatır bir mücadele olacaktır.


Galatasaray'da Jean Michael Seri, Sofiane Feghouli ve Ömer Bayram, kart görmeleri halinde gelecek haftaki Trabzonspor maçında forma giyemeyecek. Sezon başında sıtma hastalığına yakalanan ve 9 maç oynayan Onyukuru, tek golünü Fenerbahçe'ye karşı attı.

11 KİŞİ VARSA EKSİK DEĞİL!
Ligin son şampiyonu Galatasaray'dır. Bu özellik bile oyuncuların sorumluluk almaları için yeterlidir.

Fatih Terim'in bir sözü vardır: "Galatasaray sahaya 11 kişi çıkıyorsa eksik değildir!" Sezon başında 28 kişilik kadro oluşturuluyorsa bunun anlamı her oyuncu Galatasaray'a hizmet edecek kalitededir. Ayrıca Başakşehir'in favori gösterilmesi, farklı galip geleceği algısı bence Galatasaraylı oyuncularda ciddi hırs ve motivasyon yaratacaktır. Galatasaraylı oyuncular Avrupa hedefinden uzaklaşmak istemiyorsa, bu maçı kendileri adına onur mücadelesi haline getirebilirler. Çünkü bu lig bitinceye kadar son şampiyon Galatasaray'dır. Bu özellik bile oyuncuların sorumluluk almaları için yeterlidir.

HAKEM OLAYLARINDAN HİÇ ETKİLENMEDİ
Abdullah Avcı dönemi dahil Başakşehir, en başarılı sezonunu Okan Buruk ile birlikte yaşıyor. Başakşehir sadece ligde şampiyonluğu kovalamıyor Avrupa'da da önemli başarılara imza atıyor. Bu değişimin temelinde Okan Buruk var. Galatasaray ekolünde yeşeren ve büyüyen Okan, kendi futbol yeteneklerini de Galatasaray yeteneği ile birleştirip Başakşehir'de farklılık yaratıyor. Süper Lig'de Başakşehir dışında çift santrfor ile oynayan başka takım yok. Ancak Başakşehir'in bu başarılarına rağmen hakem olaylarından çok fazla etkilenmediğini de vurgulamak isterim. Başakşehir, kompakt futbolu mükemmel uygularken zengin hücum hattı ile de rakip kalede pozisyon üretmekte zorlanmıyor.