CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Kartal aldı başını gidiyor

Beşiktaş taraftarı takımlarına gösterdikleri inanç ve verdikleri destekle dün gece Türk futbolunun en belirgin gerçeklerinden birini hatırlattı... Uzun şampiyonluk yolunu ancak taraftarla aşabilirsiniz. Bu yüzden bir tarafta kendi takımlarını bile inandıramayıp tribünlere getiremeyen takımların bu yarıştaki iddiası ancak kumdan kaleler gibi zayıf olur.
Beşiktaş gerek kadro derinliği, gerek oyun kalitesi ve gerekse uyumlu bir takım görüntüsüyle içi dışı sağlam bir şekilde yoluna emin adımlarla devam ediyor.
Beşiktaş kırılgan ve içi boş bir takım olsa Karabük'te maçın başında Halis Özkahya tarafından penaltısı verilmediğinde dağılırdı. Ancak tam tersi İsrail'de Beer Sheva maçında 3-1'lik zafere koştu.
Dün kendi evinde Akhisar karşısında yine maçın başında, 3. dakikada bu sefer Barış Şimşek, Oğuzhan'ın düşürülmesinde penaltıyı çalmadı.
Ancak takımına inanmış ve tribündeki yerini almış Beşiktaş seyircisi şampiyonluk yoluna adeta güller sermişti. Bu coşku sahaya hırs, oyun kalitesi, bol pozisyon ve goller olarak yansıdı.
Şenol Güneş'in çoğu kişinin düşüncesinin aksine sarı kart sınırındaki Quaresma, Atiba ve Gökhan Gönül'ü sahaya sürmesi, "İyi oyuncu bu stresle oynayıp ceza almadan maçı bitiren oyuncudur" tavrıydı. Quaresma ve Atiba sahanın en iyisiydi. Gökhan Gönül de onlardan geri kalır gibi değildi.
Cenk'in golü çalışılmış bir pozisyon, Talisca'nın golü kalite kokuyordu. Sahada bulduğu fırsatı değerlendirmek için gerekenden fazlasını yapmaya çalışan ve zaman zaman hatalar yapan Atınç'a attığı gol çok iyi geldi. Bu güven onu daha da güzelleştirecektir.
Beşiktaş önce coşkusuyla, sonra oyunuyla ve de puan cetvelindeki konumuyla şampiyonluk adaylarına adeta meydan okuyor: Aldım başımı gidiyorum.

Paşa tokadı!

Kahpe terör bu sefer pusuyu memleketim Kayseri'de çarşı iznine çıkan askerimizin yer aldığı otobüs durağına kurdu. Vodafone Arena'daki hain saldırıdan sonra çifte kavrulan yüreğimizdeki ateşi biraz olsun söndürmek ve teröre lanet okumak için dün 14.00'de yeniden Dolmabahçe'ydik. Ancak duygularımıza en iyi tercümanı attığı anlamlı twitlerin ardından Cenk Tosun'un asker selamı oldu. Bütün şehitlerimize ve gazilerimize selam, teröristlere de lanet olsun.. Terörün amacı hayatı felç etmek, kepenk kapattırmak.
Bunun için maçlara, ticarete ve özetle hayata devam etmek gerek...
Beşiktaş dün Kasımpaşa maçını ilk yarısını Cenk Tosun'un golünün ardından rölantide tamamladı. Bu önemli bir hataydı. Atiba ve Quaresma'nın ön olana çıktığı ilk yarıda siyah-beyazlı oyuncuların "Oyunun kontrolü tamamen bizde ve 1-0 öndeyiz" düşüncesine kapışmadan top yapamayan Kasımpaşa üzerine daha kararlı gitmesi gerekiyordu..
İkinci yarının başında Tunay'ın ve karambolde Gökhan Gönül'ün kendi kalesine attığı beklenmedik goller Beşiktaş'ın planlarını allak bullak etti!
Gollerle birlikte sahada Tunay'ın yıldızlaştığını söyleyebiliriz.
Kasımpaşa'nın daha fazla kendi sahasına kapanarak 2-1'i koruma stratejisi kendi gerçekleriyle doğru bir stratejiydi.
Sırasıyla Kerim, mecburi Tolgay-Atınç ve Olcay değişiklikleri Kasımpaşa duvarını aşmaya yetmedi. Defansı aşsa da kaleci Ramazan'ı aşamadı. Beşiktaş'ın ilk yenilgiyle tanıştıran maçın 3 nedeni var. Birincisi;
1-0'den sonra rakip sendelemişken siyahbeyazlı oyuncuların tempo düşürmesi..
İkincisi; Marcelo'nun yokluğunda Rhodolfo- Tosiç ikilisinin adam paylaşamaması..
Üçüncüsü; kaleci Ramazan başta olmak üzere Kasımpaşa'nın can siparene savunması...
Beşiktaş mutlak favori çıktığı bu maçta 3 puandan fazlasını kaybetti..

Bir galibiyetten ötesi

Beşiktaş geçmiş yıllarda özellikle Avrupa'da farklı kaybettiği maçların ardından ağır depresyonlar yaşadı. Kimi zaman taraftar çok gerildi, kimi zaman yönetimler.
Deplasmanda Metalist Kharkiv'e 4-1 yenilince Türkiye'ye dönmeden teknik direktör arayışına giden yönetimleri de yaşanan acı tecrübeleri de takip edenler iyi hatırlar. İster hakem İskoç Thomson'un skandal yönetimi diyelim, ister Türkiye-Rusya yakınlaşmasından rahatsız olduğu için aşrı motive olmuş Ukraynalı Dinamo Kiev'in oyunu diyelim, isterse Beşiktaş'ın kötü oyununu gerekçe gözterelim 6-0 Beşiktaş gibi bir takım için çok ağır bir sonuç.. Depresyona sokacak kadar ağır bir travmaydı. Bu yüzden Bursaspor galibiyeti önemliydi. Psikolojik duvarları önce havalimanında sabahın köründe "Başın öne eğilmesin.." diyen taraftar yıktı. Sonra soğukkanlı yönetim tecrübeli teknik kadro... Quaresma'nın olmaması büyük bir eksiklik olsa da Sivok'un son anda sakatlanması Bursaspor için dezavantaja dönüştü. Batalla'nın önünü kesmek için Atina'nın yanına verilen Kaptan Necip bu taktik hamleyi boşa çıkarmadı. Alanı çok iyi kapattı. İlk yarı oyun kadar ve karşılıklı pozisyonlar dengeliydi.
İlk tehlikeli atağı geliştiren Bursa Deniz'le ilk bölümde yakaladığı fırsatı değerlendirse Beşiktaş'ın içinden çıkılmaz bir komaya itebilirdi. Bence kırılma anı buydu. İlk yarının sonlarında Aboubakar dışında kendini bulmuştu...
Beşiktaş 30'dan itibaren seri paslaşmalarla oyunu rakip alana yıkmayı başardı. Gecenin isimlerinden Gökhan Gönül ve Oğuzhan'ın düşürülmesi ile kazanılan iki peneltı da bunun ürünüydü...
Cenk Tosun penaltıları gole çevirerek hem takımını depresyona girmekten, hem de taraftarın gözünde tartışılan Aboubakar'ı bucak sırtından kurtardı..
Son şampiyon 3 puandan ötesini kazandı.
Hem inancını, moralini ve umutlarını tazeledi, hem de son şampiyon sıfatıyla Medipol Başakşehir'e bıraktığı zirveye yeniden oturdu.

UEFA’dan AB tavrı!

Avrupa Birliği'nin son Türkiye tavrından sonra UEFA'da da Türk takımlarına karşı bakış açısı mı değişti?
Futbolu sadece kendi sınırları içerisinde anlamaya ve anlatmaya gayret ederim. Bir maç kazanılır ya da kaybedilir. Hiç bir iddiası kalmamış Dinamo Kiev'in iştahı ve cansiperane mücadelesi bile anlaşılabilir. Ancak İskoç hakem Craig Thomson ve çizgi hakemi Kevin Clancy'nin futbol kurallarını altüst eden penaltı ve kırmızı kararı bütün planları bozdu. Penaltı pozisyonunda geriden gelen ve Beck'e faul yapıp düşüren Gonzalez..
Uydurma bir penaltı. Uydurma bir penaltı yetmiyormuş gibi kırmızı veriyor. 1-0 belki 2-0 döner ama İskoç hakemler darbeyi vuruyor.
Sonrası çorap söküğü...
Beck'in son haftalardaki formsuzluğu mu? Oğuzhan'ın durgunluğu mu, bir goldeki anlamsız hatası mı? Tolgay'ın dağınıklığı mı? Sinirlerine hakim olamayan Aboubakar'ın sorumsuzluğu mu?
Nereden baksan eleştirilecek birçok konu var! Ama bazı kırılma anları vardır, gerisi teferruattır.
Hakemlerin tavrından hissettiğim şu, eksik ya da yanlış da olabilir; "Avrupa'da daha fazla yükselmenizi, puanınızı yükseltip Belçika'yı alta alıp Türkiye'nin iki takımla Şampiyonlar Ligi'nde direk temsil edilmenizi istemiyoruz!"
Benim ilk kez kafam karıştı. Bu yüzden bu dakikadan sonra F.Bahçe de dikkatli olsun... İskoç hakem sirklerde bile verilmeyecek bir penaltı ve kırmızı kartla Beşiktaş'ı bitiriverdi. Yazık çok yazık.
İskoç hakem 'kural hatası yaptım' diyecek değil ya minareyi çalan kılıfını da hazırlar.
Düşerken Beck'in rakibine dirsek attığını iddia eder kurtulur. Beşiktaş için bu dakikadan sonra önemli olan düştüğü yerden kalkabilme becerisidir.

Beşiktaş kârlı çıktı

Gökhan Gönül'ün 11'de çıkarma kararı da çok yerindeydi.

Tribünlerin küfür ve maç boyu ıslıklarına rağmen hatasız oynadı.
Beşiktaş'ın Fenerbahçe ile oynadığı derbiler yıllardır futbol kalitesi olarak zihinlerimizde güzel izler bıraktı. Ancak dün geceki derbi futbol beklentilerimizin gerisinde kaldı. Bunun birinci nedeni, her iki takımın da kendi oyunundan önce rakibi bozan baskı ve hamlelerini ön planda tutmamalı.
Saha ve seyirci avantajına rağmen F.Bahçe'de 10 numaralı mevkide konuşlandırılmış Alper'in birinci görevi Van Persie'ye, Sow'a gol artırmaktan ziyade Atiba'ya baskı kurup Beşiktaş'ın oyun ve pas başlangıcını kesmekti. İşin doğrusu Alper bu görevini çok iyi yaptı. Atiba baskı yiyince Oğuzhan'ın da verimi düştü. Ancak Sow ve Persie yeteri kadar beslenemedikleri için oyundan düştü. Yan toplar ve kanat bindirmeleri galibiyete ihtiyacı olan F.Bahçe'ye yetmedi.
Advocaat'ın bu hamlesi kadar Şenol Güneş'in tercihi de özellikle ilk yarı defans güvenliğini elden bırakmadan hızlı oyuncularla sonuca gitmekti.
Kerim'in oynatılma planı buydu.
Kerim, Darıca maçında takımı tek başına sırtlamıştı. Kararı doğruydu ancak istediği verimi alamadı.
Gökhan Gönül'ü 11'de çıkarma kararı da çok yerindeydi. Gökhan Gönül tecrübesini dün iyi kullandı.
Tribünlerin küfür ve maç boyu ıslıklarına rağmen hatasız oynadı.
Kadıköy'e Beşiktaş formasıyla çıkıp alnının akıyla ayrılarak büyük bir eşiği atladı. İkinci yarı hem Güneş'in Aboubakar-Olcay hamleleri, Advocaat'ın Volkan Şen-Lens hamleleri galibiyet için yapıldı. Ancak çıkan sonuç oyunun güvenliğini bırakmadan, bazen risk almadan galibiyete ulaşamazsın. F.Bahçeli oyuncuların başta Hüseyin Gökçek'e olmak üzere gerginliği, Beşiktaş'ın sakinliği normaldi.
Van Persie'nin Tolgay'ın aşil tendonuna arkadan yaptığı hareket net kırmızıydı.
Hasan Ali'nin de Quaresma'ya yaptığı omuz hareketi ve yere düşerek hakemi kandırması Göçek'i aldattı. Beşiktaş 1 puan aldıysa sakinliği sayesinde aldı. Derbinin kaybedeni F.Bahçe, kazananı Beşiktaş'tır.

Kazanamıyorsan, kaybetme!

Beşiktaş çıtayı ve beklentileri o kadar yukarı çekti ki her seferinde daha iyisini bekler ve talep eder olduk. Süper Lig'in ve içindeki takımların oyun seviyesine bakmadan kendi döngüsünde Beşiktaş'ı değerlendiriyoruz..
Turnuva başlarken; "6 yıl aradan sonra katıldığı Şampiyonlar Ligi'nde Beşiktaş kaç puan toplar?" diye bir soru sorulsa gerçekçi bakan hiç kimseden "4 maçta yenilgi yüzü görmeden, Napoli'de de kazanarak 6 puan toplar" cümlesini duymayı bırakın, bu sonucu bilmeye yaklaşan olmazdı. Ancak Beşiktaş 3-2'lik İtalya zaferinin ardından dün kendi evinde Napoli'yle 1-1 berabere kalarak önemli ve değerli bir iş çıkardı.
İşin ilginç tarafı şu; sol bek gibi değil oyun kurucu gibi oynayan takımın en iyilerinden Caner yok! Umut ışığı Talisca ve joker Necip sakat! Gökhan İnler ve Oğuzhan'ın sakatlık dönüşü maç performansı eksik! Bu kadar aksilik yetmezmiş gibi sol bek başlayan Tosic'te 24'te sakatlanıp yerini zamansız Cenk Tosun'a bırakmaz mı? Bahane ve umutsuzluk adına ne ararsan var! Ancak tam tersi... Taraftarda muhteşem bir inanç ve takıma güven var. Bu da Şenol Güneş'in eseri.
Napoli; dirençli ve tatlı sert oyunuyla orta saha kontrolünü genelde elinde tutmasına ve 7-8 tane sağlı sollu ataklar ve kan çektiren tehlikeli pozisyonlar üretmesine rağmen Beşiktaş taraftarı takıma inancını 1 dakika kaybetmedi ve sahaya pozitif enerji verdi. Quaresma'nın gole çevirdiği penaltı, seyircinin hakettiği bir ödüldü. Penaltı öncesi üst üste bindirmeler, sahada olması gereken ve beklediğimiz görüntüydü. Ancak Hamsik'in 3 dakika sonra gol atması tam bir acemilik örneğiydi.
Bir takım bu tür hatalarla olgunlaşacak, daha da güzelleşecek. Oğuzhan'ın oyuna girdikten sonra orta sahaya kattığı kaliteyi görünce ne kadar özlediğimizi hissettik. "Atiba'nın ilk yarı direkte patlayan şutu gol olsaydı" demeyeceğim çünkü Napoli'nin atamadıklarına saygısızlık olur. 1-1'lik beraberlik bu şartlarda ve bu oyunla çok iyi sonuç... İşin kötüsü (!) Beşiktaş böyle iyi sonuçlar aldıkça beklentiler daha da yukarı çıkıyor.

Hakemi de yendi!

Türkiye'nin herhangi bir bölgesinden bir vatandaşı Napoli'ye getirsen ve bu şehri gösterdikten sonra, "AB'ye girmek ister misin?" diye sorsan yüksek ihtimal yüzde 99 "Hayır" cevabı alırsın. İtalya'nın Kuzey'inin buralara çoktandır burun kıvırdığını duyuyorduk da görünce daha net anladık.
Al şehri, vur San Paolo Stadı'na. Türkiye'de denetimlerde kuş sütü isteyen UEFA sanırım buralarda eksik mesai yapıyor.
Rus hakem Sergei Karasev de bunu fark etmiş (!) olacak ki biri abartma biri uydurma iki penaltıyla oyunu ve emekleri mahvetme yolunu seçti. Baktı ki ilk penaltıyı İnsigne, 53'te gole çeviremedi, 69'da Caner'in Mertens'le mücadelesinde top ceza sahası dışına çıkarken ahlaksızca nitelendirilebilecek bir penaltı verdi.
Türkiye'deki en eyyamcı hakemin bile cesaret edemeyeceği mide bulandıran ağır bir karardı.
Şenol Güneş, 2-2'den hemen sonra Gökhan İnler'i Adriano'nun yerine alırken, Cenk Tosun'u da Tolgay'la değiştirdi. Güneş, baştan beri Necip, Atiba, Tolgay üçlüsüyle önü kapatıp ilk yarıyı zararsız kapatmayı ve ikinci yarı hamle yapmayı planladı. Ancak penaltı golüyle gelen 69'daki 2-2'ye kadar oyunun dengesini bozmak istemedi..
Aboubakar'ın 86'da kendi hesabına ikinci, Beşiktaş adına üçüncü golü, ilahi adalet içeriyordu. Eyyamcı Rus hakeme tokat gibi bir cevap niteliğindeydi. Aboubakar, attığı iki golle Şampiyonlar Ligi'ndeki kalitesini herkese gösterdi. Kara Kartal, Napoli'yi hakem Sergei Karasev'le birlikte San Paolo'nun çimlerine gömdü. Ancak ben size kameraların göstermemiş olduğunu tahmin ettiğim daha önemli bir enstantaneden bahsedeceğim.
53'te İnsigne'nin penaltı vuruşunu Fabri çıkarıyor... Takım kaptanı Tolga, o an kulübeden fırlayıp arkadaşını alkışlıyor.
Başarıya giden yolun tarifi iki yerde gizlidir. Kulübede ve bir takımı oluşturan yüreklerde...
Yolun ve bahtın açık olsun Beşiktaş..

Ömer’den 3 puan!

Şampiyon Beşiktaş'ın geçen seneki oyununun zihinlerdeki tadı, tazeliğini koruyor. Doğal olarak geçen sene ile bu sene arasındaki olumsuz değişim kıyaslamayı da beraberinde getiriyor. Aceleci de davranıyor olabilirim ancak milli aradan sonra Kayseri deplasmanında net anlamlandıramadığımız bir sistem ve rotasyonla Beşiktaş'ın eski görüntüsünün hala çok gerisinde olduğunu gördük... Beşiktaş, geçtiğimiz sezon temposuyla ve Barcelonavari seri paslaşmalarla baş döndürürdü bu sezon kadro rotasyonuyla.. Şenol Hoca "Dizilişin önemi yok, önemli olan oyuncuların performansı" dese de bu görüşü desteklemeyen bir dağınıklık var. Sadece kafası karışan bizler olsak, gülüp geçilebilirdik ancak oyuncuların kafasının karışması, kendi pozisyonlarını yadırgamaları, ya da yadırgıyor görünmesi önemli bir sorun.
Beşiktaş geçen yıl takım oyunu oynuyordu. Bu sene oyuncuların bireysellikleri ön plana çıkıyor.. Ortada Necip, Atiba ve Tolgay üçlüsüyle çıkmak forvette Cenk- Aboubakar ikilisini aynı anda sahaya sürmek gol getirme garantisi vermiyor. Böyle bir tercihte bu ikiliye kim nitelikli top taşıyacak sorusuna Güneş; Caner ve Beck'i düşünmüş olabilir ama ne onların ne de takımın yeterli pratiği yok. Rotasyonlar yüzünden tempo düşüyor, paslaşma zayıflıyor. Teponun düşüşünde hakemin de etkisi vardı. Beşiktaş rakibi hataya zorlayamadığı, kimseyi şaşırtmadığı için sonuca gidemiyor.
Quaresma ve Ömer'in getirdiği hareketlilik Beşiktaş'a hak ettiğini aldırdı. Ömer'in golünde Kayserispor'un hatası olmasa bu maç berabere bitebilirdi. Başa dönersek: Beşiktaş kazanıyor ancak organize, takım futbolu oynayarak ve rakibi ezerek değil...