CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

Hakemlerin binası onarım tutmaz

Kayserispor, Fenerbahçe'ye de aynı şekilde oynadı, Galatasaray'a da. Fenerbahçe'den 4 yedi, Galatasaray'dan ise 6. İstanbul'da büyük takımlarla oynuyorsan bu taktik işe yaramaz. Ailece hücuma kalkmayacaksın; adam yakaladı mı yapıştırır golü. Maalesef maçın ilk yarısına hakem Mustafa Kürşad Filiz damgasını vurdu. Bir pozisyon var, önce Galatasaray'ın aleyhine faul verdi, sonra Galatasaray lehine penaltıya döndü, Kayserisporlu Hosseini'ye kırmızı kart çıkardı. Ondan 5 saniye önce bir pozisyon var , 'acaba ona mı verdi' dedik ilk önce ama pilot kameradan ona vermediği ortaya çıktı. İlk yarı biterken bu sefer Kayserispor hücumunda Nelsson çok net rakibini indirdi.K esinlikle kırmızı kart olması gerekir, ama hakem devam ettirdi. VAR devreye girdi, sonuç değişmedi, ne konuştukları meçhul. Her maçta hakem var. Olması da normaldir çünkü bu hakem olayı öyle 3-5 ayda çıkan bir olay değil. Bu alemin temeli çürük! Bu hakemlerin binası onarım tutmaz. Kentsel dönüşüme gitmeli.
Galatasaray, rakibinin arka tarafını yakaladı, doğru zamanlarda doğru paslar yaptılar. Alan boşaltıp oraya adamlarını soktular ve maçı farka götürdüler. Kendileri de zevk aldı, seyredenlere de zevk verdiler. Zaten kendin oynarken zevk alıyorsan olay bitmiş demektir
Maçtan önce otel polemiği vardı. Gereksiz işler. Eğer bir takımı, bir futbolcuyu ya da antrenörü bu tip işlerle satın al-a caksanız yazıklar olsun! Yalnız bu konuyu ben bir espri ile sonlandırmak isterim. Bakın bunu sakın ciddiye almayın, böyle bir şeyin olması tabii ki imkânsız. 'Bence Galatasaray Başkanı'nın otelinde Kayserispor değil, hakem kalmış.' Bir kez daha vurgulayayım, bu bir espridir.

Bir rezalete doğru gidiyor!

F.Bahçe kadrosunu okuyunca teknik direktörün seyirciye inat iki ismi ilk 11'de çıkarttığını gördük. Siz bunu yaparsanız, ben de bunu yaparım dedi. Aslında güzel bir davranış ama o sahip çıktığı futbolcular bu jeste karşılık veremediler. İlk yarıda F.Bahçe, topu daha fazla kullanıyor gözüktü, aslında ikinci yarıda da öyle gözüktü. İlk 45 dakikada F.Bahçeli oyuncuların kafa yapısı ve vücut dilleri küskündü. Yani "Ya bu nasıl iş böyle" diye oynuyorlardı veya yalandan mücadele ediyorlardı. Karagümrük kontrataktan yakaladığı bir iki pozisyonu kaçırınca sarı-lacivertliler, "Arkadaşlar bu iş böyle olmaz, biraz mücadele edelim" dediler. İkinci devre yapılan değişiklikler de takıma hava getirdi. F.Bahçe'nin beraberlik golü, hazırlanan bir gol değil, çok güzel bir tek vuruş golü. Ama o golden sonra sarı-lacivertli oyuncular dediler ki; "Biz berabere de kalsak mağlup da olsak aynı. Şu maça biraz daha asılalım." Nitekim Arda'nın girmesiyle F.Bahçe topları daha iyi kullanmaya, rakibe karşı daha tehlikeli olmaya başladı. Hakem Abdulkadir Bitigen maçı çözecek bir hakem değil. Oyun giderse o da götürüyor. Bir penaltı pozisyonu var Valencia'nın. Hakem göremeyebilir, VAR (Emre Malok) baktı, penaltı olmadığına karar verdi. Pozisyon gri miydi yoksa siyahbeyaz mı? Çağırması gerekirdi. Sen çağır, maçın hakemi karar versin. Maçı sen mi idare ediyorsun, maçın hakemi mi? Maalesef bu işler Türkiye'de artık tam bir rezalete gidiyor. Her kafadan bir ses çıkıyor, maç oynanırken kural değişiyor. Hem de maçta değil TFF'de.

Jorge Jesus artık kalmaz

Fenerbahçe için sezonun en kilit maçı… Yenerlerse yarışta iddia devam edecek. Beşiktaş için ise ikincilik şansı. 90 dakika boyunca maç önce Fenerbahçe'ye geldi. 1-0 öne geçtin, penaltı kazandın, penaltı ile beraber rakip 1 kişi eksildi. Atsan maç bitecek. Ama işte futbol öyle bir şey ki; işler hesap ettiğin gibi olmuyor. Beşiktaş, 10 kişi kalmasına rağmen direnç göstermeye başladı. Sarı-lacivertliler bu direnci kıramadı. Bir de 'hücum edeyim' derken, yaptıkları inanılmaz defans hataları ile peş peşe golleri yediler.
Sahanın yıldızı Redmond! Attırdıattı- attırdı! Sarı-lacivertliler, teknik olarak kenardan iyi idare edilmedi. En lazım olduğu maçta geminin kaptanı Jesus geminin başında değil. Aboubakar, maçın kötülerinden. O kötü oynadı ama Cenk ortaya girerek onun yokluğunu hissettirmedi. Çok etkili oldu. Zaten Cenk kenarda etkili olamıyor. Mutlak ortaya girmesi lazım. Ama o zaman da ya kendini ya Aboubakar'ı bozuyor. İyi oynayamayan Aboubakar, fırsatı yakalayınca 4. golü yapıştırdı.
Halil Umut Meler, temaslı oyuna izin veren bir hakem tipi. Nitekim bu maçta da çok sayıda pozisyonu oynatmaya çalıştı ama Fenerbahçe'nin Arda ile kazandığı ilk penaltıda hatalı karar verdi. Arda'ya en ufak hareket yok. Rakip, Arda'nın önüne ayağını koyuyor, daha koyarken Arda öteki ayağı ile çimleri tırmıklamaya başlıyor. VAR niye devreye girmedi anlayamadım. VAR bu pozisyonlar için var. Orada oturup para almak için değil. Bu psikoloji ile F.Bahçe'nin şampiyonluktaki işi bayağı zor. Çünkü seyirci de hem yönetime hem takıma isyan bayrağını açtı. Jorge Jesus gidecek mi kalacak mı tartışmaları herhalde bu maçtan sonra biter, Jesus da gider!

Hakem tedirgindi

86. dakikaya kadar gol olmamasına rağmen heyecanlı bir maç izledik. Çok pozisyon yoktu, bol ikili mücadele vardı. Topla daha fazla oynayan Galatasaray olmasına rağmen Adana Demirspor akıllı oynadı. Çok iyi alan savunması yaptılar. Birbirleriyle fazla açılmadılar, Galatasaray'a fazla pozisyon vermediler. Maç o hale geldi ki iki taraf da kazanabilirdi ve ben bu satırlara geldiğimde Galatasaray golü buldu. Bu maçta şu gözüktü; Galatasaray, Konya yenilgisinden sonra psikolojik olarak bayağı yara almış. Tabii arkadan kovalayanlar yaklaşınca psikolojik baskı başlar. Bu da sahaya yansıdı. Adana Demirsporlular aldıkları topları biraz daha dikkatli kullansalar, maç farklı olabilirdi.
maç Galatasaray için çok önemli, neden? Çünkü ertesi gün oynanacak Fenerbahçe-Beşiktaş maçı var. Midtsjö'nün golüyle bu stresi derbi öncesinde şimdilik üzerlerinden attılar.
Tabii hakemin de üzerinde büyük baskı vardı. Zaten tedirgin maç idare eden bir hakem. Bu maçta iyice tedirgin gözüktü. Sarı kartlar vardı, kırmızı olmadı ama bence Emre Akbaba'nın yaptığı hareketin kırmızı olması gerekirdi. Çünkü Emre topa müdahale etse de direkt rakibe geliyor. Hadi hakem öyle değerlendirdi, peki VAR'a ne demeli bilemem. Bence gri pozisyon değildi. Hakemin G.Saray lehine verdiği penaltı kararı da doğruydu.
Midtsjö'nün attığı şu gol için şu cümleyi yazabiliriz; altın vuruştu, altın goldü, belki de Galatasaray'a lig şampiyonluğunu getirecek. Çünkü aksi olsa çok farklı senaryolar çıkacaktı ortaya.

Hakemin sorunu!

İlk devre Konyaspor'a göre Galatasaray daha derli toplu, daha da etkili. Konyaspor ise bu bölümde Galatasaray'a karşı tepki gösteremiyor. Sarı-kırmızılılar bu devreyi 1-0 önde bitiriyor ama daha önceki maçlardaki Galatasaray var mı sahada? Yok.
İkinci yarı, bu sefer sahaya hakim olan taraf Konyaspor. Çok tehlikeli akınlar yapıyorlar fakat son pasları iyi kullanamıyorlar. Galatasaray ikinci yarıda bir türlü orta sahayı ele geçiremiyor ve çok etkili Konyaspor ataklarına karşı koymakta zorlanıyorlar. İlk yarıyı tamam Galatasaray önde kapattı ama verilen pozisyonlara göre ikinci yarı Konyaspor çok daha etkiliydi ve iki gol buldu. Galatasaraylı oyuncular fazla havaya girmişler. Yani "Biz ismimizle bile oynarız, yeter" havasındaydılar. Ama maalesef futbol öyle bir oyun değil!
Mesela İcardi dün gece ismi de yoktu, ruhu da yoktu... Galatasaray'ı oynadığı sürece eksik oynattı. Sarıkırmızılıların en etkili oyuncusu Barış Alper'di. Konyaspor'a tepki gösteren tek adam oydu sahada. Okan Buruk onu neden oyundan aldı, anlayamadım.
Hakeme çok fazla iş düşmedi. Hakemin yaptığı en büyük hata ise topun önünde kalıp, futbolculara ve oyuna müdahale etmesiydi. Maalesef çok Türk hakemi bu hatayı yapıyor.
Bu maç, seri bitirme açısından enteresandı. Galatasaray'ın galibiyet serisini bitirdi, Konyaspor'un da mağlubiyet serisini!
İlk yarıda Galatasaray, Konyaspor'a göre bir tık öndeydi. İkinci yarıda Konyaspor ise Galatasaray göre 3 tık önde oynadı. Bu da tabelaya yansıdı.

Ayağı kaydı, kırmızı yanlıştı

Türkiye'de bu yıl oynanmayan sürelerin 90 dakikaya ilavesi eski yıllara göre doğru oluyor… Ama maalesef bir işi doğru yaparken başka bir şeyi yapmıyoruz. Mesela neyi? Devre araları bazen 18, bazen 19, bazen de 20 dakika sürüyor. Dünkü maçın devre arası saat tuttuk 18 dakika sürdü.
Bir pozisyon var; Başakşehir gol attı, pozisyonun çıkışı ofsayt. Tabiri caizse kıl payı filan değil kabak gibi. Buna ne kadar baktılar biliyor musunuz? VAR ve AVAR'da net bir dakika… Bizde sahada oynanan futbol da ağır çekim, VAR'lar da AVAR'lar da ağır çekim. Al birini vur ötekine.
Kırmızı kart demek; infaz demek. Bir takımı 10 kişi bırakıyorsun. Eğer netse 'Tamam.' Ama 'Acaba' varsa o takıma yazık oluyor. Mesela dün gece olduğu gibi… Januzaj'ın ayağı kaydı, kendini durdurma ve toparlama şansı yoktu. Rakiple çarpıştı. Hakem görüyor, pozisyona avantaj uyguluyor ama sonra VAR diyor ki; "Gel bir bak." Sonra kırmızı çıkıyor. Mete Kalkavan'ı FIFA yaptılar, yurt dışında hem de alt kademede bütün idare ettiği maçlarda kötüydü. FIFA buna maç vermemeye başladı. Hem de çok altlardan. Federasyon da mecburen FIFA kokartını aldı ama hâlâ maç yönetiyor. Bu ve bunun gibi hakemlerin bazılarını geçen komite görevden aldı. Sezon sonunda bir operasyon daha vardı ama bu durduruldu. Hatta mecburen ayrılan hakemlerin bazılarına Başakşehir Başkanı, sahada çiçekler verdi. Onun için de bazılarının konuşmaya ve ağlamaya hakları yok.
Aboubakar şahsi becerisiyle bir gol attı. Defansın da kalecinin de hatası vardı. Beşiktaş bir ikinci gol attı, net kaleci hatası vardı. Uzun süre 10 kişi oynayan Başakşehir, siyah-beyazlılara göre daha iyi top çevirdi, daha anlaşarak oynadı. Ama eksik oynamaları çok şeyi değiştirdi. Bunun yanında Emre'nin yaptığı bayağı büyük bir rotasyon da vardı. 10 kişi oynayan takıma Beşiktaş'ın bu tarz futbol oynamaması gerek. Beşiktaş yendi tamam ama ilerisi için maalesef iyi sinyaller vermedi.

Hakeme fazla iş düşmedi

Güzel bir maç olacak zannettik ama olmadı. Galatasaray bıraktığımız gibi çıkmadı. Kasımpaşa'da da fazla bir şey olmayınca vitaminsiz bir maç oldu. İlk 40 dakika bu maçta hiçbir şey yok. Galatasaray topla oynuyor görünüyor ama hikâye. Daha sonra zorlana zorlana 2 pozisyon var İcardi ile yakalanan, onlar da aman aman pozisyon değil Galatasaray lehine
İkinci yarı, yeni transfer Zaniolo girince biraz kıpırdanma oluyor. Nitekim o arada da bir gol çıkıyor. Golü yedikten sonra Kasımpaşa biraz kımıldıyor. Ama onlar da hücumda vitaminsizler. Galatasaray geçtiğimiz yıllarda böyle tek farklı önde götürdüğü maçlarda gol yiyerek zor pozisyonlara düşüyordu. Onun için bu maçta sonlara doğru gol yememek için topyekûn mücadele ediyorlar
Şu bir gerçek; ne kadar iyi antrenman, ne kadar fazla hazırlık maçı yaparsan yap, gerçek karşılaşmanın sana verdiği maç gücünü ve havasını bulamazsın. Nitekim bu Galatasaray'da net şekilde göründü. Mertens'in olmaması da Galatasaray'ın ritmini düşürmüş. Onun için 'Oyunu yavaşlatıyor' diyenler, dünkü maçı bir kez daha izlesinler. Mertens'li Galatasaray ile Mertens'siz Galatasaray arasındaki farkı görürler.
Şu da ayrı bir gerçek. Büyük takım küçük takım olayı yavaş yavaş Türkiye'de kapanıyor. Onun için de 'yarım sıfır' da önde olsan, bu maçı bitirmeye gayret edeceksin. Çünkü yarım sıfıra da kazanılan bir üç puan var. Bazı yorumlarda Galatasaray'ın galibiyet rekoru kıracağı söyleniyordu. Ortaya konan bu futbolda 'onun da tesiri var' söylemini kabul etmiyorum.
Hakeme fazla bir iş düşmedi. Sadece ikinci yarının başında Torreira'nın, Tirpan'a yaptığı müdahale sonrası gördüğü bir sarı kart var. Kırmızı olur muydu, tartışmaya açık.

Arda bu hareket sana yakışmadı

Kayserispor için aman aman önemi yok bu maçın, ama sarı-lacivertliler için öyle değil. Alınacak bir mağlubiyet ya da beraberlik böyle bir yarışta belki puan olarak çok fark etmez ancak psikolojik olarak çok fark eder. Kayserispor da dirençli bir takım. Fenerbahçe de fizik olarak kötü değil. Fakat Fenerbahçe'nin kadro yapısı Kayseri'ye göre daha kaliteli. Zaman ilerledikçe Jesus'un yedek kulübesi maça farklılık getirmeye başladı. Sarı-lacivertliler, özellikle ikinci yarıda iyi top yapınca Kayserispor'un direncini kırd.ı İkinci golü bulunca da bayağı rahatladılar. Fenerbahçe, daha iyi bir oyun oynayabilir mi? Oynayabilir ama bir tık daha farklı oyuncular lazım.
Arda ilk 11'de başladı, güzel. Jesus, ikinci yarının başında oyundan alır zannettim ama 60'da aldı. O da tamam. Ama Arda'ya bir çift lafım var. Çok kabiliyetli bir çocuksun, taraflı tarafsız herkes seni seviyor. Ancak sakın dün akşamki penaltı aldatmacasını bir daha yapma. Zaten 'Yapayım mı yapmayayım mı? kararını veremedin. İkisini de yapamadın. Eksi puan aldın. Hele bu yaşta bir futbolcuya (Özellikle de fit bir futbolcuya) bu tarz hareketler yakışmaz, kulağına küpe olsun. Belki bir penaltı kazanırsın ama çok şeyini kaybedersin. Bazı abilerin bunu göstere göstere yapıyor, kazananlar da var. Sen o tuzağa düşme.
Hakem Atilla Karaoğlan için zor maç olmadı. Gördüğünü çalmaya çalıştı, oyunu çomaklamadı. Herhalde yaptığı büyük hatadan ders almış olacaktır. Zaten herkes için hayatta ders almak var. Ama şu da var tabii; hatayı yapana cezayı verme-z sen, o yapan yine hata yapar. Ama Atilla Karaoğlan ve Erkan Özdamar olaylarında federasyon iki hakeme de bir müddet ceza vererek doğrusunu yaptı.