CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

Ya takımda İcardi olmasaydı!

Maç başlıyor, Galatasaraylı futbolcular çok rahatlar. Bu seyircinin önünde 'Biz Ümraniye'yi yeneriz' havasındalar. Aradan bir yarım saat geçiyor, Ümraniye, Galatasaray'ı hani halıyı ipe asarsın da sopayla döversin ya resmen öyle dövüyor. İnanın, bu yarım saatte beş fark yapardı, inanılmaz goller kaçırdılar.
Galatasaray ilk yarı defans olarak çok kötü… Sol tarafı resmen koridor oldu. Oradan gelen bütün toplarda ya gol oldu ya kaçtı… İki-üç haftadır çok iyi olan Barış'ın on birde başlamaması hata… Bir de Barış her yerde, hem rakibe basıyor hem topa, rak-i bi de yıpratıyor. Galatasaray'da dün ilk 45 dakikada bu yoktu. Sonra ikinci yarı orta sahayı ele geçirdiler. Daha sonra da Avonou'nun ikinci sarı karttan atılması Ümraniye'nin gardını düşürdü. Anlamak mümkün değil. Pozisyon orta alanda, rakip geçse ne olur? Ama senin sahada kalman önemli. Vakit ilerledikçe haliyle Ümraniyespor'da yorgunluk başladı, kolay değil 50 bin kişinin önünde ve Galatasaray'la oynuyorsun. Şu bir gerçek, İcardi olmasa Galatasaray ne yapar? Bence çok zorlanır. Çünkü adamın her tarafı futbolcu, hem takımı rahatlatıyor hem vuruşları çok iyi. Şunu diyebiliriz dün gece Galatasaray ipten döndü. Ama Okan Buruk ve futbolcularının bu maçtan büyük ders çıkarmaları ve aynı hataları yapmamaları gerekir. Eğer şampiyonluk iddiasına devam edeceklerse..
Genç hakem Cihan Aydın gördüğünü çalmaya gayret etti. Bu tarz seyircinin önünde bu tarz maçlara alışık olmayan hakem için iyi bir not. Zaten gençleri çıkarmak lazım. Çünkü eski kaşarlardan hem kulüpler bıktı hem de taraftarlar…

İcardi çok zeki

90 dakika boyunca Antalyaspor, Galatasaray'a teslim olmadı. Elinden geldiği şekilde ve müddetçe iyi mücadele ettiler. Kolay değil, bu kadar seyircinin önünde hele bir de rakibin Galatasaray olunca.
Sarı-kırmızılılar ilk yarı çok etkili olamadı. O beklenen hareketleri yapamadılar. Çünkü Antalyaspor onlara bu imkanı vermedi. Alanları iyi kapattılar, çabuk çıktılar, Galatasaray defansına zor anlar yaşattılar. Tabii Galatasaray'ın iki büyük silahı var. Biri Muslera, biri İcardi... Atan ve tutan misali. İcardi yine müthiş bir gol attı. Adam ayaklarına da hakim, kafasına da. Yalnız kafanın o vuruşu değil içindeki zekası da mükemmel. Hem rakipten önce düşünüyor hem de kendi arkadaşlarından. Tabii rakibi bir kenara bırakalım, kendi arkadaşları onun ne istediğini bazen anlayamıyorlar. Bu onu sinirlendiriyor. Bunu hissediyorsunuz ama herhalde diyor ki, "Ne yapalım şartlar bu". Yanında kendi ayarında 3-4 futbolcu olsa İcardi, çok daha faydalı olur.
Antalyaspor 5 eksikle sahaya çıktı. Eksik oyuncuları da bayağı iyi. Ama bir oyun şekilleri, oyun planları var. Düşme hattında olmayı hak etmeyen bir takım. Ama futbol bu! Puan cetvelinde buralarda mücadele edersen işin kolay olmaz. Rahat hareket edemezsin.
Hakem Ali Şansalan'a fazla bir iş düşmedi. Bazı pozisyonları iyi devam ettirdi ama sonlara doğru sık düdük çaldı. Nedeni basit: Fizik olarak hazır değil. Koşamayınca oyunu durduruyor. Bu da önde tutan takımın işine geliyor.
Galatasaray'a verilen tribün cezası adeta ödüle dönüştü. Hiç boş yer yoktu. Cezalı olanların yerlerini doldurdular.

A.Gücü’nün gol iptali, inanılır gibi değil

İlk yarısı durgun bir maç… Konya'nın erken golü var, Beşiktaş haraketli değil, Konyaspor her zamanki defans oyununu iyi yapıyor. Ama ikinci devre iki taraf için de hareketli geçti. Yani güzel bir 45 dakika oldu. Kestirmeden anlatmak lazımsa maçın hakkı beraberlikti. Kim kaybederse yazık olacaktı, Konya'ya yazık oldu. Kaçırırsan son saniye golü yiyip üzülürsün. Büyük takımlarla oynarken 1-0 öne geçmek avantaj değil, ikiyi bulacaksın. Hele o takımla İstanbul'da oynuyorsan 3'ü bulacaksın. İki takım da çok top kaybetti. Belki de maçın heyecanı bundan oldu. Kalite var mıydı? Bence yok. Heyecan var mıydı? Süper… Geçen haftanın kahramanı Beşiktaş kalecisi Mert, öyle bir hata yaptı ki ilk dakikada akıl almaz. Bu şunu gösteriyor; kendine güven ve futbol ukalalığı. Üstüne gelen bir topu defans oyuncusu o tarz stop etmez. 5-6 dakika sonra aynı top geldi. Nasıl stop edilecekse öyle müdahale etti. Konyasporlular çok üzüldüler ama üzülmesinler, yaptıkları hatalara baksınlar. Maçın hakemi Abdulkadir Bitigen çok iyi bir hakem değil… İdare ediyor maçı, yönetmiyor. Zaten yönetme kabiliyeti yok. Ama dün aynı saatte bir Adana Demir-Ankaragücü maçı seyrettim, Ankaragücü'nün bir gol iptali var, inanılır gibi değil. Hakemin soyadı Şeker (Burak)… Babası eski hakem (Adnan Şeker). Bir kardeşi var o da Şeker (Yalçın). Yani Şeker A.Ş… Belki federasyondakiler görür.

***

TRABZONSPOR ALTIN DEĞERİNDE 3 PUAN ALDI

Trabzonspor, ilk 45 dakika çok iyi kavga etti, çok iyi mücadele etti ve çok iyi yardımlaştı. Maçın hakimi onlardı. Yine bir kaleci hatasıyla öne geçtiler. İkinci yarı yine eski Trabzon'a döndü. Arkada pas yapan, hücuma çıkamayan, pres yiyen ve devamlı defans oyuncularıyla rakibin mücadele ettiği bir oyun oldu. İşin enteresanı Trabzonspor ikinci devrede devamlı oyuncu değiştirirken Başakşehir müdahale etmedi. Bence Emre, burada hata yaptı. Çünkü Trabzon'da yorgunluk vardı, ve sürekli oyuncu değiştirdi. İlk yarıda Trabzonspor'un seyircisi, coşkuluydu. Ama ikinci devrede takım kıpırdamayınca onlar da sustular. Aslında seyirci o anda takıma lazım. Orada takımını iteceksin. Oturup oturup fazla ses çıkarmadan maç seyrediyorlar. Bazen ben bu teknik adamaları anlamıyorum. Rakip baskı yapmış, sahada pres yiyorsun ve çıkamıyorsun. Artık o son dakikalarda Hamsik'i koyacaksın, takımı rahat ettirsin. 6 puanlık bir maçtı. Konya'da Beşiktaş altın değerinde bir 3 puan aldı, bu maç da Trabzonspor…

Hakemin yaptığı en büyük hata...

Galatasaray'da sahaya çıkan kadro ufak ufak şekilleniyor. Birbirlerini iyi tanımaya başladılar, onun için de rahat oynuyorlar. Tabi burada önemli olan; rakipleri Galatasaray'a karşı nasıl oynayacak?
Eğer Galatasaray'a karşı hücum oynarsan, sarı-kırmızılılar senin arka tarafına kolay ulaşır. Bu durumda da iyi işler yaparlar, çünkü akıllı ve çabuk adamları var. Böyle bir takıma karşı 30-35 metrede takım olarak iyi defans yapacaksın, aldığın toplarla çabucak çıkacaksın, o zaman pozisyon yakalayabilirsin.
Hatayspor dün bunu yapmaya çalıştı ama yapamadı. Çünkü ellerinde İcardi ayarında bir futbolcuları yoktu. İcardi ne mi yaptı? Net iki gol attırdı… Galatasaray'ın attığı ikinci golde İcardi araya öyle bir top bıraktı ki sol açıktaki arkadaşına, bütün defans oyundan düştü. O gelen topu da Dubois çok güzel ortaladı, Mata'ya sadece kafayı vurmak kaldı.
Yani; 100 üzerinden değerlendirecek olursak golün yüzde 50'si İcardi'nin, yüzde 30'u ortayı yapan Dubois'in, yüzde 20'si ise topu filelere gönderen Mata'nındı.
İkinci yarı başladı, Galatasaray tempoyu düşürdü. Haliyle de Okan Buruk'a oyuncu değişikliği yapmak kaldı. Biraz daha evvel yapsa daha iyi olurdu bence. Mesela dün İcardi'yi sonuna kadar çıkarmadı Buruk... Neden? Futbolculara en iyi kondisyon tamam, idmanla olur ama maçta bu tavan yapar. Buruk da İcardi'yi dün böyle kullandı.
Hakeme gelecek olursak; yeni yeni sahne almaya başladı. Ufak tefek faul olabilecek pozisyonları oynatarak iyi yapıyor. Yerde yatanlara bakmıyor bile, bu da güzel. Bir pozisyonda arkadan çeken oyuncu için sarı kartına başvurabilirdi ama vermedi. Hakemin en büyük hatası, topun önünde oynuyor, gerisinde oynamıyor ve futbolcuların pozisyonlarını engelliyor. Sonra da pozisyondan kaçmak için uğraşıyor.

Bu takım ölmüş, ağlayanı yok!

Dakika 79… SABAH gazetesinden maçın yazısını alacak arkadaş beni aradı. "Hocam artık yazıyı yazalım maç 4-0" dedi. Ben de kendisine dedim ki "Biraz bekleyelim, bu maçı 5-4 Trabzon kazanır!" Yazıya başladığımızda Alanya hücuma kalkmıştı, topu sol tarafa açtılar, oradan gelen Alanyalı oyuncu beş yaptı. Size bir şey söyleyeyim mi; maç 1-0 ve dakika 79 olsaydı yine de Trabzonspor'un bu karşılaşmayı çevirme şansı yoktu. Neden?.. Çünkü Trabzonspor'un dün akşamki takımı ölmüş, ağlayanı yoktu. Yani bir takım düşünün, üzerine ölü toprağı atılmış, hiçbir şekilde maçta kavga etmiyor, mücadele etmiyor, yalandan top çeviriyor. Beş metre ileri gidiyorlar, 15 metre geri gidiyorlar. Bir laf vardır, müsabakadan sonra konuşan futbolcular, 'Bu maç bitti, önümüzdeki maça bakalım' derler. Bence bordo-mavililer önümüzdeki maça değil önümüzdeki seneye baksınlar. Bir yerde hata var ya da bir şeyler yanlış gidiyor. Peki neden? Bunun iki sebebi olabilir… Önce Abdullah Avcı, sonra Trabzonspor Başkanı… Trabzon'un ruhunda böyle futbol oynama hakkı yok. İnanın Trabzon'un amatör kümesinden bir karma çıkarın dünkü takımdan daha iyi mücadele ederdi. Bunun da mutlaka bir sebebi var. Alanyaspor fazla bir iş yapmadı, futbolun gereğini uyguladılar. Yani bu hezimeti ne zemine ne de hakeme bağlama şansın yok. Trabzonsporlular aynaya bakacaklar, hata nerede bulacaklar. Adana il sınırı diye bir kebapçı vardır. Güzel kebap yaparlar… Trabzonspor, önce Antalya'dan 5 yedi, sonra Alanya'dan… Burada da Trabzonspor için Antalya il sınırı oldu. Yani Antalya il sınırında Trabzonspor'u kebap yaptılar.

Tüm kartları doğruydu

Dünya Kupası başlamadan önce Fenerbahçe araya yenilerek girmişti. Yine eksik kalmıştı. Fakat daha iyi mücadele ediyorlardı. Dün geceki Fenerbahçe kendi futbolunu oynamadı. İki yarı iki takım da birbirlerine yoklama macunu attılar. Ortaya kötü futbol çıktı. Haliyle skor da kötüydü.
İkinci yarı Trabzonspor biraz istekli başladı. Beraberlik de yaramıyordu ona... Hele mağlubiyet hiç yaramayacaktı. İlk yarıdaki görülen sarı kartlar, aslında teknik adamlar için uyarı niteliğindeydi. Ama Jesus bu konuda geç kaldı. O geç kaldı, takımı da eksik kaldı. Ondan sonra ipler olduğu gibi Trabzonspor'un eline geçti. Abdullah Avcı, 1-0'ın üzerine doğru değişiklikler yaptı. Takımını diri tuttu. Özellikle defansa çekilmediler. Djaniny gibi süratli adamları da oyuna alınca, Fenerbahçe defansında iyi pozisyonlar yakalamaya başladılar. Dün gece Fenerbahçe kendi oyununu oynayamadı. Yani oyuncusu atılana kadar sanki 'Trabzon'dan bana beraberlik kafi gelir' havasındaydı.

ARTIK DAKİKADAN KAÇMIYORLAR
Nihayet maçlarda oynanmayan süreler doğru gösterilmeye başlandı. Bu dönemden önce; hakem 2-3 dakikayı gösteriyor, maçtan kaçıyordu. Ama doğrusu bu...
Hakem Halil Umut Meler'in gösterdiği kartların hepsi doğruydu. Tesir altında kalmadı. Vücut dili iyiydi, sakindi. Futbolcularla fazla konuşmadan rahat maç yönetti. Trabzonspor- Fenerbahçe maçları zor maçlardır. Her hakem altından kalkamaz.

Serdar Aziz+Pedro: 2-F.Bahçe: 1

F.Bahçe'nin maçları keyif veriyordu. Nasıl? Yiyordu ama fazlasını atıyordu. Bu sefer attığından fazlasını yedi! Ali Koç yakında bir beyanat verdi… "Fazla havaya girdik, bu iyi değil" demişti. Dün çıktı meydana. F.Bahçe'nin oyun taktiği; baskı yapmak, topu kapıp çabuk hücum etmek. Baskıyı hep beraber yapıp dikkatli olacaksın. Faul yapmayacaksın. Bu baskıyı tek tek değil grup olarak yapacaksın. Yoksa rakip, yakaladığı her topta tehlike yaratır. Giresun biraz dikkatli olsa 3-4 yapardı. Dün akşamki netice liderliğe giden takımları iştahlandırdı. Tamam, F.Bahçe şu ana kadar Başakşehir ile birlikte en fazla maç yapan ekip. Kadrosu da iyi. Ama çok etkili adamlar bir anda olmayınca işler ters döndü. Bir de şu var; Serdar Aziz… Bazen çok iyi işler yapar, bazen de dağlara taşlara... Dün gece ikincisini yaptı. Giresun'un iki golünde de o var. Bir de utanmadan, sıkılmadan maç sonu hakeme kafa tutuyor. Hakem genelde doğru karar verdi. Ama maç sonu Serdar Aziz'e sarı kartı yapıştırması gerekirdi. Giresunspor'un oyun anlayışı ve mücadele gücünü tebrik ederim. Ama şunu da yazmadan geçemeyeceğim. Serdar Aziz+Pedro: 2-F.Bahçe: 1.

***

GALATASARAY RÜŞTÜNÜ İSPAT ETTİ

Dün gece Medipol Başakşehir karşısında bu sezonun en iyi Galatasaray'ı vardı sahada. Sarı-kırmızılıların zaten bireysel olarak iyi bir kadroları var. Ama henüz takım olmamışlardı. Dün gece takım olma rüştünü de ispat ettiler. Fenerbahçe'nin mağlubiyeti onları daha da kamçılamış. Her şeyiyle Galatasaray iyi futbol oynadı. Takımda sırıtan bir oyuncu yoktu. Yardımlaşma üst düzeydi. Çok iyi baskı yaptılar. Fizik olarak da iyi duruma gelmişler. Hayliyle de Medipol Başakşehir gibi bir takıma tonla gol attılar. Karşılaşmanın hakemi Atilla Karaoğlan da maçı iyi yönetti. Ortaya müthiş bir skor çıktı. İnşallah Galatasaray da Katar'da düzenlenecek olan Dünya Kupası'ndan sonra bu futbolu oynamayı sürdürür ve Süper Lig liderliği için güzel bir mücadele olur. Türk futbolu böyle bir mücadeleyi çok özledi. Zemin iyi olunca futbolcuların kalitesi de ortaya çıkıyor ve futbol keyifli oynanıyor.

İkinci sarı yanlıştı

Güzel, mücadeleli bir maç oldu. 11'e 11 oynansaydı daha iyi olurdu. Batshuayi'nin 2. sarı kartı bence sarı değil çünkü öyle bir pozisyonda sarı kart da gösterilmez. Yani hakem 11'e 11'i yapamadı.
Serdar Aziz'in penaltı pozisyonunda top ele, kola geliyor mu? Eğer geliyorsa penaltı vermesi gerekirdi. Ama görüntüler öyle bir şekil ki bırakın bizi; VAR ve hakemler de çözemiyorlar. Rıza hoca F.Bahçe'yi iyi tahlil yapmış. Sarı-lacivertlilerin istemediği şekilde oynattı takımını ve ikinci yarıda üç sarı kartlı futbolcusunu oyundan aldı 'eyyam olur' diye. Düşünün teknik adamlar, hakemlerin vereceği kararları önceden tahmin edip korkuyorlar ve oyun planlarını değiştiriyorlar. Aslında iki sarı kartlı oyuncu da Fenerbahçe'deydi. Birisi Emre Mor, diğeri Batshuayi. Ben, "Batshuayi iyi bir profesyonel, kart görmez, Emre Mor görür" diye düşünmüştüm ama tersi oldu. Sahanın en fazla çalışan adamı İrfan Can Kahveci, sonra da Valencia. Valencia, Batshuayi ile beraber oynadığında çok fazla varlık gösteremedi. Ama Batshuayi atıldıktan sonra ne var ne yok mücadele etti. Bu tip maçlar öyledir. Hakemin verdiği penaltı penaltıydı, kart da gerekmezdi.
Aslında Sivas'ın kadrosu Fenerbahçe'ye göre daha dar ama dün iyi mücadele ettiler, iyi futbol oynadılar; tebrikler. 10 kişi kalan Fenerbahçe çok iyi mücadele ederek 3 puanı kazandı. Hakem zaman zaman iyi işler yaptı. En kötüsü; pozisyonların içine girip topla çarpıştı ve futbolculara engel oldu. Karşı kenardaki yardımcının son kaldırdığı iki bayrak skandaldı. Arkadaş sen oynat, varsa bir şey VAR'dan düzeltirler. Son zamanlarda izlediğimiz iyi mücadelelerden birini seyrettik.

Böyle hakeme can kurban

Yine çok zor maç yorumu yapılacak bir karşılaşma. Yazan arkadaş da zorlanıyor ben de… Çünkü maçta bir şey yok. İlk başta Beşiktaş saman alevi gibi, zaten golü de buluyor. Ama sonra üzerine ölü toprağı serilmiş bir maç. Beşiktaş bastırıyor gözüküyor ama göstermelik, etkili değil. Hatayspor zayıf bir takım. Herhalde mali açıdan zor durumdalar. Çünkü bu Hatay 2-3 sene evvel çok zor bir takımdı. Volkan Demirel geldikten sonra biraz mücadele etmeye başladılar ama kapasiteleri belli. Siyah-beyazlılar öyle değil. Belli bir kadroları var, Hatay'a baktığında çok daha etkili olmaları lazım ama maalesef görüntü öyle değil.
Kalitesiz bir maç. Seyretmek de zor, yazmak da zor. Önemli bir şey var mı? Hani 'vah vah' dediğimiz, 'Bu da kaçar mı?' dediğimiz veya 'Ya ne güzel' dediğimiz bir şey var mı? Maalesef yok. Kalite sıfır.
Şunu düşünüyorum, iki hafta sonra oynanacak Beşiktaş- Galatasaray maçı iki takım teknik direktörü için de dönüm noktası bir mücadele olacak. Belki Okan Buruk için bir fırsat daha olabilir. Çünkü bu yıl yeni geldi. Ama Valerien İsmael için aynı şeyleri söyleyemeyiz. Çünkü buraya geldiği zaman yeni bir sezona başlayacak kadar süre vardı önünde. Tahmin ediyorum, Dünya Kupası'na kadar Valerien İsmael belki devam eder ama Beşiktaş'a top oynatmıyor. Zaten bunu Beşiktaşlı bazı futbolcular da "Bizim gibi bir takımı çalıştıracak kapasitede değil" diyerek açıkça söylüyorlar teknik adamları için.
Ben bu yazıyı yazdığımda skor 2-1 Hatay'ın lehine olmuştu ve 4 dakika daha oynanacaktı ve bu ana kadar da hakem Kadir Sağlam belirli bir hata yapmadı. O kaşarları gördükten sonra böyle hakemlere can kurban diyor insan.