CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

Korkak hakem!

Mete Kalkavan; Başakşehir ile oynanan maçta Beşiktaşlı Caner'e bir kart gösteriyor, sonra da Caner'e arkasını dönüp kaçmaya başlıyor. Caner de arkasından Allah ne verdiyse küfür ediyor. Kameralardan net görünüyor. Aslında Caner az yapıyor. Daha çok yapması gerek, aferin sana Caner… Hakem Caner'in ne dediğini duyuyor. Dönse direkt kırmızı ile atacak, dönemiyor. Caner'den ve Beşiktaş formasının ağırlığından korkuyor. Yani Mete Kalkavan korkak bir hakem… Geçen sene oynanan Konya-Galatasaray maçında Ali Çamdalı, Mete Kalkavan'a "Sen korkaksın" diyor. Sneijder'i Galatasaray formasından korkarak atamayan Mete Kalkavan "Sen korkaksın" diyen Ali Çamdalı'nı atıyor. Bu Ali Çamdalı hem yakını hem uzağı gören bir futbolcuymuş. Kalkavan'a "Korkaksın" dediğinde yüzde yüz haklıymış. Örnek Caner olayı. Görüntülerle teknik adamlar ve futbolcular ceza heyetine gönderilmiyorlardı Türkiye'de. Hayret ki Caner gönderildi. Peki şimdi size sormazlar mı? "Şenol Güneş'e niye kıyak yaptınız?" diye. Enteresandır Caner takriben üç aydır nefes terapisi dersi alıyor. Yani sinirlendiği zaman, kontrolü kaybettiği zaman daha dikkatli hareket etmek için. 3 aydır almış hala faydalanamamışsa ya hocası beceriksiz ya da Caner'in daha en az iki sene bu terapiyi alması gerek. Bazı yazarlarımız Caner Fenerbahçe'de oynarken, Caner Beşiktaş'ta oynarken diye değişik yorumlar yapar biz bunları söyleyince o taraftarlara antipatik geliriz. Caner yıllardır taç atar… Aslında taç atmaz, taç fırlatır. Bir tane hakemin de Caner'in bu fırlatmasını tekrar ettirdiğini gördünüz mü? Ben görmedim. Gören varsa bildirsin.

HANGİSİ BEŞİKTAŞLI?
Stat aynı… Takım Beşiktaş, bir futbolcu Caner Erkin. Diğer futbolcu Beşiktaşlı Nazmi Bilge. Bir hakem Mete Kalkavan, diğeri Feridun Kılıç… Soruyorum size beyler, hangi futbolcu daha Beşiktaşlı… Nerelerden nerelere geliyoruz.



KILAVUZLARI KİM!
Lens, Negredo, Medel, Mitrovic... Dördü de yeni transferler... Beşiktaş'ta neden banko oynayamıyorlar? Aynı soruları bir de şu futbolcular için soralım; Pedro Franco 2.5 milyon Euro'ya alındı. Aslında alındığı kulüpteki serbest kalma miktarı 1.5 milyon Euro'ydu. Şu anda nerede oynuyor? Milosevic ne kadara alındı, şu an nerede oynuyor? Futbolcuların transferlerindeki kılavuzlar kimlerdi merak ediyorum! O kılavuzların bazıları acaba şu an görsel ve yazılı basında halen aktif olarak görev yapıyorlar mı?

BEYİN CİMNASTİĞİ
Beşiktaş inşallah Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkacak. Şimdi size beyin cimnastiği yaptırıyorum. Beşiktaş diyelim ki Juventus, Bayern Münih, Barcelona ile Şampiyonlar Ligi maçı oynuyor, hakem de Cüneyt Çakır... Çakır pazar günkü kararları Beşiktaş'ın aleyhine verse, Türkiye'ye girebilir mi? Veya basın onu ne yapar? Bir de öyle düşünün bu işi. İğneyi kendinize, çuvaldızı başkasına batırın.

UÇAK NEREDE BEYLER?
Haziran ayında sordum: "Beşiktaş'ın uçağı nerede" diye… "Hangara mı çekildi" diye. Cevap, ajansbeşiktaş. com sitesinden geldi, "Erman Toroğlu yine tutturamadı, yazısı elinde patladı" diye. "Evet uçağı hangara çektiler. Çünkü 3. yıldızı takacaklar" dediler. Neyi taktıklarını bilmiyorum… Takma işlerinden çok anlamam ama bildiğim şu var: Fikret Orman kongrede "Beşiktaş'ın artık uçağı var, uçak bizim" diyordu. Şimdi gelelim sadede… Beşiktaş kiraladığı uçakla Monaco'ya gittiği saatlerde benim dediği uçağı, saat 21.23'te TK 7263 sefer sayısı ile Adana havalimanından kalkıyor, Sabiha Gökçen Havalimanına iniyor. Hadi bakalım buna da cevap verin beyler!

AYIP OLUYOR YAPMAYIN!
Beşiktaş'ın bir yöneticisi var: Umut Güner… Yönetime nasıl girdi bilemem. "Voleybol oynamış Beşiktaş'ta" diyorlar, oynamadığını söyleyenler de var. Bu kademede görev yapması doğru mu, onu da bilemem, Beşiktaşlılar daha iyi bilir. Ama şunu iyi biliyorum çünkü araştırdım. Güner değişik isimleri kullanıyor, "Tanıyorum, akrabam" diye. Bir kullandığı isim de Mustafa Erdoğan, yani Cumhurbaşkanımızın kardeşi. "Yakınıyım" diye çok yerde konuşuyor. Sayın Erdoğan bu adamı hiç tanımıyor. Bir gün karşılaştığında söylüyorlar, "Bu adam senin yakınınmış Mustafa Bey doğru mu?" diye. Sayın Erdoğan'ın cevabı şu, "Hayatımda ilk kez görüyorum." Beyler ayıp oluyor yapmayın.

HASAN ALİ'NİN KOL BÖREĞİ

Galatasaray-Fenerbahçe derbisi; Hasan Ali'nin kol böreği pozisyonu… Sabah, Fotomaç, Takvim gazetelerinde yazan, milli formayı giymiş eski futbolcular Rıdvan Dilmen, Metin Tekin, İlker Yağcıoğlu, Oktay Derelioğlu, Evren Turhan ve Erman Toroğlu'nun görüşü, net bir şekilde "Penaltı"... Net yazıyorum ve iddia ediyorum; dünyada uluslararası maç yapan 100 futbolcuya sorun, yüzü de bu pozisyona 'penaltı' diyecektir. Fakat bakıyorum, görsel ve yazılı basında bazı tetikçiler var. Bunlar çok alakasız yerlerden, alakasız haberler çıkararak, "Efendim MHK bunun eğitimini böyle vermiş, yok Uilenberg böyle demiş, Roberto Rosetti böyle demiş" diye kafa karıştırıyorlar. Beyler, bu adamların dediği, bu pozisyon benzeri değil. Uzaktan atılan bir şutun, rakip futbolcunun bacağına ve baldırına çarparak koluna ve eline gelmesindeki yorum pozisyonu. Bazıları MHK'ye girmek istiyorlar, bazılarının da başka düşünceleri var. Bazılarının babaları da yandaşları da bazılarını kurtarmaya başlıyorlar. Peki gözlemci Sabri Çelik ne not verdi? Kimine göre 7.9, kimine göre 8.2… Meselaaaaaaa bana göre de 8 verilmiş olsun. O hakeme en az 1-2 hafta maç vermemek lazım. MHK veriyor mu? Veriyor. Ey kamuoyu bilginiz olsun, Yusuf Namoğlu'na göre hakem başarılıymış (Atilla Gökçe'nin röportajından alınmadır). Hakem deyince aklıma geldi. O üst düzey hakemler şimdi 300 ila 500 kağıt arası para kazanıyorlar yılda. Ona göre çalışıp, maç idare edecekler. Bir de benim gibi hakem eskileri var. Onlar ne yapıyorlar? Bazıları gazetelerde yazı yazıyor, bazıları televizyonlarda konuşuyor. Bunlardan bazıları ne yapıyor? MHK ve Federasyonu eleştirirken 7-8 bin lira civarında paralar teklif edilirse TFF'de çalışmaya başlıyorlar. Yani bunların kalemleri ve mikrofonları 7-8 bin lira. Bunlar geçmişte düdük çaldılar, bayrak kaldırdılar. Acaba o zaman da bir bedelleri var mıydı?

Derbide dev cüce doğurdu!

Maçı yazalım diyoruz, teknik direktörleri yazalım diyoruz, hakemi yazmayalım diyoruz. Peki güzel. Bu hakem, Türkiye'de şu anda 1 numara. Avrupa'da da iyi maçlara gidiyor. Yani komite bu hakemi verdiği zaman "MHK niye bu hakemi verdi?" diyebilecek kimse yok.
Peki, Cüneyt Çakır Türkiye'deki maçlarda güven telkin ediyor mu? Hayır… Kafasında hala bir şeyler var mı? Şeytanlık veya tilki veya solucan… Olabilir! Maçta bazı pozisyonlar var tartışılır. Sana göre, bana göredir! Hakeme göre de böyledir veya şöyledir. Sana göre, bana göre ise hakeme göre de kabul edilir.
Yalnız 59'uncu dakikada Hasan Ali'nin topu elle kestiği pozisyonu, Cüneyt Çakır, Hasan Ali'ye sorsaydı, 'penaltı' yanıtını alırdı. Cüneyt Çakır bunu gördü mü? Bence gördü… Yardımcı hakem gördü mü, bence o da gördü. Peki niye vermediler? Bana sormayın, onlara sorun.
Maça bakıyorsunuz, kabız bir maç. Aykut Kocaman, çıkmış "Yakalarsam atarım" diyor. Bence de doğru teşhis ve tedavi. Galatasaray için aynı şeyi söyleyemeyiz. Psikolojik olarak da fizik olarak da daha iyilerdi. Ama Tudor 'yeni bir şeyler yapayım' diyor dağlara taşlara yapıyor. İyi giden bir şeyi bozmayacaksın. Soruyorum size dün akşamki maçtan akılda neler kaldı? Koca bir ilk 45 dakika devrenin en iyi pozisyonunu Fenerbahçe Janssen ile kaçırıyor. İkinci yarıya bakıyorsunuz doğru dürüst bir pozisyon yok. Muslera'nın rakibe verdiği bir top var. Bir de ne? Penaltı pozisyonu… Bir de kafa topuna çıktıktan sonra iki takımın da istediği penaltı pozisyonu var. Galatasaraylı futbolcunun kolu daha kapalı, Fenerbahçeli futbolcunun kolu daha açık. Verirsin, vermezsin.
Belhanda mı? Gördüğü ilk sarı kart tam amatör işi, ama aldığı para tam profesyonel işi! İkinci pozisyonda Kameni ile ikisi arasında bir temas var mı? Var… Peki bu temas olduğunda hakemin kararı olduğunda hakemin kararı ne? Penaltı değil. Ama temas olduğunda sarı kart gerekir mi? Bunun cevabını da Cüneyt Çakır ile MHK'nın vermesi lazım.
Dünya derbisi denilenden akılda kalanlar bunlar. Yani dev cüce doğurdu! Maç berabere bittiği için herkes memnun oldu. Memnun olmayan kim Galatasaray seyircisi. Peki o da gereğini yaptı mı? Hayır… Tepkisini pozisyonu gördüğü halde vermeyen yardımcı hakemin kafasına madde atarak göstermemeli. İki büyük takım, bir büyük hakem. Sonunda bir küçük maç… Maçın sonuna doğru Galatasaraylı oyuncular net faul yapıyorlar, ama hakem vermiyor. Niye? Çünkü penaltıyı vermeyerek yediği haltı biliyor! İki takımdan birer futbolcu kim derseniz? F.Bahçe'de kaleci Kameni, gerekeni yaptığı için. G.Saray'da da Ndiaye… Her topa gerekli hamleyi yaptığı için.

Şampiyonlar Ligi takımı!

Beşiktaş, Türkiye'de kuzu, Avrupa'da kartal. Peki bu nasıl oluyor? Aynı takım...
Hemen hemen Türkiye'de ligde çıkan takımla, Avrupa'da çıkan takım arasında iki-üç isim farkı var. Peki neden böyle oluyor?
Çok basit, futbolcular maç seçiyorlar.
Tamam, Şampiyonlar Ligi maçı çok büyük vitrin. Ama Türkiye'de şampiyon olamazsan oraya nasıl gideceksin?
Şampiyonlar Ligi'nde Beşiktaş takımı rakibe top kaptırdığında bir futbolcu rakip takım tarafında kalıyor, diğer 9 futbolcu kendi kalesini korumak için rakip ve topun kend i kalesine doğru arkasında kalıyorlar. Yani tehlikeyi başlamadan orta alanda bertaraf ediyorlar, sonra da hücuma çıkıyorlar.
Peki aynı takımın Türkiye Ligi'nde oynadıkları maçlardaki görüntülerine bakın, özellikle hücumda olan hiçbir oyuncu (Cenk hariç) hiçbirisi rakiplerini kovalamıyor. Ben yönetimin yerinde olsam bu takıma bu tarz oynadıkları için ceza keserim.
Bakınız dün gecenin iki tane ismi va.r Bir tanesi Cenk... Şenol Güneş ona zaten gerekli süreyi veriyor, çok da güveniyor. Cenk de gerekli cevabı veriyor. Sahadaki mücadelesiyle, sahadaki profesyonelliğiyle, sahadaki adamlığıyla Cenk, Türkiye'de örnek bir futbolcudur. Diğeri Tolgay... Güneş ona gerekli şansı tanımadı.
Oğuzhan'ı daha fazla kullandı.
Dün akşam Tolgay'dan yana kullandı kararını, yanlış da yapmadı. İkisine de "Aynı tarz oynayan futbolcu" diyebilirsiniz belki ama bence aynı tip değille.r Hangi tarz olduklarını içerideki ve dışarıdaki maçlarda Şenol Güneş mutlak bundan sonra daha iyi değerlendirecektir.
Dün gece Beşiktaş, rakibe boş alan bırakmadı. Neden? Çünkü bütün takım top rakibe geçtiğinde hep beraber defans anlayışına girdiler. Hem alanları kapattılar, hem rakipleri... Türkiye Ligi'nde bunu yapmıyorlar.
O da onların sorunu. Çünkü Türkiye Ligi'nde şampiyon olamazsan Şampiyonlar Ligi'ne gidemezsin. Bu kadar basit. O zaman da iş, teknik direktöre düşüyor. Oyundan atılmayacak, takımına hakim olacak. Hem sahada, hem soyunma odasında!

"Şenol Güneş, Cenk Tosun'a gerekli süreyi veriyor, çok da güveniyor. Cenk de ona gerekli cevabı veriyor."

Tudor’a soruyorum!

İlk 45 dakika Galatasaray sahada yok. Selçuk İnan, Rodrigues'in oyuna giriyor. Sakatlandı mı çıktı, yoksa Selçuk'u bu tarz seyircisiz bir maçta (gelen seyirci Galatasaray'ın kemik seyircisi değil) oynatıp kazanmak için miydi acaba? Çünkü İgor Tudor'un kalmasında Selçuk'un tavrı vardı. Yani Tudor'un bir vefa borcu mu var Selçuk'a? İkinci yarı Galatasaray'da taşlar yerine oturmaya başladı. Nitekim pozisyonlar da geldi. Ama maçın kırılma noktası olan birinci golün başlangıcı net ofsayt. Ve hakemin dahli yok. Ama penaltı pozisyonu net penaltı. Hakeme bu konuda bir şey diyemeyiz. Herkesin kafasında bir Galatasaray-Fenerbahçe maçı var. İnanılır gibi değil. Yahu kardeşim bu takımların bir de bu hafta maçları var. Alınacak üç puanları var ikisinin de.
Galatasaray onbir kişi birden yabancı çıktı. Ama yedeklerine bakıyorsunuz sahada 11 yabancı varken yedeklerde bir tek yabancı var. Tudor bir şeyler yapmak istiyor ama halledemiyor klasiğe dönüyor. Üçlü defans oynamak için arkada oynattığın üç adam hem çok iyi hem de çok çabuk olacak. Dünyada böyle adam çok az. İlk yarıda Konyaspor biraz cesaretli oynayabilse, Galatasaray'ın üstüne biraz gidip arkaya top atsalar öne geçmeleri işten değil.
Şimdi Tudor'a soruyorum; bu maç bitti önümüzdeki hafta Fenerbahçe'ye karşı da üçlü defans oynatsana! Boyunun kaç santim olduğunu göreyim. Şansı bu sene Gomis. Şu ana kadar yaptığı mücadele ve yaptığı işlerle aldığı parayı çoktan helal ettirdi. Artık Galatasaray'ın belli bir futbol şablonu olup böyle oynaması gerekir. Çok anormal maçlar haricinde oyuncun atılır, rakipten oyuncu atılır o zaman sen de sistemini değiştirebilirsin. Ama onun haricinde takımla fuzuli oynamayacaksın. Konyaspor'un daha cesaretli oynaması gerekirdi. Özellikle ilk yarı.
İlk yarı iyi maç olmadı. İkinci yarı eh işte... Yani Galatasaray'ın o gösterişli bol pozisyonlu geçtiğimiz maçları yoktu bu maç. Bunda lider olmanın baskısı da olabilir. Galatasaray maçları kazanırken, rakipleri de kaybediyorlar. Bu da onların büyük şansı. Hep böyle gider mi futbolda zor. Ama imkansız değil.

Rezalet ötesi!!!

Şimdi suçlu bulmak kolay... Bugünlere nasıl gelindi o önemli! Üst üste yapılan büyük hatalar, bu sonucu doğurdu.
Yani neresinden bakarsak bakalım, bir fiyasko.
Ama şu çok net: Uzun zamandır başkalarının değil ama benim dile getirdiğim Türkiye'de bir Futbol Federasyonu fiyaskosu var.
Yaptıkları çok şey rezalet. En son yaptıkları rezalet de Lucescu'yu getirmeleri, Lucescu'nun gidip Arda'yı getirmesi ve bu maçta çıkardığı kadro. Neymiş efendim Arda'nın 100'üncü maçıymış! Yani 100'üncü maç tamam da Arda 100'üncü maça çıkacağına "çift sıfırlı" bir yere gidip orada rahatlasaydı hiç olmazsa Milli Takım bu duruma düşmezdi.
Arda maçtan evvel diyor ki; "Ben uzun zamandır oynamadım fizik olarak hazır değilim, ama mental olarak hazırım." Arda, mental olarak değil, metal olarak bile hazır değil.
Lucescu'nun dörtlü orta sahaya koyduğu 4 adama bakın. Arda, Emre ve Oğuzhan... Üçü de resmen muhallebi! Biraz Nuri var diş geçirecek o da devrede çıktı. Rakibe bakıyorsun. Orta sahada oynayanların hepsi "Deve Dişi" gibi futbolcular.
Basıyorlar, koşuyorlar, alıyorlar, atıyorlar, geliyorlar, gidiyorlar, dalga geçiyorlar!
Ey Federasyon! Büyük paralar verdiğiniz, yollarına kırmızı halılar serdiğiniz Lucescu nerede? Bazı futbolcuları kadroyu açıklarken unutan, sonra hatırlayıp çağıran Lucescu nerede? Daha ikinci maçında ceza almış beyefendi sahada yok! Neymiş? Ceza almış! Neymiş?
Hakem penaltı vermemiş, auttan gol atmış. Ey Lucescu sen daha geçen maç gitmiştin! Hırvatistan maçında hakem rakibin penaltısını verip Burak'a kırmızı kartı çıkarsa birinci maçta yoktun. Aslında Lucescu'nun kabahatı yok, Arda'nın kabahatı yok.
Aslında Arda'nın Kosova maçına giderken uçakta Bilal Meşe'ye söylediği bir cümle doğruydu... "Seni bu uçağa alanın" diye küfretmişti ya ana avrat! İşte suçlunun kim olduğunun cevabı bu cümlenin içerisindeydi!
Peki o uçağın patronu kimdi? Türkiye Futbol Federasyonu... Başkanı kimdi? Yıldırım Demirören...
Yıldırım Demirören... Bay Lucescu...
Arda Turan... Kol kola girin Türk futbolunu terk edin. Yeter artık! "Defolun gidin" diyemiyorum çünkü terbiyem müsait değil. Ben beyefendi bir adamım!

"Lucescu'nun dörtlü orta sahaya koyduğu 4 adama bakın. Arda, Emre ve Oğuzhan... Üçü de resmen muhallebi!"

Aşk, ihtiras, kan... Hepsi bir arada

Derbi iyi başladı, sonra uyuttu, sonra hareketlendi, bir 10 dakika daha olsa "Aşk, ihtiras, kan..." hepsi olacaktı bu filmde. Keyif veren bir maç oldu, berabere bitti.
Beşiktaş'ta bu maçta 'deve dişi' gibi önemli oyuncular yoktu. Siyah-beyazlılar, Trabzonspor karşısında bildiğimiz Beşiktaş gibi oynamadı. Trabzonspor ise beklediğimden iyi mücadele etti. Trabzonlu oyuncular, "Olay bizde değil, hocada" der gibi mücadele ediyor. Avrupa-Türkiye diye maç seçen Beşiktaş, ligde böyle oynamaya devam ederse şampiyon olması için Galatasaraylı Gomis'e Belhanda'ya, Ndiaye ve Muslera'ya falan araba çarpması lazım.
Bu şekilde giderlerse Beşiktaş şampiyon olamaz. Ben kumardan, kağıttan çok anlamam. Biraz tavla oynarım, onun da eskiden kız tavlası vardı onu oynarım. Ama 'Kare As' diye bir tabir var. Dün akşamın kare ası şöyle bence; Ersun Yanal, hakem Fırat Aydınus, kaleci Fabri ve Lens... .
Trabzonspor, İstanbul'da Fenerbahçe, Başakşehir ve Beşiktaş ile berabere kaldı. Bunlar Türkiye'nin üst düzey takımları.
Trabzonspor takımı bu üç takımla fizik olarak başa baş mücadele etti mi? Etti... Bunu hazırlayan da Ersun Yanal. Kadrosu da fena değil. Öyle bir ayrıntı ki bıçak sırtı diye bir olay var. Trabzonspor bu üç maçı alsa 6 puan daha alacak, puanı olacak 15. İçeride Alanyaspor'a çok aptalca 3-0'dan 4-3 yeniliyor. Kesinlikle Ersun Yanal'ın teknik hatasıdır. Onu da aldığını düşün bugün Trabzonspor 18 puanda.
Şu anda ikinci olacak.
Ersun Yanal hiç ağlamasın. Elindeki kadro çok iyi bir kadro çok para harcandı.
En basiti şu Rodallega gibi adamı küstürdü.
Futbolcularla mücadele etmeyeceksin, takımı motive edeceksiniz. Rodallega denen adamı küflendirdi. Bakın maça oyuna girer girmek maçın şekli değişti.
Ey Ersun Yanal... Artık başka şeyleri bırak da kendini futbola ver.
Gelelim Fırat Aydınus'a... Bülent Yıldırım kadar olmasa da Bülent Yıldırım'ın yarısı kadar eyyam yaparak yönetti maçı.
Fırat Aydınus'un, Pepe'nin elle müdahalesinin ardından sarı kart vermemesi eyyamın kralıydı.
Aynı hakemin 2-3 farklı sarı kart uygulaması olamaz. O zaman eyyam yapmış olursun.

"Derbi iyi başladı, sonra uyuttu, sonra hareketlendi. Keyif veren bir maç oldu ama karşılaşma berabere bitti"

Penaltı kararı doğru değildi

Galatasaray topu iyi kullanan bir takım dedik... Evet topu iyi kullanıyorlar ama topu iyi kullanırken ukalalığa kaçıyorlar. Bu sefer de kullandıkları topu, "Alın siz de biraz oynayın" diyorlar. Yani rakip çok fazla zorlanmadan sarı-kırmızılıların verdiği topla tekrar hücuma çıkıyor.
En az 15 tane top verdiler rakibe. Bu tip maçlarda dalga geçersen en ufak bir pozisyonda gerilirsin ve hatalı iş veya işler yaparsın. İlk yarıda kaşındılar kaşındılar bir gol yediler. İkinci yarıda da kaşındılar kaşındılar bir gol daha yediler.
Bu tip maçlar zordur. Galatasaray maçı aldı ama 3 puandan daha da önemlisi herhalde büyük bir ders almışlardır. Ya maçı kazanamasalardı ne olurdu? Bu kazanamama rakipten mi yoksa kendilerinden mi? Yüzde 100 kendilerinden. Galatasaray bir daha böyle oynarsa perişan olur. Bu akıllanmaları için önemli bir maç oldu. Ders almazlarsa perişan olurlar. Karabük maçında ikramiye vurdu. Her zaman böyle olmaz. Kendilerini Harlem basketbol takımı gibi zannediyorlar. Havaya girmişler çok. Yok ayak içi, yok ayak dışı, yok topuk pası. Futbol bu kadar ciddiyetsizliği kaldırmaz. Bu şekilde havaya girersen gün gelir öyle bir maçta kaybedersin ki şampiyonluğu da kaçırırsın.
Hakem Alper Ulusoy gördüğünü çalmaya gayret etti. Peki Karabükspor lehine verdiği penaltı yorumu doğru mu? Bence penaltı değil. O tarz ikili mücadelelere Türkiye'de penaltı ve faul verildiği müddetçe futbol bir yere gitmez. Bu dakikada penaltı çalan hakem aynı pozisyonda hiçbir Galatasaraylı'ya faul çalamadı.

Kına yaksınlar!

Korku filmi gibi bir maç oldu. Bu maçı bu hale getiren Ali Palabıyık'tır! Kimler onu bu maça tayin ettiyse kına yaksın

Korku filmi gibi bir maç oynandı dün akşam. Epey konuşulur.
Yalnız bunun konuşulmasına en büyük sebep hakem Ali Palabıyık'ın bu maça atanmasıdır.
Kimse kusura bakmasın! Bence hakem Palabıyık'ı ateş çemberinin ortasına attılar.
Neymiş efendim Cüneyt Çakır'ı Fenerbahçe de istemiyormuş, Beşiktaş da istemiyormuş. Eğer ikisi de istemiyorsa ben özellikle Cüneyt Çakır'ı bu maça verirdim.
Peki hakem dün akşam ne yaptı?
Verdiği iki penaltı kararı doğru...
İkinci yarıda Cenk Tosun'un tendonuna bastılar, orada net bir penaltıyı vermedi. Bir de Pepe'nin ilk yarıda rakibine dirsek vurduğu bir pozisyon var. Verdiği sarı kartlar doğru.
Verdiği kırmızı kartlar da doğru.
Vermedikleri var onlar yanlış… Bir de Beşiktaş'ın iptal edilen bir gol pozisyonu var. O da ofsayt değil. Net bir gol… Bakın, hakemin ve yardımcı hakemin yaptıkları ve yapmadıkları bunlar.

Kaliteli bir futbol yoktu
Peki futbolcuların yaptıkları ve yapmadıkları neler? İlk yarı Fenerbahçe çok iyi oynadı. Oyunu daralttılar, Beşiktaş'a oynama fırsatı vermediler. Beşiktaş'a bu bölümde mümkün olduğu kadar pozisyon vermemeyi çalıştılar. Bununla birlikte kendileri de etkili oldular.
İkinci yarıda bu sefer Beşiktaş futbol oynamaya başladı. Rakibin bıraktığı boşlukları kullanmaya çalıştı.
Sahada kaliteli bir futbol yok, ama inanılmaz bir yüksek gerilim var.
Bu tarz yüksek gerilimde kalite beklemek zor. Beşiktaş takımı fizik olarak daha iyi. Zaten 70'ten sonra Beşiktaş'ın fizik olarak daha iyi olduğu gözüktü.
Fenerbahçe toparlanma yoluna girmiş. Hazırlar mı? Değiller… İyi olurlar mı? Olurlar.
Şenol Güneş'in Talisca'yı oyundan alması bence doğru değildi bu tarz bir maçta. Çünkü oyun gittikçe Beşiktaş'ın lehine dönüyordu. İyi frikik atan bir adamın kesinlikle maçta kalması gerekirdi.
Derbi maçta çok pozisyon var.
Ama çok tuhaf pozisyonlar da oldu. Mesela Ozan Tufan'ın direkten dönen pozisyonunda gol olmadan çıkan top inanılır gibi değil.
Bu maçın bu tarza gelmesindeki en büyük etken Ali Palabıyık'ı bu maça veren Merkez Hakem Komitesi'ndeki tayin yapan vatandaşlar.
Kimler bu maça bu hakemi verdiyse şimdi kına yaksınlar.
Tabi nerelerine!

2 YIL GERiYE GiTTi
Çok net söylüyorum. Ali Palabıyık'ı bu maça atayıp çocuğu en az iki yıl geri götürdüler. Hakemi resmen bitirdiler arkadaş! Bu hakemi kim tayin ettiyse bu işten anlamıyor. Yusuf Namoğlu'nu bu hakem için ikna ettirmişlerdir. BEŞİKTAŞ'ın bugün en büyük suçlusu Quaresma'dır. Sonra da Şenol Güneş... İmam atılırsa, senin takımın bunu yapar. Şenol Güneş, sen atılmayacaksın, takımın başında olacaksın!

Yarıştan kopmazlar

Fenerbahçe, rahat mı kazandı? Hayır...
Peki Fenerbahçe hem geçen yıla hem evvelki yıla göre daha mı iyi, daha mı kötü? Mücadele yönünden, rakibe basma yönünden, rakiple inatlaşma, oyunla inatlaşma yönünden iki seneye göre daha iyi yoldalar.
Çok futbolcu yeni... Daha birbirlerini tanımıyorlar.
Bu tarz çalışmaya devam ederlerse ligin sonuna kadar şampiyonluk yarışından kopmazlar. Aynı Galatasaray gibi arayı fazla açarak oynuyorlar. Birbirlerine yaklaşmıyorlar.
Yeni takım oldukları için de bu normal.
Daha sezon başı. Milli maç arası verildi, bir milli maç arası daha olacak. Bu tip takımlar için bu aralar büyük avantaj. Ama bu ikinci verilecek aradan sonra artık hiçbir takımın, futbolcunun ve teknik adamın bahanesi kalmayacak.
Janssen, eğer F.Bahçe iyi olursa çok faydalı olacak gibi gözüktü. Valbuena'ya diyorlar ki "Çok top kullanıyor, çok top istiyor"...
Adam haklı! Bir futbolcu neden çok top ister?
Boşa çıktığı için, rakipten koptuğu için, kend-i ne pozisyon hazırladığı için top ister. Yani futbolda pas verilmez alınır. Valbuena da bunu yapıyor.
Arkadaşları ona laf edeceklerine onu örnek alsınlar. Çünkü sahada iyi işler yapıyor.
Alanyaspor, piknikçi gibi bir takım. Rakibe bakmıyorlar.
Yalnız top oynayalım diyorlar ve takım olarak oynayamıyorlar.
Maçta enteresan pozisyonlar oldu.
Mesela Fenerbahçeli Josef'in koluna çarpan top. Eğer MHK'ya göre bugün Trabzonspor-Başakşehir maçında verilen penaltı, penaltı ise -ki penaltı- bu da penaltı.
Başakşehir maçında verilen penaltı top daha kısa mesafeden gelip kola çarpıyor. Ama kolun pozisyonu nasıl? Açık... Yani top geçmesin.
Kol kapalı olursa ve yakın mesafeden gelen şut vücudun herhangi bir yerinden gelip kola gelirse bu kabul edilebilir. Ama kol açıksa bu kabul edilemez. Ki Fenerbahçe maçındaki top daha uzak mesafeden gelip, açık olan kola çarpıyor.
Fenerbahçe'nin kazandığı penaltıda, Janssen topu rakipten çalarken ayağının burnunun ucunu kullandı. Orada faul yok. Ondan sonra da ceza alanı içinde kendine yapılan pozisyon penaltı. Maçın sonlarına doğru Fenerbahçe hücumunda yardımcı hakem bir ofsayt kaldırdı.
Evlere şenlik... Hani diyoruz ya ofsayt ise 10 cm, değilse 5 cm... Neredeyse 1-1,5 metre ofsayt olmayan pozisyona bayrak kaldırdı ve golü engelledi.

"F.Bahçe böyle devam ederse ligin sonuna kadar şampiyonluk yarışının içinde olur"

Tudor çeviremiyor!

Maçtan önce Antalya'daki berbat zeminle ilgili birkaç sözüm var. Arkadaşlar, milyon dolarlık futbolcunun bileği kırılır, tendonu kopar bu zeminde.
'Marka değeri, marka değeri' diyorsunuz. Kusura bakmayın ama bu sahada ancak inekler otlar! Kurbanlık danaları sokacaksın buraya! Normalde 200 lira ediyorsa o kurbanlık, Antalya Stadı'nda veya Karabük Stadı'nda otladı diye 400 eder! TFF yapacak bu işleri, ben değil. Siz ne iş yapıyorsunuz arkadaş!
Gelelim maça... Galatasaray dün maça önceki haftalara göre daha iyi başladı. Daha önce savruk ve hareketli oynuyorlardı. Ama bu maçta kontrollü oynamayı tercih ettiler. Ama biraz da bunun kurbanı oldular. İlk yarıyı 1-0 önde kapatıyorsun, elinde çok iyi silahlar var ama sen geriye çekilirsen böyle kaybedersin. Tudor iyi teknik direktör olacak bu belli ama kötü giden maçı alacak kapasitede biri değil. Mesela Şenol Güneş, maçın gidişatına müdahale edip maçı alıyor. Bunu henüz Tudor yapamıyor.
Bakınız! Şu da var... Galatasaray, geçen seneye göre bu daha çok mücadele ediyor. Geçen sezon futbolcular sahtekar gibiydi, kimse topa topa dalmıyordu. Kaçak güreşiyorlardı. Geçen sezon ile bu seneki Galatasaray arasındaki fark yüzde 300 falan. Bir sözüm de Belhanda'ya... Belhanda teknik bir oyuncu, Galatasaray takımı da koşan bir takım. Bu kadroda kendini göstermesi lazım ama gösteremiyor. Bunu çözecek olan teknik ekip. Belhanda yerine Sosa oynasa Galatasaray yolu yarılardı. Trabzonspor, Sosa'yı alarak büyük iş yaptı. Sosa, Türkiye'de pozisyonunun en iyisi.
Maçta dikkatimi çeken bir konu da Selçuk İnan'ın kaptanlık bandını alması... Bunu yapıyorsan kompleksin var demektir. Muslera gönderse bile o bandı alıp, koluna takmamalısın! Bundan sonra Selçuk'un Galatasaray ile ilişiğini hemen keseceksin. Yoksa yarın seyirci yollayacak!
Antalya mı? Ali Şafak Öztürk farklı bir başkan profili çiziyor. Nasri'yi alırsan stadı doldurursun, Masri'yi alırsan komisyonla keseni dolduruyorsun. Antalyaspor'un politikasını çok beğeniyorum.
Lucescu'ya da iki çift lafım var: Ukrayna maçından sonra çıkıp "Yerli oyuncu yok" diye yabancı sayısından şikayet eden Lucescu, dün Trabzonspor'un maçına gitti mi? Sekiz tane yerli oyuncu oynadı Trabzonspor'da. Gitsene Trabzon'a! Doğru sen Arda'nın ayağına gidiyorsun İspanya'ya!