CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

Küfür etmese hakem niye atsın?

Kayseri'deki maçın iyi olacağı belliydi. Çünkü Kayserispor teknik direktörü bu takım üzerinde iyi işler yapmış. Sarı-lacivertlilerde de iyi oyuncular var, sonuç gol düellosu. Galip çıkan Fenerbahçe, hem de derbiden önce. Maç güzel güzel giderken oyuna Mert Hakan giriyor. Ondan sonra maçın da Fenerbahçe'nin de şekli değişiyor. Mert Hakan aynen eskiden olduğu gibi kendi takımını, rakip takımı, seyirciyi ve hakemi sinirlendiriyor, maçın içine ediyor. F.Bahçe'nin en iyi oyuncusunu hem de derbi öncesinde oyundan attırıyor. Bu oyuncuya Fenerbahçe'de nasıl tahammül ediyorlar anlamak mümkün değil. Kahveci de öyleydi ama bu sene o işleri bıraktı, fu-t bol oynamaya başladı. Hem futbolu değişti hem de faydalı olmaya başladı. Bir de Fenerbahçe'de arkada Serdar Aziz var, o da başka bir el bombası. Bazen çok iyi işler yapıyor, bazen de berbat ediyor. Nitekim bu iki isim dün F.Bahçe açısından maça damgasını vurdu. Tabii bu onların iç sorunu. Halledemezlerse başka maçlarda başları ağrır, özellikle İsmail Kartal'ın. F.Bahçe maçında Fred ben küfür etmedim diyor ama bilemeyiz. Küfür etmese de hakem niye atsın. Çünkü ikinci sarıdan değil, direkt kırmızıdan atılıyor. G.Saray, Karagümrük karşısında rahat kazanır diyenler aldandı. Sarı-kırmızılılar hep aynı tempoda götürdükleri maçta az daha puan verecekti. Son dakikalarda ofsayt pozisyonundaki adam, hareketli olmasa belki de maç berabere bitecekti, hem de derbi öncesi. İcardi'de büyük form düşüklüğü var. Hani top gelmiyor desek, geliyor. O işlemeyince de işler zorlaşıyor. Galatasaray oyunun bir kısmını tempolu, baskılı ve iyi oynuyor ama bunu yayamıyor. Bu oyun ve mücadele Fenerbahçe'ye karşı yetmez. Tabii o maçın havası da başka olur.

Bu zeminde güzel futbol beklemeyin!

Öncelikle bu tip sahada sakatlanmadan oynayan ve birbirlerine art niyetli olmayan futbolcuları tebrik etmek gerek. Hem sakatlık olmaz, hem bol pozisyon olmaz nitekim de olmadı. Fenerbahçe hücumda biraz daha iyiydi. Sahada en iyi olan isim Adana Demirspor'un kalecisi Ertaç'tı.
Adana Demirspor arkada top yaparak çıkmaya çalıştı. Bunu yapamadılar. Fenerbahçe'nin bu taktiğe pres yapması lazımdı. Sarı-lacivertliler onu da yapamadılar. Kısır bir futbol oldu. İki hafta önce Trabzon, Fenerbahçe'ye karşı nasıl oynanması gerektiğinin dersini vermişti. Fenerbahçe orta sahasında iki etkili ismi yok. Hem hücum yapıyor hem pres yapıyorlardı. Fenerbahçe'nin arkasına topu atacaksın zorlanacaklar. Sen kendine doğru çektin. Onun dışında doğru dürüst pozisyon yakalayamadın. Aslında isim olarak iki takımdan böyle bir futbol beklenmiyordu. Zaten böyle futbolda gol de olmaz.
Türkiye'de statlar yapılıyor, tribünler, soyunma odaları güzelleşiyor, sahalar gittikçe kötüleşiyor. Kimisi soğuk diyor, kimisi sıcak. Kimisi güneş almıyor diyor… Diyor da diyor. İngiltere'de güneş sanki her gün var. Almanya'da da sıcak demek ki her zaman var. Hep bahane.
Dün akşam iyi futbol olmadıysa, güzel şeyler seyredemediysek yüzde 100 zeminin payı var. Bu kadar net.
Halil Umut Meler zor bir maçtan geldi, dün de kötü bir yönetim göstermedi. Kavga anında bir-iki kırmızı çıkar mıydı? Belki çıkardı. Demek ki VAR'dan da bir şey gelmedi. İki sarı kartla işi geçiştirdi.. Dostça başladı, dostça bitti. Şu da var Galatasaray'ın mağlubiyetinden sonra İsmail Kartal da beraberliğe razı olmuştur. Çünkü Adana zor bir deplasman...

F.Bahçe, G.Saray’dan bir tık önde

F.Bahçe'nin bazı oyun alışkanlıkları var. Bunlara çalışmışlar ve uyguluyorlar. Oyunu kenarlara açıyorlar, çabuk yön değiştiriyorlar, rakip bu işlerle uğraşırken araya top sokuyorlar ve hücum eden oyuncuyu destekliyorlar. Zaman zaman çok iyi pres yapıp rakibi topa vurmaya zorluyorlar. O zaman da o gelen topların hepsini arka tarafta armut toplar gibi topluyorlar.
Ligde öyle bir görüntü var ki herkes aynı şeyi söylüyor; Fenerbahçe veya Galatasaray, ikisinden biri şampiyon olacak. Beşiktaş ağaçtan düştü, Trabzonspor 3'ü, 4'ü zorlayacak, görüntü o. Adana Demirspor ne yapar, o da 3'e 4'e oynayacak. Sezon sonunda görüntü değişir mi, hayır.
Yalnız şu var; F.Bahçe takım ahengi olarak G.Saray'a göre bir tık önde. G.Saray'da çok etkili oyuncular var, sahneye çıkınca işi bitiriyorlar. Fenerbahçe takım yükünü her futbolcuya daha fazla dağıtıyor. Ama Galatasaray, Türkiye'de bu görüntüyü verirken Avrupa maçlarında çok farklı oluyor. Orada futbolcular bütün hünerlerini ve enerjilerini veriyorlar.
Dün geceki maçı kestirmeden bir cümleyle anlatırsak; sarı-lacivertliler hem çaldılar hem oynadılar. Düşünün bu Hatayspor şu ana kadar hiç mağlup olmamış bir takım. Yine düşünün; bu takım, Trabzonspor'u 2-0'dan 3-2 yendi. Bir de şu gerçek var; Fenerbahçe 90 dakikanın içinde futbolun güzelliklerini zaman zaman gayet iyi gösteriyor. Televizyonda seyrederken zevk alıyorsunuz, böyle olunca da vakit çabuk geçiyor. Seyrederken bıkmıyorsunuz. "Şu maç bitse de gitsek" havası yok ama 20 takımlı ligde makas bu kadar açılınca maalesef bazı maçlardan da keyif alamıyorsunuz.

Bu adamların gitmeleri lazım!

Beşiktaş maça iyi başladı. 15 dakika kontrollü ve iyi işler yaptılar, Galatasaray kalesinde de pozisyonlar yakaladılar. Sonra Galatasaray sahneye çıktı. İyi baskı kurdu. Burada Beşiktaş defansının da hatası büyüktü. Nitekim öyle bir pozisyondan gol yediler. Zaten Beşiktaş defansı büyük hatalar yaptığı için kalecilerini kaybetti. Çünkü kaleci defansın hatasını kapatayım derken kırmızı kartı gördü. Hakemin buradaki yorumu doğruydu.
İlk yarı Galatasaray ikinci golü bulamadı. Bulsa maçın rengi çok daha değişik olacaktı kendileri açısından. İkinci yarı Beşiktaş oyuna yine tavrını koydu. İyi işler yaptılar golü de attılar.
Hakem açısından burada bir pozisyon var. Hangisi, İcardi tam topa vururken Beşiktaşlı oyuncu İcardi'nin topuğuna vuruyor, top havalanıp gidiyor. Bu bence penaltı. Enteresandır VAR devreye girmedi. Kafam karıştı. VAR'da kim var diye baktım, Abdulkadir Bitigen… Kafamın karışması da normal. Artık bu adamların gitmeleri lazım. Bu maç için söylemiyorum, genelde diyorum ama tutanlar var. Sebebi de vardır o da ileride çıkar.
Sonra yine bir penaltı pozisyonu ki net penaltı. Hakem zaten VAR'a filan da gitmedi. O arada hakemin bir penaltı pozisyonunda önce verdiği sonra vazgeçtiği var ki onu sadece VAR yakalayabilirdi. Hangi ayak önce topa vurdu. Hakem olarak atlayabilirsiniz.
Beşiktaş için olmak ya da olmamak maçıydı... Ama eksik kalmaları onları yarı yolda bıraktı. Aslında şu enteresan; bir maç düşünün iyi giderse yönetim kalacak, kötü giderse yönetim gidecek. Böyle bir mantalite ancak Türkiye'de yaşanır diyorum.

Konuştukça oyundan düşersin

G.Saray, maçın başından sonuna kadar oyunun hakimi. Hakimi de yediği bir gol var; santra yayında defanstan kimse yok. Ankaragücü forveti hafif tempoda koşa koşa gitti, golü yaptı döndü. Sarı-kırmızılılar, çok yardımlaştılar, iyi işler de yaptılar ama oyunu yan çizgilere fazla taşıyamadılar. Ortaya sıkıştırdılar. Bu da Ankaragücü'nün işine geldi.
Burada Ankaragücü kalecisi Bahadır'ı da unutmamak lazım. Bahadır'ın soyadı Güngördü. Az daha Galatasaray'a gününü gösterecekti! Ama bu tip maçlar tehlikelidir, yani 1 farklı skorlar. Her an bir hata yaparsın ve maçı berabere bitirirsin. Ankaragücü'nün de çok önemli iki adamı eksikti, bunu da not etmek lazım. Ama tabii ki Galatasaray, Ankaragücü'nün rakibi değil. Onlar kendi rakipleriyle oynayacağı maçlara baksınlar.
Hakemi zorlayacak bir maç olmadı. Ama bir tavsiyem var ona... Çok konuşuyorsun. Çok konuştukça oyundan düşersin. Çünkü futbolcu seni ne kadar çok konuşturursa sana o kadar tesir eder. Bir de bu kadar kolay sarı kart kullanmamak gerekiyor. Yalnız dün geceki hakem değil, çok hakem bunu yapıyor. Kırmızı kart o kadar değil ama sarı kart çok tehlikelidir. Maşallah bizim hakemlerimiz kredi kartı gibi sarı kart kullanıyorlar. Sonra da başları beladan kurtulmuyor.
Galatasaray ile Fenerbahçe'nin kadro zenginliği çoğu takımda yok. Böyle giderse de bu ikili, yukarda rakipleri olmadan ellerini kollarını sallaya sallaya şampiyonluk için mücadele edecekler gibi görünüyor.

Livakovic’i gördünüz mü?

Tehir maçları da oynandı, yani 6 hafta bitti. 6 haftanın tamamına baktığımda keyif veren Fenerbahçe var, Adana Demirspor var. Galatasaray, 90'ar dakikaya baktığınızda çok az, çok kısa bölümlerde keyif veriyor. Diğer maçların tamamını seyredemediğim için bilemiyorum ama maalesef görüntü bu. Nitekim, bu Başakşehir, Galatasaray ile de oynadı. Galatasaray, 2-0 öne geçmesine rağmen maçı bitirmek için göbeği çatladı. Ama Fenerbahçe çok rahat bir şekilde oyunu bitirdi. Sarılacivertlilerde vazifesini yapmayan futbolcu var mıydı? Bence yoktu. Fenerbahçe'nin kalecisi Livakovic'i kaç kere televizyonda gördük? Zaten bunun cevabını verdiğinizde maçın nasıl bir şekilde oynandığını görüyorsunuz.
Fenerbahçe sahaya iyi yayıldı, bütün futbolcular birbirlerine yardım ettiler, hepsi mücadele ettiler, hepsi koştular ve haklı bir galibiyet aldılar. Skor daha da farklı olabilirdi. Eğer olmadıysa sarı-lacivertliler, daha fazla gaza basmadılar.
Fenerbahçe sahaya iyi yayılıyor ve bütün futbolcular yere sağlam basıyorlar. Bu şunu gösteriyor; Demek ki iyi çalışıyorlar. Önümüzdeki haftalar, yani hem lig hem de Avrupa kupası maçları bunu daha bir şekilde gösterecektir. Bu rakipleriyle alakalı mı, yoksa kendi güçleri mi? Bunu daha net bir şekilde göreceğiz.
Maçın özeti bence şu; F.Bahçe kalecisi iyi antrenman yapamadıysa bunun suçluları takım arkadaşlarıdır!..

Nereden baksan çok tuhaf

Futbol ciddi bir iştir, laubaliliği kaldırmaz. Hele fizik gücün yoksa hiç olmaz. Şampiyonlar Ligi'nde Kopenhag, Galatasaray'dan çok daha fazla koşmuş. Yarım saat 10 kişi oynamasına rağmen. Eğer iyi takımsan, iyi futbolcuysan çok koştuğunda bu belli olur. İyi takımsan koşmayacaksın, karşındaki takımın gücü belli, teknik adamı bir gün önce ayrılmış ve sen onunla dalga geçmeye kalkıyorsun ve sonra da bu durumlara düşüyorsun. Böyle maçı alsan ne olur, almasan ne olur. Dün akşamki olayda rejideki arkadaş müthiş bir iş yaptı, pozisyon kaçar kaçmaz Okan Buruk'u gösterdi. Sayfalarca anlatsan ve yazsan, Buruk'un o halini anlatamazsın, ancak görürsün. Çok sinirlendi ama bir şey yapamadı. Bu şunu gösteriyor, Galatasaray takımında bir otorite noksanlığı var. Yapılan harcamaya göre, alınan isimlere göre iyi futbol oynanmıyor. Okan, "Seyirci mutlu" filan dese de hikâye.
Ben bu yazıyı yazarken dakika 86... Düşünebiliyor musunuz İstanbulspor'un atacağı golle skor 1-1'e gelse ne olur? Türkiye'de futbol neresinden bakarsan bak bir tuhaf. Hani takımlarımızın şekli belli, peki sahaların zeminleri... TFF Başkanı diyor ki; 'Statların zemini kulüplere ait.' Tamam da Olimpiyat Stadı'nın zemini kime ait, bir açıklama yaparlar mı? Büyük ihtimalle sahada boya var. Düşen futbolcu boyalı kalktı. İnşallah öyle bir şey yoktur. Hakemde fazla bir şey yok. Galatasaray futbol oynamıyor, İstanbul'un da eti belli budu belli. Yine aynı terane olacak, milli maç arasında toparlanacaklar. Sonra devre arasında... Bu böyle sürüp gidecek.

Seyirci futboldan zevk almıyor

180 dakika maç seyretmek ve dikkat etmek zor bir zanaat. Ekranlardan birinde İngiltere'den de maç var. Diğerinde yine ligimizden maçlar var. Dön baba dön, görüntü izliyoruz. Allah'tan bazı maçlar ağır çekim gibi oynanıyor da bizi zorlamıyor. Mesela Beşiktaş-Kayserispor maçı. Öyle bir maç ki, yani antrenman maçı gibi. Yorumunu yapmaya gerek yok. Bir tek cümle ile müsabakayı anlatabilirsiniz. Bu cümle de şu; Beşiktaş sadece kazandı. Zaten onun için de seyirci çıkarken memnuniyetsizliğini tribünden sahalara iletmiş.
Gelelim ikinci maça; Fenerbahçe rahat rahat oynuyor. Alanya'nın tepki gösterecek hali yok. İlk 45 dakika boyunca Fenerbahçe kalesinde bir tehlike var; bir ters top, o da arkadaşından geliyor. Fenerbahçe kalecisinin iyi bir refleksi ve topu çıkarıyor. Bu toplar kaleciler için çok zordur. İlk yarının sonunda İrfan Can'ın güzel bir golü var. Hareketleri çok güzel ama bir ofsayt pozisyonu var; tuhaf bir pozisyon, zaten bir türlü çizgiyi çizemediler. Onu da tam çizdiler mi bilemiyorum. İki futbolcunun da ayakkabıları aynı renk, günahları boynuna. Maalesef, liglere verilen milli aralardan sonra kaliteli futbol seyredemiyoruz. Hep aynı hikâye: 'Milli maç arası var, kendimize gelip daha iyi olacağız.' Ara bitiyor, 'Yeni aradan geldik, milli takımlara çok futbolcumuz gitti, bir iki haftaya toparlanırız.' Zaten iki hafta sonra bir milli ara daha var… 'O maçtan sonra ideal şeklimizi alacağız' diye başlarlar. Hep aynı hikâye ama seyirci futboldan zevk almıyor. Keçiboynuzu gibi. İki kilosunu kemir, 10 gram tat kalır. Ama tabii, keçiboynuzunun da faydaları MUAZZAMDIR!

Futbol en ufak hatayı kaldırmaz

Maç başlıyor, Galatasaray'ın çarşamba günü Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı Kopenhag karşılaşmasının izleri var. Başakşehir zaman zaman topu iyi kullanarak sarı-kırmızılı takımın rahat hareket etmesini engelliyor. Bir direkten dönen topları var, bir de 2'ye 1 girip kaçırdıkları pozisyon var.
Galatasaray takım olarak değil de ferdi olarak oynuyor. İyi oyuncuları var, geniş kadroları var ama daha henüz sahada taraftarlarına şöyle rahat rahat futbol seyrettirecek oyunu oynayamıyorlar. Aslında Başakşehir üzerine geliyor, rahat pozisyon yakalaması lazım… Ama o güçleri yok.
Ziyech sakatlanıyor, oyundan alınacak ve sahanın kenarına gelip konuşuyorlar. Yerine girecek oyuncu hazırlanmadan çıkıyor ve 10 kişiyle golü yiyorlar. Bu ayarda bir takım böyle bir golü yememeli.
Sahada tedavi olmalısın ve o arada senin yedek oyuncun girmeli, eksik kalmamalısın. Futbol böyle bir oyun, en ufak hatayı kaldırmıyor.
Hakem faul verir vermez takdir hakkını kullanır, onun işi. Anlamadığım bir şey var, adam taç atacak, topu eline alıyor. 10-12 metre gidiyor, sonra taç atışını kullanıyor. Artık bunu da uygulamazsanız neyi yapacaksınız merak ediyorum.
Kaleci Muslera yine topu oyuna sokarken yanlış işler yaptı. Daha da önemlisi, yediği goldeki hatasıydı. Muslera gibi bir kaleciye hiç yakışmadı.
Aslında Günay iyi bir kumaş, bazı maçlarda ufak ufak oynasa iyi olmaz mı? Hem de yerli hakkını kalecide kullanmış olursun.

Fark daha da fazla olabilirdi

Trabzonspor-Beşiktaş maçı; herkesin merak ettiği maç… Çünkü Beşiktaş, fazla oynamadan maçları kazandı. Trabzonspor da maalesef istenilen Trabzonspor değildi ilk haftalarda. Trabzonspor seyircisi, tekmeye kafa sokan, pres yapan, çabuk hücuma çıkan, yani gönülden ve damardan futbol oynayan takımı ister. Özellikle ilk yarıda Trabzon seyircisinin istediği bir takım vardı. Beşiktaş 2. yarıda tepki göstermedi, gösteremedi. Oyuncu değişikliklerinde bile Trabzonsporlu oyuncular oyun şekillerini değiştirmedi. Giren, çıkanı aratmadı. Fark, daha da açık olabilirdi. Düşünün Beşiktaş'ın Trabzonspor kalesine giden ilk şutu, 82. dakikada. Bilmiyorum size maçı uzun uzun anlatmaya gerek var mı? Beşiktaş dün gece kötü değildi, çok kötüydü. Trabzonspor eğer böyle devam ederlerse ligin üst tarafında kalırlar ve heyecan verirler.
İlk maça gelince; Antalyaspor 1. yarı Kadıköy'de F.Bahçe'ye ders verdi. Sahanın her yerinde bastılar, pres yaptılar ve F.Bahçe karşılık veremedi. 2. yarı İsmail Kartal nerede hata yaptığını anlamış olacak ki takımını ona göre oynatmaya başladı. Antalyaspor hücumunda herkes topun arkasına geçti, kalesini korudu, yeri gelince de çıktılar. 50 bin seyircinin önünde büyük takımla oynuyorsan puan almak için 2 gol yetmez. Antalya 2 gol de atsa puan alamadı, neden çünkü arada kalite farkı vardı.
Hakemler için de birkaç cümle yazmak istiyorum; bunlara eğitim verilirken acaba diyorum 'ufak tefek şeylere faul çalmayın, oyun biraz oynansın' mı dediler. Eğer bunları dedilerse aferin onlara, çünkü ne kadar düdük çalarsan, oyunu ne kadar kesersen futbolcu ve seyirci oyundan soğur. Herkes sana bakar. Ama oyunu devam ettirirsen hem futbolcu keyif alır hem seyirci. Sen de oyunda gözükmezsin. İnşallah böyle devam ederler.