CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

Yenilginin tek sorumlusu Fatih Terim

Ey Fatih Terim... Dün akşamın tek sorumlusu sensin. Neden? Takım iyi oynar, kötü oynar. Ben takımın mücadele etme şekline bakarım. Takım mücadele ediyor. Ama sen ne yapıyorsun? Uzun zamandır Belhanda denen futbol hırsızına prim veriyorsun. Sen Fatih Terim, takımı 60 dakika 10 kişi oynattın, Belhanda'yı kenara alana kadar. Ondan sonra sahaya Galatasaray takımı geldi.
Aslında Belhanda oyundan alındığında seyircilere ne dediğini ben anlayamadım. Ama Belhanda seyirciye ne diyorsa, bütün dediklerini külliyen sana yansıtıyorum. Çünkü sen Belhanda'nın seyirciye söylediklerinin hepsini hak ediyorsun.
Şimdi düşünün... Terim-Belhanda, Terim-Fegholi... Belhanda-Nzonzi... Bu ikilemleri bir karşılaştırın bakalım dün akşam. Nzonzi'ye yazık değil mi? Anası ağlamadı mı dün akşam?
Ey Fatih Terim, artık teknik direktörlüğüne dön. Uçuruma doğru gidiyorsun. Dost acı söyler. Uzun zamandır teknik direktörlük yapmıyorsun, şov yapıyorsun. Sana soruyorum... Bir Belhanda'yı aldıktan sonra sahadaki Galatasaray'a bak, bir de Belhanda oynarkenki sahadaki Galatasaray'a bak.
Sen uzun zamandır teknik direktörlüğü unuttun. İşin şovuna gitmeye başladın. Geri dön! Doğruyu yaparsın.
Maçı teknik olarak eleştirirseniz o kadar çok şey var ki... 4-4-2'ymiş, 4-3- 3'müş hepsi hikâye... Belhanda'dan önceki Galatasaray var, Belhanda'dan sonraki Galatasaray var dün gece... Bir de Fatih Terim var, assolist!
Hakem mi? 10 numara maç yönetti. 88'de bir kornerde eyyam yaptı. O kadar hata kadı kızında da olur.
NOT: Ey Galatasaray yönetimi ve Fatih Terim... Siz Falcao'yu neden ve niçin aldınız? Eğer Falcao bu maçta oynamayacaksa hangi maçta oynayacak. Bilmediğimiz bir şey varsa açıklayın da öğrenelim. Çünkü bu işin sonu biraz sakat gibi geliyor bana.

İki takımı değil hakemi seçerim

Ankaragücü toplama bir takım. Çok koşuyorlar, mücadele ediyorlar, fakat belli bir oyun planları yok. Yani, çok pozisyonda boşu boşuna koşuyorlar ve mücadele ediyorlar. Beşiktaş ise daha bir derli toplu görünüyor. Ne yaptıklarını biliyorlar. Ama onlar da iyi oynuyor mu? Hayır...
Zaten koskoca 45 dakikada 1 tane pozisyon var, onu da Beşiktaş yakaladı.
İkinci yarı başlıyor, maç ilerledikçe Beşiktaş'ın da baskısı artıyor, ama bu baskı da haybeye yurttan sesler! Göstermelik baskı. A.Gücülü oyuncular da yorgunlar, daha fazla kapanıyorlar ama iyi kontratak yapamıyorlar. Yük çok fazla defansa biniyor.
Bu arada sahneye A.Gücülü Sedat çıkıyor. Hakeme bir şeyler söylüyor ve atılıyor, muhakkak küfür ediyor. Altını çizerek söylüyorum, böyle bir maçta böyle bir pozisyonda hakeme küfür eden oyuncuya ben 'geri zekalı' derim. Ama futbolcu akıllı adamdır, zeki adamdır; geri zekalıdan futbolcu olmaz.
Pekala bunun sebebi nedir? Ben şuna bağlıyorum; çok fazla yük bindi, antrenman noksanlığı var, beyine de oksijen az gitmeye başladı, saçma sapan bir iş yaptı! Bu oyuncu bunu düşme maçında yapsa 'maçı sattı' derler. Bir ikili mücadele olsa, zor ya da kritik bir akını kessen ve atılsan; öpüp başıma koyacağım. Fakat işin enteresan tarafı Beşiktaş, 10 kişi kalan bu A.Gücü'nden yine faydalanamadı.
Beşiktaş iyi değil, futbolcuların havası da, teknik heyetin havası da iyi değil.. Bakalım yeni yönetimle birlikte, kımıldayacak mı siyah-beyazlılar. Ankaragücü için bu altın değerinde bir puan.. Ancak bu kadar efor sarf ettikten sonra inşallah haftaya oynayacakları maça daha derli toplu çıkarlar. Hakemi dikkatle izledim. Futbolcularla münasebeti iyi, gördüğünü çalmaya gayret ediyor. Bu maçta bayağı beğendim. İnşallah bundan sonra daha iyi olur. Çünkü bir maşallah diyoruz, ondan sonra bakıyorsunuz ki rezalet! Ama fiziği, duruşu ve hareketleriyle; özellikle de maçı oynatma isteğiyle iyi puan verdim. İki takım ve bir hakem.. İçinden birini seç deseler, hakemi seçerim..

Koşanları kutlarım

Evet, berabere kaldık. Büyük avantaj sağladık. Ama ey Şenol Güneş, kulüp takımında Burak'a sahip çıkabilirsin ama senin Milli Takım'da Burak'a bu tarz ve bu şekilde 90 dakika tahammül ederek benim sinirimi bozmaya hakkın yok.
Bizim takımda dün gece ne yazık ki futbolcular üzerindeki yük eşit dağılmadı.
Bir tarafta Çağlar Söyüncü, Merih Demiral ve İrfan'a bakıyorum, diğer tarafta Ozan ile Burak'a bakıyorum. Ayıptır arkadaşlar!
Ama maç berabere bitince şimdi herkes bırakın tenkit etmeyi, hepsi başarılı oldu diyeceklerdir. Ama hatayı söylemezsen devamında başarı gelmez.
Takımın en iyi adamı kalecimiz Mert Günok... Bu neyi gösteriyor? Fransa bizden iyi oynadı. Peki biz pozisyon yakaladık mı, yakaladık. Ama bazı futbolcular can-ı gönülden mücadele ettiler, Burak Yılmaz gibileri de sahada gezdiler.
Kendini yere atıyor, hakeme yalvarıyor.
Türkiye'de bu işler oluyor ama Avrupa'da hakem yemiyor. Allah var Alman hakem 80 dakika bizim aleyhimize düdük çalmadı. Ama sonra adamı sinirlendirdik, üst üste sarı kartlarla de aleyhimize çevirdik!
Hakan Çalhanoğlu'na Türkiye'de büyük haksızlık yapılıyor. Kamuoyu baskısıyla Şenol Güneş de buna uydu ve Hakan'ı gereksiz yere 11'e koymadı.
Milan'da oynayan Hakan mı oynar, F.Bahçe'de oynayan Ozan mı Fransa maçına başlar? Allah'tan Fransızlar'ın golüne çabuk karşılık verdik.
Bir tarafta Burak Yılmaz, bir tarafta oynatmadığın Cenk Tosun. Yahu zaten Burak Türkiye'de sakat, doğru dürüst oynamıyor, öteki adam İngiltere'de idman yapıyor. Beşiktaş'ta sakat olan oynamayan adam bir tarafta, İngiltere'de antrenmana çıkan adam diğer tarafta.
Kesinlikle İngiltere'de antrenmana çıkan adamı tercih ederim.
Sahada gezen, mücadele etmeyen futbolcuları bir kenara bırakıyorum. Can-ı gönülden sonuna kadar mücadele eden bütün futbolcuları tebrik ediyorum.
Şenol Güneş'e rağmen...

Hakem hakem n’oluyor...

SABIR taşı denen bir şey vardır. İnsanlar bir yere kadar dayanır, sonra çatlar. Dünyada VAR sistemi başarıyla kademe kademe iyi yönde kullanılırken Türkiye'de bu iş insanları aptal yerine koyarak uygulamaya devam ediliyor. Şampiyonlukta iddialı iki takım oynuyorlar. Maçta 3 tane siyah-beyaz hata var. Sana göre, bana göre değil. Net. Atiba'nın koluyla oynadığı top penaltı. Burak'ın rakibine dirseği geçirip, burundan kan gelmesi kırmızı kart. Küfür eden Caner'e yardımcı hakem, orta hakemi ikaz ederek kart göstermesini söylüyor. Hakem kartı göstermiyor. Daha doğrusu gösteremiyor. Çünkü Caner'in sarı kartı var. Kırmızı olacak. Eee şimdi biz neyin yorumunu yapıp yazacağız? Şöyle oynadı böyle oynadı diye mi! Aslında tarafsız seyirci olsa şöyle bağıracak; "Hakem hakem n'oluyor? Sağın, solun oynuyor." Alanyaspor Başkanı Çavuşoğlu işi yorumculara havale etmiş. Sevgili Alanya başkanı, hangi yorumculara! Renkli gözlüklerle bakanlara mı yoksa gözlük takmayanlara mı? Hakemi "Allah'a havale ediyorum" dese ceza yiyecek. Akıllı adam. Eğer TFF ve yayıncı kuruluş "Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray gibi takımlar ligde sonuna kadar şampiyonluğu kovalayacaklar" diye bir karar alınmışsa diğer takımlar ona göre transferler yapsınlar, harcamalar yapsınlar. Bir çift lafım da federasyon kurullarındaki arkadaşlara. Orada görev yaparken lütfen kulüp formalarınızı üzerinizden çıkarın. Hakeme localardan küfür ederseniz ve bunlar belgelenirse bu iş orta oyununa döner. Beşiktaş'ın bu zemininde daha çok futbolcu sakatlanır. Zemin zemin değil, karpuz tarlası. Sahada son damlasına kadar mücadele eden Dorukhan'a "Geçmiş olsun" diyorum.

Ben de ABD Başkanı Trump’ım!

Bu sene uzun zamandır G.Saray, 'Ben futbol oynuyorum, iyi oynuyorum, şanssızım, hakemler haksızlık yapıyorlar, rakipler çok konuşuyorlar' diyorsa eğer ve ilave ediyorlarsa 'Benim hakkım yeniyor' diye; o zaman ben de ABD Başkanı Trump'ım! Aslında çok net G.Saray'ın sezon açılışından bugüne kadarki oynadığı futbolun karşlığı bir kelime ile anlatılabilir: Zavallı! Bu kadar paralar, transferler, uçak karşılamaları, hepsi de fiyasko..
Toparlayabilirler mi, belki. Ama geçen seneki gibi olmaz bu iş. Karşındaki takımın bu maça kadar 2 puanı var. Toplama bir takım. Fazla da iddiası yok ligde, düşmesem kafi diyorlar. Ama G.Saray öyle mi? Atmaya gelince neredeyse Avrupa Şampiyonu olmaktan bahsedeceklerdi! Dün akşam G.Birliğili oyuncular biraz inansalar, karşılarındaki takımı G.Saray değil de sarı-kırmızılı bir Anadolu takımı gibi görseler; G.Saray üçlük olurdu!
Bir de anlamadığım bir olay oldu. Muslera iyi, ona kimsenin bir şey diyeceği yok. Ama ikinci adam olarak sahada mücadele eden bir kişi vardı Feghouli, o da oyundan alındı. Anlayamadım. Ya özel bir şey var, ya da kasıt var... Yoksa düşünmek bile istemiyorum! Fatih Terim'in hiçbir şeyin arkasına sığınma hakkı yok. Siz bakmayın, 3-4 maç daha böyle gitsin seyirci homurdanmaya başlar. G.Birliğili oyuncular, mağlup olmamak için oynadılar, birbirlerine yardım ettiler. 10 kişi kaldıkları zamanda bile G.Saray'ın üzerine gitme cesaretini gösterdiler ve doğru da yaptılar. G.Saray eğer bir şans golü ile buradan çıksaydı, G.Birliği adına yazık olurdu. Belhanda'nın istediği penaltı pozisyonuna ben TV'den inanmadım, hakem pozisyona çok yakındı, o da inanmadı. Mariano-Ayite pozisyonunda ilk darbeyi Ayite yaptı. Mariano da sinirlendi ve rakibinin sırtına vurdu. Ben hakem olarak ikisini de sarı kart verirdim. Amma velakin, hakem G.Birliğili oyuncuya sarı kart vermiyorsa, o zaman Mariano'ya kırmızı kart göstermeliydi. Sana hiçbir şey yapmamış adamın sırtına niye vuruyorsun? Hakemin yorumu bu, ben hakemi bu pozisyonda eleştiririm.
Geçen hafta Fatih ile Ersun birbirlerini yağladılar. Tam 'Körler-sağırlar birbirlerini ağırlar' oldu. Bugün de Beşiktaş'ı göreceğiz. Büyüklerin küçüldüklerini mi seyredeceğiz, yoksa küçüklerin yavaş yavaş büyüdüklerini mi?

Bana göre pozisyon penaltıydı

İlk yarı F.Bahçe'nin bariz bir üstünlüğü var oyunda ama nereye kadar. Ceza alanına gidiyorlar, orada gereğini yapamıyorlar. Aslında Antalyaspor, F.Bahçe'nin arka tarafına ilk yarı 1 defa gitti ve golü buldu. Başka gitmeyince, bu kez F.Bahçeli oyuncular bütün enerjilerini hücumda kullandılar. Ama bir hata yaptı sarı-lacivertliler; topu taç çizgisi tarafından aut çizgisine kadar indirip orta yapmadılar. Halbuki bu tarz defansları geçmen için aut çizgisine kadar inip orta yapman lazım.
İkinci yarı bu kez Antalyaspor oyuna çıkmaya başladı. Ve öyle güzel çıktılar ki, inanılmaz gol pozisyonları yakaladılar. Bir de topu bencillik yapmayıp ilk pozisyonda kullansalar, en az 2 net gol pozisyonları daha vardı.
Şunu belirtmekte fayda var: Bu F.Bahçe kadrosu, kötü bir kadro değil. Ve bu tip golleri yiyorlarsa, Ersun aynaya bakmalı ve seri hareketlerle kendisini toparlamalı. Yani Ersun, sakatların arkasına sığınmamalı artık.
Bu hafta öyle bir beyanat verdi ki; yani 'G.Saray iyi takım' diyor… Şunu demek istiyor: 'Biz iyi bir takıma karşı oynadık hem de iyi oynadık!' Ama geçen hafta ikisi de kötüydü.
F.Bahçe'nin yediği golde stoperlerin zavallı halini görmemek mümkün mü? Beyoğlu'nda adamı böyle rahat gezdirmiyorlar, mutlak birine çarpıyorsun. Golü atan oyuncu öyle geldi geçti defansı…
Hakem kararlarına gelince... İlk yarı enteresan pozisyonlar var. Mesala Emre'ye bir bastılar, bir de yandan vurdular bileklerine. İkisinde de sarı kart kullanmadı hakem Antalyalı oyunculara. Muriqi, hem rakibinin ayağına bastı bir pozisyonda hem de rakibinin baldırına tabanını geçirdi. İki sarı karttan da atılabilirdi, direkt kırmızıdan da!
F.Bahçe hücumunda Antalyalı oyuncunun koluna gelen top, bence penaltı! Defans oyuncuları bu tarz pozisyonlarda ellerini arkaya alarak hareket etmeliler veya durmalılar. Hakem yorumunu öyle yaptı, VAR'daki Fırat Aydınus da öyle yaptı.

Top kabak gibi auta çıkıyor

Fenerbahçe'nin Alanya mağlubiyetinden sonra takımın yenilgisini unutturmak için saçma sapan bir oyun kuralı ihlali çıkardılar. "Taç atışı yanlış oldu. Gitti gol oldu. Arkasından ceza alanı içindeki pozisyonda yedikleri gole oyun kuralı ihlali" dediler. Eee pekala dün akşamdan sonra ne olacak? Fenerbahçe'nin attığı ilk golden önce pozisyon net şekilde aut. Ee ne olacak? Oyun kuralı ihlali mi var? Koca Fenerbahçe takımının yönetimi böyle ucuz şeyleri kovalarsa 1 hafta sonra başlarına bu gelir işte.
Şimdi Ankaragücü de itiraz mı edecek? Ki o taç atışına itiraz çok alakasız bir yorum itirazıydı. Dün akşam kabak gibi top auta çıkıyor. Hakem korner veriyor. Ankaragücü'nün rakibi Fenerbahçe değil. Bu maçta verilen o golden sonra sinirlendiler. 3 sarı kart yediler. Allah'tan atılmadılar.
F.Bahçe hücumda bir şeyler yapıyor. İdeal mi? Değil. Ama orta sahanın defansif bölümüyle arka tarafı saçma sapan işler yapıyor. Dün akşamki Ankaragücü bile bayağı pozisyon yakaladı. Zamanında iyi yerlere topu soksalar net gol pozisyonları yakalarlardı. Şunu net söyleyeyim. Fenerbahçe takımı çok gol yer. Atar mı atar. Ama her mağlubiyetten sonra oyun kuralı ihlalinden TFF'ye gidip ağlarlarsa bunun acısını dün akşamki gibi Ankaragücü çeker.
Maç 2-1. Atılan ilk gol korner değil. Peki kaleci Korcan'ın büyük hatası var diyeceksiniz. Evet, büyük hata yaptı. Ama korner olmasaydı o hatayı yapmayacaktı. Buyurun bakalım buradan yakın. Fenerbahçe her geçen gün tansiyonu yükseltecek. O belli. Onlar yükselttikçe şampiyonluktaki rakipleri de yükseltecek. Ortalık yangın yerine dönecek. Vallahi size bir şey söyleyeyim mi, bu tip kafalar olmazsa bize hangi iş düşerdi merak ediyorum. İşsiz kalırdık. Allah'tan bu zihniyet var Türkiye'de! Maçta kalite var mıydı? Yok. Biraz heyecan vardı o kadar. Ne yapalım? Türkiye'de keçiboynuzu yemeye alıştık.

Hakemler doğru dürüst yönetemiyor ama…

İlk devre 45'i gösteriyor 7 dakika ilave oluyor oynanmayan süreye. İkinci yarı 90'ı gösteriyor. Bu sefer ilave süre 9 dakika. Peki bu 16 dakika neyin nesi?
Oynanamayan süre, değişikler, sakatlıklar ve VAR. Dün akşamki ilave sürenin aslan payı da VAR'a gitti. Niye bu kadar uzun sürüyor anlaşılır gibi değil. Ama hiç olmazsa oynanmayan sürelerin oynatılması iyi.
Hakemler doğru dürüst hakemlik yapmıyorlar ama bari maçların süresinde de çalmıyorlar.
Fenerbahçe bir ilk golü yiyorlar herkes diyecek ki kaleci hatası. Tamam kalecinin hatası var ama o kaleciye pası kalenin dışına yapan değil de içine yapanın kabahatı yok mu? Fenerbahçe bir frikik golü atıyor. Kasımpaşa baraj kurmuş, iki Fenerbahçeli de barajın içinde. (Seneye bu görüntüler olmayacak) Valbuena o arkadaşlarının olduğu yere vuruyor. Onlar da eğiliyorlar gol oluyor. Yani amatör takım bu golü yemez. Aslında şunu da belirtmeden geçemeyeceğim: Bu Kasımpaşa takımı ölmüş ağlayanı yok. Mustafa (Denizli) bu takımda ne yapar veya ne yapmış anlamak mümkün değil. Maçta sadece Fenerbahçe'nin 3 golü ve gelen 3 puan var. Ama sarı-lacivertliler bu maçı deplasman galibiyeti olarak saymasınlar. Çünkü İstanbul'dan çıkmadılar.
Fenerbahçe'de en iyi isim Isla'ydı. Valbuena da çalıştı. Sarı-lacivertliler istedikleri gibi oynadılar çünkü karşılarında bir mahalle takımı vardı.
Kasımpaşa demek ki sezon başında aldığı puanlarla ligde kaldı. Yoksa düşmeye aday takımların içinde görüntüsüyle bence 1 numara olması gerekirdi.
Kusura bakmayın. Bu maçta da daha fazla yazılacak bir şey yok.

G.Saray tempolu oynasa hakemi de yenerdi

İlk yarı ortada bir maç. İki taraf da birbirinin üzerine gidemiyor. İlk yarıdaki en önemli olay ne? Hasan Ali Kaldırım'ın atılma olayı. Uzun bir top... Top Diagne'nin önüne doğru düşüyor. Kalecinin Diagne'ye yaklaşma şansı yok, Hasan Ali de pozisyonu kaçırınca Diagne'yi indiriyor.
Hakem sarı kart veriyor, sonra VAR devreye giriyor. Seyrediyor, kart kırmızıya dönüyor. Palabıyık'a kalsa kırmızıyı vermeyecek. VAR'ın zoruyla veriyor. Kırmızı kart kararı doğru. Çünkü bariz gol şansı var. Diagne pozisyona hakim, Hasan Ali faul yapıyor.
İkinci yarı başlıyor. Galatasaray öne geçiyor. Bu arada Terim, ikinci yarıya başlarken doğru bir kararla her an atılabilecek olan Belhanda'yı oyundan alıyor. Galatasaray'ın çok daha rahat ve özellikle çabuk oynaması lazımken ağır oynuyorlar. 1-0 öne geçtikten sonra eğer rakibini orada yeneceksen ikinci golü bulacaksın. Galatasaraylı futbolcular biraz canlanıyorlar ama sahneye hakem çıkıyor. Ali Palabıyık... Onyekuru ceza alanına girecekken Skrtel, ayağına basarak net bir faul yapıyor. Hakem 'devam' deyince bu sefer Skrtel gelip yerde yatan Onyekuru'yu sahtekarlıkla, hakemi aldatmakla suçluyor. Bunun üzerine de Onyekuru ayağını kaldırarak Skrtel'i suçluyor. Hakem bu sefer Onyekuru'ya sarı kart gösteriyor ve faul veriyor. Tam tersi olması lazım... İşte bu tarz, cin olmadan şeytan olan hakemler, bu işleri böyle yaparlar. Sonra hakemiz diye etrafta böbürlenerek gezerler. Bitmiyor... O topla hücuma çıkan Fenerbahçe... Bu sefer Dirar, Feghouli'nin ayağına basıyor, hakem yine devam diyor. Yani olayın aslı şu, Galatasaray öne geçtikten sonra ayağa basmalar bu maçta serbest oluyor.
O top gol oluyor. Fakat 'VAR' rahatsız. Karşılıklı konuşuyorlar 15 dakika... Fakat gol kararı çıkıyor. O zaman niye iki saat konuştunuz. Sonra gol kararı çıkıyor. Ben size söyleyeyim niye 2 saat konuştuklarını. Hasan Ali'nin kırmızı gördüğü pozisyonda VAR devreye giriyor. Sarı kart, kırmızı oluyor. Burada da VAR devreye girip gol iptal olsa, Fenerbahçe aleyhine VAR'dan iki tane karar olacak. Türkiye'de öyle şey olmaz! Ama oluyor, maç berabere bitiyor. Yahu kardeşim!
Fenerbahçe iyi oynar, Galatasaray kötü oynar size ne? Biz maçı yazacağız ama dün akşamın assolisti Ali Palabıyık'tı. Fenerbahçe Ali Palabıyık'ı istiyordu, Cüneyt Çakır'ı istemiyordu. Neden istedikleri maçın sonunda anlaşıldı.
Bakmayın siz, Ali Palabıyık'ı istemiyoruz falan denmesine. Bunlar hep ters manyellerdir! Peki Galatasaray hakemi de yenebilir miydi? Yenebilirdi. Biraz daha tempolu oynasaydı.

Siz daha çok komite gönderirsiniz

Dün gece maçın üçte ikisini Konya 10 kişi oynuyor. Konyasporlu oyuncu atılır mıydı?
F.Bahçeli oyuncu ile Konyalı oyuncu mücadeleye giriyorlar. F.Bahçeli oyuncu yüzü koyun yere düşüyor. Konyalı oyuncu da onun arka tarafından ona basmamak için mücadele ederken; bakın çok net söylüyorum yere düşen F.Bahçeli oyuncunun sol ayağı, havadaki Konyalı oyuncunun ayağına çarpıyor! Ve Konyalı futbolcu da mecbur oluyor, F.Bahçeli futbolcuya basmaya, Zaten basar basmaz da kurtarmaya bakıyor. Bunu sahada hakem olarak net göremeyebilirsiniz. Ama 'VAR'a gittiğinde de bunu çözemiyorsan eğer, futboldan nasibini almamışsındır.
Sonra Konya'nın aleyhine bir penaltı pozisyonu var. Jailson, topa kafa vuracakken Konyalı Zuta, suratına darbe geçiriyor. Yorumsuz, net bir penaltı! F.Bahçe'nin penaltısı güme gidiyor.
Hem de VAR'a bakarak!
Peki, dakika 12.. Skrtel, rakibine iki ayakla dalıyor. Önce sol ayak tabanı rakibin kava l kemiğine geliyor, sonra iki ayağını büküyor, sanki tarak kemikleri rakibe gelmiş, hareket tehlikesizmiş havası veriyor. Hakem de o pozisyonda sarı veriyor. Peki, sarı için VAR çağırmaz ama pozisyon net kırmızı, niye çağırmıyorsun?
Zaten işin saçmalığı da burada. VAR'lar artık maçı idare etmeye başladı, hakemin üzerine çıktılar.
Bakın yarım saatte sahada neler olmuş.
Bir takımdan oyuncu kırmızı kart görüp at-ı lacakken, rakip takımdan atılmış ve adamları 60 dakika 10 kişiye mahkum etmişsin.
Bunu yaparken, şunu mu düşündün Fırat bey; Skrtel'i atamadım, penaltıyı da vermedim; eşitledim! Eski ağabeylerinizin mantığıdır bu.. Artık VAR varken de bunları yapıyorsunuz ya, bence hepiniz yok olun, yapanlar gelsin. Siz daha çok komite gönderirsiniz, hatta siz federasyon da gönderirsiniz!