CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Lionel Carole %50 mi görüyor

Galatasaray'da iki sezondur bekleneni veremeyen ve Sevilla'ya kiralanan Lionel Carole'un oynadığı her kulüpte sağlık testlerinden geçmesine rağmen sağ gözünde büyük ölçüde görme kaybı olduğu Fransızların saygın yayın organları France Football ve So Foot'un arşivlerinde ortaya çıktı. 2000 yılında yüzüne isabet eden sert bir şut sonrasında sağ gözünde büyük görme kaybı yaşayan Fransız futbolcu o günleri şöyle anlatıyor: "Top çarptığında böyle bir hasar vereceğini düşünmedim. İyi tedavi olmadım. ABD'den 400 Euro'ya bu koruyucu gözlükleri getirttim. Onlar olmadan sahaya adım atmıyorum, gözlükler olmadığında dikkatim dağılıyor."

ARKADAŞLARINDAN DAHA AZ GÖRÜYORDU
France Football Dergisi, eski futbolcu Damien Tixier'in "Sağ gözü bir zamana kadar hiç görmüyordu. Edgar Davids gibi gözlük taktı sahada. Arkadaşlarından daha az görüyordu ama iyiydi" derken, So Foot Dergisi de 2010 yılına kadar koruyucu gözlük takan Carole'un sağ gözündeki kaybın çok yüksek olduğunu yazmıştı.

G.SARAY: DERİNİ GÖREMİYORDU!..
Galatasaray Sağlık heyeti, Carole'un sağ gözündeki görme kaybı için SABAH Spor'a yaptığı açıklamada "Derinlik hissi bir gözünde yoktu. Bu doğuştan gelen bir rahatsızlık. Bir gözüyle üç boyutlu göremiyor ancak futbol oynamasına bir engel yok" dedi.

Şimdi iki gerçek ve bir soru var:
1 Carole oynadığı her kulüpten gözündeki probleme rağmen (Göz testi yapıldı mı) "Futbol oynar" raporu aldı.
2 Carole'un taktığı gözlükler, sol gözünün de hasar alması halinde futbol hayatının biteceği gerçeği için koruma amaçlıydı.
Peki soru? 18 yaşında Fransız futbolunun en yetenekli gençlerinden biri 24 yaşında geldiği Galatasaray'da neden bir çok maçta pozisyon hatası yaptı ve çevre kontrolünde problem yaşadı?

Mahallenin sert ağabeyi

Real Madrid, Pepe için 2007 yazında Porto'ya 30 milyon Euro ödediğinde bir şehir efsanesi dolanır olmuştu İspanyol medyasında. Real kendisine 2 yıl önce 2 milyona önerilen Pepe'yi o gün almamış, aldığında da kulüp tarihinin en pahalı stoperi olmayı başarmıştı. 2005'te Sergio Ramos'a 27 milyon ödeyen İspanyol devi, Pepe'yi aldığı sezon sonraları Beşiktaş'ı da çalıştıracak olan Schuster'in emrine Hollandalı yıldızları da emanet etti. Sneijder için 25 milyon, Robben için 36 milyon ödeyen Real Madrid o sezonu şampiyon tamamladı ama Guardiola'lı yıllarda Pepe'li Real Madrid, Barça'nın gerisinde kaldı..
Temmuz 2007'de, futbol tarihinde Rio Ferdinand, Thuram, Nesta ve Carvalho'nun ardından en pahalı adam olan Pepe, 10 yıl formasını giydiği Real Madrid'de, partneri kim olursa olsun çizginin altına düşmedi. Oynadığı takımın taraftarı dışında rakip taraftarlar için sevilmeme sebebi çok olan futbolcular vardır, Melo gibi. Pepe de bu derneğin üyesiydi. 2009'da Getafeli Casquero'yu kendini kaybedip tekmelediğinde 10 maç ceza aldı. Jose Mourinho döneminde yangın yerine dönen El Clasico'larda ön liberoda da görev yaptı. Portekizli hoca döneminde birçok Real Madridli futbolcu gibi o da karakter krizi yaşadı ve İspanya'da sevilmeyen futbolcular arasına girdi. Mahallenin sert ağabeylerinden olduğu doğrudur ama büyük stoperdir Pepe. Rakip santrforu ezen, sindiren oyun yapısı, tekmeye kafa uzatan yüreği ve 10 yıllık Santiago Bernabeu tecrübesi. Real Madrid'den 2 yıllık kontrat istedi, 34 yaşındaydı, Real bunu kabul etmedi. Kırgın ayrıldığını söyleyebiliriz. Çin'e gidip çok daha fazlasını kazanabilirdi, onun hedefi 2018 Dünya Kupası… Beşiktaş son iki yıldaki transfer doğrularına birini daha ekledi ve defans hattını 3 Brezilyalıdan "Marcelo, Adriano, Pepe (Brezilya asıllı)" kurdu.

Buyrun size manidar!

Euroleague'de 3 takımımızın, deplasmanda 4 galibiyet alıp Final Four'a koştuğu haftada, VakıfBank'ın voleybolda Şampiyonlar Ligi'ni kazandığı haftada ülkenin en çok sevdiği spor dalı olan futboldan milleti soğutmaya yemin etmiş iki takım izledik TT Arena'da.
Lens dışında orta sahasından çıkış şansı olmayan ezeli rakibi karşısında Galatasaray'ın neden bu sezon ilk 5'teki takımlara bütün maçlarını kaybettiğini izledik. Semih, Carole, Ahmet, Sabri, Tolga, Yasin gibi yetenek fakiri vasat adamların yanında Japonya biletini almış Podolski, Katar biletini alacak olan Sneijder ve kendi vitrini için kendine oynayan Bruma. Advocaat'ın "Beraberlik de bana yeter, Galatasaray gerimde kalsın, Başakşehir'i yakalarsam yakalarım, olmadı gelecek sezon yokum, benden sonrası yangın" taktiğine Tudor nasıl mı cevap verdi? O garip Yasin'i oyunda tutup, Bruma'yı oyundan alıp, Eren'i ancak 80'de hatırlayarak.
Fenerbahçe, sezonu bir kupayla da kapatabilir, dün kazandıkları derbide oynadıkları futbolla değil ama Pazartesi sabahı Galatasaraylı arkadaşlarını kızdıracak taraftarlarına güzel bir Pazartesi de yaşatabilir ama herkes farkındaki bu takım Beşiktaş'ın iki gömlek gerisinde…
Sezona futbol dâhisi Levent Nazifoğlu ile giren, yaptıkları transferlerle kendilerine güldüren ve yönetimleri için yapılan her eleştiriyi "manidar" bulan Galatasaray yönetiminin derbinin ertesi sabahı hatırlaması gerekenler var.
Riekerink diye kariyeri olmayan birine sezonu emanet ettiniz, "boştaki" Cavanda'ya bonservis, Garry'ye piyasasının üç katı para ödediniz. Faksla adam alamadınız, aldığınız santrfor çürük çıktı. Bütün projeleriniz yarım, yönetiminizden istifa edenlerin yeri boş, tribünleri boşalttınız. Beşiktaş, Avrupa Ligi'ne veda edince "Kupamız var" diye hesapta kafa buldunuz… "Manidar mı" dediniz? İşte bütün bunların hepsi Galatasaray'ın tarihine manidar!
Fenerbahçe ve Galatasaray yönetimleri, bir ay sonra yeni sezon kombinelerini satışa çıkaracak, 3-5-10 bine taraftara "koltuk alın" çağrısı yapacak. Şimdiden söyleyeyim: "Bu yönetimler o koltuklardan kalkmadığı sürece taraftarına tek bir koltuk satamaz."

Ustalar okulu mezunu

İspanya'da Barcelona'nın Cruyff önderliğinde başlattığı kendi içinden teknik adam yetiştirmenin İtalyan versiyonu deyince, akla elbette Juventus gelir. İgor Tudor da bu ustalar okulundan mezun. Hırvat teknik adam, 1998 yılında Juventus'a geldiğinde teknik direktör Marcello Lippi idi. Ondan bayrağı Carlo Ancelotti aldı ve Fabio Capello'ya devretti. Trapattoni'yi de bu üç isme katarsak Çizme'nin en muteber teknik adam kare asını yakalamış oluruz. İdmanlarda aldıkları notlar, maçlarda yaşanan tecrübeler, taktik birikimler ve gözlemler... Lippi-Ancelotti-Capello okulundan bugün Avrupa futboluna hükmeden çok önemli teknik adamlar yetişti. Didier Deschamps, futbolcu olduğu kulübü Juventus'u çalıştırdı. Antonio Conte, son iki yılda Avrupa'nın en önemli taktisyeni kabul ediliyor ve Juventus ile İtalya Milli Takımı sonrası bugünlerde Chelsea ile şampiyonluğa koşuyor. Zinedine Zidane, ilk yılında 3 kupa aldı, 40 maçla İspanya'nın yenilmezlik rekorunu kırdı. İgor Tudor, bu isimlerin takım arkadaşı ve bu duayen teknik adamların bir zaman öğrencisiydi. Onun önünü açan faktör; "Nasıl kaybettik" değil, "Nasıl kazandık" felsefesini şiar edinmiş bir kulüpte, Juventus'ta uzun yıllar forma giymiş olmasıdır.


ASLAN'A AŞİNA

Juve kariyerinde G.Saray'a karşı 4 kez oynayan Tudor, 1998-1999'da sahadan iki kez beraberlikle ayrılmış, 2003-2004'teki maçlarda ise bir üzülüp bir sevinmişti

İgor Tudor'un yolu ilk olarak 19 yıl önce Galatasaray ile kesişmişti. Devler Ligi'nde sarı-kırmızılılar ile eşleşen Marcelo Lippi yönetimindeki Juventus, Torino'da 2-2'lik skorla beraberliği zor kurtarırken Tudor 11'deydi. Ali Sami Yen'deki kritik rövanş 1-1 sonuçlanırken, 20 yaşındaki Tudor son 9 dakikada forma giymişti. 2003-2004'te yine Cimbom ile eşleşen Juve, evinde 2-1 kazanırken 65'te oyuna giren Tudor, UEFA'nın kararı nedeniyle Dortmund'da oynanan ve Galatasaray'ın 2-0 kazandığı maçta ise 90 dakika oynadı.


ÇOCUKLUK AŞKIMSIN

İgor Tudor, yetiştiği kulüp Hajduk Split'e hoca olduğunda "Çocukluk hayalimdi" deyip gözyaşlarına boğulmuştu

Hırvatistan'da Hajduk Split'te 3 yıl forma giydikten sonra Juventus'a transfer olan Igor Tudor, Serie A'da Thuram, Cannavaro ve Chiellini gibi usta isimlerle siyah-beyazlı takımın defansında görev yaparken, 2002 yılında ülkesinde en iyi futbolcu ödülünü aldı. Kariyerinin sonunda 2008'de yetiştiği Hajduk Split'e dönen ve 5 yıl sonra takımın teknik direktörü olduğunda imza töreninde gözyaşlarına boğulan Tudor, "Gururluyum, bu çocukluk hayalimdi" demişti. Hajduk ile iki yıl sonrası ise geçen sezonu Komşu'da PAOK'un başında geçirmişti.

Takımlarımızın şansı

BEŞİKTAŞ: % 80
İsrail ekibi Hapoel Beer-Sheva, Osmanlıspor gibi bu sezon Avrupa Ligi'nde grup aşamasında rakiplerin gözlerine kestirdiği "zayıf halka" idi ama oynadıkları futbolla adeta göz çıkardılar. Gruptan lider çıkan Sparta Prag'a iki maçta da kaybettiler ama Inter deplasmanında kazandıkları maç, İtalyan ekibini karıştırmaya yetti. Yetmedi evlerinde 2-0 geriye düştükleri maçta Inter'i 3-2 devirdiler. Southampton karşısında iki beraberlik ise gruptan çıkmaya yetti. İsrail Ligi'nde lider olan Beer Sheva'da Nwakaeme ve Sahar takımın gol yükünü sırtlıyor. San Siro'da kazandıkları maçın ardından oynadıkları amatör ruhlu takım oyunu, İtalyan medyasından övgü almıştı. Sadece Beşiktaş için değil her takım için işin sırrı deplasmanda ilk maçta yenilmemek, olmadı mutlaka gol atmak. Turun favorisi yüzde 80 Beşiktaş.

FENERBAHÇE: % 75
Fransa'da şampiyonluğa oynayan Nice, bu kupayı ciddiye almayınca fırsatı iyi değerlendiren Schalke'nin 8 puan gerisinde Salzburg'u averajla geçip gruptan çıkan Krasnodar, devre arası tatiline giren Rus Ligi'nde lider Sparta Moskova'nın 12 puan gerisinde beşinci sırada. Son iki sezon çıkış yaptılar ama Fenerbahçe eşleşmesi öncesinde lig 3 Mart'ta başlayacağından maç eksiklikleri olacak.. Advocaat'ın takımının grup performansı Krasnodar'u elemeye yeter. Fenerbahçe'nin tur şansı yüzde 75.

OSMANLISPOR: % 50
Komşu'nun şampiyonluklara ambargo koyan ve Şampiyonlar Ligi'nin gediklisi Olympiakos bu sezon başında Beşiktaş'ın bu turda rakibi olan Hapoel Beer Sheva'ya elenerek Avrupa Ligi'nin yolunu tuttu. Apoel'in ardında gruptan ikinci çıkan Pire ekibi, ligde Panathinaikos'un 4 puan önünde lider. Tecrübeli ama 30 yaş üstü yabancıları kadrosunda bulunduran Olympiakos'ta Cambiasso, Alejandro Dominguez ve Trabzonspor'dan gelen Cardozo var. İdeye 9 golle krallıkta ilk sırada. Georgios Karaiskakis Stadı'nda Osmanlıspor için sıcak bir atmosfer olacak ama Mustafa Reşit Akçay ve öğrencileri bence Villarreal deplasmanında kazanarak bu kupada rüştlerini ispat ettiler. Osmanlıspor'un tur şansı yüzde 50.

Güneş geç doğunca...

Bir saat geride kaldığında Galatasaray hücumlarında düz saha, 10 derecelik bir rampaya dönmüş, nefesi yokuşa yetmeyen takımın sahibi Riekerink Bey heyecanlı bir aksiyon filminden keyif alan sinemasever gibi sahayı izliyordu. Deplasman derbisi için Gökhan İnler-Atiba iyi fikir olabilir ama Talisca havalı başlangıç yapmışken onu hamle adamı diye kulübede oturtmak Şenol Güneş Bey için akıllara ziyan bir tercihti. Melo'lu yıllarda Brezilyalı'nın delişmenliğiyle Beşiktaş'a orta sahada üstünlük kuran G.Saray, bunu ilk yarıda Tolga ile başarınca iş Carole-Bruma-Sneijder üçgenine kaldı. İki attılar,daha fazlasını da atabilirlerdi.
Şampiyon kadroya en büyük transfer kilit adamları kadroda tutmaktır. Dün akşam Beşiktaş'ın geçen sezonki ideal onbirinden farklı 6 adam vardı sahada. Güneş'in kafasını karıştıran ve daha kurgulamaya başaramadığı oyunun defosu budur. Beşiktaş'ın Bruma'dan yediği golde çalım yiyen oyuncu yok, refakatçi ise beş kişi! Galatasaray'da Yasin, Beşiktaş'da Olcay futbol aklına sahip olmadıkları ve çevre kontrolü nedir bilmedikleri için oynadıkları futbol tesadüfler üzerine kurulu. Biri 45 dakika oynadı, diğerine Riekerink 79 dakika sabretti ve 0-2'den farka gideceği maçtan anca bir puan alabildi.
İkinci yarıda teknik adamlar arasındaki kalite ve tecrübe farkı Beşiktaş'ı maça ortak etti, son dakikada Josue ve Quaresma kahraman olma fırsatını teptiler. İki değişiklikle çift santrfora dönen, son 10 dakikada Adriano hamlesiyle Talisca'yı forvet arkasına alan Güneş yanlışlarından dönüp, takımı ayağa kaldırmayı başardı ama elindeki aktörlere bir an önce doğru rolü verip senaryoyu yazmazsa her zaman karşısında bir çaylak hoca bulamaz. Özellikle de hatanın telafisinin olmadığı Şampiyonlar Ligi'nde.
Mustafa Denizli sonrasında kağıt kalemi alıp aday listesine 150 teknik adamın ismini yazsanız, kimsenin aklına Riekerink gelmez, gelemez. G.Saray Sportif AŞ yöneticisi Levent Nazifoğlu'na bir soru ile bitireyim: Dün takımı iki golde de yakan Chedjou'yu kessin diye "Ben aldım" dediğiniz Serdar Aziz'in sağlığı nasıl, afiyette mi?

7 maddede yeşil sahanın dışından Euro 2016

1
Le rendez-vous

🔴 Euro 2016'nın logosunu Fransızlar değil Portekizliler yaptı. Brandia Central şirketi 2012'nin de logosunu tasarlamıştı. Turnuvanın sloganı "Le Rendez- Vous" yani bildiğiniz randevu.

2
Adidas-Nike- Puma-Umbro

🔴 Euro 2012'de altı ülke Adidas, beş ülke Nike, iki ülke Puma, üç ülke de Umbro formalarla sahaya çıkmıştı. Adidas, 2016'da dokuz ülke ile lider. Nike, bizim milli takım da dahil sekiz ülkenin formasını hazırladı. Bu turnuvada atak yapan Puma, beş ülke, Umbro ise bir ülke formasında yer alacak.

3
2 Milyar Euro'ya yakın gelir

🔴 Fransa 'da bir ay sürecek futbol bayramının organizasyonunda 6 bin 500 gönüllü futbolseverler görev alıyor. Bu gönüllülerin yüzde 27'si Fransa dışından. Y üzde 64'ü erkek ve yüzde 36'sı kadın. Portekiz'nin ev sahibi olduğu Euro 2004'te turnuva geliri 853 milyon euro idi. Bu rakam Avusturya ve İsviçre'nin ev sahibi olduğu Euro 2008'de 1 milyar 350 milyona, Polonya ve Ukrayna'nın düzenlediği Euro 2012'de ise 1 milyar 390 milyon euro'ya yükseldi. Euro 2016 için beklenen rakam ise 1 milyar 900 milyon euro.

4
230 ülkeden naklen yayınlanacak

🔴 Euro 2016'yı dünyada 230 ülke naklen yayınlayacak. Her maçı ortalama 150 milyon kişinin televizyondan izlemesi bekleniyor. UEFA, yayın haklarından bir milyar, sponsorlardan 400 milyon ve bilet satışlarından 500 milyon euro'yu kasasına koyacak. Euro 2016'ya katılan milli takımlar arasında en değerli kadro, 555 milyon euro ile İspanyollara ait. Del Bosque'nin takımını, 452 milyonla Fransa, 349 milyonla Almanya takip ediyor. Euro 2016'da kupayı kazanan ülke 27 milyon euro'yu kasasına koyacak. Turnuvada en düşük maç bileti 25, en yüksek maç bileti (final) 895 Euro.

5
Resmi maskot: Süper Victor

🔴 Almanya ve son iki kupayı alan İspanya üç kez Avrupa Şampiyonu oldu. 2016'nın ev sahibi Fransa'nın iki kupası var ve bir şampiyonada en fazla gol atan futbolcu da dokuz golle Fransız M ichel Platini. Euro 2016'nın maskotu Super V ictor, süper kahraman görünümlü bir çocuk. V ictor ismi de oyunun sonundaki zafere gönderme içeriyor. Euro 2016'nın resmi şarkısına ünlü Fransız DJ. David Guetta imza attı. This one is for you/Bu senin için adlı şarkının kaydında dünyanın dört bir tarafından bir milyon taraftar yer aldı. V okalde İsveçli Zara L arrson var.

6
Tribünlerde 2.5 milyon taraftar

🔴 Avrupa Şampiyonası'na, yapılan değişiklik sonucu artık 16 takım değil 24 takım katılıyor. Bu yüzden finallerde 2012'ye göre 20 maç daha fazla oynanacak. Toplam 51 maçı tribünlerde 2.5 milyon taraftar izleyecek. Bu rakam 2012'deki turnuvada 1.4 milyondu. Bir milyon futbol turistinin Fransa'da bir ay boyunca bir milyar euro harcaması bekleniyor.

7
Açılış ve final Paris'te

🔴 Ada ylık döneminde dosyasına 12 stadyum yazan Fransızlar, finalleri 10 stadyumda oynatacak. Açılış ve final maçı elbette ki 81 bin kişi kapasiteli Stade de France›da. Lyon, L ille, N ice, Bordeaux, L ens, M arsilya, Saint Etienne, Toulouse ve Paris de (Parc de Princes) yenilenmiş stadyumlarıyla turnuvaya ev sahipliği yapacak.

Tek derdimiz vuvuzela olsaymış...

Önce Paris şimdi de Brüksel'deki terör saldırıları elbette ki yüzbinlerce taraftarın toplanacağı ve 30 günde 51 maçın oynanacağı Fransa için büyük bir tehdit oluşturuyor. Paris'in travmasını daha beyinlerinden atmadan Brüksel ile sarsılan Avrupa'nın sınırların olmadığı, basit bir kimlikle ulaşılan Fransa'da güvenliği nasıl sağlayacağı elbette ki büyük bir problem gibi duruyor ama unutmayalım ki Brezilya 2014 Dünya Kupası öncesinde de "Bu finaller kana bulanır, ülkede tepki çok" diyenler vardı. UEFA cephesinden "bazı" maçların seyircisiz oynanma ihtimali yönünde gelen açıklamalar ise Euro 2016'ya gölge düşürür. Bu "bazı" maçlar için Türkiye'nin adını anacak olanlar varsa; mutlaka bizden gereken cevabı alırlar. Euro 2016'daki 51 maça ev sahipliği yapacak stadyumları ya da taraftar toplanma alanlarını korumakla güvenlik problemi çözülmüyor maalesef... Ulaşım ağından, otellere, restoranlardan, kafelere, kalabalık caddelere... Terörün örmeye çalıştığı korku ağından sıyrılıp Fransızların da "Erteleme olmaz ama belki maçlar seyircisiz oynanır" fikrine kendilerini alıştırmamaları gerekiyor.
Euro 2016 öncesinde Milano'da Şampiyonlar Ligi finali, Basel'de Avrupa Ligi finali var. Büyük maç diyorsanız, yakın tarihte 2 Nisan'da Barcelona-Real Madrid'in oynayacağı El Clasico var. Tek dileğimiz elbette bu dünyada bir tek insanın bile burnunun kanamaması ama hayat gerçeği bize şu fotoğrafı gösteriyor. Euro 2016, futbol tarihinin en tedirgin, en endişeli, yüreklerin ve beyinlerin en gergin olduğu turnuva olacak. İnsan, 2010 Dünya Kupası'nda o gürültüsünden şikayetçi olduğumuz vuvuzelaları bile özlüyor. Tek derdimiz keşke vuvuzela olsaymış bu dünyada...

Beraberlik sadece tabelada

Galatasaray'da başkanından yöneticisine, teknik direktöründen futbolcusuna kadar herkes her fırsatta Galatasaray'ı ne kadar çok sevdiğini anlatıyor. Dursun Özbek, bu armaya aşık ama üç yıl önce üyelik aidatını ödemeyi bile unutan bir kulüp üyesiyken bugün kulüp başkanı. Yöneticisi de Galatasaray'a aşık ama transfer yapamadığında suçlu faks oluyor. 5 milyona alınan Burak'tan kasaya kalan 5 milyon ama ödenen bir milyon komisyon için de "Para kazanmak için komisyon verdik" demek de bu sevdaya dahil!.. Giden teknik direktörü Galatasaray için kariyerine riske attığını söyleyip "Feda olsun" diyen ama takıma ileriye doğru tek bir adım attıramayan Mustafa Denizli...Geçici hocası Orhan Atik, sevgisini "Galatasaray'da kapının önünü bile süpürürüm" sözleriyle dile getiriyor. Doğrusunun, "Kim bu kapının önünü süpürmeyen?" olduğunun farkında bile değil. Futbolcusu da sezonda 20 maç yatıp, iki maç oynayınca ekranlarda aslında ne kadar iyi Galatasaraylı olduğunu anlatıyor. Çalışanı da kulüp adına proje üretmek, gelir kaynağı yaratmak yerine sosyal medyada ne kadar iyi Galatasaraylı olduğunu anlatıyor. Peki kim onların ne kadar Galatasaraylı olduklarını merak ediyor ki. Profesyonel futbol bu... Siz işinizi yapacaksınız, sevmek taraftarın işi. Siz işinizi yaptığınızda sevinmek de taraftarın hakkı. Sizin beraberliğiniz dün Ankara'da sadece tabelada. İşte tam da bu yüzden hep üzüyorsunuz...