CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Yine rahat değil

Avrupa'da kötü başlamış, ligde 6 maçta 6 puan kaybetmişseniz, yeni başkanınız sizinle yüz yüze görüşmüşse, taraftarınızın önünde kazanmak, kazanırken da biraz olsun ışıltılı futbol oynamak zorundasınız. Tedesco'nun Fred'i bir kez daha kulübede bıraktığı ama İsmail'i oynatıp Asensio'yu biraz olsun rakip kaleye yaklaştırdığı oyunda Fenerbahçe neden üretemedi.? En-Nesyri, Dzeko gibi duvar olabilen bir santrfor değil, Talisca da topu alıp yüzünü kaleye dönmek dışında takım oyununda yok ve Kerem'e gerekli olan işte bu al-ver'i yapacak duvarlar. Abdülkadir erken sakatlanıp, geçişteki hızlı adamını kaybeden Antalya'nın iki deplasman galibiyetinde ikişer golü 4'er şuttan bulduğu kısırlığı, Kadıköy'de gol bulmasını elbette zorlaştıracaktı. İkinci yarıda İsmail'in rakip sahada bütün ikinci topları alması oyunu ev sahibi için kolaylaştırırken statik oyun yine de net pozisyonu getirmedi. Nene, Fenerbahçe'nin hedeflerinin sağ açığı mıdır, tartışmalı ama penaltıyı kazandıran adamdı. Kısıtlı kadroya sahip Antalya'yı ayakta tutan adam Safuri idi ama o da bir yere kadar… "Evinde son 3 maçta da son çeyreğe tek gol farkıyla giren, Alanya maçında bunun faturasını ödeyen Fenerbahçe bir kez daha taraftarına rahat maç izletmedi" cümlesine itiraz olan 90+2'de Szymanski idi. Bardağın dolu tarafında Avrupa mesaisi ve ligde iki beraberliğin ardından kazanan bir takım var. Maçın adamı İsmail Yüksek.

2 Uğurcan lazım!

Büyük bir prodüksiyon için önüme sınırsız bütçe koydular. Benden istenen, Carl Orff'un Carmina Burana'sını sahneye koymam. Elimde iyi bir orkestra varken sınırsız bütçenin de getirdiği rahatlıkla dünyaca ünlü müzisyenleri kadromuza kattık. Ekip olarak bir araya geldiğimizde ağzımdan çıkan şu cümle herkesi büyük bir şaşkınlığa düşürdü: "Yarın ilk ve tek provamızı yapıyoruz ve 4 gün sonra da sahneye çıkacağız." Okan Buruk'un Galatasaray'ın başında yaptığı budur. Bu takım, bu transferleri üçlü defans oynamak üzere yapmadı. Üçlü oynamak için aldığı adamları da elden çıkardı. Bireysel sporlarda, idman performansınızdan siz sorumlusunuz. Sahada ya da pistte, kimse sizin açığınızı kapatmaz. Bir takım oyunu olan futbolda ise aynı bir orkestra gibi ahenk ve uyum gerekir. Bunu da sağlayan, orkestra şefi gibi olan teknik direktördür. Dün üçlü başlayan, ara ara dörtlü görünen Galatasaray, Alanya karşısında, Frankfurt maçı gibi bir hezimet yaşamadıysa bunu önleyen kahraman Uğurcan Çakır'dır. Okan Buruk gerçekten ne yaptığını bilmiyor. Ligin ilk altı maçında, kalesine 17 isabetli şut gelen takımına dün Alanyaspor, 22 hücum gerçekleştirip, 8 isabetli şut attı. Üstelik Galatasaray bu baskıyı yerken ve sadece tek golle öndeyken Buruk, Osimhen'i oyuna alıp, çift santrfora döndü. Galatasaray kazanmış olabilir ama Buruk bu maçı kaybetti. Liverpool maçının baskısı altında mı ezildi yoksa 'Sahada ne kumar oynarsam oynayayım bu ligde ben kazanırım' mı diyor, bilemiyorum. Bu kafayla, Liverpool maçında Okan Buruk'a iki Uğurcan lazım.

Nakavt sonrası ayağa kalkmak...

Beş gollü hezimet taraftarın yüreğine hançer gibi saplanınca teknik adamın da futbolcunun da her kelimesi kifayetsiz kalıyor, bir de Okan Buruk, az koşma, topa çok sahip olmaya, rakibi doğru analiz etmeyip yok yere hakemi de beğenmeyince… Çaresi var elbette. Taraftarının karşısına çıktığında dünü unutturan, yarına umutla baktıran bir futbol oynayacak, kazanacak ve önüne bakacaksın. G.Saray ilk eylemden sınıfta kaldı, kazandı ve önüne bak-ı yor ama dün Konya'dan 10'u ikinci yarıda 14 hücum yiyen G.Saray'da kırılganlık da çok burukluk da. Bol hücumculu kadro, Recep Uçar'ın 5-4-1'i karşısında set hücumlarında tıkanırken bir kez daha geçişlerle tabelayı değiştirdi. İki golde de önce Uğurcan, sonra İlkay, ardından Barış ve gol vuruşlarındaki Yunus ve İcardi'yi anmak lazım. Sane yeteneklerine eşlik edecek bir vücuda bugünlerde sahip değil, buna İcardi'nin de benzer mazeretini eklediğinizde ve bu ikilinin maçı bitiren 11'de olduğunu gördüğünüzde özellikle son 20'de tribünlerin canını sıkan Konya futbolunun nedenlerini görebilirsiniz. Geçen sezon 3-0'dan 3-3'e çok hatırası olan Okan Buruk'un 75'te bitti muamelesi çekmesi hata. 5 oyuncu değişikliğini bitirdiğinizde bir oyuncunuz sakatlansa ne yapacaksınız... Frankfurt'taki nakavttan sonra ayağa kalkmak önemli ama sürekli taşlarla oynanan kadro ne zaman bir oyun mekaniğine sahip olacak? Maçın adamı Muleka. G.Saray'da öne çıkanlar Uğurcan, Lucas, İlkay ve Yunus… Bir de Barış'ın suratının beş karış olması…

Bir çuval incir...

Davinson-Abdülkerim birlikteliğini bozup Singo'ya forma vermek, Kolombiyalıyı da sol stopere çekmek, katılmam ama bir teknik adam tercihi. Sezon başından beri set hücumlarından daha çok geçişlerde kolay pozisyon bulan G.Saray, Yunus'un golü ile öne geçtiğinde her şey yolunda gidiyordu. Almanlar uzun süre o golün etkisinden de kurtulamadılar. İki deyim var bu maçı anlatmak için: Birincisi, bir çuval inciri berbat etmek. Golü atan Yunus, Doan'ın beraberlik golünde bireysel hatayı yapan adamdı. Yetmedi, rakibin 2. golünde de orta sahada topun kontrolünü kaybedip Can Uzun'un golünün hazırlığına el verdi. Şampiyonlar Ligi'nde 45 dakikada kalende 3 gol görüyorsan altından kalkmak zordur. Sadece Yunus değil elbet, Sane de basit top kayıplarıyla çok hücumu başlamadan ezdi bitirdi. İkinci deyim, güvendiğin dağlara kar yağması. G.Saray'a geldiği günden beri savunmanın sigortası olan, ligin en iyi stoperi kabul edilen Davinson, hem birinci golde hem dördüncü golde Uğurcan'ı bozup iki golü kendi kalesine attı. 5. golde oyunu Singo- Sara kurarken Davinson'un orta sahada ne aradığını da Okan Buruk anlatmalı. Tarihinizin en yüksek maliyetli kadrosunu da kursanız, basit hatalar yapmayacaksınız. Sadece basit hatalar değil, bugün 5. golün yeniliş biçimi bir sistem problemidir. Bu kadro Ahmed Kutucu maçı kurtarsın diye kurulmuş bir kadro değil. Okan Buruk, bir kez daha Avrupa'da büyük hayal kırıklığı yaşattı. Geçen sezonun başında Süper Kupa'daki 5-0'lık hezimeti hatırlayanlar, bugün benzer bir gidişatı görmüşlerdir.

Kazanan haklıdır

Geçen sezon Avrupa biletini bir puanla kaçıran Eyüpspor'un 2-2 berabere kaldığı maç kadrosundan, Galatasaray karşısına 10 farklı isimle çıkmış olması futbolumuzun 'istikrarı'dır! Galatasaray yine kapalı bir savunmayı aşmakta zorlandığı ilk 45 dakikayı oynadı. Okan Buruk'un Galatasaray'daki ilk günlerinde iki kanatta Kerem ve Yunus'un içeriye kat ettiği, Seferovic'in hareketsiz kaldığı fotoğrafın bir benzeri çekildi dün. Hazır olmayan İcardi, arada kanat değişseler de sürekli iç kulvara kaçıp Sara ve İlkay'la göbeği gereğinden fazla kalabalıklaştıran bir Galatasaray hücum hattı… İlk yarıdaki 330 pas, oyunun ağırlığını açıklamaya yeter. İkinci yarı başlarken İcardi-Barış Alper değişikliği gelebilirdi. Arjantinliyi oyunda tutup bir de üstüne duran topların sihirbazı Sara'yı erken oyundan almak maçı izleyen herkese "Yanlış hamleler" dedirtmiştir. Sonuçta kazanan teknik adam haklıdır, İcardi'deki ısrar, ne alaka oyunda denilen Kutucu'nun asisti tabelayı değiştirdi. Eyüp geçen sezondan çok geride. Bu sezon çok canları sıkılır. Geriden bu kadar riskli oyun kurulmaz. Barış Alper'in gelişi ile oyuna da renk geldi. Yine Boğa gibiydi, çok zorladı rakip kaleyi. Asistini de yaptı Yunus'a. Yunus da gol sevincinde Metin Oktay'a saygı duruşu yaparken Barış'ı yanına çağırıp, beyaz sayfaların en beyazını açtı milli oyuncu için. Osimhen ne yapıp edip Frankfurt maçına yetişmeli. Almanya'da muhtemelen geçiş oynayan bir Galatasaray göreceğiz. Bir gerçek var ki bu sezon atılan gollerde geniş alanları bulan Galatasaray çok daha fazla üretti. Perşembeye artık hayırlısı.

Ağır geldiler bize!

Önce transfer curcunası ve milli oyuncuları ruhen yoran sosyal medyaya rağmen Gürcistan gibi iyi jenerasyon yakalamış bir ülkede kazanıp Konya'ya gelmek mühimdi. Eleme grubu dörtlü olunca lider çıkmak istiyorsan İspanya'yı puansız yollaman lazım... Lazım da sahadaki futbol gerçeği bambaşka. Sofya'da Bulgaristan'a 38 dakikada üç gol atmış İspanya… Dün de bize Uğurcan'ın kurtarışları olmasa bunu ilk 15 dakikada bile başarabilirlerdi. Bu takıma ön alanda yoğun baskıya gidilmez… Derinde bekleyip, kontra arayacaktık, Eren'in kaçırdığı gibi. Barcelona aklıyla oynayan takım bize ilk yarıda 8'i isabetli 13 şut attı. Eldeki malzeme bu ama 2-0'a kadar da 2-0'dan sonra da maçtan hezimet kokusu geliyordu. Montella dizilişi değiştirebilir ve dirençsiz orta sahaya müdahale edebilirdi. O da İspanyolların resitalini izlemeyi tercih etti. Eldeki malzeme bu ama İspanyolların pivot santrforsuz Oyarzabal ile oynadıkları oyun, zaten dünyada parmakla gösteriliyor. Ağır geldiler bize...
Bulgarlardan daha dirençsiz çıktık. Bundan sonra yapılması gereken iki Bulgaristan maçı ve evimizde Gürcistan'ı yenip play-off biletini almak olacak. Montella milli takımda favori adamlarından vazgeçmeyen bir teknik adam. Ama kabul edelim, Gürcistan karşılaşmasını kazanan 11, İspanya'ya da karşı oynar derken İspanyolların eşsiz tekniğini hafife almış demiyorum, göz ardı etmiş. Böyle teknik bir takıma karşı tekniği yüksek oyuncularla kafa tutulmazdı öyle de oldu.

Sağlam tarif

Mahallesindeki gence, amatör küme maçında tribünden taktik veren kahveci dayı tiplemesinde bir adam Türk futbolunun en önemli yıldızlarından birinin menajeri olursa neler olacağını bir hafta boyunca Galatasaray gündemini takip edenler gördüler… Okan Buruk'un orta sahaya transfer yapmama ısrarı, Lemina'nın sakatlığıyla birlikte Kayseri'de doğal olarak Sara ve Torreira'nın birer pozisyon geriye kaymalarına sebep oldu. Buruk'un 4-2-3-1'i tarifi net bir yemek gibi… Sıkıntı; malzeme tedarikinde bazen sıkıntı çektiğinde ürettiği çözümler… Mesela hazırlık maçlarında denediği Jakobs, Eren ikilisinden sol kanadı kurmak gibi… Eren iki golle tabelaya adını yazdırdı ancak oyun olarak eksik kaldığını söylemek lazım. Set hücumunda sabırlı top çeviren ancak solundan verim alamadığı ilk yarıda Sane ve Yunus'la sürekli yer değiştirince bir verimsizlik çıktı ortaya… Ancak bu takımın geçiş hücumlarında da etkili silahları var. Yunus ilk golü hazırlayan adamdı. Sane bütün kariyeriyle bu lige elbette damga vuracak. İkinci yarıda farka koşan Galatasaray'da bir-iki eksiliğin altını çizmek lazım. Osimhen yürekten, coşkulu oynayan bir adam ama istediği topu alamadığındaki vücut dili takım arkadaşlarının moralini bozuyor. Dün Yunus'ta olduğu gibi. Ağustos ayında gol yemeden 3 maçta 10 golle 9 puan… Gelecek transferlerle geliştirilecek daha çok şey var.

Pilav yerine lapa yaptılar!

Galatasaray'ın Rize sınavına 24 saat kala "çok konuşulanlar" sıralamasıyla gündemini sayalım: Kerem'in satışı için Galatasaray onay verecek mi? Düz koşu yapan Barış maç kadrosunda olacak mı? Kaleci nerede? Hadi transferde son 3 güne girilirken kaleci bilmecesi sürüyor diye gündem olsun da peki Kerem meselesi! Galatasaray'ın genel sekreteri Eray Yazgan kendisini her arayan gazeteciye, "Ben eski iletişimc-i yim" diye söze başlıyor ama yaptığı iletişim şu maça 1.5 saa t kala yaptığı açıklamalarla taraftarı delirtip maç gündeminden koparmak… Lemina'nın dönüşü sonrasında Yunus'a ikinci kulvarı kullan, Eren sen önde kal, Abdülkerim de arkanda kanadı toparlasın diyen Buruk'un takımının rot balansı bozuktu. Sara bu üçlüye yakın oynuyor, Lucas sağ içi doldurmuyor ve Sane ters kanatta top alamıyordu, aldığında da eziyordu. İlk yarıdaki kötü oyunu rakamlar anlatıyor. Sadece 8 kez ceza sahasına girebilen, 6 hücumda kalan Galatasaray. Rize'nin 5+3 ile kapattığı yarı alanında çözümsüzlüğün belgesi basit top kayıpları. Osimhen'in golü sonrasında İcardi hamlesi anlamlı değildi. İlk yarıda iki golü ofsayttan dönen bir topu da direkte patlayan Rize, farkı bire indirdiğindeki panik milli araya giderken Okan Buruk'un takımı için soru işareti ve ünlem… Okan Buruk, bazen pilavın dibi tuttuğunda yetmiyor üstüne bol suyu boca edip tenceredekini lapaya çeviriyor. Şampiyonlar Ligi için bol tereyağlı tane tane pilav lazım. Ne demişler usta aşçının önce pilavı iyi olacak.

Aç karnına asla markete gidilmez!

Derler ki aç karnına süpermarkete gitmeyeceksin. Gözün döner, alacağın ne varsa iki katı birikir sepetinde. G.Saray ve F.Bahçe'nin futbol sahasındaki rekabetinde oyunun kalitesi yıllardır tartışılır, kimse derbilerden sonra oynanan futbolu beğenmez ama ortada bir gerçek var ki; transfer dönemindeki büyük kapışmanın rengi ve heyecanı oyunun kendisinden daha da yüksek. G.Saray'ın Osimhen'in ulaşılmaz gibi duran 75 milyon Euro'luk bonservisini ödedikten sonra ihtiyacı olan bölgelere 30 milyon + iki transfer yapacağını ben tahmin edemezdim. Yaptılar! Kaleci transferini son güne bırakınca Uğurcan'a ödedikleri para insanın ağzını açık bırakıyor. Üstelik de Monaco ne istediyse verilen, 30 milyona alınan Singo'dan sonra… İlkay, lüks değil bir ihtiyaçtı. Uğurcan'a ödenen rakamın gölgesinde kalmış olabilir ama G.Saray'ın lig ve Şampiyonlar Ligi'nde artık çok önemli bir çilingiri var. İş öyle bir noktaya vardı ki Çalhanoğlu'nun G.Saray'a gelme isteğini görenler 'İnter'de kalırsa kendini Milano Duomo Meydanı'nda yakacak' dedirtiyor artık. Bu kadro hem kalitesi hem de maliyeti ile elbette Şampiyonlar Ligi'nde ilk 24'te olmalı. Olmazsa hedefte Okan Buruk olacak. Ve elbette mali kongrede başkan Özbek'e, Uğurcan'a ödenen rakam sorulacak.

Mourinho acı acı gülüyordur

Herkesin yüksek sesle dile getirdiği, 'madem bu kadro kurulacak, bütün bu transferler, Şampiyonlar Ligi play-off'una yetiştirilemez miydi?" sorusu ortada… Lizbon'daki Mourinho, son imzalara bakınca acı acı gülüyordur elbette. Ama bir gerçek var; F.Bahçe'yi şampiyon yapmadan o koltuğu terk etmek istemeyen Ali Koç, gemileri ziyadesiyle yaktı. Bir ev düşünün oturma odası, salon, yatak odası ve beyaz eşyaları çok da eski değil. Ve eşiniz tamamını değiştirmenizi istiyor. Transferlere baktığınızda F.Bahçe neredeyse sıfırdan bir ilk 11 kurdu. Ederson'u G.Saray'ın elinden kapmak fiyakalı ama yıllık ücret neredeyse -Uğurcan'ın toplam maliyeti çok da fazla değilmiş dedirtiyor- ki aslında öyle değil! G.Saray'ın eski kaptanını almak, galiba artık gelmez dedirten Asensio'yu kadroya katmak, Duran'ın akıllara ziyan yıllık maliyeti, Nene'ye ödenen bonservis ama bir tarafta da takımı kimin çalıştıracağının flu fotoğrafı… Bir tarafta bu ligde yerli hocalar şampiyon oluyor gerçeği, diğer tarafta 'bu yıldızlar topluluğu kadroyu İsmail Kartal çalıştıramaz' sesleri. G.Saray ilk 2 maçı kazanıp F.Bahçe'nin 1 maçı ertelenip Göztepe'de berabere kalınca 'lig bitti diyenlere' aldırış etmeyin. Bu türden şarlatanlıkların sosyal medyada alıcısı çok ama futbol öyle bir oyun değil. F.Bahçe'nin bu kadrosu, Avrupa Ligi'ndeki rakiplere bakınca ilk 8'de olmaya muktedir. Ligde ise Mourinho'nun yapamadığını, derbileri, büyük maçları kazanabilecek bir teknik adam gerekiyor. Son söz; bütün harcanan rakamlara bakıldığında sezon sonunda şampiyon olamayan takımı gelecek sezon ekonomik olarak çok zorlu bir dönem beklediğini söylemek için futbol ekonomisti olmaya gerek yok.