CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Galatasaraylılar derin bir uyku çekti

Kim ne derse desin, dün gece başta Dursun Özbek olmak üzere tüm Galatasaraylılar çok derin bir uyku çekmişlerdir. Dün geceki oyuncu kalitesi, performans ve istek, uzun yıllardır özellikle de son iki yıldır görmediğimiz cinsten. Öncelikle şunu söyleyeyim. 4-5 oyuncu iyi ki bizi transfer etmişsiniz dercesine oynuyorlar. Bunların başında Ndiaye ve Fernando geliyor. Çok ısırgan, çok mücadele eden, rakibe iyi basan orta saha görünümündeler. Sonra Belhanda... Araya top atma, oyunu yönlendirme konusunda çok başarılı. Sağ bekte Mariano 40 yıllık Galatasaraylı gibi. Özellikle ofansif yanı defansif yönünden daha iyi. Galatasaray'da olaya tek tek bakmamak lazım. Bütün takım birbirine adapte olma yolunda çok aşama kaydetmiş. Herkes oyun disiplini ve takım savunmasına yüzde 100 bağlı kalmaya çalışıyor, tempo ve fizik güç, ürkütücü boyutta.
Bu kadar güzel şeyleri söyledikten sonra Tudor'a da bir parantez açmamız lazım... Belki oyuncular onun sert idmanlarından yılmış durumdalar. Belki büyük sempatileri de yok ama dün geceki maç gösterdi ki dizginler Tudor'a geçmiş durumda. Geçen yıl Galatasaray, iyi değildi. Östersunds maçları taraftarda büyük yıkım ve hayal kırıklığı yarattı. Fakat dün geceki karşılaşma belki de sadece bir 90 dakika güneş gibi parlayan bir maç oldu. İddia ediyorum, kombine satışları artacak. Camia toparlanacak çünkü dün akşamki kadro kalitesi ve istek, Galatasaray için şampiyonluğu son maça kadar kovalayacağı anlamını taşıyor. Bir maçta güzel şeyler yazmak doğru mu değil mi bilmiyorum. Ama Gomis bile dün gece attığı goller ve yaptığı müthiş asistle "Ben de Galatasaray'ın en iyilerinden biriyim ve gol krallığı için en önemli adayların başında geliyorum" diyiverdi.
Belhanda, görünen o ki lider olacak ama yaptığı hareketlere dikkat etmesi lazım. Ya dün gece hakem attığı o hafif tekmeden dolayı oyundan atsa ne olurdu?

Çakır üzmedi!

Maç başlamadan önce boş tribünlerde devasa bir pankart vardı, "Beşiktaş'ı üzmeyin" diye... Ve dün akşam maalesef hakem Cüneyt Çakır, Beşiktaş'ı yine hiç ama hiç üzmedi.
Bu lafı niye söylüyorum?
İkinci yarı Antalyaspor maçın tüm kontrolünü eline almıştı, Beşiktaş topu tutamıyordu, ilk devrede bulduğu golün üstünlüğünü koruma gayretindeydi ki Cenk ve Antalyasporlu Celustka ceza alanı içinde ikili mücadeleye girdiler. Cenk yere düştü. Herkes şaşkınlıkla bakarken, Cüneyt Çakır ki o dünyanın sayılı hakemlerinden biri, anlamsız bir penaltıyı çalıverdi. Bu penaltıyla gelen gol, adeta maçı bitiren gol oldu. 1-0 ile 2-0 arasında dağlar kadar fark var.
İlk yarıda Beşiktaş, son dakikada Pepe ile öne geçti. Aslında Pepe'nin, golden önce de iyi bir kafa vuruşu direkten dönmüştü. Görünen o ki Pepe bu sene, bu şekilde duran toplardan en az 5-6 kafa golü atabilir. Atiba hazır değil, buna karşılık Tosic diri ve fedakar oynadı. Beşiktaş, takım olarak tam hazır olmasa da hücum elemanlarına, kanatlarına baktığımızda ligimizin en iyisi. Düşünebiliyor musunuz, geçen yıl Quaresma mı, Lens mi anketleri açılıyordu, bu yıl ikisi de Beşiktaş'ta.
Şayet Negredo, Aboubakar'ın yüzde 70'i kadar performans göstersin, Beşiktaş banko şampiyonluk favorisidir. Tuhaf olan şu, Pepe bir dünya yıldızı, gol de attı, daha da atacak ama son dakikada yaptığı hata ne Pepe'ye ne de herhangi bir stopere yakışmaz. Eğer Eto'o golü yapamadıysa Beşiktaş Fabri'ye dua etsin.
Sonuç olarak ligde birçok takım daha hazır değil. Ama önemli olan sezon başında bu tür maçları kazanabilmiş olmak. Üstelik Antalyaspor gibi bu sene ligde çok önemli şeyler yapacağına inanmadığımız bir takımı yenmek, sezon başında yenmek ve seyircisiz yenmek lig maratonu için çok önemli.

Bu takım Tudor’a emanet edilemez!

🔴 Galatasaray çıldırdı diyebiliriz. Şu ana kadar yaptığı sözleşmelerde sadece bonservislere 160 milyon TL, oyunculara ise 288 milyon TL ödeyecek. Gelin görün ki taraftar hala ne başkana ne de Tudor'a güvenmiyor. Bu kadar transferle başarı gelir mi?
Galatasaray, Tudor için önemli oyuncular aldı. Üstelik çok ciddi paralar da harcadılar. Ama bu takımı Tudor'a teslim etmek ne kadar doğru bilmiyorum. Tudor asla pedagojik formasyonu olmayan bir hoca. Sneijder'i kaybetmesi de bunun en önemli göstergesi. Hayatında hiç ama hiç Galatasaray ağırlığında ya da onun yarısı kadar bir takımı çalıştırmamış. Hayatında hiç ama hiç yılda 300-500 bin Euro'dan fazla kazanan futbolcuyla teşriki mesaide bulunmamış. Ben Tudor'un başarabileceğine asla inanmıyorum. Ama Tudor kızmayacak. Bakarsınız bir gecede kovuluverir. Eeee etme bulma dünyası! Nasıl bir gecede Karabük'ü sattıysa bir gece de onu satacaklardır. Bundan hiç şüphesi olmasın.

TUZAĞA DÜŞMEDİ

🔴 Milli Takım'a hoca aranıyor. Şenol Güneş için Beşiktaş izin vermedi. Güneş ismi doğru bir seçim miydi? Güneş gitmek istese Başkan Fikret Orman bir tepki gösterir miydi?
Milli Takım hocasını kulüp çalıştıran hocalardan aramak hem etik değil hem de sportif anlamda doğru değildi. Her ne kadar yönetmeliklerde bu hamle ile ilgili izin olsa da Türkiye'de ve dünyada şu anda takım çalıştırmayan düzinelerce hoca var. Yıllar önce aynı hatayı Fatih Terim de yaptı. Bakın sonra neler oldu. Hem Galatasaray hem Milli Takım derken, Terim Galatasaray'dan kovuldu. Bunun üzerine başkan Ünal Aysal ile de kovulmasıyla ilgili değil ama sonrasında yaşanan olaylarla ilgili mahkemelik oldular ve Aysal, Terim'in şikayeti yüzünden bir yıla yakın hapis cezası aldı. Bu Galatasaray geleneklerine hiç uymayan bir durum. Sonrasında Galatasaray belini doğrultamadı. Ünal Aysal, Galatasaray'dan ayrılmak zorunda kaldı. Terim, Milli Takım'a geldi. Yaşanan süreci hepimiz biliyoruz. Türkiye Futbol Federasyonu'na yakışan, takım çalıştırmayan ve Milli Takımımıza layık olduğu düşünülen hocalarla görüşüp anlaşmaktır ki Lucescu ile anlaşıldı. Gelelim Şenol Güneş'e... Beyefendi gibi davrandı. Öyle 4 maç hem Beşiktaş hem Milli Takım tuzaklarına düşmedi. Beşiktaş'a verdiği sözü tuttu ve Beşiktaş'ı satmadı. Beşiktaş bu adamlığı asla unutmaz.

ORMAN VE GÜNEŞ'İN BİRBİRİNİ SEVMESİNE GEREK YOK

🔴 Şenol Güneş ile Fikret Orman arasında sözleşme yenileme süreci ve Çin kampından dolayı bir gerginlik vardı. Sizce bu limoni durum hocanın kalmasıyla birlikte düzeldi mi?
Fikret Orman ile Şenol Güneş'in birbirlerini sevmelerine hiç gerek yok. Ayrıca aralarında bir soğukluk olduğu konusunda da ortada sadece dedikodular var. Herkes işini yapacak. Şenol Güneş iki senedir işini mükemmel yaptı. Allah'ı var Fikret Orman ve diğer yönetici arkadaşları da yaptıkları ve yapmadıklarıyla Beşiktaş'ta üstün fayda gösterdiler. Dolayısıyla Beşiktaş'ın içine nifak sokmaya, sorun varmış gibi ya da var olan sorunlar çok büyükmüş gibi göstermenin Beşiktaş'a değil, rakiplerine faydası var.

AVCI'YA ZARAR VERİRLERDİ

🔴 Güneş olmayınca Abdullah Avcı ismi gündeme geldi. Son olarak ise Lucescu'da karar kılındı. Bu konudaki görüşünüz nedir?
Mustafa Denizli, Lucescu, Yılmaz Vural ve daha niceleri pekala Milli Takım hocası olabilirler. Lucescu boşta olduğu için bu tercih çok tartışılmaz. Türkiye'yi tanıyan bir hoca. Ama Abdullah Avcı'ya dokunmak asla etik olmazdı. Belli ki Başakşehir şampiyonluk yarışında, zor olsa da Şampiyonlar Ligi'ne girme şansları var. Niye Abdullah Avcı? Hem Avcı'ya zarar veriyorsunuz hem de Başakşehir'e. Futbol Federasyonu maalesef bu tür işlere bayılıyor. Futbol Federasyonu resmi bir kurumdur. Hep etik ve yalansız davranmak zorundadır. Düşünebiliyor musunuz koskoca Futbol Federasyonu bir hafta önce halkı resmi ama yalan bir beyan ile kandırdı. TFF'nin resmi açıklamasında, "Fatih Terim ile karşılıklı anlaşılarak yollar ayrılmıştır" dendi. Ve 5-6 gün sonra bu açıklamanın doğru olmadığını bizzat Fatih Terim'in açıklamalarından öğrendik. Meğer gerçek neymiş, Federasyon Terim'i kovmuş. Pek tabii ki bir çalışanını kovarsan sözleşmedeki vecibeleri de yerine getirmek zorundasın. Peki Terim bunu niye 5-6 gün sonra açıklamak zorunda kaldı. Cevabı çok açık, bu tam bir taşra kurnazlığıdır. Çünkü ayrılıştan sonra gerek sosyal medyada gerekse basının her sektöründe Terim'in alacağı tazminat köpürmeye ve konuşulmaya başlandı. Ve Terim bu parayı hak ettiğini ispat edebilmek amacıyla Federasyon ile sözüm ona halkı kandırmak için hazırlanmış deklarasyona aykırı olarak, gerçeği açıklamak zorunda kaldı. Yazık, çok yazık! Türk futbolunda sözüm ona saygın kişi ve kurumlar sırf karizmalarına zarar gelmesin diye halkı kandırıyorlar ama menfaatler çatıştığı anda da birbirlerini satıp gerçeği açıklamak zorunda kalıyorlar. Sonra da o kişiler utanmadan vatan, millet, bayrak gibi hamaset söylemleriyle zevahiri kurtardıklarını düşünüyorlar.



GOLCÜ ALMAZSA FENERBAHÇE İLK İKİYE GİREMEZ

🔴 Başakşehir ve Beşiktaş iyi gidiyor, Galatasaray da tüm kadroyu yeniledi. Şu konjonktürde Aykut Kocaman ve Fenerbahçe'nin şampiyonluk hedefine ulaşma ihtimali sizce nedir?
Fenerbahçe iyi bir golcü alamazsa değil şampiyonluğu, ilk ikiyi bile unutsun. Van Persie ne kadar oynayacak? Sakatlıklardan ne kadar çabuk dönecek? Ona bir şey olursa forvet ya da golcü olarak kim görev yapacak. Üstelik Kjaer gibi çok önemli bir lideri de kaybettiler. Fenerbahçe takviye yapmazsa ilk iki şansı çok zor duruyor.

🔴 İki yılda Fenerbahçe'den 12 milyon Euro alan Van Persie son sezonuna da sakat başladı. Tarihin en büyük hayal kırıklığı deniyor, siz nasıl yorumluyorsunuz Van Persie'yi?
Van Persie'yi zaten Fenerbahçe'ye çaktılar. Asla modern futbolun istediği antrenman dozunu kaldırabilecek bir oyuncu değil. Yaşlı, sakatlıklara karşı çok kırılgan ve art arda gelecek ağır maçları kaldırabilecek bir yapıya sahip değil. O zaman da söylemiştim, bu adamı almayın diye. Kariyeri mükemmel, beyefendi bir kişiliği de var ama yaşla beraber gelen fiziki dirençsizliğin önüne geçemezsiniz.

ARDA VE TERİM AYNI RESTORANDA BİLE OLAMAZLAR

🔴 Arda Turan, G.Saray flörtü konuşuluyor. Bir yandan Fatih Terim için G.Saray dedikoduları var. İki ismin aynı takımda buluşma şansı var mı?
Bundan sonra Terim ve Arda'nın değil aynı takımda çalışmaları aynı restoranda yemek bile yiyebileceklerini düşünmüyorum. Zaten bildiğim kadarıyla Fatih Terim'e teklif yapılmamış. Ama bu yapılmayacak manasına gelmez. Aslında hem Galatasaray hem de Fatih Terim spor kariyerlerinde birbirlerine en çok ihtiyaç duydukları dönemi yaşıyorlar. Terim Galatasaray'a gelse, taraftarın yüzde 99'u mutlu olur. Yarın yaşanacak başarısızlıklarda Terim ismi Özbek ve arkadaşlarına kalkan olur. Gelelim Terim'e… Şu anda inanılmaz zor durumda. Kariyerinin son yıllarında en fazla karizma harabiyeti yaşadığı günlerin içinde. Onun da çıkışa ihtiyacı var. G.Saray'dan başkası olamaz. Bekleyip göreceğiz.

VİDEO HAKEM GELENE KADAR HATA YAPMASINLAR YETER

🔴 Lig başlıyor... Hakemler dünyasına, Merkez Hakem Kurulu'na bir öneriniz var mı?
Video hakem başlayana kadar maçları çok az hatayla yönetsinler kafi. Video hakemlik başladıktan sonra da bakalım bu işi bizimkiler nasıl kotaracak hep birlikte göreceğiz.

🔴 Premier Lig'de bundan böyle kendisini yere atan futbolcuya iki maç ceza verilecek. Bu uygulama sizce doğru mu? Bu uygulama Türkiye'ye de gelir mi?
Doğru değil. Futbol fırıldak bir oyundur. Düşmeler kalkmalar çok olur. Bir oyuncu kendini yere mi attı, ayağı mı kaydı, dengesi mi bozuldu ya da niyeti faul almak mıydı gibi enstantaneler birbirine çok yakın. Bu yüzden bir oyuncuya iki maç ceza vermek asla doğru değil.

Sadece galibiyet

Dün gece sadece puan maçı oynadık. İyi oyun, kötü oyun, öne çıkan futbolcu vesaire hiç önemli değildi. Kazanılması önemliydi.
Çünkü Kosova'da yaşanabilecek bir puan kaybı dükkanı kapatmamıza sebep olabilirdi. Oyuna iyi başladık.
İlk 5-10 dakika Kosova kafasını bile kaldıramadı.
Ve bu dakikalarda da Volkan Şen güzel bir gole imza attı. Cengiz, solda Hasan Ali'ye bıraktı. Hasan Ali de mükemmel bir orta ile Volkan'a golü attırdı.
Volkan ufacık ama kafa topunda kendinden çok uzun defansın önünde iyi bir zamanlama ile kafayı vurabilmesi önemli bir başarı.
Bu dakikadan sonra maç dengelendi.
Özellikle kaptırdığımız toplarda orta sahada çok açık verdik. Adamlarda birkaç süratli oyuncu var. Kapasiteleri sınırlı ama sürat ve driplingleriyle etkili olabiliyorlar.
Maçın dengelendiği bu dakikada yan toptan gereksiz bir gol yedik.
Yenmemesi gereken bir goldü. Amir Rrahmani'nin birkaç defans oyuncusunun arasından kalkıp kafayı vurması daha doğrusu ona o kafanın vurdurulması önemli bir zafiyet.
Allah'tan bu golden hemen sonra yine bir yan topta Cengiz'in golü geldi. Her ne kadar orta sert gelmese de Cengiz de topa iyi vurmasa bile Çağlar'ın sırtına çarpan top hafif yön değiştirip köşeden gol oldu.
İkinci yarı Kosova bize fazla problem yaratmadı. Oyuncu kaliteleri, oyun anlayışları bizim çok altımızda. Ve ikinci yarıda da Burak ve Ozan da attıkları gollerle galibiyeti perçinleyen isimler oldular.
Görünen o ki Çağlar Söyüncü, Cengiz Ünder, Emre Mor, Yusuf Yazıcı ve hatta birkaç genç oyuncu daha Milli Takımımızın geleceği. Onlarda ısrar edilmesi gerekir. Mesela Bundesliga'da oynayan defans oyuncusu Çaglar her maç üstüne koyarak ilerleyecek. Cengiz ve Yusuf da öyle. Artık bundan sonra geriye 4 maçımız kaldı. Çok ciddi maçlar. En azından Hırvatistan veya İzlanda'dan birini Türkiye'de yenmeliyiz. Diğerine de yenilmemeliyiz. Yoksa ilk 2 şansımız dün geceki galibiyete rağmen çok zora girer.

Çağlar, Cengiz, Emre, Yusuf ve hatta birkaç genç oyuncu daha Milli Takım'ın geleceği. Onlarda ısrar edilmeli.

Seneye de favori

90'lı yılları hatırlıyorum, Beşiktaş art arda 3 sene şampiyon olmuştu. Başta Süleyman Seba denen bir fenomen vardı. İngiltere'den Milne adında bir hoca getirdi. İlk dönem problemler oldu, Seba ve arkadaşları sabrettiler ve sonunda da Beşiktaş o dönem büyük başarılara imza attı. Geçen yıl ise Beşiktaş'ta benzeri bir dönem bir kez daha başladı. Fikret Orman başa geldi ve macera aramadı. Şenol Güneş gibi hem iyi bir hoca hem bir ağabey hem de Türk futbolunun en ahlaklı adamlarından birini başa getirdi. Şenol Güneş, teknik ekibi ve bazı yöneticiler, yabancı transferlerine başladılar. Son iki seneye bakıyoruz, yapılan her yabancı transferi neredeyse tuttu. Şu anda Beşiktaş'ta yıldız statüsünde olan birkaç oyuncu bunların kanıtı. Örnek mi, Talisca... Bana göre Süper Lig'in en önemli yıldızı. Aboubakar, sol bek Adriano, göbekte oynayan Marcelo. Hep bunlar başarılı transferin ispatı. Dün gece ilk 11'de Tolgay vardı. Aslında Tolgay Beşiktaş'ın direkt ilk 11 oyuncusu değil. Ama şimdi soruyorum, ne Galatasaray'da ne de Fenerbahçe'de Tolgay gibi bir orta saha oyuncusu var mı? Beşiktaş şampiyonlukta ikiledi. Fakat şimdiki maddi düzen 20 yıl öncesinden farklı. Şampiyon olanın bir sonraki sene de şampiyon olma ihtimali diğer takımlara nazaran farklı. Eğer Başakşehir ön elemeyi geçip Şampiyonlar Ligi'ne giremezse Beşiktaş'ın şimdiden kasasında artı 40 milyon Euro var. Hem takım kaliteleri diğer takımlara göre fazla hem de çok ciddi ve büyük bir parayı kasalarına koyacaklar. Bana göre Fikret Orman, kesinlikle macera aramamalı. Şenol Güneş'in ayrılacağına milyonda bir bile ihtimal vermiyorum. Bu takım korunmalı. Özellikle Talisca, Aboubakar, Marcelo, Babel bunlar önemli isimler. Quaresma ancak Lens gibi bir oyuncu geldiğinde gidebilir. O da büyük para kazandırırsa ve yapılacak birkaç transferle de Beşiktaş önümüzdeki sezonun yine mutlak favorisi olur. Başrol oyuncusu kim derseniz, bu çorbada herkesin tuzu var. Başkan Fikret Orman'ından Şenol Hoca'ya, masöründen çaycısına, büyük mücadele örneği veren futbolculara ve pek tabii ki taraftara teşekkür etmek lazım. Tarih yazdılar ama daha önemlisi önümüzdeki yıllarda başka tarihler yazmaya en yakın takım yine Beşiktaş'tır.

Maslahatgüzar!

Beşiktaş, şampiyonluk yarışında inanılmaz bir strese girmiş... Bunu maçın birinci dakikasından son dakikasına kadar hem biz hissettik daha da önemlisi bizzat oyuncular da hissetti. Rakip Bursaspor, ahı gitmiş, vahı kalmış bir takım... Süper Lig'den hem ruh olarak hem de kalite olarak çok uzaktalar. Üstelik, son 3 maçta 16 gol yemişler ve taraftarlarıyla aralarında büyük bir problem var. Buna rağmen ilk yarı direndiler. Beşiktaş, o kadar stresli ki iki pası bir arada yapamadılar. Top kayıpları, acele edilen paslar, manasız vuruşlar ve sahada kendini attırmak istercesine oynayan tuhaf bir Quaresma vardı. Rakip dirense de, Beşiktaş stresi yaşasa da her geçen dakika Beşiktaş golü ha geldi ha gelecek diyorduk. Fakat bunlara rağmen golü Bursaspor buluyordu. Kubilay sağdan bomboş içeri girdi. Aslında onu o anda boş bırakan Beşiktaş defansına da kızmak lazım. Ama kötü vurdu, daha doğrusu Fabri'nin üzerine vurdu ve Bursa golü kaçırdı. Belki de maçın kırılma anıydı. Bu dakikadan sonra Şenol Güneş, Cenk'i ikinci santrfor olarak sahaya sürdü ve ardından da Cenk golü buldu. Bu golü attıklarında Beşiktaşlı oyuncuların suratını görmek lazım. Aslında haklılar da... Bu maçta gelebilecek bir puan kaybı, Başakşehir'i lider yapacaktı. Tam maç böyle bitecekti ki Bursa tüm riskleri eline aldı ve bitime saniyeler kala da Aboubakar ikinci golü yaptı. Eğer bu maç normal şartlar altında şampiyonluğun haraketlendiği son birkaç maça denk gelmeseydi Beşiktaş, Bursaspor'u darmadağın ederdi. Görünen o ki, Beşiktaş aynı stresi pek tabii ki Başakşehirliler de önümüzdeki 3 karşılaşmada yaşayacaklar. Allah yardımcıları olsun.
Gelelim Bülent Yıldırım'a... Artık hakem değil, maslahatgüzar gibi maç yönetiyor. Oyunun ilk dakikalarında Quaresma'nın rakibinin sırtına basması var. Bırakın kart vermeyi, dönüp yüzüne bakmadı bile. İlk devrenin son dakikasında Quaresma kart gördü ve bu kartı alkışladı. Burada da bir şey yok. Ve Quaresma, 89 dakika oyunda kaldı. Dedik ya Türk hakemleri çoğu zaman Türk futbolunun katili durumundalar.

Eski tas eski hamam

Galatasaray, dün gece Gaziantep'te kazandı ama değişen fazla bir şey yok... Yine iyi bir ilk devre, kaçan goller, sonra manasız bir ikinci yarı... Özellikle ikinci yarıda yenen gol ve verilen pozisyonlar asla kabul edilir gibi değil...
Oyunun ilk yarısına baktığımızda; oyun düşük bir tempoda oynansa da mutlak hakimiyet Galatasaray'daydı.
Özellikle bu tip fazla basmayan, ısırmayan takımlara karşı Josue, Sneijder, Selçuk gibi yumuşak ama bol pas yapabilen, top kaybetmeyen oyuncular etkili oluyor. Tıpkı dün geceki maçın ilk yarısı gibi. Özellikle bu yarıda Bruma'nın kaçırdığı net pozisyonlar var. Bruma, kumaşı çok iyi ama oyun anlayışını bir türlü yukarı çekip, yıldızlaşamayan bir oyuncu profili sergiliyor. Bu yarıda Josue müthiş bir gol attı... Tıpkı yıllar önce Cevat Prekazi'nin Monaco'ya attığı gol gibi.
Mesafe aynı, vuruş tekniği aynı, tek farkı Prekazi duran topa vurdu, Josue ise top oyundayken vurdu.
İkinci yarı roller değişti. Gaziantep art arda kontrataklarla gelmeye başladı ve bunlardan birinde bir yan topta Galatasaray'ın sezon başından beri yediği tuhaf gollerden biri geldi.
Galatasaray'da yan top zaafiyeti biliniyordu.
Dün gece de Semih adamını kaçırdı, yükseldi kafayla beraberliği yakaladı. Gaziantep bu golden sonra ikiyi hatta üçü bulabilirdi ama bu kez kalesinde Muslera devleşti. En az ikiüç pozisyonda belki de Galatasaray'ı ipten alan adam oldu. Bitime 10 dakika kala sahneye dün gecenin çok istekli ismi Sneijder çıktı. Ceza alanı dışından kazanılan frikiği ustaca bir vuruşla gol yaptı ve Galatasaray, 3 puana ulaştı.
Ama bu galibiyete kimse sevinmesin.
Galatasaray oyuncularının birkaçı dışında kaliteleri sınırlı. Gaziantep için artık durum çok zor... Kurtarmaları mucizeye bağlı.
Sakatlıktan yeni çıkan Hüseyin Göçek'i maç boyunca iyi buldum. İkinci yarı Galatasaray'ın penaltısını vermediği iddiaları vardı. Bence de çekilen şutta Gaziantep stoperi, sol kolu kapalı olmasına rağmen sol eliyle topu kesiyor.
Yani karar penaltı olmalıydı.

Bu galibiyete hiç kimse sevinmesin. Galatasaray oyuncularının birkaçı dışında kaliteleri sınırlı

Kader ağlarını mı örüyor?

40 yıldır futbolun içindeyim. Çok şey gördüm. Muhteşem geri dönüşler, son dakikada verilen şampiyonluklar ve daha niceleri. Dün gece Vodafone Arena'da gördüğüm son dakikadaki gol ise benim futbol arşivimde enteresan gecelerden biri oldu. Başlığım kader ağlarını mı örüyor? Peki bu ne anlama geliyor?
Cuma gecesi Antalya'da Başakşehir kazandı. Maçın geneline baktığımızda 0-0 bitecek gibi görünürken son dakikada isimsiz bir oyuncu Napoleoni, Başakşehir'e 3 puanı getiren golü attı.
Gelelim dün geceye... Emenike'nin bitime 8-10 dakika kala kaçırdığı pozisyon dışında Fenerbahçe'nin tek pozisyonu yoktu.
Üstelik Fenerbahçe'den iki oyuncu kırmızı kart görmüş, maçın bitmesine saniyeler var ve Fenerbahçe beraberliği yakalıyor. Aslında beraberlik golünü dahi Fenerbahçe atmadı.
Golü Fabri attı. Fabri camia tarafından çok sevilen ve başarılı bulunan bir kaleci. Ama yemişim böyle sevilmeyi de böyle başarıyı da. İlk büyük hatasını Lyon'da yaptı ve bence turu Beşiktaş'a kaybettiren isim Fabri'ydi. Dün gece de yaptığı hatayla belki de Beşiktaş'a şampiyonluğu kaybettirdi.
Aslında Beşiktaşlılar enseyi karartmasın.
Şampiyonluğu kaybettirdi lafı tabii ki çok doğru bir laf değil. Ama şurası bir gerçek ki Beşiktaş kazansaydı yüzde 95'lerin üzerinde şampiyondu.
Ama şimdi şampiyonluk şansı yüzde 70'lere indi.
Fabri'yi niye eleştiriyoruz? Amatör bir kalecinin yapacağı bir hatayı yaptı da onun için.
Fenerbahçe bitime saniyeler kala yüksek bir doldur-boşalt topu attı. Havadan gelen top Marcelo'nun kontrolündeydi ve Marcelo zıplayıp kafayla uzaklaştıracaktı ki Fabri gereksiz bir şekilde kaleyi boşalttı. 'Topu yumruklayım' dedi, hem topa vuramadı hem de Marcelo'yu bozdu ve istem dışı Marcelo'nun kafasına çarpan top Beşiktaş kalesine girdi. Bu seviyelerde yapılmaması gereken bir kaleci hatası. Üstelik Beşiktaş golü yediğinde sadece saniyeler vardı ve rakip 9 kişiydi. Bence bu gol tarihe geçecek.
Gelelim maça... İlk 15 dakika F.Bahçe iyi başladı. Önde bastı, sonra Beşiktaş dengeledi ve Quaresma Türkiye'deki en iyi maçlarından birini oynarken devrenin son dakikalarında Aboubakar'a müthiş bir gol attırdı. İkinci yarı futbol kalitesi sıfıra indi. Adeta bir kaos vardı.
Art arda kırmızı kartlar geldi. Oyun soğudu ve maçın fişi çekilecekken belki de Beşiktaş'ın fişi çekildi. Bugünden itibaren camia kenetlenmeli.
Kaybedilmiş önemli şeyler var ama şampiyonluğun hala en büyük favorisi Beşiktaş.
Hakem Fırat Aydınus'a kızamıyorum. Sarı kart standardını düşük tutayım dedi buna rağmen birçok sarı ve iki kırmızı çıktı. Bence ilk yarıda Babel'e yapılan hareket penaltıydı.

İnsanlık suçu!

Galatasaray, dün gece baktığımızda belki de sezonun en iyi maçını oynadı.
Birinci dakikadan 90'ıncı dakikaya kadar kontrolü sürekli elinde tutan, pozisyonlar üreten, goller bulan bir Galatasaray vardı. Peki Galatasaray'ın bu kadar iyi görünmesine ne sebep oldu? Galatasaray'ın mükemmel oyunu mu, yoksa ahı gitmiş vahı kalmış Bursaspor mu? Bana göre ikinci şık daha doğru. Galatasaray, haftalar önce Adanaspor'u da benzer bir futbol ve skorla yenmişti. Demek ki Galatasaray'ın karşısında rakip çok güçsüzse Galatasaray şaha kalkıyor.
Tıpkı dün geceki gibi...
Yaşı gereği Galatasaray'ın en değerli oyuncusu Bruma. Eksikleri var mı, var ama Allah vergisi, çok önemli yetenekleri de var. Sneijder, belki de pabucun pahalı olduğunu anladı. Daha fazla koşuyor, daha fazla mücadele ediyor. Sezon başından beri Galatasaray'ın en önemli eksikliği defans olarak verdiği pozisyonlar ve duran toplardan yenen gollerdi.
Peki bunlar düzelmiş mi? Dün geceye baktığımızda hiçbir şey söyleyemeyiz çünkü rakip gelmiyor, istese de gelemiyor, orta yapamıyor, şut çekemiyor.
Galatasaray belki de hiç kimsenin beklemediği şekilde dün gece farklı bir galibiyet aldı. 5 attılar ama pekala 8 ya da 10 gol de atabilirlerdi.
Camianın futbolcuların ve Tudor'un böylesine bir galibiyete ihtiyacı vardı. Bursaspor için söyleyeceklerim çok acı... Lig yeni başlasa düşmenin en büyük aday takımlarından olacaklar. Çok kötüler.
İçi boşalmış, yukarıda da belirttiğim gibi ahı gitmiş vahı kalmış bir Bursaspor izledik.
Kabahat yönetimde mi, yoksa camiada mı bilmiyorum ama Bursa çok kötü yolda.
Gelelim hakem Halis Özkahya'ya... İlk yarıda Galatasaray'ın penaltı beklediği bir pozisyon vardı. Her ne kadar kol açıksa da Ertuğrul'un niyeti topu kesmekti. Kesti de...
Ceza alanından geriye doğru seken top bu oyuncunun eline çarptı. Bence devam kararı doğru ama Faty'nin Ahmet Çalık'a yaptığı uçan karate tekmesinde gördüğü sarı kart, tam bir hakem rezaleti. Bunun açıklaması da yok. Ahmet ölebilirdi, suratı parçalanabilirdi, kafatası çatlayabilirdi... Ama Halis Özkahya tam bir eyyam kararla ancak sarı kart verdi.
Bu, bir penaltı yanlışına ya da hatalı bir ofsayt bayrağına benzemez. Bu bir insanlık suçudur ve Faty'yi oyunda tutan hakem de hakem falan değildir.