CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Kalite ve deneyim farkı!

Fransa'nın favori, bizimle İzlanda'nın ikincilik için yarışacağı grupta Arnavutluk deplasmanı çok kritikti. Çok mu iyi oynadık? Hayır... Ama çok da kötü oynadık diyemeyiz. Dün gece gösterdi ki kalite ve deneyim bir oyuncunun yaşı ne olursa olsun sonuca taşıyor. Mesela ilk yarı; Arnavutlar orta sahada sürekli bastırdı ama özellikle Emre'nin liderliğinde oyunu rahatlattık, baskıyı azalttık.
Yine ilk yarıda iki yıldır milli takımda oynamayan Burak'ın mükemmel vuruşu ile gelen golü izledik. Attığımız ilk gole kadar kötüydük. Bu dakikada Mahmut, Arnavutlar çıkarken bastırdı, topu kapıp Cenk'e verdi. Cenk de Burak'ın önüne çok akıllı yuvarlayınca skoru bulduk. Ama ilk yarıda defansif olarak çok aksadık. Göbekte oynayan Kaan ve Merih çok ciddi uyumsuzluk yaşadılar. Arkalarına adam kaçırdılar ve aslında maça baktığımızda Arnavutların bizden daha net pozisyonları var. İkinci yarı Hakan Çalhanoğlu'nun golüyle maç bitti... O kadar belliydi ki gol olacağı... Hakan aldı, 20-25 metre dripling yaptı, onu ekran başında izleyen Türkiye'deki herkes "Vuracak ve gol olacak" demiştir ki öyle de oldu. Şenol Güneş'i kutlamak lazım... Yaşlılarla gençleri iyi karıştırmış. Takımda uyum sorunu var ama maçlar ilerledikçe toparlanabilir.
Dün geceki maç gerçekten önemliydi. İyi de oynasak kötü de oynasak kazanmamız gerekiyordu ve başardık.

Bravo Kardeşler

Maçı seyretmeyen sonuca bakarak 'Galatasaray, Antalyaspor'u dağıtmış' diyebilir ama siz bu satırları okurken, Türk medyasında dün geceki maçın en iyi oyuncusu olarak çoğunlukla Fernando Muslera çıkacak. Gerçekten de Muslera dün gecenin yıldızıydı. İlk yarıda futbol adına hiçbir şey ortaya koymayan, Feghouli'nin tesadüfi bir golüyle öne geçen Galatasaray'ı bu yarıda tamamen kalecisi Muslera kurtardı. Pekala ilk yarı Antalyaspor golü bulup beraberliği yakalayıp ikinci yarı Galatasaray için büyük problem yaratabilirdi ama Muslera ilk yarıda salkım salkım dökülen Galatasaray'ın devleşen oyuncusuydu.
İkinci yarıya da aslında konuk ekip Antalyaspor iyi başladı. Muslera bu dakikalarda da yine muhteşem goller kurtardı. Direkler de ona yardım etti ve bu dakikalarda Galatasaray ikinci golü bulup maçı bitirdi. Galatasaray kötü de oynasa bazı yıldızların kalite farkıyla rahat goller bulabiliyor. Sarıkırmızılı takımın karşılaşma boyunca en iyi kullandığı kanat sağ taraftı.
Burada da Feghouli geldi, Ndiaye'ye 'al da at' dedi. Daha sonra Onyekuru sahneye çıkıp art arda gollerle farkı açmaya başladı. Son 10 dakika Galatasaray maçtan çok nasıl olur da Diagne'ye bir gol attırabiliriz'in derdine düştü. Diagne gol attı ama VAR incelemesi sonrası gol iptal edildi.
Herhalde herkes "Bu Diagne gerçekten çok şanssız adam, attığı gol bile sayılmadı" derken ite kaka son saniyede Diagne orucunu bozabildi.
Sonuçta Galatasaray umudu az da olsa şampiyonluk yarışında Medipol Başakşehir'i takip etmeye devam ediyor ama oynadığı futbol bölüm bölüm iyi ama bazı bölümlerde de çok kötü...
Genç hakem Arda Kardeşler, mükemmel bir maç yönetti. Sakin, sevimli ve kararlarındaki isabet çok yüksek. İnşallah aynen devam eder.

Scoutlar gerçekten harikaymış!

"Yok efendim scout harikasıymış, yok efendim çok büyük golcüymüş" dediler ve camiayı yediler... Serdar Aziz gibi adamı bedava ver, sonra scout'ların mikroskopla incelediği Marcao'ya 4 milyon Euro ver transfer et.
Sevgili Galatasaraylılar bu harika Marcao, İstanbul'daki Benfica maçında amatörce golü yediren stoper. Bir benzerini de dün gece Erzurum'da yaptı. Hadi anladık Portekiz'de karşısında Seferovic vardı da dün gece Norveç'ten alınmış Rashad Muhammed... Onu da arkasına kaçırdı ve golü yedirdi.
Gelelim santrforlara... Diagne ve Mitroglou... İkisi de çok ağır, ikisi de gezmiyor. Arkadaşlarına duvar olamıyorlar... İddia ediyorum ikisini toplasan Eren Derdiyok'tan sadece biraz kilo fazlalıkları olur hepsi o kadar...
"Onyekuru uçuyor, kaçıyor" dediler ama olmuyor... Futbolun temel öğesi pozisyon almayı bilmiyor. Böyle olunca da Galatasaray bazen iyi bazen çok kötü oynuyor. İlk yarıda golü yediler, kaleye tek şut bile atamadılar. İkinci yarıda biraz toparlanır gibi oldular. Selçuk'un akıllı pası ile başlayan atak sonucu Belhanda ile beraberliği yakaladılar. Ama Galatasaray'ın ne bir hücum organizasyonu var ne de gol vuruşu yapabilecek bir oyuncusu.
Sadece Belhanda, ceza alanı dışından birbirine benzer goller atabiliyor, Feghouli de bir şeyler yapmaya çalışıyor ama Semih Kaya'nın sağ bek olduğu yerde özellikle ilk yarı hiçbir destek alamadı. Çok net söylüyorum, yeni transferler kurtarıcı değil, bundan sonra Galatasaray'da en çok tartışılan isimler olacaktır. Hakem Cüneyt Çakır puantaj yönünden çok kritik bu maçı kusursuza yakın yönetti.

Gol iptali doğru!

Gün geçmiyor ki VAR uygulaması, Türk futbolunda büyük tartışmalara yol açmasın.
Dün gece de bazı kararlar VAR'a rağmen çok tartışılır. İlki Skrtel'in Zuta'ya yaptığı hamle. Fırat Aydınus, avantaja bırakıyor, pozisyon sonuçlanınca da Skrtel'e sarı kartı veriyor. Fakat pozisyona bakıyoruz ki Skrtel ayaklar yukarıda, çift bacak atlamış ve Konyalı oyuncunun kaval kemiğine teması var. 'Herhalde VAR hakemi çağırıp attıracak' diyoruz. Tık yok! Ve Skrtel sahada kalıyor.
Ardından bir yan topta Konyalı Zuta, Jailson'u suratından itiyor. Ne Jailson ne de kendisi topa vuramıyorlar. Bu sefer VAR hakemi Fırat'ı videoya çağırıyor.
'Herhalde penaltıyı verecek çünkü top onlara doğru gelirken, Zuta, isteyerek Jalison'un suratından itiyor' diyoruz.
Ama Fırat, garip şekilde yine hata yapıp penaltıyı veremiyor.
33'te ise ciddi problem yaşanan bir VAR uygulaması. VAR'da ya hakem yok ya da kötü niyetli bir hakem var. Jahovic, yere düşen Sadık'a basmamak için sendeliyor, buna rağmen basıyor ama vücut ağırlığını hemen diğer bacağının üzerine vererek Sadık'ın zarar görmesini engellemeye çalışıyor. Skrtel'in çift dalmasını es geçen VAR hakemi, bu sefer Fırat'ı yine videoya çağırıyor ve Fırat da inanılmaz bir şekilde hiçbir kötü niyetli basması olmayan Jahovic'i oyundan atıyor.
İlk yarıda 3 tane büyük ve kritik hata ve maalesef VAR uygulamasına rağmen.
İkinci yarıda yine VAR, F.Bahçe'nin bir golünü iptal ediyor.
Valbuena soldan ortalıyor, Mehmet Topal kesin ofsayt. Arkasındaki Alper, ofsayt mı, değil mi tam belli değil. Topal topa hamle yapıyor, kafasının hemen bir santim üzerinden top geçiyor. Alper de kafayla golü yapıyor. Alper ofsayt olmasa bile, Topal ofsaytta topa, oyuna ve kalecinin hamle zamanlamasına müdahalesi var, dolayısıyla gol iptal kararı doğru.

Tur çok zor

Galatasaray bir üst segmentte maç oynadı. Yani rakip Benfica gibi Süper Lig takımlarının üstünde bir ekip olunca çok tuhaf şeyler farkettik. Önce şu scout ekibinden bahsedelim. Stoper Marcao'yu yere göre sığdıramadılar. Trabzon maçında yedirdiği gol ve dün geceki performansı çok kötü. Tamam hakem penaltıyı verdi ama zeybek oynar gibi niye kafaya çıkıyorsun. Aynı Marcao ikinci bir gol yedirdi ki anlatmakla olmaz. Adamını kaçırdı, sonra omuz omuza geldi, omuzu yedi yere düştü ve Galatasaray kalesinde ikinci golü gördü. Bu adam için Galatasaray 4 milyon Euro bonservis ödedi.
Gelelim Diagne'ye... Kasımpaşa'daki performansını bilmesem attığı gol sayısını hatırlamasam böylesine ağır, böylesine etkisiz bir oyuncuyu Galatasaray'a kim niye aldı diyeceğim. Topsuz oyunda hiç yok. Çabuk defans oyuncuları arasında çok etkisiz. İlk yarı kontrol ve etkinlik Galatasaray'a geçtiği dakikalarda Benfica'nın penaltı golü geldi. Ardından ilk yarı karşılıklı ataklarla geçti ama Galatasaray ikinci yarıya çok iyi başladı. Aslında golü de buldular. Hatta gol sonrasına baktığımızda 'Galatasaray kazanacak galiba' derken yukarıda da belirttiğimiz gibi sahneye Marcao çıktı hem maçı belki de turu Benfica'ya armağan etti.
Sonuçta tur artık çok zor... Kolay değil 1-0 galibiyet bile Galatasaray'a yetmeyecek. VAR sistemi dün geceki maçta yoktu. Ama olsa iddia ediyorum İspanyol hakem verdiği yanlış penaltıyı VAR'a gidip düzeltirdi.

MHK tetikçi yetiştiriyor

MERKEZ Hakem Komitesi, Türk hakemliğini yönetmek yerine maalesef bazı tetikçi hakemler yerleştirip onları göreve atayarak soykırım yaptırıyor. Geçen hafta Erzurumspor'u Özgür Yankaya ile boğdular. Dün gece de G.Saray'ın 12. oyuncusu Ümit Öztürk tarafından Trabzonspor katledildi.
Peki Ümit Öztürk kim? Geçen yıl Alanya'da net penaltıyı vermeyip G.Saray'a şampiyonluğu hediye eden hakemdi. Dün gece de maçı ilk yarıda yanlış kararlarla bitirdi .
İlk penaltıda ofsayt var mı, yok mu tartışılır. Bilgisayar 'ofsayt yok' dedi, inandık ama penaltı yanlış karar.
Onyekuru genç kaleci Arda'nın uzanmış ayağına kendine takıyor. Ardından Trabzonspor, Rodallega ile mükemmel bir gol buluyor ve umutlanıyor ki bu sefer sahneye üzülerek söylüyorum, tetikçi Öztürk çıkıyor.
Nagatomo'nun aleyhine çaldığı bir faulden sonra yüzüne karşı defalarca 'f..k off diyen Nagatomo, oyundan atılmıyor.
Oysa ki daha 48 saat önce Soldado aynı laf yüzünden Kayseri'de atılmıştı. Öztürk'e bu da yetmiyor. Sarı kartlı Diagne'ye ilk yarının son dakikasında dünyanın her futbol kültüründe net sarı kart içeren arkadan müdahalede sarı kart vermiyor. Verse Diagne oyundan atılacak çünkü. Yazıklar olsun! Köy maçlarını yöneten hakemler bile bu iki kırmızı kartı es geçmez. Yok eğer, "f..k off' bir hakaret değilse sarı da mı yok? Peki Saldoda Kayseri'de niye atıldı o halde?
Yine ikinci yarı G.Saray defans oyuncusu ceza alanında Ekuban'ın ayağına basıyor. VAR odası 'seyret' diyor, hakem penaltıyı vermiyor. Aslında bu penaltı tartışılır. Ama burada bir çifte standart var. Bu pozisyonu 'seyret' diyen VAR, niye G.Saray'ın kazandığı penaltıda 'izle' demedi?
Sevgili Yusuf Namoğlu, size büyük sevgi ve saygım olmasına rağmen bu işi götüremiyorsunuz.
Hata başka bir şeydir, bazı tetikçilerle ligi dizayn etmek başka bir şey. Bakın bakalım bu sene ve geçen sene Ümit Öztürk, G.Saray maçlarının yüzde kaçını yönetti.
Sonuç olarak Türk hakemleri VAR'ın da içine ettiler, Türk futbolunun da.

Pes doğrusu!

F.Bahçe kafayı kaldırmış gidiyordu, alabileceği bir galibiyet daha onları farklı bir hedefe yönlendirecekti ki hiç de hesapta olmayan bir Kayserispor yenilgisi geldi. Peşinen şunu söyleyeyim; bu mağlubiyeti asla ama asla hakem Alper Ulusoy'a bağlamıyorum.
Ama eski bir hakem olarak dün geceki yönetimden utanç duydum.
İlk yarıya bakıyoruz, pozisyon yok, iki takım da organize olamıyor ama sahada çaldığı düdüklerin neredeyse 3'te biri yanlış bir hakem var. Hava toplarındaki fauller yanlış, kartlar yanlış, Şamil, Ekici'nin ayağına basıyor, 'sarı mı olur, kırmızı mı' diye düşünürken, hakem faul bile vermiyor. Ama ilk yarının son dakikasında sarı kart gösterdiği Soldado'nun yüzüne bakmaya devam ediyor. İşte en büyük hata bu. Bir oyuncuya kart göstermişseniz ve oyuncu sizden 3-4 metre uzaksa onun suratına bakmayın. Tahrik edersiniz, atmak zorunda kalırsınız.
İşte dün gece de öyle oldu. 'İlk faulüm' diyen Soldado'nun suratına bakmaya devam eden Ulusoy, muhtemeldir ki bir küfürden dolayı Soldado'yu atmak zorunda kaldı.
Ve ikinci yarı... Belki de maçın en net pozisyonunu F.Bahçe, Jailson ile yakaladı ama beceremedi. İkinci yarı çok koştular, hem gol yememek hem kontradan golü bulmak zorundaydılar ama çok yoruldular. Bu arada Kayserispor Umut ile golü buldu.
Hakem golü verdi. VAR 'Bir daha git bak' dedi, pozisyonda faul falan yok. VAR hakemi eyyam yaptı, Ulusoy kırmızı kartın etkisinde kalıp golü faul diye iptal etti. Şimdi hem MHK'ye hem VAR hakemine hem de Ulusoy'a soruyorum; iptal ettiğin gol faul ise verdiği gol faul değil mi? Oyunun sonlarında Kravets'in Serdar Aziz'in sırtına basması yok mu? Bu gol için niye VAR hakemi, Alper'i çağırmadı.
Bence iki pozisyonda da faul yok.
Futbolda bu tür kafa toplarındaki ikili mücadeleler normaldir.
Türk hakemleri eyyam ortadan kalksın, hatalar ortadan kalksın diye icat edilmiş VAR sistemini bile deldiler.
VAR'la bile eyyam yapıyorlar ya pes doğrusu!
Hayretler içinde izliyorum.

Comolli derhal istifa etmeli!

Dün gece şunu gördüm ki Damien Comolli, Fenerbahçe'yi ciddi anlamda sabote etmiş. Frey, Benzia ve diğerlerini takıma getirtti, takımın en iyi ikiüç oyuncusunu da sattırttı. Örneğin Frey... İyi niyetli, kuvvetli ama kalite olarak ancak Fenerbahçe PAF takımında oynar. Kaleye 15 metre uzaklıkta şutu çekiyor, bakın top kaleye gitmiyor. Auta da gitmiyor, taca gidiyor! Böyle kaliteye sahip bir oyuncuyu 2.5 milyon Euro bonservisle Fenerbahçe'ye getiren Comolli ya futbolu bilmiyordur ya da gizli bir ajandası vardır.
Gelelim maça... İlk yarı btün kontrol Fenerbahçe'deydi. Her atakta Valbuena kalitesiyle başrol oynadı. Çok net pozisyon kaçırmasa da Fenerbahçe çizgiye indiğinde etkili oldu ama dedik ya, Frey'in kalitesi belli, üstelik top almaya hep geriye geliyor ve başaramıyor. İlk yarı Dinamo Zagreb oyunu rölantiye aldı. Aslında kontraya iyi çıkan, hızlı oyuncuları var. İkinci yarı ise kontrol Dinamo Zagreb'e geçti. Özellikle orta sahada yapılan top kayıpları ve rakibin bu alanı çok rahat geçerek Fenerbahçe'nin üzerine gelmesi zor anlar yaşattı. Eğer hakem hakem olsaydı Dinamo Zagreb'in penaltısını da verip hakkını yemezdi. Tamam, iptal ettiği golde faul var ama her hakemin vereceği tipten değil... İkinci yarıdaki oyunu hiç beğenmedim. Fizik olarak düştüklerinde ya da rakip golü düşünüp mücadeleyi artırdığında Fenerbahçe aciz durumlara düşebiliyor. Sonuçta Fenerbahçe gruptan çıktı ama asla ve asla ilerisi için ne ülkemizde ne de Avrupa'da ışık vermiyor.

Trabzonspor duvar topu oynadı

İLK 85 dakikaya bakıyoruz, Trabzon tarihi farkı kaçırdı. Eğer F.Bahçe kalecisi Harun bu kadar mükemmel oynamasaydı belki de 5-6 gol atan bir Trabzon görecektik. Ama son 8-10 dakikaya baktığımızda da o maç boyu oynamayan sürklase olan F.Bahçe beraberliği bile yakalayabilirdi. İlk yarı tüm kontrol Trabzon'daydı. Adeta duvar topu oynadılar. Top F.Bahçe'ye geçtiğinde çıkmaya çalışıyor ama Trabzon topu kapıp tekrar hücuma başlıyordu. Kanatları kullandılar, araya oynadılar, orta sahada üstünlük sağladılar ve penaltı geldi. Rodallega penaltıyı atsa, biz belki de bugün çok farklı şeyler konuşuyorduk. F.Bahçe'nin yegane ismi, Harun mükemmel penaltıyı kurtardı.
Trabzon ikinci yarıya golle başladı.
Düşünebiliyor musunuz, bir takımın sol beki kafayla gol atıyor. Bu olabilir ama aynı sol bek Novak, golden sonra iki tane yüzde 100 gol pozisyonunu cömertçe harcıyor.
Burada problem Novak'ın gol kaçırması değil, bir takımın sol bekinin art arda pozisyona girmesi ve buna F.Bahçe'nin izin vermesi.
İkinci yarıda F.Bahçe sahadan silindi.
Trabzon her gelişinde pozisyon buldu.
Sonunda da Sosa'nın attığı muhteşem golle iki farklı üstünlüğü yakaladı. Maç 3-4 olur mu derken, F.Bahçe'nin Frey ile golü gelince sanırım Trabzonlu futbolcular laubaliliğin ne demek olduğunu anlamışlardır. Bir de son dakikalarda direkten dönen topu Fenerbahçe gol yapsa dün geceki maç G.Saray-F.Bahçe derbisinin ufak bir kopyası olurdu.
Hakem Halil Umut Meler'i tebrik ediyorum. Harika bir maç yönetti ama ilk yarıda penaltı kazanılan serbest vuruşta ben bir faul görmedim. Her şeye rağmen çok başarılıydı.

Kesinlikle penaltı değil!

Maça baktığımızda şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Galatasaray kazanmayı hak etmedi. Konyaspor'un yakaladığı pozisyonlar ve direkten dönen topu düşündüğümüzde galibiyeti kaçıran taraf Konyaspor'du diyecektik ki Galatasaray pekala maçı son dakikaya kadar taşımıştı. Koskoca Galatasaray, maç boyu attığı gol de dahil olmak üzere tek pozisyon yakalamadı. İlk yarıda oyunun kontrolü Galatasaray'da ama pozisyon üstünlüğü yine Konyaspor'daydı. Gerek Onyekuru gerekse Eren, rakip stoperler arasına sıkıştı kaldılar. Galatasaray sıfıra inemedi, biraz olsun sağ kanattan Feghouli ve Mariano'yla bir şeyler yapmaya çalıştı. Hepsi bu kadar... İkinci yarı tüm kontrol Konyaspor'a geçti. Galatasaray çıkamadı. Pas kalitesi düştü. İşte bu dakikalarda Galatasaray'ın golü geldi. Sağdan yapılan ortada Konyasporlu Uğur'un sırtına çarpan top gol oldu. Tamamiyle şanssızlık... Topu kafayla uzaklaştırmaya çalışan Konya stoperi, arkası dönükken sırtına çarpıp gol olan da yine Konya stoperi. Bu dakikadan sonra Konya, zaten topa hükmediyordu. Bir de tüm ofansif oyuncuları oyuna sürdü ve son dakikada da tartışmalı bir penaltıyla beraberliği yakaladılar. Belki de bu penaltı uzun haftalar konuşulur. Hüseyin Göçek verdi, bu arada Serdar Aziz topu Hüseyin'e fırlatıp oyundan atıldı ve yaklaşık 1 dakika hayat duruverdi. Bakalım VAR hakemi ne diyecekti? Penaltı mı, değil mi? Bazen 1 dakika bir ömre bedel olur. VAR hakemi de penaltı deyince Konya maçı kurtardı. Gelelim pozisyona... Kesinlikle penaltı değil. Serdar Aziz atlıyor, hafif de olsa topa temas var. Bu arada Konyasporlu oyuncu da uzanmış ayağın üzerine basıp yere düşüyor. Hüseyin hata yapabilir ama VAR hakemlerinin bu pozisyonu Hüseyin'e "Tekrar izle" dememeleri hem manidar, hem de skandal... Sözüm şu; VAR iyi hoş ama dün geceki verilen penaltı ve VAR ilişkisi çok uzun süre konuşulacak.