CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Ukalalığı bırakın! Futboldan anlamıyorsunuz

Üç Büyükler bedel ödüyorlar! Yaptıkları tüm yanlışlar, yıllar içinde halının altına süpürüldü, artık yer kalmayınca da ortalığa saçıldı. Daha mart ayının başı, üçü birden ligden ve Türkiye Kupası'ndan kopmuş durumdalar. Üstelik asıl kapasite kenarda duruyor… Milyonlarca Euro'luk yabancı oyuncular ya gönderilmek için bekliyorlar ya da kenarda oturuyorlar. Üç Büyükler'in tamamı yanlış politikalar içinde… Bunun temel nedeni, "Nasıl olsa para geliyor" deyip, deneme yanılma yöntemiyle oyuncu almaktır. Örneğin; Visca yıllardır Türkiye'de… Katkısı belli. Akıllı politikayı Trabzonspor uyguladı, bonservisini ödedi ve aldı. Visca'nın katkısı ortadayken, Fenerbahçe ne yaptı? Daha fazla parayı İrfan Can Kahveci ve Mesut Özil için verdi ama istenilen katkıyı alamadı. Beşiktaş ne yaptı? Aboubakar gibi bir ismi biraz daha fazla para verip tutacağına, garip oyuncular aldı, birçoğu da katkıda eksik kaldı.

NİYE BERİSHA, NİYE SERDAR DURSUN!
G.Saray ne yaptı? Nelsson gibi sıradan bir stopere 7 milyon Euro ödedi. Iskarta durumundaki Rumenler'e milyonlarca Euro verip sözüm ona takımı gençleştirdi… Küme düşme hattından yukarı zor çıktılar. Asıl sorun gelecek sezon yaşanacak... Çünkü sahada 7 yabancı olacak. Diğer bir deyişle en az 4 Türk futbolcunun sahada olma zorunluluğu var. Aslında bu tabloya baktığımızda F.Bahçe'nin lehine. Çünkü onların elinde Altay gibi, Ferdi gibi, Serdar Aziz gibi, Arda Güler gibi Türk oyuncuları var. Mesela Ali Koç'a sormak lazım; Niye Berisha, niye Serdar Dursun! Örneğin; Cornelius gibi bir oyuncuyu niye alamadınız? Trabzonspor'un başarısındaki en büyük pay Abdullah Avcı'nındır. Aldığı tüm oyuncular neredeyse tuttu. Union Berlin'den Puchacz'ı kim tanırdı. Demek ki takip edilmiş. Bakasetas ve Siopis Alanya'da iyilerdi, Trabzon'da çok daha iyiler.

GELECEK TRABZON'UN ELİNDE
Aslında Üç Büyükler'in yapması gereken şey; başkan ve idarecilerin "Futbol ukalalığını" bırakmaları. Sizler futboldan anlamazsınız. 'Futboldan anlamak' deyimini genel bir deyim olarak kullanmıyorum. Mesela 3 Büyükler'in başkanına sorayım ve Trabzonspor'dan örnek vereyim, Puchacz ve Bruno Peres gibi isimleri bilir miydiniz? Siz bilmezsiniz ama ciddi bir teknik direktör ve iyi bir scout ekibi bunların yediği yemeğe kadar bilirler. Bundan sonraki yıllar Trabzonspor'un tekelinde gidebilir. Çünkü Abdullah Avcı belki bizim bile bilmediğimiz, belki en yakınındakilerin bile bilmediği bazı gizli detay çalışmalar yapıyor. Sürekli nokta atışı yapıyor.

MARKA DEĞERİNİ DÜŞÜREN BASIN DEĞİL
3 büyük kulübün taraftarının çıldırmaması elde değil. Visca gibi bir oyuncu, göz önündeyken milyonlarca Euro verip İrfan Can, Berkan, Nelsson gibi oyuncuları almanın mantığı ne olabilir? Artık bağırmayacaklar. Son 5-6 yılda kulüplere büyük para ödendi. Bunu yayıncı kuruluş yaptı ama onlar da uyandılar. Hem dolar kurunun yükselmesi hem de futbolun değerini kaybetmesi naklen yayın ihalesini olumsuz etkiledi. Miktarlar düştü. Bundan sonra ayaklarını yorganlarına göre uzatmaları lazım. Kulüpler 'Futbolun marka değerini basın düşürüyor' diyor. Bu koskocaman bir yalandır. Futbolun marka değerini düşüren en önemli unsur yanlış transferler, hakem rezaletleri ve Avrupa'daki başarısızlıktır.

Faul yok, devam kararı doğru

Fenerbahçe kaybedebilirdi, berabere de bitirebilirdi ama kazandı. Dün kazanmışsa bunun baş mimarı kaleci Altay Bayındır'dır. Çok ama çok önemli toplar çıkardı. Zaten hep derler ya 'Tutanınla atanın iyi olacak." Fenerbahçe'nin sadece tutanı iyiydi. Çok iyi oynadılar mı, hayır! Kasımpaşa da ona ayak uydurdu ve dün geceki futbol ortaya çıktı. Karşılaşmanın hemen başında Zajc çok güzel bir gol attı, ondan sonra mücadelenin tamamında Fenerbahçe diye bir takım yok. İlk yarı top kaybeden Fenerbahçe, ileride top tutamayan Berisha, yerini kaybeden defans elemanları ama devleşen Altay Bayındır... Aslında ikinci yarıda da tablo pek farklı değildi. Bu arada Kasımpaşa golü buldu. 1-1'den sonra ev sahibi takım kazanabilirdi de... Ama son saniyelerde Kasımpaşalılar'ın çok itiraz ettiği bir golle de Fenerbahçe 3 puanı alıverdi.
Szalai'nin golünde Valencia rakibi itti mi, itmedi mi çok tartışıldı. Şimdi gelelim hakeme... Bence Mete Kalkavan fevkalade bir maç yönetti. Tartışmalı an son dakikadaki gol. Oyunun akışına baktığınızda sanki Valencia, Kasımpaşalı defans oyuncusunu itmiş gibi görünüyor. Ama Mete Kalkavan golü verdi. VAR incelemesine baktığımızda Valencia'nın ufacık bir teması var ama Kasımpaşalı oyuncu abartılı şekilde kendini öne atıyor. Bence faul yok. Karar doğru. Bu dakikadan sonra da tüm Kasımpaşalı oyuncular kontrolü kaybettiler, Mete de haklı olarak art arda kartlarını gösteriverdi.

Yüzde 100 penaltı

Artık Trabzonspor için 'bitirdi' diyebiliriz. Dün gece de kazandılar ya söylenecek bir şey yok. Kimi şans diyebilir, kimi muhteşem dönüş diyebilir ama her şey herkes ve özellikle futbolun ilahları Trabzonspor'u seviyor. İlk yarıya bakıyoruz, tel tel dökülen bir Trabzonspor. Orta saha hakimiyeti tamamen Kayserispor'da. Çıkarken kaptırıyorlar, Kayserispor da kontratağa çıktığında geri dönemiyorlar.
Sezonun en kötü 45 dakikasında Trabzonspor 2-0 geriye düştü. Hem de mükemmel gollerle. Bu mükemmellik tabii ki Trabzonspor defansının negatif mükemmelliği. Yani diğer bir deyimle, amatörce yenen goller. Genç Ahmet olsun, sol bek Puchacz olsun bu gollerin baş sorumlularıydı.
Pek tabii ki ikinci yarıda kemendi yiyip oyundan alındılar. Trabzonspor ikinci yarıya müthiş baskıyla başladı ve art arda goller buldu. Önce Visca, ardından da Djaniny beraberliği getiriverdiler. İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Maç 2-2'ye gelmiş, taraflı tarafsız herkes 'Bu maçı Trabzonspor kazanacak' derken Kayserispor son 15 dakikada öyle goller kaçırdı ki inanılır gibi değil. Karşı karşıya kalınan iki pozisyon ve auta giden toplar.
Artık maç bitti, bitiyor diyorduk, bu puan farkında bu beraberlik Trabzonspor'a fazla zarar vermez diyorduk ki bu sefer sahneye VAR hakemi çıktı.
Maçın hakemi Erkan Özdamar mükemmel maç yönetti, tek kelimeyle kusursuz ve VAR müdahalesi de kesinlikle haklı. Her ne kadar vurulan top Kayserisporlu oyuncunun göğsünden sekse de son anda eliyle topa müdahale ediyor ve bu müdahaleyi bilerek yapıyor. Hiç kimse 'Bu top vücuttan sekti, eline geldi' diyemez. Vücuttan sekmiş olmasına rağmen sonradan elle müdahalesi var, yani penaltı kararı yüzde 100 doğru.

Meler kusursuz yönetti

Trabzonspor için artık sadece şampiyon demiyoruz... 'Kusursuz fırtına' bile onlar için eksik kalıyor. Trabzonspor artık hortum... Her şeyi, evleri uçuran, arabaları deviren bir hortum gibiler. Kolay değil, Alanya gibi bir takımı, ilk yarıda dörtleyip bıraktılar... 5, 6 hatta 7 de olabilirdi... Bu gollerin büyük kısmı Alanyaspor teknik direktörünün manasız tutkusundan geldi. Kaleci, sağ bek, sol bek, ceza sahası içinde paslaşırken topu kaptırdılar, art arda da golleri yediler. Ama fark etmez, Trabzonspor işi kafada da bitirmiş. Konyaspor'u yendikten sonra 'Bu iş tamam' demişler, dün de şov yaptılar.
Türkiye'nin en iyi taktik disiplin anlayışı kesinlikle Trabzonspor'da... En yüksek forvet gücü de onlarda. Puan farkı da ağır şekilde onlarda olunca bu sene işte o sene oluverdi. Halil Umut Meler için kolay maçtı. Hiçbir problem yaşamadan ve yaşatmadan o da kusursuz yönetim gösterdi.

İKİ PENALTIDA DA DOĞRU KARAR VERDİ
Fenerbahçe'ye gelince yendiler, çok iyi oynamadılar, 3 puanı aldılar ama artık Fenerbahçe'de gündem; Ali Koç falan değil! Başta Arda Güler olmak üzere birkaç genç futbolcu… Artık seyirci hiçbir hedefi kalmamış F.Bahçe'de gençleri ile övünüyor. Arda'ya baktığımızda kumaşı çok iyi. Çok da iyi oynadı ama gelişimini nasıl sürdürecek kestiremiyoruz. Aslında F.Bahçe'de 90 dakikada bulduğu penaltılar dışında fazla pozisyon yok. Hele hele ikinci yarıda tekrar sahalara dönen Altay'ın birkaç önemli kurtarışı olmasa sonuç, çok kötü futbol oynayan Hatay karşısında çok farklı olur. Gerçekten Hatayspor, eski Hatay değil! Alan gidiyor. Pozitif futbol adına yaptıkları bir şey yok. Sonuçta Fenerbahçe'de teknik direktör İsmail Kartal'ın sezon sonuna kadar yapması gereken; maç kazanmakla birlikte olabildiğince genci sahaya sürmek. Belki içlerinden biri veya ikisi kalıcı olabilir. Hakem Yasin Kol'u beğendim. Maç boyunca soğukkanlıydı. Verdiği iki penaltı kararı da doğru.

Sevgili Zorbay, Bruno’yu niye attın?

Trabzonspor şampiyonluk stresini buram buram hissediyor... Her maçı final gibi oynuyor bu da beraberinde stres getirip oyun düzenini bozuyor. İlk yarıya bakıyoruz; Trabzonspor pozisyon vermiş olsa da oyunu kontrol edebildi. Doğukan'ın becerisi ve Visca'nın vuruşu ile golü de buldu. Ama ikinci yarı çok şey değişti. Tüm kontrol Kasımpaşa'daydı, pozisyon buldular, direkten dönen topları var ama Trabzonspor bir engeli daha çok iyi oynamasa da geçmesini bildi. Hakem Zorbay Küçük, çok yetenekli... Kırmızı kartlara kadar da tek kelimeyle mükemmel yönetim gösterdi. Sevgili Zorbay, Bruno'yu niye attın? Adam taç çizgisine gitmiş, Kasımpaşalı topu onun üzerine vurmuş, ikinci sarıdan kırmızıyı da görmüş. Peki Bruno'yu niye attın? Ondan sonraki 10 dakikada da tam olarak kontrolü kaybetmesen de mesela son dakikada Brecka'ya sarı kartı niye gösterdin? Çok yeteneklisin, mükemmel bir istikbalin var ama bazen psikoloji faktörleri de kullanmalısın.

EN KÖTÜSÜ BAŞARISIZLIĞA ALIŞMAK
Fenerbahçe için artık çaresizlik, başarısızlık sıradan hale geldi. Taraftar üzülmüyor belki, en kötü şey alışmak. Koskoca Fenerbahçe'ye bakıyoruz, Berisha'nın direğe çarpan frikiğinden başka pozisyonu var mı? Tuhaf bir takım... Sağ kanadı kullanamıyor, soldan gelmeye çalışıyor. Orta saha oyuncuları asla hücumda çoğalamıyor. Rakibe baskı yapamıyorlar ve sonuçlar da böyle oluyor. Sezon başı yollanan Ozan Tufan'ın bile kurtarıcı olarak geri gelmesi, Fenerbahçe'deki planlamanın, futbola bakış açısının ne denli sığ olduğunun göstergesi. Başakşehir, Emre Belözoğlu ile son 4 maçta biraz bocalamıştı ama çıkışını önemli bir galibiyetle başlatmış oldu. Yaşar Kemal Uğurlu oyun genelinde iyiydi. Bazı pozisyonlar ve kartlarda standart karar veremedi ama genel olarak baktığımızda hakemin fazla konuşulmaması gereken bir maçtı.

Bravo Atilla Karaoğlan!

Dün geceki maç gibi maç zor gelir. Terim'in gazabı ve kâbusu devam ediyor. Trabzonspor belki de sezonun en kötü futbollarından birini oynadı ama son 10 dakikada 1-0 mağlup götürdüğü maçı kazanıverdi. Dün akşam için söylenebilecek tek bir şey var; kaleci Uğurcan, Trabzonspor'un yarısı. Şayet Trabzonspor maçı kazanmışsa ne Bakasetas ne de Visca sayesinde oldu. Maçı kurtaran adam tartışmasız kaleci Uğurcan.
Birinci kırılma noktası; 39. dakikada Berkan'ın vurup kontrpiyede kaldığı pozisyonu müthiş bir refleks ile çıkardı. İkinci kırılma noktası; 1-1'den sonra Babel'in şutunu çıkardı. Ve üçüncü kırılma noktası; son saniyelerde Babel'in köşeye giden kafa şutunu çıkartmasıyla Trabzonspor maçı aldı.
Bir de maçı verenlere bakalım...
Mücadele 1-0, uzatmalarla birlikte yaklaşık 10 dakika var. Marcao normal gelen topa kısa vuruyor. Bakasetas'a asist oluyor o da vuruş kalitesiyle köşeye bırakıp beraberliği getiriyor.
Aslında Trabzonspor 'Kurtulduk' diyor... 'Çok kötü oynarken bir puan da fena değil' derken sahneye bu sefer Taylan çıkıyor. Kaleciden aldığı topu yanındaki Visca'ya pas olarak veriyor. O da kaleci hazırlıksızken net vuruyor.
Dün geceki galibiyet bence Trabzonspor'a şampiyonluğu getirdi. Kazanmayı asla hak etmediler, hatta maçın geneline bakarsak da maçın hakkı G.Saray'ındı. Ama bu mağlubiyet G.Saray'ı düşme potasına soktu. Bence Fatih Terim'e yapılan yanlış da Galatasaray'ın üzerine kâbus gibi çöktü.
Hakem Atilla Karaoğlan'ı gözlerinden öpüyorum. Bence fevkâlade bir maç yönetti. Penaltı kararı doğru, kartları doğru, oyuncuya yaklaşımı doğru. Böyle bir derbi için söylenecek tek bir şey var; bravo Atilla.

Ben penaltı vermezdim

Kaybedenin puan ve itibar kaybedeceği bir karşılaşmaydı. Kaybetmediler ama tabii Fenerbahçe de ev sahibi avantajını kaçırdığı için üzgün. Aslında maçın geneline baktığımızda oyunu daha çok kontrol eden takım Beşiktaş oldu. Maça iyi başlamışlardı ama Fenerbahçe, hafif paniklediği dakikalarda bir penaltı ile öne geçti. Bu dakikadan sonra yine Beşiktaş oyunu kontrol etti ve sahanın en iyilerinden biri olan Josef de Souza ile beraberliği yakaladı. Fakat Beşiktaş sezon başından beri bireysel hatalardan tuhaf goller yiyor. Dün de öyle oldu. Vida'nın kaleciye pası kısa düştü, Rossi çabukluğuyla yetişti, yana çıkardı ve Berisha da top yüksek ve zor olmasına rağmen iyi bir vuruşla Fenerbahçe'yi öne geçirdi.



İkinci yarıya Beşiktaş mükemmel başladı. İkinci yarının ilk 20 dakikası oyunu müthiş domine ettiler, maçın yıldızı Josef de Souza'nın mükemmel kafasıyla da beraberliği buldular. Aslında son bölümde de ibre Beşiktaş'tan yanaydı ama siyah-beyazlılar beraberlik golünden sonra adeta durdu. Sonuçta baktığımızda bütün takımlar, Konya hariç, herkes Trabzonspor'a çalışıyor. 3 büyükler her hafta puan olarak Trabzonspor'un daha da gerisine düşüyorlar. Fırat Aydınus, bir pozisyon dışında mükemmel. O pozisyon da verdiği penaltı. Çok gri bir pozisyon. Ben olsam vermem. Zira bir kafa topunda top hızını kesmiş şekilde Larin'in eline düşüyor. Larin'in eli biraz açık ama bence doğal konumunda. Dediğim gibi yoruma çok açık ama ben vermezdim. Ayrıca Szalai'nın ilk yarıda verilmeyen bir kartı var.

Serdar Dursun hep durmalı!

F.Bahçe, Rizespor'a patladı. Hem iyi oynadılar hem de Serdar Dursun hat-trick yaptı. Mamafih baktığımızda; Rizespor, ligin zayıf ekiplerinden biri. Ama aynı F.Bahçe, daha önceki maçlarda nice zayıf rakiplerine karşı kötü oynayıp puan kaybetti. F.Bahçe oyuna çok iyi başladı. Özellikle ilk bölümde Rossi, en göze çarpan oyuncuydu. Pas verdi, orta yaptı ve sağdan yaptığı ortalardan birinde de Berisha'ya golünü attırdı. Aslında oyunun ilk dakikasında Rizespor'un net bir gol fırsatı olmasına rağmen koskoca maçta yakaladıkları yegane pozisyon da bu aslında. İkinci yarı maç durgun giderken değişiklikler geldi. Serdar Dursun da bunlardan biriydi. Futbol fundamentalini Almanya'da aldığı çok belli. Büyük futbolcu mu? Hayır! Ama ne zaman topu ayağından çıkartacağını, ne zaman nereye koşacağını, arka direk-ön direk deparını çok iyi biliyor. Böyle olunca da birbirine benzer 3 gol attı. Belki bu üç gol onun, F.Bahçe'de 1. santrfor olacağını kabullendirir. Her ne kadar Valencia geliyor ama Serdar Dursun, her daim F.Bahçe'de durmalı. Pereira'yı anlayamıyoruz. Tekrar üçlü savunmaya geçti, tekrar Szalai'yi takıma koydu, ki Szalai rakip ceza çizgisi önünde Serdar Dursun'a asisti yapan adamdı. Hangisi doğru? Üçlü savunma mı dörtlü mü? Szalai ile mi onsuz mu? Bunlar bile Pereira'nın iyi bir hoca olmadığını gösteriyor. Karşılaşmanın en iyilerinden biri hakem Zorbay Küçük'tü. Belki maç kolay, oyuncular iyi niyetliydi ama o da mükemmel yönetti.

Beşiktaş’ta tablo korkunç

Beşiktaş'ta utanç verici, camiayı kahredici sonuçlar ve performans maalesef devam ediyor. Özellikle ikinci yarıda iddia ediyorum, Beşiktaş PAF takımı çıksa daha iyi oynar, daha iyi mücadele ederdi.
İlk yarıya baktığımızda Beşiktaş için iyi başladı diyebiliriz. Gol buldular, pozisyonlar buldular, kısaca iyi oynadılar. Özellikle Can Bozdoğan'ın attığı gol çok güzel. Vuruş tekniği açısından mükemmel, jeneriklik bir gol. Aslında ilk yarıda Beşiktaş, ikiyi de bulabilirdi. Batshuayi attı ama VAR ofsayt diye doğru bir karar verdi.
İkinci yarı ise Beşiktaş için simsiyah, kapkara bir tablo ortaya çıktı. Belki de tarihlerinin en kötü ikinci yarısını oynadılar. Topu tutamadılar, geriye yaslandılar, dan-duna başladılar. Zaten ikinci yarıda Kasımpaşa arka arkaya pozisyonlar buldu. Karşı karşıya Ersin çıkardı, frikikten 90'a giden topu yine Ersin çıkardı. Ama 82. dakikada Kasımpaşa'nın beraberlik golüne engel olamadılar. Rosier'in arkasına atılan topta Kasımpaşalı oyuncu ortaya çevirdi. Umut tamamladı ve gol geldi. Aslında baktığımızda Beşiktaş dua etsin, ikinci yarıda maçı da verebilirdi.
Tabloya baktığımızda durum çok vahim. Oyuncular fizik olarak korkunç bir düşüşte. Bitikler, mental olarak da tabii iyi olmadıklarında direnç sıfırlanıyor. Nerede geçen seneki Ghezzal-Larin, nerede geçen seneki Atiba! İşler iyi gitmiyor. Bakalım Sergen Yalçın ne yapacak? Kasımpaşa da kazanmak istiyordu ve bence ikinci yarıdaki oyunlarıyla hak ettiler de.
Hakem Mete Kalkavan ufak tefek hatalar yaptı ama maçın geneline baktığımızda problem yaşamadan ve yaşatmadan iyi bir maç yönetti.

İptal doğru, penaltıyı vermedi!

Beşiktaş için çok karanlık günler başlıyor. Son yılların en kötü Beşiktaş'ını izledim. Futbol adına her şey sıfır... Baskı yok, güç yok, takım savunması bir amatör takım kadar kötü. Nerede o eski Atiba... Nerede Ghezzal... Kenan Karaman'a bu kadar tahammül niye? Birebir de Welinton ne kadar zayıf bir stoper olduğunu gösteriyor. Takım hem fizik hem mental olarak çökmüş durumda. Babacar'ın golü perdeyi açtı. Ondan sonra top Beşiktaş'taymış gibi görünse de pas yapsalar da Alanya topu kaptığı gibi rahatlıkla rakip kaleye gitti. Devre biterken de ikinci golü buldu ama ofsayt diye iptal edildi. İkinci yarı yine aynı nakarat. Beşiktaş alıyor, veriyor, tempo düşük, top kapamıyor, çıkarken kaptırıyor ve futbol olarak da ortaya skandal bir tablo koyuyor. İşte bunlardan biri. Milli sol bek Umut, 80 metre ötede komik bir şekilde topu rakibe bırakıyor. Daha doğrusu ayağı kayıyor. Uzun topta Welinton'un müdahalesini ancak amatör futbolcu da görürsünüz. Maç orada zaten 2-0 olup bitiyor. Sergen devam eder, etmez bilmiyorum ama bu Beşiktaş böyle devam edemez
Alper Ulusoy'u oldum olası beğenmem. Asla büyük maçların hakemi değil. Alanyaspor'un golde iptal kararı doğru zira top Vida'dan Emre Akbaba'ya gelse de top Vida'ya vurulduğunda Efecan ofsayt ve oyuna müdahalesi var. Ama ikinci yarı Alanya'nın bariz bir penaltısını vermedi. Welinton sırtından açık net bir şekilde rakibini itiyor. Bundan hafifini Trabzon'da Fenerbahçeli Kim yaptı. Oyundan atıldı, tartışmalar bitmedi.