CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Kırmızı kart hatalıydı

Adana Demirspor-Galatasaray maçında her şey vardı ama gol yoktu. Ev sahibi takım, 4-6-0 gibi oynadı. G.Saray ise eski maçlarına göre daha toparlanmış göründü. Özellikle Boey çok formda. Bir takımın kanat bekleri iyi ve ofansif olarak güçlü olduğunda o takım yaratıcı oluyor. İlk yarıda Gomis, istenilen topları alamadı. Fakat ikinci yarı G.Saray istediği pozisyonları fazlası ile buldu. Kerem olsun Mata olsun önemli pozisyonlar yakaladılar. Pek tabii ki 10 kişi kalan Adana Demirspor da öyle. Aslında çok golün olacağı fakat golsüz bir maç izledik. Hakem Halil Umut Meler, havalara girmiş. Vücut dili megalomanca. Stambouli'ye gösterdiği ikinci sarı kart ve dolayısı ile kırmızı kart yanlış. Diğer kartlarda da önemli hatalar yaptı.

VAR MÜDAHALESİ OLMAZ
Trabzonspor, öldü öldü dirildi. Kaybetselerdi Abdullah Avcı dahil herkes tartışılır hale gelecekti ki Trabzonspor kazandı. Uğurcan'daki düşüş devam ediyor. Ayağındaki topu Kayserilinin önüne bıraktı, o da vurdu gol oldu. Daha sonraki dakikalar gerek Trezeguet, gerekse Gomez ile çok fazla pozisyon harcandı. Maç tam sıkışmıştı ki son çeyrekte Ümit Öztürk'ün kritik kararı vardı. Yıllar önce yönettiği Trabzonspor- G.Saray maçının bedelini ödercesine bir penaltı verdi ki garip. VAR çağırdı, niye çağırdı belli değil. Bir ikili mücadele, Onur ile rakibi didişiyor, Onur'un kolu Trabzonsporlu oyuncunun suratına geliyor. Böyle bir penaltı olmaz, olamaz. Hatta bu pozisyon öncesinde Trezeguet'in rakibine art arda bir kaç faulü de var. Üstelik böylesine bir pozisyon için VAR müdahalesi olmaz. Beraberlik Trabzon'a hayat verdi, Umut Bozok da hemen sonra galibiyet golünü atıp takımını ipten aldı.

Göçek adeta ders verdi

Fenerbahçe gol oldu, Alanyaspor'a yağdı. Tuhaf olan şu; her maç değişik kadroyla çıksalar da müthiş iyi oynuyorlar. Alanyaspor'u darmadağın ettiler. Tuhaf bir rekabet yaratan hocaları var. Crespo her zaman için Fenerbahçe'nin banko oyuncusu. Basıyor alıyor, rakibi bozuyor, gol atıyor, attırıyor, her şeyi yapıyor. Fakat bir eleştirim var; maç bitmiş, Arda Güler'i biraz daha fazla oynat be Jesus ne olur ki! Taraftarlar bağırdı, çağırdı da oyuna zorla soktular. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz, F.Bahçe şampiyonluğun en büyük favorisi durumuna geldi. Zira hangi 11 ile çıkarlarsa çıksınlar, kim oynarsa oynasın coşku üst boyutta. Belki de fizik gücü olarak Türkiye'nin en iyi takımı ve dün gece "Büyük takımlar haftada en az iki maç yapar" diyen Jesus, F.Bahçe'nin büyük bir takım olduğunu gösterdi. Maçın hakemi Hüseyin Göçek'i çok iyi buldum. Üstelik aylardır büyük takım maçı da yönetmiyordu. Hüseyin Göçek sadece doğru kararlar vermedi, vücut diliyle de sahada hakemlik dersi verdi.

HAKEM KARARLARI DOĞRU
Trabzonspor-Gaziantep FK karşılaşmasında hakem Mete Kalkavan kritik pozisyonlarda doğru kararlar verdi
Trabzonspor 2-0 mağlup duruma düştüğü maçı biraz da şansıyla kazandı. Düşünebiliyor musunuz, ilk 10 dakikada Trabzon 2-0 mağlup. Ama ardından mükemmel oynamaya başladılar. Adeta tek kale ve önce Trezeguet, arkasından da Bakasetas ile beraberliği buldular. Fakat ikinci yarı ne hikmetse Trabzonspor durdu. Ne top kazanabildi ne de baskı uygulayabildi. Maç böyle bitti bitiyor derken, +7'de Bartra'nın golü geldi. Bu gol çok tartışılır ama görüşüm o ki Maxi Gomez rakibini itiyor gibi gözükse de Gomez'i iten bir Gaziantepli oyuncu var. İlk yarıda da Trabzonspor'un kazandığı penaltı doğru karar. Her ne kadar top vücuttan sekse de Gazianteplinin açık olan kolu ile temas ediyor. Buna karşılık yerden sekip Trezeguet'nin kapalı koluna çarpan top ise penaltı değil, burada da karar doğru.

İsmael takımı sabote ediyor

Beşiktaş'ın hocası Valerien İsmael galiba hoca falan değil. Yönetimin emirlerini uygulayan ve takımını sabote eden bir şahıs. Neden mi? Yönetim emretti, 'kaleci Ersin sözleşme imzalamıyor, oynatma' dediler. 'Emredersiniz' dedi. Ersin sözleşmeyi imzaladı, 'oynatabilirsin' dediler, Valerien yine 'emredersiniz' dedi. Hem Ersin'i kaybetti hem de belki takımı. Takım oynamıyor, Başakşehir maçında da oynamamıştı dün de oynamadı. Pas kayıpları, özellikle Josef ve Fernandes'in hücuma hiç destek verememeleri, bütün ofansif organizasyonu temelden sarstı. Bir de Muleka ve N'Koudou'nun hiçbir şey üretememeleri, Weghorst'u çırpınan bir tavuğa çevirdi. Pas istiyor alamıyor, orta istiyor alamıyor, zaten vücut koordinasyonu çok iyi değil. Topla bir şeyler yapmaya kalkıyor onu da beceremiyor. Beşiktaş, maça İstanbul kalecisi Jensen'in bilgisizliği nedeniyle öne geçerek başladı. Hakem çift vuruş vermiş, N'Koudou kaleye vurmuş, bırak gol olsun. Topa atladı, temas etti ve top kaleye girdi. Ardından da İstanbul güzel bir gol attı. Emir Kaan'ın sert şutu, direkten dönüp Ersin'e çarpıp gol oldu. Maçta Beşiktaş adına tek güzel hareket Weghorst'un attığı gol. Golün mimarı Masuaku. İçeri girdi rakiplerini geçip N'Koudou'ya bıraktı o da Weghorst'a çıkardı ve gol geldi. Beşiktaş adına yapılmış yegane olumlu iş. 2. yarı maçın hakimi İstanbulspor. Art arda çok tehlikeli frikikler kazandılar. Sonuncusunda da Ali Yaşar çok iyi vurdu. O mu çok iyi vurdu yoksa kalec i Ersin mi topu görmeyip çakılıp mı kaldı! Ersin'in ciddi hatas ı var. Hakem, suratına bakıldığında kendine güvensiz ve ürkek duruyor. Bu büyük handikap. Beşiktaş'ın kazandığı ilk goldeki frikik öncesi Weghorst ofsayttı. Maalesef VAR'ın müdahale hakkı yok. Bir çok kafa topunda yanlış düdükler çaldı ama en önemli kusuru olumsuz vücut dili.

Penaltı pozisyonu tartışılır

Beşiktaş şimdiye kadar ofansif gücü ve hücum oyuncularının katkısıyla puanlar alıyordu. Ama dün başta Muleka ve N'Koudou kötü oynayınca hiçbir ofansif etkinlik neredeyse olmadı. Aslında N'Koudou'nun bir-iki önemli pozisyonu var ama nerede geçen haftalardaki N'Koudou... Muleka da öyle. Tabii onlar kötü oynayınca Weghorst da fazla topla buluşamadı. Başakşehir kazanmasına rağmen ilk şutları gol oldu. Tabii bu golde de Necip'in büyük hatası var. Dün en çok konuşulması gereken; hakem Halil Umut Meler... Zaman zaman Beşiktaşlı oyuncuları tahrik etti. Aklı sıra cesaret gösterisi yapıyor. Beşiktaşlıların penaltı bekledikleri bir pozisyon var. Başakşehirli oyuncu yerden gelen topa yere yatıp kafa vurmaya çalışıyor. Top kolların arasında gidip geliyor. Bence tartışılacak bir pozisyon.

BELHANDA'NIN GOLÜNÜ NİYE İPTAL ETTİNİZ?
Trabzonspor'da kan kaybı sürüyor. Avrupa'daki başarısızlık ve kötü sonuçlar yavaş yavaş lige yansıyor. Üstelik hakem kıyağına rağmen Trabzonspor son saniyede kaybetti. Defansif anlamda çok eksikleri var. İkinci yarı Adana Demirspor biraz şanslı olsa tarihi fark olurdu. Trabzon, Umut ile beraberliği yakaladı. Tam maç bitecekti ki yine bir yerleşim hatasından Samet, Adana'ya 3 puanı getirdi. Hakem Atilla Karaoğlan ve VAR'a soruyorum, Belhanda'nın golünü niye iptal ettiniz? Kornerdeki kendi topuna ikinci defa temas ettin diyerek golü iptal etti. Oysa ki Demirsporlu oyuncunun ayağının tabanıyla bir teması mevcut. Demirspor'un penaltı beklediği bazı pozisyonlarda devam kararı doğru. Trabzonspor'un penaltısı da haklı.

Camiada tutulmamalı

Galatasaray altın değerinde 3 puan aldı. 3 puanın da kahramanı Sacha Boey. Kırmızı kart, kaçan penaltı ama son saniyeye kadar mücadele eden Galatasaray, Sacha Boey'in kişisel gayretiyle birçok problemi engelleyerek 3 puanı alıverdi. Aslında oyuna Gaziantep iyi başladı, Sagal ile de öne geçti. Sagal'ın golü çok zor bir gol. Çaprazdan hareketli topa öyle sert ve isabetli vurmak kolay değil. Sıkıntı baş gösteriyordu ki imdada bu sefer Gomis'in şansı yetişti. Top Antep savunması arasında gitti geldi, Gomis'in önüne düştü, o da tamamlayıp golü yaptı.
Aslında Galatasaray 1-1'e kadar ve 1-1'den sonra da çok iyi oynuyordu ama bu sefer de sahneye bana göre Türkiye'nin en soru işaretli hakemi Yaşar Kemal Uğurlu çıktı. Haksız ve manasız bir kartla Abdülkerim'i attı. Fakat bu dakikadan sonra Galatasaray'ı yine kutlamak lazım. Asla 11'e 10 oynamanın ezikliğini yaşamadılar. Maç boyu direğe vurup çıkan topları var ve pozisyonları var.
Oyun 1-1 bitiyor diyorduk ki sahneye Sacha Boey çıktı. Kanatta art arda iki kişiyi geçti, ceza alanına girdi, Seferovic vurdu, kaleciden dönen top Antepliye çarpıp gol oldu.
Yaşar Kemal Uğurlu Türkiye liglerinin en tehlikeli hakemi. Kesinlikle gizli ajandası var. Bunu sadece yüzde 100 hatalı olarak gösterdiği kırmızı karttan dolayı söylemiyorum. Bazen detaylarla takımları ve taraftarı öylesine tahrik ediyor ki, dün gece de hem taraftarı hem takımı ince ince tahrik etti. Bana göre bir gün bile camiada tutulmaması gereken bir hakem.

Palabıyık mükemmeldi

Fenerbahçe için dün gece çok güzel bir gece oldu... Konya mağlubiyetinden sonra çok eleştirilen sarı-lacivertliler, farklı bir kadro ile sahaya çıktı ama oyunun her bölümünde etkili ve rakibi boğan tarzda bir futbol ortaya koydu. İlk 35 dakika, yani gole kadar Kayserispor bırakın pas yapmayı, kafasını bile kaldıramadı. Sürekli top Fenerbahçe'deydi. Derhal toplar kapıldı. Önce Crespo kaçırdı ama Arao'nun ceza alanına mükemmel pasıyla Pedro çok iyi bir gol attı. Pedro'nun koşusu, topu baldırı ile kontrol edişi ve hemen ayak üstü ile vuruşu kalite işi. Tıpkı ikinci yarının hemen başında King'in attığı gol gibi. Topu alışı, ikinci oyuncudan sıyrılışı, yerden sert ve uzak köşeye şutu, pek tabii ki kalite göstergesi. Koskoca maçta inanın bir pozisyon dışında kaleci Altay oynamasa da olurdu. Herhalde Fenerbahçe ceza sahasına rakibin en az top getirdiği maçlardan biri dün geceki maçtır. Altay'a bir kez iş düştü. Arka arkaya iki şutu, hele ikincisini direk dibinden kurtarması yine kalite olayı. Kayserispor, uzun zamandır bir İstanbul deplasmanında bu kadar silik ve etkisizdi. Pek tabii bunda Fenerbahçe'nin presi ve alan daraltmasının da büyük etkisi var. Fenerbahçe'de sular duruldu. Batshuayi de geldi, zaten Valencia ve Serdar Dursun da var. Sarı-lacivertlilerin sıkıntısı bence gol atması değil, kolay ve acemice goller yemesiydi. Ama dün gece sadece attılar. Oyuncular iyi niyetli oynayınca hakemin de işi kolaylaşıyor. Ali Palabıyık mükemmel bir maç yönetti. Çıkardığı kartlar ve faul kararları yerinde, sakin ve oyunculara yaklaşımı kusursuzdu.

Sorumsuz Valencia

F.Bahçe tel tel döküldü… Adını ve formasını bilmeyen biri olsa 'adeta mahalle takımı' der. Koskoca F.Bahçe 11'e 11 kötü oynadı, 10'a 11 kötü oynadı, 10'a 10 oynanırken çok daha kötü oynadı. Koskoca F.Bahçe 90 dakikada kaleye sadece 1 tane mi şut atar? Koskoca F.Bahçe bu kadar çok top kaybeder mi? Koskoca F.Bahçe bu kadar düşük tempo ile oynar mı? Kadro ile çok fazla oynanıyor. Kimin nerede, ne zaman görev alacağı belli değil. Bir de basit bir yerleşim hatasından gelen Konyaspor'un golü eklendiğinde yenilgi kaçınılmaz oldu. Valencia oyundan atıldı… Hakemin arkası dönükken kırmızı kart göstermesini anlayamıyorum. Valencia'nın bir hamlesi var ama asla şiddeti yüksek değil. Fakat pozisyonda hakemden çok bu ortamı sağlayan Valencia'nın sorumsuzluğunu eleştirmek lazım. Valencia kalsaydı F.Bahçe daha mı iyi oynardı? Ya da puan alır mıydı? Bilmek imkânsız ama dün geceki F.Bahçe'ye baktığımızda tek farklı mağlubiyet bile mükemmel sonuç.

BAYARSLAN MÜTHİŞTİ
Beşiktaş'tan özellikle ilk yarıda müthiş bir resital izledik. Muleka ve Weghorst müthişti. Weghorst belki büyük yıldız değil ama Türkiye'nin en etkili santrforlarından. Sadece gol atmıyor, attırıyor da. Mesela ilk golde benim diyen santrfor topuğu ile Muleka'nın önüne o topu öyle atamaz. Muleka, çok garip bir oyuncu... Ayakla atıyor, kafa ile atıyor, dün gece de omzu ile gol attı. Daha bu takımda Ghezzal, Josef, Atiba yok. Onların da oynama ihtimali ortaya çıktığında Beşiktaş, geniş kadrosu, kaliteli oyuncuları ile önemli favori haline gelecek. Tek sıkıntıları stoper. Necip sakatlanırsa ne olacak belli değil. Beşiktaş'ın kadro kalitesi, verimliliği, isteği ve arzusu onu ciddi favori haline getirmiş. Volkan Bayarslan'ın şansı son 1-2 senede açıldı. Hemen her maçı da çok iyi yönetiyor. Dün gece de 1-2 faul hatası dışında mükemmele yakındı.

Ali Palabıyık’ı beğenmedim

Türk futbolunun neden yıllar içinde geriye gittiğinin en iyi kanıtı dün geceki maç oldu. Kötü futbol, düşük tempo ve sadece yakalanan birkaç gol pozisyonu. Öncelikle Trabzonspor'dan başlayalım… Kötü oynadılar, kötü de oynuyorlardı zaten. Tempoları çok düşük. Kaybetmekten korktular, kontra oynamaya çalıştılar ve Muslera'ya neredeyse hiç iş düşürmeden maçı tamamladılar. G.Saray, 90 dakika boyunca oyunun hakimiydi. Aslında Trabzonspor gibi bir deplasmanda da bulabilecekleri sayıda pozisyon yakaladılar. İlk yarıda Mertens, kaleci Taha ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda yanlış köşeye vurdu. O pozisyonda her ne kadar deparla oraya gelmiş olsa da diğer bir deyimle yorgun düşmüş olsa bile öyle vurmamalıydı. İkinci yarıda da benzeri pozisyonu Kerem yakaladı.



Berkan manasız şekilde 3 kişinin arasına girdi, şans eseri çıktı, Kerem'e bıraktı, Kerem bomboştu, o da iyi vuramadı. Kaleci Taha yine çıkardı. Sezon başından beri G.Saray'ı kurtaran Gomis aslında az kalsın yine kurtarıcı olacaktı. Son saniyede bir kornerde kafayı rahat vurdu, direk dibine vurayım dedi, ama iyi vuramadı. Sonuca bakarsak iki takım için de bir puan kötü değil. Hele G.Saray için hiç değil! Çünkü G.Saray kaybetseydi, büyük problem olabilir, Okan Buruk tartışılır hale gelebilirdi. Trabzonspor kaybetseydi bu sefer oklar Abdullah Avcı'ya dönecekti. Hakem Ali Palabıyık her ne kadar sonucu etkileyecek hata yapmadıysa da pek beğendiğimi söyleyemem. Kartlarını zaman zaman yanlış kullandı. Bazen komik fauller verdi ama bütün bunlara rağmen hakem tekniği yönünden çok iyi olmasa da takımlar için fazla sorun teşkil etmedi.

VAR’la maçı iyi yönetti

Çok çok tuhaf bir maçtı. F.Bahçe puan kaybetseydi şu anda büyük hoca Jesus, yerden yere vuruluyordu. En büyük hatası Onyekuru gibi Türkiye'nin en tehlikeli, en hızlı forvetini Osayi'yi kenarda bırakıp, Ferdi ve Lemos'la kontrol etmesi. Belki ilk yarıda organize olamayan bir Adana Demir izledik ama 60. dakikadan sonra Adana Demirli oyuncunun kırmızı kartına kadar geçen sürede F.Bahçe acı çekti. Oysa ilk yarıda pozisyon vermediler. 2. yarının hemen başında üçleyince herkes zannetti ki maç bitti. İşte bu dakikadan sonra sahneye Onyekuru çıktı. Tek başına F.Bahçe'nin sağını dağıttı. Önce Szalai'nin penaltısı Demirspor'a umut golünü getirdi. Ardından da Szalai ve Lemos'un ortak hatası ile yine Onyekuru golü Dzyuba'ya 'Al da at' dedi. Sonra panik başladı. Demirspor maçın hakimi oldu. Rahatlıkla beraberliği bulabilirlerdi ama önce bir kırmızı kart, sonrasında da Alioski'nin mükemmel golü maçı bitiriverdi. Dikkat edin Ümraniye maçında 3 gol atıp kazanamayan bir F.Bahçe vardı çünkü 3 gol yediler. F.Bahçe'nin golcü ve forvet eksikliği yok. Tüm problem defansında. Abdulkadir Bitigen, iki çok önemli VAR yardımıyla maçı tamamladı. Fenerbahçe lehine verdiği penaltı kesinlikle doğru. Her ne kadar top kaleciye gitse de çok net bir müdahale var. Bunu görmesi lazımdı. Ama VAR düzeltti. Rakitskiy'nin Rossi'ye müdahalesi direkt bileğe. Müdahale ayağı yerden yukarda ve bileğe basıyor. Burada da kırmızı kartı VAR yardımıyla verdi. Ama Bitigen bu pozisyonda topla karışık bu hamleyi sahada süzemeyebilirdi.

Kardeşler kusursuzdu

Beşiktaş özellikle ilk yarıda efsane bir futbol ortaya koydu. Atılan iki gol, kaçan goller, direkten dönen 3 top… Korkunç bir performans. Başta N'Koudou ve Salih olmak üzere inanılmaz oynadılar. Weghorst perdeyi açan isim oldu. Sürekli stoperin arkasından gelerek topa hamle yaptı. Böyle bir pozisyonda arkadan gelip kafayla Beşiktaş'ı öne geçirdi. 2. gol, futbol akademilerinde yıllarca ders olarak okutulacak bir gol. N'Koudou kendi sahasında korner bayrağı dibinde topu kapıyor, kontra bir pasla topu Rosier'e atıyor, o da Salih Uçan'a ve dönüp harika bir pasla yaklaşık 80 metre deparla gelmiş N'Koudou ile buluşturuyor. N'Koudou'nun attığı bu gol uzun yıllar unutulmayacak. İkinci yarıda bir kornerde Muleka adeta uçtu ve kafa ile farkı açtı. Özellikle ilk yarıdaki futbola baktığımızda Beşiktaş, 'Türkiye'nin en iyi topunu ben oynuyorum' der gibiydi. İkinci yarı biraz rölanti biraz da Karagümrük'ün atağa çıkması ile maç sakinleşti. Söyleyeceğimiz şu; N'Koudou ve Salih şu anda Beşiktaş'ın en formda futbolcuları. Weghorst'un her zaman gol şansı yüksek. Ama Beşiktaş her ne kadar Karagümrük çok gelemese de defansif olarak çok iyi bir görüntü hissettirmedi. Karagümrük için işler kötü gidiyor. Geçen seneki takım dağılmış. Pas yapamıyor, topu tutamıyor, tuhaf hatalar yapıyor. Çanlar çalıyor diyebiliriz. Hakem Arda Kardeşler maçı mükemmel yönetti. Nazar değmesin. Faul tespitleri, kart uygulaması kusursuzdu. İlk yarıdaki Caner'in omuz-kol karışımı müdahalesinde penaltı vermemekte haklıydı.