CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Penaltıya katılmıyorum

Galatasaray yine başardı. Puan cetveline baktığımızda birinci ile sonuncunun maçıydı ama özellikle ilk yarıda yaşananlar asla puan cetveline benzemedi. Daha ilk 15 dakikada Ümraniye bir gol, iki de gol pozisyonu buldu. Daha sonra Abdülkerim ile Galatasaray beraberliği buldu ki bu golden sonra inanılmaz bir baskı ile Ümraniye'nin üzerine yüklendi. Çok pozisyon buldular. 'Gol ha geliyor, ha geldi' dediğimiz dak-i kalarda, Ümraniyespor öne geçti. Geraldo neredeyse Emre Taşdemir'in futbol kariyerini tehdit edercesine sürklase etti. Geldi, pozisyon yarattı, tek başına bir takım gibi Emre'nin koridoru darmadağın oldu. İkinci yarı Okan hoca haklı olarak Emre'yi aldı ama ilk yarıdaki baskıyı göremedik. Kritik dakikada bir penaltı geldi, İcardi önce beraberliği sağladı, rakip on kişi kaldıktan sonra da ancak kendisinin atacağı bir kafa golüyle Galatasaray'ı öne geçirdi. İcardi, Galatasaray'da tuttu. Ruhen tuttu, bedenen tuttu, en önemlisi seyirci ile arasında müthiş bir iletişim ve sevgi bağı oluştu.



Hakem Cihan Aydın; kumaş itibariyle mükemmel. Geleceği parlak. Bir çok FIFA'dan daha yetenekli. Fakat G.Saray lehine verdiği penaltıya katılmıyorum. Defans tarafından ceza alanı dışına vurulan top, diğer defans oyuncusunun açık koluna çarptığında bu penaltı olmaz. Kendi kalesinden uzaklaştırılmak ve ceza alanı dışına çıkarmak için vurulan bir topa defans oyuncusu niye eliyle müdahale etsin ki! Ayrıca ilk yarıda Galatasaray, Emre Taşdemir'e yapılan harekette penaltı bekledi ama değildi. Emre dengesini kaybedip rakibin ayağına bastı. Devam kararı doğru.

Şansalan’a tam not

Galatasaray rekorunu kırdı. Arka arkaya 12. maçını da kazanmayı başardı. G.Saray kötü oynasa kazanıyor, dün geceki gibi vasat veya vasatın biraz üstünde oynarsa kazanıyor, çok iyi oynarsa zaten rakip kim olursa olsun farklı kazanıyor.
İlk yarıda G.Saray bir türlü oyunun kontrolünü eline alamadı. Rakibin zaman zaman çıkmasına izin verdi. Özellikle hücum presi aksadığında otomatik olarak orta saha büyük açıklar veriyor. Aslında ilk büyük pozisyonda da Antalyaspor'un direkten dönen topu var. İlk yarıda her ne kadar G.Saray oyunu domine edemese de yakaladığı iki önemli pozisyonda Antalyaspor'un yeni kalecisi Leite müthiş refleksler gösterdi.
İkinci yarıya G.Saray golle başladı. Sağdan Kerem'in ortasına İcardi kafayla uzak köşeye golü atıverdi. Şık ve klas bir gol gibi görünüyor ama belki de İcardi için sıradan... Bu golden hemen sonra ise Antalyaspor, Adriano ile beraberliği yakaladı. Adriano'nun bu kafa golü kesinlikle İcardi'nin attığından çok daha zordu. Oyun kritiğe gelmişti ki Antalya'nın beraberlik golünden hemen sonra G.Saray öne geçti. Bu golü G.Saray değil, auta giden topu kendi kalesine vuran Floranus attı.
Hakem Ali Şansalan'ı çok beğendim. Güray'ın ceza alanı dışında elle oynamasını fark edemedi ama verdiği diğer tüm kararlar doğru. G.Saray lehine penaltı verdi. VAR, penaltı öncesi İcardi'nin rakibine faulünü tespit edip uyardı ki yüzde 100 doğru bir uyarıydı, hakem de hem penaltıyı hem de sarı kartı iptal etti. Mükemmel bir uygulama.

Kondisyonu iyi duruşu sakin

F.Bahçe çok önemli bir kırılma noktasını zor da olsa geçmeyi bildi. G.Saray mağlubiyetinin ardından 4 puana çıkmış fark, olası kayıpta daha da büyüyecekti. İlk devre çok kötü bir F.Bahçe izledik. Kaleci Günay'ın hatasından gelen Valencia golünden başka bu yarıda F.Bahçe'nin yaptığı hiçbir şey yok. Üstelik savunma da yapamadılar. G.Antep'in 3-4 tane gol pozisyonu var, golü bulamamalarının yegane nedeni de beceriksizlik. İkinci yarı F.Bahçe daha iyi oynarken golü yedi. Aslında golden hemen önce Valencia'nın kaçırdığı çok önemli bir pozisyon vardı. Olmadı, dönen topta da Kitsiou beraberliği getirdi. Aslında maç berabere bitecekti ki Sagal'ın sorumsuzca yaptığı hareket ikinci sarı karttan kırmızıyı getirdi. Bu dakikadan sonra tüm kontrol ve pozisyonlar F.Bahçe'nin lehineydi. Dönen toplar, yakalanan pozisyonlar, galibiyet golü, ha geldim ha geleceğim diyordu ki uzatmaların ilk dakikasında Valencia, F.Bahçe'nin umutlarını tekrar canlandırıverdi. F.Bahçe'nin mevcut oyuncuları içinde en meziyetli santrforu tartışmasız Valencia'dır. O galibiyet golünü atacak pek az golcü var. Çaprazdan, dar açıdan tam köşeye vurabilmek, vuruş tekniği açısından herkesin harcı değil. Hakem Mustafa Kürşad Filiz'in belli pozitif yanları var. Fizik kondisyonu iyi, duruşu sakin ve genel olarak objektif olmaya çalışıyor. F.Bahçe'nin yediği ilk gol öncesi Ferdi'nin topa müdahalesi olmasına rağmen faul verdi. Bazı kartları atladı. Birkaç faulü de yanlış çaldı.

Bitigen’i çok beğendim, hatasızdı

Beşiktaş dün belki de lige havlu atacakken son saniyede böylesine önemli bir galibiyetle yarışa kuvvetlice tutunuverdi. Kolay değil, Konyaspor gibi bir rakibe 1-0 mağlup başlıyorsunuz. Daha ilk dakikada Mert Günok, ayağının altından kaçırdığı topla yediği golle ki böyle bir pozisyon 10 yılda bir görünür, takımını mağlup duruma düşürdü. Sonra Beşiktaş, pozisyonlar belki buldu ama Konyaspor 45. dakikada mutlak golü kaçırarak galibiyetini perçinleyemedi.
İkinci yarı her iki takımın da pozisyonlar bulduğu bir maçtı. Ama usta ayaklar Beşiktaş'ı ipten aldı. Son bölümde önce Cenk ve bitime saniyeler kala Tayfur'un çok akıllı pasıyla Josef de Souza, Beşiktaş'ı hayata döndürdüler.
Sonuçta Beşiktaş yola devam ediyor. Hakem Abdulkadir Bitigen'i çok beğendim. Sıfıra yakın hatayla maç yönetti çok başarılıydı.

***

KIRMIZI KART DOĞRUYDU, OKAKA İTİYOR

Trabzonspor için hem puan hem de fırtınanın durulması açısından çok kritik maçtı. Kazanmasını bildiler, üstelik rakip Türkiye'nin en iyi takımlarından biri olan Başakşehir'di.
Bu maça da tıpkı Konya'daki gibi büyük bir kaleci hatası damga vurdu. İlk yarıda Bakasetas, çok sert olmayarak kaleci Volkan'ın üzerine vurdu ama Volkan bacağının arasından kaçırınca Trabzonspor öne geçti. Özellikle ilk yarı 30 dakika Trabzonspor amansız bir presle Başakşehir'i boğdu. İkinci devre Trabzonspor temkinli oynadı, defansif tedbirleri elden bırakmadı, buna rağmen Başakşehir'in direkten dönen pozisyonu var.
Sonuçta Trabzonspor, psikolojik olarak da tekrar lige döndü. Ama özellikle ilk 30 dakikada oynadıkları futbol sanırım ilerisi için değişik bir strateji olabilir.
Hakem Ali Şansalan iyi maç yönetti. İlk yarıda birkaç VAR'lık pozisyon vardı ama hepsinde hakem haklıydı. Ayrıca son dakikada da Okaka'ya ikinci sarıdan gösterilen kırmızı kart doğru. Koşarken rakibinin kafasından itiyor. Bu bir çarpışma değil sarı kartlık bir harekettir.

Kadir Sağlam’ın vücut dili çok iyi

Galatasaray doludizgin yoluna devam ediyor. Dün gece bir ilk 45 dakika oynadılar ki evlere şenlik. Tabii bu evlere şenlik lafını Hatayspor için söylüyorum. Rakip ceza alanında cirit atmak nedir, rakip ceza alanında ortada sıçan oynamak nedir, Galatasaray bunun acımasız örneklerini gösterdi. Maça golle başladılar. Kerem, rakip defansın kafasından seken topla soldan ilerledi, çok güzel dibine girdi ve Galatasaray'ı öne geçirdi.
İkinci gol yine ceza alanı içinde pas trafiği ve pas zamanlaması açısından örnek niteliğindeydi. İcardi, Dubois'e bıraktı, o da Mata'ya 'al da at' dedi. Aslında devre 1-0 bitecekken uzatmalarda Mata'nın attığı ikinci golle birlikte maç kopuverdi.
Çok garip, herkes 'İcardi gol attı mı?' diye soruyor, hayır atmadı. 'Asist yaptı mı?' diye soruyor, onu da yapmadı ama Galatasaray'ın ilk yarıdaki 3 golünde de İcardi olayların içinde. Arjantinli ya asist öncesi pası verdi ya da kafa topunda rakibi bozdu ve çok etkili oldu.
Galatasaray'da dostluk da çok iyi. Gomis'in attığı 4. golden sonra ona büyük şevkle koşan İcardi. Gomis oyuna giriyor, en ufak afra tafra yok, diğerleri de öyle. Sonuçta G.Saray, rahat kazandı ve devreyi lider kapattı.
Gelelim Hatayspor'a… Allah yardımcıları olsun, çok ama çok kötüler. Bir-iki defa çıkmaya çalıştılar, başaramadılar. Defans yapalım dediler, onu da yapamadılar ve ciddi anlamda küme düşme potasındalar.
Hakem Kadir Sağlam için kolay maçtı. O da bir-iki korner, aut hatası dışında çok iyi maç yönetti. En önemli artısı sükuneti ve olumlu vücut dili.

Meler mükemmel yönetti

Ve lig yeniden başladı… Dünya Kupası bitti, Trabzonspor kazandı ve bugün itibariyle sadece Trabzonspor değil, Galatasaray, Beşiktaş, Adana Demirspor, Başakşehir ve Konya gibi tüm takımlar kendilerini çok mutlu hissediyorlar. İlk yarıya baktığımızda müthiş tedbirlerle oynayan iki takım vardı sahada. Sürekli alan daraltmalar, kanatların birkaç adamla kontrolü ve tıkanmış bir oyun. İlk yarıya baktığımızda sadece ve sadece King'in direkten dönen topu var. Fakat ikinci yarıda ne olduysa 45 ile 60. dakikalar arası oldu. Fenerbahçe takımının boyu uzadı, orta saha boşaldı, Trabzonspor orta sahadan daha çok top yapıp çıkmaya başlamıştı ki Crespo'nun acemiliği ve kontrolsüz girişi geldi. Haklı olarak ikinci sarı kartı gördü ve oyundan atıldı. Aslında Fenerbahçe, Trabzonspor'u 11'e 10 bile bloke edebilirdi ama kırmızı karttan hemen sonra gol geldi. Gol kolay görülebilir ama asla değil. Maxi Gomez göğsüyle indiriyor, sağından solundan baskı var, o anda ayak içini kullanamıyor fakat ayak üstüyle köşeyi bulabiliyor. Tipik bir Güney Amerika futbolcusu. Ev sahibi hem öne geçiyor hem de rakip 10 kişiyken puan kaybetmesi çok zor... Öyle de oldu. Umut Bozok'un biraz vuruş tekniği, zamanlaması doğru olsa Trabzonspor farka giderdi ki 90+10'da da Trezeguet'nin golü net galibiyeti getirdi
Halil Umut Meler çok iyi maç yönetti. Oyun kontrolü, gösterdiği kartların büyük bir çoğunluğu, faul tespitleri mükemmeldi. Belki Batshuayi ile Hugo'ya gösterdiği sarı kartları eleştirebiliriz ama böylesi kritik bir maçı çok iyi yönetti diyebiliriz.

Kimse ‘Arda Kardeşler’ demesin

Fenerbahçe hiç de planda olmayan, kimsenin öngöremediği bir mağlubiyet aldı. Bu sonuçla Dünya Kupası sonrası galiba kartlar yeniden dağıtılacak. Bunun temel nedeni, Pedro'nun sorumsuzluğu. Göstere göstere kendini attırdı. Geçen hafta Fenerbahçe 10 kişi ile Sivas'ı yenebilmişti ama dün bunu başaramadı. Üstelik F.Bahçe, Ferdi Kadıoğlu'nun mükemmel dribblingleriyle gelen penaltı sonrası skoru da bulmuştu ama rakip kim olursa olsun çok uzun süre 1 kişi eksik oynamak kolay değil. Nitekim öyle de oldu. Giresunspor ikinci yarı önce beraberliği buldu, ardından da "Serdar Aziz'in hatası ya da şanssızlığı" diyelim kaptırdığı topla Giresunspor maçı kazandı. Sonuçta Dünya Kupası sorası lig yeniden başlayacak. Kimse hakem Arda Kardeşler'e laf söylemesin. Verdiği penaltı doğru, gösterdiği kırmızı kart doğru, oyun genelinde de çok başarılı bir adil yönetim sergiledi.

***

ARTIK LİG YENİDEN BAŞLIYOR

Galatasaray dün geceki muhteşem skorlu Medipol Başakşehir galibiyetinden sonra 'Ben geri döndüm' mesajını verdi. Aslında hiç kimsenin karşılaşma öncesi aklına gelemeyecek bir skor ortaya çıktı. Bunun çok basit bir nedeni var… Sarı-kırmızılı tüm oyuncuların mükemmel, Başakşehirlilerin ise belki de tarihinin en kötü performansını ortaya koyması. Kerem Aktürkoğlu hat-trick yaptı, İcardi golünü attı, mükemmel asistlerini yaptı. Torreira her geçen gün daha iyi oluyor. Sonuç olarak nerede 5-6 hafta önceki Galatasaray, nerede iki haftadır mükemmel oynayan Galatasaray! Görünen o ki Katar'da düzenlenecek olan Dünya Kupası sonrası yukarıda da belirttiğim üzere lig yeniden başlıyor. Fenerbahçe favoriydi ama sadece puan farkının kapanmasından dolayı değil Galatasaray'ın performansının yükselmesi nedeniyle sarı-kırmızılılar da en az sarı-lacivertliler kadar favori izlenimi veriyor. Dün hakemler iyiydi. Atilla Karaoğlan kusursuz maç yönetti. Aslında 7-0'lık maçta da hakem ne kadar hata yapar, o da kolay değil!

Serdar’a penaltı yok

F.Bahçe sezonun en kötü maçlarından birini oynadı. Gol pozisyonu bulamayıp özellikle ilk yarıda Sivas'a çok pozisyon verdiler. Bunun temel unsuru; Emre ve İrfan Can'ın etkili olmayışları, Batshuayi'nin de tutuk kalmasıydı. İlk yarıda Yatabare iyi aşırtsa Sivas öne geçecek ve belki kaybetmeyecekti. F.Bahçe ilk yarıda alan bulamadı. İkinci devre Batshuayi'nin sorumsuzluğu kırmızı kartı getirdi. Daha önceden sarı kartı var, buna rağmen rakibine basıyor. Tüm F.Bahçeliler 'eyvah şimdi ne yapacağız' derken imdada haklı bir penaltı yetişti. Alioski soldan girdi, çizgi üzerinde aşil tendonuna darbeyi aldı ve Valencia F.Bahçe'yi öne geçirdi. F.Bahçe kapanmak zorundaydı… İyi kapandılar, top kontrolü Sivasspor'da olmasına rağmen Sivasspor 10 kişilik rakibine karşı 11'e 11 oynanırken bulduğu pozisyonları bulamadı. Şampiyonluk için böyle maçları kazanmak çok önemli. Kötü oynuyorsunuz, üstelik rakip iyi kapanıp çok iyi çıkıyor… Tüm bu olumsuzluklara bir de kırmızı kart eklenip 10 kişi kalıyorsunuz. Böyle bir tabloda galibiyet, şampiyonluk yolunda döşenmiş çok önemli bir 3 puandır. Hakem Hüseyin Göçek'i beğenmedim. Sonuca etkili kararlarda haklı olsa da kötü yardımcı hakemleri, yanlış kartları ve yanlış faullerle geceye damgasını vurdu. Ama F.Bahçe lehine verdiği penaltı ve Batshuayi'de kırmızıda haklı. İlk yarıda Serdar Aziz'in önce kafasına, sonra eline çarpan bir top var. Bence penaltı değil. El doğal konumunda. Hiçbir oyuncu kafaya yükselirken esas duruşta yükselmez. Şayet Serdar'ın kolu yukarıda olsaydı, kafası ile vurduktan sonra koluna çarpsa penaltı olurdu. Ama Göçek'in devam kararı doğru…

Saçma sapan işler yaptı!

Beşiktaş şu an itibariyle Türkiye'nin en kolay ve en komik gollerini yiyen takımlarının başında geliyor. Mesela yenen ilk gole bakın, Hataysporlu göstere göstere ortayı yapıyor. Beşiktaş kalesinin 5 metre önünde golü atan Ze Luis'in 3 metre çapı dairesinde kimse yok. Kalkıyor, yükseliyor, havada sağa-sola bakıyor ve kafayı istediği yere vuruyor. Beşiktaş stoperleri ne iş yapar? Bir rakip forvet böyle boş bırakılır mı?
Gelelim son dakikada yenen gole… Beşiktaş ceza alanı dışında Hataylılar al gülüm-ver gülüm pas yapıyor, ceza alanının 3-4 metre dışında da Kaan topu alıyor. Karşısına çıkan yok, duvar oluşturan yok, rahat rahat vuruyor ve gol geliyor.
Oysa ki Beşiktaş maça çok iyi başladı. Hatta daha 31. saniyede de Salih-Muleka ve Weghorst'un son vuruşuyla çok da iyi bir gol buldular. Ama 15 dakika sonra Beşiktaş yavaş yavaş inisiyatifini kaybetmeye başladı.
Gelelim teknik direktör Valerien İsmael'e… Beraberlik golünü yer yemez saçma sapan işler yaptı. Çift forvete döndü, Cenk'i oyuna aldı. Böyle olunca da orta saha bir kişi eksildi ve Hatayspor gelmeye başladı, son saniyede de olsa Beşiktaş'ı yenmeyi başardı. Sonuçta Valerien İsmael suyu çok ısınmış bir teknik adam olarak Beşiktaş ile devam edecek mi bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var. Beşiktaş böyle kolay goller yerse şampiyonluk yarışından çok erken kopar. Dünkü mücadelede hakem Kadir Sağlam'ı beğendim. Bir-iki faul yanlışı dışında genel olarak iyi maç yönetti.

Şansalan kötü yönetmedi

Trabzonspor dün gece eline gelen fırsatı tepti. Beşiktaş, kendi hatalarından anormal goller yiyip ilk yarıda geriye düştü. Düşünebiliyor musunuz, kornerde yani bir duran topta Maxi Gomez kale sahasının içinde bomboş, kafayı vurup golü yapıyor. O vurmasa arkasındaki Trabzonsporlu vuracak. Çok ciddi bir yerleşim hatası.
Bu golden sonra Ghezzal-Rosier ortaklığı Beşiktaş'ın golünü getirdi. Ghezzal, Rosier'in koşu yoluna çok güzel bıraktı, o içeri kesti, Larsen de kendi kalesine attı. Beşiktaş toparlanacak mı diye düşünürken, bu sefer amatörce bir gol daha yendi. Masuaku, ayağındaki topu Trezeguet'e bıraktı, tabii ki Trezeguet de böylesine hatalı bir geri pası affetmedi. İkinci yarı Beşiktaş'ın baskısı altındaydı. Aslında maçın belki de kırılma noktası Bardhi'nin kaleci Ersin ile karşı karşıya kaçırdığı pozisyon. O gol olsaydı biz bugün Beşiktaş camiasında belki de farklı şeyler konuşuyor olurduk. Sonra devreye taraftar girdi. Valerien İsmael'e zorla oyuncu değiştirdiler. Bu da faydasını verdi. Bir zamanların ünlü golcüsü Cenk sahadaydı. Weghorst'un direkten dönen kafa şutunu iyi takip edip beraberliği getirdi. Maçın geneline baktığımızda beraberlik normal sonuç gibi görünse de bence hayıflanan taraf Trabzonspor'dur. Bardhi ikinci yarıda o golü yapsa Beşiktaş asla puan alamazdı.
Ali Şansalan, bazı faul yanlışları yaptı. Maçın başında da Hamsik'e göstermesi gereken mutlak bir sarı kartı 'es' geçti. Son dakikada Yusuf Yazıcı'nın yaptığı hareket tartışmasız kırmızı kartlık. Ali Şansalan sarı verdi ama VAR uyarısıyla kırmızı kart geldi. Ancak genel olarak böylesine kritik zirve maçlarda Şansalan için kötü maç yönetti diyemem.