CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Penaltı yok

F.Bahçe, Yusuf Fahir Baba'nın desteğiyle düşe kalka yoluna devam ediyor. Kötü oynuyorlar ama 90 ve sonrasındaki dakikalarda maçı alıveriyorlar. İnanın bana Fenerbahçe'nin oynadığı futbol koskocaman bir sıfır. Üstelik ilk yarıda Samet'in hatasıyla da golü yediler ve mağlup duruma düştüler. Samet kısa vurdu, kaleci İrfan Can ceza sahası dışına çıkmak istemedi, çünkü haklı olarak çıkıp kırmızı görebilirdi. Golden sonra Fenerbahçe'den bir reaksiyon bekliyorduk, gelmedi.
İkinci yarıya Jesus oyuncu değişiklikleriyle başladı. Emre Mor hareketlilik getirdi ama bence F.Bahçe'nin dün geceki en önemli yıldızı Pedro ve Valencia. Serdar'ın oyuna girmesiyle Valencia sola geçti. Son dakikada 3 kişinin arasından sıyrıldı, sıfıra yakın topu çıkardı, Serdar topa bastı düştü, Pedro da tamamladı. Artık uzatmalara geçilmişti. Rakip 10 kişiydi, bu sefer de Pedro şahsi gayretiyle F.Bahçe'nin galibiyet golünü atıverdi
F.Bahçe'nin iki haftadır yaptığı işler futbolun doğal akışına aykırı. A.Gücü'nü son 10 dakikada yendiler, dün gece de Başakşehir'i 88 ve 90+3'teki golleriyle yendiler. Çekirge zıplamaya devam ediyor. Bakalım sonu ne olacak. Hakem Suat Arslanboğa'yı beğendim. Maçta iki tartışmalı pozisyon var. İlki F.Bahçe'nin penaltı beklediği pozisyon. Başakşehirli oyuncunun kolu doğal konumda. Orta sert geliyor, top kola çarpıyor devam kararı doğru. İkinci yarıda Touba'ya gösterdiği ikinci sarıdan gelen kırmızı da doğru. Zira Touba önce İrfan Can'ın suratı ve boynundan çekiyor. Buna rağmen İrfan dönüp hızlı hücuma çıkmak istiyor, yine tutuyor. Karar doğru.

Hakem Bitigen hatasız yönetti

Galatasaray emin adımlarla hedefine ilerliyor. Dün gece maç öncesi 'Acaba zorluk yaşar mıyız?' diyen Galatasaraylılar, daha ilk dakikadan anladılar ki maç çok rahat geçecek. Öyle oldu. Bunun temel iki sebebi var; İlki Alanya'nın yerinde yeller esiyor. Nerede o geçtiğimiz yıllardaki tehditkâr Alanyaspor, nerede dün geceki Alanyaspor… Diğer sebebi ise, kalite farkı.
Galatasaray, düşük tempoda da oynasa, tam anlamıyla konsantre olmamış olsalar bile kaliteli oyuncularının anlık yaratıcı vuruşlarıyla skoru bulabiliyorlar. Bunun en net örneği, İcardi'nin attığı gol. Hazırlanış ve vuruş tekniği olarak harika bir gol. Mertens topu alıyor, kafayı kaldırıyor, İcardi ile göz göze geliyor, adeta gözlerle konuşup anlaşıyorlar ve İcardi'nin koşu yaptığı noktaya bırakıveriyor. Peki İcardi ne yapıyor? Müthiş vuruş tekniğiyle golü atıyor. Üstelik bu gol, maç 1-1 iken ve ilk devrenin son dakikalarında geldi.
Diğer bir kalite ise Galatasaray'ın attığı 4. gol. Adekugbe'nin soldan alıp götürerek uzak köşeye attığı top ve Rashica'nın yere düşerken çok zor bir anda topa dokunuşu. Böyle kaliteli ayaklar kötü oynarken veya düşük tempoda sonucu değiştiriyor. Pek tabii ki Galatasaray dün gece kötü oynamadı. İlk golü Abdülkerim ile duran toptan buldu, ardından ise penaltıyla Alanyaspor beraberliği yakaladı. Sonuçta Galatasaray, doludizgin devam ediyor.
Geçen haftanın çok tartışılan hakemi Abdulkadir Bitigen dün gece mükemmel bir maç yönetti. Hemen hemen her kararı doğru. Buna penaltı da dahil. Alanyasporlu oyuncu soldan topu kestikten sonra Sacha Boey'in net bir hamlesi var. Bu da penaltıyı gerektiriyor.

Nelsson’a kırmızı karta gerek yok

G.Saray dün gece tam bir gövde gösterisi yaptı. Birbirinden güzel goller, İcardi'nin hat-trick'i ve seyircisiyle bütünleşmiş bir Galatasaray.
Aslında maçta çok ciddi tuhaflıklar var. Galatasaray ilk iki golü kontrataktan attı. Halbu ki bu tip golleri İstanbul'da konuk takımlar Galatasaray'a atarlar. İlkinde Kayserispor defansı öne çıktığında İcardi milimetrik olarak ofsayttan kurtulup golü yaptı . İkincisinde de kaptığı topu Kayserispor defansı az sayıdayken Rashica ile buluşturdu, o da çok iyi vurdu. Kayserispor yediği bu iki golde neyi planladı, anlamak mümkün değil . Zaten bu iki golden sonra maç bitiverdi.D aha sonra Galatasaray istediği her şeyi yaptı. Penaltılar kazandı, istediği gibi oynamaya başladı
Kerem, biraz daha kontrollü olsa Türkiye'nin en önemli atak oyuncusu olur. İcardi'nin ise öyle temiz bir fundamentali var ki inanılır gibi değil. Topu alışı, topu çekişi, ne zaman çekeceğine karar vermesi, ne zaman şut atacağına karar vermesi sonradan öğrenilecek bir şey değil. Yetenek ve çocuklukta alınmış bir eğitim. Sonuçta Galatasaray kağıt üzerinde favoriydi ama herhalde kimse böyle bir skor beklemiyordu.
Maçta hakem için iki kritik pozisyon var. Torreira'ya verilen penaltı. Penaltı çok açık, kırm-ı zı kart da doğru. Üstelik bu penaltı, VAR yardımıyla geliyor . Fakat burada tartışılacak olay, hakem vücut diliyle VAR daveti gelmeden önce Torreira'nın başka bir alanda faul yaptığını belirtiyor. İşte o zaman olay ciddi bir hata haline dönüşüyor. Bir diğer kritik karar da ilk yar-ı nın son dakikasında Nelsson'a verilmesi gerektiği tartışılan kırmızı kart. Bence önce Kayserisporlu oyuncu, Nelsson'un boynuna sarılıyor ve dolayısıyla kırmızı kart yok.

Çok net penaltıyı es geçtiler

Jesus dün gece bir kez daha hoca olmadığını gösterdi. Çıkarttığı ilk 11'e bakın. İlk devre tel tel dökülen coşkudan, istekten uzak çok kötü bir Fenerbahçe izledik. Ceza alanına giremiyorlar, Valencia ve Serdar Dursun gibi golcülerini topla buluşturamıyorlar, tam anlamıyla ne yaptıkları belli değil. Hocadaki İrfan Can takıntısı, Arao takıntısı ve başka takıntılar, Fenerbahçe'yi çok zorluyor. Altay sağına gelen topu soluna sektiriyor, anlaşılır gibi değil. Topa hamle yaparken de ayağı kayınca Ozdoev golü buluyor. İkinci yarı Arda ve Zajc oyuna girdi -ki bu iki oyuncu da Fenerbahçe'nin değişmezi olmalı. 2. yarının başında Zajc'ın mükemmel golüyle Fenerbahçe beraberliği buldu. Aslında bu dakikadan sonra Karagümrük yine öne geçebilirdi.



Colley, Alioski'nin sağından attı solundan geçti, çaprazdan karşı karşıya kaldı ama golü yapamadı. Maçın sonlarına doğru Fenerbahçe kazanamasa belki de yarıştan kopacaktı. Bu kez de bir duran topta Szalai ortaya çıkıverdi. Kornerden gelen topu kafayla filelere gönderip hem maçı kazandırdı hem de az da olsa şampiyonluk umudunu sürdürmesine yardımcı oldu. Gelelim Bitigen'e… Maçın hemen başında Arao'nun kafayla attığı golde Samet'in faul yaptığı gerekçesiyle golü iptal etti. Bakıldığında faul var ama çağdaş futbolda top başka yere giderken bu tür fauller pek verilmiyor. Ama Bitigen'in ve VAR hakeminin en önemli hatası; ikinci yarıda Valencia'ya yapılan mutlak penaltıyı es geçmeleri. Amasız, fakatsız net bir penaltı. Bitigen vermiyor, VAR davet etmiyor ve atlanıp gidiyor.

Hayal mahsulü penaltı

Dünya futbolunda 53. dakikalar gibi kırılma anlarına pek rastlanmaz. F.Bahçe, bu dakikada 1-0 öndeydi. 1 penaltı oldu ve penaltı ile birlikte Welinton oyundan atıldı. İşte o anda penaltı atılmadan evvel dünyada hangi futbolsevere sorarsanız sorun, "F.Bahçe maçı aldı" derdi. Çünkü penaltı muhtemelen gol olacak, skor 2-0'a gelecek, kendi sahanda oynuyorsun ve rakip 10 kişi. Ama bu dakikadan sonra dünya futbolunda ender rastlanan olaylar gelişti. Valencia penaltıyı kaçırdı, derken sahaya Redmond adlı Beşiktaşlı oyuncu çıkıverdi. Tam 3 asist, 1 gol! Önce sağdan mükemmel kesti, Cenk harika kafa vuruşu ile beraberliği yakaladı. Bu golden sonra F.Bahçe için Reşat Nuri Güntekin'in 'Yaprak Dökümü' romanı ortaya çıktı. Aynı Redmond, Cenk'in önüne yuvarladı, Cenk düzgün vurdu, Beşiktaş öne geçti. Yine Redmond orta sahadan topu aldı, neredeyse 50 metre sürdü ve müthiş vurdu. Ve yine aynı Redmond son dakikalarda bu sefer Aboubakar'ın önüne yuvarladı ve Beşiktaş F.Bahçe'yi dörtledi. Tıpkı 3 ay önce G.Saray'ın yine aynı statta F.Bahçe'yi üçlediği gibi.



Sonuçta F.Bahçe dün gece tarih yazdı. Yaptığı rezilliklerle, yediği gollerle maalesef tarih yazdı. Eğer dün gece F.Bahçe kazansaydı maalesef hakem Halil Umut Meler de tarih yazacaktı. F.Bahçe lehine verdiği ilk penaltı tam bir hayal mahsulü. %100 yanlış. İşin acısı VAR hakeminden ne yardım ne davet geldi. Eğer dün gece F.Bahçe bu penaltı ile kazansa siz sevgili okurlarımız bu satırları okurken futbolda kaos oluşmuştu.

Kırmızı güme gitti

G.Saray, hayati bir üç puan aldı. Aslında maça baktığımızda pekala kaybedebilirlerdi de… Adana Demirspor'un direkle irtibatlı iki topu ve aynı zamanda Nelsson'un çizgiden çıkarttığı çok önemli bir pozisyonu var.
İlk yarı G.Saray panik halinde saldırdı. Son paslar isabetli olmadı. Yapılan tüm ortalara rakip tarafından müdahale edildi. İcardi, eski İcardi değil. Topla fazla buluşamıyor, topla buluşmak için de fazla bir şey yapmıyor. Mertens de ceza alanına fazlaca girmediği için G.Saray baskılı oynadığı ilk yarıda pozisyon üretemedi. İkinci yarı Adana Demirspor daha fazla gelmeye başladı. Galatasaray adeta durdu, fizik olarak geri gitti ama bu dakikada isimsiz kahraman Midtsjö sahneye çıktı. 86. dakikada takımına hem 3 puanı getiren golü attı hem de Galatasaray'ın iyi oynamadığı maçta puan farkının kapanmasını önledi.
Şimdi pozitif yönden fatura Okan hocaya çıkacak. Kimsenin tahmin edemediği bir değişiklikle Midtsjö'yü sahaya sürdü ve 3 puanı aldı. Sonuçta Galatasaray, çok ama çok önemli bir engeli iyi oynamasa da rakibine pozisyon verse de kazanmasını bildi.
Ali Şansalan bir pozisyon dışında aslında iyi maç yönetti. Verdiği sarı kartlar doğru, son dakikadaki penaltı kararı isabetli. Ama Galatasaray kazanamasaydı, Emre Akbaba'ya göstermediği kırmızı kart çok tartışılırdı. Bence kırmızı kart. Emre, rakibinin bilek üzerine arkadan gelip basıyor. VAR daveti de olmadı, dolayısıyla kırmızı kart güme gitti.

Zorbay Küçük kendini buluyor

Takımlar devre arasında soyunma odasına gittiklerinde dünya üzerinde pek az kimse Konyaspor'un bu maçı kazanabileceğini düşünürdü. Zira ilk 45 dakikaya baktığımızda golü bulup öne geçmiş, oyuna ağırlığını koymuş, rakip ceza sahasında çok fazla topla buluşmuş ve rakibe de fazla imkân vermemiş bir Galatasaray vardı. Konyaspor adeta top tutamaz haldeydi, G.Saray da kazandığı toplarla çabuk hücuma çıkan bir görüntü sergiledi ve bunlardan birinde de organizasyon yönünden mükemmel bir gol geldi. Kerem ceza alanına girdi, Rashica'ya bıraktı, o da rakibini geçip golü yaptı. Fakat ne olduysa 46. dakikadan sonra oldu. Galatasaray durdu. İlk yarıdaki organizasyon ve kompakt futbol kayboluverdi. Çıkarken toplar kaybettiler, rakip Konyaspor'a oyun alanı yarattılar ve bunlardan birinde de Konyaspor, Soner'le golü buldu.
İşte bu dakikadan sonra G.Saray'da ciddi bir mantalite yanlışı başladı. İlle maçı kazanalım deyip hem değişikliklerle risk aldılar hem de tüm oyuncular ileri gitmeye başladılar. Aslında Konyaspor pekala bir puana razıydı. Ama G.Saray ava giderken avlandı. Eksik yakalandılar ve mağlup oldular. Dün geceki asıl sıkıntı, kazanamıyorsan kaybetme mantığını son 10 dakikada yitiren G.Saray'dır. Bir-iki ufak faul hatasına rağmen ben hakem Zorbay Küçük'ü çok beğendim. Yavaş yavaş tedirgin ve ezik görüntüsünden uzaklaşıyor, bu çok büyük bir artı. Ayrıca kararlarıyla, davranışlarıyla da çok olumlu bir görünüm sergiledi.

Kırmızı kart doğru!

Beşiktaş önemli bir galibiyet aldı. Başakşehir, Avrupa kupası maçı yorgunluğu nedeniyle belli oranda rotasyonlu kadro ile çıkmıştı sahaya ama olmayanlar çok önemli isimlerdi. Bu tür karşılaşmalarda öne geçmek büyük avantaj ve Beşiktaş bunu erken diyeceğimiz bir dakikada Aboubakar ile yakaladı. Belli oranda defans aynı zamanda kaleci Volkan'ın hatası ve Aboubakar'ın vuruş kalitesi ile Beşiktaş golü buldu. Daha sonra Başakşehir 10 kişi kaldı. Hem mağlupsunuz hem de rakip Beşiktaş. Kolay değil. Beşiktaş kapanıp, kontrataklarla pozisyonu kovaladı ve maçın geneline baktığımızda da Başakşehir'e çok fazla pozisyon verdiğini söyleyemeyiz. İkinci yarıda aynı senaryo gerçekleşti. Bunlardan birinde Aboubakar'ın pasıyla Masuaku topla buluştu. Ceza alanına girerken vurdu ve Beşiktaş bu golle maçı bitirdi. Karşılaşmanın en kritik anı Başakşehirli Januzaj'ın gördüğü kırmızı kart. Bence karar doğru. Her ne kadar oyuncunun ayağı kaysa da tabanı sert bir şekilde Fernandes'in kaval kemiğine geliyor. Kırmızı kart doğru.

***

BİTİGEN İYİ YÖNETİYOR

4-1'lik skor, kimseyi kandırmasın… Trabzonspor, 10 kişi kalan rakibi Adana Demirspor karşısında 80 dakika futbol oynamadı. Ama Visca bir çilingir gibi oyunu açtı. Maça sonradan girdi, yaptığı asistle Vitor Hugo; Trabzonspor'u öne geçirdi, ardından Visca golünü attı ve Trabzonspor 3 puanı alıverdi. Belhanda denen sorumsuz bir adam var Demirspor'da. Rakibine tokat atınca hakem de haklı olarak onu oyundan attı. Üstelik Trabzonspor 1-0 da öndeydi. Bu karttan sonra her şey Demirspor lehine gelişiverdi. Oyunda kontrolü ele aldılar, goller kaçırdılar, devrenin son dakikasında da Ndiaye'nin golüyle skoru eşitlediler. İkinci yarı her şey rölantide gidiyordu ki son 15-20 dakika Trabzon'un baskısı yaşanmaya başladı. Yukarıda da dediğimiz gibi Visca girdi, oyunu çözdü, işi bitirdi. Hakem Bitigen, bu sene çok iyi maçlar yönetiyor. Dün de neredeyse tüm kararlarında haklıydı. Belhanda'nın hareketi ilk etapta itme gibi göründüğü için sarı verdi ama VAR uyarısı yerindeydi ve haklı bir kırmızı kart geldi.

3 dakikayı anlayamadık

Galatasaray yine kazandı. Rekorlar kırmaya devam ediyor ve şampiyonluk yarışında her geçen hafta avantaj sağlayıp rakibi Fenerbahçe'yi psikolojik olarak dibe itiyor.
İlk yarıya bakıyoruz, Seyrantepe'de alıştığımız o istekli, coşkulu Galatasaray yok. Önde basmıyorlar, pas trafiği çok yavaş, şut atmıyorlar, neredeyse sol kanadı hiç kullanmıyorlar. Kasımpaşa'nın ise ne yaptığı belli değil. Onlar da Galatasaray'ı kendilerine uydurdular ve ilk yarı sönük geçti. Galatasaray ilk şutu 30'lu dakikalarda Torreira ile attı. Aslında İcardi'nin 1-2 pozisyonu var ki zor açıda olmasına rağmen iyi vurdu. İkinci yarı Zaniolo değişikliği geldi. Zaniolo hem gol özelliği hem dripling hem de pas özelliği olan bir futbolcu. Zaten maçın da tek golünün sahibi. Topu kaptı, Raschica'ya attı, Rashica da onun koşu yoluna bırakıp gol atmasını sağladı. Bu çocuk için 'Büyük yetenek ama depresif karakterli' diyorlar. Depresif karakterli mi bilmiyorum ama tutturursa Galatasaray 11'inin en yetenekli futbolcularından biri olup birçok maçın da başrol oyuncusu olabilir. Okan hoca, sol bekte deprem mağduru Adekugbe'yi denedi. Hemen alışması kolay değil. Özellikle de ofansif olarak fazla etkili olamadı. Sonuçta Galatasaray, eski Galatasaray gibi oynamasa da rakibine tek pozisyon vermeden kazandı. Kasımpaşa ise birçok transfer yapmış olmasına rağmen organize bir takım değil. Son paslar berbat
Gelelim hakem Atilla Karaoğlan'a… Oyun genelinde iyi maç yönetti. İlk yarıda ceza alanında Kasımpaşalı oyuncuya yapılan bir hareket var. Belki bir temas var ama kendini abart-ı lı şekilde yere bırakıyor. İkinci yarıda da 9 dak-i ka uzatma verip 12 dakika oynattı. Bu aradaki 3 dakika niye ilave edildi, pek anlaşılır gibi değil.

Atilla Karaoğlan kusursuz yönetti

Fenerbahçe için çok kritik maçtı. Galatasaray'ı kovalayabilmek için zorlu Kayserispor deplasmanından kayıpsız dönmeliydi ve başardılar. Ama ilk yarıya baktığımızda her iki takımın da yakaladığı veya başka bir deyimle verdiği çok pozisyon var. Fenerbahçe maça golle başladı. Önemli golcüsü Valencia'nın Lincoln'ün ortasına ofsayttan kurtularak vurduğu kafa kalite ürünü. Bundan sonra bazı pozisyonlarda sahneye Altay çıktı. Karşı karşıya pozisyonu kurtardı, genç yetenek Arda Güler ise aynı pozisyonda ne vurdu ne de kaleciyi geçmeye çalıştı, böyle olunca da pozisyonu kaybetti. Bu yarıda yine duran toplarda Attila Szalai'nin son vuruşları iyi olsa Fenerbahçe devre arasına rahat girerdi. İkinci yarı Fenerbahçe'nin en iyi oyuncusu Ferdi öyle bir gol attı ki sezonun en iyilerinden biri diyebiliriz. 30 metreden mükemmel vurdu ve takımını rahatlattı. Düşünebiliyor musunuz 90+'lar oynanıyor sağ bek Ferdi, sol taraftan girip kaleci ile karşı karşıya kalıyor ama golü yapamıyor.
Fenerbahçe, çok iyi oynadı diyemeyiz… Yeterince oynadı, kötü oynayan yoktu, özellikle herkesin merakı Arda Güler'di. Aslında yorulana kadar fena oynamadı. Topları da iyi kullandı. Sonuçta Fenerbahçe, Galatasaray'ı takip etmeye devam ediyor. Tekrar edelim Kayseri gibi bir takımdan deplasmanda 3 puanı almak kolay iş değil. Atilla Karaoğlan ceza aldığı G.Antep-Beşiktaş maçından sonra önemli bir karşılaşmaya çıktı. Bence kusursuza yakın bir müsabaka yönetti. İnşallah bir daha hakemlik hayatında Gaziantep-Beşiktaş maçında yaşadığı gibi bir şey yaşamaz.