Kariyerin boyunca oynadığın kulüplerde liderliğe alışık bir oyuncusun. Başakşehir'e gelirken bunu yaşamayı bekliyor muydun? Bu sezonki performansınız senin için sürpriz oldu mu?
Futbolcu profilime uygun olduğunu düşündüğüm için, bugüne kadar hep önde oynamayı tercih eden takımlarda oynadım. Başakşehir'e geldiğimde Abdullah Avcı'nın ve oyuncuların reaksiyonu da bu yöndeydi. Benim de dahil olmamla birlikte daha çok önde oynamaya çalışan bir takım ortaya çıktı. Sezon başında oynadığımız çok zorlu dört maçın tamamından hakkını vererek ayrıldık ve o maçlar şu an ligdeki konumumuza gelmemizi sağladı. Yola lider olmak için çıkmadık ama takımdaki oyun gücünü gördükten sonra buna inanmaya başladım. İki sene önce imza atarken şampiyonluğa oynamak; Beşiktaş'la, Galatasaray'la kafa kafaya mücadele etmek gibi hedeflerden ziyade ligi ilk dörtte bitirmek, Avrupa Ligi'ne gitmek gibi daha gerçekçi hedefler koymuştuk.
Taraftar ya da medya baskısının olmaması, bireysel performansını nasıl etkiliyor? İşine daha kolay konsantre olmanı sağlıyor mu?
Olumlu ve olumsuz anlamda taraftarla yaşayan bir oyuncu değilim ama özellikle iç saha maçlarında taraftarın desteği olsa ayrı bir motivasyon kaynağı edinebiliriz. Bu takım bunu fazlasıyla hak ediyor.
Abdullah Avcı'yla nasıl bir ilişkin var? Onlarca farklı hocayla çalıştıktan sonra onun öne çıkan özelliğinin ne olduğunu söyleyebilirsin?
Her şeyden önce çok samimi. Konuşurken yüzü kızarır, söyledikleriyle karşısındakini etkiler çünkü yapmacık değildir; içinden geldiği gibi hareket eder ama aynı zamanda da oyuncusuyla mesafelidir. Benim gözümde oyuncusundan geri bildirimi en iyi alan teknik direktör o çünkü oyuncusuna yaklaşırken birçok parametreyi göz önünde bulundurur: Psikolojik durumunu, aile yaşantısını, bir önceki antrenmanını, sakatlık durumunu…
FourFourTwo'ya verdiği röportajda "Emre, zamanında çok fedakarlık yapmış bir futbolcu. Biz de sakatlıklarının nüksetmemesi için dikkatli davranıyoruz" demişti. Hırsının etkisiyle erken dönmeye mi çalışıyordun?
Geçmişte, gençliğin de vermiş olduğu enerji ve istekle böyle şeyler yaptım. Çok küçük yaşta bir baskı altına giriyorsunuz, her gün kendinizi ispatlamak zorunda hissettiğiniz bir arenadasınız… Özellikle Türkiye'de futbol dünyası böyle. Bu topraklardaki kültür, yetişme tarzımız, gördüklerimiz bizi buna itiyor. Bu yüzden hep sakat sakat, ağrılarım varken oynadım. Bunun benden götürdüğü çok şey oldu. Ayağımda ağrı olur; iğnelerle, ağrı kesicilerle devam ederdim. Abdullah hoca benden daha uzun süre verim alabilmek için, antrenmanlarda yorulmamam adına kolluyor. Bazen hazırlık maçlarında ve kupa maçlarında oynatmıyor. Yaşım gereği artık antrenman yapmaktan çok yapmamanın faydalarını gördüğüm bir dönemdeyim; yeter ki iyi besleneyim, iyi dinleneyim. Hocam da böyle düşünüyor, yani aynı kafadayız. Onunla çalıştığım için şanslıyım çünkü ben de sezonu en az sakatlıkla kapatmak istiyorum.