CANLI
SKOR
Zeki Uzundurukan

Zeki Uzundurukan

Reaksiyon ve refleks!

Galatasaray'ın diğer büyük takımlardan farklı bir özelliği var! Maç günü A Spor'daki yorumlarımızda da bunu dile getirdik. Galatasaray, kötü bir sonuç alıp, krize girdikten sonra anında reaksiyon gösterebiliyor. Yani krizi fırsata çeviriyor. Panik butonuna basmıyor, aksine hırs yapıp, krizden daha da güçlü çıkıyor. Cumartesi günü Trabzon'da kaybeden Galatasaray, çarşamba günü (dün) İzmir'de çok zor görünen maçı, adeta tereyağından kıl çeker gibi farklı kazanmasını bildi. Oyunun tümüne baktığımızda Göztepe gibi güçlü bir takımdan 15-20 dakika baskı yemesi de normal karşılanmalı. H H H
Okan Buruk'un maçtan önce açıkladığı adeta rotasyonvari kadrosu Galatasaraylılar'ı tedirgin etmişti. Öyle ya, Trabzonspor derbisinden 6 farklı ismi Göztepe karşısında sahaya sürmüştü Okan hoca. Üstelik de Trabzonspor maçında oynayan Singo ve Barış Alper Yılmaz bu kez farklı mevkilerde görev almasına rağmen! Göztepe artık bir ezber haline gelen oyununu oynadı. Topu Galatasaray'a bıraktı. İlk yarıda yüzde 30 topla oynayabildi. İzmir ekibinden herkes ön alan baskısı beklerken, o baskıyı yapan taraf Galatasaray oldu.

Galatasaray tahrip gücü yüksek maç başlangıcının meyvesini daha ilk dakikalarda aldı. Sane'nin duran toptan yaptığı harika ortaya iyi yükselen Barış Alper Yılmaz, üç Göztepeli oyuncunun arasından topu köşeye gönderdi. Kaleci Lis sadece seyretti. Bu gol, Galatasaray'ı kendine getirirken, Göztepe'nin de direncini kırdı. Olaitan'ın ayrılışı, Göztepe'nin hücum gücünü çok zayıflatmış. İlk yarıda hücumda etkili olamayan bir Göztepe izledik. Skor Galatasaray'ın 1-0 üstünlüğü ile devam ederken, Arda Okan, Uğurcan Çakır ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda topu filelere gönderemedi. Aslında iyi vurdu Arda! Ama Uğurcan yine muazzam bir hamle yaptı ve sol dizi ile topun kaleye gitmesine engel oldu.

Göztepe'nin kaçırdığı golün hemen ardından Galatasaray'ın ikinci golü geldi. İlkay'ın ceza sahasına girip ortaladığı top, Allan'a çarpıp ağlara gitti. İlk yarıda Galatasaray farka da gidebilirdi. Sallai karşı karşıya iki pozisyondan yararlanamadı. Birini kaleci Lis kurtardı. İlk yarıda sahanın en iyisi, jeneriklik paslar atan Leroy Sane idi. İlk yarıda etkisiz bir görüntü sergileyen Göztepe, ikinci yarıya ön alan baskısı ile başladı. Juan ile harika bir kafa golü buldu İzmir ekibi! Bu gol, Gürsel Aksel Stadı'nı dolduran muhteşem Göztepe taraftarını coşturdu. Taraftarının sahaya verdiği pozitif enerji ile Galatasaray'ın üzerine gelmeye başlayan Göztepe, üst üste pozisyonlar bulmaya başladı.

Cherni'nin net kafa vuruşunda Uğurcan Çakır kalesinde devleşti. Ardından Göztepe'nin 1 metreden boş kaleye yuvarlayamadığı top! Janderson akıl almaz bir gol kaçırdı bu pozisyonda. Göztepe oyunu tek kaleye çevirdi. Okan Buruk'tan hemen hamleler geldi. Eren ve Asprilla çıkarken; Jakobs ile Sara oyuna girdi. Bu değişikliklerle Göztepe'nin baskısını kıran Galatasaray, duran toptan üçüncü golünü buldu. Sara'nın kornerinde ceza sahasında bomboş kalan Lemina, topu ağlara gönderdi. Bu gol, Galatasaray'ı rahatlatırken, beraberlik için yüklenen Göztepe'nin direncini iyice kırdı. Bu maçın sonucu, diğer şampiyonluk adayları Fenerbahçe ve Trabzonspor'u çok yakından ilgilendiriyordu. Lider Galatasaray, İzmir'den galibiyetle dönerken, takipçileri ile puan farkı 4'e çıktı. Ligde 28. hafta geride kalırken, bitime 6 hafta kala lider Galatasaray, şampiyonluğa en yakın takım konumunda. G zeki.

Hız testi!

Asensio ilk yarıda sakatlanıp çıktıktan sonra Fenerbahçe'nin pas oyunu aksamaya başladı. Asensio, Fenerbahçe'nin hem oyun aklı hem de oyun organizatörüydü. O çıkınca yerine giren Fred, Fenerbahçe'nin hızlı geçiş hücumlarına ayak uyduramadı. İlk yarıda Fenerbahçe de Beşiktaş da çok top kaybetti. Öndeki oyuncuları top tutamadı. Oysa Galatasaray'ın yenildiği haftada Fenerbahçe hızlı bir maç başlangıcı ile tribün desteğini arkasına alması gerekirdi. Fenerbahçe maçın hemen başında Nene ile net bir pozisyondan yararlanamadı. Sarı-lacivertlilerin kaleyi bulan şutu 25'te Talisca'nın frikiği ile geldi. İyi bir vuruştu, Ersin muazzam bir kurtarış yaptı bu pozisyonda.

İlk yarıda Ederson, Orkun'un ve Oh'un şutlarında iki müthiş kurtarış yaptı. Cerny'nin karşı karşıya şutunda ise Oosterwolde topun önüne yatarak adeta golü önledi. Musaba, Rıdvan ile girdiği ikili mücadelelerin çoğunda topu kaybetti. Rıdvan'ı geçtiği pozisyonlarda ise kötü ortalar yaptı Musaba. Asensio'nun sakatlanması, Tedesco'nun bütün oyun planlarını bozdu. Derbinin ilk yarısında performası ile dikkat çeken oyuncu Oosterwolde idi.

Beşiktaş ikinci yarının başında Asllani ile gole çık yaklaştı, ancak topa vurmakta gecikince Fenerbahçe savunması araya girdi. Ardından Guendouzi'nin şutunu Ersin kornere çeldi. Kornerden gelen topu ikinci yarıda Murillo'nun yerine giren Gökhan kendi kalesine gönderdi. Ama bu gol, ofsayt gerekçesiyle geçersiz sayıldı. Beşiktaş'ın savunmasındaki sigortası Agbadou öyle bir hata yaptı ki, top bir anda Cherif'in önünde kaldı. Ama Fenerbahçe'nin forveti bu net pozisyonda kaleyi göremedi. Maçın son bölümünde Beşiktaş, Cengiz Ünder ile gole yaklaştı.

Ardından Kerem Aktürkoğlu karşı karşıya pozisyonda topu Ersin'e teslim etti. Uzun yıllardır anların bu kadar kötü oynandığı bir derbi izlememiştim. Bu nasıl beceriksizlik veya şanssızlıktır! İki takım da maç boyunca çok geçiş yedi. Çünkü atak sonlandırma konusunda sınıfta kaldılar. Çok sayıda top kaybının olduğu, atakların sonlandırılamadığı bir derbi izledik. Kaleci Ersin'in kalesinde devleştiği bir maç oldu.

Bu arada ikinci yarıda giren Cengiz Ünder öyle kritik noktada iki top kaybı yaptı ki... Bu iki top kaybının birinde Kerem, diğerinde Cherif golle burun buruna geldi. Oh çok çalışkan bir forvet. Maç içinde çok faydalı işler de yapıyor. Ama dün şunu gördük ki, iki takımın da A Plus santrforlara ihtiyacı var. Tam maç berabere mi bitiyor derken, kader anı sonucu belirledi. 90+7'de Yasin Kol'dan penaltı kararı geldi. (Agbadou ve Nene'nin pozisyonunda.) VAR Odasında pozisyon incelendi. Penaltıya onay geldi. Ancak pozisyon dışarıda! Dışarıdaki bir pozisyona penaltı verildiğini de görmüş olduk! Kerem'in penaltı golüyle derbiyi kazanan taraf Fenerbahçe oldu. Fenerbahçe kazanarak şampiyonluk iddiasını kalan haftalara taşımayı başardı. Uzun maratonda son düzlüğe girildi. Dünkü derbi bir hız testiydi Fenerbahçe için!

Koşun haber verin tarihe!

24 yıllık özlemi bitirmek için çıktığımız bir maçtı. Maça aşırı movite olmaktan gereksiz yere telaş yaptık. Gol gelmedikçe strese girdik. Kosova evinde oynamanın avantajı ile daha rahattı. Hatta ilk yarıda daha çok pozisyona giren taraf da Kosova idi. Uğurcan Çakır yine muazzam kurtarışları ile ön plana çıktı. Kosova'nın ilk yarıda direkten dönen topunda yüreğimiz ağzımıza geldi. Önce Uğurcan sonra direk!
Asllani ile savunmamızın arkasına çok sarktılar. İlk 45'te ön plana çıkan iki oyuncumuz vardı. Uğurcan Çakır ve adeta bir golü önleyen Abdülkerim Bardakcı. Kenan Yıldız ile sol kanattan etkili olmaya çalıştık. İlk yarıda Arda Güler ve Kerem Aktürkoğlu çok top ezdi, etkili olamadı. Hakan Çalhanoğlu neredeyse stoper gibi oynadı. Hakan bu kadar geride kalınca onun liderliğinden de oyun kurucu özelliğinden de faydalanamıyoruz. İlk yarıda Orkun Kökçü'nün muhteşem bir vuruşu vardı. Top bizi sevseydi bu vuruş gol olurdu. Az farkla auta gitti top.
Kosova çok diri bir takım olduğunu yine gösterdi. Çok adamla hücum yaptılar. Hızlı top çevirdiler. Bizim baskımız karşısında da hemen topun arkasına geçip, savunmada çoğalmasını bildiler. İlk yarıda Kosova kalecisi Muric'in kurtarışı yoktu ama bizim kalecimiz Uğurcan, müthiş performansı ile Milli Takımımız'ı ayakta tutan isimdi. Zaten bizim ilk 45'te rakip kaleyi bulan şutumuz bile yoktu. İkinci yarıya daha baskılı başladık ve Kerem Aktürkoğlu ile aradığımız golü bulduk. Attığımız bu golde Orkun Kökçü'nün payı çok büyüktü.
Geriye düşen Kosova, bütün riskleri alarak üzerimize geldi. Biz de önde olmanın avantajı ile üzerimizdeki stresten ve telaştan kurtulduk. Daha iyi oynamaya başladık. Kosova'nın hızını ve baskısını çok iyi kırdık. Zaman zaman da oyunu soğuttuk. İkinci yarıda Kenan'ın muhteşem bir şutu vardı, kaleci Muric çok iyi çıkardı. Böyle eleme maçlarında iyi oyundan daha önemlisi akıllı oyundur. Romanya ve Kosova maçlarını bir satranç maçı gibi oynayarak zafere ulaştık.
Koşun haber verin tarihe! Türkiyem Dünya Kupası'nda! 24 yıllık hasretimiz sonunda bitti. Başardık. Dünya Kupası'na adımızı yazdırdık. Bizim Çocuklar ile ne kadar gurur duysak azdır! Ellerinize, ayaklarınıza, emeğinize, yüreğinize sağlık Altın Çocuklar! Dün gece Fadıl Vokrri Stadı'nda bir tarih yazdık! Bir destana imza attık. Teşekkürler TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ve yol arkadaşları. Teşekkürler Vincenzo Montella! Teşekkürler Bizim Çocuklar!

Dünyalar bizim olacak bizim!

Dolmabahçe'de harika bir atmosfer altında maça başladık. Her yer kırmızıbeyaz. Tüm Türkiye tek ses tek yürek olmuştu. Yıldızlar topluluğu Türk Milli Takımı'nın karşısında kurt hoca Lucescu'nun Romanya'sı vardı. Katı bir savunma anlayışı ile bizi kilitlemeye çalışacaklarını biliyorduk. Öyle de yaptılar zaten. O yüzden ilk yarıda Romanya duvarını aşmayı, delmeyi başaramadık. Hem oyunu soğutmaya çalıştılar, hem de yıldızlarımıza çok fazla alan bırakmadılar.

Biz de Montella'nın talimatı ile rakip kaleye uzaktan şutlar attık. Ama bu şutlarda çok fazla kaleyi bulamadık. İlk yarıda biz Arda Güler ile gole çok yaklaştık, Romanya ise Hagi ile bir pozisyonda yüreklerimizi ağzımıza getirdi. İlk 45'te oyunun savunma tarafında İsmail Yüksek kusursuzdu. Hücum yönünde ise Kenan Yıldız harika işler yaptı. Ferdi ve Kenan'ın kanadından yani sol kanattan Romanya savunmasına ecel terleri döktürdük. Barış Alper'in kanadını ise çok iyi kapattı Lucescu'nun öğrencileri.

İkinci yarıya tahrip gücü yüksek bir futbolla başladık. Arda Güler'in uzun menzilli jeneriklik ortasına hareket eden Ferdi Kadıoğlu, şık bir golle başta Dolmabahçe olmak üzere tüm Türkiye'ye bayram havası yaşattı. Gooolll; gooooollll, goooooooollll! Ferdi'nin golünün hemen ardından Romanya kalemizi yokladı. Hagi'nin kötü vuruşu sonrasında derin bir oh çektik. Öne geçtikten sonra Romanya kalemize daha çok adamla gelmeye başlayınca biz de boş alanlar bulmaya başladık. Kenan Yıldız'ın muazzam şutunda top, üst direkte patladı. Ah be! Bu müthiş füze, ağları delmeliydi. Maçın yıldız isimlerinden Arda Güler resital sunmaya başladı.

Milimetrik pasları ve mükemmel şutları ile Radu'nun koruduğu kaleyi şut bombardımanına tuttuk. 37 kupalı, 80 yaşındaki Lucescu, saygı duyulası kurt hocaydı ama karşısında yıldızlar topluluğu Türk Milli Takımı vardı. Romanya karşımızda haddini bilerek oynadı. Yani katı bir savunma ve gol yemeyelim anlayışı. Türkiye'ye karşı bir yer kadar dayanabilirlerdi. Onu yaptılar ama sonrasında güçleri yetmedi. Oyunun sol bölümünde Romanya'nın etkili atakları oldu. Bu ataklardan birinde Stanciu'nun şutunda top bütün savunmamızın bakışları arasında direkten döndü.

Bizim için büyük bir şans anıydı. Montella, Romanya'nın bu tehlikesinden sonra hemen oyuna Orkun'u alarak orta alanı yani merkezi sağlama aldı. Böylelikle Romanya'nın baskısını kırıp, tekrar rakip kalede gol aramaya başladık. Çok akıllı bir taktikle Romanya'yı yendik ve şimdi rakibimizi bekliyoruz. Slovakya veya Kosova ile finalde karşılaşacağız. (Not: Bu yazıyı yazdığım sırada Slovakya-Kosova maçı daha başlamamıştı. ) Salı günü 24 yıllık rüyayı gerçekleştireceğiz. Biz bu yola baş koyduk. Başaracağız. Tebrikler Bizim Çocuklar! Çok az kaldı çok az! Dünyalar bizim olacak!

Pusu kültürü!

Lig ikinciliği için Fenerbahçe ile amansız bir yarışa giren Trabzonspor, Eyüpspor karşısında ilk yarıda vasat bir futbol ortaya koydu. Umut Nayir'in ilk 11'de görev alması, bordo-mavililerin hücumda çok aksamasına neden oldu. Onuachu ile Umut Nayir birbirine benzer iki forvet. Üstelik de Umut Nayir oynadığı için Muçi sol kenarda oynamak zorunda kaldı.
İlk yarıda ön alan baskısı da yapamayan Trabzonspor, Eyüpspor kalesinde etkili bir pozisyon bile bulamadı. Mustafa Eskihellaç, Trabzonspor'un turbo motoru.

O sahada olmayınca hücuma top getirecek oyuncu eksikliğini hissetti Trabzonspor.
Zubkov maça kötü başladı ve ilk yarıda çok etkisiz kaldı. Ama ikinci yarıda yapılan değişiklikler Zubkov'u da kendine getirdi. Eyüpspor bordomavili takıma adeta nefes aldırmadı.
Adam markajını çok iyi uyguladılar.

Fatih Tekke'nin yeni oyunlar, taktikler bulma çabasına büyük saygı gösteriyorum. Bir teknik adam sürekli kendini geliştirmeli, dün yaptığını bugün beğenmemeli. Fatih Tekke de bunu yapıyor. Ama yenilikler takımlar için hep sancılı oluyor. Trabzonspor bu sancıyı ilk 45'te çok yaşadı. Çünkü ezber bir oyunun dışına çıkıyorsunuz.

Haklı olarak da takım bocalıyor sahada. Sonuç olarak Trabzonspor kendisine yakışmayacak derecede kötü bir ilk yarı oynadı. İlk yarının özeti şu; Trabzonspor kenar beklerinin (Lovik ve Ozan) hücuma katkısı olmadı. Muçi alışık olmadığı yerde oynayınca etkisiz kaldı.
Muçi, 10 numara pozisyonunda oynamalı. Umut Nayir, Onuachu'nun oyununu bozdu.
Zubkov alışık olduğumuz hızlı oyununu oynayamadı. Bekte Pina olunca Zubkov daha etkili oluyor.

Fatih Tekke ikinci yarıya başlarken, fabrika ayarlarına döndü. Augusto girdi. Umut çıktı. Kanatlar, Zubkov- Felipe oldu. Muçi, 10 numaraya geçti.
Pina girdi, Lovik çıktı. Fatih Tekke, ikinci yarıya başlarken iki nokta atışı değişiklik yaptı. Bu değişiklikler, ilk yarıda adeta yürüyerek oynayan Trabzonspor'a hareket getirdi. Bordo-mavililer, ikinci yarıya daha iştahlı ve daha tempolu bir oyunla başladılar. Trabzonspor gol için yüklenirken, Eyüpspor kaptığı toplarla etkili kontrataklar yaptı.

Ataklarını sıklaştıran Fırtına, Zubkov'un kornerine Augusto'nun vuruşu ile golü buldu. Duran toptan 21. golünü attı bordo mavililer. Felipe bu sezon ligde 11. golünü kaydetti. Kolay geçmesi beklenen maç, bordo-mavililer adına zor geçti. Bunda ilk yarıda çıkan 11'in ve kötü oyunun rolü büyüktü.
Fatih Tekke ikinci yarıda maçı almasını bildi. Ligde zorlu viraja girilirken, kazanmak çok önemliydi.

Hakem Oğuzhan Çakır, Oulai'nin maç içinde adeta dayak yemesine göz yumdu. Yok yere kart gösterdi, G.Saray derbisinde cezalı duruma düşürdü.
Canını yaktı, ağlattı. Hakem bir takıma ancak bu kadar zarar verebilirdi, Oğuzhan Çakır da bunu yaptı. Maç boyunca adeta pusuda bekledi hakem! TS'nin en önemli oyuncusuna ucuz bir sarı kart gösterdi ve Oulai cezalı duruma düştü! Bazen hakemi yenemezsiniz.
Trabzonspor ile Fenerbahçe arasındaki ikincilik yarışı nefes kesecek gibi duruyor! Trabzonspor, ligi ikinci bitirebilirse, şampiyon olmuş kadar saygı duyulmalı.
(Not: Fenerbahçe ve Trabzonspor'un şampiyonluk iddiası da sürüyor.)

İlk yarılar neden böyle?

Şampiyonluk hayalleri kuran Fenerbahçe, Kadıköy'de Gaziantep FK karşısında kontrataktan golü buldu ilk yarıda. Rakibin çok sayıda eksiği olmasına rağmen, Fenerbahçe'nin ilk 45'te tutuk bir görüntüde olması tribünlerin de adeta uykusunu getirdi. Fenerbahçe taraftarı da şampiyonluktan ümidini kesmiş olacak ki uzun süre sonra tribünler boş kaldı. Yaklaşık 12 bin Fenerbahçe taraftarı, maçı tribünden izledi. Fenerbahçe'nin oyununda düşüş var. Hatta Trabzonspor galibiyetinden sonra bu düşüş kademeli olarak devam etti. Dünkü maç başlangıcı da bu vasat oyuna örnek olarak gösterilebilir. Oysa dün Burak Yılmaz, çok sayıda eksik futbolcu nedeniyle dirençsiz bir Gaziantep FK sahaya sürmek zorunda kaldı. Buna rağmen Fenerbahçe'nin golüne kadar en net pozisyonu bulan taraf da konuk ekipti. Tayyip Talha'nın kornerden gelen topa yaptığı kafa vuruşunda top üst direkten döndü.

Fenerbahçe'de ilk yarıda Brown, Nene ve golde büyük katkısı olan Cherif dışında sahada savaşan oyuncu yoktu. Tedesco'nun Kerem Aktürkoğlu'nu yedek bırakması kimseyi şaşırtmadı. Zaten son maçta tel tel dökülmüştü. Ayrıca Karagümrük faciasından sonra takımla birlikte hareket etmek yerine, özel aracı ile stadı terk etmesi doğru değildi. Tedesco da böyle düşünmüş olacak ki Kerem'i yedeğe çekti. Gaziantep ikinci yarının başında Maxim'in penaltı golüyle skoru eşitledi. Hakem Kadir Sağlam, Asensio'nun topa elle müdahalesini göremedi. Pozisyon için VAR müdahalesi geldi.

Fenerbahçe, Gaziantep'in golüne anında reaksiyon gösterdi. Kante'nin ceza sahası dışından yaptığı vuruşu, Abena ters bir kafa ile kendi kalesine gönderdi. Ardından hızlı bir kontratakla üçüncü golü buldu Fenerbahçe! Gol yağmuru Nene yönetiminde devam etti. Nene, dünkü maçta hat-trick yaparken, ligdeki 9. golünü de kaydetmiş oldu. İkinci bölümde Asensio kendine geldi ve etkili futbolunu iki asistle süsledi. İlk yarıda adeta durarak oynayan Fenerbahçe, ikinci yarıda futbol oynamaya karar verince çok rahat bir galibiyet aldı. Kerem Aktürkoğlu, son bölümde oyuna girdi. Ama Kerem girene kadar Fenerbahçe zaten 3 puanı cebine koymuştu.

Tedesco şuna kafa yormalı: Biz maçların ilk yarılarını neden boşa geçiyoruz? Biz neden ilk yarılarda takır takır top oynamıyoruz! Fenerbahçe farklı kazanarak kendine geldi. Tedesco ve Sadettin Saran yönetimi de rahat bir nefes aldı. Fenerbahçe'nin şampiyonluk umutları, zayıflamış olsa da devam ediyor. Ama Fenerbahçe dün farklı kazanmış olsa da bu oyun şampiyonluk için yetmez.

Futbol piyanisti ile ligin şövalyesi!

Trabzonspor, Çaykur Rizespor'u da yenerek şampiyonluk hesapları yapan Fenerbahçe ile puanları eşitledi.
Bu mütevazi kadroyu tahrip gücü yüksek bir takıma dönüştüren Fatih Tekke'yi ayakta alkışlamak lazım!
Artık şunu görüyoruz, Trabzonspor kazanma duygusunun bir adım önünde yürüyor.
Tarihi galibiyetler serisinin üzerinde hak sahibi isim Fatih Tekke.
Kaliteli teknik adamların kimliği, takımların başarı yolculuklarını da şekillendirir!
Fatih Tekke hem saha kenarındaki adamlık duruşunu, hem de bilgi ve zerafeti temsil ediyor.
Bu sezon ligin şövalyesi de Fatih Tekke! Kendisine alkışlarımızı gönderiyoruz.
Cumartesi gecesi gökyüzünden bir yıldız indi ve Fatih Tekke'nin göğsünde bir rozete dönüştü!

Onuachu atıyor, Trabzonspor tarih yazıyor!
Delikanlı yanını sevinciyle gösteren bir futbol beyefendisi Onuachu… Gerektiğinde bütün takımı sırtında taşıdığı yetmezmiş gibi, attığı golden sonra omuzlarına çıkanları da taşıyan bir yük treni!
Smokinle değil, bordo-mavi formayla sahaya çıkan bir futbol işçisi Onuachu… Trabzonspor tribünlerini birleştiren sihirli ayak Onuachu!
Ayakları ile sahada senfoni yazan bir futbol piyanisti Onuachu… Formasının içine yüreğini de koyarak oynayan, kitabı yazılacak golcü Onuachu!

Onuachu'nun attığı golün mimarı Muçi, tam bir zeka küpü!
Dünkü maçta yaptığı orta öncesinde yeteneklerini bile solladı!
Ayakları ile resim çizdi!
Sonrasında öyle bir çalım attı ki, Modibo Sagnan'ın adeta belini kırdı Muçi.
İkinci yarıda giren Zubkov da harika bir asist yaptı.
Trabzonspor sahada tarih yazıyor!
Ama taraftarı tribünleri boş bırakıyor!

Dünyanın en büyük şehir takımının taraftarının stadı her maç kapalı gişe olmalı.
Yönetim bilet fiyatlarını neredeyse bedava seviyesine getirdi, tribünler dolsun diye!
Üstelik de bu takım, hafta içinde efsanesini, yardımcı antrenörünü, Aston Villa Fatihi Orhan Kaynak'ı kaybetti!
Onun anısına tribünler dolmalıydı.
Galibiyet ise galibiyet! Zirve yarışı ise zirve yarışı!
Transfere milyarlar harcayan Fenerbahçe ile puanları eşitledi Trabzonspor!
Bu takım, sizleri tribüne çekmek için daha ne yapsın!
Pamuklara sarın bu takımı! Gurur duyun Fatih Tekke ile… Yeteri kadar taraftar desteği olmadan suda ateş yaktı Trabzonspor!
Bir de 12. Adamı arkasında bulursa, bu takım dağı bile devirir!

Gönder Tedesco’yu Getir İsmail Kartal’ı!

En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: Tedesco'yu hemen gönderin, İsmail Kartal'ı göreve getirin! Bu Tedesco ile şampiyonluk Kaf Dağı'nın ardında... Adam, takımda ne kadar düz oyuncu varsa sahaya sürmüş, Skor üretebilecek, oyun aklı olabilecek, çalım atacak, baskı kuracak oyuncular ise kulübede. İnanılır gibi değil. Bir takımın 11'i ile ancak bu kadar oynanabilir! Tedesco, amatörce kadro kurulumu ile Fenerbahçe'nin adeta canına okurken, 'Hoca sen ne yapıyorsun! Çılgınlık bu' diyebilen de yok. İlk yarıda birbirine benzer 4 orta saha oyuncusu ile sahaya çıkıyorsun.


Lig sonuncusu Karagümrük, Fenerbahçe orta sahasını adeta otobana çevirdi ilk yarıda. Fenerbahçe'de Guendouzi dışında ilk yarıda savaşan, yüreğini ortaya koyan başka bir oyuncu yoktu sahada. Daha iyi oynayan, rakip kalede daha çok pozisyon bulan takım lig sonuncusu Karagümrük'tü. Bir takım, bir maçta kornerden iki gol birden yer mi? Amatör takımlar bile yemez! Fenerbahçe'nin ilk yarıda yediği iki gol de korner atışından geldi. İlk 45'te Karagümrük 13 kez rakip ceza sahasına girerken, Fenerbahçe'de bu sayı sadece 8 idi.


Tedesco, hatasını anladı ve ikinci yarıya başlarken dört oyuncu birden değiştirdi. Mert, İsmail, Fred ve Kerem kenara gelirken; Asensio, Brown, Musaba ve Nene oyuna dahil oldu. Bu değişiklikler de Fenerbahçe'ye hayat veremedi. Giren oyunculardan sadece Musaba, hücuma biraz olsun hareket getirdi. Ama Musaba'dan isabetli bir orta beklemek tam bir hayal! Bir kanat oyuncusu bu kadar mı isabetsiz ortalar yapar arkadaş!


Fenerbahçe, ligin dibindeki Karagümrük savunmasını aşmayı başaramadı. Karagümrük belki de bu sezonki en rahat galibiyetini aldı. Ligde 25 maçta sadece 3 galibiyeti olan Karagümrük, şampiyonluk hesapları yapan Fenerbahçe'yi yıkmayı başardı. Fenerbahçe ise bu sezon ilk yenilgisini Karagümrük'ten almış oldu. Şampiyonluk yarışında ağır bir yara alan Fenerbahçe'de oynanan kötü futbol, 25 milyon Fenerbahçe taraftarını kahretti. Golcüsü olmayan Fenerbahçe, Karagümrük karşısında net pozisyona giremeden maçı tamamladı. Lig sonuncusu Karagümrük'ü gösterdiği olağanüstü mücadele nedeniyle de tebrik etmek lazım.

Liverpool’u sahadan sildik

Şampiyonlar Ligi'nin yeni prensi Galatasaray, Liverpool karşısında kusursuz bir ilk yarı performansı ortaya koydu. Emek, alın teri, takım bütünlüğü... Ateşlere basarak koşan takım ruhu... Yanardağ ordusu gibi bir Galatasaray! İngiliz devi Liverpool, Kandilli akıntısı gibi gelen Galatasaray atakları karşısında neye uğradığını şaşırdı. Galatasaray'ın bu tahrip gücü yüksek maç başlangıcı, temsilcimize o tarihi golü de getirdi. Duran toptan Liverpool kalesini delmeyi başardık. Maçın yıldızlarından Sara'nın adrese kornerine iyi yükselen Osimhen, topu Lemina'ya indirdi. Lemina da muazzam bir kafa vuruşu ile Rams Park'ı bayram yerine çevirdi. Bu golden sonra adeta sarı-kırmızı bir gül bahçesini andıran Rams Park, Binbir Gece Masalları'na dönüştü. Kahramanlar, masalların içinden çıkıp gerçek oldu.


Kusursuz, mükemmel, olağanüstü bir ilk yarı oynadı Galatasaray Bizler Galatasaray'ın ilk 45'teki futbolunu izlerken büyük keyif aldık. Çünkü Galatasaray oynadı, Liverpool sadece seyretti. Kaleci Mamardashvili'nin jeneriklik kurtarışları olmasaydı, farka bile gidebilirdik ilk bölümde. Rakip kaleye 9 bazuka gibi şut attık ilk yarıda. İkili mücadelelerde ayakta kaldık, savaştık, saha içinde kusursuz bir yardımlaşma örneği gösterdik. Gerçekten rüya gibi bir futbol oynadı Galatasaray maçın ilk raundunda.


İkinci yarıya Liverpool ön alan baskısı ile başladı. Art arda iki pozisyon buldular. Uğurcan kalesinde geçit vermedi. Gabriel Sara'nın baş döndürücü performansına şapka çıkarılır. Maç boyunca atom karınca gibi çalıştı. Messi gibi oyunu nakış gibi işleyip okudu. Yeri geldi can simidi oldu, yeri geldi oksijen tüpü oldu Sara... Beklerin kabusu Barış Alper ilk yarıda Milos Kerkez'e, ikinci yarıda da Virgil van Dijk'e sarı kart göstertti. Galatasaray'ın cesur yüreği Barış Alper, Juventus'tan sonra Liverpool için de tam bir kabus oldu.


İkinci yarıda Osimhen ile bulduğumuz gol, ofsayt gerekçesiyle iptal oldu. Liverpool'un ikinci yarının başındaki baskısını kırdıktan sonra yine dalga dalga Liverpool'un üzerine gitmeye başladık. Barış Alper'in yanlış bir pasında Ekitike, Uğurcan Çakır ile karşı karşıya kaldı. Liverpool'un kornerden bulduğu ucuz gol, VAR tarafından incelendi. Pozisyonda Konate elle oynamıştı. Doğru tektir! Elle oynama olduğu için gol geçersiz sayıldı. Liverpool son bölümde etkili ataklar geliştirdi. Ama Uğurcan Çakır, kalesinde adeta duvar ördü. Muhteşem kurtarışlar yaptı Uğurcan! Galatasaray, dün maçın büyük bölümünde Liverpool'u sahadan sildi. Rövanş daha zor olacak ama Şampiyonlar Ligi'nin yeni prensi Galatasaray, İngiliz devi Liverpool'u Anfield'da hüsrana uğratır ve çeyrek finale çıkar!

Onuachu gol kralı olur!

Trabzonspor, Kayserispor deplasmanında 'gökdelen'i, Paul Onuachu'nun ilk yarıdaki golleri ile 3 puanı cebine koydu. Bunda Kayserispor'un daha maçın başında 10 kişi kalmasının etkisi büyük oldu. Dorukhan Toköz, Oulai'nin bileğine çift daldı. Hakem Cihan Aydın, kırmızıyı atlayıp pozisyonu sarı ile geçiştirdi. Dorukhan adeta dehşet içinde hakeme itiraz etti. Dorukhan kardeşim, bu hareketin neyine itiraz ediyorsun! Bir rakibin bu hareketi sana yapsa tepkin ne olurdu! VAR odasındaki Özgür Yankaya ve İbrahim Çağlar Uyarcan, hakemi VAR'a davet etti. Cihan Aydın izledi ve Dorukhan'a kırmızı gösterdi. Kırmızı karttan sonra sanki 10 kişi kalan taraf Trabzonspor gibi bir görüntü ortaya çıktı. İlk yarının son bölümüne kadar pozisyonlar bulan, gol arayan taraf Kayserispor'du. Hem de bir kişi eksik Kayserispor! Trabzonspor, rakip 10 kişi kalınca, 'ben bu maçı kazandım' diye düşündü. Ama sahada koşmayı, savaşmayı unuttu. Fatih Tekke'nin kenardan uyarıları takımı kendine getirdi. İlk yarının uzatma dakikalarında süper golcü Onuachu sahneye çıktı. Pina'nın ortasına harika bir kafa vuruşu ile tabelayı değiştirdi. Bu golün hemen ardından Zubkov'un şutunda Benes topa elle müdahale edince, hakem penaltı noktasını gösterdi. Penaltıyı gole çeviren Onuachu, Trabzonspor'u Kayserispor deplasmanında sırtladı. Maçın ilk yarısında Onana iki süper kurtarış yaptı. Kayserisporlu Makarov ve Chalov iki net pozisyonda Onana'yı geçemedi. Trabzonspor, ikinci yarıya daha özgüvenli ve daha hızlı başladı. Zubkov, çalımlarla Kayserispor ceza sahasına indi, etkili bir vuruş yaptı. Direkten dönen top kaleci Bilal'ın sırtına çarparak ağlara gitti. Kayserispor'un yeni hocası Erling Moe, takımına iyi futbol oynatıyor. Geleli kısa süre olmasına rağmen! Dün 10 kişi oynamalarına rağmen çok pozisyon buldular. Hızlı oynadılar. Zubkov ikinci yarıda hücumda müthiş işler yaptı. Attığı golün dışında bazuka gibi şutlar attı. Onuachu'nun ilk golünün asistini yapan Pina, hem savunmada iyiydi, hem de hücuma katkı verdi. Mustafa her zamanki gibi yüreği ile oynadı. Penaltı pozisyonunda direkten dönen şutu muazzamdı. Onuachu, Trabzonspor'un adeta şah damarı gibi. 20 golü ulaştı ligde. 7 maçtır sürekti atıyor. Bu performansı ile ligi 'gol kralı' olarak tamamlar. Oulai tek başına Trabzonspor orta alanını çekip çeviriyor. Ozan Tufan iyi niyetliydi. Ama Ozan da Okay da Folcarelli gibi savaşçı değil. Beşiktaş ile aradaki puan farkını 8'e çıkaran Trabzonspor, üçüncülük koltuğundaki yerini iyice sağlamlaştırdı. Bu takım ve bu başarı Fatih Tekke'nin eseri!