CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

Arda gelirse...

Sezon başları genelde temposuz ve kısır olurdu. Bu sene bu tablo, terse döndü, ligimiz bol gollü başladı. Kayserispor maçı öncesi büyük merak uyandırıyordu bize Galatasaray, ama oynadığı futbolla merakımızı dindirdi. Bir de deplasmanda nasıl oynayacaklar diye merak ediyorduk ve gördük. Ankara'da son derece hak ettiği bir galibiyet aldı. İyi futbol, iyi futbolcularla oynanır. Fizik ve kalite kadar, kalpten oynamak da önemli. Maçı izleyenler dikkat etmiştir; Galatasaray üçüncü golü bulduktan sonra, Osmanlı santra yapar yapmaz, 4 oyuncu ile bastı. Sanki skor 2-2 gibi saldırıyor. Ama tabela; 3-0'ı gösteriyor. Bu dün gecenin özetiydi. Galatasaray ne yaptı: İki haftada 7 golle başladı. Coşkulu oyunu ile de göz doldurdu. Bu takım, geçen sene taraftarına, "Aman gelmeyin, biz sizi hak edecek oyun oynamıyoruz" diyordu sahada. Ama bu sene, "Biz sizi hak ediyoruz" diyor. Taraftar da artık sabırsızca bekliyor takımını görmeyi. İş böyle olunca, Sivasspor maçını 40-45 bin taraftara oynar...
Galatasaray, bu oyunuyla "Şampiyonluk adayıyım" diyor. Yeni bir takımlar, kaleci hariç omurga tamamen değişti: Maicon, Fernando, Gomis.. Fernando ligimizin en çok topla buluşan oyuncusu olabilir. Ön taraftaki ofansif oyuncular sürekli hareketli, rakip savunmayı rahatsız eden ve yoran isimler. Mesela geçen sene Tolga, ceza sahasına girmezdi, bugün goller atmaya başladı. Tolga'nın attığı iki gol tesadüf değil. Gomis gibi bir forvet var önünde. Savunmayı yoruyor, rahatsız ediyor ve arkadaki arkadaşlarına alan yaratıyor. Büyük takımlar nasıl başlarsa, öyle gider. G.Saray'ın iyi başlaması, camianın kenetlenmesi ve taraftarın güvenini kazanması önemliydi. Tudor daha iki haftada kadro istikrarını yakaladı. Başkan, sol tarafa 2 takviye yapacaklarını söyledi. Asamoah ve Arda isimleri geçiyor. Hele de Arda gelirse bambaşka olurlar. Bu geçiş kadro, ilerleyen haftalarda daha da bütünleşecektir. Fikstürleri de fena değil. Lig ve kupada devam edecekleri için kadroları yıpranmayacak. Fizik olarak da rakiplerinin çok çok önünde görüyorum. Bakın Gomis golden sonra kamerayı yiyordu. Oyuncu böyle olacak. Sahaya her şeyini verecek!

Lens bu takımda 11 oynamaz

Geçen hafta 2-0'lık Antalyaspor maçından sonra Beşiktaş'la ilgili bekleyen ciddi tehlikeleri saymıştım. En başta iki şampiyonluk sonrası ve kısa sezon arası sonrası ortaya çıkacak olası mental ve fiziksel yorgunluk... Rotasyona girmeli Şenol hoca demiştim. Henüz Şampiyonlar Ligi grup maçları başlamadığı için hoca bu rotasyona başlamadı ama bu bence kaçınılmaz. Beşiktaş henüz hazır değil. Ne mental anlamda, ne de fizik anlamda... Geçen sezon dolu dolu ve dar alanda oynayan Beşiktaş'ta hatların arası çok daha açık kalıyor. Talisca'nın pozisyonu da kırmızı kart gibi gözüküyor. 10 kişi kalacak Beşiktaş ve golü de atamayacak. Bu maçın kader anlarından biriydi. Beşiktaş klasik düzeniyle oynadı aslında. Ancak şu var, Beck geçen yıldan beri sürekli düşüş halinde. Kötü değil, çok kötüydü. Caner hücumda etkili ama savunmada problem yaşıyor. Tosic'le Pepe henüz uyum sağlayamadılar. Pepe'nin beklediğimiz topla çıkışlarını görmedik. Tolgay-Oğuzhan henüz tam formda değiller. Talisca topla çok iyi ama gölge gibi dahi savunma yapmıyor, 10 kişi bırakıyor. Cenk bildiğimiz gibi, "Bu Cenk oynar mı" derken vurar, çatala atar. Aklımda Negredo var, niye hazır olmadığını merak ediyorum. Yakında "Türkiye'de çok sert ve yakın oynanıyor" demeci gelir. İspanya'da biraz daha laylaylom oynanır bu açıdan. Lens bu takımda zor 11 oyuncusu olur. Quaresma bekiyle oynarken zaman da kazanıyor ve Babel o ara içeri giriyor. Lens alır almaz muz orta kesiyor ama Babel daha gelmemiş oluyor içeri, Cenk de yerleşemediği için orta iyi bile olsa boşa gidiyor. Quaresma gibi büyük bir yetenek nasıl bu kadar az gol atıyor, inanılmaz. İki gol atmış geçen sezon onlar da penaltıdan. Zaten öyle olmasa büyük fırsatları Barcelona'da, Inter'de tepmezdi. Geçen yıllarda da iyilerdi ama ben bu Kasımpaşa'yı gerçekten çok beğendim. Bu Kasımpaşa herkesi her yerde yenebilir. Geçen hafta Alanya'yı 3-1 yenmeleri tesadüf değil. Kemal Özdeş'i çok beğeniyorum. Yabancıları da iyi çıkmış. Çok enteresan oyuncular var. Murillo ve Trezeguet... İkisi de çok iyi kanat oyuncuları... Trezeguet hem süratli, hem de hızlanarak süratini de artırıyor. 94'lü olmasına rağmen tecrübeli bir oyuncu gibi al-veri var. Neumayr da iyi. Baya kabuk değişikliğine gitti. 3-4 oyuncu hariç yenilenmiş bir takım. Kemal hocayı ve scout ekibini kutlamak lazım. Çok can yakarlar bu sezon.

Fenerbahçe gruplara kalır

Yazımı yazmadan önce SABAH Spor servisinden Taner Karaman ile görüşürken, ilginç bir istatistik verdi. Maç boyunca Fenerbahçe 497 isabetli pas, Vardar ise 69 isabetli pas yapmış. Ne kadar pas yaparsan yap, maç da kaybedebiliyorsun, hatta 2-0 gibi net skorla!.. Aynı zamanda ne kadar az pas yaparsan yap, zaman zaman da net skorla kazanılabiliyor.
Öncelikle şunu söyleyeyim: Futbolda kesin tahminler doğru değildir, bu oyun her skora açıktır. Ama Fenerbahçe Avrupa Ligi'nde gruplara kalacaktır. Belki de bu yıl kimseye atmadığı kadar Vardar'a atar önümüzdeki hafta ve gruplara kalır. Fenerbahçe de müthiş performans gösterir ve rakibini paramparça edebilir.
Beni umut tacirliği yapıyor gibi düşünmeyin.
Fenerbahçe'nin haftaya rövanşta çok farklı kazanması hüner değil, bugün kaybettiği maç hünerdir. Ben Avrupa kupalarında çok maç oynadım ve izledim. Her takıma inancım vardır ama uzun zamandır Vardar gibi zayıfını görmedim. Bu yüzden "Fenerbahçe gruplara kalır" diyorum.
Dört stoperden, üç stopere döndüler. Mehmet Topal, Skrtel ve Ozan Tufan'ı da stoper diyelim. Hasan Ali, ikinci yarıda, Şener ilk yarıda ataktaydı ama diğer yarılarda yoktular.
Problem çözecek tek adam vardı, Göztepe maçında olduğu gibi Valbuena..
Hani mahallede çocuklar ister ya, "Topu bana verin oynayayım" diye, o da zorladı… Ne yapsın…. Belki de Fenerbahçe'nin duran toplar ve ceza sahası dışından şutlar dışında oyuncusu ve oyun planı yoktu. Fenerbahçe için iki önemli şey var: Bir; Valbuena'ya bir şey olmasın, iki Giuliano yoktan var eden oyuncu çıksın.
F.Bahçe'nin artık zamana değil, birinci ve ikinci bölgeden sağlıklı ama hızlı şekilde, daha önemlisi topu üçüncü bölgeye götürecek oyuncuya ve oyuna ihtiyacı var. Yoksa sıradan bir takım dahi;
Fenerbahçe'nin fazla problem çözücüsü olmadığı için çok rahat önem alabiliyor.

Aslan kabuk değiştiriyor

Maçı izlemeyenler için kısaca şöyle özet yapayım: 1- Galatasaray, 8 pozisyona girdi, dördünü attı. 2- Sadece bir duran topta Muslera ve defansın hatasında golü yedi ama bir daha da pozisyon vermedi.
4 gol, bir o kadar pozisyon ve rakibe pozisyon vermeyen coşkulu bir Galatasaray. Ciğer, coşku, yetenek ve arzu vardı... Ama şöyle bir durum var: Çok yeni bir kadro var. Tudor'un hazırlık dönemi ile başladığı ilk sezonu. Geçen sezon Riekerink'ten devraldı. Şimdi hazırlık dönemi geçirdi ama bu sefer de oyuncular geç geldi ve hala gelen var. Bugün gazetelerde ben ve diğer yorumcu arkadaşlar övgüler yağdırsa da bu aldatıcı olur. Mesela bu hafta deplasmandaki Osmanlıspor maçı zor olur.
Soyunma odasında nasıl hazırlandı maça merak ettim. Korkunç bir mücadele ve coşku ile hak ettiği bir galibiyet aldı. 1-1'e rağmen sallanmadı. Gomis 2 gol attı ama asisti yanlışlıkla yaptı bence. Orada topu kötü stop etti ve top ayağından açıldı. Onda da Belhanda attı golü. Ama Gomis'in şu özelliğini çok beğendim. Üst düzey santrfor mu? Bilmiyorum. Çok mu iyi kafaya çıkıyor? Değil. Ama 20-25 gol atar. Neden? Dakika 92 hala arıyor, kaçıyor, saldırıyor. Sürekli oyunun içinde. Melo gibi... Şimdi oyuncular için, bir takım olması için beklemek lazım G.Saray'ı. En çok beklenecek takım da G.Saray. Çünkü rakiplerin oturmuş kadroları var. Feghouli de yeni geldi. Serdar'ı da yeni olarak görecek olursak Galatasaray kabuk değiştiriyor diyebiliriz. Büyük kulüpler kötü bir sezondan sonra bir sürü oyuncu alırlar. Bazen de çok başaralı olurlar. Örnek vereyim: 1988-89'daki Fenerbahçe. Bir önceki sezon çok kötüydük.
Transferde Schumacher, Oğuz, Aykut, Turan, Serdar, Hakan Tecimer, Hasan Vezir geldi. Yeni bir kadro ile müthiş bir sezon geçirdik. Aslında arada 2 kritik sonuç almıştık ama iyi oyuncular olduğunda toparlanma da çabuk olabiliyor. Yenilerden Ndiaye dripling yapan, süratli, seyircilerin seveceği bir oyuncu. Ama 10 üzerinden 6.5, 7'lik bir oyuncu. Mariano kemik gibi bir sağ bek. Belhanda fiziksel olarak ilerleyecek mi böyle mi kalacak göreceğiz ama temposu yüksek değil. Aldatıcı olmamak lazım. Kayserispor'u beğenmedim. Galatasaray'ın presi de etkilemiş olabilir onları. Yine de Galatasaray ve Tudor'u kolay bir sezon beklemiyor. Ama şunu da söyleyeyim: İki ay sonra ciddi form tutarlar. Bu tempo ile oynamak da kolay değil. O yüzden bireysel olarak şu an vereceğimiz yıldızları genele vurmamak lazım.

Beşiktaş rotasyon yapmalı

İkinci golün dakikası olan 64'te aslında müsabaka bitti. Antalya boksörlerin havlu atışı gibi attı havluyu... Antalya'nın direnci kırıldı bu golle birlikte. Eto'o'nun bir pozisyonu var ama onda da Fabri başarılıydı. Beşiktaş, geçen sezon çok sert Şampiyonlar Ligi maçları oynamıştı... Lig rekabetiyle birlikte fiziksel ve mental olarak daha fazla hırpalandı Beşiktaş. İki yıl üst üste şampiyon olan takımda hem fiziksel hem mental yorgunluk olabilir. Ben mental yorgunluğu hissediyorum Beşiktaş'ta. Fakat Şenol Güneş'in otoriter ve sürekli isteyen duruşu takımı diri tutuyor. Beşiktaş, lige en kötü hazırlanan takımdı. Çin seyahati, Avrupa'daki hazırlık maçları, zaten geç ve yıpratıcı biten ligi, üzerine de Süper Kupa maçıyla başladığını hesaplarsak yorgunluğunu görmek zor değil. Quaresma'nın reaksiyonları da devam ediyor.
Beşiktaş'ın rotasyona en çok ihtiyaç duyduğu yıl bu yıldır. Şenol hoca kullanabilirse eğer bu rotasyonun genişliği ve derinliği, Beşiktaş'ı götürür diye düşünüyorum ama... Beşiktaş 24-25 kişilik güçlü bir rotasyona sahip. Tolga milli kaleci. Gökhan Milli Takım sağ beki. Sol bekte Adriano... Stoperler Medel ile Mitrovic. Göbekte Tolgay ve Necip ikilisi. Kanatlarda Premier Lig'e gitmiş Gökhan ve Lens, ileri uçtaysa Negredo ve Pektemek. Sayamadığımız oyuncular bile var. Gayet iyi bir kadro ve düşünün, bunların hiçbiri dün 11'de başlamadı.
Büyük takımlara bakacak olursak Beşiktaş iki duran top, Fenerbahçe bir duran top ve bir de ofsayt gol...Açıkçası hakemler de berbat başladı. Ayağı kırıldı Traore'nin, atmadı Durica'yı Hüseyin Göçek. Cüneyt Çakır'ın verdiği penaltı alakasız. Hakemler sınıfta kaldı. En son hakemlerden bahsederim yazılarımda ama onları nasıl es geçelim?
Eto'o konusunda Antalya ile Beşiktaş arasında başlayan bir kaos var. Ali Şafak Öztürk'ü 15 yaşından beri tanırım. Ailesini bilirim, İngiltere'de eğitim almıştır. Şafak Bey'in daha sakin olması lazım... Bu tür demeçler sıkıntılı demeçler... Yutkunacaksınız. Çok polemik içinde kaldı. Biraz dışarı çıkmalı buradan.
Son olarak bir parantez de Konya'ya 2 gol atan Burak Yılmaz'a açalım. İsteyerek severek geldiği kulübünde çok iyi bir başlangıç yaptı. Canı gönülden kutlarım.

***

LUCESCU EFENDİ BARİ ARASAYDI!
Milli Takım'ın başına Lucescu diye bir adam geliyor. Antrenörlüğünü bir kenara ayırıyorum. Önemli bir teknik adam... Operasyonla getirilen bir hoca. Bir kere bizim insanımıza saygı duymuyor. Canlı yayında Yıldırım Demirören şu yorumu yaptı: "31'inde Pazartesi, biz Lucescu'yu aradık. Galatasaray'la anlaşamadık. Ben sahada olmak istiyorum." Sonra da anlaşıyorlar. 1'inde ise Dursun Bey gidiyor. Lucescu Efendi, Galatasaray Başkanı'na "Gelmeyin" demiyor. Ali Dürüst Bey de bile bile Lucescu için gid-i yor. Lucescu, sen Galatasaray'la alay edemezsin. Dünya Kupası'na gitmesek ne olur, hayat mı bitiyor? Federasyon Başkanı gizlice anlaşıyor, sonra Dursun Özbek'i ayağına getiriyor. "Çok sağ olun, ben sportif direktörlük yapmak istemiyorum" diyemiyor musun telefon açıp? Hangi ahlak buna el veriyor?

Fenerbahçeliler çok sıkıldı

İlk yarıya bakacak olursak öncelikle çok sıcak havanın etkisini gördük. Klasik olacak ama Fenerbahçe konsantrasyonu yüksek başlamak istiyordu. Geçen seneki şablondan çok farklı değildi Fenerbahçe. İsmail ilk 10 dakika, Isla'yı ise 35-45 arası öne destek verirken gördük.
Bizim ülkemize ait garip atasözleri vardır futbolda. "İyi kaleci kötü gol yerler" derler. Bence bu doğru değil. Bir tane yer, iki tane yar ama devamlı yenmez. Volkan da poz verirken, fotoğraf çektirirken gol yedi gerçekten. Konsantrasyonu en üst düzeyde olmalı. İyi kaleci kötü gol falan yemez. Hata yapabilir, gol yiyebilir. Volkan antrenörlerin güvendiği bir kaleci. Hazırlık maçlarında da iyi başlamamıştı. Aykut Kocaman'ı düşündürecek bir durum. Maça ortak etme sebebiydi Volkan'ın yediği ilk gol. Bu dirence mahal verdi.
Fenerbahçe'nin geçen sezon başarısızlığından sonra açıkçası Advocaat'ın demeçlerine bakarak önümüzdeki sezonun planlamasının doğru yapılması gerektiğini düşünüyordum. İki konu dikkatimi çekti. Mümtaz Bey'i severim, Fenerbahçe'ye hizmetleri var Fenerium'da ama bu yeşil forma olmuyor. Fenerbahçe forması gibi değil. İkinci olarak Fenerbahçeliler şundan çok sıkıldı, Josef, Mehmet Topal, iki de stoperle 4 kişi oynuyor merkezde. Şartlar ne olursa olsun, bazen maceraya girmek lazım.
Beşiktaş oyun formatıyla Türkiye Ligi'yle en çok deplasman maç kazanan takımı... Minimum 7-8 puan fark atıyorlar. Fenerbahçe ile Beşiktaş arasındaki esas fark burada oluyor. Deplasmanda çok uzun yıllardır devam eden bir ileri, bir geri durum var. Beşiktaş'ta savunmadan topu Tolgay ya da Atiba alıyor, Fenerbahçe'de Josef alıyor. Dirar Aykut Kocaman'ın sevdiği bir sağ kenar oyuncusu olabilir. Fakat Beşiktaş'ta burada Quaresma oynuyor. Çalım atar, gol attırır. Talisca'nın 10-15 arası golü var, forvetleri de gol kralı oluyor. Galatasaray da yenileniyor. Eğer uyum sürecini atlatırlarsa Fenerbahçe'den daha iyi kadroları var.
Göztepe 14 yıldır ligde yoktu ama çok büyük bir camia. İzmir'den bir takımın olması mühim, keşke 2-3 olsa... Coşkulu bir taraftarları var. Bizim alt ligimizle üst lig arasında ciddi fark var. Göztepe'nin 10 oyuncusunun yeni olması kolay değil. En büyük kozunuz tribünde taraftar yok. Kayıp olarak 2 puan görmemeliler, 1 puan onlar için bir kazanım. En doğru skor beraberlikti. Yüzde 50 beraberlik görünen bir maçtı, yüzde 25'er de takımların şansı vardı. İki takım da öne geçtiler, koruyamadılar. Öyle de bitti.

Şampiyon olan da düşenler de hak etti

Zaman zaman bizlerin hakemlerle, kurullarla, federasyonla ilgili birtakım eleştirilerimiz oluyor. Bana göre haklı eleştiriler ama sonuçta liglerin boyu 3-4 hafta değil... 34 hafta sonunda ortaya çıkan bu tablo adaletsiz bir tablo değil. En iyi top oynayan takım Beşiktaş şampiyon oldu, en kötü top oynayan 3 takım da küme düştü. Son 4 maçta 9 puan almış bir takım olarak Rizespor, son maça gelene kadar 7 maçta tek galibiyeti olan Bursaspor'u geçemiyorsa, bunun bahanesi Trabzonspor maçı olmaz. Son maça sığınamazsınız.
Siyasi olarak da sosyal olarak da önemli bir sezon... Türkiye'de bir algı var: Cumhurbaşkanı'nın memleketi olan takım Rizespor küme düştü. Tersi olsa neler denecekti? Gerçekleri yazalım, birçok şey söylenecekti. Böyle uzun sezonlarda bazı kulüpler erken kopabilir ama ligin şampiyonu etkilenmez. Uyarlarımıza rağmen sürekli hoca değiştiren Gaziantepspor, lige hazırlıksız gelen Adanaspor düştü.
Bursaspor'un kötü serisi Rizespor'u devreye soktu ama sonuç değişmedi.
Sezon genelinde, büyük maçlar da dahil Rizespor seyircisi tribüne pek rağbet etmedi. 1. Lig'de belki daha fazla dolduracaklar. Asansör takım olması üzücü, iyi bir başkan ve hocaları varken... Hayat devam ediyor sonuçta. Bursaspor'u tebrik edelim. Ömer Erdoğan, Ergic ve Mustafa Er'i getirmişler bu hafta. Bursa şu anda şampiyon olmuş kadar mutlu... Yaşamaması lazım ama bunları. Birçok antrenör değiştirildi. Kulüp daha doğru yönetilmeli.
Bursa da bu kadroyla eziyet çekmeliydi, onu da söyleyeyim. Bu kadroya göre fazla puan almışlardı ilk yarıda. Zaman zaman çok eleştirdik, şampiyonluk güzel şey ama Bursa, Başakşehir'in pozisyonunda olmalı. Müthiş bir taraftar kitlesi var, potansiyeli var.
Öte yandan Rize-Trabzon rekabeti de biraz daha alevlendi maalesef. Düşmek kolay, çıkmak zordur. Ne takımlar var 1. Lig'de... Bugün de Eskişehir- Göztepe oynayacak. Baya önemli bir lig. Antep gidecek, Adana gidecek. Takıma takviye istemiş Hikmet hoca, takviye yapabilecek potansiyel de vardı. Yapmadılar devrede, göz göre göre düştüler. Aslında bu işler çoktan biterdi ama Bursa devreye soktu. İç dünyalarında neler yaşandı bilemiyorum ama göz göre göre oldu bu.

*************************

Son günden kalanlar...

Konyaspor'dakiyle toplam 3 tane Türkiye Kupası oldu Aykut Kocaman'ın, Fenerbahçe'yle Avrupa Ligi yarı finali oynadı. Geçen yıl Fenerbahçe, 1 hafta kala teklif yapmıştı, o da Konyaspor'u yüz üstü bırakmadı. Aykut Kocaman'a da o yakışırdı. Bu görev iki tarafa da hayırlı olsun.
Sinan neden buruk? Ya da yıkık demek lazım... Anlaşamamanın yıkıklığı mı, ayrılık mı anlamadım. 2 gol atmış adamın sevinci böyle olmaz. Eski takımına gol atmış birinden beterdi.
Şenol hoca şampiyon hocadır, harika iş çıkardı ama Başakşehir'de Abdullah Avcı'nın yaptıklarını bir adım öne koyuyorum. Çok başarılı bir teknik adamlık performansı gösterdi

9 ekranım olsa Beşiktaş’ı izlerim

Şu gün itibariyle bakıyoruz, Beşiktaş ligimizde en çok maç oynayan takım... Lyon maçları, Şampiyonlar Ligi'nde Napoli, Benfica, Kiev maçları... Sert karşılaşmalar oynamış olmalarına rağmen dolu dolu bir futbol oynayarak şampiyonluğu kazandılar. Bir tek Galatasaray'ın 4 yıl üst üste şampiyon olduğu dönemin ikinci sezonundan itibaren Galatasaray, yeni sezonlara net favori başladı. O günden bu yana en net favori olarak sezona başlayan takım bu sezonki Beşiktaş'tır. Bu yüzden şampiyon olmak zordur ama bu Beşiktaş'ın şampiyonluğu kolaydır. Favorilerdi, bekliyorduk. Ağustos sonlarında Beşiktaş'ın ciddi avantajlı olduğunu, büyük bir güven verdiğini söylemiştik. Sağ taraftaki hücum eksikliğini Gökhan'la kapattılar. Çok akıllı bir hamle. Solda Caner-Adriano ikilisini buldular. Quaresma dolu dolu oynadı, Talisca'nın gelişi de önemliydi. Övgüyü fazlasıyla hak ediyorlar.
Şenol Güneş ve ekibi hak ettiği, saygı duyulacak bir şampiyonluk elde etti. Canı gönülden tebrik ederim. Şampiyonlar Ligi'nde gelecek sezon çok iyi işlere imza atmasını diliyorum. Hocasıyla da 2'de 2 yaptı. 88. dakikada kenarda gördüğümüz Şenol Güneş, uyarıyor oyuncularını hala. Başarıya aç, doymuyor. Oyuncuları ayrı ayrı kutlamak gerek. Futbolcular, antrenman ciddiyeti, disiplin ve antrenör ilişkileriyle dolu dolu oynayarak kazandılar. İyi futbolculardan kurulu bir ekip. Hem kalite hem de sistem olduğu zaman mutlu sona ulaşırsınız. Üçüncü yıldız da elbette prestij önemli olarak...
Ne kadar övsek azdır Beşiktaş'ı. Her maçı keyif dolu. Fenerbahçeliyim, Galatasaray da büyük kulüp ama futboldan keyif almak istiyorsam ben 9 tane ekranım olsa Beşiktaş'ı seçer izlerim. Atletico Madrid de büyük takımdır ama Barcelona'nın oyunu bir başkadır, aynı bunun gibi...
Sezonun son bölümünü Atiba'sız gördü Beşiktaş. Oğuzhan'ı bu takımda farklı bir yere koyuyorum. Sorumluluk alabiliyor. Dünkü maçta da bayıldım. Milli Takım'da da aynı işleri yapmasını bekliyoruz. Tolgay'a da baktım, Şenol hoca "Ben bırakmam" der. Quaresma, Babel iyi performans sergilediler. Kötü arasak neredeyse bulamayız. Eleştirilen Fabri bile sezon genelinde iyi işler yaptı. Teknik olarak ne düşünüyorsanız hepsi var. Alan daraltma var, şut var, baskı var. Yeni jenerasyon çocuklar Beşiktaş'a sempati duyarlar. Taraftar böyle kazanılır.

Böyle saçmalık olmaz!

Öncelikle Beşiktaş'ı canı gönülden kutlarım. Muhtemelen şampiyonluk turunu atacaklar, bugün de zevkle izleyeceğiz. Fakat Kulüpler Birliği bombayı aldı eline iki kararla... Bugün Medipol Başakşehir'in hala şampiyonluk şansı var mı? Var. Peki nasıl oluyor da 27 bin bilet veriyorsunuz Beşiktaş'a Gaziantespor maçında? Gaziantep'in iddiasının olmaması değil ki mesele. Kanaatle olsa bence de Beşiktaş şampiyon, hepsini verin. Matematiksel olarak böyle değil ama... Bombayı koydunuz gelecek sezonların kucağına. Yüzde 5 uygulaması varsa herkes deler artık bunu. Kafasına göre ayarlayan alır bileti. Önümüzdeki yıl yaşayıp göreceğiz bu tartışmaları.
Milli Takımımız her şeyin önünde, peki tamam... Makedonya'yla maç alıyorsunuz Pazartesi'ye ama bu kadar geç kalınınca her şey etkileniyor. Ligimiz daha geç bitiyor. Çarşamba günü kupa finali var, 5'inde ise milli maç... Mesela Galatasaray ile Fenerbahçe'nin durumu ne olacak? İki takımın üçüncülük çekişmesi nedeniyle Cumartesi mecburen oynatacaksın, Pazartesi milli maç var. Bu tamam... Peki kupa finalisti Konyaspor, çarşambadan sonra pazar oynamak varken önce oynuyor G.Saray'la yorgun yorgun... Fenerbahçe için dezavantaj değil mi bu? Böyle program olur mu? Makedonya maçı alınmasa kupa ile birlikte fikstürü ayarlardın belki. O zaman Makedonya maçını daha önce belirle, kupayı belki bir gün önce alırdın haber vererek... Adaletsizlik yaratmak için uğraşıyoruz resmen, inanılır gibi değil.
Bu maç trafiğinde TFF ve Kulüpler Birliği'ni tebrik ediyorum. İsteyene maç, isteyene bilet... Saçma sapan işler. İnsanlarla alay et, daha iyi. Nasıl bir karar, nasıl oluyor bunlar? Cuma-Cumartesi bitireceksin, Pazar maç oynayamazsın, Üsküp'te maç var Pazartesi... Sorun programda ve mantalitede. Yüzde 5 kuralı bitmiştir. Bitti bu iş...
Seneye diyelim Galatasaray-Yeni Malatyaspor ilk maç... Galatasaray da dedi ki ben yüzde 5'ten fazla istiyorum, 25 bin kişi getirebilirim ben Malatya'ya, bilet istedi. Malatya da paramı kazanayım diye düşünse ne olacak? Ya da Göztepe çıktı, 60 bin kişi yarı yarıya oynayalım dedi. Sonuçta bu kulüpler önce parasına bakmak ister. Böylesi bir Passolig sistemi sonrasında bunun olmaması lazımdı. Artık yüzde 5'i uygulatamazsın. Başakşehir'in şansı var mı yüzde 1? Var. Konu Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray değil... Böyle düzen olmaz, böyle saçma sapan işler olmaz, olmamalı.

Obradovic sesleri...
Trabzonspor Başkanı Muharrem Usta bugün kupa hacizleriyle uğraşıyorsa, tribünler "Obradovic" diye bağırıyorsa vah ki vah... 6.5 milyar TL borcu var dört büyüklerin... Şaka değil yani bu. Böyle bir skandal olabilir mi? Koskoca Fenerbahçe-Trabzonspor maçını 8 bin kişi izliyor. 4 yıllık yayıncı kuruluştan gelecek para kadar... Böyle de gitmeyecek, bu para katlanarak devam edecek. 7'ye, 8'e gider kısa sürede. Bari önümüzdeki yılları kurtarsın bu kulüpler. Transfer yapamıyorlar, Avrupa'dan men alıyorlar. Bu yasaya bir madde ekleyin, götürün, bu yasa çıksın artık. Yazık değil mi bu taraftara , günah değil mi? Maça dönersek de iddiasız bir Fenerbahçe ve Trabzonspor için üzücü bir sezon... Bu maçta her sonuç çıkabilirdi 3-1, 2-3... 1-1 oldu. İki takımdan da çok iyi oynadı diyebileceğimiz oyuncu yok. Kötü olarak çok oyuncu sayarız. Kötü bir maç izledik kısacası.

Basketbol örnek alınmalı

Önce basketboldaki tarihi başarıya değinmek istiyorum; Fenerbahçe'nin, THY Avrupa Ligi'nde şampiyonluğu uzun süredir hasret kaldığı bir sevinçti. Türkiye'de yaşanmamış bir olay. Adım adım geliyorum diyen bir şampiyonluk... Obradovic çok büyük bir koç. Kendisini gönülden kutlarım... Fenerbahçe şu anda dünyanın konuştuğu bir kulüp... Obradovic'in 9 şampiyonluğu oldu ama 'ben mücadeleye devam edeceğim' diyor. Para, pul şöhret yetmiyor, doymuyor. Önemli bir karakteri var. Basın toplantısına baktım, "Sabah 09.00'da gidiyorum 12.00'de eve geliyorum" diyor. Bakıyorsunuz futbol takımı hep geriye düşmüş. Basketbol takımı her sene üzerine koydu..
Obradovic tarihi bir spor adamı... Ben olsam Aziz Yıldırım'ın yerinde hangi taraftar grubu olursa olsun herkesi kucaklarım. Fenerbahçe camiası için tarihi bir olaydır. Bu başarı, Aziz Yıldırım'ın tekrar tribünlerle bütünleşmesi ve taraftarla kucaklaşması açısından bir milat olmalı... Fenerbahçe taraftarı sokaklarda ve mutluysa liderin de rolü vardır bu başarıda... Bir futbol takımının Şampiyonlar Ligi şampiyonu olması hayal..
Ancak 30 milyon Euro bütçeyle basketbolda kazanabiliyorsunuz. Tribün gruplarının adları ne olursa olsun Aziz Bey'in kavga bırakması lazım. Dünkü maç Kadıköy'de olsa Fenerbahçeliler yine gitmezdi ve Bağdat caddesinde basketbolu kutlarlardı. Bu yatırımlarla devam ederse ben şampiyonlukların geleceğini düşünüyorum.
Taraftar 'ben futbol takımının da başarılı olmasını istiyorum' diyor. İlla ki transferle değil, gönderilerek de iyi takım kurulur... Maça gelirsek; ilk yarıda kötü giden işler vardı. Advocaat, ikinci yarıda aynı kadroyla çıkarken dizilişi değiştirdi ve Alper'i sola, Van Persie'yi santrforun arkasına çekti. Fenerbahçe avantajlarını kullanarak kazanmayı bildi. Hiç üretemeyen Fenerbahçe biraz daha zorlamaya çalıştı. Van Persie biraz daha oyun kurucu olarak oynadı. Çok kritik bir maç kazandı Fenerbahçe.... Üçüncülük, prestij açısından da önemlidir. Tatili bile etkileyecektir... Oyuncular hiç olmazsa kendileri için kazanmalıdır.