CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

Suni çime takıldılar!

Astana'nın çantada keklik olmadığını tahmin ediyordum... Tamam bir Real Madrid'den bahsetmiyoruz ama Astana'nın kadrosunda 6 milli oyuncusu var. Galatasaray 25 derecelik bir hava farkına gitti ve hepsinden önemlisi de zeminin suni çim olması en büyük dezavantajdı. Kazakistan Milli Takımı karşısında nasıl zorlandığımızı da hatırlarsak; Kazaklar futbolda çok mücadele eden bir ülke ve böyle bir takıma karşı mücadele edeceğimiz ortadaydı. Üstelik şimdi oynamaya çalışan bir takım olmuşlar. İki ön eleme oynamış ve buraya kadar gelmiş bir ekip. Atletico Madrid filan da güle oynaya kazanamaz burada. Ya da zor kazanırlar. Çünkü Astana konsantrasyonu yüksek bir takım.
Galatasaray sezona formda başlamadı. Astana karşısında ikinci yarının başından itibaren çok baskı yedi ve Rodriguez'i oyuna almak zorunda kaldı. Goller oyunun karşılığı mı ona bakmak gerek? Çok enteresan şeyler oluyor bir haftadır. Tüm liglere bakın, kendi kalesine atılan goller çoğaldı. Arsenal de kendi kalesine goller attı. Olimpiyat Stadı'ndaki derbide iki kendi kalesine gol var. Dün de 3 tane oldu. Birinci golde Semih yerdeyken hata yaptı, Muslera'nın eline çarptı sonra Hakan Balta'ya çarptı. Tuhaf goller... Galatasaray, Astana karşısında skor olarak iki kez öne geçti ama 'Bu oyun karşılığında puan kaybetti' diyemeyiz. Çünkü Kazak ekibinin konsantrasyonu çok yüksekti. Beraberliğe yakalandıktan sonra Hamza Hoca risk aldı.1-0'da tehdit yiyince 3'lü orta sahaya döndü. Çünkü gol 'geliyorum' diyordu. Skora göre antrenörlük yapıp 3 değişikliğe imza attı. Galatasaray iyi oynamadı. İyi mücadele etmeye çalıştı. Suni çimde oynamak zordur. Bu da en büyük mazereti. Bu tip maçlarda ancak iki farkı bulunca rahatlarsınız.
Maç Lizbon'da olsaydı Rodriguez'le başlardı hoca. Rakip Astana olduğu için Bilal'le başladı. Bundan sonra Benfica maçında Selçuk ile Rodriguez oynayacaktır. Bu maç Benfica olsa Chedjou ile başlardı. Chedjou sakatlıktan çıktığı için risk almak istemedi, doğru yaptı ve Semih'le oynadı. Normal zeminde Chedjou oynar. Önümüzdeki hafta en iyi oyuncusu Hakan Balta'yı dinlendirmesi gerek. Çünkü sezon başından bu yana Hakan'a çok yük bindi. Yaşı da geçiyor. Bir hafta dinlenmesi şart. Denayer'i ilk kez beğenmedim. Rakibine mağlup oldu. Yasin de birebirlerde 5-6 kez rakibine orta şansı verdi. Biraz daha tecrübelenmesi lazım.

Yıldızını oynatarak kazanırsın

Beşiktaş'ta özellikle psikolojik açıdan kazanmak çok önemliydi. Kaybetseydi demoralize olmamak mümkün değildi. Fark 6'ya çıkardı. Maç öncesinde '4-5 gol olur' diye düşünüyordum. Temmuz ayındaki Gomez ile Ağustos ayındaki Gomez arasında fark var. İkinci golde Gökhan'ı tanımış olmanın avantajıyla çok da tecrübeli bir şekilde olması gereken yere gidiyor. Alves'le de didişmesini yaptı, formayı hafif çekip bıraktı, avantajını aldı. Hakemin görmesinin mümkün olmadığı bir pozisyon... Hata olarak söylemiyorum bunu, bu tecrübedir. Maç geçen yıllardaki gibi Fenerbahçe'nin pas trafiğiyle başladı, Beşiktaş da bunu engelleyemedi. İlk duran topunu aldığında Beşiktaş bir SOS verdirmişti.
Ersan auta vurdu. Hemen arkasından önce Kjaer, sonra Gomez'in kafalarıyla 2-0 yaptılar. İlk yarıda Markovic'in oynadığı bölümde en etkin olduğu pozisyonda driplingle gidip Fernandao'yu arka direkte buluşturdu ama o uçup kafayı vurabilecekken tereddütte kaldı. Fenerbahçe'nin ilk yarıda en az 3 pozisyonu vardı ama golün Tosic'in darbeli şekilde kendi ağlarını sarsmasıyla gelmesi enteresan. Kjaer'in de Tosic'in de Fernandao'dan fazla golü oldu ligde!
Şenol Güneş ilk yarı üzerine devre arasında Necip'i sokup Fenerbahçe'nin üstün görüntüsünü bozmak, pas trafiğini kesmek istedi. Bunu da büyük ölçüde başardı. İlginç bir şekilde Fenerbahçe iyi oynarken Beşiktaş 2-1'i buldu, Beşiktaş iyi oynarken de Fenerbahçe 2-2'yi buldu. Volkan Şen'in pozisyonunda müthiş bir beceri var, en son Rhodolfo'ya attığı çalım çok iyiydi. Van Persie topa öylesine vurmadı, doğrudan gol vuruşu yaptı. Ben oyunun akışında çıktı zannettim ama tekrarda çizgide kaldığını gördük.
3-2'den sonra Beşiktaş skoru korumaya gitti. İsmail'i alma sebebi Şener tehdidine önlem çabasıydı ama uzun süredir oynamadığı için pas hataları yaptı. Fenerbahçe Markovic-Volkan, Fernandao-Van Persie gibi aynı bölge değişiklikleri yaptı. Risk alarak Ozan'ı çıkarıp öne Diego'yu eklese de Diego'nun sakatlık dönemini çok iyi geçirmediğini görmüş olduk. Son bölümdeki tek pozisyon Van Persie'den geldi.
Taraftarlar Fernandao her gol kaçırdığında Pereira'nın kulaklarını çınlattı, bu net.
İki kulübeye bakıyorum. Bir tarafta Şenol Güneş var, diğer yanda Vitor Pereira... Bir tarafta Mario Gomez'i oynattı Şenol hoca, kazandı. Pereira, oynatmayarak kazanmaya çalıştı, kaybetti. İki hoca arasındaki tecrübe farkını gösterir bu. Gomez'in hazır olmadığını görüyorduk ama hoca onun alışmasını bekliyordu biraz da. Bazı oyuncular istisnadır. Cenk 4 gole ulaştığında Gomez'in golü yoktu ama Cenk biliyor ki onun önünde Gomez var. Van Persie'ye bunu hissettiremedi Fenerbahçe ve Pereira. Kararlı bir teknik adam yok Fenerbahçe'nin kulübesinde, öbür tarafta var. "Gomez'i oynatarak kazanacağım" dedi Şenol hoca.
Van Persie de dahil olmak üzere bütün herkesin beklentisi onun oynamasıydı. Bir tanesi 2 tane yüzde 100 kaçırıyor, kenarda bekleyen 1'de 1 yapıyor. Şimdi önümüzdeki hafta Van Persie oynayacaktır. Pereira'nın elinde koz kalmadı, onların hepsini tek tek aldı Van Persie. Onu bu kez bekletemezsin, gerçekten demoralize olur bu sefer. Ona formayı hoca vermiş olmayacak ama Gomez biliyor ki ona formayı gerçekten Güneş verdi. Aradaki fark da bu oldu.

Orta sahası delik deşik!

Galatasaray, savunmasıyla kazandı... Hamza hoca, takım savunmasının iyi olmadığını gördüğü için taze kuvvetleri oyuna alıp bireysel müdafaalar yaptırdı. İlk yarının ortalarından sonra aktif oyun yoktu. Galatasaray'ın attığı golde topu kontrol edip önce çalım sonra sağ tarafa verip koşu yapması önemli bir Lukas Podolski özelliğiydi. Yenilen golde de ofsaytı bozdular... Bilal ve Rodriguez, orta sahayı tam kapatamadığı için Carole, oraya mı gideyim, buraya mı gideyim derken arada kaldı ve Gaziantep gol attı. Asıl doğrusu Rodriguez ve Bilal'in orada olması... Mesela Melo olsaydı o boşluğu kapatır Galatasaray bu golü yemezdi. Galatasaray'ın mutlaka kendi içinden bir ön libero çıkarması lazım..
Yıllarca lider olarak oynayan Bilal'i şimdi işçi olarak kullanıyorsun. Takım coşkulu oynuyor, hoca da motivasyonlu ancak zor kazanıyorsun.... Ne Emre Çolak ne Bilal ne de Rodriguez oranın oyuncusu... Antep takımı daha diri bir görüntü ortaya koydu.. Rodriguez ile Bilal'e çok yük biniyor. Galatasaray 4 forvet oynarken maç Rus ruleti gibiydi. Sanki Galatasaray, 2 puanla şampiyonluğu kaybediyor. Gaziantep de 1 puanla ligden düşüyor. Pas trafiğinde Umut beklenen yumuşaklığı gösteremedi. Ön libero için Denayer denenebilir.. En azından Türkiye Kupası maçlarında denenmeli.. Chedjou da var ancak Chedjou ikili oynamaz tek oynayabilir. Yani savunmanın önünde tek Chedjou ve önlerinde Rodriguez ve Selçuk olabilir. Denayer de çok genç bir oyuncu, kuvvetli, fizikli ve hızlı... Çok faydalı oluyor. Böyle oynarsa zaten Manchester City onu bırakmaz.. Galatasaray öndekiler, arkadakiler diye ikiye ayrılmış durumda... Ortadaki ikili de arada kalıyor... Öndekiler, arkaya gelip takım savunmasına katkı yapmıyor. Yani ortadaki köprü Rambo filmindeki gibi delik deşik... Ancak Galatasaray takımında arkadaki dörtlü o kadar dikkatli oynuyor ki Hakan konsantrasyon olarak tavan yapmış durumda... Semih, güven kazanmış ve çok iyi oynuyor... Orta sahada oynatabileceğin alternatif oyuncu yok. Bu nedenle Hamza Hoca baskı yapar, faul alır Umut'u da oyundan çıkarmadı.. Sinan'ın da dönüşü yok... En azından Selçuk geldiği zaman delik deşik olan köprü biraz daha derli toplu olur. Ama hiçbir zaman Selçuk- Melo ikilisinin olduğu gibi olmaz....
Şimdiden söylemek belki erken ama Astana dönüşü Başakşehir ile oynanacak maç Galatasaray'ın ligdeki geleceğini belirleyebilir... Hoca da oyuncular da çok gerginler... Tabii ki kulübün ekonomik durumu da ortada... Mesela geçen sezon Galatasaray bu sezonun 6'ncı haftasında orta sahada Bilal ve Real Madrid'de forma giymeyen genç oyuncu Rodriguez ile oynayacak deselerdi herhalde kimse inanmazdı... Podolski, Quaresma, Van Persie Türkiye'ye defolu olarak geldiler.. Fizik olarak da mental olarak da defolu geldiler... Burada hep boğuşmayla gidiyor... Bu da yorucu oluyor. Podolski'nin oynama ve gol atma arzusu yüksek.

Satranç gibi

Şenol Güneş, Oğuzhan'ı derbide oynatmak için geçen hafta sakladı. Onu Atiba'nın yanına çeker, Necip'i yedek soyundurur gibi geliyor...

Pereira'nın yerinde olsam çift ön libero oynarım… Yani 4-2-3-1. Çünkü Beşiktaş, üçlü orta sahası ile ikinci bölgeyi çabuk geçiyor...

Derbiye 3 gün kaldı ama derbinin 11'leri hocaların kafalarında hazırdır. Onlara göre; F.Bahçe; Volkan, Şener, Kjaer, Alves, Hasan Ali, Souza (Mehmet Topal) Meireles, Ozan, Nani, Markoviç ve Van Persie… Beşiktaş ise Tolga, Beck, Tosic, Ersan, Rhodolfo, Necip, Atiba, Sosa, Olcay, Gökhan, Gomez şeklinde olur. Beşiktaş için bir parantez açarsak Şenol Güneş'in Oğuzhan'ı geçen hafta oynatmayıp derbi için sakladığını düşünüyorum. Son dakika sakatlığı olmazsa Güneş, Oğuzhan'ı Atiba'nın yanına çeker, Necip'i yedek soyundurur. Allah korusun bir sakatlık olursa işler değişir. Ama tahminim, Vitor Pereira Kjaer'i, Şenol Güneş de Oğuzhan'ı derbi için geçtiğimiz hafta oynatmadı.

Skoru detaylar belirler

Ben F.Bahçe'nin hocası olsam, Beşiktaş'a karşı çift ön libero şeklinde oynarım. Yani 4-2-3-1 sisteminde Olimpiyat Stadı'na çıkarım. Çünkü Beşiktaş'ın, forvet arkasında oynayan orta sahalarıyla ikinci bölgeyi çabuk geçebilen bir yapısı var. Pereira'nın mevcut sistemini değiştirip, 4-2-3-1 sistemine dönmesi gerekiyor. Bugüne kadar hiç uygulamadığı. Ama şu bir gerçek ki bizi çok güzel bir maç bekliyor. İki takımın da güçlü ve iyi oyuncuları var. Derbinin sonucunu detaylar belirleyecek. İki antrenörün de işi hiç kolay değil. İki takımın beki solak. Gökhan Töre ters ayaklı bir oyuncu. Satranç gibi bir maç olacak ve hiç kolay geçmeyecek. Fenerbahçe, Beşiktaş'a karşı genelde üstün skorlar alıyordu, hatta geçen sene çok kalabalık Olimpiyat Stadı'nda kazandı. Yalnız geçtiğimiz yıllardaki Fenerbahçe, ev sahibi Beşiktaş'ın hızlı başlayacağı düşüncesiyle hep alışkanlığı olan ayağa bol pasla, rakibin daha baştan hızlı oynamasını engelliyordu. Bu formatın dışına çıkan bir takım var bu yıl. Bu yüzden geçtiğimiz yıllardaki maçlar gibi olmayabilir. İnönü'ye gidiyordu Fenerbahçe defans yaparak değil pas yaparak başlıyordu. Olimpiyat'a gidiyordu yine hızlı Beşiktaş beklerken bir anda topa sahip olan takım karşısında tempo tutturamıyordu. Bu sene Fenerbahçe'nin de hızlı oynamaya çalışması Beşiktaş'ın işine gelebilir.

Bir puana üzülmez

3 puan önde F.Bahçe, Olimpiyat'tan 1 puan alıp gelirse kendisini kötü hissetmez. Ama Pereira ilk kez bir derbiye çıkacak ve bunu da deplasmanda oynayacak. F.Bahçe'nin kenarları kapatarak iki ön libero ile oyuna başlaması gerekir. Molde ve Bursaspor maçlarına baktığımızda Van Persie ve Fernandao ikilisi 11'de başlamad��. Pereira diyor ki, "İkinizden birini skor dezavantaja düşene kadar oynatmayacağım." Ama Beşiktaş maçına kadar gelgitler yaşayacaktır. Koyacak rakip kadroyu önüne, Ersan ile Rhodolfo'yu inceleyecek ve ona göre karar verecek. Şimdi Markovic ve Nani'yi derbide 11'de düşündüğümüzde, Josef sakatlıktan dönerse hoca, ya Meireles ya da Ozan'dan birini kesip çift forvet yapabilir. Ama Van Persie ve Fernandao'dan biri Olimpiyat'ta yedek oturacak. Beşiktaşlılar, Nani, Van Persie, Fernandao ve Markovic dörtlüsünün aynı anda oynamasını ister. Niye ister böyle bir F.Bahçe'yi Beşiktaş? Çünkü bu kadroya karşı 7 pozisyon kesin bulur, bunun 5'ini gole de çevirebilir. Ama Pereira sezon başındaki 4 forvet yanlışından döndü. F.Bahçe, ofansif oyun ister ama ikili forveti istemez çünkü o ikili forvet ile Shakhtar'dan 3 gol birden yediler. Ben şunu biliyorum, ikisinden biri oynamamalı!

Dağlar kadar fark var

Şenol Güneş, bu maça hiç hazırlanmamış, takımı da hazırlanmamış. İleri dörtlünün performansını artırmak ve topun daha fazla Beşiktaş'ta kalması için Veli ve Oğuzhan yoksa Necip'in oynaması lazım! Şenol Güneş, Sosa'yı geriye çekerek etkinliğini azalttı. Böyle olunca Gomez'in de etkinliği azaldı. Çok hücum oyuncusuyla oynamak çok gol pozisyonuna gireceğiniz anlamına gelmiyor. Gol pozisyonuna girebilmeniz için önce topun sizde olması bekleniyor. İlk yarıda oynayan takımın savunma yapma şansı yok. Necip, üst düzey oyuncu olmayabilir ama oynamaması takımın taktiksel performansını etkiliyor. Beşiktaş ilk yarıda çok tutuktu, bu Gençlerbirliği'nin işine geldi. Pas yüzdesi düşüktü ama hızlı şekilde geldiği için Beşiktaş'ı yordu... Tabii ki Beşiktaş'ın Arnavutluk'ta o sıcakta oynadığı karşılaşma da siyah-beyazlıları bayağı yordu..
İkinci yarıda Necip ve Cenk'in oyuna girmesiyle Beşiktaş 4-4- 2'ye döndü.. İkinci devre orta sahayı doldurunca daha rahat pozisyon üretmeye başladı... Cenk bayağı etkili oldu, iki tane gol pozisyonuna girdi, bir asist yaptı. Atiba ve Sosa da ikinci yarıda oyuna girdiler... Çünkü Necip oyuna girince orta saha ikilendi. Topun ve oyunun kontrolünü Beşiktaş eline aldı.

İKİ FARKLI OYUN
Futbol güzel oyundur ama çok hücum oyuncusuyla olmuyor bu. Önemli olan doğru oyundur. O yüzden Necip doğru tercihtir... Çok farklı iki oyun oldu... İlk yarı ile ikinci yarı arasında dağlar kadar fark vardı. Mersin maçının ilk 20 dakikasına bakalım bir de dün ilk 20 dakikaya bakalım. Mersin maçında Beşiktaş, "Ben seni yeneceğim" diyordu. Ancak Gençlerbirliği maçında Beşiktaş ilk 20 dakikada bu mesajı ve görüntüyü rakibine hiç veremedi...
Hakem Fırat Aydınus 90 dakikanın genelinde takdir haklarını biraz Beşiktaş lehine kullandı diyebilirim. Ancak son dakikada penaltı itirazı yapılan pozisyonda bana göre doğru karar verdi. Bir de bu maç 4 dakika uzamaz. En az 6 dakika uzaması gerekir. Gençlerbirliği'nde bir oyuncunun kafası patladı, maçta oyuncular bir hayli tartıştı ve maç durdu... Dört oyuncu değişti... Hakem Aydınus maçı az uzattı...

Vitor Pereira öğreniyor!

Süper Lig'de takım çalıştıran antrenörlerin hepsi, Türk futbolunu bilen, daha önce görev yapmış isimler. Bir tek Pereira hariç. Hazırlık maçlarında çılgın bir havası vardı. 10'uncu hafta sonunda ya tribünleri coşturur ya da gider diye düşünüyorduk. Fenerbahçe; Daum dönemi, Löw dönemi, Aykut hoca dönemi ve İsmail hoca dönemi, "Yavaş oynayıp hakimiyet bende olsun' diyordu. Pereira ise geldiğinde "Ligi forse edeceğim, hızlı oynayacağım" dedi. Ancak bu güçlü fizik ve geniş kadro gerektiriyor. Ayrıca sistemini doğru oynayacaksın ve rakipleri hafife almayacaksın. Pereira da ortamı gördükten, Türk futbolunu tanıdıktan sonra yavaş yavaş bu sistemden vazgeçmeye başladı. Bursaspor maçında riski az aldı, oyuncu değişikliğini orta sahadan yapmadı. Şunu da mutlaka söylemeliyiz. Fenerbahçe'nin geçen yıldan en büyük farkı taraftar... Geçen yıl tribünler boştu. Aziz Bey ile Genç Fenerbahçeliler arasındaki tartışmalarla birlikte tribünlerden kaçmışlardı. Bu sezon ise takımı ayakta tutan en önemli faktörlerden birisi taraftarlar... Futbolcu böyle coşkulu taraftarı görünce yoruluyor ama devam etmek istiyor. Meireles'in ayağına kramp girdi. Gelen sedyeyi gönderdi, konsantrasyona bak.
Nani tabela değiştiren bir oyuncu... Hazır olmamasına rağmen Markovic bildiğin 'Yavru Rıdvan'... Müthiş dripling yaptı. Markovic'in süratliliği artacak. Adam eksiltiyor, dripling yapıyor, çalım atıyor. Hazır mı, henüz değil. Ancak bu tip oyuncuyu yakalamak çok önemli. 'Yavru Rıdvan' Hasan da müthiş bir hareketle rakibini bakkala gönderdi. Yaptığı kolay değildi. Topu durdurdu, kendisi durdu. Milli Piyango ortası yapabilirdi, yapmadı. Bakarak verdi topu. Van Persie de pis bir vuruş yaptı. Güzel yapsa gol olmayabilirdi. Top tıngır mıngır gitti.
Sonuçta F.Bahçe, Avrupa Kupaları'nda biraz defolu gidiyor. Ancak ligde 5 maçta -2 iki puanla gitmesi önemli bir avantajdır. Burada İsmail Kartal'a da Pereira'ya da teşekkür etmeliyiz... İkisi de Uygar'a şans veriyor...

Şota maçı değiştirdi

Galatasaray bu maçta resmen altın buldu, 3 puan değil... Hamza hocayı maçtan önce dinlediğimde demoralize olduğunu görmüştüm. "Kötü sonuçlardan önce de kulübümün üzerine oyunlar oynanıyordu" dedi. Onu baskı altında gördüm. Maça gelirsek, oyuncular için zor bir zemindi. Çimin altındaki çamur oyuncuların adalelerini iyice yıpratır. Hücumda Trabzonspor ağırlıklı ama Galatasaray'ın da yürekli olduğu bir maç izledik. Orta sahada maç boyu garip boşluklar vardı. Melo gitmiş Inter'e, Selçuk cezalı, ortadaki oyuncuların Bilal ile Jose ilk kez bir arada oynuyor. Denayer yeni sağ bek, Carole da solda yeni sayılır. Zor bir durum... Öyle bir 55-65.dakika arası yaşandı ki Galatasaray, bu sıcağa kar dayanmaz dersin. Sağdan geliyor, soldan geliyor, direkler derken baskı büyüdü. Hamza hocanın Podolski ısrarı Galatasaray'ın aleyhine dönecekti. Onun varlığı Sneijder'i de olumsuz etkiliyor, takım savunmasını düşürüyor. Burak'ı da dahil ediyorum. 65'e kadar Trabzon'un puan kaybına üzüleceği maç bu iki değişiklik sonrası değişti. 4 pozisyon buldu bu dakikadan sonra. Bence Şota'nın çok yanlış bir kararı oldu. Constant ile Salih'in değişikliği maçın kaderini değiştirdi. Ben, Şota hoca Cardozo'yu koyunca 4-4-2'ye dönecek sandım. N'Doye'yi sağ açığa atıp Cavanda'yı sola çekince de Sneijder nefes aldı. Karşısında da Salih'i buldu. Bir oyuncu maçı etkilemez demeyin, bir oyuncunun mevkii değişikliği bile çok fark eder. İlk 75 dakikalık Sneijder ile uzatmalarla son 20 dakikadaki Sneijder arasında ne kadar büyük bir fark vardı. Değişikliği rakibinize göre de yapacaksınız. MHK de etliye sütlüye karışmayayım deyip Şampiyonlar Ligi finali yönetmiş hakemi verdi. İyi maç yönetti, sadece Denayer'in bir pozisyonu var. Cüneyt Çakır böylesi derbi niteliğindeki maçları yönetmiyor, idare ediyor. Mbia'nın ikinci sarı kartını vermeyip maçı bitirdi. Aynı Cüneyt Çakır Konya-Antalya maçında lap diye verir. Belki Trabzonspor penaltı için serzenişte bulunabilir ama kötü bir zeminde özverili, iyi niyetli futbolu, Sneijder'in bir kaptan sorumluluğu almasıyla Galatasaray maçı kazandı. Oyuncular da iyi oynamasalar da mücadeleleriyle çok değerli bir 3 puan aldı. Bazen futbolcu oyun içerisinde şanssızlıklar yaşayabilir. Müthiş bir hücum organizasyonu vardı; N'Doye'nin içeri Marin'i kaçırması, onun Erkan'a verişi ve Erkan'ın topa vuruşu. Tekrarında sekmediğini de gördük. Erkan'ın pozisyonuyla senede 3-4 kez rastlarsınız ancak, golü yaptığını düşündü, topun nereye gideceğine bakıyordu. Buna şanssızlık değil, beceriksizlik demek lazım. Son olarak, Denayer Galatasaray için iyi transfer. Sağ stoper de oynar, sağ bek de oynar. Yarın bir gün Denayer'i orta saha da oynatabilirsiniz, ayağı da iyi çünkü. Atletico Madrid maçında çizgiye paralel bir top attı, orada kalitesi belli oluyordu. Opsiyonu yoktu bildiğim ama çok iyi bir transfer olmuş.

Düşündürücü!

Galatasaray gibi Avrupa'da başarılı olan bir takım, birkaç yıldır kendi sahasında oynadığı maça bile favori çıkamıyor. Bu gerçekten çok düşündürücü. Aslında rakipler bile Galatasaray'ın kendisine gösterdiği saygıdan çok, sarı-kırmızılılara saygı gösteriyor. ..Ve ilginçtir iki yıldır ilk yarılarda Türk Telekom Arena'da 8 dakikada teslim oluyorlar sarıkırmızılılar... İlk golü yedikten hemen sonra, yani 8-10 dakika içinde çözülüyorlar.
Atletico Madrid Teknik Direktörü Simeone, "55 bin kişinin önünde favori olunmaz" diyor ve dün çok ciddi ve sıkı başlıyor maça. 2-0 skoru yakalıyor, ikinci yarı da skora göre oyun oynuyor.
Yine maçtan bir gün önce Galatasaray'ın hocası Hamza Hamzaoğlu basın toplantısında, "Biz kendi oyunumuzu oynayacağız'" diyor Ancak maça başladığı 11 ve bazı oyuncuların mevkilerinin değişmesi, akşam kararını değiştirdiğini gösteriyor ve akşam değiştirdiği kararında 2-0'dan sonra doğruyu buluyor.
Hakan Balta çok uzun yıllardır arkasında sadece kaleci ile veya korner bayrağıyla oynadı. Stoperken arkasında sadece kaleci, sol bekken kaleci ve korner direği vardı. Dün gece ise hemen hemen hiç oynamadığı ön liberoda başladı.
Zaten taraftar tarafından güveni eksiltilmiş Emre Çolak da güvensiz başlayınca, işi ciddiye alan, sıkı takım olan, İspanya'nın en iyi üç takımından biri olan Atletico Madrid 25 dakikada puanı aldı.
İkinci yarıda oyuncuların yerlerine dönmesi ofansif yönde ve oyun anlamında biraz daha G.Saray'a avantaj getirdi ama bunun biraz da skorla ilgisi vardı. Her puanın önemli olduğu bu ligde kötü bir başlangıç yaptı Galatasaray.

Cılız oyun altın puan!

Maçı izleyen Fenerbahçeliler, oynanan oyundan ve üretkensizlikten mutsuzdur. Ama şöyle de bir realite var: Taraftar, ligin 4. haftasında ezeli rakibimiz G.Saray'ın 5 puan önüne geçtik, Beşiktaş'ın kazandığı haftayı kayıpsız atlattık diye düşünebilir. Temposuz, bir maçta F.Bahçe istediğini aldı. F.Bahçe için sahada hiç mi iyi bir şey yoktu; var... O da rakibine pozisyon vermedi. Kendisi de birkaç nadir pozisyon buldu. Nani'nin kullandığı kornerde, maçın ikinci yarısında iyi oynayan Josef ile golü buldu. Josef akıllı bir oyuncu. Ayağı temiz, pas hatası yapmayan temposu çok yüksek olmamasına rağmen basit ama iyi oynayan bir oyuncu. Yani F.Bahçe için iyi bir transfer olmuş diyebiliriz.
Pereira hazırlık maçlarına çıktığında, çılgın formatlarla saldırgan bir takım izlettiriyordu ama kafalarda şu soru işareti vardı. Bu takım deplasmanda ne yapacak? Rize'de baktık performans düşüktü, dün de baktık performans yine düşük...Rize'den sonra bu deplasmanda da üretkensizlik sorununu açıkça gördük. F.Bahçe'nin ideal stoperinin olmadığı maçta Rıza Hoca, orta sahasını kalabalık tutmak istedi. Adem Büyük'ün de performansının düşük oluşu, F.Bahçe'nin işine yaradı. Ama şu bir gerçek, Rıza hoca böyle bir F.Bahçe beklemiyordu. En azından Josef-Meireles-Ozan üçlüsünü... Maç boyunca Josef-Veysel Sarı eşleşmesini izledik. Ancak Veysel rakibine göre zayıf kaldı bir de kırmızı gördü. Ancak o pozisyonda hakem topa vurduğu için onu atmadı, ettiği küfür onu oyun dışına itti.
Dün Mehmet Topal ve Kadlec çok sırıtmadı... Rakiplerine pozisyon vermediler ve işlerini doğru yaptılar. Ancak Şener'in dinlenme zamanı geldi. Adalesi S.O.S veriyor. Gökhan'ın acil dönüp, Şener'in en az 2 maç dinlenmesi lazım. Yalnız dünkü 4-3-3 dizilişinin oyuncuları bunlar değil. Van Persie hazır değil, Fernandao düşüş içerisinde. Van Persie'yi bu kadroda 'açık' oynatamazsınız. Bunu Vitor Pereira da çok iyi biliyor ama duygusal davrandı. Çünkü hocalar için oyuncu kazanmak ve kaybetmemek çok önemlidir. Van Persie'nin oyundan çıkması doğruydu ama Portekizli hocanın Volkan Şen tercihi çok geç geldi. Milli Takım'da iyi oynayan bir Volkan, oyunu ileri taşırdı. Ozan'a da değinmek istiyorum.
Performansı çok düşüktü. Daha iyi olmasını bekliyordum. Sonuç olarak cılız bir maçtan F.Bahçe üç puan ile ayrıldı. Maç 0-0 bitseydi normal sonuç derdik.

G.Saray çok gergin

Galatasaray'ın kazandığı Süper Kupa maçından sonra "Galatasaray kazandığı için mutlu ama bir soru işareti var" demiştik.
Disiplinsizlik doğru kelime değil ama oyundan çıkışlar, girişler konusunda bir SOS vardı.
Bu sorun Hamza hocayı aşıyorsa eğer yönetimle oyuncular arasında diyalog kuracak birisi gerek demiştik. Oyuncular çok sinirli... Selçuk İnan'dan bile ummadığın bir davranış görüyorsun. Emre de Bursa maçında tekme attı, atıldı. Kolay kartlar, pozisyonlar. Oyuncular gergin, bu gerginlikten dolayı da bunu toparlayacak bir güce ihtiyaç var. Hamza Hamzaoğlu büyük kredi kazanmış bir teknik adam ama özellikle onun suçu olmamasına rağmen transfer döneminde oluşan bir güvensizlik var. Taraftar gelmiyor, geçen sezonun şampiyonu için 20 bin kişi az... Oyun içerisinde sistem odaklı yazmaya gerek yok, bu maçta futbol değil rulet vardı. Mesut Bakkal da kazanamazsam beni gönderirler mi düşüncesiyle mi, bilemiyorum ama o da kazanmaya oynadı. Oyuncular o kadar deparlı oynadılar ki... Bu hızlı oyunu Fenerbahçe de, Galatasaray da oynamak istiyor ama güçlü değilsen bunu yapmak zor.
Rodriguez'in Allah'ı var, bu şartlarda daha iyisini oynayamazsınız.
Ayağı da iyi... Semih ile Hakan biraz kötü gününde olsa maçı da kaybedebilirsiniz.
Galatasaray golü yedikten 1 dakika sonra 1-1'i buldu ve onun arkasından gelen 10 dakikada pozisyonlar buldu. Yine de telaş vardı. Galatasaray takımı santrayla birlikte şuursuzlaşıyor. Tabii ki Umut'un başlamaması antrenör tercihidir ama oyun karambole dönmüşken Umut Bulut daha erken girmeliydi. 90'da girdi.
Grosskreutz konusunda böyle hatalar olmaması lazımdı. Yönetimde bir boşluk var. Transfer bile Hamza hocaya soruluyor, her konuda muhatap o. Geçen yıl Ali Bey (Dürüst) ne diyecek, Abdurrahim Albayrak ne diyecek diyordu... "Dursun Bey (Özbek) ne diyecek acaba" diyoruz şu anda... Arada bir boşluk var.
Galatasaray, Gerets ile de çok iyi bir takım yapmış ve şampiyon olmuşlardı. Hemen hemen aynı kadroyla bir sonraki sene çok uzak kaldılar. Bu durum dünyanın önemli takımlarında da olur. Biraz Bayern'i ayırırım. Forse ettikleri sezonun ardından biraz gevşek kalabilirler.

Böyle yakalarsa Atletico affetmez
Galatasaray kulübünde dördüncü yıldızdan sonra taraftarı umutsuzluğa götüren sadece transfersizlik değil, takımdaki bir kontrol dışılık var. Cimbom'un Şampiyonlar Ligi'ndeki rakibi Atletico Madrid gözlemcisi maça geldiyse çok farklı düşünür. Gerçi Atletico Madrid maçında daha konsantre olunacaktır ama bu maçtaki gibi oynama şansı yok Galatasaray'ın... Eğer bu oyunla Atletico Madrid karşısına çıkılırsa o stat bitime 20 dakika kala boşalır.
Belki sezonun başı ama Galatasaray'ın birçok eksiği var. Bunu kapamak için transfer dönemi de kapandı. Bu şartlarda Cimbom'un işi çok zor.