CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

İyiyken yedi kötüyken attı

Siyah-beyazlılar iyi oynadığı 70 dakikalık bölümü geride kapattı. Kötü oynadığı 20 dakikalık bölümde ise bir puanı penaltıyla da olsa kurtardı. Penaltı da el var mıydı? Evet vardı.
Rıza Hoca'nın Kasımpaşası taş gibiydi. Kemik gibi iki stoper almışlar ve geçen seneki o çok gol yeme sıkıntısından kurtulmuşlar. Beşiktaş karşısında 3 şut çektiler onların da tamamı gol oldu. Eren Derdiyok gerçekten önemli bir oyuncu. Yorucu bir maç oldu. Castro, Oğuzhan, Atiba sahanın en çok koşan isimleriydi diye düşünüyorum.
Şenol Hoca'nın takımı geçen yılki Beşiktaş'a çevirmemesi gerek. Necip'i ve problemli Quaresma'yı çıkardı. Milosevic'i çıkardı. Oyuna Cenk'i de sokunca abartılı bir risk aldı. Cenk oyuna girince orta saha boşaldı ve Beşiktaş hakimiyeti kaybetti. Gomez de yoruldu. Futbolun doğru paslarını atmış olsalar Beşiktaş için her şey daha kolay olacaktı. Beşiktaş Gomez geldikten sonra kendi gerçek evinde Japon kale maç yapar. Bir an önce Vodafone Arena'da oynamaya başlaması gerek. Evet belki özellikle geçen yıl Türkiye'nin deplasmanda en çok puan toplayan takımıydı ama kendi evinde oynamanın enerjisi başka.
Rıza Hoca'nın takımları hep canlıdır. Sivas, Rize hep öyleydi. Disiplinli, kuvvetli takım yapıyor. Kasımpaşa'da da tedaviyi iyi yapmış, teşhisi doğru koymuş. Tunay iki sene önce daha iyi top oynuyordu benim beklentilerimin altında kaldı.
Beşiktaş şu anda Fenerbahçe'nin Van Persie ve Fernandao ile yaşadığı problemi Gökhan Töre ve Quaresma ile yaşıyor. İkisi de mutlu değil. Gökhan'ın disiplinsiz oyunundan bu anlaşılıyor. Quaresma'ya bakıyorum elektriği yok. Van Persie, Fernandao onlar da öyle. Olcay daha profesyonel, takıma girdiğinde aynı işini yapıyor. Ama Gökhan ve Quaresma hep takımda olmak istiyorlar. Geçen sene Gökhan maçtan sonra eve gittiğinde biliyordu ki haftaya da oynayacak. Ama şimdi öyle değil. Cenk de Olcay gibi o da kabul ediyor. Bu oyuncuların mutlu olması gerek.
Son cümle Cüneyt Çakır ve yardımcılarına. Çakır'ın en büyük avantajı yardımcıları. Ekibi zehir gibi. Uyum içindeler. Sıfır hatayla maçı bitiriyorlar.

'M.A.F.' döneminden bile iyi

Futbolda hücum yapabilmen için topun sende olması lazım... Hücumu önce kazanarak yapacaksınız. 'Böyle bir takımı gördük mü' dersek belki gençler hatırlamaz ama 1988-89 Fenerbahçesi'ne çok benziyor. Bizim hocamız Veselinovic bizden bunu isterdi. Beşiktaş rakibe değil, topa gidiyor. Barcelona'nın iyi zamanlarında yaptığı baskılara benziyor. Gerçekten de Beşiktaşlılar'ın, hatta futbolseverlerin gurur duyması gereken bir takım seyrettim. Eksi derecelerdeki Moskova'dan Antalya'ya geliyorsunuz. Çok farklı bir top oynuyor Beşiktaş. Ben Metinler'in, Aliler'in, Feyyazlar'ın olduğu takımı da biliyorum.
Beşiktaş'ın geçen sezondan şöyle önemli farkları var: 1- Arkadan topu oyuna iyi sokan Rhodolfo var, iyi de kafaya çıkıyor.
2- Babası adını iyi koymuş, 'bu Beck' demiş. Hücumda çok yok ama tam bir bek. Atiba diye temposu yüksek bir oyuncu var. Bir de Gomez var tabii... Gomez gerçekten çok iyi bir santrfor ve muhtemelen Almanya ile Euro 2016 finallerinde olacaktır. Attığı ilk golde ofsayt yoktu. İkinci golde Oğuzhan daha müsaitti aslında ama golcü ezberi var, onu düşünerek oynuyor. Quaresma çıkarken üzüldü, kendince haklı ama Şenol hoca da haklı. O da fikstürü düşünüyor. Ben kusur arıyorum, bulamıyorum. Dakika 80 küsur... Bir top atıldı, top auta gidiyor. Olcay gitti koştu, topu aldı. Vurdu Antalyaspor'a gitti. Auta giden topa 4-1'ken deplasmanda koşuyor Olcay. Artık buna programlanmış. Dakika 90... Maç bitmiş, Necip bir pas hatası yapıyor, kendini parçalıyor üzüntüden.
Beck, futbolun emrettiğini oynuyor. Rhodolfo, Atiba basit oynuyor. 'Oğuzhan, Quaresma, siz çalım atın özgürsünüz' diyor. Yani Beşiktaş'ta herkes oynaması gerektiği gibi oynuyor. Bu sadece hücum zenginliğiyle olmaz.
Ben doğma büyüme Fenerbahçeliyim. Ben bir futbol adamı olarak Beşiktaş'ın futboluyla gurur duydum. 9 hafta bittiğinde çok iyi futbol oynayan bir takım görüyorum. Şampiyon olur mu olmaz mı, onu şimdiden bilemem. Fakat şunu söyleyebilirim, Beşiktaş 1'ken 2'ye, 2'yken 3'e, 4'e gitmek istiyor. İyi futbol olduğu zaman iyi yazı yazmak da daha kolay... Biz de keyifle yapıyoruz işimizi.

Hamzaoğlu korkmuş

Bu yazıma bir atasözüyle başlamak istiyorum, maçı özetleyen: "Korkunun ecele faydası yok."
İki teknik adam da korkmuş rakipten.
Hamza Hamzaoğlu'nun daha Florya'dayken ödü kopmuş. Fenerbahçe'de de Vitor Pereira son yarım saatte bu hisse kapılıp korkusuyla puanı adeta hediye etti, adeta davetiye çıkardı.
Son bölümde Pereira'nın tercih ettiği oyunculara bakalım. Souza kaleye gider mi? Gitmez.
Mehmet Topal gider mi? Yorulmuş Nani, Markovic gider mi? Bunlar da gitmez. Psikolojik olarak zor durumdaki bir Galatasaray son 20-30 dakikada bunun farkına vardı. Galatasaray oyuncusu, giren oyuncuya bakıyor: Fernandao. Fernandao takım yüklenirken kullanılabilecek bir oyuncu.
Hamza hoca belki de riski almak istemezken riski zorla Pereira aldırdı. Galatasaray savunma oyuncuları da dedi ki bu Fernandao'yu boş bıraksam ne olur, risk alayım. Fenerbahçeli dönüp bakıyor, Diego çıkıyor. Der ki hoca beraberliği düşünüyor, şöyle biraz geriye döneyim.
Çok kuvvetli oyunculardan oluşmuyor Galatasaray belki ama son 20 dakikada ayakta kalan Galatasaray oldu. Çünkü pas yapıyorlar, oyun oynuyorlar.
Hamza hocanın da şunu değerlendirmesi gerekiyordu, üzerine gitmeliydi Fenerbahçe'nin. Kaybetmenin de riskini alacaksın. Galatasaray maça başladığında hazır bir görüntüde değildi. Oyuncuların sertlikte reaksiyon verememesi... Teknik direktör bunu ilk yarıda fark edemedi.
Antrenörün katkısı yüzde 5, 10 falan değildir. Yüzde 100'dür. Fenerbahçe'nin üstüne giden Molde'ye açıp bakarsın. Fenerbahçe'yi savunamazsın.
Taraftarıyla, ite kaka atar.
Futbol şöyle bir oyundur... 1.97'lik Ba, 1.85'lik Souza, 1.73'lük Olcan!..
Normalde Olcan'ın orada olması doğru değildir. Sneijder akıllı oyuncu, uzun oyuncuları düşünüp verdi, aldı. Öyle kesti. F.Bahçe psikolojik ve mental hatalar dışında teknik yanlışlar da yaptı. Sneijder'in kullandığı topta Fenerbahçe savunması çıksa o pozisyon öyle olmaz. Olcan da ofsayt olur. Galatasaray savunması Kjaer'in iptal edilen golünde ne yaptı? Öne çıktı, Kjaer ofsayt oldu.
Kjaer geç çıksa zaten Muslera alırdı.

Mehmet daha iyi
Fenerbahçe'de Souza diye bir oyuncu var, Ajax maçını da katıp soruyorum.
Çalım mı attı, şut mu attı, savunma mı yaptı? Souza bir defansif orta saha ama mücadeleci değil. Rölanti oynar, pasını yapar. Mehmet Topal ondan net bir şekilde önde... Ben transfer isteyen bir hoca olsam Fenerbahçe orta sahasından yalnızca birini alırım.
Josef'i sağ iç izledik. Josef'ten sağ iç falan olmaz. Bazen sonuçlar yanıltıyor.
Fenerbahçe, Kasımpaşa'yı yendi, duran toptan attı. Antalya ile berabereyken Nani'nin duran topuyla kazandı. Ajax maçı da aynı şekilde... Bunun bir sebebi olmalı!

Ben hala ayaktayım!

Galatasaray, hafta sonu Süper Lig'de aynı statta Gençlerbirliği ile maç oynadı... Gençlerbirliği, Türkiye Ligi'nin altlarında olan bir takımdı ve Galatasaray oyuna kötü başlayıp El Kabir'in golüyle de geriye düştü. Sonra Gençlerbirliği'nin üzerine yığıldı. Önce beraberliği yakaladı, sonra da farka gitti. "Ne alakası var" diyeceksiniz... Haklısınız da... Tabii ki Benfica bir Gençlerbirliği değil. Geçen hafta sonu G.Birliği'ni kaleye getirmeyen G.Saray, güçlü bir takım olan Benfica'ya 3-4 pozisyon, çok da şut imkanı verdi. O kadar da olsun, Benfica ile oynuyorsun... Ama Gençlerbirliği maçında girdiği pozisyon kadar da pozisyona girdi. İki gol attı, 4 tane Cesar çıkardı, bir direkte patladı, 3 tane de direk dibinden auta giden top vardı. Bu galibiyetle bence en azından üçüncülüğü cebine koydu. Ama önemli olan yola devam için, "Ben hala ayaktayım" mesajını verdi. En azından rakipleri Benfica ve Atletico Madrid ile aranın açılmasını engelledi. Galatasaray takımının bu kadrosu bundan iyi oynamaz. Bundan iyi de defans yapmaz. Benfica'yı yenmek için hem hücum da hem de savunmada böyle oynaması gerekirdi, öyle de yaptı. Maçtan bir gün önce Hamza Hoca, ilk 11'i açıkladı; iki ofansif ön libero onların önünde de 4 tane hücumcu. Yani dün Benfica'ya 1 puan verseler kabul etmeyen bir takım vardı hem kadro hem de oyun anlayışında. İki takımın da önünde önemli derbileri vardı. Biri Fenerbahçe diğeri Sporting Lizbon ile oynayacak hafta sonu... Galatasaray maçın başından sonuna kadar "Önce bu maç" dedi. Benfica 10. dakikadan sonra "Eyvah bu maç da önemliymiş" diye düşünmeye başladı. Çünkü maçtan önce böyle bir Galatasaray beklemiyorlardı. 55'ten sonra biraz baskı kurdular. Galatasaray takımının 23:35'e kadar aklında Fenerbahçe maçı yoktu. Rolanti değillerdi, konsantrasyonları yüksekti. Oyunun sonuna kadar kramplar girene kadar mücadele ettiler. Ama bitiş düdüğü ile tamamen derbi başladı onlar için. Galatasaray'ın dün yaptığını umarız ki Beşiktaş ile F.Bahçe de bugün yaparlar ve Milli Takımımızdan sonra Avrupa'da bir toparlanma yaşarız.

Başkan hocayla konuşmalı!

Hakikaten de iyi futbol oynandığı zaman iyi, coşkulu yazılar yazabilirsin. 3 puana saygı duymak lazım ama ortada bu oyun yok. Fenerbahçe'nin deplasman problemi devam ediyor. Dün futbol diye bir şey yoktu. Taçlar, kornerler hariç 50 kere oyun durdu. 47 faul var. 10 sarı, 1 kırmızı. Bundan nasıl iyi futbol çıksın? Dünya çapında bir santrfor da olsa dünkü takımda ne yapabilir ki? Gomez olsa 2 kere topla buluşurdu ancak...
Güçlü değil Fenerbahçe. Hızlı oynanması gereken maçları biraz iç sahada oynayabiliyor, onu da ancak 60 dakika. Aslında Fenerbahçe'nin coşkusunda problem yok böyle ama gitmiyor. Diego faul yapıyor, Alper faul yapıyor. 24 faul yapmış Fenerbahçe. 10 kişi kalmış Kayserispor'a karşı skoru tutmayı isteyebilirsiniz ama bu oyun yakışmadı.
Tolunay hoca, Kayserispor'un başına giderken kahve içtik hocayla, konuştuk. Hocanın işi hiç kolay değil. Diğer maçlara göre nispeten iyilerdi ama bunu da Fenerbahçe'nin düşünmesi lazım. Vitor Pereira ve oyuncuları resmen altın buldu. Bu oyun yetmez, Mesela Bursa deplasmanında bu oyun yetmez! Başakşehir'de yetmeyebilir. F.Bahçe Başkanı Aziz Bey'in "Hocam bizim takım kazanıyor ama ruh gibi, neden böyle?" diye sorması lazım. Kasımpaşa maçında duran top, Souza. Bu maçta duran top, Van Persie.
Bu takımın çabuk oynaması için Mehmet Topal ile Josef De Souza yan yana oynamamalı. Bu ikisi oynarken kaleye gidemezsin. Büyük takım 1.80'lik, iki düz oyuncuyla atak yapamaz. Kayseri atak hazırlığı yapıyor, Mehmet Topal ekranda yok! İki stoperin arasında duruyor. Normalde öne gitmeli. Souza jog atıyor. 3 yersin, 5 yersin bilmem ama istersen 4 forvetle, 4 çalımcıyla oyna, olmaz. İki tane yana oynayan oyuncuyla hücum yapma şansın yok. Yüzyılın pasını atmıyorlar hiç. Hep yanındakine garanti.
Trabzonspor'da Selçuk-Colman, Galatasaray'da Selçuk-Melo, sonra Selçuk-Bilal... Beşiktaş'ta Atiba-Oğuzhan. Avrupa'ya gel, Real Madrid'de Kroos- Modric. Bir tanesine eyvallah hadi ama ikisini birden ben çekmem.
Nani'yi, Markovic'i neden hep övüyoruz? Nasıl geçti, nasıl adam eksiltti? Hiç diyor muyuz, Nani'ye süper top attılar, Van Persie'yi nasıl kaçırdılar diye... O pası atan yok. Diego geriye dönmekten, faul yapmaktan ya da yapılmaktan kafasını kaldıramadı. Oyuna giren Ozan, Alper dahil olmak üzere hiçbiri bir katkı sağlamadı.
Fenerbahçe'nin umrunda değil aslında bunlar. Oh, 3 puanı indirdim diyor aslında. 23.haftada baktığında "Kayseri'de kötü oynamıştık" demezsin. Bu en büyük artıdır.

Hamza hoca ders verdi

Galatasaray üretkenlik dışı oyun oynadı ilk yarıda. Stancu'nun direkten dönen topundan gole kadar artıların nasıl eksiye döndüğünü gördük. Galatasaray 8 tane boş korner attı. El Kabir uyuyan aslanı uyandırdı... Neden? Doktorlar hocadır, öğretmenler de hocadır. Teknik adamlar da hocadır.. Antrenman yaptırırlar, teknik ve taktik olarak takımlarını maça hazırlarlar. Büyük takım antrenörleri genelde kendi takımları üzerinden giderler. Doktor yani Hamza Hoca ilk yarıya kalabalık orta saha ile çıktı. Selçuk, Rodriguez, Bilal... Bu oyuncular çalım atan, depar yapan oyuncular değil. Genelde pas yapan oyuncular... Bir de onlara Sneijder de eklenince oyun iyice sıkıştı. Üretkenlik ve yaratıcılık azdı, kanatlar çalışmadı... Rakip takım ne yaptı?... Dinamik bir şekilde savunmasını kalabalık tutup Galatasaray'ı rahat durdurdu. Ekstradan tehlikeli iki atak yaptı. Bir gol attı, bir de Djalma ile boş kaleye atamadı...
Galatasaray devreye 1-0 geride girdi... Uyuyan hoca uyandı.. Şunu gördü; "Ben bunları nasıl açarım" dedi. "Oyuna genişlik katmam, kanatları etkin kullanmam lazım" dedi. Rodriguez'i çıkarıp Yasin'i oyuna aldı.. Delici bir 11 yaptı... Bu şekilde bekler de çalışmaya başladı. Carole gitti, geldi, Yasin içeri girdiği zaman gol yaptı.. Galatasaray ofansif takımla pres yaptı. Bu maçın bir numaralı oyuncusu Chedjou idi.. Rakibe karşı pres yaptı, kontratakları başlamadan kesti, golünü de attı. Teknik direktöre ben hatalı başladı diyemem...
Ancak ikinci yarıda müthiş bir teknik direktörlük ve taktik uzmanlık yapmıştır... Teşhisi doğru yaptı, artı forvet alacağına kanat oyuncusu alıp maçı çözdü...
Galatasaray'ın iki tane beki Sabri ve Carole ikinci yarıda mükemmel oynadı.. Rakip kontratakları kestiler ve sürekli ileri bindirdiler. İlk yarı ile ikinci yarı arasında siyahla beyaz kadar fark vardı... İlk yarıda bir yıldızlı oynayan Galatasaray ikinci yarıda beş yıldızlı oynadı. Hamza hocayı kutluyorum...
Yasin oyunu açınca rakip de açıldı... Sadece kendisi iyi oynamadı takımını da oynattı.
Tribünlerde olan insanlar ikinci yarıda müthiş zevk almışlardır. Yalnız ben olsam son değişikliği Burak'la yapmazdım. Çünkü her an sakatlığı nüksedebilirdi. Devre arasında taktik dersi verdi. 4 maçtan önceye döndüğümüz zaman çok iddiasız bir Galatasaray vardı.. Şimdi çok daha iddialı bir Galatasaray var.. Puanlar geldikçe oyuncular da silkelendi... Hamza hoca sezon başında çok eleştirildi ama şimdi kredili bir şekilde Kadıköy'e gidiyor.. Kazanabilir, kaybedebilir, berabere kalabilir... Başakşehir maçı Hamza hoca ve Galatasaray açısından kırılma anıydı.. O kritik maçı kazanınca 'ben bu işte varım' dedi..

Allah gönlümüze göre verdi

Teknik olarak yorum yapmaktan çok tabloyu görmek lazım... Gün çift forvet, 4-4-2 yazılacak gün değil. Biz ilk 5 maçta 5 puandaydık, orada küme düştük. İkinci devre ise 5 maçta 13 puanla lider olduk. İlk devre yenildiğimiz herkesi yendik. Dolayısıyla bu çocuklara ne dersek helal olsun. Çok teşekkür ederim hocamıza, sporcularımıza. Gitmemiz gerekiyordu, gitmemek için de çok çaba gösterdik ama son 5 maçta da bunu döndürmek için gerçekten çabaladık. Hafta başında Servet Yardımcı'yla telefonda görüştüm. "Çok yoğunuz, Prag'dan geldim, Konya'ya geçiyorum. UEFA toplantısına gideceğim, oradan da kura" dedi. Ben de "Kura çekimine gitmeyin" dedim. Az ama o kadar çok mucize gerekliydi ki. İspanya, Ukrayna'yı yenmeliydi. Orada da Ukrayna atacak gibi oynamıştı. Koşullar lehimize gelişti gibi gözüküyor ama bunun için önce kendimiz kazanmalıydık. Rakibimiz derken Ukrayna, Macaristan oldu rakibimiz. Çocuklar o kadar gergindi ki, bunu da anlamak lazım. Buralara kadar geldik, tesadüf değildir diye düşünüyordum, öyle de oldu.
Fatih Terim'le maç öncesinde konuştuğumda "Hangisi daha iyi takım" diye sordum, "Kazaklar" dedi hoca. Hoca elemelerin başındaki form durumunu da çok geliştirdi. İlk İzlanda maçında hocayla birlikteydim, burada konsantrasyonu çok daha iyi durumda. İzlanda'nın Hollanda'yı yenmesi vs bizim lehimize gelişti, diğer sonuçlar da ama şansını kendin yaratırsın. Açıkçası çocuklar, İzlanda maçında kötü oynadı ama bu şans boşuna gelmedi.
Hollanda'yı yenmesen, Çekler'i deplasmanda yenmesen bu olmaz. Şansımızı biz kendimiz yarattık. Fatih hocamız kötü başladı, olağanüstü bitirdi. Yine de medyayla ilişkilerine daha farklı bakması lazım bence Fatih Terim'in...
Bizim takımımızın bir parıltısı var. Artık gittik diye yazmıyorum bunu.
Biz Fransa'da acayip bir yerlere de gelebiliriz, biz finale kadar da gidebiliriz. Biz potansiyelliyiz. Bu süreçte bazı olaylar da yaşandı ama herkesin bu başarıda emeği var. Son maçta oyuna girip atılan Gökhan Töre'ninki de emek. Ömer kardeşimiz de gelsin. Sonuçta sporcu bunlar, karakterli çocuklar...
Allah gönüllerimize göre verdi. Yaz sezonu tatillerine bakıyorduk, artık kendimizi Fransa'ya göre ayarlıyoruz.

Gelişerek ilerliyoruz

Biz üçüncülüğü cepte görüyorsak bu önemli bir gelişim kaydettiğimizi gösteriyor. Fatih Terim'in Milli Takım kariyerini incelediğimizde gördüğümüz şey: Hatalar yapmış ama her zaman bu hatalardan dönmüş, dünya çapında bir teknik adam… 1996 Avrupa Şampiyonası Elemeleri'ne başladığı kadroyla bitirdiği kadroyu kıyaslarsanız 11'de yedi farklı oyuncu görürsünüz. 2008'de bu sayı sekiz. Günümüze gelirsek tablo yine aynı... İzlanda maçıyla Çek Cumhuriyeti maçı arasında da sekiz fark var. Puan durumuna bakarsak da bu farkı görüyoruz. İlk 5 maçlık fikstürde grubun 4 iddialı ekibi arasında sonuncuyduk, sadece 5 puan alabilmiştik. Şimdi ise 4 maçta 10 puan aldık ve en tepedeyiz. Hangisi doğru?
Teknik direktörün havuzunda çok oyuncu var. Genelde takımlar iskelet kadrolarıyla oynuyorlar. Bizde iskelet kadro yok. Bunun eksileri var ama artıları da var. İzlanda maçındaki Fatih Terim'le bugünkünü kıyaslarsan da konsantrasyon açısından daha pozitif bir hal görürsün. Bu da doğal olarak sonuçlara yansıyor. Bir avantajımız da gençleşmemiz oldu. Oğuzhan geldi, Hakan Çalhanoğlu var. Gökhan Töre, Serdar Aziz, Ozan Tufan… Sekiz sene sonra bile bu takım oynayabilir. Bu takım artık kaynağımızın oturduğunu gösteriyor. Sadece Fransa için söylemiyorum. 2018, 2020 için de bunu söylüyorum. Bir de önemli silahımız Arda zor şartlarda oynuyor. Şunu da not düşersek; Arda maç ritmini bulursa bu haliyle Barcelona'da banko oynar.
Konya'da sahaya çıkacak dokuz oyuncuyu gözüm kapalı sayabiliyorum. Üçüncü maç bunu yapamıyordum. Kalemizde bile arayış içerisindeydik, Volkan Babacan'da karar kıldık. Gelişe gelişe bugünlere geldik. Kura çekiminde Hollanda gider, İzlanda, Çek Cumhuriyeti ve Türkiye'den biri gider, biri de play-off yapar diyorduk. İki senedir uzayda yaşayan birine bugünkü tabloyu gösterseniz inanmaz.
İzlanda takımındaki birçok oyuncu Premier Lig'de, Championship'te oynayan isimler. Milli maçta isteksizlik olmaz ama garantiledikten sonra konsantrasyon eksikliğinin olmaması mümkün değil. Dolayısıyla kaybetme ihtimalimizi çok düşük görüyorum. Artık biz kendi işimizi yapacağız.

Ciğerden başlıyor ama!

Fenerbahçe, geçen sene de Akhisar'dan puan alamamıştı, bu sene de aynı senaryo oldu. Çok ciddi bir iki puan kaybı var. Maçı önde götürüyorsun, kulüben kuvvetli, ama gel gör ki 2 puan kaybediyorsun. Yedek kulübesine baktığımızda maçı tutabilecek oyuncular var. Öncelikle Cihat Hoca'ya bir parantez açmak lazım. Dün yaptığı değişikliklere bakıyorum, Fenerbahçe'ye karşı ofansif değişiklikler yapıyor. Defansif oyuncularla değil, ofansif oyuncular ile golü arıyor. Bu bir antrenörlük başarısıdır. Fenerbahçe'ye gelirsek, 7 günde 3 maç oynadı ve 7 gol yedi. F.Bahçe yediği bu 7 golle gösterdi ki hem mental hem de fiziksel olarak bu üç maçı kaldıramadı... Vitor Pereira, takımdan sürekli depar, sürekli hücumbaskı istiyor. Bu tempo ile oynamak için 8 değişiklik hakkınızın olması lazım. F.Bahçe takımı üç maçta 7 gol yiyorsa ve yediği golleri her türlü kombinasyondan kalesinde görüyorsa orada duracaksın.

Fenerbahçe'nin mağlup olduğu maça bakıyorum; 1 maç var o da geçtiğimiz hafta oynanan Beşiktaş maçı. F.Bahçe'nin bu sezon en olgun oynadığı maçtı ama onu da kaybetti. Olimpiyat'ta ilk 25 dakika takım gibi durdu. Fenerbahçe maça ciğerden başlıyor, alıyor gidiyor, müthiş giriş yapıyor, golü buluyor, sonra düşüyor. Rakibine yakalanıyor ve maçı kazanmak için son dakikalarda şuursuzca oynuyor... Dün Akhisar Belediyespor ikinci yarı, Molde'nin Saracoğlu'nda oynadığı oyunu oynadı F.Bahçe karşısında. Ne yaptı; ilk yarı F.Bahçeli oyuncuları koşturdu, yordu ve istediğini aldı....

Fenerbahçe'de Gökhan Gönül diye bir oyuncu var. Şener'in artık vücudu gitmemeye başladı. O kadar kondisyon kaybetti ki yorgunluktan aut ortalar yapmaya başladı. İskoçya'dan döndün nasıl Alper ile başladıysan dün Gökhan ile başlayabilirdin. Bu oyuncuyu ne zaman deneyeceksin? Hazırlık maçı mı yapacaksın? Gökhan'ı hemen hazırlamalısın. Nasıl, Caner-Hasan Ali'yi rotasyonlu kullanıyorsan, artık Şener'i de dinlendirmelisiniz. Bu çocuk Milli Takım'a gidecek, iki önemli maça çıkacak.... Fenerbahçe artık ekonomik oynamak zorunda. Neden, çünkü fiziksel anlamda kondisyonu zayıf. Bakın Nani, maçta 60 metre depar atıyor, maçın sonlarında yok... İlk yarı Volkan Demirel'i hiç görmedik ekranda. Niye çünkü F.Bahçe çok enerjik oynadı. İşte bunu ekonomik yapacaksın. Bak oynadığın ikinci yarı ortada.... F.Bahçe hocası bekleri ve öndeki oyuncuları sürekli deparlı ve tempolu oynattığı için yoruluyor takım. Kjaer kötü oynuyor. Danimarka Milli Takımı'nın oyuncususun, taca çıkacak topa faul yapıyorsun. Sonra takımın o faulde 1 dakika kaybediyor.

Vitor Pereira yaptığı değişiklikler ile orta sahayı Mehmet Topal, Josef de Souza ve Ozan Tufan'a bıraktı. Bu orta saha ne yapar, sadece şut atar... Bu üçlü orta sahaya giremez, şut dener. Kaldı ki Fenerbahçe pas yapan bir takım. Bakın Ozan ıslıklandı... Neden, çünkü çaylak bir oyuncu, geriye çok döndü. Ben Raul Meireles'in oyundan çıkacağını düşünmüyordum. Bu sezon Raul Meireles iyi bir performans sergiliyor. Dünkü oyunu da fena değildi ama Vitor Pereira, onun yerine Josef de Souza'yı aldı.. Bu değişikliği anlamadım. Josef, Topal-Baroni arası bir oyuncu. Halbuki sen Meireles ile oyunu tutabilirdin...

Hamza Hocanın raporu!

Her teknik adamın hataları olur. Yanlışlardan bahsetmiyorum, hatalardan bahsediyorum. Hamza hocanın hatası nedir? İnsani olarak sporcusuna, başkanına, yöneticisine hep saygılı davrandı. Şöyle düşünelim, Beşiktaş rakibi. 3 tane savunmacı aldı, 1 tane de dünya çapında santrfor aldı. Fenerbahçe hemen hemen kadroyu yeniledi, Aziz Yıldırım 70 milyon Euro harcadı. Trabzonspor da bir sürü takviye attı. Hamza hoca isyan etmedi, "Şunu istedim, almadılar" demedi. Kulübünü düşünerek Denayer, Carole gibi ucuz maliyetli oyuncuları aldı.
Oldu ki dünkü maçta Mehmet Batdal ilk yarı vurdu, 1-0. Oldu ki Podolski'nin istem dışı da olsa avantaj sağladığı el hamlesini gördü hakem, verdi. Galatasaray hoca mı arayacaktı? Rapor nedir?
Teknik adamlar yöneticilerle, başkanlarla zaten konuşurlar, sohbet ederler. Hatalar da aile bünyesinde konuşulur. Galatasaray kendi bünyesinde halletmedi, bunu medyada görmeye çalıştı. Hatası yok mu? Hamza hoca fazla iyi niyetli... Ben Türkiye'yi tanıyorum. Raporu şöyle yazsa ya Hamza hoca, "Ben geçen sezonun ilk yarısına doğru geldim. Süper Lig'de en az parayı kazanarak geldim. 3 tane de kupa aldım size. 'Bismillah' dediniz, 3 kupayla karşılaştınız. Defolarıma rağmen, Melo olmamasına rağmen maç fazlasıyla liderim. Kazakistan deplasmanında kazanmam gerekiyordu, hata yaptım ama berabere kaldık. Peki o zaman ben soruyorum, 8 oyuncu istedim, niye almadınız?" derse, ne olacak?
Podolski sağ ayağını iyi kullanıyor, sol ayağını da fena kullanmıyor. Dün de Umut'un koşusundan faydalanarak elle melle attı golü. Eğer Umut'u dinlendiriyorsan Sinan'ı öne koyarsın... Podolski'nin sağdan soldan koşularını açarsın. Gol attı, attırdı. Aslında Hamza hocayı eleştirebileceğimiz nokta bu. Umut'u koyarak Podolski'nin ve diğer arkasındaki oyuncuların verimini artırabilirsin. Pereira'yla ilgili bir eleştiri yazısı yazdım, benim canım kulübüm sadece adımı vermeden hakkımda açıklama yaptı. Eleştiri yapmayacak mıyız, yapacağız. Burada teknik eleştiri yapmaya çalışıyoruz, Hamza hoca için de aynı şey geçerli.
Burada taraftara rol düşüyor. Her kulüp her sezon şampiyon olamıyor. Hamza hoca sizi iyi temsil etti. İyi niyeti yüzünden bazı oyuncular bunu suiistimal de etmiş olabilir. Hamza hoca, "Ne diyeceğim raporda" diye düşünmemeli. Galatasaray taraftarı onun kıymetini bilsin. Bir gün gelir, ayrılabilir de ama düzgün şekilde olmalı.