CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

Pereira gelgitler yaşıyor

Gaziantep ligin en az gol atan iki takımından biriydi. Ama bunun yanında zor pozisyon veren sıkı da bir takım. Fenerbahçe için maç olumsuzluklarla başladı. Neydi bu olumsuzluklar: 1-Zemin kötüydü. 2- Robin van Persie yoktu (Bir hamle oyuncusu olarak önemliydi). 3- Kırmızı kart ile düzen değiştirmek zorunda kaldı. Bu olumsuzluklar sonucu bir karambol golle yenik duruma düştü, beraberliği yakaladı, haklı bir penaltı ile tekrar geriye düştü, sonra Alper ile sahadan 2-2'lik sonuçla ayrıldı. Bana göre; penaltı ve Hasan Ali Kaldırım'ın kırmızı kartı doğruydu. Şöyle bir tanım yapalım, Gaziantep'e gitmeden önce Pereira'ya, "Hocam zemin çok kötü ve ağır, iki kere yenik duruma düşeceksiniz, sol bekiniz kırmızı kart görecek, size 1 puanı verelim" deseler, bence Portekizli hoca kumar oynamaz ve kabul ederdi diye düşünüyorum. Bu kadar dezavantajlar ve saha koşullarını düşündüğünüzde Fenerbahçe 2 puan kaybetti diyemeyiz. Tabii ki kağıt üzerinde üç puan düşünülen bir deplasman için iki puan ile dönmek bir soru işareti olsa da bu puan bu şartlarda kayıp değildir... Maçın büyük bir bölümünde F.Bahçe 10 kişi oynamasına rağmen maçı tek kaleye yıktı ve Antep sahasında oynadı. Pereira maçı almak için hamleler de yaptı, Souza ve Ribas'ı oyundan alıp, kapanan bir takıma karşı Volkan Şen ve Markovic kozunu oynadı ama sahadan 1 puan ile ayrıldı. Fenerbahçe'de dün iki müthiş oyuncu vardı; Gökhan Gönül ve Mehmet Topal. Hatta bu ikili, F.Bahçe'nin tek kale oynamasında büyük etken oldu. Gökhan'ın bu seneki performansının altında Şener faktörünün olduğunu düşünüyorum. Çünkü arkasında bekleyen formda bir sağ bek var... Şunun da altını çizmemiz lazım, Antep, 11'e 10 üstün oynadığı bir maçta neden tehditkar olmadı bilemedik... Bunu yönetim ve hocanın mutlaka düşünmesi lazım... Pereira'nın, ileri üçlüyü seçerken gelgitler yaşadığını düşünüyorum. Burada Ozan'a bir parantez açmak lazım... Takımda, oyunun iki yönünü de oynayabilen tek oyuncu yedek kalıyor. Bence, Topal'ın yanında veya hafif önünde oynayan tek oyuncu o olmalı. Milli Takım'da görev yapan, Avrupalıların izlediği Ozan, forma bulamıyor. Bu forma bulamayacak değil ama şu an neden oynamıyor bilemiyorum... Zaten şu da bir gerçek; Topal'ın olduğu yerde Souza, Souza'nın olduğu yerde Topal aynı anda sahada olmaz.

Sezon başındaki Beşiktaş yok

Beşiktaş, Akhisar maçının ilk yarısını iyi oynayıp 2-0 geride bitirdi, dün ise kötü oynayıp 2-1 önde tamamladı. Beşiktaş'ın 45 ile 63 arası maçı formaliteye çevireceği bir dönem vardı. Bire birler, ikramlar... Benim saydığım 4 net pozisyon var. Kayserispor takımı skorda tutunmuş olmanın getirisiyle son bölümde çift santrfora dönüp baskı kurmaya çalıştı. Beşiktaş'ın ikinci yarıda girdiği ama değerlendiremediği tüm pozisyonlar orta saha bölgesinde kapılan toplarla geldi. Yani Atiba ve Necip ile... Sivasspor maçı bu şekilde kazanıldı. Tabii ki Oğuzhan, Quaresma, Ersan gibi üç banko oyuncu oynamıyor ama Akhisar ve Sivas'taki görüntüye göre gerideydi Beşkitaş. Dünkü maçta savunma ile orta saha arasında ciddi boşluklar vardı. Beşiktaş geniş alanda yaptığı presi başarırsa pozisyon bulan bir takım. Bir deplasmanda ancak bu kadar pozisyon bulursunuz. Gomez'in yerine giren Cenk'in de gereksiz vuruşları vardı. Sadece kenardan giren hücum oyuncularından verim alamadı Şenol hoca. Olcay kendisine dikkat etsin, fiziki kalitesini kaybederse koordinasyonunu da kaybeder. Koşuyor ama kuvvetli değil. Kaldı ki Gomez gibi bir oyuncuyla oynuyor, daha fazla gol fırsatı bulabilmesi gerekiyor. Beşiktaş'ta topu alan gidiyor. İsmail, Beck, Gökhan, Olcay... Orta sahada tutan oyuncusu yok. Tolgay olsa buna alternatif olabilir. Bence deplasman Türkiye rekorunu kıracaktır Beşiktaş. İçeriden fazla gol atıyorlar. Sezon başında övgüler yağdırdığımız Beşiktaş yok. Oyunu 60 dakika forse eden Beşiktaş'tan kopuk kopuk oynayan ama hala pozisyon üreten bir hale geçtiler. Gökhan Töre önemli bir isim... Aslında Gökhan sezona iyi başlamıştı. Milli Takım'da ve Beşiktaş'ta yedek kalınca özgüven kaybetti. İzlanda maçında kırmızı kart görmesinden de önce düşüş başlamıştı, şimdi yedek kalmanın da getirdiği bir formsuzluk var. Gökhan düzgün bir çocuk ama fazla duygusal... Olcay iki maç yedek kalsa üçüncü maçta özverili oynar, tekrar formayı almaya zorlar ama Gökhan çözülüyor. Gökhan hırslanırsa tekme atıyor. Yine de ikinci yarıdaki 15 dakikada etkili oldu ama buna rağmen kazanmak önemli. 90+2'de Cenk'in 4'e 2'de yanlış bir pası oldu... Bu işlerin en iyisini Beşiktaş'ta Oğuzhan yapar. O olsa o tip pozisyonlar farklı gelişirdi. Tolunay hocanın takımlarını kompakt, sert, az pozisyon bulsa da az pozisyon veren bir kimlik içerisinde görüyoruz. Sürpriz bir kararla transfer dönemi bitimine yakın göreve gelmişti hoca, onları biraz daha toparlanmış gördüm. Devre arasında muhakkak transfer yapmalılar.

Bu oyun Beşiktaş'a yetmez

Galatasaray, son 4 resmi müsabakada 11 gol yiyen bir takım. Sorunu gol atmak değildi. Gol bulmakta sıkıntı çekmiyorlar zaten. Önce golü yememesi lazımdı Galatasaray'ın. Yemedi de... Ancak çözüm bulundu mu? İlk yarı 3, ikinci yarı 2 net pozisyonu var Bursaspor'un. Ayrıca sonuçlandırılamayan ataklar vardı. Soldan Emre giriyor, sağdan Erdem giriyor. Çok fırsat tanıyor Galatasaray. 0-0 giden oyunda rakip bomboş şekilde nasıl orta sahayı geçebiliyor? Bursalıların A, B, C seçenekleri vardı her seferinde. İster şut at, ister pas. Kısacası bir çözüm bulunmuş değil.
Genel tabloda çözülmeye müsait bir durumdaydı Galatasaray. Lig yarışında çok geriye düşerseniz demoralize olursunuz, bitersiniz. Bunu atlatmak için Bursa ve Beşiktaş maçlarından en az 4 puan almalıydı. 5-6 puan farkla devre arasına girmek bir toparlanma fırsatı yaratacaktı. UEFA da kararı Şubat'a bırakmış, bu da transferde takviye yapabilme şansı getiriyor. Son iki maçtaki oyunun karşılığına göre 4 puan ve 5 gol fazlasıyla iyi... Şimdi Atatürk Olimpiyat Stadı'na gideceksin, beraberlik daha tolere edilebilir.
Mustafa Denizli şu anda deneme-yanılma yoluna girdi. Merkezde Selçuk'la birlikte Emre'yi denedi, "Olmadı" dedi. Rodriguez oynuyor, Bilal'i soktu. Hocanın kafasında solda Olcan yok gibi. Hakan'ı deniyor orada fakat net söylüyorum, şu takım Hamza Hamzaoğlu'nun takımından önde değil kesinlikle. İlk golde yüzünü kapatıp desen ki "Bu golü kim attı" net "Podolski" dersin. Son golde de onun iyi pasında Burak stilinin dışında vurabildi, solunda kaldı çünkü. Podolski maçın adamıydı. Skorda çok etkili oluyor. Sabri'yi ikinci golde kaçırıp önüne bırakan da oydu. Galatasaray'daki Sabri'nin krizini bilmiyorum. Taraftar ıslıklıyor. Gollerde pay sahibi de oldu aslında.
Kağıt üstünde skorlar iyi olmakla birlikte bu oyun Beşiktaş'a yetmez. Bu maç belki 3-0 ama tek değişiklik şu: Galatasaray pozisyonları değerlendirdi, Bursa pozisyonları değerlendiremedi. Rize değerlendirmişti, 4-3 oldu. Antalya, Kasımpaşa 3-3, 2-2 bitti. Galatasaray, kültüründe olan önde baskılı oyunu denediği bölümlerde dönemiyor. "Önde oynayayım" derse dönüşlerde problem yaşıyor. Yaslanmak da iyi değil aslında Galatasaray için çünkü lig standartlarında stoperleri uzun değil. Fakat bu kadar defoların olduğu bir ortamda Astana, Beşiktaş maçlarına bu şekilde girebilmek iyi bir şeydir.

Tolgay'a ihtiyacı var

Coşku, hızlı oynamak güzel bir şeydir ama süratli oynamak ile panik oynamak arasında büyük bir fark var

Beşiktaş'ın çok gol pozisyonuna girdiği bir maç izledik ama dün maçı son ana kadar izlememizin sebebi Sivasspor'un performansıydı. Rakibini ürküten, tehdit unsuru olan bir takım oldu Sivasspor. Oyunda dengeyi kurdular.
Penaltı sonrası uzun süresi 1-0 gittiği için Okan Buruk da maça müdahale imkanı buldu.
Sürekli risk alıp, hücum oyuncusu sokarak elinden geleni yaptı. Oyunu keyifli hale getirdi. O da iyi işler yapma imkanı bulacak bir teknik adam. Rus ruletine döndü mücadele ama Beşiktaş orada farkı artırabilmeliydi. Mario Gomez'in 3 akılalmaz gol pozisyonu var, birçok başka fırsat da vardı.
Bunların hepsi kapılan toplardan oluştu. Sorun var mı, var. Elbette Şenol Güneş de bunun farkındadır. Beşiktaş, Tolgay'ı arıyor...
Tolgay gelene kadar oyunu kontrol etme konusunda sorunlar yaşanacaktır.
Şenol Hoca'nın temponun fazla hızlanmasını Necip'i alarak biraz frenlemek istedi. Gomez'i kenara almasını geç buldum. Maç ritmini bulmuş gördüm.
Kolay değil, milli takımda oynadı, Fransa'daki olaylara şahit oldu.
Beşiktaş'ın bu panik havasını avantaja çevirdiği anlar haricinde atabilmesi lazım.
Coşku, hızlı oynamak güzel bir şeydir ama süratli oynamak ile panik oynamak arasında bir fark var. Bugün kendi kalitesinin ve standardının altında olmasına rağmen pozisyon buldular fakat Sivasspor maçın son anına kadar zorladı.
Teknik olarak acil Tolgay'a ihtiyaç var.
Şimdi sadece Necip'le orta saha bütünlüğünü korumaya çalışan bir takım görüyoruz.
Necip yerine Tolgay'ı alıp "3 pas yapayım, oyunu kontrol edeyim" diyebileceğiniz bir alternatife şiddetle ihtiyaç var.
Necip 12. haftada ilk 11 oyuncusu olmamasına rağmen sarı karttan cezalı duruma düştü. İsmail tesadüfen gibi gözüküyor bize ama Şenol Hoca o işi de çözdü. Beck her zamanki gibi bir bek. Burhan vurdu, yan ağlara gitti. "Niye içeri kesmedi" dedim, tekrarda bir baktım, Beck var.
Hakem Hüseyin Göçek'in 3-4 tane önemli kararı var. Quaresma rakibe bastı, yine kart vermedi. Atiba'nın pozisyonu penaltı değil. Aatif'ın pozisyonuna çok itiraz edildi ama penaltı değil kararı doğruydu.
Son saniyede İbrahim Akın'ın pozisyonu da net penaltıydı, verilmedi. Yardımcı hakemler Quaresma'nın pozisyonunda yardımcı olmalılar. Rakibinin adalesine bastı. Sivas'ın çıkışlarındaki şok preslerle 4'e 1 pozisyonlar bulan Beşiktaş, bu riski lehine çevirerek 5-6 pozisyona girdiler.
Maçın en önemli ayrıntısı buydu.

En coşkulu Fenerbahçe

MERSİN İDMANYURDU-FENERBAHÇE

Mersin İdmanyurdu'ndan iki oyuncu sorarsan, Nakoulma ve Welliton dersin ama dün ikisi de yok. Kadro gelince dedim ki, Fenerbahçe kazanabileceği bir maç yakaladı, ikisi de önemli silahlar çünkü... Favori olan Fenerbahçe bu 11'lerle 'net favori' haline geldi. Oyuncular da görüyor. Alışılagelmişin dışında ligdeki altıncı deplasmanında, en agresif, en önde basan görüntüsünü verdi Fenerbahçe. Hatta iki ön liberosunun ceza sahasına girdiği, sol bekin gol attığı bir maç izledik. İlk yarıda ilk 25 dakikada yüksek tempolu, son 20'de iki pozisyon olmasına rağmen kontrollü bir takım var. Fenerbahçe'nin en iyi oynadığı deplasmandı. Arzu ve coşkusunda problem hiç eksik olmadı, zemin yüzünden zaman zaman pas hataları yapıldı. Fenerbahçe'nin 8-9 tane gol pozisyonu vardı.
Fenerbahçe, yarı alanda oynamaya çalışırken, Mehmet Topal ile Souza öne oynarken 2-0'ı bulunca biraz rehavet oldu. Mehmet'i bu maçta çok daha ayrı bir yere koyuyorum. Sahanın en iyisiydi. Takımı öne doğru taşıdı. Yaptığı asistler de tesadüfi değil bilerek, görerekti.
Top rakip ceza sahasındayken Van Persie'yi etkili gördük. Girdi, vurdu, zorladı. Van Persie golünün haricinde stoperleri götürerek Diego'nun Nani'ye asist yaptığı pozisyonun önünü açtı. Gol atmış, morallenmişken çıkarmak bence doğru değil. Van Persie şu anda moral arıyor. "Bana top gelirse pas da veririm, atarım da" diye düşünüyor. Van Persie için şöyle bir tespitim var: Villarreal'e almam, Barcelona'ya alırım. Suarez'i, Neymar'ı keser demiyorum ama oyun bilgisi iyi, tekniği iyi, paylaşımcı. Barça kültürüne uygun... Luis Enrique olsam Fernandao 45 gol atsa yine Van Persie'yi tercih ederim.
Mersin'deki çocuklara gına gelmiş. Mersin şehrindeki insanların en son kızması gereken kişiler bu futbolcular. Fenerbahçe'ye, Trabzonspor'a bile UEFA "Gel şöyle, 4 Aralık'ta seninle bir görüşelim" diyor. Şampiyonların hepsi tehlikede. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmıyoruz. Mersin Başkanı Ali Kahramanlı Bey, "Maç kazansaydınız" deyip para ödememezlik yapamaz, o da başkanlık yapmasın o zaman. Bunlar Türk futbolunun en kritik sorunlarıdır.

Josef-Mehmet Topal'la şampiyon olamazlar!

Avrupa da dahil son 5 resmi maçta kaleci Volkan'a hiç iş düşmedi. Kalenizde sadece 9 gol görmüşsünüz, bu önemli bir şey. Ama Fenerbahçe taraftarı korkuyor. Niye? Bu futbolun bir yerde takılacağını düşünüyor… Pereira açısından bakıldığında "Ben kazandım" diyor. Josef, Mehmet Topal, Diego; Ajax maçında birlikte oynadı. Konya'ya bu orta saha ile çıkarsan saygı duymam. Bunda tuhaflık var. Beşiktaş sürekli öne doğru oynamaya çalışıyor ve mutlaka zorluyor. F.Bahçe'nin avantajı savunmayı sert yapıyor. Stoperlere sorsanız, "İnşallah ikisi de oynar" der. Ama takımı düşünürseniz "Biri oynamasın" derler. Ben forvet olsam yanımda birini daha isterim. Boşta kalayım diye. Mehmet Topal'ın yanındaki Ozan olur, Emre Belözoğlu olur o zaman tamam… Türkiye Ligi'nde Josef ile Mehmet Topal'la şampiyon olamazsınız. Van Persie için soru işareti kalır. Fernandao mu Van Persie mi diye tartışırsınız. Nani mi Markovic mi tartışırsınız. F.Bahçe'nin ofansif yönü güçlü olacak. Konya maçında Josef çıkınca ikinci yarıda dertler bitti.

Beşiktaş hedefe tamamen konsantre
Bu ligin 5 şampiyonu var… Biri de Bursa… Bursa ve Trabzon deplasmanından bir puan aldığın zaman iyidir ama Kayseri'den bir puan aldığı zaman üzülür büyük takımlar… Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray gibi takımların Bursa deplasmanına 3 yazmazsın 1 iyidir dersin… Maçın başı hızlı herkesin ortak olduğu bir oyun. 20'den sonra Bursa vitesi yükseltti. Sert ve presli oynayınca Beşiktaş'ı çıkarmadı. Beşiktaş'ın baskılı oyunu gitti. Son 20 dakikada, "Ben Beşiktaş olarak şampiyon olmak istiyorum. Geçen hafta zaten bir puan aldım" diye düşünüp ona göre baskılı oynamaya başladı. Ayakta kalan Beşiktaş maçı kazandı. Beşiktaş önde oynamayı seven bundan da hoşlanan bir takım. Vodafone Arena açıldığı zaman bu kadro tek kale oynayabilecek mi? Osmanlı'da da Başakşehir'de de ev sahibi değilsin. Galatasaray ve Fenerbahçe en ciddi rakiplerin. Geçen senenin şampiyonuna 5 puan fark attı. Takımın motivasyonunu artırıyor bu durum. Bursa maçında şampiyonluğu hatırlayıp formunu yükseltti.

Doğru kadroyu göremiyor

Fenerbahçe 6 maçını tek farkla kazanmış, sadece Eskişehir'de iki fark olmuş. Herhalde Avrupa'da ilk 3 sırada yer alan takımların çoğu 2 ve 3 farka gidebilmiştir. Antrenör Vitor Pereira, şu anda evine giderken garip bir ülkede olduğunu düşünüyordur. Evine giderken, 'Ligde, Avrupa'da iyi konumdayım, niye eleştiriliyorum' diyordur. Fenerbahçe, şu anda bir süreç yaşıyor. Siyahı denedi Pereira... Önde baskı yapan, hücum oynayan bir ekip istedi. Sonra beyaza geçti. Savunmasına ağırlık verip pozisyon vermeyen bir takım haline dönüştü. Ne 'ailece gidelim' takımı doğruydu, ne de bu takım doğru... Fenerbahçe 9 gol yemiş. Ligin en az gol yiyen takımı ama sadece 16 gol atmış. Rakiplerin 27'yi bulmuş. Deplasmanlarda 0-0'a sıkışıp puan kaybedebilirsin. Mesela Ömer, ikinci yarıda 0-0'ken topu iyi kontrol edebilse, çok net bir fırsat bulacaktı. Gri olmamalı. Her zaman derim, formayı futbolcu alır... Fenerbahçe'de ise 3-4 tane futbolcuya oyun ve skor veriyor. Ajax deplasmanında Volkan Şen oyuna giriyor, performansını gösteriyor. "Formayı aldım" diyor ama alamıyor. Bu maça kulübede başlıyor. Sen birdenbire mi canlandın Ajax maçında? Hiç uğraşılmasın, maçın ikinci yarısında oynayan takım Fenerbahçe'nin ideal 11'idir. Fernandao ilk yarıda yok muydu? Vardı... Ama pozisyon geldi mi? Yok... O pozisyonlar neden ilk yarıda yoktu? İyi oynayan Volkan'a forma vermiyor. Josef de Souza oynatmak istediği düzenin oyuncusu değil. Öne doğru gidebilmeniz için, dinamik, agresif oyuncular oynatmanız gerek... Volkan gider, Diego zorlar, Ozan zorlar. "Galibiyeti biz kaçırdık" diyor Vitor Pereira, Ajax maçından sonra... Tamam ama nasıl kaçırdın, kimlerle kaçırdın? Kimle kaçırdıysan onu oynat. Elinde doneler olmasına rağmen, oyunda deliller olmasına rağmen ısrar ediyor. 1.88 boyunda, dripling becerisi olmayan, ileri gitmeyen bir oyuncudan sağ iç yaratamazsınız. Torku Konyaspor müsabakasında böyle bir yapıyla oynayamazsınız. Molde maçının ikinci yarısı milattır Fenerbahçe adına. O günden bu yana emniyetli oynamak istiyor ama abarttı. Biz futbol adamı olarak gördüklerimizi yazmak zorundayız

Karaman'a rağmen kazandı

Futbolda çok eskiden gazeteciler üç ayrı yazı yazıp skora göre yazıyı verirlermiş... Bir keresinde de buna şahit olmuştum hatta. Futbol böyle bir oyun, son saniyeye kadar belli olmuyor. Hikmet Karaman'a rağmen Rizespor kazandı. Hikmet hoca benim kurs arkadaşım. Cin gibidir, Avrupa'yı yakından takip ediyor. Büyük takımlarla adı anılıyor, oralarda bulunmayı da hak eden birisi... Fakat Beşiktaş maçında kaybettikleri halde tebrik etmiştim, şimdi kazandıkları halde 'ona rağmen' diyorum. Oyunun sonunda antrenör olmaya gerek olmayan oyuncu değişiklikleri olur. Deniz'i sokmak gibi...
Galatasaray sanki Rize'yle hazırlık maçı almış gibiydi. Rahat rahat top yaptılar, şut attılar. Galatasaray'da Hakan yıpranmıştı, bu maçta Denayer ya da Semih'le başlayabilirdi. Hakan sinyal veriyordu. Hikmet Karaman ise bu maç öncesinde takımının kafasını karıştırmış. Topa basmıyorlar, şut attırıyorlar, pas yaptırıyorlar. Bunun çalışması olmaz. "Rakibe bol bol pas yaptırır, şut attırın" denmez. Galatasaray 1-0'a kadar tek taraflı maç oynadı, Florya'da idman mücadelesi gibi oynarken iki sakatlık yaşanınca maç değişti. Maçın en iyisi çok gözükmese de arkada sakin sakin pas yaptıran Sneijder'di. Bu artılarla eksilerle masaya yatırılması gereken bir maç... Öne geçiyorsunuz, geriye düşüp tekrar çeviriyor, sonra yeniliyorsunuz.
Hakemin bir tane ciddi hatası vardı, o da Umut'a gösterdiği ilk sarı karttı. İkincisi doğruydu ama bu kart Galatasaray'ın başına iş açtı. Hamza hoca için şu açıdan şanssızdı. Sadece 10 kişi kalmak değildi mesele... Bence hoca tam Burak veya Umut'tan birini çıkaracakken bir de Semih sakatlandı en son. Çift forvet ve 10 kişi oynamak zorunda kaldı son bölümü, yapabileceği bir şey de yoktu.
Karşılaşmanın başına gelecek olursak 2-3 oyuncu rotasyonu yapmalıydı Hamza hoca. Benfica maçı, döndünüz lig, sonra Lizbon, dün de Rize... Galatasaray'ın öne geçmesi Hikmet hocayı antrenörlüğe soyundurdu. Beni yanlış anlamasın, çok da severim kendisini. Kötü yönettiği maçı kazandı.
İki takım oyuncuları da rakiplerinin zaaflarından faydalandı. Olcan'ın kademe hatasından faydalanan Mehmet arkaya sarkıp gol attı, Mehmet'in savunma zaafından faydalanan Olcan da hücumda bol bol ileri çıktı. Herhalde maçın özeti de bu...

Astana hesapları bozdu

Erken saatte oynanan Astana- Atletico Madrid maçından çıkan beraberlik bu maçı final havasına soktu. Bu sadece Galatasaray için değil, Benfica için de geçerliydi. Galatasaray zaten ilk 2'ye girebilmek için kazanmak zorundaydı. Astana'dan gelen skordan sonra Rui Vitoria'nın da kafası karıştı. Benfica, emniyetli hücumu tercih etti ve çok agresifleşti. "1 puan olursa iyi, 3 olursa da işi bitiririm" düşüncesi hem Benfica'yı sertliğe götürdü, hem de savunma güvenliğini maç boyunca bırakmamasını sağladı.
Galatasaray maçın golsüz bölümünde açık oynamaya çalışıyor, az da olsa pozisyon da buluyordu. Aslında maç da Galatasaray'a geldi. 1-0'dan hemen 5 dakika sonra golü bularak yine maça ortak olundu. Kısa bir süre sonra tekrar yenen gole rağmen Muslera'nın kurtardığı toplar da maçın kopmasını engelledi, böylece beraberlik şansı da geldi ama artık şuursuzlaşmış ataklar yüzünden bu gerçekleşmedi. Son saniyede Chedjou uzak mesafeden şut atarak bu şuursuzluğu da belgeledi.
Galatasaray genelde alan savunması yapıyor. Karambol olduğu zaman da boşta kalan toplarda şans yarı yarıya... Her iki pozisyonda da Benficalılar, Luisao ile boştaki topu aldılar ve vurdular. Benfica takımı maçın genelinde beklediğimden ürkek ve çekingendi. Duran top dışında stoperlerini ve ön liberolarını çıkarmadılar. Zaman zaman Talisca'nın şut denemeleri oldu. Tabii ki sahanın en yetenekli oyuncusu Gaitan'ın sinirli gününde olması Galatasaray'ın lehineydi. Onun yaratıcılıkla getirdiği toplarda Benfica forvetleri onun yeteneklerinin altında kaldığı için bundan faydalanamadılar.
Karambolda gelen iki gol, birkaç kontra dışında maçta iz bırakan pozisyon Gaitan'ın barajın sıçrayacağını düşünerek yerden vurması ve Muslera'nın çıkarması oldu. Bu çok özel oyuncuların düşündüğü bir frikik uygulamasıdır. Risklidir ama bilerek, barajın sıçrayacağını düşünerek o sahada ancak Gaitan'ın düşünebileceği bir vuruştu. Galatasaray'ın attığı golde de yüzünü kapatıp bunu kim attı deseniz Podolski derim. Bu şutu Süper Lig'de atabilecek ilk oyuncu Podolski.
Tabii ki Atletico deplasmanında hala kazanıp şansını devam ettirme ihtimali var Galatasaray'ın ancak Selçuk ve Burak'ın cezalı duruma düşmesi de bir dezavantaj gibi gözüküyor.