CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

2 Nisan şakası gibi

Bence ilk değerlendirmeyi Eskişehirspor hak ediyor. Hala ümitleri var mı, var. Rize-Kayseri maçının da önemi arttı. Transfer yapmışlar, eli ayağı düzgün hale gelmişler top da oynuyorlar.
Galatasaray da enkaz halinde. Büyük takımların şampiyonluktan koptuğu sezonlarda oyuncunun motivasyonu düşer derim de bu abartılı oldu! Eskişehir'in iyi futbolunu konuşurken Galatasaray'da genel analiz yapmak lazım. Ben 1987/88 sezonunda Fenerbahçe'ye transfer olduğumda 3 puan sistemi yeniydi. Galatasaray aradan geçen onlarca sezonunda bu haftaya matematiksel olarak kopmuş şekilde ilk defa giriyor. Bu kötü bir durum Galatasaray için. 3 puan sistemine girdikten sonra Galatasaray tarihinde 40 gol yememiş ilk 27 haftada. Hiç... 1 Nisan şakası derler, bu durum 2 Nisan şakası. Matematiksel olmasa da şampiyonluk yarışından kopabilirsin. Bilirsin belki olamayacağını ama vardır bir ihtimal. O da yok.
Muslera'yla Semih'i ele alalım. Sezon başından beri 5 hocayı dinliyorlar. Hamza Hamzaoğlu'nu dinlediler. Claudio Taffarel'i dinlediler. Mustafa Denizli'yi dinlediler. Orhan Atik'i ve şimdi Riekerink'i dinlediler. Ciddi bir zafiyet var burada. Üniversitede program yaparken bir taraftar sordu, "Ne olacak Galatasaray'ın hali" dedi. Ben de "Hiçbir şey olmaz, onlar büyük kulüpler" dedim ama bunlar olmaz. Bir büyük takım bu haftada 40 gol yemez, bu haftada matematiksel olarak havlu atmaz. Galatasaray'da yöneticiler, teknik adamlar, futbolcular bu sezonu kulübe yaşattıkları için üzülmeliler. Galatasaray forması şampiyonluktan kopabilir ama bunu yaşamaz. 40 gol yersin ama şampiyonluktan kopmazsın. Şampiyonluktan kopabilirsin ama 5 hoca değiştirmezsin. Daha Finansal Fair- Play cezası falan da var, skandal işler. Galatasaray 80'lerden beri büyük bir taraftar patlaması yaşamış bir kulüp, insanlar üzülüyor.
5 hoca değişir mi? Hamza hocayı stada çağırıyorsun, gönderiyorsun. Mustafa hocaya gel diyorsun, birkaç ay geçiyor, istifa ediyor. Hemen kabul ediyorsun. Hollandalıyı kenara koymuşsun, Orhan hoca olmayınca onu getiriyorsun.
Koskoca Galatasaray'ın, 111 yıllık kulübün bu yılını test etmek, nerede yanlış yaptığını analiz etmek Avrupa'da kupa kazanmak kadar önemlidir.

Bu takım oyun kaybetmez

2016 yılındaki ilk maçımızı da kaybetmedik. İlk 45 dakika çok iyi top oynayarak, ikinci yarıda skora göre 3 farklı sistem oynayarak (4-3- 3 başlayıp 4-2-3-1'e dönüp 4-6'yla) maçı bitirdik. İlk yarıda orta sahamız çok diriydi ve iyi top oynadı. Çabuk paslarla göze hoş gelen bir futbol oynadılar. İkinci yarının başı da fena değildi ancak biraz oyundan düştük. Sebebi de dünkü milli takımımızın ilk 11'ine ve maçın tamamına baktığımız zaman Mehmet Topal, Selçuk İnan ve Oğuzhan Özyakup'un dışındaki oyuncuların takımlarında sürekli oynamamasıydı. Bu yüzden ikinci yarıda gelgitler oldu. Özellikle golü yediğimiz dakikadan önceki 10 dakikalık bölümde rakibe oyun oynama fırsatı verdik. Fatih Terim, 4-6'ya dönmeyi düşünürken golü yedik. Tekrar aynı şekilde Cenk'le devam etme kararı aldı. Cenk de hocasını mahcup etmedi. Hocamız beraberliği istemedi, tekrar kazanmak istedi. Genelde endirekt vuruşlardan gol atan bir takım değişliz ama Selçuk İnan'ın kullandığı şahane duran topta Cenk de çok güzel bir gol attı. Zaten Fatih Hoca, golden sonra hemen onu çıkarıp 4-6'ya döndü. 1-0'ken yapacaktı, 1-1'ken vazgeçti, 2-1'de ise uyguladı. Genel anlamda beğendim ama bireysel fizik performansını artırmamız lazım. Özellikle grup elemelerinin ikinci yarısında ve dünkü maçın gol öncesi 10-15 dakikalık bölümü haricinde hiçbir takım bize karşı oyun üstünlüğü bulamadı. Belki maçlar kaybedilebilir ama felsefe olarak oyunu kaybetmeyeceğiz diye düşünüyorum. Kaleci Volkan'dan, en uçtaki Cenk'e kadar herkes görevini yaptı. Tabii yüzde 100 hazır olmak şimdiden kolay değil, Arda için de kolay değil... Haziran'da daha iyi bir Arda göreceğimizi düşünüyorum. Mehmet Topal bu maçta stoperde iyi oynadı ama onu da Fransa'da orta sahada oynayacağını düşünüyorum, takımın direncini daha da artıracaktır. Fransa bizim için dün başladı. Takımın ne oynayacağı, zaman zaman taktik değiştirebileceği ve bir felsefe oluşturacağını gördük. Cenk'in performansı da Fatih Hoca'yı nefeslendirmiştir. Burak'ın durumu nedeniyle bir 'acaba' sorusu vardı. Cenk idmanlarda muhtemelen çok çalışıyor. 11 oyuncusu olmamasına rağmen konsantrasyonu üst düzeydeydi. İsveç tipik 4-4-2 oynayan, organizasyonu iyi olan bir takım. Belki üst düzey oyuncuları yok ama organizeler. Bir de gözümüzün pası silindi, uzun süredir ilk kez içeride dışarıda iyi bir hakem izledim. Antalya da Konya gibi görevini yaptı. Muhteşem bir stat. Maça müthiş bir rağbet... Herkesin eline, ayağına, diline sağlık.

Kamu vicdanı!

Önceki gün gerçekleştirilen "Kulüpler Birliği Vakfı Süper Lig A.Ş" panelini dikkatle dinledim. Kulüplerin, Süper Lig A.Ş'nin zaman kaybetmeden hayata geçirilmesi konusunda hemfikir oldukları vurgulandı. Süper Lig A.Ş için 18 kulüp başkanının ıslak imzası var. Türkiye Futbol Federasyonu'yla da 4 Haziran'da mutabakat zaptı imzalanmıştı. Tüm bu belgeler, kendilerini kabul eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da sunuldu. İş bu noktaya gelmişken, Türkiye Futbol Federasyonu ile Kulüpler Birliği hemfikirken mutabakat zaptındaki bazı ricaları ben de dile getirmek istedim. Çıkması gündemde olan Kulüpler Yasası ile ilgili Sayın Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'tan bir spor adamı olarak benim de ayrıca bir ricam var.

MALİ DİSİPLİN SAĞLANMALI
Türk sporunun ve sporcusunun gelişimi için türlü faaliyetler gerçekleştiren, tesislere, statlara ve altyapılara verdiği önceliklerle önemli adımlar atan Sayın Bakan Kılıç'a, ortak noktamız olan Türk futbolu için kamuoyunun huzurunda ricada bulunmak istedim.
Sayın Bakanım,
Bahsi geçen mutabakatta tarafların sizden ricası şu cümlelerle dile getirilmiştir:
🔴 Süper Lig kulüplerinin UEFA ve TFF Ulusal Lisans Talimatları'nda tanımlanan Futbol Gelirleri ile Giderleri arasındaki negatif farklar için, belirli bir geçiş süresi konularak doğru bir model ile YÖNETİCİLERİN de Kulüp veya Anonim şirketleri ile birlikte müteselsilen sorumlu olması DÜZENLENEBİLİR.
🔴 Ayrıca kulüplerin yöneticilerinin temlik konularına da sınırlama GETİRİLEBİLİR.
🔴 Özetle tavsiye ederiz ki kulüpler bundan sonra bu yeni yasayla birlikte gelirlerinden fazla harcama YAPMAMALIDIRLAR. MALİ DİSİPLİN KESİNLİKLE SAĞLANMALIDIR.
🔴 Gerekirse puan silme, bütçe ve kadro kısıtlamaları ve para cezaları gibi cezaların hepsi TFF tarafından izlenmeli ve bu cezalar hiçbir istisna tanınmadan tavizsiz UYGULANMALIDIR.

KARANLIK GÜNLER BİZİ BEKLER
Hem federasyon hem de 18 kulübün mutabakat sağladığı bu ricaları ve gerekli gördükleri İSTEKLERİ çıkması planlanan yasada görebilirsek Türk futbolu adına güzel günlerden bahsedebiliriz. Aksi takdirde DAHA DA KARANLIK GÜNLER BİZLERİ BEKLEMEKTEDİR.
Bu noktada benim de ricam yasaya bazı maddelerin eklenmesidir. 2008 yılında olması lazım, kulüpler ve federasyon için taslak hazırlanmış, ancak taslak kulüpler ve federasyon tarafından kabul görmemiş, GERİ GÖNDERİLMİŞTİ!
O taslakta bulunan 3 önemli maddenin yasaya eklenmesini rica ediyorum.

BU MADDELER OLMAZSA…
🔴 Kulüpler yönetim kurulu görev süresiyle sınırlı olmak üzere bir önceki yıl gerçekleşen gelir bütçesinin yüzde 5'ini aşan miktarda kulüp gelirlerini ve alacaklarını temlik edemezler. Bu hükme aykırı yapılan temliklerde kulüp başkanı ve yönetim kurulu üyeleri müştereken ve müteselsilen SORUMLUDURLAR.
🔴 Kulüpler, sponsorlar tarafından yapılan transfer harcamaları hariç, bir önceki dönemde gerçekleşen bütçelerinin yüzde 25'inden fazlasını TRANSFER harcamalarında kullanamazlar.
🔴 Kulüp başkanı ve yönetim kurulu üyeleri, kendi dönemlerinde yapılan BORÇLANDIRMALARDAN dolayı, kulüple birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.
Bu maddelerin yer almadığı yasayı çıkarmak Türk futbolu adına büyük bir hata olacaktır. Zaten kamu vicdanı da bunu bekliyor.

Bu maçlara alışmalı

Beklediğim gibi liglerin sonuna doğru takımların direnci arttı. Mesela Osmanlıspor şu anki sonuçlara göre Avrupa kupalarına katılıyor. Beşiktaş son dönemde hep tek farklı kazanıyor. Tıpkı geçen sezon şampiyon olan Galatasaray... Daha emniyetli oynamak zorunda kalıyorsun. Bu da Beşiktaş'ı normal tarzının dışına çıkarıyor. 12 korner kullanan, rakibe korner vermeyen bir Beşiktaş, ikinci yarıda oyunun hakimi olmuş. Korner ve duran toplarda bireysel performanslar öne çıkıyor. Ben duran top organizasyonunu yeterli bulmuyorum Beşiktaş'ın, ligin zirvesindeki bir takım için yeterli değil.
Beşiktaş'ta aynı 11 oynamaya başladı, bu da yorgunluğa yol açabiliyor. Gökhan Töre'ye ihtiyaç var, ortada yok. İsmail sürekli deparlı oynamak zorunda kalıyor. Bu skorlar normal, Beşiktaş tarzının dışında, rakiplere pozisyon vermeden ve farka gidemeden bitirdiler maçı. Bundan sonra skor maçları oynanacak. Beşiktaş için bu iyi bir şey değil aslında. Beşiktaş'ın alışkanlıkları var. Tolgay Arslan girmeye başladı yavaş yavaş, son 20 dakikalarda giriyor.
Tabii futbol rakiple oynanan bir oyun... Ne ligin ilk devresindeki Mersin İdmanyurdu var, ne Eskişehirspor, ne de Antalyaspor... Ben de Anadolu takımında oynadım, 1-0 seni hep ümitlendirir. Bir tane sıkıştırırsam diye düşünürsün, zihnen maçta diri kalırsın.
Mario Gomez gibi çok tecrübeli bir oyuncunun bazı pozisyonlarda tereddütte olduğunu, kararsız kaldığını gördüm. 4 haftadır falan gol de atsa çok iyi değildi. Yorgunluğu da var üzerinde ama yine de önemli bir silah Gomez. Kerim Frei çok pasör bir oyuncu olmasa bile rakipleri rahatsız edici bir özelliği var.
Necip ve Marcelo dün süper maç çıkardılar. Necip bütün hamlelerinde, kademe anlayışlarında problem çıkarmadı. Benim tahminim şu, Necip Uysal iki maçtır iyi oynuyor ve haftaya yine o devam edecektir. Alexis kötü oyuncu olduğu için değil. Geçen hafta mecburiyetten de olsa Necip oynadığı için, performansını beğendirdiği için devam ediyor. Marcelo'yu kesmiyor, Tosic'i de oynatmadı. Alexis ile Necip arasında fark görmediği için bu tercihi yaptığını düşünüyorum.
İki tane tartışmalı penaltı pozisyonu kararı oldu hakemin. Kime sorsan daha net dedikleri penaltı el pozisyonu denir. Bence kornerde Celutska'nın Atiba'yı çekmesi daha net bir pozisyon. Sürekli çekiyor Celutska. İki penaltıya da "Neden vermedin" demem ama ikinciye "Bunu niye vermedin?" diye sorarım. Hüseyin Göçek bu pozisyonda tahmin ediyorum ki topa bakıyordu. Bakarak görmediyse büyük hata yapmış olur. Orada operasyon yapıyorlar resmen Atiba'ya. Çekerek oyuncunun sıçramasını engelliyor çünkü. Normalde oyunculara bakman lazım... Topa niye bakılır ki, kuşlarla mı çarpışacak top? Pozisyon çok net penaltı...

PSİKOLOJİ ŞİMDİ ÖNEMLİ
İlk kez Fenerbahçe takımı baskı altında kalacak bu maçın ardından. Beşiktaşlı oyuncu, "Saat 20.00'ye kadar şöyle bir dinleneceğim" deyip sonra derbiyi izleyecek. Fenerbahçe ne kadar tecrübeli takım olursa olsun, "Eyvah" diyecek. Artık psikolojik şartlar şimdi başladı. Beşiktaş'ın oyununu etkilemedi mi? Etkiledi. Artık 8 hafta kalacak. Gerçekten psikolojik avantaj yoktu bugüne dek. Artık maçlar üzerinde etkili olacak.

Bu büyük bir operasyon!

Galatasaray'a verilen ceza, Hakan Çalhanoğlu dosyası ve F.Bahçe'nin Braga maçı...

Üç haftada olanları peş peşe sıralıyorum. Galatasarayımıza 1 yıl ceza geldi.
Ben çok takımlar gördüm, bu tip cezaları almayan. Sonra bir bakıyoruz, Hakan Çalhanoğlu bir anda 4 ay ceza alıyor. Sonra dün bir bakıyoruz, üçüncü olarak da bu. Bu bildiğin operasyondur. Ben yıllarca top oynadım.
Hakemle kazandığımız maçlar da oldu, kaybettiğimiz maçlar da oldu ama ben böyle bir şey görmedim. Bu yazdıklarımın Fenerbahçe'yle falan da alakası yok.
Gol ofsayt. Penaltı riskli karar. Caner'e 3 kere sarı kartlık pozisyon var. Mehmet Topal'a veriyorsun, Caner'e vermiyorsun.
Neden? Çünkü ceza sahasında yakaladı.
Sinirlendirdi futbolcuları. Ivan Bebek denen arkadaş geldi, şak şak şak doğradı. Penaltısı, faulü, oynatmaması, her şeyi yaptı. Delirtti takımı. Uluslararası oyuncu cin gibiler, Kjaer'ler falan bulaşmazlar.
Fenerbahçeliler takımları elendiği için üzülsünler ama bunları bilsinler. Bu durumda Galatasaray da olsa aynı şeyleri yazacağıma emin olun. Ben dünyanın en sakin oyuncularındandım, ben de atılırdım bu maçta. Şu 3 haftalık bir periyodu okuyucularımız da düşünsünler.
UEFA'dan 2011'de Fenerbahçe Spor Kulübü'ne 1 yıl gelme dediler. Ondan sonra bir yıl da oynattılar, yarı final yaptı Fenerbahçe. İki yıl görüşülemeyen dosya 2-3 haftada raftan indi, Fenerbahçe'ye 2 yıl ceza geldi. Hop 2 yıl daha... E arada oynattın Avrupa'da maç? Nasıl 2-3 haftada bir anda bu işi bitirdin? Bu takım senin kupanda final oynuyordu az daha.
Cezaları veren Michel Platini nerede bu arada? Gitti. Ne oldu da gitti, grip mi oldu? Seni oradan aldılar. Geçmişte Blatter'le yaptığı alışverişler ortaya çıktı, şimdi onun kurulları Fenerbahçe'ye, Galatasaray'a ceza veriyor. Futbolu nasıl konuşayım ben şimdi?
Romanya'da neler yaptı Steaua Bükreş'ler falan neler yaptılar, devam diyorlar. Ben kötü örnek vermeye çalışmıyorum ama ortada bir gerçek de var.
Galatasaray'ın durumu da aynı şekilde...
Galatasaray ne yapmış, hırsızlık mı yapmış? 1+2 yıl yapmışlar Galatasaray'a. Bu markalara sahip çıkacaksın. Atletico'nun, Real Madrid'in başına aynı şey gelse Şampiyonlar Ligi'nde gelirler oynarlar. Kızım 2000 doğumlu, Fenerbahçeli. Ben Pereira'nın yaptığı saçmalıkları kızıma anlatamam. Fenerbahçe takımı 1-1'ken 10 kişi savunmanın önünde bekle, sabaha kadar öyle giderdi. Çıkar Diego'yu, sok Ozan'ı... Kötü oynadı Fenerbahçe, amenna, fakat şunu da söyleyeyim, o zaman da hakem onları atacaktı. Yemin ederim ki Fenerbahçeliliğimle alakası yoktur, bunun bir operasyon olduğuna eminim. Yenilebilir de Fenerbahçe, elenebilir de ama bu başka bir durum.

Hakan'ı 1400 gün nasıl bekletirsin?
Hakan Çalhanoğlu meselesi önemli... Soruyorum FIFA'ya, Hakanımızın dosyasını 4 yıldır niye indirmedin, şimdi Euro 2016 öncesi indiriyorsun? Bu ülkedeki olayların hiçbiri tesadüf değil. Benim kimseye iftira attığımı, ima ettiğimi kimse görmemiştir. Belge koyuyorum, bunlar kesinlikle tesadüf değil. Hakan kaç doğumlu, 1994... 22 yaşında. Trabzonspor'la bu anlaşmazlık gerçekleştiğinde 18 yaşındaymış, 4 sene önce imza atmış çocuk bu sözleşmeye. O zaman bakarsınız, sonra da karar verirsiniz. Bu bir sporcudur sonuçta. 1400 gün nasıl bekliyorsun ya? Trabzonspor'un elinde olsa milli davadan dolayı Hakan davasından vazgeçer. Peki Hakan'ın dosyası 4 yıl neredeydi? Bu sorular cevaplanmalı.

Deplasman fobisi, hobi oldu!

Bu maçtan sonra artık gizli lider, psikolojik avantaj gibi kavramlar kalmadı. Ligin zirvesi belli, yalnız kalan iki takım var. Bundan sonra olağanüstü şartlar olmazsa erteleme de olmaz herhalde. Beşiktaş, Karadeniz'e gidip 3 günde 6 puan alıp 10 da pozisyona girerek işini yaptı. Öyle bir maç oldu ki sabahtan akşama kadar oynansa Beşiktaş yenilmezdi. İkinci yarı toplam 4 tane geri pas geldi kaleciye. Oyunun son bölümündeki üst üste kornerler olmasa kalede Tolga mı var, Günay mı var, fark etmeyecektik. Tolga'nın sakatlanıp çıktığını bile fark etmeyecektik neredeyse. Necip'i çok beğendim. Dikkatliydi, konsantrasyonu yüksekti. Beşiktaş çok gel-gitli oynadı. Çok iyi olduğu bölümler var, olmadığı bölümler var. Fakat net bir penaltısı da verilmedi Beşiktaş'ın.
Trabzonspor için zor bir sezon. Büyük bir kulüp... Gole kadar bir derbi oynama isteği vardı. Fakat ikinci yarının hiçbir saniyesinde öne geçme şansına sahip olmadılar. Sadece Beşiktaş kendi kalesine atarsa gol olurdu. Bekleyen takıma karşı da, geniş alan veren takıma karşı da Beşiktaş'ın problem çözen bir kimliği var. Quaresma öyle bir muz orta kesti ki ilk golde, adeta Mario Gomez'e "Al da at" dedi. Mario Gomez'in korkunç gol isteği, gol atma arzusu görülüyordu. İki maçtır vurmak istiyor, vuramıyor, atamıyordu.

BEŞİKTAŞ SENEYE FAVORİ
Bu sezon oynadığı 12 deplasman maçında 29 puan almış bir Beşiktaş var... Bu inanılmaz bir olay. Tarihte olmamış bir olaydır. Belki bir-iki sezon varsa vardır ama iki sezona yayarsak bence yoktur. Önümüzdeki yıllar için bu deplasman alışkanlığı bir kültüre dönüştü. Deplasmanda fobi yok, hatta hobi oldu Beşiktaş için. Stadı açıldığında gerçek bir ev sahibi olmaya başlayacaklar. Şimdiki durumdan çok farklı olacaktır. Beşiktaş öyle bir kimlik kazandı ki seneye favori olacak. Gökhan, Oğuzhan, İsmail, Kerim... Bu alışkanlık bir kültür olarak da devam edecek gelecek sezon. Fenerbahçe, Kadıköy'deki oyununu dışarıda oynamıyor. Galatasaray 9 haftadır kazanamadı dışarıda... İki yıldır deplasmanların liderisiniz. Beşiktaş, bu yıl şampiyon olur olmaz bilemem ama rakipleri çok olağanüstü oyuncular almazsa bundan sonraki sezonlara rakiplerinden hep önde başlayacaktır.

TRABZON'U BİLEN NESİL ÜZÜLÜYOR
Ciddi paralar harcadı Trabzonspor, bütçeler aşıldı. Borçlar, harçlar var. Dün 40 yaş üstü olan futbolseverler, Trabzonspor'u izlerken üzülmüştür. Canı acıyordur görenin. Avni Aker Stadı'nda bordo-mavili takımı izleyenler, "Allahım, bu nasıl Trabzonspor" diyordur. 20 yaş grubu nesil, Trabzon'u fazla göremedi. Eskiden Trabzon'da oynamak çok zordu. Trabzon'da 1 puan falan alınca seviniyorduk. Şimdi birinci dakikadan itibaren Beşiktaş'ı yenme şansı bir an bile yokmuş gibi oynayan bir takım var. Doğru planlamayla mı olur, yöneticiler bu durumu bir şekilde halletmeliler.

Beşiktaş farka gitmeliydi

Gelin birlikte bir hesap yapalım. Mario Gomez, Rizespor maçında kaç pozisyona girdi? 5 ya da 6... Yedekten gelen Cenk kaç pozisyona girdi? 2. Olcay? 3. Kerim, 2... Hazırlayıcı Sosa dün atlet gibiydi, son haftaların en iyi performansını sergiledi. Oyun ceza sahası civarında oynanıyordu Rize'nin ilk devrede, bol pozisyonu vardı. Sosa'nın alıp, sağa, sola, araya bıraktığı toplar arkadaşlarını karşı karşıya bıraktı. Beşiktaş'ın en önemli özelliği kaptığı toplarla gol pozisyona girmesi... Hem top kapabilen, hem servis yapabilen, hem de gol için koşu yapabilen oyuncuları var. Bu yıl Beşiktaş öne geçtiği andan itibaren en tehlikeli takım. 15 pozisyon bulduğu maçlar var. Kaleci Itandje'nin de çok iyi oynadığını söylemek lazım. Karşı karşıya en az 6 tane açıyı kapatıp ayağıyla çıkarttığı toplar var. Çok iyi top oynadı gerçekten.
Benim 27 yaşından sonra öğrendiğim bir şey var. Karşı karşıya pozisyonda şut atmak yerine yakın direğe bırakmak. Kaleci kilitlenir kalır. Olcay ve Cenk şut attılar pozisyonlarda. Şut atarken köşe seçmezsiniz, vurursunuz.
Rizespor gibi takımların kadroları kısıtlı... Kweuke gibi bir oyuncusu sakatlandığında oyun planı bozuluyor. Kaldı ki yerine oynayan Deniz de penaltı kaçırmasına rağmen hiç fena oynamadı. Çok iyi bir teknik adamları var, Hikmet Karaman. Hikmet hocanın bu maçta "Ucuz atlattık" diyeceğini sanmıyorum. Zaten öyle düşünmediğini gösterdi Hikmet hoca, 2-1'den sonra hemen oyuncularını öne doğru yönlendirdi. G.Saray maçını sonlarda doldur boşalta dönerek 4-3 kazanmışlardı.
İkinci yarı Beşiktaş bizim Barcelonavari dediğimiz oyundan daha farklı olarak doğrudan kontratakla pozisyonlar buldu. Tolgay falan da karşı karşıya pozisyonlar buldu. Beşiktaş aslında tempo yapmıyor, gümbür gümbür gelmiyor. Tempolu değil, hızlı oynadılar pozisyonlarda. Kaleci Tolga'nın da konsantrasyonu çok iyiydi. İsmail için şunu söyleyebilirim, oyun sadece hücum yönünde oynanmıyor. 40 metreden top gelirken pozisyon alıp kendinizi hazırlayabileceğiniz süreniz oluyor. İsmail gol pozisyonunda kendini ayarlayabilmeliydi. Her puanın, her golün önemi var artık. Bundan böyle güle oynaya kazanmak değil. Değerlendirme yaparken bunu da düşünmek gerek.

1-0 bu maça temiz skor

Braga'nın 1-2 maçını, kısa görüntülerini izlemek, istatistik bilgileri internetten indirmek... Bunlar üzerine tura net favori göstermenin çok doğru olmadığını dün gördüm. Braga, organizasyonu çok iyi bir takım. Günümüz oyununda 4-4-2 kullanan fazla takım yok. Rövanşlı eşleşmelerde deplasmanda 4-4-2 oynamak hiç de kolay değildir. Braga bunu büyük ölçüde başardı. Hem sağdaki Josue hem de soldaki Rafa Silva o kadar doğru pozisyon alıyorlar ki orta saha ikili değil, dörtlü gibi kalıyor. İki bekleri de çabuk, merkez stoperleri ağır ama pozisyon bilgileri yüksekti. Fenerbahçe, 3 yıl ara verdiği Avrupa kupalarına kaldığı yerden devam ediyor. Kontrollü oyun, rakibe saygı, orta saha biçimi, oyuncu tercihleri Avrupa arenasına uygun... Belki dolu dolu oynamıyor ama az pozisyon veriyor. Başka şansı da yok ama Avrupa için. Şampiyonlar Ligi'nin bir alt turnuvası olmasına rağmen rakipleri laylaylom yaptırmıyorlar. Dün eski maçlara göre Fenerbahçe'nin iki beki etkisizdi ki en önemli silahları Fenerbahçe'nin... Öndeki üçlünün bireysel performansı önceki maçlara göre düşüktü. Orta sahadaki üçlüden zaten çok büyük yaratıcılıklar bekleyemeyiz. Fakat dün sahanın en iyi oyuncusu olan Mehmet Topal, kendisini tanıdığımız gibi pres yaptı, müthiş driplingler, şahane bir plaseyle hem sezon içerisindeki hem de dün geceki performansını golle taçlandırdı. Açıkçası 0-0 bitse şansımız Braga'ya göre düşük olacaktı ancak Mehmet Topal'ın Maradona-Messi golü yüzdemizi arttırdı. Her şeye rağmen Braga deplasmanı zor geçecek. Vitor Pereira 1-0'ı istiyordu, öyle başladı, öyle de bitirdi. Tabii ki Volkan Demirel'e değinmek lazım... Çoğu kalecinin çıkaramayacağı bir topu da çıkardı. Son olarak... Yazımı yazdırırken Fenerbahçelilerin arasında giden bir G.Saraylı arkadaş gördüm. Hiçbir problem yaşamadı. Bu da ayrıca hoşuma gitti.