CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

Fenerbahçe aklıyla oynadı

Fenerbahçe, yorucu Manchester maçı sonrası geldi Akhisar deplasmanına... Merkezdeki oyuncular, Manchester maçında çok uzun bir 95 dakika oynamıştı (Souza-Mehmet Topal). Bunun sonucunda dün sahada çok akıllı bir Fenerbahçe vardı. Ekonomik oynadı, 1-0'ı buldu, sonra rakibini bekledi alanında. Önemli bir üç puanı aldı. Şener, maçın hemen hemen tümünde, Hasan Ali de ikinci yarı hiç ileri çıkmadı. Bakın ismi fazla duyulmadı ama Souza çok koştu. Aatif, üç pozisyon değiştirdi maç içinde. Ben Advocaat'ın Aatif konusunda yanıldığını düşünüyorum. Aatif'tan vazgeçemezsiniz... İştahlı bir oyuncu. Seni üç kulvarda da taşıyan bir oyuncu. Fenerbahçe'nin 1-0 önde götürdüğü maçta Akhisar, penaltıyı gole çevirseydi iş değişebilirdi. İmdada ikinci gol yetişti. Bu gol rakibin direncini düşürdü ve 3-0 ile maç koptu. Tabelayı ise Rodallega belirledi. Eğer skor 1-0 olsaydı, Volkan Demirel bu topa atlardı. Kurtarır mıydı bilemem ama müdahale ederdi.
Fenerbahçe açısından tabloya bakalım; üç gol attı, üst üste üç lig maçını kazandı. Sırada Galatasaray maçı var. Kadıköy'de galip gelirse rakibini geçecek. Artık taraftar, dört haftaki önce havasında değil. Çünkü takım toparlandı.. Yalnız lige bakıyorum da 'Ne düştüm dersin ne de bana bir şey olmaz' dersin. Akhisar, Fener'i yense 8. sıradaki Osmanlı ile aynı puanda olacaktı. İlginç bir lig.. Puan barajı çok düştü. Bakın, Adanaspor 10 haftada 6 puan yapmış.
Advocaat'ın geçen yaptığı açıklama da önemli. "Ben takımı yeni tanıdım" dedi. Bu açıklamanın altına bakıyoruz, Fenerbahçe'de son üç maçta da ileride hep değişim yaşandı. Emenike, Sow ve Persie değişerek oynadı. Demek ki hoca, rakibinin durumuna göre; oyuncu seçmeye başladı. Bu orta saha oyuncuları için de geçerli. Akhisar maçındaki orta alana bakın, Manchester maçındaki orta alana bakın. Hoca artık rakibe göre kadroyu şekillendiriyor. Takımını ikiye böldü. Fenerbahçe'de Volkan Demirel, Şener, Kjaer, Skrtel, Hasan Ali, Mehmet Topal, Souza, Lens banko... 8, 9 ve 10'uncu oyunculara forma rakibin durumuna göre gelecek. Bu durumun artısını da eksisini de önümüzdeki haftalarda göreceğiz. Ancak burada Volkan Şen'in dikkat etmesi gerek. Aatif çok iyi geliyor, formayı kaptırabilir! Emenike konusunda bir şeyler söylemek istiyorum: Emenike kafa olarak bitmiş. Tavırları çok farkı... Yani takımdan gitse hiç umurunda değil gibi... Son olarak hakeme değinmek istiyorum. Halil Umut Meler, bir pozisyon dışında çok iyi maç yönetti. Son haftalarda gördüğüm en iyi yönetimdi.

Usta sonuna kadar haklı

Trabzonspor takımı büyük maçlara konsantrasyonu yüksek bir takım. Beşiktaş- Trabzon maçları da uzun yıllardır iyi geçer, gollü geçer. 96-97 dakika top oynandı, müthiş tempolu maç oldu. Ersun Yanal bir maça hedeflenmiş. Trabzon gerçekten büyük kulüp...
İyi takım mı, değil. Rakipleri de saygı duymak zorunda kalıyor. Bana göre Trabzon'un durumunu gösteren oyuncular santrforları... İyi oynayan N'Doye buysa iş zor.
Diğer tarafta ise 7 gün içinde 3 maça hazırlanan ve hafta içindeki Napoli gibi yıpratıcı bir takıma karşı oynayan bir Beşiktaş vardı.
Napoli maçını oynamak çok zordur.
Devamlı topun peşinde koşuyorsunuz.
Taktik olarak da çok etkili bir takımlar.
Kolaylaştırmak için üçüncüyü bulmanız lazım. Golü yerseniz psikolojik problemler geliyor. Uzun süredir oynamayan Oğuzhan'ı oynattı. Tolgay maçı bitiremedi. Adriano'yu dinlendirmek için sol öne almak zorunda kaldı.
Saha içinde Beşiktaş fizik olarak düştü ama bir tane kahraman vardı: Atiba. Bu kadar koşulmaz yani! Çalım atan oyunculara birçok hünerli oyuncular deriz ama Atiba sanki Napoli maçında hiç oynamamış gibi koştu.
Kazandığı zaman da bam diye vurmuyor, yanındakine verebiliyor. Atiba'nın performansı bende iz bıraktı. Aboubakar yavaş yavaş geliyor. Gol vuruşu temiz değil ama bazen Ibrahimovic çalımı atıyor. Bazen de yanındakine pas atamıyor.
Dün müthiş yumuşak işler yapıyor.
Aboubakar'da yalnızca iki plan var ama, üçüncüsü yok. Çalım atmasını biliyor, vuruşu düşünüyor ama pas tercihlerini düşünemiyor. Cenk de aynı, C ve D planları yok.
Beşiktaş'ta kanat oyuncusu olarak Quaresma var. Quaresma çok çizgide kalıyor, eveliyor geveliyor. Daha ciddi oynadığı zaman önemli meziyetleri var. Olcay'ı düşünmüyor, Kerim'i hiç düşünmüyor. Cenk'i 4-2- 1-3'ün solunda başladı.
Sol taraf oyuncusunun sağ bekle gelmesi lazım, orta sahaya kat etmesi lazım. Bu özellikler onda yok. Ömer için de aynı... Hem Aboubakar, hem Cenk ya da Ömer olduğu zaman çift santrfor görüntüsü olmuyor.
Hücuma da çok şey katmıyor. Quaresma da savunmayı çok önemsemiyor. Olcay ya da Kerim orada oynamayı biliyorlar. Normalde Olcay daha uygun bir oyuncu oraya... Olcay'ın idman performansını bilmiyoruz tabii ki ama Beşiktaş sisteminin dışına çıkıyor bu şekilde.
Tartışmalı pozisyonlara gelecek olursak...
Quaresma, yapma Allah aşkına...
Kontrolsüz de girmemiş bu pozisyonda, basmış.
Tartışması bile yok pozisyonun, net kırmızı kart. N'Doye'un pozisyonu da penaltıydı.
Trabzon'da başkan Muharrem Usta hakem mağduriyeti ve süreç nedeniyle yerden göğe kadar haklı...

Quaresma, yapma Allah aşkına... Kontrolsüz de girmemiş bu pozisyonda, basmış. Tartışması bile yok pozisyonun, net kırmızı kart.

Aboubakar yavaş yavaş geliyor. Gol vuruşu temiz değil ama bazen Ibrahimovic çalımı atıyor. Bazen de yanındakine pas atamıyor.

Riekerink G.Saray’ın hocası değil

Önce bir Başakşehir'de neler oluyor ona bakalım; bu takım ligde sadece dört puan kaybetmiş, düne kadar dört deplasman maçını da kazanmış. Dün de beşinci deplasmanına çıktı ve kazandı. Beş deplasmanda sadece bir gol yiyen bir takım... Tam bir sistem takımı.. Fenerbahçe'de tecrübe kazanmış bir Volkan Babacan, stoperleri Bekir ve G.Saray'da oynamış Yalçın.. Önlerinde Türk futbolunun en tecrübeli ismi Emre Belözoğlu...
Sağda atletik, çabuk oyuncu Visca, sol kanatta bu sene parlayan Cengiz.. Top rakipteyken de oynamasını biliyorlar, top kendilerindeyken de.. Ve çok tecrübeli bir hocaları var; Abdullah Avcı...
Galatasaray'a gelince; Geride kalan dokuz haftada iki tane iyi oyuncu vardı, Muslera ve Bruma... Bruma uçuyordu, Muslera kurtarıyordu...
Bir yerde uçmayacak, bir yerde kurtarmayacaktı... Riekerink'e bir anda Guardiola havası verildi. Şöyle geride kalan haftalara baktığımızda müthiş oynadığı üç tane maçını söyleriz. Riekerink, değişiklikleri de yapamıyor. Değişiklikleri yaptıkça sürekli geriye doğru giden takım görüyoruz..
2-1 mağlupsun Podolski diye bir silahın var... Podolski'yi niye oyuna sokmuyorsun.. Bir antrenör burnundan kan akan Sinan yerde yatarken ve 2-1 geride iken yanında da Podolski varken niye oyuna sokmaz anlaşılır gibi değil..
Başakşehir'in ilk golü güzel bir organizasyonla geldi.. İkinci gole de tamamen çalışmışlar.. İki tane futbolcu yalancı ofsayt koşusu yaptı. Yalçın da güzel bir vuruşla golü attı. Başakşehir yüreğini de koydu içine... Duygularıyla oynayan bir Başakşehir vardı. Boşuna lider değiller...
Duygularını oyuna yansıtmayan bir Galatasaray vardı. İkinci yarının ilk 20 dakikasına kadar Başakşehir bana göre iyi oynamadı.
Buna rağmen Galatasaray o kadar kötüydü ki maksimum berabere kalırdı... Bakın G.Saray Avrupa'da yok... Büyük takımlar 'oh az maç oynayacağız' diyemez... Çok maç oynamak avantajdır... Oyuncuların duyguları gidiyor.. Sneijder geçen hafta 18 kişilik kadroda neden yoktu. Yasin neden kadro dışı? Bu uygulama kulübe ceza veriyor, oyuncuya değil... Riekerink için tecrübeli teknik direktör asla diyemem. Podolski gibi bir silah 12 dakika kala oyuna girmez.. Sen bu şekilde Podolski'yi idare edemezsin, Sneijder'i idare edemezsin.. Galatasaray herkesin antrenörlük yapabileceği bir kulüp değil. Stoperlerin devamlı değişiyor, sağ bekin sürekli değişiyor. Oyuncu liderin enerjisi ile gider. G.Saraylı oyuncular hocalarını karar verici olarak görmüyor.

At sahibine göre kişner
Büyük oyuncular büyük antrenörlerle daha iyi oynar. Bizim bildiğimiz Sneijder bu mu?... Sneider'i kapıdan kovsan bacadan içeri girer. Sneijder, Galatasaray'dan daha iyi bir takım bulur mu?.. Bulamaz... Büyük oyuncular, büyük yıldızlar geldikleri takımlara uyarlar... Quaresma geldi, Beşiktaş'a uydu... Çünkü Beşiktaş'ın başında Şenol Güneş var. At sahibine göre kişner... Riekerink altyapıda oyuncu yetiştirebilir ama Galatasaray'ın teknik direktörlüğünü yapamaz... Sneijder, Fatih Terim'le, Mourinho ile çalışmış... Şimdi, kendisinin teklif ettiği ancak rüyasında bile göremeyeceği Riekerink G.Saray'ın hocası olmuş. Riekerink hoca olursa yıldızlar küser, skorlar da böyle aldatıcı olur... Belki dünya iyisi insandır ama Galatasaray'ı kaldıramaz.

Napoli’den 4 puan büyük başarı

Şampiyonlar Ligi gerçekten zor bir lig...
Sert takımlar var. İyi futbol oynuyorlar.
Hakikaten de bu seviyede çok iyi futbolcular da var. 6 maçlık ligde şu Napoli'den 4 puan alabilmek çok önemli... Tabii ki hiç yenilmemek de. Bu Napoli takımı, bu grubu geçerse ve karşısına olağanüstü bir takım çıkmazsa yarı finali görür. Tarzları var, deplasmanda da olsa riskli de olsa dar alanda oynamaya çalışıyorlar. Bu dar alan da rakip yarı alan oluyor. Top rakipteyken kendi yarı alanında beklemiyorlar. Fabri aut atışı yapacak ya da Rhodolfo topu oyuna sokacak; stoperleri Koulibaly ve Maksimovic çizgiye kadar çıkıyorlar. Bunun riski savunma arkasına atılan toplardır, Beşiktaş her iki maçta da Aboubakar'ı bu pozisyonlarda kullandı ama Napoli yine de, "Ben böyle bir takımım, ben böyle oynarım" diyor. İki maçta rakip hoca Sarri'nin en büyük hatası, İtalya'daki maçta Gabbiadini'yi oynatmaması, buradaki maçta ise oynatmasıydı... Tam tersini yapması lazımdı.
Beşiktaş, bir sürü dezavantajına rağmen, sakatlara rağmen, hazır olmayan oyuncularla oynamak zorunda olmasına rağmen, maçın başında Tosic'in sakatlığına ve Adriano'nun yerini değiştirmesine rağmen istediğini aldı. Napoli gibi bir takıma karşı iki maçta 4 puanı ancak böyle alırsın. Orta sahayı kalabalık tutacaksın ki Şenol hoca da bunu yaptı. Alanına çekileceksin. Önde baskı yaparsan stoperleri dahil bütün takım pas yüzdesi yüksek olduğu için baskıyı kırarlar ve kanatlarda toplu topsuz çabuk kanat oyuncuları olduğu için çabuk geçerler. Şenol Güneş, orta sahayı kalabalık tutarak doğru yaptı. Rakip 1 puana yetinmeden oynarken pozisyon da bulurken bu direnci bir tek golle kırabilirsin. Öyle de oldu. O anda defansif orta sahaları çıkarıp, hücumcuları girince Hamsik'le hemen golü buldular. Aslında Beşiktaş, son 7-8 dakika oyuna ortak oldu.
Hem rakip ofansif kadroyla kaldı, hem de Oğuzhan girmişti. Maç Beşiktaş'a da, Napoli'ye de geldi, gitti. Yoksa ibre 1-0'a kadar Napoli'den yanaydı. Çok güçlü bir takıma karşı 4 puan almak çok ama çok önemli bir başarı.
Yalnız Yusuf Namoğlu'ndan rica ediyorum; İzlanda- Türkiye, Beşiktaş-Napoli maçlarını yöneten İngiliz hakem Clattenburg'un videolarını alsın, amatörden profesyonele kadar her hakeme izletsin. Hakemin yaptığı tek şey gördüğünü çalmak... O da mükemmeliyet getiriyor. Kolayı, bizim hakemler zorlaştırıyor!
Clattenburg'u gördükten sonra fark ettim ki hakikaten hakemlikte çok gerideyiz. Mental olarak da görüş olarak da çok gerideyiz. Euro 2016 finalini de boşu boşuna bir hakeme vermezler zaten.

Zor oyun kolaya döndü!

Fenerbahçe için 90 dakikanın özeti: Zor oyun kolaya döndü...
2-0'dan sonra maç bitti tamamen. 5-0 olduktan sonra Fenerbahçe de bıraktı oyunu. Fenerbahçe'nin gol coşkusu azaldı, Manchester United maçı erken başladı. Futbol böyle oyundur, duygusaldır... 5 gol atınca 10'a gitmezsin. Hakem de buna uydu ve 1 dakika uzatıp bitirdi maçı. Aslında oyun ortadaydı ama penaltı ile herşey değişti... Geri düşüyorsunuz, üç oyuncunuz kart görüyor ve ardından Ceyhun kırmızı kart alıyor.
Buna rağmen Karabükspor, 10 kişi bile fena oynamadı ama +45'te Skrtel golü attı. İgor Tudor devreyi 1-0 bitirmenin hesabını yaparken santrasız 2-0 oldu. Oyuncu da bunu biliyor..
İkinci yarıda da 3, 4, 5 olunca Karabük'ten sonra Advocaat da Manchester United maçını yaşamaya başladı. İki asist yapan Volkan Şen'i çıkardı, Van Persie'yi de... Önde oynayacak alan olmasına rağmen Emenike'yi sahaya sürmedi. Mehmet Topal'ı dinlendirmek için kenara aldı.
Maça bakınca, Advocaat içinden, "Bu penaltı ve kırmızı kart bizi rahatlattı" demiştir ama maçtan sonra böyle demez tabii... İlk 10 dakika kaleye pozisyonun yok, rakip sert, iyi kontratağa çıkıyor. Ama futbol hata affetmez, haddini bileceksin. Karabükspor 10 kişi ve sol bekleri geri gelmiyor. Karşısında da Lens var..
Sonuçta zor başlayan, zor devam eden, penaltı ve kırmızı kart ile kolaylaşan bir karşılaşma oldu. Maçın kırılma anları penaltı, kırmızı kart ve ilk yarının son dakikasında atılan ikinci goldü.
Teknik direktör Advocaat, Aatıf'ı forvet arkası oynattı 4-2-3-1'de... Ama Manchester United'a karşı onun yerine Van Persie gelir... Öne de Emenike..
Aatıf'ı kazanma adına iyi bir maç oldu. Aatıf üzerindeki stresi attı. Şener'i de çok beğendim, sahanın en iyisiydi.
Kaleci Volkan Demirel'in 5-0'dan sonra kurtardığı top harikaydı. Konsantre olduğu zaman çok iyi kaleci.
Fenerbahçe için Konya galibiyetinin önemini bugün anlıyoruz. Hani kötü oynayıp da kazandığınız maçlar var ya; onlardan bir tanesiydi...
Fenerbahçe'nin şampiyonluk yarışında olması için önündeki derbileri kazanması şart. Ama o galibiyetlerin anlamının olması için de bu maçları kaybetmemesi lazımdı. Bunu da yaptı Fenerbahçe...

BAŞAKŞEHİR'E SAYGI DUYUN
Ligin en çok puan alan, en çok gol atan ve en az gol yiyen takı mı Başakşehir. Bütün istatistikler onların lehine. Başakşehir'in temel hedefi, ilk 5'in gediklisi olmak... Zaten iki yıldır Avrupa'ya gidiyor. Şampiyonluk için yüzde verecek olursak Üç Büyükler'e göre az tabii ki... Bu yarış farklı bir şey... Ama bu demek değil ki olmayacak... Başakşehir'de bir teknik direktör profili var... Hani derler ya, "Seyirci baskısı yok, stres yok" diye... Bence terstenb akmalıyız üzerinde baskı yok lafına... İstanbul takımı olacaksın, seyircin olmayacak işte o zaman oyuncuyu konsantre etmek kolay değil... Bu yüzden en önemli başarısı da bu Avcı'nın... Devam eder mi? Eder... Bursaspor'u, Karabükspor'u, Fenerbahçe'yi yenen bir takım şampiyonluk yarışında olur mu? Olur ama içlerinde en zayıf ihtimal onların. Yanılır mıyız, yanılırız... Ama 25. haftayı görür bu puan farkıyla.. Ayrıca 18 maçtır yenilmiyorlar. Ayağa kalkıp önümüzü ilikleyerek saygı duymalıyız Başakşehir'e.

Kalecinin önce eli iyi olsun!

Evinde 5 maçı var Gençlerbirliği'nin, ikisini büyük takımlarla oynadı. (G.Saray ve Beşiktaş)... 1-0'dan 1-1'e yakalandılar ama onlar standardında oynadı, kapasiteleri bu. Disiplinli oynamaya çalıştılar. Serdar Gürler'in ayağına top tam oturdu pozisyonda. Gözüktüğü kadar kolay vuruşlar değildir bunlar. Yere vurduktan sonra üstten auta bile gidebilirdi.
Şenol Hoca, uzun süredir oynamayan Olcay, Talisca ve Quaresma üçlüsünün arkasında Tolgay ile Necip ikilisini kullandı. Necip erken sakatlanınca Adriano'yu onun yerine kaydırıp Tosic'i sol beke çekti. İkinci yarıda ise Marcelo öne çıkıp Adriano'nun tekrar beke dönmesini sağladı. İki kez sol bek değişti. Bundan kaynaklı ne Adriano, ne kısa süreli Tosic, ne de sağ bek Gökhan Gönül'den hücum katkısı sağlayabildi. Şenol Güneş ne kadar önem verirse versin, herkesin aklında belli ki Napoli maçı vardı. Hoca da rotasyon yaptı. Aboubakar'ı formda olmasına rağmen kenarda tuttu. Bir test oldu bu. Beşiktaş vitesi biraz yükseltti, 3-4 tane gol yapabilecek kadar pozisyon buldu. Beşiktaş, Beşiktaş gibi oynadı ikinci yarı ama 1 gol atabildi.
Fabri kesinlikle hatalı golde. Bir pozisyon çıkardı, bir de İrfan'ın frikiğinde doğru tahminde bulundu. Giray Bulak Hoca, "1-4-3-3 demek gerekir taktik dizerken" der. Doğru bir tespit. Ayağı çok iyi diyebiliriz kalecinin ama önce eli iyi olacak! Eli iyi olursa kadayıf, ayağı iyi olursa kaymak olur. Rüştü'nün ayağı nasıldı? Schmeichel'ın nasıldı? Ayağı iyi olsun ama önce topu da tutsun. Kalecinin ayağı iyiyse, defans oyuncusu güvenir, pas verip geri alır. Bu gol yedirdiği pozisyonda şöyle bir durum yaşandı; Rhodolfo'nun Fabri'yle ilk kez oynamasından kaynaklandı. Uyum çok önemli... Bazen şöyle şeyler oluyor; sağ ayaklı kalecinin soluna atıyorlar. Zeki defans oyuncusu bunu da düşünerek atandır. Fabri'nin de ayağı çok iyi değil bu arada. Kesinlikle hatalı.
Rhodolfo da bayağı ağırlaşmış. Atlet oyuncuyla genç oyuncunun sakatlık dönüşü toparlaması daha kolay olur ama Rhodolfo böyle değil... Tank gibi şu anda. İkinci yarı toparlamış gibi göründü ama orada da geride karşıladı hep rakipleri. Son olarak hakem çok temiz yönetti. Hataları oldu mu, oldu ama bunlar maç içerisinde olabilecek şeylerdi.

***

En iyi hücumcu Atiba

Atiba, Beşiktaş'ın en iyi hücumcusu... Atağa başlamak için ne yapmak gerekir? Kazanmak gerekir. Atiba öyle bir bölgeye hakim ki... 5 tane atmaz Atiba, 8 tane asist de yapmaz ama topun rakipte kalmamasını sağlar. 5 oyuncunun liberoluğunu da yapabilir. En iyi defansif orta saha demem ben ona, bir an önce topu kazanmasına vesile olan, önde baskı yapmasını sağlayan oyuncu çünkü. O yüzden en iyi hücumcu Atiba'dır. Atiba en kötü ihtimalle takımı öne iter. O zaman da Beşiktaş dener dener, golü yapar. Atiba takıma hücum yaptırır. Bekleri de çıkartıyor, nefeslendiriyor, dinlendiriyor. Hoca Napoli maçında Gökhan ile Atiba'yı kullanayım, bunun için dinlendirmek istemiş olabilir. Bu iki oyuncudan birisi mutlaka olmalı sahada. Onlar yokken oynamak zorunda kalanlardan Marcelo da orta saha oyuncusu değil sonuçta, Adriano da merkez sayılmaz.

Mutlaka seri yakalamalı!

Geçtiğimiz 7 haftaya baktığımız zaman iki takım açısından da goller ve dolu dolu pozisyon beklemek oldukça zordu. Maçtan önce iki takım adına ne bekleniyorsa o çıktı ortaya.. Konyaspor takımı çok kompakt bir takım. Aykut Kocaman kronometre ile planını muazzam uygulayan bir hoca. Fenerbahçe açısından baktığımız zaman deseler ki aman gelmeyin 'yarım sıfır kazanın' onu kabul ederlerdi. İleride Emenike, Van Persie ve Lens'in dışında sahada hücum oyuncusu yok... Geri kalan oyuncuların hepsi defansif.. Üç tane oyuncudan gol bekliyor Fenerbahçe... Lens bireysel yeteneğiyle penaltıyı yaptırdı, Emenike de golü attı... Penaltıyı Van Persie'nin kullanmasını bekliyordum. Emenike'nin kullanması sürpriz oldu. Emenike sadece ayak bileğiyle değil, gözleriyle kaleciyi kandırdı.
Oyun sürpriz değil...
Fenerbahçe'nin aldığı 3 puan moral açısından çok değerli. Kaos içinde medya ile tartışmalar devam ediyor. Advocaat sürekli oyuncularını suçluyor. "Bu oyuncuları ben getirmedim" falan diyor. Belli ki oyuncular kendi aralarında konuşup bugün 'kazanalım' demişler. Ancak sadece mücadele açısından demişler... Fenerbahçe yaratıcı oynamıyor ve zevk vermiyor ama psikolojik olarak en azından nefes alma açısından önemli bir galibiyet. Oyun anlamında bir ışık yok.
Tabii 3 puanın değerli olması için seri yakalaması lazım.. Seri yakalamazsa geçen seneki Galatasaray'ın durumuna düşer. Bu skorun aldatıcı olmaması için Fenerbahçe'nin galibiyet serisi bulması şart...
Konya'nın pozisyonunun da penaltı olduğunu düşünüyorum. Bunun tamamen formayla ilgisi var.
Fenerbahçe formasıyla böylesine maça çıkmak çok zordur. Berabere kaldığınızda bir anda Beşiktaş'la aranızdaki puan farkı 10'a çıkacaktı. Bu yüzden oyuncuların konsantrasyonu üst düzeydeydi. Bu oyuna yansımadı ama defansta yansıdı... 1-0'dan sonra ikinci yarıda koruma içgüdüsü geldi. Böyle devam ederse herkesi kandırmış olursunuz...
Zaten bu oyuncu yapısı fazla pozisyon üretmez. Fenerbahçe'nin 4-2-3-1'i oynaması için elindeki tek futbolcu Van Persie..
Ama direkt forvet arkası oyuncusu mu?
Değil.. Mevcut kadronun en iyi oyuncusu...
4-3-3 oynasa bu sefer Emenike'yi kesmiş olacak.. Fenerbahçe'nin 4-2-3-1'i oynayacak kadrosu da yok, 4-3-3'ü oynayacak kadrosu da yok... Bu takım 4-4-2 oynar. Fakat bu sistemi de önde baskı yaparak oynayabilirsin.
Bana göre; Fenerbahçe'nin fizik gücünü artırıp 4-4-2 oynaması lazım.

Avrupa dönüşü farklıdır

Beşiktaş için maçta ilaç ne oldu? Aboubakar'ın attığı gol... Ondan önce başabaş oynayan bir Antalyaspor vardı. Diego'nun ancak Barış Şimşek'in raporunda görülebilecek sözü nedeniyle atıldı, muhtemel bir küfür var. Diego atılmasaydı Antalyaspor başabaş oynamaya devam edebilirdi. Hem gol yiyorsunuz, hem de eksik giriyorsunuz içeriye... Böyle olursa Beşiktaş'a direnemezsiniz. Yüzde 99'luk gol pozisyonu buldu 4 tane Beşiktaş, ikinci yarıda... Bu pozisyonları kaçırmak daha zordu, kale ağzında pozisyonlar...
Antalyaspor'u ben ligin dibinde olmasına rağmen beğendim. Şafak başkanla görüştüğümde de FIFA'dan gelen transfer yasağını da kaldıracağını söyledi. Rıza hocanın eli değmiş bence takıma, canlı bir takım. Kora kor gidecek maçta Diego'nun atılması etkili oldu. Pozisyon için yorumum şu; Tosic'in pozisyonunda endirekt vuruş verilmeliydi, ayağı havada geldi. Hatalı kararlar zaman zaman skoru etkileyebiliyor, dün olduğu gibi... O hata olmasa da Beşiktaş kazanabilirdi ama bunu da söylemek lazım.
Beşiktaş'ın ilk golü ayrıca konuşulmalı... Necip başladı, iki pas yaptılar, Adriano'ya verdiler, Gökhan'a gitti. Gökhan sağa oynadı, oradan Quaresma'ya geldi. Oradan da Talisca ve gol... Antrenmanlarda rakipsiz pas yapa yapa gider, sonuçlandırmaya çalışırsınız. Bunu adeta rakip varken yaptı Beşiktaş. Bir de Tosic diye bir oyuncu var. Hamleleri iyi. Ağır olduğunu biliyor, mesafesini iyi tutuyor. Ayağı iyi, yüksek toplarda iyi... İki bek sürekli değişiyor ama Marcelo ile birlikte oynuyorlar. Tosic gerçekten iyi iş çıkarıyor.
O kadar geniş bir kadrosu var ki Beşiktaş'ın... Kalede Tolga, sağ bek Beck, stoperde Rhodolfo, tribünden de Atınç'ı sayıyorum. Sol beke Caner... Orta sahaya Necip, Gökhan İnler, tribünden Oğuzhan... Kerim Frei evde. Ömer kenarda. Cenk Tosun var. Şampiyonlar Ligi maçı oynayıp dönmek kolay işler değil. Barcelona 90+'larda attı. Manchester City berabere kaldı, Manchester United dağıldı. Arsenal favori olduğu maçı alamadı, Atletico Madrid yenildi. Juventus yenildi. Avrupa sonrası lig oynamak kolay değildir. Zor giden maçı kolaya çevirdi Beşiktaş, farka da götürebilirdi.
Son olarak Antalyaspor için şunu demek gerekiyor. Buradan Rıza hocanın moralsiz dönmemesi lazım ama sadece bu agresifliği biraz durdurmalı. Bu maçın oyununu cebe koymalı ama birçok kişi sahadan atabilirdi. Eto'o tek başına tabelaya oynuyor. Oyun içinde egoist oynuyor, bomboş kaçan arkadaşlarını görmüyor. Sadece takımca toplanırken takım oyuncusu gibi... Eto'o da takıma uymalı.

Perşembenin gelişi belliydi

Gerçekçi olmak gerekirse Trabzonspor'un bu kadrosu şampiyonluğa oynamaz ama ne olursa olsun büyük takım... "Bize her yer Trabzon" diyorlar. Kadro kalitesi olarak kazanması sürprizdir ama takım olarak kazanması sürpriz değil. Trabzonspor iyi oynamayabilir ama iyi savunma yapabilir. Tehlikeli bölgenin dışında savunma yaptı. 25 dakika iyi oynayıp oyunda hiç yer alamadılar. N'Doye çok kötü günündeydi, iki kenar oyuncusunun sakatlanarak kontratak silahlarının sekteye uğraması etkiledi. Uğur da Durica da çok iyiydi. Trabzonspor'un amblemi kazandı. Ne ilk kez yeniyor ne de son kez... Böyle bakmak lazım buna.
Taraftar da biliyor Gençlerbirliği maçını... Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan bellidir. Sezon başından beri artan bir taraftar desteği var. Taraftar hocayı da destekliyor. Riekerink'in maç öncesi hazırlığı iyi ama oyun hamleleri aynı düzeyde değil. İki tane örnek vermek istiyorum. Rakibin ikinci devrede kontratağı çok az, tehdit etmiyorlar. Gitti, De Jong'u soktu. Niye sokuyorsun ki, rakip atak mı yapıyor? Son bölümde iki değişiklik yaptı, iki tane duran top silahını aldı. Son dakikalarda kime kaldı duran toplar, Josue'ye... Bunlar hata. Son bölümde üçlüye döndü, Carole'u üçlü stoperin parçası yaptı, onun da hücumunu kesti. 1-0 mağlubum, kazanmak zorundayım, kaleye gelmeyen bir rakip var, De Jong'u oyuna almam ben. Eksik oynarım, yine de oyuna almam! Selçuk'u çıkarıp, De Jong'u 3-0 öndeysen belki yaparım, o da belki... Selçuk yorulursa yaparım ancak.
Türkiye-Kazakistan maçı var, Arda nerede oynadı? Orta sahanın merkezinde... Dünkü maçtan sonra istatistiklere bakalım, 5 tane atmış zannedersin Galatasaray'a. Napoli, 17 korner attı ama golleri Beşiktaş attı. Oyunda hüner vardır. Az gidersin, öz gidersin. Topla oynaması yüzde 70'lerdedir Galatasaray'ın, tehlike yememişsin. Modric ön orta saha oyuncusu oynuyor Real Madrid'de... Gerekirse Sneijder ile Selçuk merkezi yaparsın. Bir tane duran top oyuncusu sokarım. Selçuk'u çıkardığın zaman ofansif orta saha oyuncusu sokman lazım senin en kötü... Tolga araya oynamaz, De Jong ceza sahasına girmez. Ben Jan Olde Riekerink'in neden oyuna Nigel De Jong'u soktuğunu gerçekten öğrenmek istiyorum. Özetle oyuncu değişikliklerinin Galatasaray lehine geliştiğini çok az görüyorum ben. Problemi oyuncu çözer ama anahtar antrenördedir.

Fenerli skorborda bakmaz!

Fenerbahçe kötü gittikçe söylenenleri dinliyorum, yazılanları okuyorum, "Offffff" çekiyorum… İçim yanıyor, sıkılıyorum, üzülüyorum. Sonra diyorum ki; "Sıkma canını, takılma. Sen nasılsa 54 yıldır biliyor ve seviyorsun bu kulübü. Allah ömür verdiğince de sevmeye devam edeceksin."
Bu 54 yılın 8 yılında kutsal çubukluyu giyip kaptanlık yapmış, kısa bir dönem de olsa antrenörlük görevini üstlenmişim. Çocukluğum Fenerbahçe aşkı ile geçmiş. Takım kaybettiği zaman Beşiktaşlı, Galatasaraylı çocukluk arkadaşlarım kızdırmasın diye tebeşir yiyip ateşlenip okula gitmediğim aklıma geliyor müsterih oluyorum. Benim en büyük mirasım; çocuklarım Erdi ile Eda'ya yıllar önce de söyledim, şimdi bir kez daha tekrarlıyorum: Fenerbahçeli Rıdvan'ın çocukları olmaları. Hakikaten kaç kez şampiyon olduk. Oyunculuğumda bir kez gördüm. Lig kuruldu kurulalı 19 şampiyonluk. Aklıma hemen rahmetli İslam Çupi'nin yazısı geliyor. Üstad'ın şike olaylarından 11 yıl önceki bu yazısı sanki bugünkü Fenerbahçe taraftarına öğütler barındırıyor. Fenerbahçe sevgisi budur ve Fenerbahçe'yi lekelemek (burası da benden olsun; alay etmek o kadar kolay değildir.) Fenerbahçe olmazsa bu ülkede hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
Ne diyordu üstad;
Türkiye'de, Fenerbahçe Cumhuriyeti sağlıklı başarılı ve ilkse bu ülkede her şey mutlu ve huzurludur. Esnafın yüzü güler, perakendeci ve toptancıların tezgahında mal kalmaz. Tiyatrolar, sinemalar, sazlar, barlar meyhaneler fulldur. Stadlar Türkiye'nin her vilayetinde lebaleptir. Fenerbahçe gittiği her kente kendi ile birlikte büyük bereketini götürür, i...ler diye uğurlanmasına rağmen.
Fenerbahçe Cumhuriyeti ortalıkta yoksa, Türkiye yoktur, futbol yoktur, bolluk yoktur, insanlar yoktur, canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre sonra yaşayan yer olmaktan çıkıp, mezarlık olur. Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz... "
Saygıyla anıyoruz.
Bugünlerde bakıyorum, yazılan ve konuşulanlar hep dalga geçici konuşmalar. Bir tarihle dalga geçme cüretini gösterebiliyorlar. Bir tane kız çıkıyor, "Fenerbahçe'nin uçağının camına kanarya mı vurdu" diyor. Başka biri çıkıyor, "Dick gidecek Toshack gelecek" diyor. Biri çıkıp r'leri yumuşak ğ okuyor! Ben dalga geçmeyin demiyorum artık! ANLAYAMAZSINIZ Kİ! ANLAMAZLAR! Başkan Aziz Yıldırım'ı beğenmeyebilirsiniz. Futbol takımı kötü oynuyor diye eleştirebilirsiniz. Ama şunu bilin ki rahmetlinin de söylediği gibi Fenerbahçe özeldir. Ve Fenerbahçe'nin 3 Temmuz'da üzerinden tır geçmiştir ama ayaktadır. Fenerbahçe Türkiye gibidir. Vururlar ayakta kalır. Vurdular ayakta kaldı. Ülkemize de her yerden saldırı var ama hala ayakta ve herkese restini çekiyor. Çünkü güçlü bir ülkeyiz, Fenerbahçe de güçlü bir kulüp. Ne yıkılır ne de yıkabilirler. Zannetmeyin ki Fenerbahçe kötü gittiği zaman siz üzülüyorsunuz da diğer kulüp taraftarları mutsuz mu oluyor. "Ahh-ahhhh yazık" mı diyor. O yüzden hani Fenerbahçelilerin bir sözü var ya "Fener'in Fener'den başka dostu yok." Bunu aklınızda tutun. Bir kez daha kenetlenme zamanı. Yok o tribün Aziz Yıldırımınmış, diğer tribün başkasınınmış. Bu sözlerim Başkan ve yönetim için de geçerli. Onlar da tribünleri bölmesinler. Bardağın boş tarafına bakmayın. 3 Temmuz'dan bu yana darbeler yemesine rağmen Fenerbahçe Avrupa'nın sayılı kulüplerinden biridir. Günlük başarı ya da başarısızlıklarla Fenerbahçe'nin büyüklüğü tartışılmamalı. Büyük camia olmak kolay değildir. Galatasaray 14 yıl şampiyon olamadı büyüklüğünden bir şey mi kaybetti. Beşiktaş'ın göğsünde yıldızının az olması büyüklüğünden bir şey mi kaybettiriyor? Hayır… Fenerbahçe'nin antrenmanlarına 10 bin kişi gelirdi ya eskiden. Fenerbahçeli skorborda bakmaz. Ben öyle gördüm öyle öğrendim. Şimdi birlik zamanı. Hocasıyla, oyuncusuyla onları ayağa kaldırabilecek tek güç var, para pul değil taraftar! Top artık taraftarda.
Sizin ailenizden sonra gördüğünüz, en büyük aşkınızı yalnız bırakmayın! Çünkü onların sadece size ihtiyacı var!

EMENİKE FENERBAHÇE'Yİ SİLDİ!
Fenerbahçe Teknik Direktörü Dick Advocaat'ın Manchester United karşılaşmasında kulübeye çektiği Emmanuel Emenike, yine tepki çeken bir davranışta bulundu. Nijeryalı forvet, sosyal medya hesaplarından Fenerbahçe Kulübü ile ilişkili tüm fotoğrafları sildi. Emenike, geçtiğimiz günlerde Advocaat'a tepki gösteren bir paylaşımda bulunarak infial yaratmıştı.