CANLI
SKOR
Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen

Talisca alternatif değil!

Güzel zemini yakaladığı zaman Beşiktaş, iyi futbol oynuyor. Alanyaspor gibi içeride dışarıda açık oynamaya çalışan bir rakip Beşiktaş'a imkan sağladı.
İkinci golü 2'ye 1 yaparak attılar. Deplasmanlarda oyun olarak rahat oynayan tek takım Beşiktaş. Bu yıl sadece Başakşehir maçının ilk yarım saati ve Fenerbahçe deplasmanı haricinde rakibi tehdit etmedikleri dönem yok.
Rakipler de puan kaybetmişken, "Aman yenelim de 41 puanı cebimize koyalım" dedi.
Cenk, kendisini bir türlü beğendiremese de 12'nci golünü attı. Etkili oynuyor. Beşiktaş favori olduğu maçı favori gibi oynayarak hak ettiği bir galibiyet elde etti.
Bazen hakemler iş alırlar başlarına...
Böyle bir şey benim de başıma geldi.
Trabzon deplasmanı zordu. Biz orada 4-1 öndeyiz. Trabzon deplasmanında kendi sahamızdan aldım, gol attım, vermedi.
4-1'den sonra 4-3'e geldi maç. Son dakika bizim kaleci boşa çıkınca, İsmail Kartal elle çıkardı topu çizgiden. Kafası benim golümde kaldığı için veremedi hakem.
Dün de öyleydi. Quaresma'yı atamadığı için kafası orada kaldı. Alanyasporlu Donald'ı da atamadı.
Bu maçta yapabileceğimiz bir çıkarım da Talisca'yla ilgiliydi. Talisca, 30 dakikada bize santrfor olarak oynayamayacağını gösterdi. Oyun kalitesi Talisca'nın önde oynadığı bölümde düştü Beşiktaş adına.
Aynı şablonda pozisyonlar değişip Babel öne geçince, Talisca 10 numaraya dönünce daha iyi oldu. Aboubakar, Afrika Kupası'nda, Cenk Tosun da sakatlandı. Görüldü ki onların alternatifi Talisca değil. Babel'le daha iyi oldu ama sırtı dönük Babel de çok iyi değildi. Belki bir forvet arayışı olur. Şenol Güneş, Galatasaray'ın Yasin'le yaptığı gibi kadro dışı bırakmadı, devam etti. "Buyur Darıca'yla oyna o zaman" dedi. Dün de iyi performans veren Quaresma, hocasına koştu. Twitter hesabından özür de dilemiş zaten.
Demek ki zor bir oyuncu olsa da Quaresma ilişkileri kötü bir adam değil. Alanyaspor için şunu söylemem gerek: Kulüpler teknik adamlarda çok boşluk bırakmamalı. Örnek, Rıza Çalımbay... Gelir gelmez ağırlığını koyup Antalya'yı toparladı. Hocalarını bir an önce bulmalıydılar.
Son olarak Türk futbolu için çok büyük bir değer olan Gençlerbirliği Kulübü Başkanı İlhan Cavcav'a tekrar rahmet, ailesine başsağlığı dilerim. Çok önemli bir insandı.

Talisca zoru kolay yaptı

Çok iyi bir takım Osmanlıspor. Önemli silahları Afrika Kupası nedeniyle yok ama Aboubakar da Kamerun'daydı.
Futbol enteresan bir oyun, belki Cenk gol atamayacaktı o olsaydı...
Hem Galatasaray'ın hem Başakşehir'in kazanması, Beşiktaş için bu deplasmanı daha da önemli haline getirdi. Stada geliyorsunuz...
Şenol Güneş, sahaya bakınca, "Eyvah yandık" demiştir. Çok kötü bir zemindi. Osmanlı da oynayan bir takım olduğu için her iki takıma da zordu. Böylesi bir maçı 2-0 bitirmek çok önemli.
En önemli oyuncular Talisca ve Fabri oldu. Beşiktaş, ligin ciddi favorisi ama enteresandır, 17 hafta geçti, arzuladığımız ya da beklediğimiz Beşiktaş var mı dersek, geçen seneki performansla kıyaslarsak süreklilik yok. Marcelo dışında sürekli iyi oynayan oyuncu yok. Buna rağmen 38 puan yaptı.

İLK GOL KIRILMA ANIYDI
Bu takımda şahane sezon geçiriyor diyebileceğimiz 1 tane oyuncu var.
İnişli çıkışlı çok oyuncusu var. Bireysel anlamda kalitelerinin altında kalmasına rağmen bu puana ulaşıyor bu takım.
Tarak kemiği kırıldı ve döndü Talisca ama yüzünü kapatıp şu vuruşu kim yaptı dersen Talisca derim. Talisca 4-4-2'nin ikinci forveti gibi oynuyor. Kolay goller değil bunlar. Öne doğru hareketli topa sert plase vurmak kolay değildir. Top size gelirse daha kolay vurursunuz.
Hem sert vuracaksınız, hem de topu çevireceksiniz. Maçın kırılma anı oldu o pozisyon... Zor bir rakip Osmanlıspor...
Musa sezonun en iyi oyuncularından biriydi. Cezalıydı bu maçta. Ndiaye'nin olmaması da çok etkiledi.
Yeni transfer Mitrovic, Tosic-Marcelo tandemini nasıl kesecek, merak ediyorum.
Beşiktaş'ın kadrosunda sağ bek, sol bek hücumcu...
Tosic, zaman zaman topla çıkabilir. Oğuzhan, Quaresma, Talisca, Babel, Cenk... Çok ofansif bir kadro. Bir de Osmanlıspor kadrosunu hayal edince bol gol olur diye bekliyordum ama zemin, hava şartları gibi etkenler de var. Bu takımla fazla pozisyon vermeden 2-0 dönmek önemli...
Osmanlı keyif takımı. Moralli, düzenli... Hocaları da öyle. Esprisine söylüyorum, belki puanlarını bile bilmiyordur.
Futbolu oyun olarak gören, iyi de yönetilen bir kulüp. Onları içeride dışarıda zevkle izliyorum.

HA-ZIR-LAN-MA-MIŞ-LAR!

İlk yarı bitti Fenerbahçe açısından, 32 puanla... Beğenmediğimiz Pereira dönemine bakarsak puanı daha yüksekti, 40'tı. 8 puan gerisinde kalmışsın.
Fenerbahçe takımı içeride 9 maç oynuyor, yarısından azını kazandı, 4 tane...
Fenerbahçe'nin hiç kredisi yok ve sürpriz denebilecek 2 puan kaybetti. Antalya, Adana, Alanya... Akdeniz bölgesinde 3 maçtan 2 puan çıkarabildin. Açıkçası ilk 7 haftadan sonra bir toparlanma sürecine girdi dedik ama bir türlü zirve hattında ilk 2'yi görmedi. Bir türlü beğenilmeyen Galatasaray'ın 4 puan gerisindesin.
TT Arena'ya gideceksin, Vodafone Arena'ya gideceksin. Haftaya da Başakşehir'le 'Olabilirim' maçına çıkacaksın.
'Ben de varım' değil ama, olabilmek için...
Antrenör Advocaat dahil kimse Adanaspor maçına konsantre olamamış.
Sayısız pozisyon bulduğunu söyleyecektir ama 2 kere geriye düştün.
10 bin civarı seyirci varmış başta.
Başakşehir'e o kadar odaklanılmış ki, taraftar dahil, bu maç unutulmuş.
Üstüne basarak yazıyorum, HA-ZIRLAN- MA-MIŞ-LAR! Advocaat maçtan önce Başakşehir maçı hazırlıklarına başlamış. Alper Potuk kaç maç üst üste oynadı bu takımda? Ateşi falan yoksa, hasta ya da sakat değilse Alper oynar.
Çok tehlikeli bir iş daha yaptı.
Aatif Antalya'daki kampa sonradan katıldı. Aatif İstanbul'da kartopu oynuyordu.
Trabzonspor kulübüyle görüşüyordu, kaç alırım diye düşünüyordu.
Planlarda yoktu yani. Niye oynatıyorsun o zaman? Alper var orada...
Neden yuhalandı Aatif, tek sebebi var: Trabzon'a gitmedin, Mehmet'i alamadık. Kulübüne problem çıkartan oyuncu profili... O da cevap verdi çünkü taraftara. Diyelim ki oynattın, hadi Alper'i de kestin, Mehmet Topal sakatlanınca Alper'i al madem. Gitti kanat oyuncusu Karavayev'i oyuna aldı. Lens'i sola çekti, Aatif'ı forvet arkasına aldı. Advocaat'ın bize alıştırdığı sistem antrenörü, takıma hakim hoca kimliğinin dışına çıktı.
Oyuncular üstünden ironiler yapamazsınız, ben hissiyatımı yazıyorum. İlk yarıdaki planının en önemli parçasını oynatmıyorsun.
Hiçbir maç çantada keklik değildir. Çok değerli 2 puan kayıp vardı.
Adanaspor da kolay lokma değilim dedi dün. Kaleci Itandje çok iyi top oynadı.

Rodrigues tam isabet

Ligde 16. hafta bittiğinde Riekerink, "Fenerbahçe yenilgisinden sonra oynayacağımız 5 maçta 13 puan çok iyi diye düşünüyorduk" dedi. Hesapları tuttu. Yetmedi bir de deplasmanda Konya galibiyeti geldi. Rakipleri de Başakşehir dışında kendisine gelecekler. Haftaya gideceği Karabük'ün ilk 11'deki üç değerli oyuncusu da Afrika Kupası'nda olduğu için yok. Devre arası transferleri önemli olduğu için Rodrigues'e baktım özellikle. Öncelikle Bruma ile Rodrigues birbirlerine çok benziyor. Rodrigues ve Bruma ile geniş alanda iki kanadı da çabuk takım oldu Galatasaray şimdi.
Kapanan takımlara karşı bireysel olarak yumuşaklığına baktım Rodrigues'in, iyi. İki ayağıyla da dripling yapıyor. Bu da iyi.
Maça baktığımızda Konyaspor basit oynayan, rakibi iyi analiz eden, fiziği güçlü ve garanti oynayan bir takım. Galatasaray da özellikle top rakipte iken savunma organizasyonunda problem yaşayan bir takım ki, ilk 47 dakikada iki takımın özelliklerini ortaya koyduğumuz zaman bu tablo ortaya çıktı. İlk yarıdaki 16 haftanın karşılığını ilk yarıda bulduk.
Nasıl mı? Bruma ve Yasin'in cezası, Podolski'nin yedek beklemesiyle Galatasaray önlem alınması çok kolay bir takıma dönüştü. Galatasaray'ın hücumdaki tek silahı da sağdan Sabri ve Linnes ile geliştirebileceği kontrataklardı...
Gol nasıl oldu? Sneijder topu sprinti olan Rodrigues'in önüne attı, o da bir başka sprinter Sabri'ye kesti. Ve gol oldu. Riekerink, Rodrigues'i, takımı hızlandırmak için sol kanattaki Josue'nin yerine aldı... Böylece Galatasaray daha sprinter, kaliteli ve hızlı bir takım oldu. Rodrigues'in performansı Sneijder'i de hızlandırdı. Josue'ye pas atsa ne olacak Sneijder? Sabri ve Linnes, Carole'a rağmen Rodrigues ile Galatasaray hızlandı.
Sneijder de bu üçlüye katıldı. Tek eksik Eren'di... Golde ön direğe hamlesi önemliydi ama onun dışında yoktu. Podolski hazır olmadığı için sahada kaldı.
Kırmızı kart da maçın gidişatını değiştirdi. Konyaspor demoralize oldu, son dakikalarda fizik olarak da düştü. Ama ilk sarı kartın yanlış olduğunu düşünüyorum Kaptan Ali'ye... De Jong sahanın en iyisiydi. Yeni Melo geldi takıma. Bireysel olarak sert, takımın oyun arzusunu arttıran bir isim. Pas oyununu da oynayabiliyor.
Sabri de çok iyi oynadı. İlerde daha rahat olduğu bir gerçek.
Ama 90+2'de attığı bir depar var ki inanılmazdı.

G.SARAY'A BİR DE BURAK LAZIM
İlk yarıda çok kötü oynayan, ikinci yarıda Rodrigues ile hızlanan bir Galatasaray vardı. Kamuoyunda herkes inanılmaz bir şekilde ibrenin Beşiktaş'tan yana olduğunu söylüyor. Galatasaray'ın pek adı geçmiyor. Ama Galatasaray potaya girdi yine.
Ben şimdi Galatasaray'ın yerinde olsam Sneijder'in desteklediği Bruma ve Rodrigues gibi iki atlet kanat oyuncusuna uygun bir forvet alırım. Burak Yılmaz tarzı mesela. Bir nokta daha... Bu şartlarda da takım savunmasının arızaya uğramaması mümkün değil. Zira Rodrigues ve Bruma'nın savunma anlayışları sıfır.
Riekerink bir ara yardım etmesi için Sabri'yi yolladı Carole'ün önüne... Beğendiğim bir isim olmasına rağmen nedense bu sezon bitik bir Carole görüyoruz.
G.Saray'ın özellikle öndeki dörtlüsünün, santrforu bilmem, savunma performansı takımı etkileyecektir. Yarın, öbür gün takım öne geçtiğinde belki bu dörtlüden birini çıkarıp Tolga Ciğerci'yi de kullanabilir Galatasaray.

F.Bahçe’nin en rahat maçıydı

Teknik olarak çok konuşulacak bir maç olmadı. Fenerbahçe'nin 5'er gol attığı Kasımpaşa ve Karabük maçları dahil oynadığı en rahat maçıydı. Trabzonspor ilk 10 dakikada ev sahibi olarak yarı sahada oynadı o kadar... Yürüyerek, sağlıklı spor yaparak, Lens'in yıldızlaştığı maçı kazandı Fenerbahçe. Ersun Hoca'nın en büyük hatası ilk yarıyı 1-0 kapatamayışıydı. 'Orada bekleyin' diyebilirdi takımına...
Fenerbahçe için rakipleri kazandığından dolayı bu maç çok önemliydi. Şimdi dönüşte kendi sahasında oynayacak. Galatasaray ve Beşiktaş ise deplasmana çıkacak. Ardından 5 puan gerisinde olduğu Başakşehir ile sahasında final maçına çıkacak. Bunların hesabını yapabilmeleri için kazanması gerekirdi. Bu anlamda Trabzon'da psikolojik şartlar kötü ama iyi bir rakip yoktu. Trabzonspor fizik, taktik ve bireysel olarak kötü, sadece forması, CV'si olan bir takım olmuş.
Fenerbahçe'nin öyle bir oyun yapısı var ki; zor gol yiyen bir takım. Ligin en çok gol atan (34) takımı. Ama bakıyoruz hep kontratak golleri atıyor. Fenerbahçe bekleyen, çabuk hücuma çıkan bir yapıya büründü. Dünkü kötü rakibe karşı bile yüzde 37'de kaldı ilk yarıda. Fernandao'nun iyi oyunu, Lens'in süper oyunu ve Sow'un kötü oyunu vardı Trabzon'da. Ama üçü birden kötü oynadı mı pozisyona giremeden maçı bitirebilir Fenerbahçe. Orta saha dinamik ama üretken değil. Zaman zaman Alper ve Souza zorlamaya çalışıyorlar. Sabaha kadar gol yemezdi Fenerbahçe bu yapıyla. Ama Fenerbahçe şampiyonluğa oynayan bir takım olarak kontratak kültüründen çıkmalı. Fenerbahçe geçmiş yıllarda pas takımıydı, Advocaat ile bundan çıktı. Format, kültür değişikliğine gittti. Bu şampiyonluk için yeter mi bilmem ama skoru yakaladı mı farka gider. Fenerbahçe'nin üç tane silahı var: 1- Savunma... Fenerbahçe fizik olarak kuvvetli bir takım. 2- Kontratak ve duran toplar. 3- Öndeki oyunculara endeksli bir takım oldu. Öndeki üç oyuncunun formu kaderini belli edecek. Ama Fernandao kapalı defanslara karşı da fiziğiyle anahtar olabilir. Advocaat da bunu istedi. Kendisine göre haklı olabilir. Ama Fenerbahçe B planını da uygulayabilmeli. Onun için de transfer yapmalı. Emenike gittiğine de göre yapılacaktır. Bazı maçları tek kale oynamanız gerekir. O zaman 10 numara lazım olur Topal ile Souza'nın önüne...Ama Fenerbahçe eğer böyle bir oyuncu alırsa ona iki şey söyleyecek: 1- 20'den aşağı gol ve asist yapma. 2- Arada da defansa yardımcı ol. 10 numara transferi yapmıyorsa da arkadan ikinci bölgeye çabuk geçecek oyuncu lazım. Kısaca; Fenerbahçe işini yaptı, rahat oynadı. Temiz bir deplasman oldu. Trabzonspor seyircisi, heyecanını kaybetti. Bunun sebebi takımın performansı. Fenerbahçe şimdi iki maçını kazanırsa yarışta olur. Bu krediyi kazandı.

Bir puan süper!

Beşiktaş kaybedince, bütün olumsuzluklara rağmen bir puan Galatasaray için çok önemli... Olumsuzluklara gelince; Zemin bir kere çok kötü... Osmanlı bu stada alışmış... Ağır vasıta kullanan tecrübeli şoför buzlu yolda iyi araba kullanır. Osmanlı da bunun gibi çok alıştığı bir zeminde oynadığı için istediği gibi topunu oynadı... Podolski de olmayınca Eren, Numan'ın kucağında kaldı. Bu sahanın oyuncusu olmayan Bruma ve Sneijder de etkili olamadılar. Galatasaray'ın iki tane de olumlu yönü vardı. 0-0 giden oyunda hemen öne geçti. 2-1 geriye düştükten sonra da tuhaf bir golle hemen 2-2'yi yakaladı. Tuhaf diyorum çünkü Semih'in orada ne işi vardı!!! Duran top olmamasına rağmen Semih gitti oraya.. Demek ki içine doğmuş.. Osmanlı için iki tane kırılma anı vardı... Maçın başında yedikleri gol, ikincisi de öne geçtikleri maçta hemen golü yediler.
Golü attıktan sonra Riekerink, 3-5-2'ye döndü. 'Bu şartlarda aldığım puan iyi puandır' diye düşündü. Galatasaray adına tek olumlu şey sonuçtu.
Yasin'in attığı golde ikiye birleri iyi yapıyor Galatasaray... Yasin etkili oynuyor, görev verildiği zaman. Profesyonellik anlayışı iyi. Sağ kanatta oynuyor, sol kanatta oynuyor. Öyle bir olay ki 85. dakikayı geçiyorsunuz, golü yemişsiniz. Maç bitti, yenildik dersiniz. Ardından hemen gol gelince, o gol Riekerink'e bir kaleci daha sokturur! Riekerink'in en anlamlı puanı budur. Bu kadar kötü zemine rağmen Osmanlı alıyor, şut atıyor, ön direğe kesiyor.. Futbol adına her şeyi yapıyor..
Muslera çok iyi sezon geçirmesine rağmen ligin ilk 6'sında olan takımlardan en çok gol yiyeni Galatasaray... Galatasaray'ın problemi, blokların arasında denge oyun içinde çok açılıyor ama beklerken bile rahat pozisyon veriyorlar. Savunma oyuncuları çok yumuşak ve temaslı oynamıyor. Temaslı oynamadıkları için aralarına giren herkes çok rahat kafayı vuruyor... De jong, Selçuk ceza sahasına girmeden maç bitiyor. Bir de santrforda hareketli olmayan Eren oynayınca Numan'ın işine geldi. Takımın savunmasında problem var, bireysel savunmada problem var. Galatasaray'ın vasat bir kalecisi olsa yediği gol sayısı 25 olurdu...

F.Bahçe’nin işi artık çok zor

Haftalar önce Fenerbahçe üst üste kazanırken, rakiplerinden Galatasaray, Fenerbahçe'ye kaybedip, Beşiktaş 2, Başakşehir 3 maç üst üste berabere kaldığında bile "Fenerbahçe'nin kredisi bitti" dediğimde herkes hayret etti. Ama hakikaten öyleydi. Çünkü tek rakiple yarışmıyorsunuz... Hep final maçına çıkıyorsunuz. İlk 7 hafta o kadar kötü gitmişsiniz ki 5 maçta 15 puan bile sizi zirvenin 3-4 puan uzağında tutuyor. Antalya deplasmanına gidiyorsunuz, rakiplerinizden ikisi kazanmış, diğeri berabere kalmış, puan farkı bir anda açılabiliyor. Bu psikoloji ile maça çıkıyorsunuz. Rakibiniz de 4 maç kazanmış sadece Başakşehir ile berabere kalmış. Bu maçta da çok iyi oynamamasına rağmen Antalyaspor'un ilk yarı 3 tane pozisyonu vardı. Fenerbahçe'nin ise bir tane... İkinci yarıda ise direkten dönen frikiği ve biraz daha baskılı bir Fenerbahçe vardı. Ardından Yekta çok güzel bir gol attı. Golden sonra Antalyaspor çekildi, Fenerbahçe ise "Eyvah puan farkı 7 oluyor, ben bir tane santrfor alayım" dedi. İki kenar oyuncusunu da değiştirdi Advocaat. Oyunun sonlarında Volkan, kıpırdandı biraz ama süre yetmedi. Fenerbahçe bu arada gol de buldu 2-3 pozisyona da girdi. Sow'un röveşata pozisyonunda 10 hakem hocasının 5'e 5 ayrılacağını düşünüyorum. Alper'in pozisyonu ise formasından çekilmesine rağmen ucuz penaltı olurdu bana göre... Şimdi Fenerbahçe, 7 puan geride Beşiktaş ve Başakşehir'den. Galatasaray'dan da 4. İki takıma da deplasmana gidecek. İlk haftalarda kaybedilen puanlar bugünleri getirdi.
Bu maçta Fenerbahçe geri düşene kadar pozisyon bulamadı, Lens'in kafa vuruşu dışında. Fenerbahçe Kadıköy'de Beşiktaş ve Galatasaray'a pozisyon vermedi ama giremedi de...
Fenerbahçe ikinci yarıya değişikliklerle başlamalıydı.
Volkan Şen ilk yarı hiç yok ama ikinci yarı en etkili silahtı. Sağ tarafta çizgiye inip 2-3 top kesti ama yeterli mi? Hayır. Fenerbahçe üç maçta 5'er gol attı, kalan maçları hep kısır. Hasan Ali'nin hiç katkısı var mıydı hücuma? Hiç yoktu. Mehmet Topal'ın da öyle. Souza'nın da bir şutu var sadece... Bence Fenerbahçe deplasmanda oyun formatını değiştirmeli.
Lens de çok kötüydü. Eksik oynattı Fenerbahçe'yi... İnanılmaz top kaybetti. Volkan ve Sow da öyle... Şener dışında hücumcu oyuncun kalmıyor bu tabloda. Fenerbahçe'nin sezon başından beri birinci santrforu da hiç olmadı. O zaman "Üretemezsiniz" dediğimizde itiraz ettiler. Tamam "Fenerbahçe kalpten oynuyor, iyi takım savunması yapıyor, merkezi iyi kapatıyor" dedik ama "İyi oynuyor" demedik. Mesela Galatasaray, Fenerbahçe'yi yense puan farkı şimdi 10'du, 4 değil. Yani kısaca eleştirilen, beğenmediğimiz Riekerink'in çalıştırdığı Galatasaray'dan 10 puan geride olacaktı Fenerbahçe.

Herkes birlik olmalı

Beşiktaş-Bursa maçı var. Onlarca, yüzlere polis kardeşimiz taraftarların güvenliğini sağlamak için orada... Olay 1.5 saat sonra oluyor. Sıcak bir çorba içmek için evlerine gidecekken şehit oldular. Mekanları cennet olsun, zaten yerleri belli.
Bizi koruyorlar, Doğu'da da, Güneydoğu'da da bizi koruyan insanlar.
Normal bir gelirleri olan insanlar... Maçta Selçuk'un, taraftarın polise nasıl davrandığını gördük. Taraftarları, insanları korumak için çalışırken hain bir saldırıya uğradılar. Defnedildikleri gün Peygamber Efendimizin doğum günü... Ona gül atacağımıza şehit yolladık. Herkes gibi çok üzüldüm. Ateş düştüğü yeri yakmasın. "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" demek doğrudur ama yetmez. Bu ülkenin lideri, "Doları bozun" diyorsa cebine sokmak için değil, ülke için istiyor. Ekonomik olarak ülkemizi terörle birlikte yok etmeye çalışıyor.
Kısacası siyasi görüşümüz ne olursa olsun, birlik ve beraberliğimizin lafta olmaması lazım...

*********

Atan da yiyen de yıldızlaştı

Gökhan, Altay'da müthiş bir çıkış yapmıştı. Kayseri'de bir düşüş yaşamıştı ama tekrar yükselişe geçiyor gibi. 3 gol yiyen kaleci için maçın yıldızı demek kolay değil. Futbolun doğrusu yoktu sahada, yalnızca üçüncü bölgede müthiş oynayan bir Galatasaray dörtlüsü vardı. Linnes, Serdar Aziz, Hakan Balta, Carole, De Jong, Selçuk altılısı ile öndeki dörtlü çok kopuktu. Gaziantepspor'un 13 haftadır bu kadar rahat oynadığını görmedim. Gerçi olsa olsa 7-2 olabilirdi en fazla.
Futbolun doğrusu oynanmadı ama hücum aksiyonları çok iyiydi Galatasaray'ın. Yine de savunma aksiyonlarında yine SOS verdi.
Geçen hafta ile bu hafta arasında bir fark yok. Ömer Üründül'ün tabiriyle bloklar arasında hala bir uçurum var. Gaziantep'te İsmail Kartal döneminde önce 0-0, sonra öne geçme çabası vardı. Gaziantep oyuncuları biraz boşalmış, rahatlamıştı. Disiplinsiz ama oynamaya çalışan bir takım vardı. Yanlış anlamasın Tahsin hocamız ama dün çıkan Gaziantep bir hazırlık maçına gelmişçesine riskler aldı. Galatasaray gibi güçlü bir takım bu mantaliteye 3 gol atar, 10 tane de kaçırır.
Galatasaray bu galibiyetle zirvede 'ben de varım' demiş oldu. Rakipleri Fenerbahçe ve Beşiktaş'a da, "Türk Telekom Arena'ya geleceksiniz daha" demiş oldular. Oyun olarak eleştirebiliriz Galatasaray'ı ama puan olarak başarılılar.
Özellikle ileri dörtlüye dönünce deneme yanılma yaparlar. Riekerink'in ideal dörtlüsü belli artık önde. Bruma-Sneijder- Yasin-Podolski. Hele hele rakip Bruma'ysa arkada bu kadar boşluk bırakırsanız cezalandırırlar.
Sahanın iki yıldızı vardı, birisi 3 golü yiyen Gökhan, 3 golü de atan Yasin...
Hatta 3 gol atan Yasin, dün futbolun doğrularını yapsa 2 gol, 4 asist bile olabilirdi.
Galatasaray'ın sorunu bireysel performansta değil. Sahadaki diziliş ve aradaki mesafeler.
Galatasaray'ın pozisyona girme problemi yok. Çalımcısı var, pasörü var, şutörü var.
Galatasaray'ın gol sıkıntısı olmaz, takım savunmasındaki mesafenin fazla açılması problem...
Bu antrenman ve bol tekrarla olur. Galatasaray taktik çalışmalarına daha çok ağırlık vermeli.
Topa sahip olmada bir numara, pozisyona da giriyorsun ama top rakipteyken problem yaşıyorsun. 2-1'ken bir kaza golü yesen 2-2. Tek problem bu, alan daralacak.

Maçı Tolgay hamlesi çözdü

Oynanan son 6 maçı da Beşiktaş kazanmış..
Bursa'yla aralarında bir rekabet var. Yedinci maçı buldu. İki takımın da 7 günlük periyotlarına bakmamız lazım. Bir tarafta Rize maçını kazanıp bu maça konsantre olmuştur Bursaspor. Ekip olarak analizlerini de yapmışlardır, bu maça konsantre olarak hazırlanmışlardır.
Beşiktaş ise Fenerbahçe deplasmanına gidiyor, 1 puana eyvallah diyor. Kiev'e gidiyorsunuz, 29'da kırmızı kart ve penaltı veriyorsunuz ve maç başka bir yer gidiyor.
İş psikolojik faktörlere geliyor böyle maçların ardından. Quaresma'nın, Talisca'nın, Caner'in de olmamasıyla daraldı kadro.
Bursaspor takımı Başakşehir'i ve Benfica'yı baz alarak önde basmaya çalıştı. Bekleri de çıkarmaya çalıştılar.
Beşiktaş son haftalarda preslerde sıkıntı yaşayabiliyor.
25 dakika önde baskı yapan Bursa, bu baskının karşılığını alamadı. Mücadele vardı ama kalite yoktu arada.
Beşiktaş ikinci yarıya pek alışılagelmedik bir sisteme döndü, 4-2-2-2 gibiydi. Oğuzhan ile Atiba, Necip ile Tolgay'ın önündeydi.
Atiba'ya hoca 'Gökhan'a yardım et' demişti. Penaltıya kadar hiç tehdit almadan iki bekini de çok çıkardılar. Arkalarında emniyet vardı çünkü. Atiba vardı birinde, diğerinde Tolgay ile Oğuzhan vardı. Geliyorum diyen gol penaltıyla geldi. İlk yarıda Oğuzhan markaj altındaydı, Merter'in kucağında olduğu için top alamıyordu. İkinci yarıda Olcay'ın yerine Tolgay girdi. O da geriye geldi, aldı topu. Önde baskıyı da onun kabiliyetiyle kırdı Beşiktaş.
Oğuzhan da aynısını yaptı. Gökhan ilk yarıda yoktu ama ikinci yarı Beşiktaş'taki en iyi maçlarından birini oynadı.
Bursa takımı enteresandır, son 10 dakika 2-2'yi bulabilecek iki pozisyon üretti. 5-6'ya gidebilecek maç bir anda bu pozisyona geldi Beşiktaş için.
Başakşehir maçındaki 25 ile 75 arasındaki baskısını dün Bursa'ya da yaptı Beşiktaş. Daha çok top yapan kimdi?
Beşiktaş. İsabetli oynayan, şut atan, orta yapan Beşiktaş... Maçın lehine olması doğaldır. İkinci yarı daha kabiliyetli orta sahalarla oynayınca bekler de devreye girdi. Bekler de oyuna girince rakip de dalgalandı. Böyle olunca dönen topların da hepsini Beşiktaşlılar aldı.
Bana göre verilen ilk penaltı değil, ikincisi net penaltı...
Marcelo'nun pozisyonu minimum sarıydı, bence kırmızı da verilebilirdi.
Evet, kararlar Beşiktaş'ın lehineydi. Bunu tartışmam ama bunlar çok gündeme gelmeye başladı. Hatalar var mı, var ama böyle olunca oyun saygınlığını kaybetmeye başlıyor. Böyle olunca maçlara 2 bin kişi gidiyor.
Bursaspor takımı dün hakem hataları yüzünden yenilmedi. İlk 25 dakika iyi top oynadın.
İskoç hakem için bunu söyleyemem, geçen seneki Braga maçındaki hakem için de söyleyemem. Onlar hata değildi çünkü... Onlar yanlış yaptılar.
Beck'le mücadeleyi gördü, faulü vermedi. Diyelim ki verdin penaltıyı ama kırmızı değil. Üç tane hata yapıyor orada. Kiev'de 3-4 saniye kaldı hakem, kale arkasındaki işgüzar yardımcısı bozdu bence onu da. Vermiyordu Thomson orada. Kale arkası hakemlerinin faydası kadar zararları da oluyor.
Yalnız şu da var, Beşiktaş'ın hatası da oldu Kiev'de. 2-0'ken taktik bir hamle yapılıp devreye kadar bağlanmalıydı, denersin, olmaz hadi 3-0 yenilirsin.
6 yiyemezsin. 3-0'dan Benfica'ya karşı 3-3'e dönmüş takım 6 yiyemez.
Aboubakar'a da bu yüzden kızıldı zaten. Orada dağıldı bir takım.