Potansiyel ve performans denklemi?
Dünya Kupası'nda üçüncü maçımızda ABD'yi yendik. Biz prestij için mücadele ederken, ABD grup liderliğini garantilediğinden 9 tane ilk 11 futbolcusunu oynatmayarak derin bir rotasyonla sahaya çıktı. Milli Takımımız da önceki karşılaşmaya göre dün 7 yeni isimle oynadı. Çoğu doğru hamleydi. Rakibin yaptığı ve bizim yaptığımız rotasyonu birbirine karıştırmamak lazım.
ABD karşısında alınan galibiyet tabii ki mutlu ediciydi. Bununla beraber bu (potansiyeli) neden sahada istenen (performansa ve enerjiye) dönüştüremedik? Kalıcı başarılar istiyorsak bunu çok iyi ve de doğru şekilde analiz etmeliyiz.
Montella daha önceki iki maçta hep istatistikler üzerinden oyunumuzu övdü. ABD ise diğer rakipler gibi değildi. Topa sahip olarak oynamak isteyen bir takım yani tam Bizim Çocuklar'ın oyun anlayışına uygun. % 47 topla oynadık, alan ve zaman bulduk. Tam bir hücum geçişi takımı olarak, rakip de istediğimiz oyunu oynadığı için kazandık. (Buna örnek başarılı olup çeyrek final oynadığımız Avrupa Şampiyonası'nda 10 kişi kalan Çekya maçı hariç hep daha az topa sahip olduk) Diğer iki rakibimiz topu bize bırakarak takımımızı istemediği oyuna ve tuzağa düşürdü.
Daha turnuva başlamadan derin analizler yapıp doğru stratejiler başta olmak üzere birçok parametreyi belirlemek gerekiyordu. Ama maalesef Montella'nın tek plan üzerinde takımımızı hazırlaması başarısızlığın en temel faktörüydü. İşin en ilginç yönü maç sonu bu yönde sorular karşısında hiçbir öz eleştiri yapmayıp sorulan soruyla alakalı cevap vermesine anlam veremedim.
