CANLI
SKOR
Ömer Üründül

Ömer Üründül

Sakın Lizbon’da çift santrforla başlama!

Fenerbahçe, dün gece sahasında 3 puanı aldı ama sergilenen futbol kesinlikle tatmin edici değildi. İlk devre yoğun bir baskı vardı ancak hücum organizasyonları kısırdı. Bunun da en önemli nedenleri şöyleydi: Çift santrfor birbirleriyle uyumlu değil. Ayrıca orta saha da bu ikili santrforla yakın bağlantı kuramıyor. Rakip de kenarlarda tedbir alınca F.Bahçe'nin oyunu tıkanıyor. İlk yarıda Talisca'nın kendisiyle kavgası vardı. Gerekli gereksiz her yerden şut düşündü. Kenarlardan üç kolay ortayı, uzaklara ilgisiz yerlere attı. Bir de bu yarının en net pozisyonunda üstten auta gönderdi. Kendisi açısından neyse ki ikinci devrede 3. golü atarak biraz rahatladı. Zaten bu golden sonra F.Bahçe, daha kontrollü oynamaya başladı ama kısa sürede üst üste iki ciddi tehlike yaşamaları, Mourinho açısından düşünülmesi gereken konuydu. Bu maçta seyir zevki olarak aklımdaki ilk şey, Petkovic'in attığı mükemmel frikik golüydü.
Gelelim genel gözlemlerime… İsmail Yüksek, hem F.Bahçe hem de Milli Takım için önemli bir oyuncu. Ama Mourinho bunu anlamıyor. Dün ciddi maç eksikliğine rağmen kısa süre bocalasa da sonradan çok iyi görev yaptı İsmail. Ciddi sorunlardan bir tanesi ise sürekli hareketli oynuyormuş gözükmesine rağmen Fred'den hiçbir olumlu aksiyon hamlesi gelmedi. Oğuz görevini yaptı. Duran, topla hiçbir yumuşaklık sergilemiyor. Brown, F.Bahçe için önemli bir transfer. Mourinho'ya son tavsiyem, sakın ha Lizbon'da maça çift santrforla başlama.

Çift santrforla oynamak yanlıştı

İlk devrenin son 10 dakikasına kadar tek taraflı bir oyun izledik. Benfica tempolu oynuyor, pres yapıyor ve sürekli hücumu düşünüyordu. F.Bahçe sadece karşılama görevi yapıyordu. Tabi bunun nedenleri tartışılmayacak kadar açıktı. Bu tip Avrupa takımları, oyun düzeni ve fizik kondisyonu açısından bizim takımlardan daha önde. F.Bahçe'nin bu devredeki en büyük artısı, çok net pozisyon vermemesiydi. İkinci devre daha dengeli bir oyun izledik. F.Bahçe, ilk yarıdaki gibi mahkum oynamıyor buna rağmen üretemiyordu. Rakip 10 kişi kaldıktan sonra artık oyunun tek hakimi F.Bahçe'ydi. Eksik rakip karşısında Mourinho, stoperlerinden birini çıkararak Göztepe maçındaki hatasına düşmedi. Ama yoğun baskı golü getirmedi. Sonuçta iş rövanşa kaldı. Tabi ki avantajlı Benfica ama F.Bahçe'nin de şansı devam ediyor. Bilhassa rakibin orta sahadaki en önemli oyuncu Florentino'nun cezalı duruma düşmesi F.Bahçe için küçük bir avantajdır. Gelelim genel görüşlerime… Bu tip Avrupa takımları karşısında çift santrfor oynamak son derece yanlış. Hücumda yetersiz bir F.Bahçe izledik. Feyenoord maçını örnek gösterenlere şu iki noktada cevap veririm… Birincisi, o güne mahsus ekstra bir maçtı. İkinci haklılığımı gösteren etken de Göztepe deplasmanıdır. Bu düzende F.Bahçe, İzmir'de tek net pozisyon dahi bulamadı. Brown yine hırslıydı ama dağınıktı. Takımın oyun kurgusu yüzünden Semedo, bekleneni vermedi. Ben yine en çok Skriniar ile Amrabat'ı beğendim.

Tesadüf olmazsa G.Saray puan kaybetmez!

🔴 G.Saray sezona galibiyetle başladı. Gaziantep'teki kadroya bakarsak yeni olarak bir tek Leroy Sane vardı. Sarı-kırmızılı takım hakkında neler söylersiniz?
Galatasaray sezona farklı bir galibiyetle başladı. Ligimizin takımlarının genelde zayıf olmaları sebebiyle zaten G.Saray ile F.Bahçe'nin bu rakipler karşısında puan kaybetmeleri ya büyük teknik adam hatalarına ya da o günkü tesadüflere bağlı olur. G.Saray'da artık kadro yapısı da oturmuş durumda. Hiç zorlanmadan, tempoyu yükseltmeden kolay bir galibiyet elde edildi. Torreira her zamanki gibi orta sahanın bel kemiğiydi. Barış Alper de ön plana çıkan bir numaralı isimdi. Neden? Çünkü fizik açıdan bizim ligimizin üstünde olduğu için.

DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE O POZİSYONDA VAR DAVETİ GELMEZ
🔴 İlk maçtan hakem tartışmaları başladı. Ali Şansalan iki penaltı ve kırmızı kartı VAR yardımıyla verdi. Neler söylersiniz?
Benim senelerdir üstünde durduğum çok önemli bir konu var. Yeri geldikçe de tekrarlıyorum. Ülkemizde dünyada benzeri olmayan bir büyük takımlar olayı var. Medyada da böyle. Genelde kritikler büyük takımı tutan yazarlar tarafından yapılıyor. Eğer hakemler büyük takım lehine hata yapmışsa ses çıkmıyor. Aksi durumda da kıyamet koparıyorlar. İşte bu yüzden hem maçı yöneten hakemler hem de VAR'da görev yapanlar resmen korkuyorlar. Sarper Barış Saka da ilk icraatını yaptı. Dünyanın hiçbir yerinde ilk penaltı pozisyonu için VAR'a hakem davet edilmez. Eğer bu pozisyon Gaziantep lehine olsaydı, hakemi VAR'a çağırması sıfır ihtimaldi. Belli ki bu sezon da alışılmış biçimde kuvvetliler korunup zayıflar ezilecek. Ligde adalet kalmayacak. Bunun en önemli faturası da takımlarımızın karşısına Avrupa kulvarında çıkıyor.

BU ZEMİNLERDE MAÇ OYNANMASI YASAKLANMALI
🔴 Gaziantep'te saha zemini çok kötüydü. Hatta sakatlanan M'Bakata sezonu kapattı. Buna bir yaptırım gelmeli mi?
Futbolcular büyük tehdit altında. Bence TFF'nin, zemini uygun olmayan sahalarda maç oynanmasını yasaklaması lazım.

SANE İSTANBUL'A ÇOK HIZLI UYUM SAĞLAMIŞ
🔴 Leroy Sane ilk resmi maçında 90 dakika sahada kaldı. Alman oyuncuyu nasıl buldunuz?
Sane çok klas ve kaliteli bir kanat forveti ama benim her zaman yeri geldikçe vurguladığım bir konu var; günümüz futbolu artık atletizme döndüğünden kaliteli oyuncuların da yere sağlam basmaları lazım. Sane de İstanbul'a gelen birçok yabancı futbolcu gibi hem ligi küçümseyerek hem de buradaki rahatlığı görerek fizik olarak son derece düşüktü. Bir an önce toparlanmalı. Güçlü bir Sane, gerçekten çok önemli katkılar sağlar.

Fred kimliğinden çok uzakta

Bizim hiçbir takımımız, vasat Avrupa takımları karşısında favori değildir. Bunun da bana göre en önemli nedeni; her Avrupa takımının, yapılarına göre oturmuş bir sistemleri olması. Bir de tabii bize göre fiziki üstünlükleri… Dün ilk yarıda Fenerbahçe çok mahkum oynadı. Tempoyu ayarlayan, topa hakim olan, pres yapan, savunmayı zorlayan bir Feyenoord vardı. Ama takım savunmasının alan daraltarak dikkatli olması, rakibe tek şans golünden fazlasını vermedi. İkinci yarı daha dengeli, daha hücuma etkili çıkabilen bir Fenerbahçe gündeme geldi. Sonra Mourinho'dan iki hamle geldi. Ve maçın sonlarına doğru Amrabat'ın mükemmel golüyle skor kritik dakikada dengelendi. İşte bu golden sonra, o basit gol gerçekten yenmemeliydi. Sonuç olarak iş Kadıköy'e kaldı. Tabii ki zor bir maç olacak. Ne olursa olsun o ikinci gol Feyenoord'a önemli bir avantaj getirdi. Şimdi gelelim genel görüşlerime… Oosterwolde'yi takdir etmek istiyorum. Ağır bir sakatlık geçirip bir sene futboldan uzak kalıp sezon başındaki bu fiziksel performans önemli. Skriniar iyi oynadı. Bir önemli konu var… Fred artık kesinlikle çok önemli oyuncu kimliğinde değil. Oğuz Aydın dün gece çok kötü oynadı. Herhalde bunun nedenini kendi biliyordur. Duran'ın zamana ihtiyacı var. Yeni gittiğin bir takımda uyum süreci için en zor görev yeri santrfordur. Bana göre iddia ediyorum, Fenerbahçe'nin en iyi transferi Semedo'dur.

Jhon Duran değil En-Nesyri olmalı

Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi yolunda ilk önemli sınavına çıkıyor. Sadece Fenerbahçe için değil Avrupa kulvarında mücadele veren tüm takımlarımızla ilgili görüşüm net; karşımızda vasat rakipler de olsa sistem açısından bizden öndeler. Ayrıca fizik açıdan da her zaman bizim takımlarımıza fark atıyorlar. Çünkü bizim ligimizin kalitesi Avrupa kulvarında zıt kutup teşkil ediyor. Bizim mücadele gücümüz, Avrupa'nın uzağında. Feyenoord, sistemi oturmuş bir takım… Onlarda teknik direktörün kim olduğu pek fark etmiyor. Çünkü oturmuş sisteme kimi getirseniz oyun aynı şekilde devam ediyor. Robin van Persie'nin geçmiş yıllardan Fenerbahçe'yi çok iyi tanıyor olması önemli değil. Bu maçta bütün iş Jose Mourinho'ya düşüyor. Kontrollü bir anlayış, doğru takım tertibi önemli. Öncelik oyunu tutmak olmalı ve iyi bir neticeyle İstanbul'a dönmek hedeflenmeli. İki ayaklı maçlarda deplasmanda alınacak skor çok daha büyük önem taşıyor. Yenilere göz atacak olursak; Skriniar zaten bu takımın içindeydi. Hazırlık sürecinde yoktu ama arkadaşlarına yabancı değil. Archie Brown güçlü ve atletik bir oyuncu. Günümüz futboluna uygun. Keza santrfor Jhon Duran da genç ve fizik açıdan güçlü bir oyuncu. Ancak uyum için en zor görev yeri santrfordur. Portekizli hocanın yerinde ben olsam En-Nesyri'yi tercih ederim. Bana göre Fenerbahçe'nin bu sene yaptığı en iyi transfer Semedo. Kendisini çok izledim ve iyi tanıyorum. Güçlü bir oyuncu, büyük katkı verecektir ancak yeni geldiği için ben olsam bu maçta 11'de tercih etmezdim.

Fizikten kalmayalım!

🔴 Türkiye geriden geldiği maçta ABD'yi Arda Güler ve Kerem Aktürkoğlu'nun golleriyle 2-1 yendi… Oynanan futbol için 'vasatı geçmedi' yorumları var. Siz katılıyor musunuz?
Katılıyorum… Maçın geneline baktığımızda beni tatmin eden, 15 ila 45'inci dakikalar arasındaki oyundu. İkinci devre ise fiziksel düşüşle oyunun kontrolü tamamen rakibin eline geçti. 4 tane de ciddi gol tehlikesi atlattığımızı göz ardı etmeyelim. Amerika maçıyla ilgili üstünde durduğum en önemli problem; sahaya değişik takım tertibi ve eksik kadro ile çıkan rakibin topa sahip olmada bizden üstün olmasıydı.
🔴 Dikkat çeken oyuncular var mıydı? Kimleri beğendiniz? Özellikle İsmail Yüksek için ne dersiniz? Kimlere zayıf not verdiniz?
Benim takımda en beğendiğim isim İsmail Yüksek'ti. Belki mükemmel değildi. Ama geçen sezonki ciddi maç eksikliğine rağmen ikili mücadelelerdeki başarısı tartışılmazdı. Bekleneni veremeyen oyunculara gelince; Orkun Kökçü'yü çok yorgun gördüm. Çünkü Benfica'da sürekli 11 oynayarak çok ağır bir maç trafiği yaşadı. Fiziki açıdan diri olmasına rağmen Kenan Yıldız, beklendiği gibi değildi. Arda Güler ise yorulana kadar klasını konuşturdu. Montella'nın Arda'yı maç sonuna kadar oynatması, onu 90 dakikalara alıştırmak için doğru bir tercihti. Geri dörtlüde ikinci yarıda bazı hatalar gözüktü. Ama bunların nedeni, öndeki savunma anlayışımızın yetersiz kalmasındandı. Orta saha ve forvet, defansif olarak eksik kalınca yük savunmaya bindi.
🔴 Galatasaray'a transferi konuşulan Berke Özer kaledeydi… Berke için neler söylersiniz?
Berke'nin yenilen golde hiçbir hatası yoktu. Onun dışında bazı kurtarışlar yaptı. Ama o kurtarışlar, daha çok rakibin net pozisyonları kötü kullanmasından kaynaklandı. En beğendiğim tarafı ise ilk defa A Milli olmasına rağmen kendinden emin görüntüsüydü.
🔴 4 Eylül'de Gürcistan, 7 Eylül'de İspanya maçlarıyla Dünya Kupası eleme grubuna başlayacağız... Bu ekip, bu kadro rakiplerimize karşı ne yapar?
Şimdi bizim grubumuzda çok büyük bir takım var; o da İspanya… Onun için ilk ana hedef grup ikinciliği. Bunun için de ben en çok ilk maçımızı önemli buluyorum. 4 Eylül'de Tiflis'e gideceğiz. Gürcistan, futbolda aşama kaydediyor. Avrupa Şampiyonası'nda onları yendik ama sıkıntılı bir 90 dakika geçirdiğimiz de unutulmasın. Yıldızları Kvaratskhelia bu sezonu çok iyi geçirdi. Bilhassa PSG ile oynadığı Şampiyonlar Ligi final maçındaki futbolu çok doyurucuydu. En büyük endişem, eylül maçlarına fizik olarak tam hazır olamayışımız!
🔴 Arda Güler, Real Madrid'de çok şans bulamadı ve bu devamlı tartışma konusu oldu. Artık düzenli ilk 11 oynayacağı bir takıma gitmeli mi?
Sezon ortasında Real Madrid'in maçlarını yorumlarken hep Arda'nın başka bir takıma gitmesi gerektiğini belirttim. Çünkü Ancelotti çok tutucu bir teknik adamdı. Xabi Alonso için 'Arda'yı oynatır' deniyor. Bakıp, göreceğiz. Ancak bunun garantisi yok. Eğer Arda takımında sürekli forma şansı bulursa bizim Milli Takım'da yıldızı çok parlar ve büyük bir star olur.

Ustalık harikası!

Okan Buruk, Galatasaray'da 3'üncü senesinde de önemli bir başarıya imza atarak, yine takımını şampiyon yaptı. En önemli rakibi Fenerbahçe'ye karşı 2 lig maçında bir galibiyet, bir beraberlik aldı. Ziraat Türkiye Kupası'nda da tek maç üzerinden oynanan çeyrek finalde rakibini deplasmanda yenerek turu geçti ve sonunda da kupa şampiyonluğuna ulaştı. G.Saray'ın fırsat transferiyle Osimhen'i alması bu sezon için belki de en önemli hamleydi. Nijeryalı golcü, bu sezon takıma muazzam bir katkı sağladı. Ama ben yeri geldikçe vurguluyorum, çok önemli bir futbolcu da olsa başarı için takım oyunu önemli. Örneğin Galatasaray bundan önceki 2 senede Osimhen olmadan şampiyon oldu. Okan Buruk'un sezon içinde zaman zaman hataları vardı. 3'lü defans ve çift santrfordaki ısrarı bazı maçları kazansa dahi sıkıntılar yarattı. Son dönemdeki rahatlama F.Bahçe ile oynanan kupa maçıyla geldi. Bu derbide hem moral depolandı, hem de rakibinin psikolojisini bozmuş oldu.



Galatasaray'daki en önemli faydalı değişim ligdeki Beşiktaş yenilgisiyle geldi. Okan Buruk, çift santrfordan vazgeçti. Lemina'nın ortaya monte edilmesi takımın dinamosu Torreira'yı rahatlattı. Aynı zamanda Torreira'ya golcülük kimliği de kazandırdı. Tabi madalyonun bir de öbür yüzü var. Avrupa kulvarı… Young Boys'a Şampiyonlar Ligi play-off'unda elenmenin ardından, Avrupa Ligi'nde çok kolay grupta beklenmedik kayıplarla ilk sekiz şansını kaçırmak ve sonra da ikili maçta elenmek eleştirilmesi gereken noktalar. Okan Buruk'un, Avrupa'da ligdeki alışılmış düzenin dışına çıkarak daha kontrollü, daha takım savunmasına önem veren bir anlayışa dönmesi gerekiyor. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim; genç bir teknik direktör Akhisar ile Türkiye Kupası kazanmışsa, seyircisiz Başakşehir'i büyüklerin hegemonyası olan ligde şampiyon yapmış ve sonrasında Galatasaray'ı da üç sene üst üste lig şampiyonluğuna taşımışsa o adamı tebrik etmek gerekir.

Enrique’nin başarısı...

Münih'te dün gece son senelerin en tek taraflı finalini izledik. Paris Saint- Germain mükemmel bir futbolla Inter'i adete sahadan sildi. İlk yarıyı tamamen kontrollerinde oyunu domine ederek oynadılar. İki gol bulurken önemli hücum güçlerinin yanında takım savunmaları da çok başarılıydı. İkinci yarıda Inter'in skor dezavantajıyla risk alacağını düşünerek geriyi kalabalık tutup bütün planlarını geçiş oyunu üzerine kurdular. Bu şekilde de üç gol daha atarak tarihi bir skorla finali noktaladılar. PSG'nin en önemli alışılmış oyun şablonu sürekli topa sahip olmaya yönelik. Bu mükemmel pas trafiklerinin de bir numaralı organizatörü orta sahada Vitinha…
En önemli artıları da hücum pres yapıyorlar, devamlı hücumu düşünüyorlar. Rakibin ani çıkma düşüncelerine karşı da Barcelona gibi defanslarını çizgi halinde öne çıkarıp arkada genişlik bırakmıyorlar. Takım olarak bunu çok iyi başardılar. Kimleri öne çıkarmak gerekir dersek Kvaratskhelia ile 19 yaşındaki Desire Doue derim. Luis Enrique'nin gerçekten büyük teknik direktörlüğünü kutlamak lazım. Takımını hem Fransa'da lig şampiyonu yaptı hem Fransa Kupasını aldı hem de Şampiyonlar Ligi şampiyonu olup tarihi bir başarıya imza attı.
Inter, Paris Saint-Germain'in müthiş takım oyunu karşısında adeta çaresiz kaldı. Hücum girişimleri çok yetersizdi. En büyük güvenceleri olan takım savunmaları da alışılmış dışı felaketti.

Mourinho yine bildiğimiz gibi!

Fenerbahçe, geçen haftaki derbi mağlubiyeti ile matematiksel olarak olmasa da lige havlu atmıştı. Dün gece adeta tatsız tuzsuz bir formalite maçı izledik. Fenerbahçe ilk yarıda son derece temposuz, devre sonundaki gole kadar pozisyonsuz bir futbol sergiledi. Nasıl tempo yapabilirler ki? Dzeko- Tadic-Talisca bir arada oynuyor. Bir de üstelik Diego Carlos gibi sanki futbolu bırakmış bir stoper sahada. Fenerbahçe ilk devre ortasına kadar üç kez de sarı kart gördü. Diego Carlos'un net ikinci sarısını göstermeye ise hakem Burak Pakkan gördüğü halde cesaret edemedi. Sonra 45. dakikada sahneye ilk yarının en iyi futbolcusu Mert Müldür çıktı. Çok kaliteli bir gole de imza attı. İkinci yarıda teknik direktör Jose Mourinho, Carlos'u çıkarınca Fenerbahçe çok düşük temposuna hiç olmazsa 1 vites ekledi. Ardından Milan Skriniar'ın yoktan var ettiği bir pozisyonda fark ikiye çıktı. Sonra da En-Nesyri alışılmış kafa gollerine uzun aradan sonra dönmüş oldu. Oğuz da neticeyi ilan etti. Ve sonuçta da 3 puan kazanıldı. Mourinho yine beklendiği gibi altı oyuncu değiştirerek maça başladı. Sonra da kafasına göre hamleler yaptı. İrfan Can Kahveci ile yıldızının barışmadığı kesin bir gerçek. Sormak istiyorum kendisine, 'ortaya çıkardım' diye övündüğü Yusuf Akçiçek neden oynamıyor? Gelelim Başakşehir'e... Nerede eski senelerin Başakşehir'i! Düşük tempo ile oynayan bir F.Bahçe'den 4 gol yemeleri için acaba Çağdaş Atan ne düşünüyor?